Ana Sayfa Blog Sayfa 5267

“Tedbir alınmazsa Bursa Ovası yok olacak”

Bursa Akademik Odalar Birliği (BAOB)’nin düzenlediği, “Tarım Arazilerinin Amaç Dışı Kullanımı ve Büyük Ovaların Korunması” panelinde Bursa Ovası’nın geleceği tartışıldı.

Geçtiğimiz Cumaretesi günü Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Şubesi’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilen panelin açılışında konuşan Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Başkanı Ufuk Ay, çarpık kentleşme ve sanayileşmenin bu hızla devam atmesi halinde ortada Bursa Ovası diye bir yer kalmayacağını söyledi. TEMA Danışmanı Mahir Gürbüz’ün konuşmacı olarak katıldığı panelin yöneticiliğini Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi’nden Prof. Dr. A.Vahap Katkat yaparken, meslek odaları temsilcileri de birer konuşma yaptı.

“Tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasında devletin öncülük ediyor”

Günümüzde insanların hâlâ toprakla araziyi ayırt edemediğini vurgulayan TEMA danışmanı Mahir Gürbüz, toprağın bir varlık olduğunu arazinin ise kullanılması mümkün bir kaynak olduğunu söyledi. Tarım arazisinin kesinlikle tarım dışında kullanılmaması gerektiğinin altını çizen Gürbüz, “Araziyi kullanıp da toprağı yok etmeyecek tek sektör tarımdır. Amaç dışı kullanımın önlenmesi gerekir, büyük ovaların Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına alınması gerekir.” dedi. Tarım alanlarının amaç dışı kullanılmasında devletin öncülük ettiğini belirten Gürbüz, Sapanca’daki Toyota fabrikasını, Antalya’daki doğalgaz santralini ve Gaziantep’teki fıstık bahçelerinin üzerine yapılan organize sanayi bölgesini bunlara örnek olarak gösterdi. HKMO Başkanı Ufuk Ay da, insanoğlunun kentleşme serüveninde, hayatın temel kaynağı olan tarım arazilerinin korunmak zorunda olduğunu anlatırken, Bursa’nın tarım arazileri üzerinde gelişen kaçak yapılaşma sorununu ve bu sorunun temel kaynağı olan hisseli parsel olgusunu doğru anlayabilmemizin imkanının olmadığını söyledi. Ay, şu görüşleri dile getirdi: “Bursa’da yer alan yapı stoğunun yüzde 70’e yakını kaçak yapı statüsündedir ve bu yapıların yüzde 80’i hileli hisseli parseller üzerine oturmuştur. Çarpık kentleşme ve sanayileşme bu hızla devam ederse çok kısa süre içinde Bursa Ovası yok olacaktır.”

(haberler.gen.al)

Tunus’ta muhalif gösteriye polis müdahelesi

0

Tunus’un başkentinde yapılan gösteriye güvenlik güçleri müdahele etti.

İçişleri Bakanlığı önünde toplanan yüzlerce kişiye karşı gözyaşartıcı gaz kullanıldı.

Polis üniformalı kişileri ve yüzleri maskeli sivillerin, ellerinde cop ve sopalarla sokaklarda gösterici aradığı bildiriliyor.

Dün de geçici başbakanın istifasını isteyen dev bir gösteri yapılmış, bu gösteri de polis tarafından dağıtılmıştı.

Dünkü gösteri eski cumhurbaşkanının ülkeyi terketmesinden bu yana en büyük gösteriydi.

Tunus’ta Cumhurbaşkanı Zeynel Abidin Bin Ali’nin devrilmesiyle sonuçlanan başkaldırı sırasında 200’ün üzerinde kişinin öldüğü açıklandı.

Hükümet daha önce Aralık ayında başgösteren ve bir ay süren olaylar sırasında 78 kişinin öldüğünü açıklamıştı.

Muhalefet ise bu sayının daha yüksek olduğunu savunuyordu.

Protestolar sürüyor

Bin Ali Bir ay süren ve giderek yayılıp şiddetlenen gösteriler ardından Suudi Arabistan’a kaçmıştı.

