Ana Sayfa Blog Sayfa 5283

KTÜ’de öğrencilere polis saldırısı

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde (KTÜ) panele katılan Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nu protesto etmek için yürüyüşe geçen 32 öğrenci polis saldırısıyla gözaltına alındı

KTÜ’ye “Doğu Karadeniz Bölgesi Heyelan ve Taşkınları Sempozyumu”na katılmak üzere gelen Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nu ve hidroelektrik santral projelerini protesto etmek isteyen KTÜ Öğrenci Kolektifi üyeleri polis saldırısına uğradı.

Üniversiteliler, KTÜ Osman Turan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki vali, belediye başkanı, bürokrat ve muhtarların çağırıldığı sempozyum dolayısıyla HES’leri protesto etmek istedi. Salona doğru yürüyüşe geçen KTÜ Öğrenci Kolektifi üyesi üniversiteliler “Dereler özgürdür özgür akacak”, “Karadeniz halkının yanındayız”, “Eroğlu üniversiteyi terk et” sloganları attı.

Öğrencilerin önü kültür merkezi önünde polis tarafından kesildi. Üniversitelilerin dağılmayı kabul etmemesi üzerine çevik kuvvet öğrencilere saldırarak darp etmeye başladı. Polise direnen ve yumurta atarak karşılık veren Öğrenci Kolektifi üyesi 32 öğrenci gözaltına alındı. Gözaltına alınan öğrencilere polis otobüs içerisinde de biber gazı sıktı.

Saldırı esnasında polislerin yere yatırdıkları öğrencilerin üzerine bastığı görüldü.

4 öğrenci saldırı sırasında yaralanırken, gözaltına alınan öğrenciler uzun süre kampus içerisindeki polis otobüsünde bekletildi.

Sendika.Org

Bağış’a yumurtaya beraat

Başmüzakereci Egemen Bağış’a yumurta attığı gerekçesiyle yargılanan öğrenci, ”suçun unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle beraat etti.

Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış’a yumurta atma davasının Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki ilk celsesinde karar çıktı.

Savunmasında Egemen Bağış’ın da arasında bulunduğu kalabalığa doğru yumurta attığını kabul eden ancak Bağış’ı hedef almadığını ve yumurtanın Bağış’a isabet etmediğini söyleyen Nihal Çarıkcı beraatını istedi.

Yargıç, diğer beyanları da dinlemesinin ardından ”suçun unsurları oluşmadığı” gerekçesiyle Çarıkcı’nın beraatına karar verildiğini açıkladı. (aa)

Adalet Komisyonu Başkanı Evren’in avukatı çıktı

Dün yargı reformu ile ilgili yasa tasarısı görüşüldüğü sırada Genel Kurul’da konuşma yapan CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya’nın bir dönem Kenan Evren’in avukatlığını yaptığını açıkladı.

Yargıtay ve Danıştay’da yeni daireler kurulması ve üye sayısının arttırılması ile ilgili yasa tasarısının Genel Kurul’da görüşüldüğü sırada CHP Yalova Milletvekili Muharrem İnce bir konuşma yaparak tasarının son halinin verildiği TBMM Adalet Komisyonu’nun AKP’li başkanı Ahmet İyimaya’nın bir dönem Kenan Evren’in avukatlığını yaptığını açıkladı. İyimaya TBMM Anayasa Komisyonu Başkanlığı görevini de yapmıştı.

AKP’li Abdülkadir Aksu’nun 12 Eylül döneminde Rize Belediye Başkanlığı yaptığını ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün 12 Eylül ürünü YÖK’ün kurucu üyesi olduğunu önceden bildiğini söyleyen Muharrem İnce, AKP’li Ahmet İyimaya’nın Kenan Evren’in avukatlığını yaptığını yeni öğrendiğini belirtti.

Kenan Evren’in Ahmet İyimaya’ya avukatlığını üstlenmesi için verdiği vekaleti gösteren İnce, “Sayın İyimaya şimdi bu kürsüye gelip ne diyecek merak ediyorum” dedi. İnce, asıl darbecinin AKP olduğunu ve AKP’nin 12 Eylül ürünü olduğunu da sözlerine ekledi.

