Ana Sayfa Blog Sayfa 5238

Nükleer Santralimizi Tanıyalım – Gila Benmayor

FUKUŞİMA faciası nedeniyle günlerdir tartıştığımız Akkuyu nükleer santralıyla ilgili bilinmeyenler bilinenlerden fazla.

Rusların yapacağı reaktörün özellikleri nelerdir?

Daha önce aynı teknoloji hangi ülkelerde uygulanmış?

Nasıl sonuç alınmış?

Bunlar aklımızı kurcalayan ama hiçbir yetkilinin ortaya çıkıp doyurucu bir yanıt vermediği sorular.

Bu yıl çalışmalarını Aaachen Üniversitesi, Enerji Araştırma Merkezi’nde sürdüren Boğaziçi Üniversitesi öğretim görevlilerinden Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu faciadan hemen sonra e-posta göndermiş.

“Akkuyu’da yapılması planlanan santral teknolojisine ilişkin bazı örneklerin kamuoyuyla paylaşılmasının yararlı olacağını düşünüyorum” diyor.

Kumbaroğlu’nun aktardığına göre, Akkuyu’da kurulacak nükleer santral VVER-1200yeni Rus teknolojisinin 3. nesil örneği.

Aynı teknolojinin 1. nesil örneği, dünyanın en tehlikeli santralleri arasında gösterilen ve Türkiye’den sadece 16 km uzaklıkta Ermenistan’ın Metzamor santrali.

DEPREM OLUNCA ALMANLAR ÇEKİLİYOR

Almanlar, iki Almanya birleştiğinde söz konusu teknolojiyle inşa edilen Doğu Almanya’daki santralleri hemen kapatmış.

Eski Doğu Bloku ülkelerinde aynı teknolojiyle planlandığı halde inşası durdurulan çok sayıda ünite var.

Akkuyu’da yapılması planlanan 3. nesil VVER reaktörlerinin benzerleri şu anda Bulgaristan ve Çek Cumhuriyeti’nde mevcut.

Kumbaroğlu işte bunları mercek altına almış.

Bizi yakından ilgilendiren bilgileri aktarıyor.

Bulgaristan’da Belene deprem bölgesi olması nedeniyle Türkiye için iyi bir örnek.

Belene’de santralin inşasına 1987 yılında başlanıyor.

Maddi sıkıntı ve halkın tepkisi nedeniyle, ilk ünitenin ancak yüzde 40’lık bölümünün tamamlandığı 1990 yılında santralin inşasına ara veriliyor.

Bulgaristan 2006 yılında Ruslarla projeye devam kararı alıyor.

2008 yılında ise projeye Alman RWE şirketi yüzde 49 ile ortak oluyor.

2009 yılının nisan ayında ise Bulgaristan’ın bu bölgesinde 5.3 şiddetinde bir deprem oluyor.

RWE Şirketi santralın güvenliğine ilişkin sismik araştırmalar yaptıracağını açıklıyor.

Ancak araştırmalar tamamlanmadan RWE yüzlerce milyon euroluk kaybı göze alarak Belene’den çekiliyor.

YILDIZ RUSLARA BELENE’Yİ SORDU MU?

Kumbaroğlu’nun belirttiğine göre, Bulgaristan Belene’deki proje ilerlemeden duruyor.

1987 yılında temeli atılmış olduğunu düşünün.

Aradan kaç yıl geçmiş ve hala devrede değil.

Acaba Enerji Bakanı Taner Yıldız, Ruslara Belene’nin akıbetini sordu mu?

Çek Cumhuriyeti’nde aynı teknolojinin kullanıldığı Temelin örneği de çarpıcı.

Temelin’de, Akkuyu’da kurulacak aynı 3.nesil VVER tipi Rus reaktörleri iki ünite.

Biri 2000 yılının aralık ayında, diğeri 2002 yılının aralık ayında devreye alınmış.

Temelin nükleer santrali 2004 yılında 3 bin litre radyoaktif soğutma suyu sızıntısıyla gündeme geliyor.

Sızıntıyla  ilgili ayrıntılı araştırmalarda, bu yeni santralin 2002-2004 yılları arasında tam 64 kez “acil durum” nedeniyle üretimini durdurmuş olduğu ortaya çıkıyor.

Örneklerinin durumu ortada.

Bu durumda 3. nesil Rus teknolojisinin güvenli olduğunun garantisini bize kim verebilir?

“Nükleer santrallerin en iyi örneğini yapacağız” diyen siyasiler bugün var yarın yok.

20 binin üzerinde insanın ölmesine, milyonlarca kişinin radyasyona maruz kalmasına yol açan Fukuşima felaketinin hesabını hangi Japon politikacı verebilir?