Muhalefeti de kapsayan bir ulusal birlik hükümeti kurulmasına rağmen ülkede protestolar hala dinmiş değil.

Muhalefet, Bin Ali’nin 23 yıllık rejiminin parçası olan herkesin hükümetten ayrılmasını istiyor.

Bunlardan biri olan Başbakan Muhammed Gannuşi ise ülkenin altı ay içinde yeni bir hükümet kurmak üzere seçime gideceğini söylüyor.

Geçici hükümet ayrıca ölüm ve yaralanmaları soruşturma ve ailelere tazminat ödeme vaadinde bulundu.

Yoksulluk, yolsuzluk ve siyasi baskıya karşı değişim talebiyle başlayan Tunus’taki eylemler, bölgede on yıllardır iktidarlarını sürdüren diğer liderlere karşı da benzer tepkilerin sokağa taşmasına yol açmıştı.

Mısır’da süregiden eylemler de bunun bir yansıması olarak görülüyor.

Bin Ali’nin malvarlığı donduruldu

Bu arada Bin Ali’nin mal varlıkları da mercek altında.

Avrupa Birliği dün devrik lider ve eşinin mal varlığını Tunus hükümetinin dondurma kararı almıştı.

Aile ve yakın çevresi, iktidarları süresince şahsi kazança elde etmekle suçlanıyor.

Fransız yetkililer bu kapsamda Paris’te bir hangarda, Bin Ali’nin damadının mensubu olduğu aileye ait bir uçağa el koydu. (BBC)

Silikozis belgeseli bir kişi daha eksildi

Kot işçilerinin dramını anlatan ‘Dönüş’ belgeselinin kahramanlarından Mehmet Şah Yalçın da hayata 31 yaşında veda etti.

Mehmet Şah Yalçın, iki yıl önce çekilen, silikozis hastalarıyla ilgili ‘Dönüş’ adlı belgeselde, “Bir gün ölmüşüz daha rahat olur bizim için. Nefes darlığından dolayı… Ben uyuyamıyorum” diyordu. 31 yaşındaki Mehmet Şah, aynı belgeselde öyküsü anlatılan 11 işçiden üçü gibi hayatını kaybetti. Kot kumlama kurbanlarının sayısı 49’a çıktı. Yalçın, Batmanlı genç bir işçiydi. Eli ekmek tutsun diye geldiği İstanbul’da, 2004-2007 arasında Güngören’deki bir kot kumlama atölyesinde çalıştı. Aynı yılın sonunda rahatsızlandı. Önce tüberküloz teşhisi konuldu. Fakat sonra kot kumlama işinin akciğerleri tahrip ettiği silikozise yakalandığı ortaya çıktı. Artık çalışamıyordu. Üç yıldır oksijene bağlı yaşıyordu.

Kayseri Erciyes Üniversitesi İletişim Fakültesi öğrencilerinden Soner Yıldırım, 2009 yılında, silikozis hastalarını konu alan ‘Dönüş’ adlı bir belgesel çekiyordu. Belgesel için Bingöl’de 22 yaşındaki Hacı Önal’la, İstanbul’da Mehmet Şah Yalçın’la görüştü. Yalçın, geçmişteki çalışma koşulları için, “Orada yatan arkadaşlar vardı. Onlar da zaten huzurlu şekilde ne uyuyabiliyordu ne yemeklerini yiyebiliyordu. Yediğin zaman da tozu yutuyorsun. Yemek yiyemiyorsun, çay içemiyorsun” diyordu. Ölümü beklediği aşikârdı. Önce Hacı Önal, Kasım 2009’da öldü. Önceki gün de Mehmet Şah Yalçın son nefesini verdi. Yalçın, Esenler’de uğurlandı.