İyimaya: Çocukluğum yoksulluk içinde geçti!
Muharrem İnce’nin ardından söz alan TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, iddiayı doğruladı. “Benim çocukluğum bir köyde yoksulluk içinde geçti” cümlesi ile başlayarak tuhaf bir biçimde hayat hikayesini anlatan İyimaya, yine konu ile ne ilgisi olduğunu kimsenin anlamadığı bir şekilde “12 yaşına kadar yırtık ayakkabı bile giyemedim” dedi.

Aziz Nesin’e karşı Evren’i savunmuş!
İyimaya Evren’in avukatlığını yaptığını şu sözlerle anlattı:

“Tarih bana bir fırsat verdi. Tarihi 1993 ya da 1994’tür.12 Eylül rejimi sona ermişti. Aziz Nesin, değerli meslektaşım Emin Değer’in dilekçesiyle Kenan Paşa’ya bir dava açmıştı. Kenan Paşa’yı darbeci sıfatının dışında tanımazdım. Bir sabah, saygı duyduğum Turgut Akıntürk bana telefon açtı. ‘Kenan Paşa’ya dava açıldı. Yargıtaydan, hukuk bilim dünyasından sorduk bu konuda en kaliteli isim sensin. Davayı kabul eder misin?’ dedi. Bir darbe yapmış insanın, hukuktan yardım isteme talebine, aynı 1960 darbesinden sonra, kimi baroların ‘Ben bunların avukatlığını alamam’ diye karar verdiğinde, Ankara Barosu’nun bir savunma yıldızı gibi yükselip, ‘savunmayı yaparım’ dediği gibi ben de davayı aldım, avukatlık yaptım.”

Parayı iade etmiş!
İyimaya kendini savunarak “her inanın derininde bir insan cevheri çıkabilir” dedi. İyimaya şöyle konuştu:

“Bir zarf içinde Çankaya’dan para geldi. Ben de ‘ilk demeci avukatlık ücreti konusunda olan bir zatın parasını almıyorum ve iade ediyorum’ dedim. Ben vicdanımda, ahlakımda; savunma mesleğinin kutsallığında… Rahmetli Faruk Eren’in ‘Avukatlar olarak istemediğiniz kişiler olabilir ama her insanın derininde bir insan cevheri çıkabilir’ arifesini kendime ilke edinmiştim.” (sol)

Sosyalist Enternasyonal Mübarek’in partisini attı

0
kamupyuna mektup
Sosyalist Enternasyonal NDP'nin üyeliğini sonlandırdığını bildirdi (resim mektubun aslı değildir.)

Sosyalist Enternasyonal’in 31 Ocak tarihli bir mektupla Mısır diktatörü Hüsnü Mübarek’in Ulusal Demokratik Partisi’ni (NDP) üyelikten çıkardığı öğrenildi. Parti’nin genel sekreteri sıfatıyla Mübarek’e gönderilen mektup, bu kararı doğrudan Mısır hükümetinin Mısır halkının çağrılarına karşı tavrına bağlıyor. 25 Ocak’ta Mısır’da protestolar başlamış, bunlar büyüyerek devam eden devrime dönüşmüştü.

Mektubu Sosyalist Enternasyonal adına imzalayan Genel Sekreter Luis Ayala’ya göre NDP 1989’da Ortadoğu’da barışa ve istikrara hizmet etmek ve bölgedeki ilişkilerini geliştirerek Mısır’da çok partili demokrasinin gelişmesine katkıda bulunmak istedikleri için üyeliğe kabul edilmiş ve daha sonra da 2000’lerin ortasında demokratikleşme açısından ümit verici süreçler yaşanmıştı. Ancak, Mısır halkının devasa protestolarının NDP’nin hak ve özgürlükleri sağlamak konusunda büyük bir başarısızlık içinde olduğunu gösterdiğini söyleyen Ayala’nın ifadesince, şiddet kullanılması, onlarca insanın ölmesi, dünyanın herhangi biryerindeki  sosyal demokrat bir partinin siyaset ve ilkeleriyle tamamen ters.