Nükleer tartışma “Genç Bakış”ta

Kanal D’de yayınlanan “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” programının nükleer enerji konulu bu haftaki bölümünde Ümit Şahin ve Hayrettin Kılıç konuklar arasında.

Çarşamba geceleri Kanal D’de yayınlanan “Abbas Güçlü ile Genç Bakış”da bu hafta konu nükleer enerji.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Eski Bakanı Hilmi Güler, ODTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Osman Sevaioğlu, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üner Çolak, Nükleer Fizikçi Prof. Dr. Hayrettin Kılıç ve Yeşiller Partisi Eş Sözcüsü Dr. Ümit Şahin’in konuk olacakları “Abbas Güçlü ile Genç Bakış” bu gece 00:15’den itibaren İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü’nden canlı olarak ekrana gelecek.

Programın web sitesinde nükleer enerjiyle ilgili olarak cevap aranacak sorular şöyle sıralanmış:

“Japonya’daki deprem ve tsunami faciasıyla yeniden dünyanın gündemine oturan nükleer enerjide endişeler bitmiyor….
Nükleer enerjinin riskleri neler?
Deprem bölgesi Türkiye’de nükleer santral güvenli mi?
Türkiye’nin nükleer enerjiye ihtiyacı var mı?
Gerçekten en temiz enerji nükleer enerji mi?
Nükleer enerji doğalgaza alternatif olur mu?
Mersin mi, Sinop mu? Türkiye’nin ilk nükleer santrali nerede yapılacak?
Neden karşı çıkılıyor? Riskler neler?
Eski nesil santraller ile şimdi yapılan santraller arasında nasıl güvenlik farkları var?
Japonya’da yaşanan nükleer patlama Türkiye’yi de etkiler mi? İkinci bir Çernobil kapıda mı?
Nükleer teknolojinin amacı enerji mi yoksa silah üretimi mi?”

Program 23 Mart Çarşamba geceyarısı 00:15’ten itibaren canlı olarak ekrana geliyor.

(Yeşil Gazete)

Nükleer riziko devam ediyor

Fukuşima’dan dünkü duman haberlerinin ardından en son gelen haberlere göre kazaların yaşandığı santralde tüm 6 reaktöre soğutma sistemlerini çalıştıracak elektrik verilmeye başlandı. Hidrojen patlamalar yaşanan reaktörlerden 1 ve 4 numaralı reaktörlerin sistem ve göstergelerinde tamir çalışmaları devam ediyor. Tesis etrafında radyasyon ölçümlerinin düşmediği ancak yükselmediği de gözlemleniyor, ancak yetkililerin açıklamalarına göre reaktörler henüz kontrol altına alınabilmiş değil.

Bölgeyi ardçı şoklar vururken, bunlardan yeni bir hasar oluştuğu rapor edilmiyor.

Fukuşima bölgesinde 11 farklı çeşit sebzede kabul edilebilir addedilen seviyenin üstünde radyoaktif  izotoplartespit edildi. Tarım Bakanlığı, tespit edilen en yüksek oranda radyoaktif materyal içeren sebzeden 10 gün 100’er gram yenilmesi durumunda, bir insanın bir yıldaalacağı radyasyonun yarısını alacağını açıklıyor. Tokyo Elektrik Şirketi (TEPCO) çiftçilere tazminat ödemek zorunda kalabilir. Japon haber ajanslarının geçtiği habere göre Japonya’nın büyük bankaları TEPCO’ya şu aşamada 1 trilyon yen ($12,360,939,786 ) borç vermeyi tartışıyorlar.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ise Japonya’ya ikinci bir ekipgöndermeyi planladığını, ekiplerin biri Fukuşima bölgesinde kalırken diğerinin Tokyo civarında ölçümler yapacağını, ve durumun vehametini koruduğunu açıkladı. Reuters’ın haberine göre ise İzlanda’nın başkenti Reykjavik’te Fukuşima menşeli olduğu sanılan radyoaktif partiküller tespitedildi, ve bu Avrupa’daki ilk tespit ve birkaç gün içinde partiküllerin tüm Kuzey Yarımküre’ye yayılması bekleniyor.

 

Salı gecesi itibariyle reaktörlerde durum şöyle:

 

1 No.:   Kısmi çekirdek erimesi, soğutma arızası, buhar salınmış, hidrojen patlaması sonucu reaktör muhafazasının içinde olduğu bina hasarlı, çatı uçmuş vaziyette, deniz suyu pompalanıyor, reaktöre elektrik verme çalışmaları devam ediyor.

