Ana Sayfa Blog Sayfa 5378

Basın Konseyi’nde deprem

Oktay Ekşi’nin bir yazısında hükümetten bazı isimler için kullandığı ‘Analarını da satarlar’ ifadesine tepki gösteren TRT, Anadolu Ajansı, Samanyolu Basın Grubu, Türkiye gazetesi ve TGRT Haber Basın Konseyi’den çekilme kararı aldı.

Ekşi’nin konsey tarafından uyarıldıktan sonra görevinden ayrılmaması üzerine, Konsey üyesi TRT Genel Müdürlüğü’nden bir açıklama geldi. Konsey yeniden yapılandırılana kadar TRT’nin Basın Konseyi’nden çekildiği duyuruldu.

TRT’nin konuyla ilgili açıklaması şöyle: “Bizzat Başkanı bulunduğu konsey tarafından, Basın Meslek İlkeleri’ni çiğnediği tespit edilerek uyarılan, sonrasında da tuhaf bir oylamayla yeniden Basın Konseyi Başkanlığı’na seçilen Gazeteci Oktay Ekşi’nin durumu, tarafsızlığı uzun süredir tartışılan konseyin itibarını fazlasıyla sarsmıştır. ‘Basın etiği’ gibi önemli bir alanda fonksiyon icra etme kararlılığında olan konseyin, mevcut şekli, yapısı ve yönetim biçimi, bu hedefini yerine getirmesini imkânsız kılmaktadır. Türkiye Radyo Televizyon Kurumu’nun bugünden itibaren böyle bir yapı içerisinde varlığını devam ettirmesi, Kurumun saygınlığı açısından uygun görülmemiştir. Kuruluş amacına uygun şekilde yeniden yapılandırılana kadar, TRT olarak, Basın Konseyi’nden çekildiğimizi kamuoyumuza saygıyla duyururuz.”

Bu güne kadar Basın Konseyi'nin görmediği, yüzünü çevirdiği onlarca olayda aynı tavrı sergileyen kurumlar, Basın Konseyi Başkanı, Başbakan'ı eleştirdiği an karşı tarafa geçip Konsey'den çekildiler. Şaşılacak bir hadise değil. Bu yayın organlarının bir süredir gidişatı buna varacaklarının kanıtıydı. (Koray Doğan Urbarlı)

AA da Basın Konseyi’nden Ayrıldı

Anadolu Ajansı’ndan yapılan açıklamada da, kurumun Basın Konseyi’nden ayrıldığı açıklandı.

TRT ve AA’yı başka basın kuruluşları da izledi

Samanyolu Basın Grubu, Türkiye Gazetesi, TGRT Haber de Basın Konseyi üyeliğinden ayrıldıklarını açıkladılar. (Radikal)

2 Milyon İstanbullu bu kez de Galata köprüsünde

İstanbul’da üçüncü köprüye karşı Yeşiller Partisi’nin başlattığı ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun da sahiplendiği 2 Milyon İstanbullu kampanyasında ikinci eylem 6 Kasım Cumartesi günü yapılıyor.2 Ekim’de yapılan eylemde İstanbul sahillerinde 23 noktada toplanan binlerce kişi mumlar yakarak üçüncü köprüye karşı çıkmıştı. Kampanyanın ikinci eyleminde ise 6 Kasım Cumartesi akşamı 20:00’de Galata köprüsünde buluşacak olan aktivistler yine mum yakacak ve üçüncü köprüye karşı çeşitli etkinlikler gerçekleştirilecek.

Kampanya web sitesinde yer alan açıklama şöyle:

“2 Ekim’deki büyük buluşmamızda İstanbullular kentin sorunlarına sahip çıktığını haykırdı. İstanbul için bu önemli projenin kente yarardan çok zarar getireceğini ve tek alternafimizin köprü olmadığının farkında olduğumuzu yetkililere duyurmaya çalıştık. Belki duymamışlardır diye, saman alevi gibi olmadığımızı bilsinler diye, sonuna kadar kente sahip çıkacağımzı anlasınlar diye… 6 Kasım saat 20:00’de Galata köprüsü üzerinde bir araya geliyoruz.”

