Ana Sayfa Blog Sayfa 5377

Almanya’da nükleer karşıtlarından sabotaj

0

Almanya’nın başkenti Berlin’de demiryolu seferlerinde aksamaya yol açan sabotajı nükleer karşıtı bir grup üstlendi.

Pazar-Pazartesi gecesi banliyö tren ağı S-Bahn hattı üzerinde çıkan yangın nedeniyle ağır aksamalar yaşandı.

Kendilerine “Sébastien Briard Komandosu” adını veren nükleer karşıtı grup, sabotaj eylemini üstlenerek, radyoaktif nükleer atıkların hafta sonu Fransa’nın kuzey batısındaki La Hague’dan Almanya’nın merkezindeki Gorleben’e taşınmasını protesto etmek için eylemi yaptıklarını bildirdi.

Açıklamada, “En az saldırı beklediğiniz yerde size saldıracağız” denilerek, “Bundesbahn (S-Bahn trenlerinin yönetimi) trafiğinin aksaması planlanmıştı ve atom mafyasının gizleneceği hiçbir yerin olmadığını göstermeyi amaçladı” diye kaydedildi.

Örgüt adını, 2004 yılındaki nükleer karşıtı eylemler sırasında yaşamını yitiren genç Fransız çevreci Sébastien Briard’dan alıyor. Örgüt, “Atomdan yararlanan mafyaları hiçbir yerde rahat bırakmayacaklarını göstermek için” bu eylemi yaptıklarını vurguladı.

Nükleer karşıtları nükleer atık konvoyunun geçişi dolayısıyla iki büyük eylem öngörüyor. Almanya’daki 17 nükleer reaktörün ortalama ömrünü 12 yıl uzatan yasa projesinin parlamentoda kabul edilmesine karşı bir süre önce onbinlerce kişi Berlin’de sokaklara dökülmüştü.” (anf)

Hesap sorulmaya başlandı: Evren’e 900 lira zam!

Anayasa değişikliğine ilişkin referandum kampanyaları sırasında “12 Eylül’den hesap sorma’’ sözü, 12 Eylül’ün mimarı Kenan Evren’in maaşına zam ile sonuçlandı. 2011 bütçesi ile eski Cumhurbaşkanlarının maaşı da arttırıldı ve Kenan Evren’in aylık maaşı da net 11 bin 400 liradan 12 bin 300 liraya çıktı.

AKP’Lİ VEKİL’İN ÖNERİSİYLE…

TBMM Plan Bütçe Komisyonunda Cumhurbaşkanlığı bütçesi görüşülürken, AKP Isparta milletvekili Sait Bilgiç’in önergesiyle, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün maaşına yüzde 3 daha zam yapıldı. Böylelikle bütçede öngörülen yüzde 5’lik zam, yüzde 8’e çıkarıldı. 2011’de 20 bin 173 lira maaş öngörülen Gül’ün net ücreti, aylık 21 bin 23 liraya çıktı.

DİĞER CUMHURBAŞKANLARI VE BAŞBAKANLAR DA ZAMDAN YARARLANIYOR

Gül’e verilen zam oranından eski Cumhurbaşkanları ve Başbakanlar da yararlanıyor. Halen 11 bin 400 lira emekli maaşı alan 7’nci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, 9’uncu Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ve 10’uncu Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in maaşı da net 12 bin 300 lira olacak. (Vatan)

Hammadde fiyatları çıldırdı

Hammadde fiyatlarındaki büyük artışın önüne geçebilmek için yeni stratejiler aranıyor. İşletmeler, dünyanın çeşitli bölgelerinde değerli cevher üretimine girişiyor, kapatılan madenlerin yeniden açılması planlanıyor.

Almanya, dünyanın en büyük hammadde tüketicilerinden biri. İstatistiklere göre, her Alman vatandaşı hayatı boyunca 1000 ton hammadde kullanıyor. Kömür, potasyum, tuz gibi madenlere yeterli miktarda sahip olan Almanya, yüksek teknolojide kullanılan bakır, kobalt, platin gibi değerli cevherlerde ise tamamıyla ithalata bağımlı. Dolayısıyla, dünya genelinde bu nadir bulunan hammaddelere talebin hızla artması, Almanya için giderek daha büyük bir sorun haline geliyor. Çünkü şu anda bile arz, talebi sınırlı bir şekilde karşılıyor.