‘Dönüş’te Yalçın ve Önal’la beraber 11 silikozis hastasının anlatımlarına yer verilmişti. Bu hastalardan ikisi, 27 yaşındaki Tokatlı Ertuğrul Doğru ve 25 yaşındaki Sinoplu Beytullah Özkaya, 2007 ve 2008’de, yani belgeselden önce ölmüştü. Önal ve Yalçın’ın da belgeselden sonra ölümüyle geriye yalnızca altı işçi kaldı.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Temmuz 2010 itibariyle 1388 silikozis hastası var. Fakat kayıtdışı rakamın 5 bin olduğu sanılıyor. Kot Taşlama İşçileri Komitesi’nden yapılan açıklamada, “Bu ölümler insanlık dışı koşullarda çalıştırılan işçiler için kader değildir. Bu koşullarda çalıştıran işverenlerden, koşulları denetlemeyen, bu atölyelerin varlığına izin veren, göz yuman yetkililerden hesabın sorulmasını istiyoruz” denildi. (İsmail Saymaz)

Son Dakika: Erbakan hayatını kaybetti

Ankara’da tedavisi devam eden Saadet Partisi Genel Başkanı Necmettin Erbakan vefat etti.

Ankara’da Güven Hastanesi’nde tedavi altında olan Erbakan’ın ölüm haberinin ardından Saadet Partililer hastaneye akın etmeye başladı.

Ocak ayında hastaneye kaldırılan Erbakan’ın ilk başta 24 saat kalacağı açıklanmıştı. Ancak taburcu süresi hergün giderek uzadı.

rbakan sol ayağında bir damar iltihaplanmasıyla hastaneye yatırılmıştı. Bu süreçte kendisini ziyaret etmek isteyenler ise Erbakan ile görüştürülmedi.

CENAZE SALI GÜNÜ
Recai Kutan Erbakan’ın ölüm haberini açıkladıktan sonra cenazesinin Salı günü İstanbul Fatih Camisi’nde olacağını açıkladı.

Hastane yetkilileri kalp yetmezliğine bağlı bir ölüm olduğunu açıkladı. Ayrıca sabah saatlerinde Erbakan’ın iyi olduğunu, şuurunun açık olduğunu ancak hafif bir solunum sorunu yaşadığını ancak sonrasında birden kalp değerlerinin arttığını ve vefat ettiğini anlattı.

Erbakan’ın vefat ettiği sırada yanında ailesinin olduğu öğrenildi.

Mısır Ordusu anayasa değişikliği taslağını kabul etti

Mısır’da ordu, ulusal referanduma sunulacak anayasal değişiklik taslağını kabul etti.

Önerilen değişikliğe göre devlet başkanı, şimdiki gibi sınırsız şekilde altı yıllık görev süresi için değil, en fazla iki kez dört yıllık görev süresi için seçilebilecek.

Devrik Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek, bu ayın başında patlak veren halk ayaklanmasıyla iktidardan düşürülmeden önce beşinci altı yıllık görevini sürdürüyordu.

Değişiklikler, seçimlerin yargısal gözetiminin de yeniden yapılandırılmasını öngörüyor.

Şu anda ülkeyi kontrol eden Silahlı Kuvvetler Yüksek Konseyi uzmanlardan oluşan bir ekibe demokratik reform sağlayacak anayasal değişiklikler için danıştı.

Konsey, değişikliklerin, altı ay içinde yapılması planlanan genel seçimler ve Cumhurbaşkanı seçimi öncesinde referanduma sunulması konusunda söz verdi.

Değişiklikler, Cumhurbaşkanı’nın yetkilerinin sınırlanmasını da isteyen Mısır muhalefetinin uzun süredir dile getirdiği taleplerdi.

Ancak değişiklik taslağını kaleme alan komite, Cumhurbaşkanı’nın yetkileri konusunun seçimlerden sonra görüşülmesine karar verdi.

Gelecek Cumhurbaşkanı, bir yardımcı atamak zorunda olacak. Mübarek, iktidarının son günlerine kadar buna karşı çıkmıştı.

Diğer bir değişiklik önerisi ise vatandaşların Cumhurbaşkanlığına aday olma sürecini kolaylaştırıyor.

Değişiklik taslağı kabul edilirse seçimler yargı organları tarafından denetlenecek ve ileriki liderler için ülkeyi olağanüstü halde tutmak zorlaşacak.