(Yeşil Gazete)

Baskın Oran: “Lozan’a göre Kürtçe savunma yapılabilir.”

Diyarbakır’da görülen KCK davasında Kürtçe savunma krizine Baskın Oran’ın Lozan anlaşmasına göre Kürtçe savunma yapılabileceğini söylemesi damgasını vurdu.

Kürtçe savunma talebi için 1981 yılından bu yana incelediği Lozan Barış Antlaşması’nı anlatması beklenen mütalaası reddedilen Prof. Dr. Baskın Oran, mahkemenin Lozan’ın 39/5 ve Anayasa’nın 90/5 maddesi ile Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ilkesel kararlarını çiğnediğine dikkat çekti.

Diyarbakır’da aralarında seçilmiş BDP’li yerel yöneticilerin de olduğu Kürt siyasetçilerin yargılandığı KCK davası Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Davada ilk gün başlayan Kürtçe savunma krizi ise büyüyor.

İddianamenin tamamlanmasının ardından savunmalara geçilmesiyle dün avukatlar, Prof. Dr. Baskın Oran’ın Türkiye’nin kurucu antlaşması olan Lozan Barış Antlaşması’nın TC vatandaşlarının mahkemelerde anadilde savunma yapabilmeleri taahhüt altına alan 39/5 maddesiyle ilgili mütalaa vermesini talep etti. Ancak mahkeme heyeti bu talebi reddetti. Yargıtay kararına rağmen bilirkişi dinlemeyi mahkemenin reddetmesinin ardından mahkemede gergin anlar yaşandı. Bugünkü duruşmada ise yargılanan siyasetçiler Kürtçe savunmada ısrar edince salondan çıkarıldı. Derinleşen Kürtçe savunma krizi ve mahkemenin bilirkişi olarak dinlenmesini reddettiği Oran, 1981 yılında bu yana Lozan Antlaşması üzerine çalışma yürütüyor.

‘KURUCU ANTLAŞMA İHLAL EDİLDİ’

Mahkeme kararını ve 39/5 maddeyi değerlendiren Oran, Türkiye mahkemelerinde Kürtçe konuşmanın önüne açan tek maddenin Lozan Antlaşması’ndaki söz konusu madde olduğunu belirtti. Hukukçuların zaman zaman dile getirdiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6-8. maddeleri ile Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun (CMK) 202. maddesinin Kürtçe savunma hakkı için mahkemede öne sürülebileceğini ancak bunların ”Resmi dil Türkçeyi konuşamayanlar için” geçerli olduğunu kaydeden Oran, mahkemenin de zaten bunu gerekçe yaparak anadilde savunmayı reddettiğini hatırlattı.

Sanıkların kendi dillerini kullanabilmeleri için Türkiye’de tek kullanılabilecek olan maddenin kurucu antlaşma olan Lozan’ın 39/5 maddesi olduğunun altını çizen Oran, “Burada tarafların duruşma dilini bilip bilmedikleri önemli değil. O maddede söylenen aynen şudur: ‘Türkçeden başka dil konuşan TC vatandaşlarına mahkemelerde kendi dillerini kullanmak için gerekli kolaylılardan yararlandırılır’. Bu da tercüman kullanılması anlamına geliyor. Dolayısıyla konuştukları başka bir dil ki bu dil ana dil olduğuna göre, resmi dilden farklı dil konuşan TC vatandaşları mahkemelerde kendi dilini konuşmak için gerekli kolaylıkların sağlanması gerekir” diye konuştu.

