Ana Sayfa Blog Sayfa 5122

PKK olmasaydı – Ruşen Çakır

Hafta sonu Diyarbakır’da Demokratik Toplum Kongresi’nin (DTK) genel kurulu yapıldı. DTK Eşbaşkanı Aysel Tuğluk’un burada yaptığı uzun açılış konuşmasına daha önceki yazılarımızda değinmiştik. Tuğluk o konuşmada “Yaşanan kimi zihni ve kısmi yasal değişiklikleri AKP’nin iktidarı ve vizyonu ile açıklama yanılgısına kim se düşmemelidir” demiş ve şöyle devam etmişti: “Ret ve inkâr politikalarını Başbakan sonlandırmamış; varlığımızı ve kimliğimizi kabul etmek zorunda kalmıştır. Çünkü bu halk direndi ve ‘Kürt vardır’ dedirtmek için korkunç bedeller ödendi. Ne acılar çektiğimizi bir biz biliriz, bir de bize bu acıyı yaşatanlar. Doğru yerden bakmayı bilmek, bazı yanılgıları ortadan kaldırmak lazım. Kimsenin bize bahşettiği bir şey yok!”

Bu paragraftan da anlaşılacağı gibi AKP iktidarıyla Kürt siyasi hareketi arasında “Ben verdim”, “Hayır, ben kazandım” şeklinde özetlenebilecek bir çekişme var. “Peki kim haklı?” diye sorulacak olursa birbirinden farklı cevaplarla karşılaşıyoruz. Örneğin 31 yıl sonra ülkeye dönen Kürt siyasetçi Kemal Burkay, AKP iktidarının Kürt sorununun çözümü yolunda attığı adımları hayli önemsiyor ve bunları küçümseyen, açılım sürecinde hükümete destek vermek yerine köstek olan Öcalan liderliğindeki hareketi açık ve sert bir biçimde eleştiriyor.

Burada en kritik soru şudur? PKK ve onun silahlı eylemleri olmasaydı Kürt sorununda hangi aşamada olurduk? Devlet Kürt realitesini daha önce mi, yoksa daha sonra mı tanırdı? Sorunun çözümüne yönelik daha fazla mı adım atılırdı, yoksa, örneğin bir TRT 6’yı yıllarca bekliyor mu olurduk? Başından beri silahlı mücadeleye karşı çıkmış olan Burkay ve onun çizgisindekilerin bu soruya cevabı herhalde “PKK olmasaydı Kürt sorununda daha erken ve daha hızlı ilerlemeler kaydedilirdi” olacaktır.

Şahsen emin değilim. Galiba bu soruyu cevaplamada Tuğluk ile Burkay arasında bir yerde duruyorum. Daha önce de yazıp söylediğim gibi, beğenelim ya da beğenmeyelim, PKK’nın silahlı eylemleri, geri dönülemez bir şekilde Kürt sorununu Türkiye’nin gündemine sokmuştur. İlk başlardaki önemsemez tavırları bir yana bırakırsak, 1980 ortalarından itibaren tüm hükümetler bu sorunu çözmek için kolları sıvamış ama kısa sürede pes etmişlerdir.

Bu pes etmenin temel nedeni, söz konusu hükümetlerin Kürt sorununu “gönüllü” olarak değil de “zorunlu” olarak çözmeye kalkışmalarıydı. Yani ayakları hep geri geri gidiyor; çözümde ısrar etmiyorlar ve çözümsüzlüğü dayatan her gelişmeye kolayca teslim oluyorlardı.

AKP’nin farkı

Bu noktada AKP’nin daha farklı bir konumda olduğuna inanıyorum. Çünkü AKP’yi oluşturan kadroların önemli bir bölümünü bir gazeteci olarak yıllardır tanıyorum. Tayyip Erdoğan, Abdullah Gül, Bülent Arınç gibi isimlerin, ister “İslam kardeşliği” deyin ister başka bir şey, bu soruna geleneksel “ret, inkar ve asimilasyon” çerçevesinden bakmadıklarının ve bir an önce kalıcı bir şekilde çözülmesinden yana olduklarının tanığıyım. İşte bu nedenle Gül “Güzel şeyler olacak” dediğinde inandım ve umutlandım; hükümet Kürt açılımı ilan ettiğinde, gelebilecek tepkileri önemsemeyip, bir vatandaş olarak buna destek verdim, vermeye de devam ediyorum.

Hemen “Açılım mı kaldı ki!” diye itiraz edenler olacaktır. İşte “ben verdim”, “hayır, ben kazandım” kavgası bırakılır ve Türkiye’nin kazanması istenirse, açılım pekala kaldığı yerden devam eder.

Ama her şeyden önce PKK’nın şu silahların artık hiçbir işe yaramadığını kabullenip bırakması gerekiyor. Çünkü silahlı mücadele artık çözümü değil sorunu derinleştiriyor.