Dinlemeyen ve anlamlı bir değişim süreci başlatmayan bir partinin Sosyalist Enternasyonal’e üye olamayacağını yazan mektup, NDP’nin üyeliğine son verildiğini belirtiyor.Sosyalist Enternasyonal, 17 Ocakta da Tunus’ta İbn Ali altında iktidarda olan Anayasal Demokrasi Hareketi’ni (RCD) üyelikten çıkartmıştı. Fildişi Sahili’nde seçim sonuçlarını reddederek cumhurbaşkanlığından ayrılmayan Laurent Gbagbo’nun partisi Halk Cephesi gibi bazı sorunlu partiler hâlâ Sosyalist Enternasyonal üyesi.

Türkiye’den ise CHP’nin Sosyalist Enternasyonal’e üyeliği 2008-2010 yılları arasında zaman zaman enternasyonal üyeleri arasında tartışma konusu olmuş, CHP’nin Ceza Yasası’nın 301. maddesi, ordu-siyaset ilişkileri, DTP’nin kapatılması gibi konulardaki tavrı, Dersim katliamını meşru gösteren Onur Öymen gibi bazı üyelerinin açıkça ırkçı ve otoriter yorumları bu partinin bir sosyaldemokrat parti olarak görülemeyeceği fikrini tekrar ve tekrar tartışmaya açmıştı. CHP Sosyalist Enternasyonal’den hiçbir zaman uyarı almadı.

(Yeşil Gazete, Slate, Foreign Policy)

D&R’dan Bir+Bir dergisine satış yasağı

Nezih kitapevinin Metis yayınlarının ajandasını sansürlemesinin ardından D&R da bütün şubelerine bir yazı göndererek Bir+Bir’in satışa sunulmasını yasakladı. Sebep ise, derginin Arzuhal bölümünde yayınlanan “İstikbal Marşı” yani “vatandaşın hassasiyeti”.

D&R şubelerine şu e-mail’i gönderdi:

Sn.ilgili;

Bir+bir dergisi ilk sayfasında yer alan ve İstiklal Marşı ile dalga geçer şekilde, uygunsuz şiiri sebebiyle müşterilerimizden haklı tepkiler görmektedir.

Yayın bütün mağazalarımızda satışa kapatılmıştır. Yayın dergi raf ve teşhirinden kaldırılacak, iade sirküsünde iade edilecektir. Yayının yeni sayısı alınmayacaktır,sevk yapılmamasını rica ederim. Teşekkürler, İyi Çalışmalar

İşte D&R’ı rahatsız eden o marş:

Çıkar çıkmaz çıkan neşriyat olarak ocak sayısını neşredemedik, telâfi mahiyetinde ocaklı bir marş verelim. (Güfte: M. Arif Hersoy, Beste: Lodos Ali Bandosu, Makam: Oh Mammy, Oh Mammy Mammy Blue, Oh Mammy Blue…)

İstikbal Marşı
Korkma, sönmez bu ocaklarda yan yatan şol mecmua
Sönmeden bünyelerde tüten en son şua
O bizim kaŞlenin yıldızıdır, parlayacak,
O bizimdir, o bizim kafilenin ancak

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı okur!
Kahraman tayfana bir gül! Ne bu surat, bu homur?
Sana olmaz dökülen emeklerimiz sonra helal…
Hakkıdır, Abdal’a tapan tayfanın kafiye bozmak

Men ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi takvim bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Gevşemiş jel gibiyim, gendimi salar, koparım.
Kırparım dağları, enginlere sığmam, dalarım.

Kim bu cennet derginin uğruna olmaz ki feda?
Şükela fışkıracak sayfaları sıksan, şükela!
Canı, cananı, bütün varımızı alsın da Buda,
Etmesin tek Bir+Bir’den bizi dünyada cüda.

Okuduğun yerleri “yazı!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce anlık zamanı
Sen Bir+Bir okurusun, sitem edip üzme tayfanı
Ocakta çıkmadıysa çıkamadı, anla mecmuanı.

Toshiba’nın umudu Sinop’ta

0

Japon Toshiba, Türkiye ile yapılacak anlaşmayla nükleer teknoloji satışından yıllık 12.2 milyar dolar gelir elde etme hedefine erken ulaşacak.