‘BİLİRKİŞİ DİNLENMESİNİN REDDEDİLMESİ HUKUKSUZLUKTUR’

Davada bu konuya ilişkin bir mütalaa hazırladığını belirten Oran, mahkeme heyetinin ‘bilirkişi dinlenmesini’ reddetmesinin ise ayrıca bir hukuksuzluk olduğunu söyledi. Oran, “Mahkeme heyeti, talebim üzerine iki defa ara verdi ve talep reddetti. Dün avukatlardan biri benim mütalaamı okudu ve bazı sorular için dinlenmemi istedi. Yine ara verene mahkeme bu talebi de reddetti. Bu çeşitli açılardan ihlal olarak değerlendirilebilir. Mesela ‘tarafsız görünüm vermekten uzaklaşmak’ olarak ele alınabilir, ‘adil yargılamayı reddetmek’ olarak değerlendirilebilir. ‘Anayasa’nın 90/5 maddesini ihlal ‘olarak ele alınabilir” diye konuştu.

1981 yılından bu yana Türkiye’nin kurucu antlaşması Lozan Barış Antlaşması’nı ve Sevr Antlaşmasını incelediğini kaydeden Oran, yasalar üstü olan bu antlaşmasının ilgili hükümlerinin yasalarla değiştirilemeyeceğini ve uygulamasının zorunlu olduğunu TC Anayasası’nın 90/5 maddesiyle güvence altına aldığını ve burada mahkemenin anayasayı da ihlal ettiğini söyledi. Mahkeme heyetinin kurucu antlaşmayı anlama ve dinlemeyi reddetmiş olmasını ”vahim” olarak niteleyen Oran, “Lozan’ın 39/5 madde temel hak ve özgürlüklere ilişkin bir madde olduğu için ulusal mevzuattan üstündür. Burada Anayasa’nın 90/5 ‘Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir, değiştirilemez’ maddesine aykırılık söz konusu. Burada yine en vahim olan Türk hukukunun Türkiye’nin kurucu antlaşmasını dinlemeyi ve anlamayı reddetti” diye konuştu.

”Mahkeme böyle götürülmez. Çünkü mahkemeler TBMM’nin yaptığı yasalar ve onayladığı uluslararası sözleşmeleri onaylamakla yükümlüdür” diyen Oran, Lozan Antlaşması’nın 39/5 maddesi Anayasa’nın 90/5 maddesi ve yine Lozan’ın 37. maddesinde yer alan “Türkiye Cumhuriyeti’nin yapacağı hiçbir resmi işlemle 39/5 madde değiştirilemez” ibaresi nedeniyle yargılamanın seyrinin doğru olmadığını kaydetti. 23 yıldır üzerinde çalıştığı Lozan Antlaşmasının ilgili maddesinin yeni gündeme getirilmeye başlamasını ”geç ama zararını neresinde dönülürse kardır” diye değerlendiren Oran, “Hukukçular başka ilgili maddeler öne sürebilirler, ancak bu ülkede hiçbir mahkeme bu Lozan 39/5 dışında mahkemelerde Kürtçe konuşturamaz” dedi.

‘DAVA YARGITAY’DAN DÖNER’

Mahkemenin yargılama hatalarında birinin de bilirkişi dinlemeyi reddetmesi olduğunu kaydeden Oran, bu konuda Yargıtay Ceza Kurulu’nun 2007 yılında verdiği ilke kararını hatırlattı ve davanın Yargıtay’dan geri döneceğini söyledi. Oran, ”Uzman bilirkişiyi dinlemeyi reddetmek Yargıtay’ın bozma sebebidir. Ben hazırladığım mütalaada buna da yer vermiştim. 2007 yılında Yargıtay Ceza Genel Kurulu, bilirkişi dinlemesi reddedildiği için bir davaya bozma yönünde ilkesel karar vermişti. Sadece dinlenmemiş olmam bile tek başına Yargıtay’da bu davanın bozulma sebebidir” şeklinde konuştu.