Ruşen Çakır – Vatan

Rock-A heyecanı Yeşil Gazete’de

Bu yıl 5.si “Özgürlük Herkese ve Herşeye” sloganıyla düzenlenen Rock-A Festivali yarın (5 Ağustos) başlıyor. People Camping – Eski Foça’da gerçekleşecek festival kapılarını bugün (4 Ağustos) herkese açıyor. Yeşil Gezete, festival heyecanını takipçileriyle paylaşıyor.

Güncellenen program


5 Ağustos Cuma 6 Ağustos Cumartesi 7 Ağustos Pazar
19.00 The R.S /Ankara Heyula / İstanbul Bek / İstanbul
20.00 Komik Günler / Ankara Teneke Trampet / İstanbul Bozuk Düzen / İzmir
21.00 Ruşen Alkar / İzmir Aysu / İstanbul-Melbourne Esas Çocuk / İstanbul
22.00 Bajar / İstanbul Eski Bando / İstanbul Sûr / İzmir
23.00 Mispis / İstanbul Kırkbinsinek / İstanbul Enzo Ikah / İstanbul
24.00 Kesmeşeker / İstanbul Red House / Kayseri Entu / İstanbul
01.00 Ece Dorsay / İstanbul Karapaks / İstanbul Başıbozuk / İzmir

 

Rock-A 2011′in grupları tablodan ibaret değil. Kirli Çıkı Quarted grubu festival alanında müzik yapacak. Bandista ise bu sene Rock-A alanında gönüllü olarak bulunacak.

Festival bu yıl vegetaryan

 

Rock-A organizasyonu bu yıl yaptığı açıklamada geçen yıllardan farklı olarak alanda vegetaryan menüye yöneliyor. sebepleri şöyle açıklanıyor.

Rock-A, özgürlük mücadelesinin önemli bir parçası olan ‘Hayvan Özgürlüğü!’ şiarına neredeyse her sene yer veren bir festivaldir. Aynı zamanda, vejetaryen olan ve hayvan özgürlüğü alanında mücadele yürüten birçok Rock-A Gönüllüsü var. Bu arkadaşlarımız bir çok kez festival menüsünden etin çıkarılması yönünde fikirlerini dile getirmişlerdir. Bu sene bu düşünce daha ayrıntılı bir şekilde ele alınarak üzerinde tartışıldı ve konsensüs olarak festival menüsünde etli yemeklerin olmamasına karar verildi.

Bu elbette ki politik bir adım. Çünkü günümüzde birçok sektör yüz milyonlarca hayvanı sistemli bir şekilde katledip, işkence koşullarında yaşatıyor ya da deneylerde kullanıyor. Hayvanlara, yeryüzünü paylaştığımız canlılar olarak değil, birer endüstriyel tüketim maddesi gözüyle bakılıyor. Bu bakış aslında insanın insanı köleleştirmesinin de başlangıcı anlamına geliyor. Çünkü insan emeği de iktidarlar ve kapitalizm için bir tüketim maddesi.

Bu konuda yazılabilecek, söylenebilecek ve tartışılabilecek çok şey var aslında. Fakat gelin biz bu tartışmaları festival alanına bırakalım. Son olarak şunu söyleyebiliriz; eğlenmek amacıyla bir araya geldiğimiz bir şenlikte –yani bırakalım da en azından Rock-A’da- biz eğlenebilelim diye birkaç hayvan daha öldürülmesin.

 

Atölye programı

Rock-A’da yer alacak atölyeler şöyle;

  • Ahşap Oymacılığı Atölyesi
  • Anarko-queer İnisiyatifi
  • Bez Çanta Dikim Atölyesi
  • Cyanotype Fotoğraf Baskı Atölyesi
  • Çirkin Sanatlar Kolektifi
  • Ekoloji Kolektifi
  • Fikirsizler
  • Geleneksel Peynir Yapımı Atölyesi
  • Geri Dönüşüm Sanatı Atölyesi
  • Go oyunu ve Goizm Atolyesi
  • Göçmen Dayanışma Ağı
  • GöztepeliCHE Sevenler – Söyleşi – Futbolun Endüstrisine Bakış -Konuşmacı:  Osman Bulugil (Spor Yazarı) – Söyleşi: Alternatif Futbol ve Taraftar Kültürü Üzerine – Konuşmacı: Dağhan Irak (Spor Yazarı) –  Söyleşi: İsyan-Direniş-Mücadele Göz Göz Göztepe – Konuşmacı: Fırat Yavuz (Göztepe Taraftarı)  –  Belgesel Gösterimi – “İsyan”
  • Gürültü Atölyesi
  • Hayvan Özgürlüğü ve Vejetaryenizm – Belgesel ve Animasyon Film Gösterimi
  • Homofobi ve Transfobi Karşıtı Öğrenciler
  • İllet
  • Jonglörlük Atölyesi
  • Karadeniz İsyandadır Platformu
  • Karikatür Atölyesi – Sergi
  • Karşı Bisiklet – Söyleşi
  • Kosmos: (Elektroakustik Müzik Üzerine İmprovize Dans Gösterisi )
  • Lambdaistanbul
  • Likör Yapım Atölyesi
  • Mızıka Atölyesi
  • Mülteci-Der
  • Nefes Meditasyonu (sabahları)
  • Origami Atölyesi
  • Rasta Atölyesi
  • Sabun Yapım Atölyesi
  • Siyah Pembe Üçgen İzmir LGBTT Derneği
  • Sokakta İnisiyatifi
  • Şarap Yapım Atölyesi
  • Temel Pantomim Hareketleri
  • Toplumsal Cinsiyet Atölyesi
  • Uluslararası Af Örgütü
  • Yeryüzüne Özgürlük
  • Yoga
  • Zehir Dozdur! Fanzin Eylem Grubu – Sokak Performansı: “İronia” ve “T-Bir” – Forum Tiyatro – Heykel Atölyesi
  • Zeitgeist İzmir Hareketi
  • Zihinsel Özgürleşme: Dogma ve Paradigmayı Aşmak – Söyleşi

