Ana Sayfa Blog Sayfa 5195

Beşinci etap başladı

0

47. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nun Denizli-Fethiye arasındaki 218.6 kilometrelik beşinci etabı başladı.

Yarışın 151 bisikletçinin katıldığı Denizli-Fethiye etabının temsili startını, Delikliçınar Meydanı’ndan Denizli Vali Vekili Mehmet Suphi Küsbeci ve Denizli Belediye Başkanı Osman Zolan verdi.

47. Cumhurbaşkanlığı Türkiye Bisiklet Turu’nda bu yıl 6 profesyonel, 14 profesyonel kıta takımı ve Türkiye’den Manisaspor ile Konya Torku Şekerspor olmak üzere toplam 22 takım yarışıyor.

Cumhurbaşkanlığı turnuvasında birinci olmak için yarışan pedallar yarın Fethiye-Finike, 30 Nisan’da Tekirova-Manavgat ve 1 Mayıs’ta Side-Alanya etabında mücadele verecek.

Öte yandan Denizli’deki yarış öncesi vatandaşlar bisikletçilere yoğun ilgi gösterdi. Vatandaşlar özellikle Türk takımlarının sporcularıyla fotoğraf çektirmek için birbiriyle yarıştı.

Üniversite öğrencisine 7 saat küfür gözaltısı

Tayyip Erdoğan’ın konvoyundaki araçların hızından ve büyüklüğünden etkilenerek, “Oha arabalara bak kocaman” diyen üniversite öğrencisine, Başbakanlık korumaları, “Başbakana küfür ettin” diyerek müdahale etti.

Karakola götürülen genç kız, 7 saat gözaltında tutuldu. Karakolda ifade veren Başbakanlık korumaları, genç kızın, “Devlet büyüğüne hakaret” ettiğini öne sürerken, Gazi Üniversitesi öğrencisi E.K. da usulsüz yakalama gerekçesiyle polislerden şikayetçi oldu.

Başbakan’ın konvoyu

Hürriyet gazetesinin haberine göre E.K. yaşadıklarını şöyle anlattı: “19 Nisan’da dersten çıktıktan sonra arkadaşlarımla yolda yürüyorduk. Ben cep telefonumda internetten bir şeylere bakıyordum. O sırada yanımdan motorlu polisler ve büyük cipler geçiyordu. Yaşadığım şaşkınlıkla arkadaşıma dönüp, ‘Oha arabalara bak kocaman’ dedim. Herşey birkaç saniyede oldu. Gri bir otomobil yanımızda durdu ve ‘Hanımefendi gidemezsiniz Başbakan’a hakaret ettiniz’ dediler. Nüfus cüzdanımı alarak beni ve eşlik etmek için yanıma gelen arkadaşımı, arabanın içine kilitlediler. Arada sırada gelip, ‘Sen arabada kim olduğunu biliyor muydun? Küfür ettin mi doğru söyle. Başına gelecekleri biliyor musun? Geleceğinin kararacağını biliyor musun’ diyerek, psikolojik baskı yaptılar. Yarım saat sonra gelen polis ekibi, beni karakola götürdü.

Usulsüz alıkoydular

Benden önce korumalar ifade verdi. Başbakan’a küfür ettiğimi söylediler. Ben de avukat istedim ve ifademi verdim. Beni bu şekilde alıkoyma hakları olmadığı için ben de onlardan şikayetçi oldum. Eğitim Fakültesi öğrencisiyim, okulum bitince devlet memuru olabilirim. Bu okulu kazanmak için çok çalıştım. Yanlış yaptığım hiç birşey yok. Küfür etmedim. Emeklerimin boşa gitmesini istemiyorum.”

E.K.’nın avukatı Nezahat Aydın da yaşananın 20 yaşında bir genç kız için fazla ağır olduğunu ve E.K.’nın tramva yaşadığını söyledi. Olayın nöbetçi savcılıkta olduğunu belirten Aydın, “Ya takipsizlik kararı verilecek ya da dava açılacak. Takipsizlik kararına itiraz ederiz. Usulsüz tutuklama nedeniyle mücadele edeceğiz” dedi. Korumalar ise verdikleri ifadede E.K.’nın Başbakan’a, ağır küfür ettiğini savundu. Başbakanlık Koruma Müdür Yardımcısı Zeki Bulut, “Korumalar camları açık gittiği için küfürü net olarak duymuşlar” diye konuştu.