Anayasa değişiklik taslağıyla ilgili açıklamadan önce ise Yüksek Konsey, askerî polisin Kahire’nin merkezindeki Tahrir Meydanı’ndaki göstericileri dağıtmak için göz yaşartıcı gaz kullanmasını ve bazı göstericileri sopalarla dövmesi nedeniyle özür diledi.

Göstericiler reformların hızlanmasını ve Ahmet Şefik’in geçici hükümetinin daha kısa süre içerisinde yenisiyle değiştirilmesini talep ediyordu.

Mübarek, 18 gün süren sokak gösterilerinin ardından 11 Şubat günü istifa etmek zorunda kalmıştı.

İrlanda’da ekonomik kriz hükümet devirdi

Küresel ekonomik krizin şiddetli biçimde vurduğu ülkelerden İrlanda’da yapılan genel seçimde, sandık çıkışı kamuoyu yoklamalarına göre, hükümetin büyük ortağı olan Fianna Fail partisi büyük bir yenilgi aldı.

Devlet televizyonu RTE’nin yayınladğı yoklama sonuçlarına göre, Fianna Fail’in geleneksel rakibi olan Fine Gael seçimden birinci parti çıkacak ancak parlamentoda mutlak çoğunluğa sahip olamayacak.

Muhalefetteki Fine Gael partisinin İşçi Partisi ile koalisyona gidebileceği yorumları yapılıyor.

Fianna Fail’in başkent Dublin’de tümüyle silinebileceğini belirtiyor.

Bu partinin Dublin’den kullanılan oyların sadece yüzde 8’ini alabileceği tahmin ediliyor.

RTE’nin yayınladığı tahminlere göre Fine Gael oyların yüzde 36,1’ini, geleneksel koalisyon ortağı İşçi Partisi de yüzde 20,5’ini alacak.

Bu İşçi Partisi tarihinin en yüksek oy oranı.

Yüzde 15,1 ile üçüncü sıraya gerileyen Fianna Fail için de bu tarihinin en kötü sonucu olacak.

Yorumculara göre, bu seçimden kim zaferle çıkarsa çıksın, kendisini zor bir iktidar dönemi bekliyor olacak.

Çünkü ülke halen ekonomik sıkıntılarla boğuşuyor ve işsizlik oranları rekor düzeylerde seyrediyor.

Erken seçimlerde 43 seçim bölgesinde 3 milyonu aşkın İrlandalı oy kullandı.

Bazı adalarda oy kullanma işlemi kötü hava şartları göz önünde bulundurularak Çarşamba günü başlamıştı.

İrlanda parlamentosunun 166 sandalyeli alt kanadı “Dail Eireann”a girmek için ise 566 aday yarıştı.

İrlanda’da genel seçimler beş yılda bir düzenleniyor.

Son seçimler 2007’nin Mayıs ayında yapılmıştı. (BBC)

Beşiktaş hentbolda havlu attı

0

Avrupa Hentbol Federasyonu (EHF) Kupası 4. turda mücadele eden Beşiktaş Erkek Takımı, Almanya’nın Lemgo takımıyla yaptığı rövanş maçında rakibiyle 28-28 berabere kaldı ve kupaya veda etti.

Avrupa Hentbol Federasyonu (EHF) Kupası 4. turda mücadele eden Beşiktaş Erkek Takımı, Almanya’nın Lemgo takımıyla yaptığı rövanş maçında rakibiyle 28-28 berabere kaldı ve kupaya veda etti.

Mücadeleye iyi başlayan siyah-beyazlı takım, Kosyak’ın golleriyle rakibine üstünlük kurmaya çalıştı. Ancak 20. dakikada Strobel’in golüne engel olamayan ev sahibi ekip, üstünlüğü rakibine kaptırdı.

Kaleci Altuğ’un başarılı kurtarışlarına rağmen hücumda kaleci ve direklere takılan Beşiktaş, ilk yarıyı da 15-11 geride kapadı.