Söyleşiler, film-video-belgesel gösterimleri, performanslar, sergiler, oyunlar, fanzinler..

 

Rock-A’ya ulaşım

 

Rock-A Alanına ulaşım için bu sene iki seçenek var.

  • İzmir-Festival Alanı direk ulaşım: Bunun için İzmir otogarı 101 No’lu perondan Eski Foça araçlarına binmeniz yeterli. Ya da otogardan kalkan bu araçlara Karşıyaka Soğukkuyu Durağı’ndan ( Bu araçların ücreti eğer Foça’ya kadar gidiyorsanız 8 TL, fakat festival alanına kadar gidiyorsanız 9 TL.) Araçlar 07.00′dan 20.30′a kadar her yarım saatte bir. 20.30′dan sonra ise son hareket saati 21.15.
  • İzban-Eshot (744 No’lu Otobüs)-Eski ve Yeni Foça arası çalışan minibüsler: Bu seçenek için İzban’da Aliağa trenine binmeniz ve Hatundere durağında inerek 744 No’lu Eski Foça otobüslerine binmeniz gerekiyor. Eski Foça içinde ise Yeni Foça yönüne giden minibüslere binerek festival alanın önünde inebilirsiniz.

İzmir dışından şehirler arası otobüsle otogara gelecek olan arkadaşlar için ilk seçenek doğal olarak en uygunu.

Aşağıda İzmir içinden Karşıyaka Soğukkuyu durağına sizi ulaştırabilecek otobüslerin numaraları, ilk ve son durak isimleri mevcut. Bu hatlarla ilgili daha fazla ayrıntı isterseniz…

http://www.eshot.gov.tr/HareketSaatleri.aspx?TIP=TumHatlar

77:  Gümrük – Nafiz Gürman

78: Yamanlar – Gümrük

122: Mavişehir Aktarma – Gümrük

125: Esin Sitesi – Gümrük

140: Örnekköy – Gümrük

147: Postacı – Gümrük

148: Onur Mah. – Gümrük

198: Doğançay – Gümrük

 

Festival Habercisi – Yeşil Gazete

 

Çılgın Şefli El Sistema İstanbul’a geliyor

El Sistema’da yetişmiş, şimdiden efsaneye dönüşen genç ve yetenekli şef Gustavo Dudamel yönetimindeki Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nı iki özel konser için ilk defa İstanbul’a geliyor. Orkestra, 8 Ağustos Pazartesi ve 9 Ağustos Salı akşamları Haliç Kongre Merkezi’nde iki özel konser verecek.

Henüz 23 yaşındayken Gustav Mahler Uluslararası Orkestra Şefliği Yarışması’nı kazanıp tüm dikkatleri üzerine toplayan Gustavo Dudamel müzik yaşamına El Sistema’da keman öğrenerek başladı. Hem orkestrasına hem de dinleyicilere verdiği müthiş enerjisiyle Dudamel, günümüzün en başarılı şeflerinden biri olarak kabul ediliyor.

 

Şef Gustavo Dudamel yönetimindeki orkestra, 8 Ağustos akşamı saat 21.00’de gerçekleştirilecek ilk konserde Tchaikovsky’nin Hamlet, Orkestra İçin Fa minör Fantezi Uvertür, Op.67, Romeo Juliet, Fantezi Uvertür, Fırtına, Fa minör Senfonik Fantezi, Op.18 ve Francesca Rimini, Dante’den Esinli Senfonik Fantezi, Op.32 eserlerini seslendirecek. Orkestra, 9 Ağustos Perşembe akşamı ise, Ravel’in Daphnis ve Chloë, Süit No. 2, Castellanos’un Santa Cruz de Pacairigua, Senfonik Süit, Chávez’in 2. Senfoni, “Sinfonia India” ve Stravinsky’nin Ateşkuşu Bale Süiti (1919) adlı eserlerini seslendirilecek.