(Yeşil Gazete, Milliyet, Hürriyet)

Çernobil nükleer kazasının 25. Yılında Fukuşima’nın tozu dünyaya yayılırken – Cüneyt Karaloğlu

Çernobil nükleer kazasında yaklaşık 25 yıl sonra 12 Mart 2011 de dünya Japonya’da bir gün önce oluşan deprem ve tsunami sonrası oluşan soğutma sorunu nedeniyle Fukuşima nükleer santralinin birinci ünitesinde bir patlama oldu. Takip eden günlerde üç ünitesininde ardı ardına patlaması ve yanması sonucu yeni bir nükleer felaketle karşı karşıya kaldı.

Bir kere daha gördük ki en gelişmiş ülkeler tüm güvenlik tedbirlerini alsalar dahi, beklenmeyen riskler gerçekleşebilir. Ve gördük ki nükleer santraller bu risklerin gerçekleşmesi ile geriye dönülmez felaketler yaratıyor ve çok tehlikeliler.

Fukuşima nükleer kazası başlangıçta söylendiğinin aksine en yakınlarını yoğun olmak üzere az ya da çok tüm dünyayı etkiledi ve etkilemeye devam ediyor.

Nükleer enerji platformu sözcüsü, “lütfen panik yapmayın panik edebiyatı yapanlara da medyada yer vermeyin” diyor. Nükleer savunucu uzmanlar aynen başbakanın tüp gaz örneği benzeri tomografi örneği ile maruz kalınan radyasyonu önemsizleştirme çabalarını sürdürüyorlar.

Ama nükleer kâbusun cilvesine bakın ki krizin başından beri gelişmeler bu uzmanların açıklamalarının ve tahminlerinin tam tersi yönde gelişti. Santralın kalbi çok sağlamdır çekirdek erimesi olmadıkça bir şey olmaz dediler ama ortaya çıkan görüntüler ve etrafa plütonyum zerrelerinin saçılmış olması maalesef en kötünün gerçekleşmiş olduğunu gösterdi ve adeta onların taraflı iyimser yorumlarını tekzip etti. Sonunda felaketin seviyesini Çernobil’in seviyesine ulaştığını Japonya resmen kabul etti.

Ancak gelişmelerin bu uzmanları sürekli yalanlamasına rağmen medyamız uluslararası alanda çıkan pek çok haberi görmemezlikte gelerek, ısrarla bu uzmanların telkinlerini canlı yayınlamaya devam etti.

Bu süreçte Dünyanın tersine hükümet ve nükleer lobinin medya üzerinde ne kadar etkili olduğunu ve haber alma özgürlüğümüzün nasıl kısıtlandığını ve kısıtlanmaya devam edildiğini kaygıyla gözlemledik.

Fukuşima nükleer kazası ile ilgili yoğun bilgi kirliliğine rağmen konu ile ilgili pek çok yeni bilgi edindik. Bunlardan biri nükleer santraların daha önce söylendiği gibi faaliyetleri sırasında bulundukları bölgeye hiç radyasyon yaymadıkları bilgisinin doğru olmadığını ve soğutmada kullanılan suyun bir bölümünün buhar olarak atmosfere salındığını fukuşima’daki kulelerinde bu işe yaradığını öğrenmiş olduk.

Bunlardan biride herkesin günümüz koşullarında yılda ortalama 2,8 milisievert radyasyona maruz kalmakta ve bu miktarın %85 i yaşadığımız ortamdan (atmosfer, binalar vs.) % 14 ü röntgen veya tomografi gibi sağlık hizmeti alırken, % 1 kadarının ise nükleer santralar ve nükleer silah denemelerinde kaynaklanıyor olduğunu öğrendik.

Yukarda görüldüğü gibi pek çok insanın yılda bir kez bile maruz kalmadığı ve bir kerede alınan, teşhis nedenli radyasyon ortalamada ciddi bir pay sahibi. (Örneğin bir göğüs röntgeni 0.2 milisievert bir tomografi 10 milisievert civarında)

Hiroşima’dan beri maruz kalınan radyoaktivitenin çeşitli kanser vakalarını artırdığı bilinmekle beraber, bu uzmanlar uygulanan veri karartmaları ışığında bu ilişkinin bilimsel verilerinin yeterli olmadığını savunmaya devam etmekteler.