Maçın ikinci yarısında bir ara 18-12 geriye düşen Beşiktaş, özellikle Ramazan’ın golleriyle mücadeleyi bırakmadı. Oğuzhan’ın golüyle son bölümde 25-24 üstünlük yakalayan siyah-beyazlı takım, devamını getiremedi ve karşılaşmadan 28-28 beraberlikle ayrıldı.

Almanya’daki karşılaşmayı 27-25 yitiren Beşiktaş, bu sonuçla Avrupa Hentbol Federasyonu Kupası’ndan elendi.

Siyah-beyazlı taraftarların da ilgi gösterdiği ve salonu doldurduğu karşılaşmayı Beşiktaş Kulübü yöneticileri Ahmet Akpınar, Doğan Küçükemre, Necip Sever, Hentbol Federasyonu Başkanı Bilal Eyüboğlu ve az sayıda Alman taraftar da izledi.

BEŞİKTAŞ: 28 – LEMGO: 28
Salon: Süleyman Seba
Hakemler: Gjoko Kolevski xxx, Aco Nikolovski xxx (Makedonya)
Beşiktaş: Altuğ xx (İbrahim) xx, Bülent xx 1, Ramazan xxx 10, Tolga xx 4, Kosyak xx 4, Oğuzhan xx 3, Ladyko x 1, Parshkov x, Zelic x, Gökhan xx 2, Ömer Ozan xx 2, Utku xx 1
Lemgo: Lichtlein xxx, Kehrmann xx 3, Hermann xxx 6, Preiss xx 5, Ilyes xx 5, Strobel xx 6, Bechtloff xx, Datukashvili xx, Theuerkauf xx 3, Glandorf xx
İlk Yarı: 11-15
2 Dakika Cezası Alanlar: Ramazan, Gökhan (Beşiktaş), Hermann (2 Defa), Ilyes (Lemgo)

Allianz Arena’da Dortmund sesleri

0

Bundesliga’da haftanın maçında Borussia Dortmund, deplasmanda Bayern Münih’i 3-1 yenerek şampiyonluk yolunda çok önemli bir galibiyet aldı. Nuri Şahin ise attığı müthiş golle ayakta alkışlandı.

Bundesliga’da 24. hafta mücadelesinde Bayern Münih lider Borussia Dortmund’u konuk etti. Rakibi karşısında çok iyi bir oyun sergileyen Dortmund maçtan 3-1 galip ayrılarak şampiyonluk yolunda çok önemli bir galibiyet aldı.

Maça hızlı başlayan Dortmund 9. dakikada Lucas Barrios’un attığı golle takımını 1-0 öne geçirdi. Bayern Münih 16. dakikada duran toptan yapılan ortaya Gustavo’nun vuruşuyla durumu 1-1’e taşıdı.

18. dakikada ise bu kez milli futbolcumuz Nuri Şahin sahne aldı. Ceza sahası dışından mükemmel bir plase ile Thomas Kraft’ı avlayan Nuri takımını 2-1 öne geçirdi. Maçın ilk yarısı bu sonuçla tammamlandı.

Maçın ikinci yarısında da rakibine göre daha iyi bir oyun sergileyen Dortmund, 60. dakikada Hummels’in attığı golle maçta durumu 3-1 yaparak galibiyeti garantileyen isim oldu.

Dortmund bu galibiyetle puanını 58’e çıkardı. Bayern Münih ise 42 puanda kaldı.

Dünya Sosyal Forumu, Mısır ve değişim –Immanuel Wallerstein

Dünya Sosyal Forumu (DSF) hala hayatta ve ayakta. 6-11 Şubat arasında Senegal, Dakar’da toplandı. Öngörülemeyen bir tesadüfle, aynı hafta Mısır halkı Hüsnü Mübarek’i tahtından indirdi ve hareketin başarıyla sonuçlanması forumun kapanış oturumuna denk geldi. DSF tüm haftayı Mısır’ı selamlayarak ve Tunus ve Mısır’daki devrimlerin başka bir dünyayı mümkün kılmak (kesinleştirmek değilse bile mümkün kılmak) hedefindeki değişim programları açısından anlamını tartışarak geçirdi.