Akkuyu’daki santral için Ruslarla anlaşılması sonrasında Sinop’taki santral için de Türkiye ile Japonya arasında müzakereler sürüyor.

Japon elektronik ve mühendislik şirketi Toshiba, Türkiye ile Karadeniz kıyısında bir nükleer enerji santrali inşa etmek için anlaşma sağlayacağından emin olduğunu söyledi.

Financial Times’a konuşan Toshiba Başkanı Norio Sasaki, anlaşmanın, Japon hükümetinin uzun vadeli risk sigortası sağlamasına bağlı olduğunu kaydetti.

Sasaki, Türkiye ile yapılacak anlaşmayla, nükleer teknoloji satışından yıllık 12.2 milyar dolar gelir elde etme hedefine, öngörülenden erken ulaşacağını belirtti.

Toshiba, Japon hükümetinin sağlayacağı sigorta sonrası sürecin işleyeceğini tahmin etti. (BBC)

Mısır’da protestolar yayılıyor

0

Mısır’da Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in istifası talebiyle 16 gün önce başlatılan protestolar ülkenin diğer kentlerine de yayılmaya başladı. Birçok bölgede de grevler yapılıyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman ise anayasal reform çabalarının başarısızlıkla sonuçlanması halinde darbe düzenlenebileceği uyarısında bulundu.

Amerikan Yönetimi de, ülkede 30 yıldır yürürlükte olan olağanüstü hal uygulamasının kaldırılmasını, gazetecilere ve aktivistlere yönelik baskıların sona erdirilmesini istedi.

Meclis önünde barikat

Hükümet karşıtı göstericiler bugün, Tahrir meydanının yakınlarında bulunan parlamento binasına girişleri engelledi.

Askerlerin koruduğu bina önündeki eylemde şimdiye kadar olay çıkmadı. Kahire’nin 500 kilometre kadar güneyindeki Vadi el Cedid bölgesinde ise protestocularla polis arasındaki çatışmalarda bir kişi öldü.

Kızıl Deniz’i Akdeniz’a bağlayan, küresel deniz taşımacılığın yüzde 8’inin gerçekleştirildiği Süveyş Kanalı’nda yaklaşık 6000 çalışan greve gitti.

BBC Kahire muhabiri Jon Leyne, ülke çapında benzer eylemlerin yapıldığını aktarıyor.

‘Darbe gelir’

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Ömer Süleyman, ülkedeki krizin bir an önce son bulması gerektiğini söylerek “Polisiye tedbirlere başvurmak istemiyoruz” dedi.

Süleyman bununla birlikte, muhalefetle diyaloğun başarısız olması halinde alternatifin darbe olacağını”, bunun sonucunda aceleci ve hesapsız adımlar atılabileceğini söyledi.

Muhalefet grupları Süleyman’ın sözlerine sert tepki gösterdi. Muhalefet, hükümetlerin talep ettikleri değişiklikleri hayata geçirmeyeceğini ve zaman kazanma çabası içinde olduğunu savundu.

Gençlik protesto grubunun sözcülerinden Amdülrahman Samir, Associated Press ajansına, “Süleyman felaket senaryoları peşinde. Sıkıyönetim tehdidinde bulunuyor. Yani gösterilerin bastırılabileceğini söylüyor. Peki ya ülkenin geri kalanındaki 70 milyon kişi de bizim yaptığımızı yaparsa ne olacak?” dedi.

Biden’dan Süleyman’a uyarı

Amerikan yönetimi, Mısır hükümetine 30 yıldır yürürlükte olan olağanüstü hal yasalarının derhal kaldırılması çağrısında bulundu.

ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden bu çağrıyı, Mısırlı mevkidaşı Ömer Süleyman’la yaptığı telefon konuşmasında dile getirdi.

Biden daha geniş bir tabana dayanan bir yönetime geçişle, ‘acil ve geri döndürülemez’ gelişme sağlaması gerektiğini söyledi.

Joe Biden, Mısır İçişleri Bakanlığı’nın, eylemciler ve gazetecilerin gözaltına alınması ve dövülmesine son vermesi, ayrıca ifade ve toplanma haklarına izin vermesi gerektiğini vurguladı.