Son olarak, ”yargılama sürerken neler yapılabilir” yönündeki soruya Oran, egemen devletlere yargılama aşamasında hiçbir müdahale yapılamayacağını ancak faturanın sonradan ödeneceğini söyledi. Oran, “Egemen devletlerin yargılamaların, yargılama esnasında müdahale etmek mümkün değil. Yapar, asar, keser mahkûm eder vs. Ondan sonra bu yaptıkları hakkında hukuki süreç devreye girer. Devlet onun faturasını sonradan öder. İşin kötüsü faturayı devlet değil yine Türkiye milleti ödeyecek. 200 milyon EURO Kıbrıs’ta tek bir kişiye ödenecek, Magusa’daki ihlal nedeniyle. Ben vergilerimi devletin ihlallerinin üzerini kapatmak için mi ödüyorum. İhlal ediyorlar, faturayı biz ödüyoruz” diye kaydetti. (Fırat Haber Ajansı)

Ekoloji Günleri 2010, İstanbul’da başlıyor

Ekoloji Günleri 4-7 Kasım’da İstanbul’da Fulya Fuar ve Kongre Merkezi’nde yapılıyor. Türkiye’deki organik ürün üreticilerini, ithalatçıları ve tüketicileri bir araya getirmeyi hedefleyen Ekoloji Günleri’nde gıdadan tekstile, temizlik maddelerinden kozmetiği kadar pek çok ürün tüketiciye sunulacak.

ASDF Fuarcılık tarafından 2000 yılından bu yana İstanbul’da düzenlenen ‘Ekoloji Günleri’ne bu yıl toplam 50 firma katılacak. Etkinliğin ikinci günü ise Gıda Güvenliği Derneği Başkanı Samim Saner, Sağlıklı Gıda Platformu Başkanı Hüseyin Bozbağ ve Ecocert Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Avcı’nın konuşmacı olarak katılacağı “Gıda güvenliğinde organik gıdanın yeri” konferansı düzenlenecek.

İşlenmesinde ve yetiştirilmesinde hiçbir kimyasal kullanılmadan üretilen ve tüketiciye ulaştırılan organik ürünlerin farklı konseptlerle topluma yayılmasında öncülük eden şirketlerin katılacağı ‘Ekoloji Günleri etkinliğinde, İstanbul’da hizmet veren ve nevresimden yatağa, sabundan havluya kadar organik ürünlerin yer aldığı “Organik Otel” de yer alıyor. Etkinlik ayıca, Çanakkale Ayvacık Organik Et Kooperatifine de ev sahipliği yapıyor. (Yeşil Gazete)

Sinop’ta Güney Kore kesin değil, Toshiba beklemede

"Sinop nükleer istemiyor"

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, Sinop’ta Güney Kore ile nükleer santral konusundaki çalışmaların henüz istedikleri noktaya gelmediğini belirterek, “11 Kasım’a kadar olumlu katkı koymaları halinde anlaşabiliriz. Olumlu katkı konmaması durumunda, bu anlaşma için zorlanacağız” dedi.

Güney Kore ile ikinci nükleer santral için alt yapısını hazırlanan, hükümetlerarası anlaşmaya zemin olması için yapılan bütün çalışmaların henüz istenilen noktaya gelmediğini belirten Yıldız, şunları kaydetti: “Biz her iki heyete, Türkiye ve Güney Kore tarafına 11 Kasım’a kadar nihai bir tarih çizdik. Niçin 11 Kasım? Çünkü Sayın Başbakanımızın katılacağı Seul’deki G-20 toplantısında mutlaka bununla alakalı somut bir sonuç elde etmemiz gerekiyor. Artı veya eksi… Daha fazla bu konuyu uzatmak, müzakere sürecini uzatmak bizim enerji yapımıza çok uygun değil. Tabi ki bu anlaşmaların kısa sürede bitmesi beklenemez.

Çok büyük bir anlaşma bu, çok fazla argümanı çok fazla detayı, çok başlığı olan bir anlaşma. Fakat şu anda geldiğimiz noktada Güney Kore ile istediğimiz sonucu henüz elde etmiş değiliz. 11 Kasım’a kadar eğer kendilerinin de olumlu katkı koymaları halinde anlaşabiliriz. Olumlu katkı konmaması durumunda ise tabii ki bu anlaşma için zorlanacağız. Bu anlaşmanın içerisinde Türkiye’nin vizyonunu, ulusal stratejisini, rekabet, piyasa şartlarını Türkiye lehinde kullanabilecek bir yapıyı koymamız lazım. Türkiye lehine olabilecek bir yapının oluşmadığı anda, bizim nükleer enerji güç santralleri ile alakalı kararlılığımız etkilenmez ama bu proje etkilenebilir.”