 

2 No.: Reaktör muhafazasında zarardan korkuluyor, soğutma arızası, deniz suyu pompalanıyor, buhar salınmış vaziyette, yanındaki 3 No.lu reaktördeki hidrojen patlaması sonucu reaktör muhafazasının içinde olduğu bina hasarlı, muhafaza kazanının basınç bastırma odacığına (suppression chamber) yakın bir patlama duyuldu, Pazartesi dış güç kaynağına bağlandı, Salı buhar yükseldiği gözlemlendi, Salı kullanılmış yakıt çubuklarının durduğu yüksekseviyeli atık havuzuna su dolduruldu, 51º C’da istikrarlı.

 

3 No.: MOX yüklüreaktörde kısmi çekirdek erimesi, soğutma arızası, buhar salınmış, hidrojen patlaması sonucu reaktör muhafazasının içinde olduğu bina hasarlı, çatı uçmuş vaziyette, deniz suyu pompalanıyor, kullanılmış yakıt çubuklarının durduğu yüksekseviyeli atık havuzuna helikopterle su döküldü, Perşembe-Salı arası altı gün için yerden su sıkıldı, Pazartesi gri duman gözlemlenmesi üzerine işçiler geçici olarak geri çekildi, Salı günü kontrol odasının ışıklandırması yanıyor.

 

No.4: (Deprem sırasında bakımdaydı) Reaktör kalbinde yakıt çubuğu yok, yüksek seviyeli atık havuzunda yeniden bir zincirleme reaksiyon başlamasından korkuluyor, reaktör muhafazasını içeren binada yangın çıkmıştı, reaktör binasının çatısının sadece çerçevesi ayakta, atık havuzunda ısı 14 Mart’ta 84º C’a yükseldi, üç gün su sıkıldı.

 

No.5: (Deprem sırasında bakımdaydı) Reaktörde bazı yakıt çubukları duruyor, Cumartesi günü kullanılmış yakıt çubuklarının soğutulması işlemine devam edilmeye başlandı, Pazartesi günü güç kaynağı acilgüç kaynağından harici güç kaynağına değiştirildi.

 

No.6: (Deprem sırasında bakımdaydı) Reaktörde bazı yakıt çubukları duruyor, Cumartesi günü acil durum soğutma fonksiyonu geri kazanıldı. Pazar günü ısı kontrollü bir hâlde kapatıldı (cold shutdown)

 

 

(Yeşil Gazete)

Kyodo News ve Al-Jazeera English’ten derlenmiştir.

ACİL: Suriye’de katliam yaşanıyor!

Yeşil Gazete’nin teyid edilemeyen çok sayıda sosyal medya kaynağı üzerinden aldığı haberlere göre güney Suriye’de Dara şehrinde Ömeri Camiinde şu sıralar (TSİ 02:30) bir katliam yaşanıyor. Cami etrafından ağır silah sesleri duyulduğu, göz yaşartıcı bomba kullanıldığı, görgü tanıklarının cesetler gördüğü rapor ediliyor.

Rejim karşıtı protestocuların camiye sığınmış oldukları, etrafında 1000 kadar protestocunun koruyucu zincir oluşturdukları, bunun 1963’te ilan edilen olağanüstü hâlin hâlâ geçerli olduğu Suriye yetkililerini rahatsız ettiği biliniyordu. Suriye’de protestocular Kuzey Afrika ülkelerindeki gibi tam da belirginleşmemiş taleplerle otoriter rejime karşı geniş bir organizasyon içinde haftalardır artan bir mobilizasyon içindeler. Mısır olayları üzerine Beşar Esad her ne kadar reform sözleri verdiyse de, Suriye’de Mısır ve başka Ortadoğu ülkelerindeki gibi yine ‘öfke günleri’ adı altında başlayan protestolar aralıklarla devam ediyordu. Son üç günde gerek protestolar, gerekse güvenlik güçlerinin şiddeti artmış, 21 Mart’ta 11 yaşındaki bir çocuk yaralarından ölmüştü. Dün ise Dara’da protestocular Baas Partisi binasını ateşe vermişlerdi.

Son raporlara göre şehirde elektrikler kesildi ve ordu dışarıdaki protestocuların camidekilere yardıma gitmesine mani oluyor. Bunun ateş ve katliamın bitip bitmediğine dair ne demek olduğu anlaşılamıyor. (02:43)

En son raporlara göre Arapça yayın yapan Al-Arabiya televizyonu sinir gazı kullanıldığını söylüyor. Etraftaki evlerde çocuklar ve kadınlar yaralı. (03:11)

Al-Jazeera’nın Reuters’dan geçtiği haberlere göre Camiye ateş açtıkları teyid edilen güvenlik güçleri 4 protestocu öldürdü. (03:22)

(Yeşil Gazete)

¤sosyal medyadan toplanmış, arka planı ajanslardan takviye edilmiştir.