DEV EKRANDA EL SISTEMA’NIN HİKÂYESİ

Ayrıca konserin yanı sıra  El Sistema’yla bağlantılı bir dizi yan etkinlik de düzenleniyor. Yan etkinliklerin ilkinde esin kaynağını sanatın evrensel, engel tanımayan gücünden alan Social Inclusion Band’in ardından Beyoğlu Belediyesi Gençlik Orkestrası üyeleri konser verecek. 6 Ağustos akşamı saat 21.00’de Galata Meydanı’nda gerçekleştirilecek konserin ardından, saat 21.30’da El Sistema’nın hikâyesini anlatan Çalmak ve Mücadele Etmek filmi meydana kurulacak dev ekranda gösterilecek.
Meydan’daki yan etkinlikler 7 Ağustos Pazar günü de devam edecek. Saat 21.00’de başlayacak etkinlikte Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nın müzik gruplarından Caracas Brass Ensemble ve orkestranın perküsyon ekibi Atalaya Percussion Ensemble’ın iki  konser verecek. Ayrıca, mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamayı ve barışın sesini müzikle duyurmayı amaçlayan Barış İçin Müzik Çocuk Atölyesi ve Sulukule Kentsel Yıkım ve Yenileme Bölgesi’ndeki çocukları, içinde bulundukları zorluklara rağmen yetenek ve potansiyelleri değerlendirilerek yaşama kazandırmayı amaçlayan Sulukule Çocuk Sanat Atölyesi de sahneye çıkacak.
8 Ağustos günü ise The Marmara Taksim’de El Sistema’nın kurucusu Jose Antonio Abreu ile El Sistema ve bu modelin Türkiye’de nasıl uygulanabileceği üzerine bir söyleşi gerçekleştirilecek. Edirnekapı Barış İçin Müzik Projesi temsilcilerinden, akademisyen Yeliz Yalın Baki, keman virtüözü Cihat Aşkın, piyano virtüözü Süher Pekinel’in katılımıyla, gerçekleştirilecek söyleşinin moderatörlüğünü İstanbul Müzik Festivali Danışma Kurulu üyesi Feyzi Erçin yapacak.

Çocukları müzikle buluşturmaya var mısınız?

İKSV, müzikseverleri Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası’nın konserleriyle yalnızca sosyal dönüşümde müziğin nasıl bir güç haline gelebildiğine tanık olmaya değil, İstanbullu çocuklarla bu mucizeyi paylaşmaya da çağırıyor.
Dileyen müzikseverler, yapacakları bağışlarla İstanbul’da kültürel etkinliklere katılma şansı bulamayan çocukları müzikle buluşturacak. Düşler Akademisi ve Sulukule Çocuk Sanat Atölyeleri’nin de aralarında olduğu sivil toplum kuruluşlarının aracılığıyla belirlenecek çocukların Venezuela Simon Bolivar Senfoni Orkestrası konserini izlemesini sağlamak için 250, 500, 1.000 ve 5.000 TL’lik bağış bedellerinden birini tercih ederek 5, 10, 20 veya 100 çocuğu bu unutulmaz konsere davet edebilecek. Ayrıntılı bilgi ve sorular için (212) 334 07 94 numaralı telefon aranabilir.


Yoksulluk ve suçla mücadele eden sosyal bir sistem

Venezuela’da başarılı  bir ekonomist ve aynı zamanda iyi bir müzik eğitimi görmüş piyanist ve besteci José Antonio Abreu’nun başlattığı ve kendi deyimiyle “yoksulluk ve suçla mücadele eden sosyal bir sistem” olan El Sistema, şu an dünyada klasik müzik adına gerçekleştirilen en önemli proje olarak kabul ediliyor.  1975’ten bu yana, farklı  politik görüşlerden 10 farklı yönetimin desteğini alarak bugünkü hayranlık uyandıran konumuna gelen El Sistema, toplumsal değişim için müziğin gücünü kanıtlayan sosyal bir sistem. Tamamıyla devlet ve bağışçıların destekleriyle yaşatılan ve gençleri müzikle kucaklayan, yoksulluğun ve suçun dünyasından uzaklaştırarak onları üreten bireyler haline getiren El Sistema, bugün 280 müzik merkezinde 15 bin eğitmeni ile 350 bin gence ulaşan, bünyesinde 150’yi aşkın gençlik, 70 çocuk ve 30 senfoni orkestrası barındıran geniş çaplı bir sosyal sistem.

Müzik dolu bir hayat

1981’de Venezuela’da
doğan ve müzik yaşamına El Sistema’da keman öğrenerek başlayan Gustavo Dudamel, yalnızca 23 yaşındayken,
Gustav Mahler Uluslararası Orkestra Şefliği Yarışması’nı kazanıp dünyayı hayrete düşürdü. 2006’da İsveç Gothenburg Senfoni Orkestrası’nın Daimi Şefi olan Dudamel, 2009’dan bu yana
Los Angeles Filarmoni’nin Müzik Direktörlüğü’nü yürütüyor.