Edwin Eichler,  Almanya’nın en büyük çelik üreticisi ThyssenKrupp’un yönetim kurulu başkanı. Firmada işler olağanüstü bir şekilde ilerliyor. Krizin üstesinden de gelinmiş gibi görünüyor. ThyssenKrupp ayrıca, nisan ve haziran ayları arasında cirosunu yüzde 25 oranında artırdı. Ancak firmanın başkanı Eichler durumdan memnun değil. Bunun nedeni ise çeliğin en önemli hammaddesi olan demir cevherinin fiyatlarının aşırı derecede artmış olması.

Eichler, “Demir cevheri pazarı bu yıl tamamıyla değişti. Fiyatlar nisan ayından bu yana iki katına çıktı. Bu durum, en önemli üç tedarikçinin kısa bir süre önce fiyat belirleme yöntemini değiştirmeye karar vermesinden kaynaklanıyor. Daha önce, fiyatların bir yıl boyunca sabit kalmasını içeren 50 yıllık bir deneyim mevcuttu. Ancak şimdi fiyatlar üç ayda bir belirleniyor ve Çin endeksine göre ayarlanıyor. Fiyatlar yüzde 100 oranında artırıldı” şeklinde konuşuyor.

Çin ihracatı sınırlandırıyor

Dünya genelindeki demir cevheri işletmesinin büyük bölümü dört ülke ve üç maden şirketi etrafında toplanıyor. Diğer pek çok doğal kaynakta da büyük sermayelerin bu şekilde piyasaya sahip olması söz konusu. Bu durum, geleceğin teknolojilerini üreten firmaların da aralarında bulunduğu hammadde yoğun branşlar için bir problem. Örneğin, madenler olmaksızın rüzgâr tribünü, lityum ve bakır olmaksızın elektrikli otomobil üretilmesi veya silisyum ile değerli cevherler olmaksızın güneş enerjisi elde edilmesi düşünülemez. Özellikle güneş enerjisinde elektrik ve manyetik özellikli 17 mineral gerekli. Bunların üretiminin yüzde 97’si Çin’de gerçekleştiriliyor. Ancak Çin, geçtiğimiz aylarda değerli cevher serbest ticaretini büyük oranda sınırlandırdı.

Alman Sanayicileri Birliği’nin hammadde komitesi başkanı Ulrich Grillo, yaşananlardan dolayı duyduğu endişeyi şu sözlerle dile getirdi: “Çin temmuz ayında, yılın ikinci yarısında üretimini ilk yarıya oranla yüzde 64 oranında azaltacağını açıkladı. New York Times ve Washington Post gazeteleri 24 Eylül’de baş sayfada, Çin’in Japonya’ya değerli cevher ihracatını durduğu haberini verdiler. China Daily gazetesine göre ise Çin değerli cevher ihracatını 2011 yılında yüzde 30 oranında azaltmak istiyor. Şu ana kadar aksi yönde bir açıklama gelmedi.“

Ticaret engelleri zarar veriyor

Önde gelen kalkınmanın eşiğindeki ülkeler, ihracat kotaları, gümrük vergileri ve ithalat kolaylıkları gibi ticareti engelleyen önlemlerle sanayilerine sübvansiyon sağlıyor ve uluslararası rekabete zarar veriyor. Hammadde yoksunu sanayi ülkeleri ise şu ana kadar bu duruma karşı neredeyse hiçbir adım atamadı. Ancak bu durumda onların da payı yok değil. Bunu değerli cevherler örneğinde görüyoruz. 1990 yılında dünya genelindeki üretimin üçte biri ABD’de yapılıyordu. Ancak bu minerallerin zehirli olması nedeniyle üretimi pahalıya mal oluyor, zorlu süreçler gerektiriyordu. Çin dünya pazarına değerli cevherleri ucuza sunmaya başlayınca, 2001’de ABD’de üretim durduruldu. Şimdi sanayi ülkeleri bu durumu değiştirmek istiyor. Maden işletmeleri, dünyanın çeşitli bölgelerinde değerli cevher üretimine girişiyor, kapatılan madenlerin yeniden açılması planlanıyor.