Türkiye’nin “kayıtsız şartsız” nükleer santrali kurmak isteyen bir ülke olmadığını vurgulayan Bakan Yıldız, ülkenin bir kısım şartları olduğunu, nükleer güç santralinin ülkeye kazandırılmasıyla ilgili kararlılıklarının bir kısım şartlarla beraber eksilmeden devam ettiğini söyledi.

Türkiye’nin A planının yanı sıra diğer planlarının da olduğunu, bunun yalnızca tek bir ülke ile geliştirilebilecek bir proje olmayabileceğini ifade eden Yıldız, “biz kendilerinden 11 Kasım’a kadar olumlu bir adım bekliyoruz.” dedi.

Toshiba nükleer santrale talip

Devlet Bakanı Zafer Çağlayan ise, Japon Toshiba firmasının, Sinop’ta yapılacak ikinci nükleer santralin yapımına talip olduğunu bildirdi.

Hong Kong, Çin ve Japonya’yı kapsayan Uzakdoğu gezisinin son durağı olan Japonya’daki temaslarına başlayan Çağlayan ilk olarak Toshiba Corporation yöneticileriyle bir araya geldi. Çağlayan, ardından Japonya Ekonomi, Ticaret ve Sanayi Bakanı Akihiro Ohata’yı ziyaret ederek, bir süre görüştü. Bakan Çağlayan, daha sonra da Japon Prensi Tomohito Mikasa tarafından kabul edildi.

Japon işadamlarını Türkiye’de yatırıma çağıran Çağlayan, Toshiba’nın nükleer santralle ilgilendiğini söyledi. Toshiba’nın Sinop’ta inşa edilecek ikinci nükleer santralin yanı sıra nükleer enerji güvenliğiyle ilgili talebinin olduğunu belirten Çağlayan, şöyle devam etti:

”Türkiye, nükleer santral konusunda çok zaman kaybetti. İlk nükleer santral işimizi Ruslarla başlattık. Bu, Türkiye için son derece hayırlı bir iş olmuştur. İkinci nükleer santralle pek çok firma yakından ilgileniyor. Uzakdoğu ziyaretinden önce biliyorsunuz ABD ve Kanada’daydım. Gittiğim her yerde işadamları, benimle nükleer santralle ilgili görüşmeler yaptılar. Amerika’da, Kanada’da, Çin’de işadamları bu yönde görüşmelerde bulundular. Sadece Japonlar değil, Amerikan, Kanada, Çin ve Hong Kong firmaları da nükleer santralle çok ilgililer. Bu konuda teklif vermek istiyorlar. Toshiba yöneticileri de, nükleer santral işine girmek istediklerini bana ifade ettiler.” (Milliyet, Zaman)

Türkan Albayrak 118 gün direndi ve kazandı

Paşabahçe Devlet Hastanesi’nde taşeron firmada temizlik işçisi olarak çalışan, ancak her sene sözleşmesinin yenilenmesine itiraz ettiği ve sendikal faaliyet yürüttüğü için işten çıkarılan temizlik işçisi Türkan Albayrak’ın 118 gün süren direnişi zaferle sonuçlandı.

118 gündür hastanenin bahçesinde kurduğu çadırda evine gitmeyerek direnişini sürdüren ve eylemini işe geri alınmadığı sürece bitirmeyeceğini söyleyen Türkan Albayrak, 29 Ekim’de açlık grevine de başlamıştı. Çeşitli siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve halkın desteğini alan Albayrak’a yeni bir iş teklif eden İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün teklifini kabul eden Albayrak bugün açlık grevine son verdi.

Türkan Albayrak bundan sonra Sarıyer Toplum Sağlık Merkezi’nde çalışacak.

(Atılım, NTVMSNBC)

CHP’de yeni yönetime Yargıtay onayı

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Kemal Kılıçdaroğlu’nun hazırladığı yeni MYK listesini onayladı.