Ankara’da köpeğe tecavüz

Türkiye’de hayvan hakları konusunda aktif olarak çalışan “let’s adopt” grubunun sosyal medyada paylaştığı fotoğraflar ile Ankara’nın Sincan ilçesinde bir köpeğin tecavüz edilerek öldürüldüğü iddia edildi. iddialara göre olay Sincan Belediyesi Temizlik İşleri binasının arkasındaki belediyeye ait boş arsada gerçekleşti ve köpeğin sesi güvenlik görevlilerince 24 saat korunan binadan duyulabiliyordu.

Fotoğraflar ve iddialar üzerine hayvanseverler belediyeyi arayarak konu hakkında bilgi almak ve tepkilerini dile getirmek istediler. Sincan Belediye Başkanı Mustafa Tuna’nın özel kalemi iddiaları yalanladı. Belediye binası yakınlarında böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi. Belediye binasının arkasında çamlık olduğunu ve fotoğrafların belediye binası yakınlarında çekilmediğini belirten Özel Kalem, haberi çıkaranlar hakkında yasal işlem başlatıldığını da sözlerine ekledi.

Hayvanseverler ise olayın peşini bırakmayacaklarını söylediler. 5199 no’lu Hayvanları Koruma Kanunu’nun benzeri olaylarda caydırıcı hiçbir maddesinin olmadığını vurguladılar.

S. Esin Erben

Tuncel konuştu: O tokatı niye attım?

Şırnak’ın Silopi İlçesi’nde tartıştığı Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Başkomiser Murat Çetiner’e tokat atan, BDP İstanbul Milletvekili Sabahat Tuncel, olayın ardından açıklama yaptı.

Tuncel, “Arkadaşlarımız tamam burada oturacağız” demesine rağmen gaz bombası sıktılar. Bu aslında Silopi emniyetinin Kürt halkına yaklaşımının bir göstergesidir. Bunun sadece Silopi Emniyeti ile alakalı olduğunu düşünmüyoruz. Valilik bizzat emir vermiştir. Başbakan bu görüntüleri izlesin. Ankara’da oturup konuşmakla olmuyor. Kim kimi tehdit ediyor, açığa çıksın. Başbakan halkımıza yönelik tehditten vazgeçsin. Çünkü valilik ve emniyet Başbakan’a, İçişleri Bakanlığı’na bağlıdır” dedi. (Ajanslar)

Snooker’da Dünya Şampiyonası kuraları çekildi

0

Snooker Dünya Şampiyonası kuraları çekildi. 16 Nisan – 2 Mayıs 2011 tarihleri arasında Sheffield’deki Crucible Tiyatrosu’nda gerçekleşecek olan organizasyonda geçtiğimiz yılın şampiyonu Avustralyalı Neil Robertson, ilk turda atak oynamayı seven 21 yaşındaki Judd Trump’la eşleşti.

Bu sezon iyi bir form grafiği yakalayan Mark Williams, Ryan Day’le ikinci tura çıkma mücadelesi verecek. Dünya Şampiyonası’nda ilk tur maçları 19, ikinci tur ve çeyrek final 25, yarı final 33, final ise 35 frame üzerinden oynanacak. Crucible’da üç kez mutlu sona ulaşan John Higgins, Stephen Lee ile eşleşti. Bu sezon ailevi sebeplerden dolayı snooker’a fazla vakit ayırmayan ve bunu röportajlarında da dile getiren Ronnie O’Sullivan, Dominic Dale’le mücadele edecek.

Snooker Dünya Şampiyonası ilk tur eşleşmeleri şu şekilde;

Neil Robertson – Judd Trump
Marco Fu – Martin Gould
Graeme Dott – Mark King
Ali Carter – Dave Harold
Ding Junhui – Jamie Burnett
Peter Ebdon – Stuart Bingham
Stephen Hendry – Joe Perry
Mark Selby – Jimmy Robertson
Mark Williams – Ryan Day
Jamie Cope – Andrew Pagett
Mark Allen – Matthew Stevens
Stephen Maguire – Barry Hawkins
Shaun Murphy – Marcus Campbell
Ronnie O’Sullivan – Dominic Dale
Ricky Walden – Rory McLoed
John Higgins – Stephen Lee

İsrail yine Gazze’ye saldırdı

0

İsrail’in Gazze’ye yönelik hava saldırılarında 7’si çocuk olmak üzere 17 kişi yaralandı. Bölgede toplam 9 patlamanın duyulduğu belirtiliyor. Filistinli sağlık görevlileri, yaralananlar arasında dört Hamas militanı, yedi çocuk ve iki kadının bulunduğunu söyledi. İsrail askerleri Cumartesi günü Gazze sınırında yaşanan bir çatışmada da iki Filistinliyi öldürmüştü.