Almanya Ekonomi Bakanı Rainer Brüderle, Alman sanayisinin bu tür projelere katılımını memnuniyetle karşılayacağını belirtti. Brüderle, “Artan hammadde fiyatları yeni işletme modellerine kapı açıyor. Burada geleceğe yönelik haklar belirleniyor. Bu nedenle cesur girişimcilere ihtiyacımız var. Uygun projeleri tespit edip, bunları ilerletmeleri gerekiyor. O zaman kendi özel işletme projeleri hayata geçirilebilir. Ayrıca diğer hammadde firmalarıyla ortaklıklar da bir yol” dedi.

© Deutsche Welle Türkçe

Sabine Kinkartz / Çeviri: Başak Sezen

Almanya’da 75 yıl sonra ilk kadın haham

0

Almanya’da 1935 yılından bu yana ilk kez bir kadın haham olarak atandı.

Ülkenin batısındaki liberal Oldenburg kabasından bu göreve seçilen Alina Treiger, 10 yıl önce Ukrayna’dan göç etmişti.

31 yaşındaki Alina Treiger’in haham olarak atanacağı başkent Berlin’deki törene, dünyanın dört bir yanından önde gelen hahamların yanı sıra, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff da katılıyor.

Almanya’nın 75 yıl sonra ilk kadın hahamı olacak Alina Treiger, BBC’ye yaptığı açıklamada, tarihin ağırlığını omuzlarında hissetmediğini söyledi.

Yahudi Soykırımı’nın Almanya’daki Yahudilerin geçmişinin bir parçası olduğunu kabul eden Alina Treiger, gelecekte yapılabilecekler düşünüldüğünde, yaşananların kendisini körleştirmesine izin vermeyeceğini belirtti.

Ülkede Yahudi din adamlarının eğitiminden sorumlu haham olan Walter Homolka’a göre, Almanya, Doğu Avrupa’daki Yahudilerce “İsrail” olarak görülüyor.

Tek kadın haham toplama kampında öldürülmüştü

Almanya’nın daha önceki tek kadın hahamı Regina Jonas, 1944 yılında Nazilerin kontrolündeki Auschwitz Toplama Kampı’nda öldürülmüştü.

Regina Jonas, 1942’de gözaltına alınması sonrası önce Theresienstadt Toplama Kampı’na götürülmüş, daha sonra da 42 yaşında Auschwitz’deki bir gaz odasında yaşamını yitirmişti.

Almanya’nın başkenti Berlin’deki Yahudi Müzesi’nde bugün hala Regina Jonas’ın fotoğrafları bulunuyor.

Berlin’deki muhabirimimiz Steve Evans, Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası daha fazla Yahudinin Almanya’nın göç ettiğini, ülkede haham talebinin arttığını söylüyor.

Almanya’da bugün yaklaşık 200 bin Yahudi yaşıyor.

Bu kişilerin yarıdan çoğu ülkeye Berlin Duvarı’nın 1989’da yıkılması sonrası gelmişti.

Cuma’nın küpesi bizim özgürlüğümüzün teminatı – Ezgi Başaran

Manisa’da en çok pil toplayan okula ödül verilecekti. Mayıs 2010. Cuma Toygar 10 yıldır çalıştığı Necatibey İlköğretim Okulu’nun bahçesini ağaçlandırabilmek için zamanında arabasını satmış bir sınıf öğretmeni. Pil mi toplayamayacak. 500 bin tane biriktirdi, okulu birinci oldu.

Merasim anı. Vali ödülü vermek için Cuma öğretmene doğru yaklaştı. Fakat o da ne? Cuma öğretmenin sol kulağında yarım milimetre boyutlarında kurşuni bir parlaklık var. Küpe. Vali geri adım attı, ödülü vermedi.

Söyleyin o öğretmene çıkarsın küpesini! Müfettişler okul müdürüne, okul müdürü ona haber saldı. Çıkarmadı küpeyi Cuma hoca. “Bu küpeyle ne dini ne siyasi bir mesaj veriyorum. Benim şahsi tercihim, minnacık bir süs eşyam. Kime ne?” diye düşündü. E haklı. Memurların kılık kıyafetini düzenleyen yasada öğretmenler küpe takamaz diye bir madde yok.