Venezüella Simón Bolívar Senfoni Orkestrası
Şef Gustavo Dudamel

8-9 Ağustos 2011, 20.30
Haliç Kongre Merkezi, Sütlüce

 

Program
08 Ağustos 2011, 20:30

Piotr Ilyich Tchaikovsky
Shakespeare’in Hamet’i üzerine Fantezi Uvertür, Op. 67

Shakespeare’in Romeo ve Juliet’i üzerine Fantezi Uvertür

Shakespeare’in Fırtına’sı Üzerine Senfonik Fantezi, Op. 18

Francesca da Rimini Senfonik Şiiri, Op. 32

09 Ağustos 2011, 20:30

Maurice Ravel
Daphnis ve Chloé’den Süit, No. 2, “Lever du Jour, Pantomime, Danse Générale”

Evencio Castellanos
Santa Cruz de Pacairigua, Senfonik Süit

Carlos Chávez
2. Senfoni, “Sinfonia India”

Igor Stravinsky
Ateşkuşu Süiti (1919)

Birgün – Yeşil Gazete

Trabzonspor Şampiyonlar Ligi’ne veda etti

0

Şampiyonlar Ligi 3. Ön eleme turu rövanş maçında Trabzonspor, 2-0 kaybettiği ilk maçında rövanşında Benfica ile 1-1 berabere kaldı ve Şampiyonlar Ligi’ne veda etti. Bordo mavililer, yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek.

Şampiyonlar Ligi 3. Ön eleme turu rövanş maçında Trabzonspor, Atatürk Olimpiyat Stadı’nda karşılaştığı Portekizli rakibi Benfica ile 1-1 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi’ne ön elemede veda etti. Bordo mavililer, yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam edecek.

Portekiz’deki maçı 2-0 kaybeden temsilcimiz, İstanbul’da 1-1 berabere kalarak Şampiyonlar Ligi’ne katılma ümidini yitirdi. Yoluna UEFA Avrupa Ligi Play-off turundan devam edecek olan Trabzonspor’un rakibi cuma günü çekilecek kuranın ardından belli olacak.

Ersan İlyasova Anadolu Efes’te

0

Anadolu Efes’in transferleri devam ediyor. Daha önce Sasha Vujaçiç’i renklerine bağlayan lacivert-beyazlı kulüp, milli basketbolcu Ersan İlyasova ve Avustralyalı Patrick Mills’i de kadrosuna kattı.

THY Euroleague’de final four’u hedefleyen Anadolu Efes, milli basketbolcu Ersan İlyasova ile NBA’deki lokavt bitene kadar sözleşme imzaladı.

Bu transfer için İspanyol ekibi Barcelona ile çekişen Efes, Ersan için daha erken davrandı ve milli yıldızı renklerine bağlamayı başardı.

EFES AVUSTRALYALI PATRICK MILLS İLE DE ANLAŞTI
Anadolu Efes, oyun kurucusunu da buldu. Uzun süredir Marcelinho Huertas ile görüşmelerini sürdüren lacivert-beyazlı kulüp, gelen olumsuz yanıtın ardından Avustralyalı Patrick Mills ile anlaştı.

2009 NBA Draftı’nda ikinci tur 55. sıradan seçilen Mills, NBA’de Portland Trail Blazers forması giyiyordu. Geçen sezon 64 maçta forma giyen 22 yaşındaki basketbolcu, 5.5 sayı ortalamasıyla mücadele etti.

1.83 boyundaki Mills, 18 yaşından bu yana Avustralya Milli Takımı’nın da formasını giyiyor. Türkiye’de düzenlenen 2010 Dünya Şampiyonası’nda sahneye çıkan Mills, 13.8 sayı ve 4.2 asist ortalamaları tutturmasına karşın Avustralya’nın ikinci turda elenmesine engel olamamıştı.

Anadolu Efes transferi, Mills’in kariyerindeki ilk Avrupa macerası olacak.

Özel Haber: İğneada’da bu hazırlıklar nükleer için mi?

Beton bloklar ve "barınak" inşaatı

Türkiye bir taraftan Mersin Akkuyu’ya yapılması planlanan nükleer santrali tartışırken, ikinci nükleer santral için düşünülen Sinop’ta da nükleer karşıtı hareket sürüyor. Fakat nükleer santral planlarının bu sayılarla sınırlı kalmayacağı da bilinmekte. Geçtiğimiz nisan ayında üçüncü nükleer santral için düşünülen yerin Kırklareli’nde bulunan İğneada olduğu ortaya çıkmıştı.

Gözleri Trakya’ya çeviren bu haber, daha sonra hem Akkuyu’nun öne çıkması, hem de Türkiye’nin gündemi içerisinde geri planda kalmıştı. Fakat, İğneada’da yaşananlar bu plan gerçeğe mi dönüyor sorusunu akıllara getiriyor.