Kılıçdaroğlu, yürürlükte bulunan tüzük uyarınca belirlenen 13 genel başkan yardımcısı ve genel sekreterin isimlerini dün başsavcılığa iletmişti.

Yeni yönetimde Genel Sekreterliğe Süheyl Batum getirilmiş, Önder Sav ise yönetim dışında kalmıştı.

Yeni belirlenen Genel Başkan Yardımcıları’nın isimleri şöyle:

  • Örgütlenme ve Örgüt Yönetimleri Gürsel Tekin,
  • İdari ve Mali İşler Hurşit Güneş,
  • Seçim ve Hukuk İşleri Mesut Değer,
  • Tanıtım, Basın ve Propaganda İsa Gök,
  • Yerel Yönetimler Alaattin Yüksel,
  • Meslek Kuruluşları, Sendikalar ve STK’lar İzzet Çetin,
  • Dış İlişkiler ve Yurt Dışı Örgütlenmeler Oğuz Oyan,
  • Kadın Örgütlenmesi ve Kadın Kolları Didem Engin,
  • Gençlik Örgütlenmesi ve Gençlik Kolları Mehmet Zeki Gündüz,
  • Ekonomik ve Mali Politika Umut Oran,
  • Halkla İlişkiler Mehmet Ali Özpolat,
  • Ar-Ge BYK Platformu Sencer Ayata,
  • Parti İçi Eğitim Melda Onur

Öte yandan eski genel sekreter Önder Sav mücadeleyi bırakmıyor. Olağanüstü kurultayın gündeme gelip gelmeyeceği konusunda  ”Biz bugün olağanüstü tüzük kurultayı istedik, bizim olağanüstü seçim kurultayı isteme yetkimiz Parti Meclisi olarak yok. Olağanüstü kurultaylarda seçim maddesini eklemek genel başkanın yetkisindedir” diyen Önder Sav şöyle devam etti:

“Ben bugün Genel Başkan’ın seçimli kurultay ilan etmesini beklerdim. Parti Meclisi’ne gelmeyerek, o kurultayın seçtiği organa tavır koyan Genel Başkan’ın yapması gereken iş, olağanüstü tüzük kurultayı ile beraber seçimli bir kurultay istemesiydi. Bunu her nedense birkaç olayda telaffuz eden, diline geldiği gibi konuşan Sayın Genel Başkanımız bugün böyle bir olayı açıklamadı. Seçimli kurultayı Genel Başkan, bugün bizim açıkladığımız kurultayın gündemine koyarsa memnuniyetle olağanüstü seçimli kurultayı da gerçekleştiririz”.

Sav, ”Delegelerden seçimli kurultay için imza toplayacak mısınız?” sorusuna ise şu yanıtı verdi:

”Bekleriz, Sayın Genel Başkan böyle bir şey yapmazsa, yine olağanüstü kurultayı tarif eden tüzüğün 54. maddesinde delegelerin yarıdan fazlası seçimli kurultay yapılmasını isterse, o kurultayın yapılması zorunlu hale gelebilir. Eğer CHP’yi ‘yeni CHP’ diye tarif edenler bu ısrarlarını sürdürecek olurlarsa onun gereği de yapılır.”

Kaynak: NTVMSNBC

Genç yetenekler Gülden Turalı keman ödüllerini paylaştı

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Devlet Konservatuvarı’nca bu yıl 29 Ekim-1 Kasım tarihleri arasında düzenlenen 4. Ulusal Gülden Turalı Keman Yarışması’nda dereceye girenler açıklandı.

Yarışma 3 kategoride gerçekleştirildi. Birinci kategoride 2000 ve daha sonraki doğumluların, ikinci kategoride 1996-1999 doğumluların, üçüncü kategoride ise 1992-1995 doğumluların yer aldığı yarışmaya Türkiye’nin değişik yerlerinden toplam 27 öğrenci katıldı.

Yarışmada MEÜ’den Sofiko Tchumburidze, Çukurova Üniversitesi’nden Ezgi Su Apaydın ve İstanbul Üniversitesi’nden Yiğit Karataş birincilikleri elde etti.