Okul müdürü her ay uyarı vermeye başladı: “Okula küpeyle geldiğiniz tarafımızca tespit olunmuştur. Her ne kadar kanunen bir engel olmasa da küpe takmanız hoşumuza gitmemektedir.” Uyarılar işe yaramayınca Cuma öğretmenin maaşından ceza olarak 66 lira kesilmeye başlandı.

En son bir OKS sınavında gözetmen olarak görev yapacaktı. Sınav başlamadan birkaç dakika kala müfettişler tarafından koridora çağrıldı. “Cuma Bey, küpeniz var?” Evet var. “E çıkarın!” Niye çıkarayım yahu, bir tane mantıklı sebep gösterin çıkaracağım. İl Milli Eğitim’in şube müdürü ve teftiş kurulu başkanı Cuma hocayı bir kez daha mimledi. Bu görüşmenin hemen ardından Necatibey İlköğretim Okulu’na gönderilen müfettiş Cuma hocanın başka bir okula transfer edilmesine, “tebdil-i mekanda ferahlık olacağına” kani olduğunu belirten bir rapor yazdı. Aynen böyle dedi.

Sürüldü Cuma Hoca. 45 km uzaklıktaki bir köye. Eşi ve lise son sınıfa giden oğlu mahvoldu. “Cuma, inat etme! At Allahaşkına şu küpeyi” diyorlardı. Hatta boynuna sarılıp zorla küpeyi çıkarmaya çalıştılar. Nafile. Evde böyle bir savaş yaşanırken, Cuma hocanın yeni işyeri, yani Malban köyünün muhtarı bir açıklama yapmasın mı… Gelmesin küpeli öğretmen, köyce karar verdik gelirse onun için iyi olmayacak. Cuma hoca dün Milli Eğitim’e dilekçe verdi: O köyde canıma malıma bir zarar gelirse sorumlusu sizsiniz. Yarın da savcılığa gidecek.

Cuma Toygar, 6 ay önce takmaya başladı o küpeyi. Neden biliyor musunuz? Sınıfına cesaretten ve farklılıklara hoşgörüden bahsediyordu. Öğrencilerden biri parmak kaldırdı ve “Hocam sizde farklı olma cesareti var mı” dedi. Olduğunu kanıtlamak için ertesi gün kulağını deldirdi 48 yaşındaki Cuma hoca. Fakat maalesef sonrasında yaşadıkları öğrencilerine gerçek dersi verdi.

Manisalı sınıf öğretmeni Cuma’nın küpesi var ya, hani bir türlü çıkarmadığı… O bu ülkede başını kapatan, başını açan kadınların, tercihlerini yaşamaktan korkmayan uzun saçlı, dövmeli erkeklerin… Eşcinsellerin, anadilinde eğitim görmek isteyenlerin, ateistlerin, dindarların… Aslında herkesin özgürlük teminatı. Bu memleketin tektip olmayan insanları size sesleniyorum. Muhafazakâr, köhne kafalara karşı Cuma öğretmenin yanında olun.

(Radikal)

KCK’den TAK’a ‘eylemlerine son ver’ çağrısı

KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, Taksim’deki eylemi ve eyleme karar verenleri “açıkça” kınayarak, “TAK örgütünü, halkımızın özgürlük mücadelesine hizmet etmeyen bu tür eylemlere derhal son vermeye çağırıyoruz” dedi.

Konuyla ilgili çağrı, PKK’ya yakın sitelerde yayınlandı.

KCK’nin açıklaması şöyle:

“Hareketimizin 30 Eylül 2010 tarihinde bir aylık süreyle ilan ettiği ateşkesin resmi olarak bitmesine 1 gün kala ve Önderliğimizle devleti temsil eden bir heyetin görüşmelerinin yürütüldüğünün sınırlı olarak basına yansıtıldığı ve hareketin yönetimi olarak bizlerin de eylemsizlik sürecinin uzatılmasında kararlaşma aşamasına ulaştığımız bir günde Taksim’deki intihar eylemi gerçekleştirilmiştir.