Bölgede süren hidroelektrik santral çalışmaları, taş ocakları ve bakır madeni aramaları İğneada’daki doğal yaşamı ve  Longoz Ormanları’nı tehdit ederken, şimdi de balıkçı barınağı yapımı adında yoğun bir çalışma sürüyor. Bununla birlikte, çalışmanın büyüklüğü, bu hazırlığın sadece balıkçı barınağı için gerçekleşmiş olamayacağını da gösteriyor.

Konu ile ilgili konuştuğumuz Sahir Uçar, bölgede bir tanesi 10 ton ağırlığındaki beton bloklar ile zemin çalışması yapıldığını, bu zemin çalışmasının da balıkçı barınağına yönelik değil, nükleer santrale yönelik olabileceğini söylüyor. Bölgenin sınıra yakınlığı sebebiyle giriş çıkışın çok serbest olmadığını söyleyen Uçar, bu nedenle olanların tam olarak bilinemediğini ve nükleer santralin çalışması sırasında soğutulması için, deniz suyu sıcaklığı açısından Karadeniz’de en uygun yerin İğneada olduğunu da ekliyor.

Yıldız: Japonlar Sinop’ta nükleerden çekildi

Enerji Bakanı Taner Yıldız, Japonya ile yapılan nükleer santral görüşmelerinde, Japon firması TEPKO’nun süreçten çekildiğini söyledi.

Japonya’nın 2050 yılına kadar ülkedeki nükleer santralleri kapatma kararı almasından sonra, Japon firma TEPKO, Sinop’ta yapılması planlanan nükleer satralin görüşmelerinden çekildi. Çekilmenin net sebebi ise bilinmiyor. Bakan Yıldız, bunun önemli bir gelişme olduğunu da sözlerine ekledi.

(Yeşil Gazete, Ajanslar)

Oktay 4 gemisinde bir Pazar günü…

‘’Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi’’ (Marmara Environmental  Monitoring) projesinin bir çalışma gününü izlemeye davet edilen 12 kuruluş temsilcisinden biri de Yeşiller Partisi adına bendim.

Sabah 06.30’da Bostancı’dan Oktay 4 isimli balıkçı gemisine bindik, bu arada hayatımda ilk kez bilimsel araştırma yapan bir geminin konukları arasında olmanın verdiği heyecanla erkenden yola düştüğümü de söylemeliyim. Aşçımızın hazırladığı doğal yiyeceklerden oluşan kahvaltımız gemi personelinin sıcaklığı ile birleşince martılarla birlikte ettiğimiz kahvaltı harika bir şölen haline geldi. Katılımcılarla birlikte çalışmaları yerinde izleme büyük bir şanstı doğrusu. Ayrıca farklı disiplinlerden bilim insanlarının daha sabahın köründe mutlu, dingin, alçakgönüllü, demokrat, samimi, konukseverlikleri çok etkileyiciydi. Bu çalışmalarını şimdiye kadar bilmemek DenizTemiz/Turmepa Eğitmeni olarak beni utandırdı. Proje ilk olarak Olav Aasen Ve İlham Artüz yöneticiliğinde 1954 senesinde başlatılıyor. İ.Ü. Fen Fakültesine bağlı Hidrobiyoloji Araştırma Enstitüsü’nün kuruluşu ile, 1982 yılına değin düzenli bir şekilde yürütülüyor.

Kirlilik

1993 yılında İlhan Artüz’ün vefatı ile, M Levent Artüz yönetiminde İ.T.Ü. Gemi İnşaatı ve Deniz Bilimleri Fakültesinde devam ediyor.

2006 yılından beri de Sevinç-Erdal İnönü Vakfı bünyesinde M. Levent Artüz ve O. Bülent Artüz’ün çabaları ile gerçekleştirilmekte.

‘’Marmara Denizi’nin Değişen Oşinografik Şartlarının İzlenmesi’’ projesi, dünya genelinde bir deniz için yapılmış en uzun soluklu izleme projelerinin başında gelmekte.

1954 yılından bu seneye değin, Marmara Denizi ve Boğazlarda, yatayda 145 adet istasyonda yaklaşık 30 farklı parametrenin, (0,5m-1200m) ölçümlenmesi gerçekleştirilmiş durumda.

Çalışmanın yaz ayağı alan çalışması olarak 29 Temmuz 2011 de başlatılıp 20 Ağustos2011 tarihine değin sürdürülmesi planlanıyor.

Kirliliğin göstergesi deniz kestaneleri

Çalışmada; tüm Marmara Denizi’nin (Boğaziçi, Karadeniz çıkışından Çanakkale Boğazı, Ege Denizi çıkışına kadar olan bölge) Oşinografik (fiziksel kimyasal) Sedimantolojik, Klimatolojik, Hidrolojik, Kimyasal ve Biyolojik (Genel Biyoloji, Balıkçılık Biyolojisi) ve Jeolojik etüdünün gerçekleştirilmesi planlanmakta.