Washington’daki BBC Muhabiri Kim Ghattas, Beyaz Saray’ın Mısır’daki gösterilerin başlamasından bu yana ilk kez kamuoyu önünde bu kadar açık taleplerde bulunduğunu söylüyor.

Muhabirimiz, ABD’nin Mısır’ın içişlerine karışıyor görüntüsü vermekten kaçındığını, ancak muhalif göstericilerin ABD’yi Mısır lider kadrosu üzerindeki baskıyı azaltmakla suçladığını kaydediyor.

Ghattas, Biden’ın telefon görüşmesiyle ABD’nin kozmetik değişikliklerden tatmin olmadığı yönünde açık bir sinyal verdiğini belirtiyor. (BBC)

Dünya borsaları birleşiyor

New York ve Alman borsalarının birleşme görüşmeleri yaptıkları açıklandı.

Görüşmelerin uzlaşmayla sonuçlanması, kar ve gelir açısından dünyanın en büyük borsasını ortaya çıkaracak. Yeni borsanın New York ve Frankfurt’ta iki merkezi olacak.

Ancak uzmanlar, görüşmelerin anlaşmayla sonuçlanacağının garantisi olmadığı uyarısında bulunuyor.

Londra ve Toronto borsaları anlaştı

Bu arada, Londra Menkul Kıymetler Borsası LSE, Kanadalı TMX Grubu’yla birleşme kararı aldı.

TMX grubu Kanada’daki Toronto borsasını işletiyor.

Birleşme sonucu oluşacak grubun hem Londra, hem de Toronto’da merkezi olacak.

Birleşik borsada 6700 şirket kayıtlı olacak ve toplam pazar sermayesi 5.9 trilyon dolara varacak.

Birleşme kararının açıklanmasının ardından Londra Borsasındaki hisse senetleri yükseliş eğilimi gösterdi.

LSE-TMX işbirliği, son yıllarda yaşanan borsa birleşmelerinin bir yenisi.

Son olarak New York borsası Euronext’i satın almış, Londra borsası ise İtalyan borsasını almıştı.

Birleşme kararının ardından oluşan yeni grubun yöneticisi olacak Xavier Rolet, bu adımla, enerji, doğa kaynakları ve ticari mal sektörlerinde en fazla şirketin bir arada bulunacağı bir alan yaratıldığını açıkladı.

BMO Capital Markets şirketinden Douglas Porter, BBC’ye yaptığı değerlendirmede, madencilik alanında dünyanın en büyük şirketlerinin yer aldığı iki borsanın birleşmekte olduğunu söyledi.

Porter, böylece ortaya çıkan yeni borsanın, dünyanın en büyük madencilik borsası olarak değerlendirilebileceğini ekledi. (BBC)

‘Cumartesi Anneleri’ önergesine ret

CHP’nin gözaltındaki ve hapishanelerdeki kayıpların neden ve nasıl olduğunun, arkasındaki karanlık ilişkilerin veya yasadışı güçlerin araştırılması, faillerini ve sorumlularının açığa çıkarılıp ve yargılanmasını sağlamak için Meclis’te araştırma komisyonu kurulması için verdiği grup önerisi reddedildi.

TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin grup önerisi üzerinde konuşan CHP Mersin Milletvekili Ali Rıza Öztürk, “Sayın Başbakan samimi değildir. Faili meçhul cinayetleri istismar etmekten Başbakan vazgeçsin. Bu önergemize AKP’li vekiller destek verirse faili meçhullerle hesaplaşmanın önü açılır” dedi.

Öztürk, konuşması sırasında yanında getirdiği CHP’nin hazırladığı “Faili Meçhul Bırakılan Cinayetler, CHP Ne Dedi? AKP Ne Yaptı” adlı kitapçığı da gösterdi.

AKP Grup Başkanvekili Bekir Bozdağ’da, “Bütün faillerin aydınlanmasından yanayız. Herkes samimi olacak. Komisyonları sulandırmak değil, amacına hizmet etsin diye çalışacak” diye tepki gösterdi.