Bu tezlerini desteklemek için de Çernobil nükleer kazasında resmi rakamlardaki 59 kişinin öldüğünü söyleyebilmekteler. Oysa çeşitli gözlem ve araştırmalar Çernobil kazasında ilk üç yılda 31 bin kişinin öldüğünü santrale müdahale eden yüz binlerce askerin durumunun meçhul olduğunu, bu güne kadar yüz binlerce insanın yaşam süresinin kısalmasına ve yaşam kalitelerinin bozulmasına bağlı hayatını kaybettiğini ve bu durumun hala devam ettiğini gösteriyor.

 

İzmir’de nükleer santral protestosu

Çernobil felaketinin 25. yılında İzmir’de de nükleer santral protestosu vardı. Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde müzik aletleri, sloganlar ve düdüklerle ses yükselten grup, Sevinç Pastanesi önünde basın açıklamasını okudu. Dikkat çekmek için bir süre cadde üzerinde yatan grup renkli görüntüler yarattı. Yeşiller, KEG, Greenpeace ve Dsip’li grupların bir araya geldiği protestolara çevredeki insanlar da destek verdi.

 

Arif Künar: “Rus Akkuyu nükleer santralı yapılamaz.”

0

Açık Radyo’da Ömer Madra ile birlikte hazırladığımız Açık Yeşil programının 20 Nisan 2011 tarihinde yayınlanan bölümüne katılan nükleer karşıtı elektrik mühendisi Arif Künar, TAEK’in 2008’de yaptırdığı ama kamuoyuna açıklamadığı bir araştırmaya göre Rosatom’un Akkuyu nükleer santral projesi için kullandığı deprem ivmesi tahminlerinin yanlış olduğunu söyledi.

Arif Künar’ın verdiği bilgiye göre şirketin projede kullandığı ve 1976’da hesaplanan 0,25’lik olası deprem ivmesi yeni araştırmada 0,36 ve 0,46 olarak belirtiliyor. Bu da Akkuyu’nun projede belirtilenin 2 katına yakın ivmeye sahip bir depremden zarar görebileceği, ama bunun gözardı edildiği anlamına geliyor.

Arif Künar finans kısıtlılıkları, deprem riski nedeniyle maliyet artışları ve nükleer karşıtı hareketin yükselmesi gibi çeşitli nedenlerle Fukushima felaketinden sonra Rus Akkuyu ve Sinop nükleer santrallarının yapılmasının zor bir ihtimal olduğu tahminini de yapıyor.

Programın kaydını buradan dinleyebilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

Seçim 2011: İlk miting şoku Pamukoğlu’na

Mersin’de Hak ve Eşitlik Partisi’nin (HEPAR) Genel Başkanı Osman Pamukoğlu’nun katılımı ile yapılması planlanan miting, yaklaşık 30 kişinin gelmesi üzerine iptal edildi.

Önümüzdeki haziran ayında yapılacak genel seçim kampanyasında HEPAR, Tevfik Sırrı Gür Stadyumu önünde ‘Milli Uyanış’ mitingi düzenledi.

13.00’te planlanan miting öncesi gelen Genel Başkan Osman Pamukoğlu, otobüsüyle şehir turu attı.

Belirtilen saatte alana geldiğinde yaklaşık 30 kişi tarafından karşılandı.

Parti otobüsünden inerek alandaki taraftarlarıyla tokalaşan Pamukoğlu, onlarla kısa süre sohbet etti.

Pamukoğlu, daha sonra parti otobüsüne binerek Mersin’de ayrıldı.

(Yeşil Gazete)

Foto-Haber: Datça nükleere karşı 25 saat uyumadı

Datça Yeşiller’i ve DAÇEV 20. yüzyılın en büyük nükleer ‘kazası’ Çernobil’in 25. yılında, 25 Nisan 2010 Pazartesi saat 09.00 ile 26 Nisan 2010 Salı saat 10.00 arası, tam 25 saat, “tüm canlılara karşı aynı ihanet bir daha yaşanmasın diye” uyumama eylemi gerçekleştirdi. Datça Cumhuriyet Meydanın’ da gerçekleştirilen eyleme yerel halk büyük ilgi gösterdi.