İlk kez bu sene Marmara Denizi genelinde bakteriyolojik etüt ile Marmara Denizi canlılarından kaynaklanan ve insan sağlığını etkileyen alerjik ve akut dermatolojik etmenler de izlenecek.

Programın  Kapsamı:

Marmara Denizi genelindeki su kütlelerinde ve söz konusu proje alanında aşağıdaki ölçümlerin gerçekleştirilmesi planlanmaktadır.

OŞİNOGRAFİK PARAMETRELER

BİYOLOJİK ölçümler:

Plankton organizmalar ile ilgili ölçümler

Marmara türlerinden örnekler

a)Birim hacim ve birim alanında plankton yoğunluğu,

b)Plankton tür analizleri. 200-ve Filo ayrımı, Envanter çalışmaları

Proje bölgesinin alg flora ve popülasyonları dağılımı,

Proje bölgesinin faunistik özelliklerinin saptanması.

BALIK STOKLARI İLE İLGİLİ ÖLÇÜMLER:

TOPOĞRAFİK ÇALIŞMALAR

METEOROLOJİK GÖZLEMLER

Çalışma sırasında ölçümler:

İstasyonlarda hava sıcaklığı ölçümleri

İstasyonlarda rüzgar hız ve yön ölçümleri.

İstasyonlarda yağış ve bulutluluk gözlemleri

İstasyonlarda hava basıncı ölçümleri

Sabit istasyon on-line ölçümler:

SEDİMANTOLOJİK ÖLÇÜMLER

KİMYASAL ÖLÇÜMLER

DENİZ FLORA ÇALIŞMALARI

OŞİNOGRAFİK VERİ TABANI

İnsan gücü;

Söz konusu projede, alan çalışmalarında 12 araştırmacı, 4 yardımcı araştırmacıdan oluşan bir ekip ve ek olarak teknenin sevk ve idaresi ile operatörlerden oluşan 3 kişilik bir ekip çalışıyor. Bu ekibin sağladığı örnek ve ölçümler eş zamanlı olarak bilgisayar ortamında depolanarak bu proje için özel olarak geliştirilmiş ve 1954 yılından bu güne değin ölçüm verilerini arşivinde barındıran bir veri tabanı ve bilgisayar prosessing programı ile yerinde değerlendirileceklerdir.

Proje kapsamında ilk olarak;

-Gemide ıslak kimya laboratuarı kurulmuş ve yerinde yapılması gereken tüm kimyasal analizler anında gerçekleştirilmektedir.

-Tüm Marmara Denizi derinlikleri de dahil olmak üzere(1000 m ve alt sular dahil) Biyolojik, Kimyasal, Sedimantolojik örneklemeler yapılmaktadır.

-Bakteriyolojik ölçümler yerinde, eş zamanlı olarak gemi üzerindeki laboratuarda gerçekleştirilmektedir.

-Marmara Denizi genelinde bulunan solungaç dokusunda deniz kirlilik oranlarının araştırılması amaçlı örneklemeler ve ön çalışmalar geminin olanakları kullanılarak gerçekleştirilecektir.

-İlk defa bu sene Jeolojik etütler (fay hattının geçtiği 1000 m ve altı çukurlardan başlamak üzere) proje kapsamında detaylı olarak değerlendirilecektir.

-Yeni ekiplerin desteği ile Marmara Denizi batimetrisi 3D modelleme çalışmaları da gerçekleştirilecektir.

Bu sayede Marmara Denizi’nde yapılacak modellemeler için 3 boyutlu batimetrik yapı hazır olucaktır.

PROJEYE KATILANLAR:

M. Levent Artüz (Proje lideri) -SEİ Vakfı-

O. Bülent Artüz (Proje koordinatörü) -SEİ Vakfı-

BİLİMSEL EKİP:

Oşinografi

Hidrobiyolog M. Levent Artüz -SEİ Vakfı-

Biyolog Barış Sönmez -SEİ VakfıÇevre

Müh. Selen Yıldız

Biyoloji (Plankton)

Hidrobiyolog M. Levent Artüz -SEİ Vakfı-

Dr. Walter Litschauer

Biyoloji (İhtiyoloji)

Prof. Dr. Hatice Torcu Koç -Balıkesir Üni.-

Doç. Dr. Zeliha Erdoğan -Balıkesir Üni.-

Araş. Gör. Fatih Üstün -Balıkesir Üni.-

Araş. Gör. Gülçin Ulunehir -Balıkesir Üni.-

Sediman – Ostrakot

Prof. Dr. Dinçer Gülen -SEİ Vakfı-

Biyolog. Fatih Mahmut Bulut -SEİ Vakfı-

Jeoloji (Sediman – Foraminifer)