Yarışmanın sonuçları şöyle:

I. KATEGORİ

Birinci: Sofiko ÇUMBURIDZE  (Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
İkinci: Doğa ALTINOK (Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
Üçüncü: Deniz ŞENSOY (Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
I. Mansiyon: İdil YUNKUŞ (Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
II. Mansiyon: Alpay Can INKILAP (Bilkent Ün. Müzik ve Sahne San. Fak. Müzik Haz. İlköğretim Okulu)
III. Mansiyon: Elif Ece CANSEVER (Bilkent Ün. Müzik ve Sahne San. Fak. Müzik Haz. İlköğretim Okulu)

II. KATEGORİ

Birinci: Ezgi Su APAYDIN (Çukurova Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
İkinci: Sesim BEZDÜZ (Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
Üçüncü: Yunus Asilkan ÇELİK (Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
I. Mansiyon: Azra Berfin EREN (Bilkent Ün. Müzik ve Sahne San. Fak. Müzik Haz. İlköğretim Okulu)
II. Mansiyon: Kerem TUNCER (Bilkent Ün. Müzik ve Sahne San. Fak. Müzik Haz. İlköğretim Okulu)

III. KATEGORİ

Birinci: Yiğit KARATAŞ  (İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
İkinci: Merve Nur USLU (İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
Üçüncü:  Onur GÜRLER (Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı)
I. Mansiyon: Muhammadjan SHRIPOV (Bilkent Ün. Müzik ve Sahne San. Fak. Müzik Haz. Lisesi)
II. Mansiyon: Sena UMUL (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Ün. Devlet Konservatuvarı)

Her kategoride birinciler Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, ikinciler İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, üçüncüler ise Antalya Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde bir konser verecekler.

(AA, Yeşil Gazete)

İstanbul 5 Days başladı!

0

Türkiye’de uluslararası katılıma açık en büyük oryantiring yarışması olan İstanbul 5 Days yarışmasında ilk gün geride bırakıldı.

Oryantiringe gençler arasında ilgi büyük

Aynı zamanda dünyanın ilk ve tek “iki kıta üzerinde düzenlenen oryantiring etkinliği” olma özelliğini de taşıyan yarışma3 Kasım’da İstanbul Üniversitesi Avcılar Kampüsü’nde gerçekleşen klasik mesafe etabıyla başladı. 7’den 77’e her yaştan ve toplamda 30’u aşkın ülkeden katılımcının yarıştığı etkinlik, 4 Kasım’da Belgrad Ormanları’nda bulunan Ayvat Bendi’nde koşulacak uzun mesafe etabının ardından 5 Kasım’da Beykoz Parkı’nda koşulacak sprint etabıyla devam edecek. 6 Kasım günü yine Belgrad Ormanları’nda Binbaşı Çeşmesi mevkiinde koşulacak orta mesafe etabının ise katılımcılara WRE (Dünya Sıralaması) puanı kazandırması gibi bir özelliği var. Uluslararası Oryantiring Federasyonu tarafından sadece uluslararası anlamda başarı ve istikrarlarını kanıtlamış etkinliklere düzenleme olanağı tanınan bu özel etkinliğin ardından ise madalya töreni gerçekleştirilecek, akşamında ise katılımcılar teknelerle katılacakları Boğaz Turu’nda müzik ve yemek eşliğinde eğlenecekler. Ist5Days hem amatörlerin hem de profesyonellerin yarıştığı bir etkinlikOrganizasyonun son gününde ise birçok uluslararası yarışmacının “Her oryantiringcinin hayatında yaşaması gereken bir deneyim” olarak tanımladığı özel etap gerçekleşecek. Bu etapta yarışmacılar tarihi Kapalıçarşı’nın labirenti andıran koridorlarında zamana karşı yarışacaklar.