Hareketimizin yönetimi ne de bize bağlı herhangi bir birimin böyle bir eylem ve planlaması asla söz konusu değildir.’ Bir taraftan dönemsel bir eylemsizliği ilan etme, diğer taraftan da böyle bir eylem yapma akıl karı değildir. Ayrıca sanki hareketimizde bir iç kontrol sorunu varmış gibi yansıtılması da gerçekleri çarpıtmaktır. Böyle bir durum söz konusu değildir. KCK sistemi içerisindeki tüm birimler ilan edilen eylemsizliğe harfiyen uyacaklardır. Bu eylem dışımızdaki bir grubun eylemidir.

Önderliğimizin demokratik ve barışçıl yöntemlerle sorunu çözme yönündeki çabalarını ve hareketimizin attığı tarihi önemdeki pratik adımları boşa çıkaran böyle bir eylemle hareketimizin ilişkilendirilmesi ve sorumlu görülmesi tümüyle maksatlı ve çatışma ortamını yaratmayı hedefleyen bir politik yaklaşımdır.

TAK örgütünü, halkımızın özgürlük mücadelesine hizmet etmeyen bu tür eylemlere derhal son vermeye çağırıyoruz. Son verilmemesi ve devam etmesi halinde hareketimizin bu girişimlere karşı kesin ve net tavır alarak hesap soracağını bilinmesini istiyoruz.

KONUYLA İLGİLİ BİR ÖNCEKİ HABERİMİZ BÖYLEYDİ:

Taksim’de 31 Ekim’de bir kişinin ölümü, 15’i polis 32 kişinin yaralanmasına yol açan intihar saldırısını Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) adlı örgüt üstlendi.

Konuyla  ilgili açıklama PKK’ya yakın kaynaklar tarafından böyle duyuruldu:

TAK, eylemi üstlendiği açıklamayı kendi internet sitesinde yayınladı.

Teyrênbazên Azadîya Kurdistan (TAK) basın sözcüsü Doğan Baz’ın yaptığı açıklamada, “31 Ekim 2010 Tarihinde İstanbul Taksim Meydanında, Türk (…) polis gücüne karşı gerçekleştirilen eylemi TAK olarak üstleniyoruz. Bu intikam eylemi örgütümüz TAK’ın komuta kademesinde yer alan Derwêş (Vedat Acar) Arkadaşımızın kendi inisiyatifi ile örgütlendirilmiş ve hayata geçirilmiştir” denildi.

Açıklamaya göre Acar, intihar eylemini kendi inisiyatifi ile gerçekleştirdi.

Olayı,  Kürt siyasi güçlerine yönelik devlet saldırıları ve tutuklamalara karşı bir intikam saldırısı olarak niteleyen açıklamada, “Bu kirli siyasete karşı tutumunu belirleyen TAK’ın yiğit militanı Derwêş arkadaş kendi inisiyatifi ile bu eylemi geliştirmiştir” dendi.

TAK, eylemi düzenleyen Acar’a ilişkin ise şu bilgileri verdi:

“Derwêş arkadaş çeşitli biçimlerde dile geldiği gibi farklı bir örgütün değil örgütümüz TAK’ın komuta kademesinde yer alan bir üyemizdir. 2005 yılında örgütümüze katılan Vedat Acar arkadaş farklı kamplarımızda eğitimler görmüş ve ardından birçok pratik faaliyet yürütmüştür. Yine örgütümüz bünyesinde örgütlendirilen intihar komandoları çalışmasına dahil olmuş ve bu temelde faaliyetlere katılmıştır. Yürüttüğü tüm görevlerde başarılı pratikler ortaya çıkaran Derwêş arkadaş Türkiye metropollerinde de çalışmalar yürütmüş ve başarılı birkaç eylem gerçekleştirmiştir. Başarılı pratiklerinin ardından örgütümüzün komuta kademesinde yer alan arkadaşımız son bir yıldır da TAK’ın Türkiye metropollerindeki çalışmalarda sorumlu düzeyde görevler almıştır. Gerçekleşen bu eylem böylesi bir görev ve sorumluluk anlayışı ile geliştirilmiştir.” (Radikal)

Amerikan seçimlerinde yerel düzeyde iki Türk seçimi kazandı

0

Karahan ve Alpay’la birlikte Amerika’da yerel düzeyde seçim kazanarak işbaşına gelen Türk asıllı Amerikalılar’ın sayısı 3’e çıktı.