60 bin ila 100 bin kişi arasında olduğu sanılan önemli sayıda insan bu foruma katıldı. Böyle bir organizasyonu düzenlemek için DSF’nin ihtiyacı güçlü yerel toplumsal hareketler olduğu kadar (ki Senegal’de vardı) forumun düzenlenmesini en azından tolere edecek bir hükümetti. Senegal’deki Abdoulaye Dade hükümeti her ne kadar birkaç ay önce finansmanının üçte ikisini karşılayacağına ilişkin verdiği sözden dönse de DSF’nin düzenlenmesini “tolere” etmeye hazırdı.

Ne var ki Tunus ve Mısır’da ayaklanmalar patlak verince hükümet korkuya kapıldı. Ya DSF’nin düzenlenmesi Senegal’de de benzer bir ayaklanmaya yol açarsa? Hükümet Brezilya’dan Lula’nın, Bolivya’dan Morales’in ve birçok Afrikalı başkanın katılacağı organizasyonu iptal edemedi. Bunun yerine ne yapabiliyorsa onu yaptı. Forumu sabote etmeye çalıştı. Bunu, forumun yapıldığı üniversitenin rektörünü açılıştan dört gün önce kovarak ve yerine eski rektörün DSF sırasında derslere ara verilmesi ve böylece toplantı salonlarının kullanılabilir hale gelmesi kararını alelacele geri çevirecek yeni bir rektör atayarak yaptı.

Sonuç en azından ilk iki gün organizasyonel bir kaostu. Sonunda rektör, 170 salondan fazlası gerekiyorken, üniversitedeki 40 salonun kullanılmasına izin verdi. Düzenleyenler yaratıcılıklarını kullanıp kampüse çadırlar kurdular ve forum sabotaja rağmen gerçekleştirildi.

Senegal hükümeti DSF’den böylesine ürkmekte haklı mıydı? DSF’nin kendisi, DSF’yi muhtemelen hiç duymamış insanların yaşadığı Arap dünyasına veya başka yerlerdeki halk ayaklanmalarına ne kadar ilgili olduğunu tartıştı. Katılanların verdiği cevaplar uzun süredir var olan bir fikir ayrılığını da yansıtıyordu. Organizasyonun on yıllık geçmişinin neoliberal küreselleşmenin meşruiyetinin altını oyduğuna ve mesajının dünyanın her yerine ulaştığına inananlar da vardı, ayaklanmaların gösterdiği gibi DSF haricinde her yerde değişim siyasetinin pekâlâ yürüdüğünü düşünenler de.

Ben şahsen Dakar toplantısında iki önemli şey fark ettim. İlki, neredeyse Davos’taki Ekonomik Forum’dan bahseden neredeyse yok gibiydi. DSF 2001’de bir anti-Davos olarak kurulmuştu. 2011 itibariyle Davos güncel olanlar arasında politik olarak önemsizleşti ve gündem dışı kaldı.

İkincisi ise, tartışılan tüm başlıkların birbiriyle nasıl da bağlantılı olduğunun neredeyse herkes tarafından belirtilmesiydi. 2001’de DSF esas olarak neoliberalizmin olumsuz ekonomik sonuçları ile ilgiliydi. Fakat sonradan gelen her toplantıda DSF’ye yeni gündemler –toplumsal cinsiyet, çevre (özellikle iklim değişikliği), ırkçılık, sağlık, yerli halkların hakları, emek mücadeleleri, insan hakları, suya, gıdaya erişim, enerji kullanımı gibi- eklendi. Ve Dakar’da aniden fark edildi ki oturumun konusunun ne olduğundan bağımsız olarak başlıkların diğer başlıklarla bağlantısı öne çıkıyor. Bu bana DSF’nin en büyük başarısıymış gibi görünüyor: İlgi alanlarını her geçen gün geliştirmek ve herkesin bunlar arasındaki iç bağlantıları görmesini sağlamak…

Yine de katılımcılar arasında alttan alta yaygın bir şikâyet söz konusuydu. İnsanlar haklı olarak, hepimiz neye karşı olduğumuzu biliyoruz fakat neden yana olduğumuzu daha net ifade etmeliyiz, diyorlardı. Bu Mısır’daki devrime ve dünyanın diğer yerlerinde olacak devrimlere katkıda bulunabilmemiz için gerekli.