Türkiye’de yeni yeni gelişmekte olan oryantiring sporunda örnek teşkil eden İstanbul 5 Days yüzlerce katılımcıya bir haftalık “hem tatil-hem spor” olağanı sunmakla kalmıyor, aynı zamanda İstanbul’da özellikle çocuklar ve gençler arasında oryantiringin giderek yaygınlaşmasını da sağlıyor. Etkinliğin en çarpıcı yanı ise bu kadar büyük ve detaylı bir organizasyonun tamamen amatör bir ruhla ve İstanbul Oryantiring Klubü üyeleri tarafından gerçekleştiriliyor olması.

Oryantiring her yaştan katılımcıya açık bir spor dalı

Sporun giderek endüstrileştiği, bütçelerin ve sponsorluk ilişkilerinin sporun kendisinden ziyade ön plana çıktığı günümüzde İstanbul Oryantiring Klubü amatör bir ruhla ve büyük sponsorluklara sahip olunmadan da başarılı bir uluslararası organizasyonun nasıl yapılabileceği konusunda gerçek bir örnek teşkil etmeye devam ediyor.

Oryantiringle daha önce hiç tanınmamış olanlara da “Açık-Halk” klasmanında yarışma fırsatı sunan etkinlik hakkında detaylı bilgi, fotoğraflar ve günlük katılım için http://www.ist5days.com/ sitesinden detaylı bilgi alınabilir.

Yeşil Gazete

İHGD’den Nefret Suçunun Önlenmesi Etkinlikleri – II

İnsan Hakları Gündemi Derneği Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesi için verilen mücadeleye destek olmak, bir süredir Türkiye’de nefret suçlarının önlenmesi için başlatılan platform, ağ, koalisyon vb. nitelikteki çalışmaların güçlenmesine katkı koymak ve farkındalığın artmasını sağlamak amacıyla düzenleyeceğini açıkladığı etkinliklerin ikincisini yine Almanya Federal Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliğinin maddi katkılarıyla, 6 Kasım 2010, Cumartesi günü Ankara’da Midas Otel’de gerçekleştirecek.

Diğer bir amacı da nefret suçlarının önlenmesi için çalışmalar yürüten sivil toplum örgütleri ve ilgili devlet organlarıyla bir araya gelerek nefret suçları sorununun çözümlenmesi için birlikte neler yapılabileceğinin tartışılması olan bu etkinliklerin ilki 16 Ekim 2010’da, yine Ankara’da düzenlenmişti. Dernek, yapılan çalışmaların sonuçları doğrultusunda nefret suçunun önlenmesiyle ilgili çalışmalarına 2011 yılında da devam etmek arzusunda.

Bu ikinci toplantıda “Nefret Suçu Kavramı ve Nefret Suçlarıyla Mücadele” tartışılacak. Etkinlik programı şöyle:

NEFRET SUÇUNUN ÖNLENMESİ ETKİNLİKLERİ – II
PANEL
NEFRET SUÇU KAVRAMI, NEFRET SÖYLEMİ
VE
NEFRET SUÇLARIYLA MÜCADELE
KONUŞMACILAR
Orhan Kemal CENGİZ
(İnsan Hakları Gündemi Derneği Başkanı)
Yrd. Doç. Dr. Asuman AYTEKİN İNCEOĞLU
(İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi – Türkiye)
Dr. Karsten Krupna
(Philipps Üniversitesi Hukuk Fakültesi – Almanya)
Prof. Dr. Hakan HAKERİ
(Ondokuz Mayıs Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı – Türkiye)
Matilde FRUNCILLO
(Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Hoşgörüsüzlük ve Ayrımcılıkla Mücadele Birimi – Polonya)
Prof. Dr. Yasemin İNCEOĞLU
(Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi – Türkiye)
TARİH
6 KASIM 2010, CUMARTESİ
SAAT
13.00 – 18.00
YER
Midas Hotel
ADRES
Tunus Caddesi No: 20 Kavaklıdere
06680 Ankara / Türkiye
Panel sırasında simültane çeviri yapılacaktır.
İnsan Hakları Gündemi Derneği
Güniz Sok. No: 38/8 Kavaklıdere, 06700, Kavaklıdere, Ankara, Turkiye.
Tel: +90 312 428 06 10-11 – Faks: +90 312 428 06 13
www.rightsagenda.org