2 Kasım seçimlerinde aday olan beş Türk asıllı Amerikalı’dan ikisi, yürüttükleri başarılı seçim kampanyalarından kazançlı çıktı.

Hakim Jay (Ceyhun) Karahan Teksas eyaletinin Houston kentinde Harris İlçesi 8’inci Mahkeme Baş Yargıçlığına seçildi. Karahan, seçimi büyük oy farkıyla kazandı.

Amerika’nın Sesi’nin Amerika Türk Koalisyonu Siyasi Eylem Komitesi’nden aldığı bilgiye göre, John Alpay da California’nin San Clemente seçim bölgesi Capistrano Birleşik Eğitim Bölgesi 3’üncü Bölge Meclisi üyeliğine seçildi. Komiteye göre, Karahan ve Alpay’ın seçimlerde başarılı olması, genç Türk asıllı Amerikalılar’ın son yıllarda Amerika’da siyasete artan ilgisinin kanıtı.

Eylem Komitesi Mali İşler Sorumlusu Lincoln McCurdy, Karahan ve Alpay’ın başarısından büyük mutluluk duyduklarını  söyledi. Seçimlerde aday olan beş Türk asıllı Amerikalı’nın da büyük çaba gösterdiğini ve yoğun bir kampanya yaptığını kaydeden McCurdy, hepsiyle gurur duyduklarını belirtti. Amerika’da yaşayan Türkler’in Amerikan toplumunda ve siyasetinde daha gözle görünür bir duruma gelmelerinin sevindirici olduğunu  söyleyen Lincoln McCurdy, hedeflerinin önümüzdeki yıllarda Amerikan vatandaşı bir Türk’ü Kongre’ye seçtirmek olduğunu bildirdi.

California ve Maryland’de seçime giren üç Türk asıllı Amerikalı, Yunus Aksoy, Osman (Oz) Bengür ve Timur Taluy ise başarılı olamadı.

Karahan ve Alpay’la birlikte seçimle işibaşına gelen Türk asıllı Amerikalılar’ın sayısı 3’e çıktı. Esin Bushe da llinois’in Naperville kentinde meclis üyesi olarak görev yapıyor.

YARGIÇ JAY (CEYHUN) KARAHAN

Yargıç Jay (Ceyhun) Karahan, 25 yıllık hukuk deneyimine sahip. 1978 yılında Florida Eyalet Üniversitesi’nden dereceeyle mezun olan Karahan, daha sonra Teksas’a yerleşti. 1983 yılında Güney Teksas Hukuk Fakültesi’ni  bitiren Jay (Ceyhun) Karahan, Harris İlçesi’nde savcı yardımcısı olarak çalışmaya başladı. Çocuk İstismarı Komitesi’nde de görev yapan Yargıç Karahan, 100’den fazla jürili mahkemede savunma yaptı. 1987 yılında Amerika Adalet Bakanı tarafından Federal Savcı Yardımcılığına atanan Jay (Ceyhun) Karahan, büyük suçlar ve banka yolsuzluklarıyla ilgili federal davaları sonuçlandırdı. Karahan’a 1989 yılında Adalet Bakanlığı Özel Başarı Ödülü verildi. Karahan’ın ödüllendirilmesinin nedeni, Federal Soruşturma Bürosu FBI’ın En Çok Aranan 1n Suçlu listesindeki iki  kaçağı yargılayarak müebbet hapse mahkum edilmelerini sağlaması oldu. 1995 yılında kendi hukuk bürosunu açan Jay Karahan, 1978-1996 yılları arasında Güney Teksas Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde ders de verdi. Karahan evli ve 16 yaşında bir oğlu var.

JOHN ALPAY

2 Kasım seçimlerinde California’nın San Clemente seçim bölgesi Capistrano Birleşik Eğitim Bölgesi 3’üncü Bölge Meclisi üyeliğine seçilen John Alpay İndiana doğumlu. California Üniversitesi Ekonomi ve Hukuk Bölümlerini bitirmiş. Alpay ekonomi ve hukuk alanında Fortune 500 dahil birçok şirketi temsil ederek bu alanda isim yapmış. Evli olan John Alpay’ın üç çocuğu var. (voanews.com)

Taksim saldırısını TAK üstlendi

İstanbul’da, geçen Pazar günü Taksim’de 15’i polis, 32 kişinin yaralandığı intihar saldırısının sorumluluğunu, Kürdistan Özgürlük Şahinleri (TAK) adlı örgüt üstlendi.

