Düşünce Özgürlüğü için 7. İstanbul Buluşması 9 ve 10 Ekim 2010 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde yapılıyor. Toplantının onur konuğu, ABD yurttaşı ve Yahudi asıllı ünlü dilbilimci Prof. Noam Chomsky. ABD ve İsrail’in yayılmacı politikalarını acımasızca eleştiren Chomsky, Mavi Marmara baskını sonrasında bir konferans için gittiği İsrail’e alınmamıştı.
Noam Chomsky’nin buluşmaya destek mesajını aşağıda izleyebilirsiniz.
İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde ve İstanbul Bilgi Üniversitesi İnsan Hakları Hukuku Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin işbirliğiyle yapılan buluşmaya dünyanın çeşitli ülkelerinden 20 kadar düşünür katılıyor.
Katılımcılar, iki gün sürecek oturumlarda düşünce özgürlüğünün bugününün yanısıra -ve özellikle- geleceğini de tartışacaklar.
Toplantılar herkese açık, ancak önceden kayıt gerekiyor. Kayıt için: 0212/ 444 0428
Daha fazla bilgi için http://www.antenna-tr.org/sites.aspx?SiteID=52
Geçtiğimiz yıl sokak hayvanları için hazırladığı kısa filmi Ezber ödül alan yönetmen Tolga Öztorun, Yedikule Hayvan Barınağı’nın bir gününü içeren “ Sıradan ” bir gün isimli yeni bir belgesel çekti.
İzleyenlere “siz hiç barınak gördünüz mü?” diye soran belgeselin görüntü yönetmenliğini Efe Balkan yaptı.
4 Ekim Dünya Hayvan Hakları haftası sebebi ile çekilen belgeselin çekimleri Yedikule Hayvan Barınağında 3 gün sürdü. Belgeselde sokak köpeklerinin yaşamları konu ediliyor.
Belgeselin yönetmeni ve aynı zamanda Yeşiller Partisi Hayvan Hakları Çalışma Grubu üyesi olan Tolga Öztorun “‘Sıradan bir gün’ bir ömür kadar uzun, bir düş kadar çabuk geçer bazen…Barınakta yaşamak zordur. Barınaklar köpekler için bir son durak değil, yeni yaşamlarına gidecekleri bir ara istasyondur. Lütfen dostlarınızı barınaklardan sahiplenin.” diyor.
“Sıradan” bir gün belgeseli http://vimeo.com/15590357 adresinde ve İz TV’de izlenebilir. Belgeselin İz TV yayın saatleri şöyle: 03 Ekim 00:55, 03 Ekim 17:30, 04 Ekim 14:30, 20 Ekim 19:30, 24 Ekim 01:10, 24 Ekim 15:50
(Yeşil Gazete)
“ Sıradan ” bir gün bir ömür kadar uzun, bir düş kadar çabuk geçer bazen…
Felaket bölgesinde zehirli kırmızı çamurla kaplanmış bir köpek
Macaristan’ın Ajka kentinde bulunan aluminyum fabrikasının atık barajının önceki gün çökmesi sonucunda yaşanan çevre fekaletinin sonuçları büyüyor. Başkent Budapeşte’nin 160 km güneyindeki Ajkai Aluminyum Rafinerisi’nde meydana gelen kaza sonucu en az 1 milyon metreküp zehirli kırmızı çamur 40 kilometrekarelik bir alana yayılmış, yaşanan atık seli sonucuda 4 kişi ölmüş ve 120’dan fazla kişi yaralanmıştı. Halen 6 kişi de kayıp.
Boksit madeninden aluminyum elde edilen fabrikanın “kırmızı çamur” adı verilen atığı yüksek miktarda demir, kadmiyum, kurşun, arsenik ve krom gibi ağır metaller içeriyor. Bu ağır metaller çevrede ve canlıların dokularında birikme özelliğine sahip. Düşük düzeyde radyoaktif ve yüksek pH düzeyine sahip olan zehirli atıkla kirlenen Marcal nehri için üçüncü derecede alarm ilan edildi. Kıpkırmızı olan nehrin suları aşırı yağışların da etkisiyle Tuna nehrine doğru ilerliyor.
Zehirli atık Marcal nehrini kırmızıya boyadı
Yaşanan felaketin Avrupa’nın 12 ülkesini etkileyebileceği söyleniyor. Macaristan WWF başkan yardımcısı Gabor Figeczky yaptığı açıklamada bu beklenmedik felaket nedeniyle sulak alanların ve akarsuların zehirlendiğini ve içme suyu kaynaklarının tehlikede olduğunu belirtti.