Prof. Dr. Simav Bargu – İst. Üni.-

Yard. Doç. Dr. Tülay Köksoy- İst. Üni.-

Jeolog Melih Gürbüz – İst. Üni.-

Kimya

Prof. Dr. Adnan Aydın -Marmara Üni.-

Doç. Dr. Bahattin Yalçın -Marmara Üni.-

Kimya Müh. Umut Serter -SEİ Vakfı-

Kimya Müh. Birkan AÇIKGÖZ -Marmara Üni.-

Kimya Müh. Özlem Küçük

Mikrobiyoloji

Doç. Dr. Tunç Akkoç -Marmara Üni.-

Dr. Cenk SESAL -Marmara Üni.-

Bilgi işlem

Elek. Müh. O. Bülent Artüz

Yardımcı personel (Biyoloji ve Cevre Bilimleri öğrencileri)

Enis Akay

Fatih Özdemir

Kaptanımızın yaptığı yemekler ve Tekirdağ’dan aldığı karpuz olağanüstü güzeldi… Haydi vira Oktay 4 yolunuz açık, rüzgarınız bol olsun…

Fatoş Çırnaz

Antalya’da köylülerden Hes’e karşı eylem

0
Gazipaşa İlçesi’nde yapılması planlanan hidroelektrik santrali (HES) projesine karşı çıkan köylüler, eylem yaptı. Çığlık Köyü’nde toplanan yüzlerce köylü, “Canımızı veririz suyumuzu vermeyiz” diyerek tepki gösterdi.
Gazipaşa’ya bağlı Çığlık Köyü’nde yapılması gündeme gelen HES’e karşı çıkan köylüler, fizibilite çalışması yapan ekibin köye girmesine izin vermedi. Köyün girişinde bekleyen yaklaşık 200 kişi, firma temsilcileriyle görüşmek istediğini belirtti. Jandarma ekiplerinin yoğun güvenlik önlemi aldığı köyde bir heyet, firma temsilcileriyle görüştü. HES’e karşı olduklarını belirten köylüler, firma yetkililerine köylerine santral yapılmasına izin vermeyeceklerini söyledi. Görüşmelerin devam ettiği sırada köylüler, santralin yapılacağı Narlıca Deresi’nin başında toplanarak eylem yaptı. ‘HES istemiyoruz’, ‘Canımızı veririz suyumuzu vermeyiz’ sloganları atan köylüler, alkışlarla protestolarını sürdürdü. Protestolar üzerine firma temsilcileri köyden ayrılmak zorunda kaldı. 

Köyün içindeki derenin yaz- kış aktığını belirten köylüler, Bölgede yaşayan binlerce insan bu sudan faydalanıyor. 5 bin dönüm tarım arazisini suluyor. Her şeyden önemlisi içme suyumuzu buradan karşılıyoruz. Köyümüze santral yapılırsa biliyoruz ki su kaynaklarımız kuruyacak. Köy halkı, arazilerimiz ve hayvanlarımız susuzluğa terk edilecek. Gerekirse canımızı veririz, suyumuzu vermeyiz diyerek, tepkileri dile getirdi.

Sandro Orlando Beşiktaş’ta

0

Beşiktaş Kulübü, kadın basketbol takımının başına İtalyan baş antrenör Sandro Orlando’yu getirdi.

Kulübün resmi internet sitesinde yapılan açıklamada, kadın basketbol takımın baş antrenörlük görevine, İtalya’da 2011 yılında ”En İyi Antrenör” seçilen Sandro Orlando’nun getirildiği bildirildi. Takımın yardımcı antrenörlük görevini ise Ömer Petorak’ın yapacağı kaydedildi.

Açıklamada, Orlando ve Petorak ile ilgili şu bilgilere yer verildi:

”1960 doğumlu Sandro Orlando, 1996 yılında antrenörlük kariyerine başladı. 2007-2011 yılları arasında İtalya’nın Familia Schio takımında elde ettiği başarılarla adını sıkça duyurdu. 4 sezon başında kaldığı Familia Schio’ya iki lig, iki İtalya Kupası ve bir de Eurocup şampiyonlukları kazandırdı.

Oyun sisteminde genç basketbolculara yer vermesi ile bilinen Orlando, 2010-2011 sezonunda takımını şampiyonluğa taşıyınca İtalya’da 2011 yılının ‘En İyi Antrenörü’ seçildi. Sandro Orlando, ayrıca 2008 ve 2010 yıllarında İtalya Kadın Milli Takım teknik kadrosunda yer aldı.

1971 doğumlu Petorak ise 1990 yılında antrenörlüğe başladı. Galatasaray, Migros, TED Kayseri, İTÜ, Banvit gibi takımları çalıştıran Petorak, ayrıca Avrupa İkincisi olan (A) Kadın Milli Basketbol Takımı’nda yardımcı antrenör olarak yer almıştı.”

Bu arada, açıklamada uzun yıllar kadın basketbol takımının baş antrenörlüğünü yapan Aziz Akkaya’ya, tüm emekleri için teşekkür edildi.