Sorun başka bir dünya isteyenlerin arasındaki çözülemeyen bir farklılaşmadan ileri geliyor. Dünyanın ihtiyacı olanın daha fazla kalkınma, modernleşme, böylelikle kaynakların daha eşitlikçi bir dağılımı olduğunu düşünenler bir tarafta. Diğer tarafta ise kalkınmanın ve modernleşmenin kapitalizmin uygarlaşma belasının ürünleri olduğunu ve ihtiyacımız olanın gelecekteki dünyanın uygarlaşma gibi kültürel önermelerini yeniden düşünmek olduğunu ileri sürenler var.

Uygarlaşma tezini ileri sürenler bunu çeşitli şemsiyeler altında yapıyorlar. Amerika kıtasında (ya da başka yerlerde), Latin Amerika’da “buen vivir” (daha iyi bir yaşam) dedikleri; ekonomik büyümeye sınırlamalar getirilmesini, gezegenin sürdürülebilir olmak için fazla küçük olduğunu savunan yerli hareketleri söz konusu.

Yerli hareketlerin taleplerini topluluklarının yaşadıkları topraklar üzerindeki otonomisi üzerinde odakladıkları gibi dünyanın başka yerlerinde sınırsız ekonomik büyümenin iklim felaketine ve yeni salgın hastalıklara yol açacağını savunan kentli hareketler de var. Bunla birlikte sınırsız büyüme talepleri ve patriyarkanın sürdürülmesi arasındaki ilişkinin altını çizen feminist hareketlerden de söz edilebilir.

“Uygarlık krizi” hakkındaki bu tartışma, bunu onaylayan siyasal hareketler ve devlet iktidarını hedefleyen sol partilerin tartışılan değişimde oynadığı rol üzerinde önemli sonuçlara yol açtı. Tartışma kolay kolay çözüleceğe de benzemiyor. Ne var ki gelecekteki on yıl için oldukça önem taşıyor. Eğer sol kendi içinde bu anahtar konuya ilişkin farklılıkları çözümleyemezse kapitalist dünya ekonomisinin çöküşü dünyadaki sağ odakların zaferi anlamına gelir ve hâlihazırdakinden de kötü bir yeni dünya sistemle karşı karşıya kalırız.

Şimdilik tüm gözler Arap dünyasında ve Mısır halkının kahramanca çabalarının Arap dünyasındaki siyaseti nereye kadar etkileyebileceği tartışılıyor. Ne var ki dünyanın başka yerlerinde, daha zengin bölgelerinde bile bu tip isyanların nüveleri var. Şu an için yarı iyimser olmaya hakkımız var.

15 Şubat 2011

[Binghamton.edu adresindeki İngilizce orijinalinden Açalya Temel tarafından Sendika.Org için çevrilmiştir]

Standlara müdahalede kadına şiddet!

0

Ankara’da, Yüksel Caddesi’nde masa açan Özgürlükçü Gençlik Derneği ve Gençlik Federasyonu üyelerine müdahale eden ve 7 kişiyi gözaltına alan polis, ardından da saldırıyı protesto etmek isteyen toplumsal muhalefet bileşenlerine tekrar müdahale etti. O arbede de sivil polis direnen kadını yumruk atarak yere serdi.

Valilik, caddedeki standların kaldırılmasını istedi. Halkevlerinin organ bağışı standının da aralarında olduğu standlar kaldırılmak istendi. Stand sahipleri, standlarının kaldırılmasına direnince polis müdahale etti. Arbede sırasında yere düşen sivil polis, kalktığında kolunu tutan kadına yumruk ile karşılık verdi.Kadın iki yumruğu art arda yedi. Eylemciler arasında saçlarından sürüklenerek gözaltına alınanlar oldu. (Radikal – sendika.org)