Kaza bundan 10 yıl önce, Ocak 2000’de Romanya’nın Baia Mare kentindeki altın madeninin siyanür havuzunda meydana gelen patlamayı hatırlatıyor. Baia Mare kazasında da tonlarca siyanür ve ağır metal içeren zehirli atık Tuna nehrine karışmıştı.
Türkiye’de vicdani olarak eline silah almak istemeyenleri sayısı gün geçtikçe artıyor. Son olarak Kürt vicdani ret hareketinin aktivistlerinden Mahir Yuksel de vicdani reddini açıkladı. Mahir Yüksel ile birlikte vicdani reddini açıklayan Türkiyeli sayısı 139’a ulaştı.
Hindistanlı üç çöp toplayıcı, Birleşmiş Milletler’in Çin’de devam eden İklim Değişikliği Konferansında bugün (06 Ekim Çarşamba); karbon salımlarını azaltmak için yaptıkları çalışmaları sunacak ve deneyim paylaşacaklar.
Çöp Toplayıcılar - Delhi
Pune’dan gelen Baidabai Gaikwad, Nasik’ten gelen Maya Khodave ve Bombay’dan katılan Sushila Sable; Çin’deki toplantıda dünyadaki tüm çöp toplayıcıları da temsil ediyor olacaklar.
Hint Atık Toplayıcıları Birliği koordinatörü Nalini Shekar konu hakkında açıklama yaparak, şunları söyledi:
Dostlarımız, deneyimlerini ve paylaşmak ve katılımcıları emisyon azaltımına atık toplayıcıların yaptığı katkı hakkında bilgilendirmek için buradalar. Onlar aynı zamanda, Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi sürecinin dışlanmış kesimler üzerindeki olumsuz etkilerini de açıklayacaklar.
Dünya’da 15 milyondan fazla insan yaşamını çöp toplayarak idame ediyor. Çöp toplayıcılar, iklim değişikliği ile mücadele ve emisyon azatlım konusunda atık yönetimini içeren ve böylelikle hem ekonomik, ekolojik hem de sosyal boyutları olan çözüm önerileri getiriyorlar.
Uluslararası Baran Tursun Vakfı’nın aylık olarak yayınladığı raporun Ekim sayısında da, ne yazık ki hiç iç açıcı haberler yer almıyor. Türkiye’nin dört bir köşesinde kolluk kuvvetleri, görev tanımlarını ve yasal yetkilerini kötüye kullanarak uluslararası insan haklarına gölge düşürmeye devam ediyorlar. Vakıf’ın bu ay kamuoyu ile paylaştığı vakalar arasında; gözaltında işkence ve tecavüze cezasızlık talebi, cezaevlerinde baskılar, anadilde eğitim isteğine polis müdahalesi, engellenen internet sitesi, Mehmet Ağar davası gibi konular yer almakta. İnsan hakları ihlali yapan, işkence ve kötü muamele sorumlusu devlet görevlilerinin cezasız kalması, Türkiye’yi özellikle AİHM kararlarında zorluyor ve ülkenin uluslararası itibarını son derece zedeler durumda olmayı sürdürüyor.
350.org tarafından organize edilen ve dünyanın neredeyse bütün ülkelerinde aynı anda yapılacak olan 10/10/10 eylemlerine 5 gün kala ABD başkanı Barack Obama Beyaz Saray’ın çatısına güneş panelleri koymayı kabul etti. ABD’de 10/10/10 kampanyasının önemli amaçlarından birini Beyaz Saray yönetimini daha önce Carter döneminde yerleştirilen, ama Reagan yönetimi tarafından sökülen güneş panellerini tekrar Beyaz Saray üzerine yerleştirmeye ikna etmek oluşturuyordu. Kampanyanın öncülerinden Bill McKibben geçtiğimiz haftalarda Beyaz Saray’la yaptığı görüşmelerde yöneticileri konunun önemine ikna etmeyi başaramadığını ve hayal kırıklığına uğradığını söylemişti.
10 Ekim’de bütün ülkelerde yapılacak “Küresel İş Başı Partisi”ne sadece 5 gün kala Beyaz Saray’ın en azından banyo ve mutfağının enerjisini karşılayacak büyüklükte güneş panellerini yerleştirmeyi kabul etmesi eylemciler için büyük motivasyon oldu. Bill McKibben kampanya sitesinde “şimdi bu zamana kadar beklediklerine seviniyorum, çünkü zamanlama çok iyi oldu” diye yazdı.