Grubun internet sitesinden yapılan açıklamada, Taksim Meydanın’daki polis noktasına yapılan eylemin bir ‘intikam saldırısı’ olduğu belirtildi

Saldırıda, ‘Türk faşizminin polis gücü’nün hedef alındığı iddia edildi.

Grup geçmişte de, bazı ölümlü bombalı eylemleri üstlenmişti.

Türkiye’de güvenlik güçleri intihar saldırganı Vedat Acar’ın kimliğini geçen salı günü belirlemişti.

Acar’ın, Türkiye’de PKK’yı tanımlamakta kullanılan ‘ayrılıkçı terör örgütü’nün bilinen bir üyesi olduğu belirtilmişti

Ancak PKK, saldırıyla bir ilgisi olmadığını açıklamıştı.

Örgüt geçen Pazartesi günü de tek taraflı ateşkesini gelecek yılki genel seçimlere dek uzatmış ve artık sivilleri hedef almayacağını açıklamıştı.

Ancak AFP Haber Ajansı’na göre, TAK açıklamasında açıkça ateşkese uymayacağını belirtti.

PKK, TAK’ın kendi denetimi dışında ayrı bir örgüt olduğunu savunuyor.

Hükümetse, örgütün PKK’nın bir kolu olduğunu söylüyor.

Grup daha önce de, 22 Haziran’da İstanbul Halkalı’da gerçekleştirilen bombalı saldırı ile 16 Temmuz 2005’te Kuşadası’nda turistlerin hedef alındığı saldırıları da üstlenmişti.

Eskişehir’de özel güvenlik öğrencilere saldırdı

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde 6 Kasım ile ilgili afiş asmak isteyen öğrencilere özel güvenlik görevlileri izin vermeyince kavga çıktı. Çıkan olaylarda 10 kişi yaralanırken; olayla ilgili 40 öğrenci gözaltına alındı.

Eskişehir Anadolu Üniversitesi 2 Eylül Kampüsü’nde bugün saat 15.00 sıralarında meydana gelen olayda, alınan bilgilere göre hazırlık sınıfı öğrenci kantini önünde 6 Kasım YÖK’ün Kuruluş yıldönümünü protesto içerikli afişler asmak isteyen sol görüşlü bir grup öğrenciye üniversitenin özel güvenlik görevlileri izin vermedi. Özel güvenlikçilerle öğrenciler arasında arbede yaşandı. Çıkan arbede sonucu 10 öğrenci yaralandı. Öğrenciler kantin içerisine girerek kapıyı kapattı.

Gelişen olaylar üzerine kampusu çok sayıda polis ekipleri sevk edildi. Çevik kuvvet polisleri kantine girerek yaklaşık 40 öğrenciyi gözaltına alındı. Yaralı öğrenciler 112 ambulansıyla hastanelere kaldırıldı. (Cumhuriyet)

Yunanistan’da bomba kabusu sürüyor

0

Son günlerce birçok bombalı paketin ortaya çıktığı Yunanistan’da yeni şüpheli paketler bulundu.

Yunanistan’da çok sayıda büyükelçiliğe ve Avrupa’daki bazı liderlere bomba gönderilmesinin ardından kargoları inceleyen ekipler yeni şüpheli paketler buldu.

Atina’daki Fransız Büyükelçiliği’ne gönderilmek üzere kargoya verilen şüpheli paket, bomba imha ekipleri tarafından kontrollü olarak patlatıldı. Patlayıcının büyük bir kitap içine yerleştirildiği anlaşıldı.

Dün kargo uçuşlarını 48 saatliğine askıya alan Yunan yetkililer, şüpheli paketleri tek tek gözden geçiriyor.

Yunan yetkililer kargo uçuşlarının yarından itibaren yeniden başlayacağını belirtiyor.

Atina’daki çok sayıda büyükelçilikle Almanya, İtalya ve Fransa liderlerine gönderilen bombalı paketlerle ilgili gözaltına alınan 2 şüphelinin sorgusuysa sürüyor.

Yunan polisi, aşırı solcu, anarşist gruplardan şüpheleniyor. (Ntv)