Tansiyonun yüksek olduğu görüşmelerde CHP’nin grup önerisi, TBMM Genel Kurulu’nda yapılan oylamada reddedildi. (Cumhuriyet)

Fazıl Say’dan yine çok konuşulacak sözler

Fazıl Say, “Bakanlıkla arasının bozuk olmasından dolayı Türkiye’de hemen hemen hiçbir devlet orkestrası ile sahne alamadığını, parçalarının sansürlendiğini, konserlerinin de iptal edildiğini” öne sürdü.

Say, Frankfurter Rundschau gazetesine verdiği röportajda, Frankfurt Kitap Fuarı’ndaki iptal edilen konserinin 8 veya 9 olaydan biri olduğunu ifade ederek, bir yıl önce İstanbul’un Avrupa Kültür Başkenti olduğunu, İstanbul Senfoni Orkestrası ile yapacağı bir projenin reddedildiğini kaydetti.

“Her şey reddediliyor. Bunu demokrasi olarak mi nitelendiriyorsunuz? Ben değil, bir besteci, bir partitur sayfası üzerinde günde en az 4-5 saat çalışıyor. Bunun meyvesi alınmadığı zaman, bana acı veriyor” diyen Say, bu eserlerin kendi çocuğu olduğunu, bundan dolayı sadece kendisinden eser isteyen Avrupalılar için beste yaptığını belirtti.

Türkiye’de projelerinin iptal edildiğini savunan Say, “Kültür ve Turizm Bakanlığı ile aramız bozuk. Bu benim için büyük bir sorun. Çünkü piyanist ve besteci olarak hemen hemen hiçbir devlet orkestrası ile sahne alamıyorum. Parçalarım sansürleniyor, konserlerim çoğu zaman iptal ediliyor” dedi.

Say, “Bir piyanist ve besteci olarak neden Türk siyasetine karışıyorsunuz?” sorusu üzerine, bunun insanın kendi yaşantısına kendinin karar vermesi ile ilgili bir durum olduğunu belirterek, “İki örnek vermek istiyorum. Birincisi, eylül ayında insanlar kapının önünde alkol içtikleri için İstanbul’da bir galeriye saldırı yapıldı. 30-40 kişi dövüldü. Bunların arasında ben de olabilirdim. Bunun bir benzeri senfoni konserinde de yaşanabilir. İkincisi, 10 yaşında bir kızım var. Başörtüsü takmıyor. Başörtüsü takmaya zorlanırsa ne yapacağız? İran devriminde aydınların ne şekilde katkı sağladığını biliyorsunuz. Biz tehlikeyi biliyoruz” şeklinde konuştu.

“Biz” olarak Avrupai düşüncedeki modern Türkleri kast ettiğini ancak iyimser olduğunu ve umudun yitirilmemesi gerektiğini ifade eden Say, bu konuda tek başına olmadığını, bazı pop yıldızlarının, oyuncuların ve sunucuların da bu konuda çaba gösterdiklerini söyledi. Say, “Buradaki tek fark, benim Avrupa’da tanınmış biri olmamdır” dedi.

“Ülkenizi terk etmeyi de düşündünüz. Sizi İstanbul’a bağlayan ne?” sorusu üzerine de Say, eşinden 7 yıl önce ayrıldığını, yurt dışına çıkması durumunda kızının ya annesiz ya da babasız yaşayacağını, bundan dolayı gidemeyeceğini ancak daha büyük sorunlar yaşaması durumda terk etmeyi yeniden düşünebileceğini ifade etti.

Say, “Sizin için vatan ne anlama geliyor?” sorusuna Say, “Müzik benim için vatandır. Müzik ile iyi bir evrende olduğumu hissediyorum. Örnek olarak, Beethoven gerçekten sadece bir Alman değil. O çok daha fazlası. Sadece Almanya’ya ait değil. Aynı zamanda Yeni Zelanda, Brezilya ve Türkiye’ye aittir. Bunları çok daha iyi anlamak lazım” karşılığını verdi.

Beethoven’in, hayatı boyunca evrensel olmak için ve daha derin şeyler icat etmek için çaba sarf ettiğini ve kendisinin de bundan etkilediğini belirten Say, Beethoven’in, hayatın ciddiye alınmasını insanlara gösterdiğini kaydetti. (aa)