10/10/10 eylemleri iklim değişikliğini durdurmak için bireysel eylemin ve günlük hayatta yapılacak değişikliklerin hükümetlere örnek oluşturmak için önemli olduğunun altını çizmeyi amaçlıyor. Eylemler 185 ülkede ve 6227 noktada aynı anda yapılacak. Türkiye’de yapılacak eylemlerin en büyüğü “eylemce” adıyla Pazar günü Taksim Gezi Parkı’nda yapılıyor. Buluşma 15:00’de Galatasaray’da başlayacak. (The Huffington Post, 350.org)
Meksika’da yıl sonunda yapılacak olan iklim değişiklikleri müzakerelerini gösteren Avrupa Komisyonu İklim Değişikliği Politikaları Başkanı Artur Runge-Metzger; ülkeler aralarındaki antlaşmazlıkları ciddi bir biçimde azaltmazlarsa uluslararası iklim müzakerelerinin gereksiz ve anlamsız olacağı konusunda delegeleri uyardı. Çin’in Tianjin kentinde Birleşmiş Milletler tarafından yürütülen iklim değişikliği toplantılarının açılışında konuşan Runge-Metzger şunları söyledi:
Eğer Meksika’nın Cancun şehrinde yapılacak olan Taraflar Konferansı’nda iklim değişikliği ile mücadele konusunda mücadeleyi ileriye götürecek bir somut adım üretilemezse; bu toplantılar dünya tarafından anlamsız ve gereksiz olarak görülecektir. Bu güzel yerlerde buluşuyoruz, binlerce km yol yaparak geliyoruz buralara; eğer bu süreç etkili değilse, insanlar; “eğer siz anlaşamıyorsanız; niye sizi desteklemekle uğraşmalıyız?” diye soracaklardır.
AB Komisyonu İklim Değişikliği Politikaları Yöneticisi Artur Runge-Metzger
Runge-Metzger’in bu yorumu; sahil şehri Tiajin’de birçok üst düzey müzakereciler tarafından da dile getiriliyor. Çin’in Tiajin kenti şu anda 3.100 resmi iklim değişikliği müzakerecisinin, yöneticilerin, gazetecilerin ve sivil toplum temsilcileri ile iklim değişikliği aktivistlerinin geçen sene Kopenhag İklim Değişikliği Müzakerelerinde kaybettikleri itibar ve güveni tekrar kazanmaya çalıştığı iklim değişikliği toplantılarına ev sahipliği yapıyor.
Nitekim, BM İklim Yöneticisi Christiana Figueres de açılış konuşmasında; ortak bir zemin bulma arayışlarının hızlandırılması gerektiğine dikkat çekti. Cancun’da bir ilerleme kaydetmek ve iklim değişikliğinin önleyecek küresel anlaşmayı yapmak için hükümetlere seslenen Figueres “Hükümentler olarak; ya yerinizde durmaya devam edersiniz ya da adım atarsınız. Şimdi bu seçimi yapmanın tam zamanıdır” diyerek durumun aciliyetini vurguladı.
Tianjin çalışma toplantıları bu görüşler ışığında, iklim değişikliği ile mücadelede harekete geçmenin önemine dikkat çekilen bir ortamda başladı. Tüm dünya; Meksika’da 16. Düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı öncesinde düzenlenilen son çalışma grupları toplantısı olan Tianjin toplantılarını ve tabiî ki Kasım’ın son günlerinde başlayacak olan Cancun toplantısının sonuçlarını dört gözle bekliyor.
Datça'da da 2 Milyon İstanbullu eylemine destek için mumlar yakıldı
Yeşiller Partisi’nin, İstanbul Boğazı’na üçüncü köprü projesini protesto amacıyla başlattığı ”2 Milyon İstanbullu” kampanyasına destek vermek için Datça’da da eş zamanlı mumlu eylem yapıldı.
İstanbul Boğazı’na yapılması planlanan üçüncü köprü, 2 milyon ağacın kesileceği gerekçesiyle Datça’da protesto edildi. “Ağaçlar Kalsın, Köprüler Kalksın” sloganı ile gerçekleştirilen Datça’daki eylem Taşlık Plajı’nda gerçekleşti. Yeşiller Partisi koordinasyonuyla eş zamanlı gerçekleşen eylemde belirlenen noktada toplanan katılımcılar 1 saat mum yakma eylemi yaptı. Guruptakiler, ellerindeki mumlarla birlikte “3. köprü İstanbul için cinayettir. 3. Köprüyü istemiyoruz” diye haykırdı.