Görgü tanıkları Hamas’ın eğitim kamplarının hedef alındığını aktarırken, bir atölye ve çimento fabrikasının da vurulduğu öğrenildi. Filistinli militanlar Cumartesi günü Gazze’den İsrail’in güneyine onlarca roket fırlatmıştı.

Ara sıra bu tür saldırılar olmasına rağmen, Cumartesi günkünün son iki yıldır görülenlerin en şiddetlisi olduğu belirtiliyor. İsrail’in bu olaya yanıt niteliğinde olduğu anlaşılan saldırısının da, Ocak 2009’daki Gazze harekatından bu yana görülen en şiddetli saldığı olduğu bildiriliyor.

Birleşmiş Milletler bir süre önce, 2011’in başından bu yana İsrail’in düzenlediği saldırılarda en az sekiz Filistinli’nin hayatını kaybettiğini, 50’den fazla kişinin de yaralandığını açıklamıştı. (BBC, VoA)

Özlenen Bulls geri dönüyor

0

Chicago Bulls, kendi evi United Center’da oynadığı maçta Sacramento Kings’i 132-92 mağlup edip bu sezonki 50. galibiyetini aldı. Bulls’da sekiz oyuncu çift hanelerde skor üretirken milli basketbolcu Ömer Aşık, kullandığı 6 şutta da isabet bularak 14 sayı attı.

Bu alanda kariyer rekoru kıran Ömer, basketlerinin hepsini smaçla yaptı. Kyle Korver 18 sayı, CJ Watson 11 sayı ile bench’ten destek verirken Chicago, 1997-1998 sezonundan beri ilk kez 50 galibiyete ulaşmış oldu.

İç sahada üst üste 12. maçında da galibiyetle ayrılan Bulls’da All-Star oyun kurucu Derrick Rose 18 sayı 8 asist, Carlos Boozer 16 sayı 5 ribaund, Joakim Noah 14 sayı 9 ribaund 3 blokla katkı yaptı. Kings’de Marcus Thornton 25 sayı, Beno Udrih 13 sayı 5 ribaund 5 asist, Francisco Garcia 12 sayı, 11 sayı, Dermarcus Cousins 11 sayı 8 ribaund 4 asistle oynadı.

Demokrat Parti: Zorunlu askerliği kaldıracağız

Türkiye, Cumhuriyet Halk Partisi’nin gündeme getirdiği ve seçim vaadi olarak ortaya koyduğu bedelli askerliği tartışırken, bu önerinin daha da gelişmiş bir hali Demokrat Parti’den geldi. Militarizm karşıtı olmaktan çok, daha “iyi” bir militarizm isteğiyle yapılan bu açıklama, profesyonel ordu vaadini de içeriyor.

Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, iktidara geldiklerinde zorunlu askere alma sistemini kaldıracaklarını, ordunun meslekten, savaşçılardan oluşacağını söyledi.

İstanbul İl Başkanlığının Şirvan Restoran’da düzenlediği Seçime Hazırlık Toplantısında konuşan Zeybek, iktidara geldiklerinde gerçekleştirmeyi planlandıkları 10 projeyi açıkladı.

Zeybek, ilk projelerinin zorunlu askerliği kaldırmak olduğunu belirterek, şunları söyledi:

”Acemi çocuklarımız, nazlı çocuklarımız, terör bölgesine gönderildi. Askerlik, meslekten bir iştir. Nasıl lokantacılık meslektense, marangozluk meslektense, ekonomistlik meslektense askerlik de meslekten gelmiştir. Bunu artık toplum anlamalıdır, geç kalınmıştır. Artık zorunlu askere alma kaldırılmalıdır. Biz Allah’ın izniyle iktidara gelince zorunlu askere alma sistemini kaldıracağız.

Tarihimize bakın, Osmanlı ve Selçuklu döneminde 19. yüzyıla kadar zorunlu askere alma yoktu. Şimdiki sistem yanlıştır. Artık bundan dönülmelidir. Kapıkulu, sipahiler vardı, bu insanların hayatı savaşmakla geçirdi. Tek yaptıkları iş, savaştı. Bu nedenle şimdi de meslekten, mensuplardan meydana gelen bir profesyonel ordu kurmak zorunludur.” (Yeşil Gazete, Zaman)