Datça sakinleri nükleer enerji ile ilgili bilgiler aldı ve nükleer enerji ile ilgili yapılan bu bilgilendirmeden dolayı eylemcilere teşekkür etti. Esnaf eylemcilere çay, yemek vb. gibi ikramlar yaptı. Çocuklar nükleere hayır sloganları atarak balonlarla oynadı ve güzel bir dünyayı tasvir eden resimler çizdi. Eylemciler Çernobil ve diğer nükleer felaketlerde ölenlerin anısına helva dağıttı.

Akşam saatlerinde kurulan perdede belgesel filmler ve dia gösterileri canlı müzik eşliğinde seyredildi. Gece 24.00’ e kadar dans edip eğlenen eylemciler daha sonra oturup sabaha dek keyifle sohbet etti. Sabahleyin destekçiler tarafından getirilen kahvaltılıkları çayla yiyen eylemciler saat 10.00 ‘ da meydanı temizledikten sonra alkışlarla dağıldı.

Antakya’da nükleer karşıtlarına engelleme

Çernobilde meydana gelen nükleer kazanın 25. yıldönümünde yapılmak istenen anma töreni Emniyet yetkilileri tarafından engellenice nükleer karşıtları eylemlerini tepki olarak mezarlıkta gerçekleştirdiler.

Antakya’da nükleer karşıtı bir grup  Çernobil kazasının 25 sene önce olduğu 25/ 26 Nisan gecesi “Uyumuyoruz “ eylemine katılacaklardı. Datça Yeşilleri öncülüğünde ülke çapında bir çok yerde düzenlenen “Uyumuyoruz “ eylemi  Çernobil kurbanlarını anmak ve yeni Çernobiller olmasın diye uyarı yapmak amacını taşıyordu. Ancak yetkililer  Antakya Ulus Alanında yapılması planlanan   “uyumuyoruz” etkinliğine ve gece boyu Çernobil belgeselleri gösterilmesine izin vermediler.   Bunun üzerine grup etkinlikleri bürokrasiye takıldığı için  nükleer sonlarını hatırlatmak adına ve nükleer santralle  mezarlık  eşanlam taşıdığından açıklamalarını şehir mezarlığında yapmaya karar verdiler.

Antakya Çevre Koruma Derneği adına mezarlıkta yapılan açıklamada “ Çernobil’in 25. yılında, Çernobil’i unutmadık, unutmayacağız “ denildi.

 

Grup adına yapılan açıklama şöyle :

 

 

İnsan yaşamını tehdit eden, yaşamı tehlikeye atan teknolojik harika olarak bize sunulan nükleer santralleri istemiyoruz. Simdi nükleer kazaları tüp gazla, televizyon ekranlarıyla, bilgisayar ekranlarıyla bir tutan hükümetimize sesleniyoruz: Nükleer santrallerin risklerini, tehlikelerini minimalize ederek insan yaşamını tehdit ediyor ve doğanın yok olmasına göz yumuyorsunuz.

 

25 yıl önce, Çernobil nükleer reaktörünün patlamasıyla, ilk anda 30 kişi hayatını kaybetmiş ve radyoaktif bulut çok geniş bir coğrafyaya yayılmış ve bölge boşaltılarak hayalet şehirler oluşmuştu. Trakya ve Karadeniz kıyılarında doğal radyasyon düzeylerinde yükselmeler gözlendi, Karadeniz ve Trakya bölgesinde normalin 100 katı radyasyon ölçümleri yapıldı. Karadeniz Bölgesi’nde fındık ve çay ürünleri ile ilgili gerçek radyasyon ölçümleri uzun süre vatandaştan gizlendi. Sakat doğumlar Ukrayna’da % 230, Beyaz Rusya’da % 180 arttı. Halen bir milyonu çocuk olmak üzere yaklaşık 3.5 milyon insan Ukrayna’da radyasyonla kirlenmiş topraklarda doğmakta ve yaşamaktadır. Ukrayna Sağlık Bakanlığına göre kirlenmiş bölgelerdeki radyasyona bağlı hastalık oranı diğer bölgelerden % 30 fazla, sakat kalma oranı 6 kat fazladır.Çernobil’den etkilenen 380.000 kadar çocukta genetik değişikliklere rastlandı. Çernobil felaketiyle 400 bin insan zorunlu göç ettirildi, 9 milyon insan bu kazadan etkilendi ve çok büyük maddi zararlar meydana geldi. Tarihin bu en büyük nükleer felaketi unutulmadan, geçtiğimiz ay Japonya`da meydana gelen depremin ardından Fukuşima nükleer santralinin yarattığı tehlike hala geçmedi. Cernobilden kat be kat fazla radyasyon açığa çıkmış durumda. Toprak, hava, su kirlenmişken, başbakanımız ülkemizde nükleer santral kurulacağından ve sayısının artacağından söz ediyor. Yaşanan bunca felaketten sonra biz NÜKLEERDEN KORKUYORUZ VE NÜKLEER SANTRAL İSTEMIYORUZ. SİZ NÜKLEERLE YAŞAMAYA HAZIRMISINIZ?

 

Yeşil Gazete Haber Merkezi

Seçim 2011: Seçmen sayısı 50 milyonu geçti

YSK Başkanı Ali Em, ”Yurtiçi seçmen sayısı 50 milyon 189 bin 930, yurtdışı seçmen sayısı ise 2 milyon 568 bin 977” dedi.

Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ali Em, Kurul’da YSK üyeleri ile düzenlediği basın toplantısında, seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi. Seçime 15 siyasi partinin katılacağını, siyasi partilerin toplam aday sayısının 7 bin 492 olduğunu söyleyen Em, yurt genelindeki bağımsız milletvekili sayısının da 203 olduğu bildirdi.

Seçim takvimine göre, yurtiçi ve yurtdışı seçmen kütüklerinin 8 Nisan’da kesinleştirildiğini hatırlatan Em, kesinleşen yurtiçi seçmen sayısının 50 milyon 189 bin 930; yurtdışı seçmen sayısının ise 2 milyon 568 bin 977; yurtdışında adresi olan seçmen sayısının ise 680 bin 412 olduğunu söyledi.

Başkan Em, seçimlerde 199 bin 207 sandık kurulacağını, bir sandıkta 300 seçmenin oy kullanacağını ifade etti. Sandık Kurulu başkan ve üyelerinin 1 milyon 394 bin 449 kişi olmasının öngörüldüğünü ifade eden Em, seçmenlerin YSK’nın internet sitesindeki ”nerede oy kullanacağım” bölümünden oy kullanacakları sandık alanı ve sandık numaralarını öğrenebileceklerini kaydetti.

Seçim takvimi doğrultusunda seçmen bilgi kağıtlarının döküm ve dağıtım işlemlerine 24 Nisan’da başlandığını anımsatan Em, dağıtımı yapılmayan seçmen bilgi kağıtlarının oy verme gününde sahiplerine verilmek üzere sandık kurulu başkanlarına teslim edileceğini söyledi. Bu seçimde bilgi kağıdının öneminin daha da arttığına işaret eden Em, kimliğinde TC kimlik numarası olmayan seçmenin seçmen bilgi kağıdı ile oy kullanabileceğini bildirdi.

Em, engelli ve 75 yaş üstü vatandaşların, sandık kurulan binaların giriş katlarında oylarını kullanabilmeleri için gerekli önlemlerin alındığını da kaydetti.

Savcı Kayasu’ya mesleğe dönüş yolu

HSYK eski savcı Sacit Kayasu hakkında ihraç kararını kaldırdı Kayasu, ‘Karar sevindirici fakat eksik’ dedi.

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) eski savcı Sacit Kayasu hakkında ihraç kararını kaldırdı.

Edinilen bilgiye göre, HSYK 12 Eylül darbesini gerçekleştirenlerin yargılanması gerekçesiyle hazırladığı iddianame sonucu meslekten ihraç edilen Adana eski Cumhuriyet Savcısı Sacit Kayasu ile Hayati Yılmaz ve Mustafa Ufuktepe hakkındaki ihraç kararını kaldırdı.