Devrimci Gençlik Köprüsü’nün mimarı da eylem alanındaydı
3. köprüye karşı yapılan mum yakma eyleminde, birinci İstanbul Boğaz köprüsünün yapımına karşı çıkan 68 gençliğinden mimar Necati Sağır da eylem alanındaydı. İstanbul Boğaz köprüsüne karşı çıkarken, aynı dönemde Hakkari’de bir düğün alayı geçişi sırasında yaklaşık 20 kişinin boğularak öldüğü Zap suyuna Devrimci Gençlik Köprüsü inşa eden üniversite öğrencileri arasında yer alan Sağır, “Devrimci gençlik olarak Boğaz Köprüsü’nün birincisine de karşıydık, üçüncüsüne de karşıyız” dedi.
Mimar Necati Sağır, İstanbul Boğazı’na köprü yapımına karşıyken, köprüye çok daha ihtiyaç duyulan Zap Suyu’na köprü yaptıklarını belirterek “Çünkü, ekonomik ve uygun alternatif geçişleri red ederek yapıldığı için İstanbul Boğazı’na köprü yapımına karşı çıkmıştık. Haklıydık da. Şimdi üçüncüsünü yapıyorlar. Her an bir dördüncüsü de yapılacaktır. Yani bunun sonu yok. Otomobil sektörüyle bir anlaşma var sanırım. Birinci Boğaz Köprüsü’ne karşıyken, Zap Suyu’na köprü yaptık. Çünkü oradaki insanların köprüye çok daha fazla ihtiyaçları vardı. Biz köprü yapmaya gitmezden yaklaşık 5 ay önce bir düğün alayı geçişinde zannediyorum 15-20 kişi boğularak ölmüştü. Oralara kimse ilgi göstermiyordu. Biz dikkat çekmek için oraya gitmiştik. Devrimci Gençlik olarak yaptığımız köprü oradaki halk tarafından Deniz Gezmiş Köprüsü olarak adlandırıldı. Ve daha sonra bombalandı” diye konuştu.
Daçev başkanı Melda Omay da yaktıkları mumlarla, Yeşiller Partisi’nin ‘2 milyon ağaç için 2 milyon İstanbullu’ eylemine destek verdiklerini belirterek, “İstanbul kıyılarındaki bütün sahillerde, 2 milyon ağacı kurtarabilmek için 2 milyon insan hedefleniyor. Bizde Datça’dan 2 milyon ağacın kesilmesine karşı olduğumuzu ve İstanbulla eş zamanlı yapılan eylemi desteklemek için burada mum yakarak, eylem yapıyoruz. Zira, ulaşımın köprülerle değil, alt geçitlerle yapılmasının daha doğru olduğunu düşünüyorum. Bu köprüler Kuzey’e doğru yani İstanbul’un akciğeri olan bu ormanları yok edecek. Çünkü İstanbul’un sadece kuzeyinde orman kaldı. Başka yerde yok. Çok ciddi araziler yok ediliyor ve çok fazla ağaç kesilmek zorunda kalıyor. Bu katliam iklim değişikliğine yol açabilecek kadar ciddi bir sorundur” dedi.
‘İstanbul’un nüfusu artmasın, köprülere ihtiyaç duyulmasın’
Deri rölyef sanatçısı ressam Akif Şenoğlu da “İstanbul’u büyütmemek gerekir. Ama bunun için bütün Anadolu’yu saygın, yaşanılabilir yerler olarak bırakmak veya bu şekilde kalması için çaba göstermek gerekiyor. Örneğin Kars, Kars gibi kalmalı, Adana, Adana gibi kalmalı ve İstanbul’a göç zorunlu olmamalı. İstanbul’un nüfusu 20 milyona çıkmasın ve üçüncü dördüncü köprülere ihtiyaç duyulmasın” dedi.
Yeşiller Partisi Tarım Çalışma Grubu’ndan Hakan Ozan Erzincanlı, cin mısır denen ve patlamış mısır yapmak amaçlı satılan mısırların genetiği değiştirilmiş olduğu konusunda halkı uyardı. GDO’lu gıdaların biz fark etmeden hayatımıza girmeye başladığı gerçeğine dikkat geçen Hakan Ozan Erzincanlı şunları söyledi: