Ana Sayfa Blog Sayfa 5181

“İnternetin için yürü”

15 Mayıs’ta sansüre karşı tüm sivil inisiyatifler, dernekler, vatandaşlar sansüre karşı yürüyoruz. Sadece 22 Ağustos paketlerine değil, bunca zamandır yapılan yüzlerce, binlerce yanlış uygulamaya, her geçen gün bir yenisiyle karşılaştığımız kapatma haberlerine, internetimizin günden güne kısıtlanmasına karşı klavye başında değil, sokaklarda “dur” diyoruz. Tüm Türkiye olarak. Aynı gün, aynı saatte.

Mayıs, Pazar günü, saat 14’te. Yürüyüşün yapılacağı noktalar: İstanbul: Taksim meydanı Ankara: Sakarya Parkı İzmir: Kıbrıs Şehitleri caddesi, Sevinç pastanesi önü Adana: Atatürk parkı Afyon: Demiryalayan Türbesi Önü Antalya: Selekler çarşı önü Aydın: Adnan Menderes Bulvarı, Atatürk Meydanı Bursa: Fatih Sultan Mehmet bulvarı, Nilüfer kent konseyi önü Bodrum: Bodrum Kalesi Önü Çanakkale: Cumhuriyet Meydanı Denizli: Çınar meydanı Diyarbakır: Sanat Sokağı Elazığ: Öğretmen evi önü (Gazi caddesi) Eskişehir: Adalar Migros önü Gaziantep: Yeşilsu meydanı Giresun: Gazi Caddesi, Debboy mevkii Hatay: Uğur mumcu bulvarı Isparta: Belediye işhanı önü Malatya: Postane meydanı Mersin: Cumhuriyet meydanı Muğla: Sınırsızlık Meydanı Kayseri: Cumhuriyet Meydanı Kırklareli: Kırklareli İstasyonaltı konser alanı Konya: Eski fuar meydanı (Kültür Park) Kocaeli: Merkez Bankası Önü Kütahya: Evkur önü Mersin: Cumhuriyet Meydanı Ordu: Atatürk Parkı Önü Samsun: Atatürk Heykeli Trabzon: Cumhuriyet Caddesi (TEDAŞ Önü) Zonguldak: Madenci Anıtı

Greenpeace siyanürden örnek aldı

Greenpeace ekibi, Çevre Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde Kütahya’da çöken gümüş madeninin siyanürlü atık barajından örnekler aldı.

Greenpeace Akdeniz’den bu konuda şu açıklama yapıldı:

Kütahya’da Eti Gümüş AŞ ye ait gümüş madeninde çökme yaşanan siyanürlü atık barajına ait görüntüleri belgelemek ve bağımsız bir değerlendirme yapmak için Greenpeace ekibi 9 Mayıs Pazartesi’den beri bölgede bulunuyor. Greenpeace ekibi, Çevre Mühendisleri Odası ile işbirliği içinde baraj bölgesinden örnekler aldı. Bölgede barajdaki kaza ve öncesinin yarattığından şüphelenilen zehirli atığın toprak ve özellikle içme suyu üzerindeki etkileri incelenecek. Alınan su ve toprak örnekleri, Çevre Mühendisleri Odası tarafından analiz edildikten sonra bir değerlendirme yapılacak.

Numuneler en yakın köylerin içme suyundan, yağmurdan sonra oluşan göletlerden ve sızıntıdan kirlenmiş olmasından şüphelenilen topraktan alındı. ETİ Gümüş  AŞ şirketine ait devasa siyanür havuzundaki atık, insan sağlığını tehdit edecek oranda kanserojen ağır metaller de içeriyor. Bu nedenle Greenpeace, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın herhangi bir analiz sonucunu kamuoyu ile paylaşmaması üzerine söz konusu numuneleri alarak Çevre Mühendisleri Odası’na iletmiştir.

Greenpeace Kampanya Sorumlusu Banu Dökmecibaşı “Yoğun yağıştan sonra oluşabilecek bir atık sızıntısından dolayı çevrenin büyük ölçüde zarar görmesinden endişe ediyoruz. Söz konusu siyanür atığı aynı zamanda ağır metaller içeriyor. Greenpeace olarak kazanın nedeninin de ortaya konacağı bağımsız ve kapsamlı bir soruşturma yapılmasını istiyoruz. Eti Gümüş A.Ş de yaşanan krize neden olan ihmali, sorumsuzluğu, çevre ve halk sağlığını tehlikeye soktuğu için bu kazadan sorumlu tutulmalıdır” dedi.

Greenpeace’in talepleri neler?
Greenpeace, yetkililerden acilen;

– Ellerindeki tüm bilgileri kamuoyu ile tam şeffaflık içinde paylaşmalarını ve bundan sonrası için eylem planlarını açıklamalarını,
– Şimdiye kadar olanlarla ilgili bağımsız bir değerlendirme yapılmasını ve bölgenin zehirli atıklardan arındırılması için eylem planlarının açıklanmasını,
– Barajın çökme riskinin ve sızıntıların hala olabileceği endişesi ile bölgenin boşaltılmasını ve yöre halkının güvenli bir bölgeye taşınmasını sağlamalarını,
– Bölge halkının detaylı bir sağlık kontrolünden geçirilmesini,
– Bugüne dek çevre ve insan sağlığı üzerinde yarattığı riskler nedeniyle Eti gümüş AŞ şirketinin sorumlu tutularak yarattığı zararı tazmin etmesi,
– Madenin çalışmasının tamamen ve sürekli durdurulması ve Türkiye’deki diğer siyanür liç yöntemi ile çalıştırılan madenler ile beraber kapatılmasına dair taahhüt talep ediyor.

Seçim 2011: Önder: ‘Siyaset yapan 4 bin 200 kişi cezaevinde’

Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu İstanbul 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, “Bu gün siyaset yürüttüğü için 4 bin 200 arkadaşımız cezaevine konuldu.” dedi.

Emek, Özgürlük ve Demokrasi Bloğu İstanbul 2. Bölge Bağımsız Milletvekili Adayı Sırrı Süreyya Önder, Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü’nde öğrenciler tarafından organize edilen “Sinemadan siyasete” başlıklı panele katıldı. Öğrencilerin yoğun ilgi gösterdiği panelde Önder konuşmasını öğrencilerden gelen sorular doğrultusunda yaptı. Bir öğrencinin “Blokta yer almanızın en temel nedeni nedir” sorusu üzerine Önder, “Bu ülkede yıllarca Kürtler ezildi, yok sayıldı. Bu toprakların yerlileri olmasına rağmen ötekileştirildi. Kendi topraklarından zorla koparılıp metropollere gönderildi. Ve her şeye rağmen Kürtler, Diyarbakır cezaevinde gördükleri cop ve dışkı işkencesine, yol ortasında öldürülmelerine rağmen bu gün barış için mücadele veren yine Kürtler. Türkler bu gün Kürtlerin uzattığı barış elini tutmalıdır, verdiği mücadeleye ortak olmalıdır” dedi.

Kürtlerin geçmişte büyük travmalar yaşadıklarını belirten Önder, “Bugün ben sosyalistim diyen, her birey şunu çok iyi bilmelidir. Bu topraklarda 30 yıldan fazladır süren savaşı Kürtler başlatmadı. Barış hep Kürtlerden bekleniyor, ateşkes hep Kürtlerden bekleniyor. Ama bu savaşı Kürtler başlatmadı ki, Kürtler son versin. Ama buna rağmen barış için mücadele edenler yine Kürtler. Bunun için bu gün ben barışa şans vermek için en doğru olan yerde mücadele vermeye karar verdim ve blokta yer aldım” şeklinde konuştu.

Önder, panelden sonra Gaziosmanpaşa’daki seçim bürosunda yapılan halk toplantısına katıldı. Yüzlerce kişinin katıldığı toplantıda  konuşan Önder, “Bu gün siyaset yürüttüğü için 4 bin 200 arkadaşımız cezaevine konuldu. Diğer partilerde değil bin, 42 kişi tutuklansa o parti bir daha ayağa kalkamaz. Ama bizde giden bir kişinin yerine onlarca kişi saflarımıza gönüllü olarak katılıyor. Bu hareket yıllarca bu azimle mücadelesini yürüttü” dedi.

(jiyan, Yeşil Gazete)

Her şey daha güzel de olabilir: Şafak, Sezgin, Sırrı, Kürkçü – Ece Temelkuran

Şafak Pavey, Sezgin Tanrıkulu, Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder. Bu dördü bile Meclis’i tarihi bir Meclis yapmaya yetecek.

Bugünlerde beni avutan tek şey, Meclis açıldıktan sonraki hafta içinde Meclis lokantasında yiyecek olduğum yemek. Çünkü o yemekte içimin yağları eriyecek. Meclis’e, ilk kez benim Meclis’im olduğunu hissederek gideceğim ve rahat rahat dolaşacağım. Çünkü…

Fena halde gergin bir seçim öncesi yaşıyoruz. Sadece Kürt-Türk çatışmasından değil, çeşitli nedenlerle iç savaş çıktı çıkacak gibi bir gerginlik var etrafta. İşlerin iyiye gideceğine dair şöyle sağlam bir gösterge de yok elimizde ki allayalım pullayalım morallere su serpelim. Ama yine de bütün bu keşmekeş içinde dört kişi var, bana “Daha ölmedik” dedirtiyor. Şafak Pavey, Sezgin Tanrıkulu, Ertuğrul Kürkçü ve Sırrı Süreyya Önder. Bu dördü bile Meclis’i tarihi bir Meclis yapmaya yetecek. Hele bir girsinler, “demişti” dersiniz. Meclis’in hakikat, vicdan ve delikanlılık katsayısı nasıl geometrik olarak yükseliyor, siz de görürsünüz… Hele bir girsinler.

Sırrı’nın kürsüden yapacağı konuşmaları herhalde tanıyan herkes tahmin ediyor ve daha şimdiden kafaların nasıl dağılacağını düşünüp gülümsüyordur. Sadece müthiş eğlenmekle kalmayacağız, Türkiye tarihi de değişmiş olacak. Sol’un en Sol’undan gelen bir adam, yaşadığı her şeyi onuruyla üstünde taşıyarak Meclis merdivenlerini tırmanmış olacak. Çok uzun zamandır görülmemiş bir kusursuzlukta hikâyeler anlatan bir adam bütün hikâyeleri bozmaya gelecek.

Sezgin, Kürt siyasetinin ve hukuk mücadelesinin içinden geliyor. Sanırım herkes ondan BDP’de politika yapmasını beklerdi. Çünkü Sezgin, Kürt; kimliğine de sahip çıkan bir Kürt. Fakat o, Kemal Kılıçdaroğlu’nun yanında hem de İstanbul’dan -kendi deyişiyle en büyük Kürt şehrinden- seçimlere girmeye karar verdi. Kaderin bir cilvesi olarak Sırrı ile birlikte 2. bölgeden giriyor seçime. CHP’nin Sezgin’i seçmesi ciddi bir değişimdir; zenginleşme yolunda bir karardır. Ve belli ki Sezgin’in partideki varlığı, Kürt meselesiyle ilgili Meclis’te şimdiye kadar söylenmemiş olanları ya da dinlenmemiş olanları duyacağımız anlamına gelir.

Genç çocuklar bugün Kızıldere katliamını andıkları için hapishaneye kapatılıyor. Başbakan’ın ağlayarak mektubunu okuduğu öldürülmüş gençler için slogan atanlar ömürleri çürüsün diye genç yaşta hüküm giyiyor. Tam da böyle tutarsız bir Türkiye’de Ertuğrul Kürkçü’nün kürsüde halkı için yemin ettiği an herhalde Çayan da yeniden başlayacaktır yaşamaya. Kürkçü her konuştuğunda, bütün o çocuklar boşuna ölmedi diyeceğiz bir kez daha…

Kürkçü’nün, Sırrı’nın ve Sezgin’in nasıl politika yaptıklarını izlediğimde bir kuşağın politika yapma enerjisinin nasıl birikip barajından taştığını görüyorum. Yeni bir dönem başlıyor gibi geliyor bana. Politikaya tenezzül etmeyenlerin konuşmaya başladığı bir dönem.

Ve Şafak… Yıllar önce, çok yıllar olmuş yahu, kader çizgimizin çok garip bir biçimde çakıştığı Şafak’ı milletvekili adayı olarak görmek kadar güzel bir şey olamaz. Sezgin’in, Sırrı’nın ya da Ertuğrul Kürkçü’nün onu tanıdığını sanmıyorum ama eminim Meclis lokantasındaki yemekte en çok o gülecek, en çok o güldürecek bizi. Çünkü korkmamayı en çok o biliyor içimizde. Bu yüzden hepimizden daha özgür.

Bir kolu ve bir bacağı yok Şafak’ın ve hepimizden daha tamdır aslında. Tanıyacaksınız ve hayret edeceksiniz. Ve elbette çok merak ediyorum, ne olacak Şafak Meclis’e pantolonla gittiğinde! Ya da etekle… Merak ediyorum bütün o adamlar nasıl donup kalacaklar önünde. Bu bile yeter Türkiye’nin ruhsal tarihini değiştirmeye.

Evet saçma sapan şeyler olacak muhakkak önümüzdeki dönemde. Ama bizden birileri de ilk kez bu kadar güçlü bir biçimde orada olacak. Bu da şimdilik yeter iyi hissetmeye…

Seçim 2011: Alevilerden bağımsız aday Öker’e destek

İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili adayı Öker, Alevilerin eşit haklar mücadelesini meclise taşıyacağını söyledi. Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Ulusoy, seçimlerde Öker’i destekleyeceklerini açıkladı.

Aleviler, Maltepe’de düzenlenen 2. Halk buluşması etkinliğinde Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Turgut Öker’in İstanbul 1. Bölge Bağımsız Milletvekili adaylığını desteklediklerini açıkladılar.

Etkinlikte “Alevilik onurdur onuruna sahip çık”,  “Alevi hareketi engellenmez”, “Yaşasın halkların kardeşliği”, “İnkara, ayrımcılığa, asimilasyona son” sloganları atıldı.

Öker, yaptığı açıklamada, “bağımsız aday olmasının, kimsenin oyunu bölmek gibi bir anlam taşımadığını” söyleyerek, “Benim kutsallığım ezilenlerin, emekçilerin, sosyalistlerin, azınlıkların ve yıllardır yok sayılan Alevilerin eşit haklar mücadelesinin davasıdır. O yüzden, benim adaylığımdan partilerin nasıl etkileneceği değil, ülkemizin geleceği beni ilgilendirmektedir. Tüm baskılara ve engellemelere rağmen biz yolumuza devam ediyoruz. Ve eşit haklar mücadelemizi meclise taşımakta da karalıyız” ” diye konuştu.

Öker’e Hacı Bektaş Veli Dergahından destek

Hacı Bektaş Veli Dergahı Postnişini Veliyeddin Hürrem Ulusoy da seçimlerde Öker’i destekleyeceğini açıkladı. Ulusoy, “Aleviler olarak Turgut Öker’i meclise göndermek zorundayız. Türkiye tarihinde ilk defa Alevi mücadelesinin içinden gelen, Alevi örgütlülüğünün her adımında emekleri, alın teri olan bir Canımız milletvekili adayı oldu” diye konuştu.

“Alevilerin bu mücadelede başarısız olma gibi bir şanslarının olmadığını” ifade eden Ulusoy, sözlerine şöyle devam etti: “İleri de umuyorum ki Alevi Bektaşi toplumu siyasi ve inançsal boyutta varlığını birliğini sağlayacak dosta düşmana ispat edecektir.”

Turgut Öker kimdir?

Alevi Haber Ajansı’na göre Öker, 1961’de Sivas’ın Yıldızeli İlçesi’ne bağlı İslim Köyü’nde doğdu. 1973’te Almanya’nın Hamburg kentinde işçi olarak çalışan ailesinin yanına geldi. Kısa bir süre kaldıktan sonra Türkiye’de yatılı Ulaş Ziraat Meslek Okulu’na gönderildi. Lise öğrenimini İstanbul Kartal’da tamamladı.1980’de Almanya’ya döndü. Lüneburg’da yabancılara yönelik çalışmaları sonrasında Lüneburg Fachhochschule’de sosyal danışmanlık eğitimini tamamladı ve 8 yıl Hamburg’ta sosyal danışman olarak çalıştı. 1992-1993 yılında Hamburg Alevi Kültür Merkezi başkanlığı, 1993’den 1996’ya kadar AABF genel sekreterliği yaptı. 2000 yılının Ocak ayından bu yana AABF Genel Başkanlığını yürüten Turgut Öker, 2002 yılından beri de AABK Genel Başkanlığı yapıyor. Öker evli ve iki kız babası. (Bia)

İşçi siyanürlü suya düştü

Kütahya’da, bir setinde çökme yaşanan siyanürlü su barajında güçlendirme çalışması yapılırken suya düşen işçi, hastanede tedavi altına alındı.

Alınan bilgiye göre, olayın meydana geldiği Eti Gümüş A.Ş’de elektrik servisinde çalıştığı bildirilen Yusuf Tolgan, sette güçlendirme çalışması yapılırken dengesini yitirerek siyanürlü su bulunan ve kısmen çamurla dolu havuza düştü.

Bel seviyesine kadar suda kalan Tolgan, diğer işçilerin yardımıyla bulunduğu yerden çıkarılarak Evliya Çelebi Devlet Hastanesine kaldırıldı.

İşçinin sağlık durumu hakkında, hastanede yapılan tetkiklerin sonuçlarına göre rapor hazırlanacağı öğrenildi.(Ajanslar)

Ayşe Paşalı’nın katiline ceza indirimi yok!

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Ayşe Paşalı’nın katil zanlısı olarak hakkında dava açılan boşandığı eşi İstikbal Yetkin’i, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı.

Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki karar duruşmasında, Yetkin’in, Türk Ceza Kanunu’nun 82/1. maddesinin (a) bendi uyarınca, ”kasten öldürme suçunu tasarlayarak işlediğine” karar veren Mahkeme heyeti, sanığı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırdı. Mahkeme heyeti, Yetkin hakkında takdiri indirim nedenlerini uygulamadı. İstikbal Yetkin, 7 Aralık 2010’da, Yeni Etlik Caddesi’nde karşılaştığı boşandığı eşi Ayşe Paşalı ile tartışmış, daha sonra da eski eşini boğazından bıçaklayarak öldürmüştü. Paşalı’nın eşinin tehditleri karşısında defalarca koruma talebinde bulunduğu ortaya çıkmıştı. Ankara 1. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya tutuklu sanık İstikbal Yetkin ve avukatı, maktul Ayşe Paşalı’nın babası Hüseyin, annesi Zeliha ve kardeşi Ahmet Paşalı ile avukatları katıldı.

Duruşmada, Ayşe Paşalı ve İstikbal Yetkin’in çocukları Burcu ve Busegül Yetkin de hazır bulundu. Sanık Yetkin, Mahkeme Başkanı Tekman Savaş Nemli’nin, “Araştırılmasını istediğin başka bir husus var mı?” sorusuna “Hayır yok” diye yanıt verdi.

Cumhuriyet Savcısı Mehmet Kıran ise mahkemeye önceki duruşmada sunduğu esas hakkındaki görüşünü tekrarladığını belirtti.
Paşalı ailesinin avukatları da esas hakkındaki görüşe katıldıklarını kaydetti.

ÇOK PİŞMANMIŞ

Esas hakkındaki savunması sorulan sanık Yetkin, “Ben eşimi çok seviyorum. Pişmanım” dedi. Sanık avukatı Fethi Öztürk ise görülen davanın kadına karşı şiddet konusunda bayrak yapıldığını, kadın haklarını savunan dernekler ile sivil toplum örgütlerince sahiplenildiğini, medyatik hale getirildiğini ve bu yolla mahkemenin etki altına alınmak istendiğini savunarak, mahkemenin bunlardan etkilenmemesini talep etti. Son sözü sorulan sanık Yetkin, “Eşini çok sevdiğini” söyledi. Bu sırada duruşma salonunda izleyici olarak bulunan Şevkat-Der Başkanı Hayrettin Bulan, “10 kez bıçaklarken de mi eşini çok seviyordun? Katil, adi adam” diye bağırarak, tepki gösterdi. Bunun üzerine Bulan, polislerce salonun dışına çıkartıldı. Bu esnada,

BABAYA TEPKİ

Burcu ve Busegül Yetkin de babalarına tepki göstererek, “Daha hala bizi tehdit ediyor. Şerefsiz, pişmansa bizi nasıl tehdit ediyor?” diye bağırdı. Busegül Yetkin, bu sırada kısa süreli bir baygınlık geçirdi. Mahkeme Başkanı Tekman Savaş Nemli, Yetkin’in, Türk Ceza Kanunu’nun 82/1. maddesinin (a) bendi uyarınca, “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasına karar verildiğini açıkladı. Sanık hakkında, takdiri indirim nedenlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verildiğini kaydeden Nemli, mahkeme heyeti üyelerinden birinin, buna muhalefet ettiğini ve kararın oy çokluğu ile alındığını belirtti. Mahkemenin kararını açıklamasının ardından, salonda izleyici olarak bulunanlar kararı alkışladı.

-“KARAR UMARIM ÖRNEK OLUR”-

Duruşmanın ardından adliye önünde açıklama yapan avukat Elif Kabadayı Tatar, karardan kendisinin ve müvekkillerinin mutlu olduğunu ifade ederek, kararın, kadın cinayetlerine ilişkin davalar için örnek olacağını ifade etti.
Tatar, kadın cinayetleri davalarının, aynı bakış açısıyla ve hızla sürdürülerek, sorumluların cezalandırılmasını beklediklerini söyledi.

Burcu Yetkin ise “Hak ettiği cezayı aldığı için mutluyum. Daha önce böyle bir karar çıkmadığı söyleniyor. Umarım örnek olur, başkalarının başına böyle bir şey gelmez” diye konuştu. Ayşe Paşalı’nın kardeşi Ahmet Paşalı da kadın cinayetlerinin bir numaralı terör olduğunu söyleyerek, katillerin ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını istedi. Paşalı, “İstikbal Yetkin, ağırlaştırılmış yerine müebbet hapis cezasına çarptırılsaydı, 20-30 yıl sonra çıksaydı, bütün katillere moral olurdu” dedi. Bazı kadın örgütleri üyeleri de adliye önünde slogan attı. (Ajanslar)

Galatasaray Başkanı kim olacak?

0

Ya Helvacı ya Kıran ya da Aysal… Galatasaray Kulübü’nün yeni başkanı yarın belli oluyor.

Galatasaray Kulübü’nün yeni başkanı yarın seçilecek. Sarı-kırmızılı kulübün olağanüstü seçim genel kurulu Galatasaray Lisesi Tevfik Fikret Salonu’nda yapılacak. Saat 10.00’da başlayacak kongrede başkanlık yarışı 3 aday arasında geçecek.

Seçimlerde, Mehmet Helvacı, Ünal Aysal ve Turgay Kıran kulübün 34. başkanı olabilmek için önemli bir yarışa girecekler.

Üyeler seçimlerde, Mehmet Helvacı için kırmızı, Ünal Aysal için sarı, Turgay Kıran için ise gri renkli oy pusulalarını kullanacaklar.

YENİ BAŞKAN 3 YIL İÇİN SEÇİLECEK
Galatasaray’da yenilenen kulüp tüzüğüne göre, yarın seçilecek olan başkan ilk kez 3 yıl için göreve gelecek.
Eski tüzüğe göre başkanlar 2 yıllık dönemler için seçilirken, yarın belirlenecek başkan ise sarı-kırmızılı kulüpte 3 yıllık bir dönem için göreve gelecek ilk isim olacak.

Galatasaray’ın yarın gerçekleştirilecek genel kurulunda yaklaşık 11 bin üyeden kaydı açık ve aidatlarını ödemiş olan 6 bin 988 kişi, oy kullanma hakkına sahip olarak sandık başına gidebilecek. Saat 10.00’da başlayacak kongrede oy verme işlemi saat 15.00’de bitecek. Üyeler 24 sandıkta oy kullanacak.

BAŞKAN ADAYLARI VE LİSTELERİ
Galatasaray’da başkan adayları Ünal Aysal, Mehmet Helvacı ve Turgay Kıran’ın yönetim kurulu aday listelerinde yer alan isimler şöyle:
Ünal Aysal:
Asil: Semih Haznedaroğlu, Ali Dürüst, Sedat Doğan, Celal Gürcan, Mete Başol, Refik Arkan, Adnan Öztürk, Ali Gürsoy, Aka Gündüz Özdemir, Adnan Nas.
Yedek: Ahmet Ocaklı, Abdurrahim Albayrak, Emir Sarıgül, Mehmet Cibara, Necati Demirkol.

Mehmet Helvacı:
Asil:
Münir Hamamcıoğlu, Dursun Buğra, Şerif Kaynar, Ahmet Suat Ertem, M.Nedim Ölçer, Doğan Yalçınkaya, Vedat Eşkinat, Atilla Kınay, Mecit Mert Çetinkaya, Ahmet Işık Aykut.
Yedek: Giray Güngör, H.Selim Sanver, İbrahim M. Okumuş, Serdar Ciner, M.Murat Yücaoğlu.

Turgay Kıran:
Asil: Ahmet Özdoğan, Emel Çabukoğlu, Ozan Korkut, Tuncer Hunca, Orhan Sürek, Metin Öztürk, Pelin Atılgan Çobanoğlu, Cenap Yener, Ömer Tümay, Serol Acarkan.
Yedek: Gözde Büyükeroğlu, Zeynep Banu Dalaman, Mehmet Emir Oflaz, Murat Bekdik, Cemal Murat Akar.

106 YILDA 33 BAŞKAN
Sarı-kırmızılı kulübün 106 yıllık tarihinde, şimdiye dek 33 kişi başkanlık yaparken, kulübün kurucusu ve ilk başkanı olan Ali Sami Yen, 1905-1914 tarihleri arasında üst üste 10 yıl süreyle başkanlık görevini üstlendi. Yen, 1 yıllık aradan sonra üst üste 4 yıl daha sarı-kırmızılı kulübe başkanlık yaptı ve 15 yıl Galatasaray Kulübü’ne başkanlık yaparak ulaşılması güç bir rekoru da eline geçirdi.

GALATASARAY KULÜBÜ BAŞKANLARI
Galatasaray Kulübü’ne şimdiye dek başkanlık yapan kişiler ve görev dönemleri şöyle:

Dönem                     Başkan
————-             ————
1905-18, 1925             Ali Sami Yen
1919-22, 1934             Refik Cevdet Kalpakçıoğlu
1922-24, 1950-52          Yusuf Ziya Öniş
1925                      Ali Haydar Şekip
1926                      Ahmet Robenson
1927                      Adnan İbrahim Pirioğlu
1928-29                   Necmettin Sadak
1929-30                   Abidin Daver
1930-31, 1933             Ahmet Kara
1931-32                   Tahir Kevkep
1932-33, 1933-34          Ali Haydar Barşal
1933                      Fethi İsfendiyaroğlu
1934-36                   Ethem Mememencioğlu
1936-37                   Saim Gogen
1937-39, 1944             Sedat Ziya Kantoğlu
1939                      Nizan Nuri
1939                      Adnan Akıska
1940-42                   Tevfik Ali Çınar
1942-43                   Osman Dardağan
1944-46                   Muslihittin Peykoğlu
1946-50, 1965-68          Suphi Batur
1953, 1962-64             Ulvi Yenal
1954-56, 1960-62          Refik Selimoğlu
1957-59                   Sadık Giz
1969-73, 1975-79          Selahattin Beyazıt
1973-75                   Prof. Dr. Mustafa Pekin
1979-84, 1984-86          Prof. Dr. Ali Uras
1986-88, 1988-90          Dr. Ali Tanrıyar
1990-92, 1992-96          Alp Yalman
1996-2001                 Faruk Süren
2001-2002                 Mehmet Cansun
2002-2008                 Özhan Canaydın
2008-2011                 Adnan Polat

Dalglish ile 3 yıl daha…

0

Liverpool’un başına geldikten sonra takımın havasını ve performansını bir anda değiştiren tecürbeli teknik adamla Liverpool, 3 yıllık sözleşme imzaladı.

İngiltere Premier Lig takımlarından Liverpool, menajer Kenny Dalglish ile 3 yıllık sözleşme imzaladı.

Ligde 58 puanla 5. sırada yer alan Liverpool, İngiliz Roy Hodgson ile başladığı sezonda istediği sonuçları alamayınca takımı ocak ayında İskoç Kenny Dalglish’e emanet etti.

Kulübün internet sitesine açıklama yapan 60 yaşındaki teknik adam, kendisine böyle bir fırsat verildiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Tam 21 yıldır şampiyonluğa hasret Liverpool’u 1985-91 yılları arasında da çalıştıran Dalglish, o dönemde “Kırmızılar” ile 3 lig şampiyonluğu ve 2 Federasyon Kupası kazanmıştı.

Liverpool, ligdeki son şampiyonluğunu 1989-90 sezonunda Dalglish ile yaşarken, İskoç çalıştırıcı 1986, 1988 ve 1990 yıllarında “yılın menajeri” seçildi. İskoç menajer, bu sezon ocak ayından itibaren Liverpool ile toplam 21 maça çıkarken, bu karşılaşmalarda 11 galibiyet ve 5 beraberlik elde etti.

Kara pazartesi notları

*Pazartesi ne zaman hayırlı bir gün oldu ki, son pazartesi öyle olsun.

*Eski şampiyon Johan Museeuw o fotoğrafı gördüğünde milyonlarca bisikletseverin aklından geçen ama dillendirmek istemediği şeyi düşünmüştü zaten : “Görüntü Casartelli’nin  yerdeki haline o kadar benziyordu ki, durumun çok ciddi olduğunu anladım…”

 

*Fabio Casartelli, henüz 25 yaşındayken 1995 Fransa Turu’nda Col de Portet d’Aspet’de geçirdiği bir kaza sonucunda hayatını kaybetmişti.

 

*Wouter Weylandt yine aynı yaşlarda, yine bir yokuş inişinde yine benzer bir görüntüyle yerde yatıyordu. Canlı yayın kamerasının bir ara ‘kazaen’ verdiği o görüntüde kafasından kan akıyordu.

 

Televizyonu kapattım. Ne olacağını tahmin etmek – ne yazık ki- güç değildi. Museeuw’un gördüğü kare aynı Casartelli’nin göründüğü kareydi.

 

Bir tek farkla: Fabio’nun kafasında kask yoktu. (O günden beri tartışılır: Acaba kask kullanımı zorunlu olsaydı, Fabio hayatta kalır mıydı? Bu sorunun cevabını sadece Tanrı bilir.)

 

Ama görünen o ki, kask bu kez Weylandt’a yardım etmedi.

*Yol bisikletlerinin lastikleri yaklaşık 2 cm’lik bir genişliğe sahiptir. Ama yerle temas eden kısım 1 cm. kadardır. Tam bir bıçaksırtı anlayacağınız… 1 cm’in üstünde üç haneli hızlara ulaşmak başlıbaşına bir risk…Ne var ki bu spor  böyle yapılıyor ve belli ki belli bir eşikten sonra kask olsa da  kâr etmiyor.

 

*Casartelli’nin kaybından üç gün sonra, Motorolo’dan  takım arkadaşı Lance Armstrong ona ithaf etttiği bir zafer kazandı.

 

*Fabio’nunkaza yapan bisikleti ise İtalya’daki ünlü bisiklet müzesi Madonna del Ghisallo Chapel’de duruyor. (Adından da anlayacağınız gibi burası bir kilise, daha doğrusu şapel… Google’dan bulabilirsiniz.. Hadi bir de tüyo. Yakında yayına başlayacak Türkçe bir bisiklet programında müzenin çekimlerini göreceksiniz.)

 

*Casartelli’nin kaza yaptığı sene bisiklet yayınları Türkçe anlatılmıyordu. O korkunç anı dinlemek zorunda kaldığımız isim  David Duffield idi. Ve ben o anı canlı izledim.

 

*Weylandt’ın korkunç anını yaşamak ve aktarmak zorunda kalan isim ise Caner Eler oldu. Caner’in stüdyoda yaşadığı şok o kadar belliydi ki, Tanrı kimsenin başına vermesin demekten başka birşey gelmiyor aklıma.

 

*Ertesi gün koşulan etap, bir saygı etabı oldu. Takımlar , devrimcilerin şehri  Livorno’daki finişe sırayla girdiler.  Weylandt’ın çiçeği burnunda takımı Leopard Trek en öndeydi. Aralarına Türkiye Turu’nda da yarışan Tyler Farrar’ı da almışlardı.

 

*Aynı gün yarışa veda eden bu ekip için, Cyclingnews’in başlığı durumun en sade özetiydi: Brothers in Arms