Ana Sayfa Blog Sayfa 5111

İstanbul’da ve Ankara’da ulaşıma zam!

Başkent Ankara ve İstanbul‘da toplu taşıma ücretlerinde zam yapıldı. Yeni zamlar Ankara’da 1 Eylül’de, İstanbul’da ise 15 Ağustos’ta uygulamaya geçecek.

Ulaşım Koordinasyon Merkezi‘nden (UKOME) yapılan yazılı açıklamada, personel giderleri, akaryakıt fiyatları, enflasyon oranlarına bağlı olarak malzeme ve yedek parça girdi maliyetindeki artışlar göz önüne alınarak, toplu taşıma ücret tarifelerinde yeniden düzenlenme yapılması gerektiği belirtildi.

Metrobüsün ücretlendirilmesi konusunda mevcut aktarma almaz-verir uygulamasının ve aktarmada uygulanan bilet türleriyle yapılan yolculuklarda 2 saatlik aktarma süresinin devam edeceği ifade edilen açıklamada, bilet entegrasyonuna tabi olan taşıma sistemlerinde TCDD hariç kağıt bilet, jeton uygulamalarına 29 Ekim’e kadar son verileceği kaydedildi.

İstanbul’da 15 Ağustos’tan itibaren uygulanacak yeni tarifeyle, tam kontör 1,75 TL, öğrenci 1 TL, tek geçişlik bilet ise 3 TL olarak belirlendi.

İstanbul’da son olarak geçen sene Ekim ayında ulaşıma yüzde 10 oranında zam yapılmıştı. Bu zammın üzerinden bir yıl geçmeden yeniden zam yapıldı.

Ulaşım Koordinasyon Merkezinden (UKOME) yapılan yazılı açıklamada zammın gerekçesi olarak, “personel giderleri, akaryakıt fiyatları, enflasyon oranlarına bağlı olarak malzeme ve yedek parça girdi maliyetindeki artışlar” gösterildi.

Açıklamada, 15 Ağustos Pazartesi günü uygulanacak yeni tarifeyle tam kontörün 1,75 TL, öğrencinin 1 TL, tek geçişlik bilet fiyatının ise 3 TL olarak belirlendiği kaydedilerek, kademeli bilet sisteminin uygulandığı metrobüste de yolcuların üç durağa kadar tam 1,45 TL, öğrencilerin 0,85 TL, üç durak sonrası için ise tam 2,10 TL, öğrencilerin 1 TL ödeyeceği bildirildi.

UKOME’den yapılan yazılı açıklamada, okul servis araçlarına 2009-2010 eğitim ve öğretim yılında zam yapılmadığı hatırlatılarak, yeni düzenlemeyle ilgili şu ifadelere yer verildi:

”25 kilometrenin üzerindeki her bir kilometre için 2,80 TL eklenecek. Köprü geçiş ücreti fiyatlara ilave edilecek. Etüt için yapılan taşımalarda servis ücretinin en fazla yüzde 30’u alınabilecek. Kardeş indirimi, gerekli belgeler ibraz edilmesi ve aynı okula gitmeleri halinde birinci çocuk tam, ikinci çocuk yüzde 10, üçüncü çocuktan itibaren yüzde 20 indirim olarak uygulanacak. Öğretim yılı boyunca resmi ve idari tatiller ücrete tabi olacak. Yarıyıl tatili ücreti alınmayacak. Öğrenci taşımacılığı yapan her araç, okul aile birliği tarafından onaylanmış ve servis aracı kiralama komisyonunca yazılı olarak bildirilen maddi durumu yeterli olmayan ihtiyaç sahibi bir öğrenciyi ücretsiz taşıyacak. Taşıma ücreti her ayın 1’i ile 10’u arası ödenebilir. Yıllık peşin ödemelerde tarife üzerinden en az yüzde 5 indirim uygulanacak.”

Ankara Büyükşehir Belediyesi Haber Merkezi’nden yapılan açıklamada, zamla ilgili olarak şöyle denildi:

”Genel Kurul toplantısında alınan karar gereğince 1 Eylül 2011 tarihinde uygulanmaya başlayacak yeni tarifeye göre EGO otobüsleri, Metro ve Ankaray’da 1.65 lira olan tek binişli kartların 1.75 lira, 1.25 lira olan tek binişli indirimli öğrenci kartlarının ise 1.30 lira olması kararlaştırıldı. Yeni tarifede, Esenboğa Havaalanı-Ankara arası üç binişlik tam yolcu ücreti 4.95 liradan 5.25 liraya çıkarılırken, özel halk otobüslerinde tam bilet 2.10, öğrencilere indirimli bilet 1.30, minibüslerde kısa mesafe 2.10, uzun mesafe ise 2.40 lira olarak karara bağlandı.

UKOME tarafından yapılan yeni düzenlemede ayrıca, 5-10-20 binişlik tam yolcu biletlerinde uygulanan transfer süresi yine eskisi gibi 75 dakika olarak kaldı ve 55 kuruşluk transfer ücretinin 58 kuruşa çıkarılması benimsendi. İndirimli bilet kullanan öğrencilerden ise 75 dakikalık sürede transfer ücreti eskiden olduğu gibi yine alınmayacak.”

Ankara’da 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren ulaşım fiyatlarının çok binişli kartlarda her biniş 1,50 TL’ den 1,65 TL’ ye, çok binişli kartlarda transfer ücreti 0,50 TL’den 0,55 TL’ye çıkarılmış, havaalanı gidiş dönüş ücretleri 3,70 TL’den 4,95 TL’ye çıkarılarak yüzde 34, özel halk otobüsleri ve minibüs ücretleri 1,85 TL’den 2,00 TL’ye çıkarak yüzde 8 zamlanmıştı.

(Ajanslar)

Fabregas Barcelona’ya, Nasri Manchester City’e

İngiliz devi Arsenal’de teknik direktör Arsene Wenger iki yetenekli oyuncusu Cesc Fabregas ve Samir Nasri’nin satıldığı konusunda bir açıklama yapmazken, Cumartesi günü Newcatle United karşılaşmasına bu iki oyuncusundan yoksun çıkacaklarını kabul etti.

Fabregas‘ın , eski takımı Barcelona‘ya; , Nasri’nin ise Manchester City’e gitmesinin artık kesinleştiği gelen bilgiler arasında. Fabregas için 40, Samir Nasri içinse 25 milyon avroluk bir transfer bedeli ödenmesi bekleniyor.

Arsenal’in bu kan kaybını Valencia’dan Juan Manuel Mata Garcia ve Shakhtar Donetsk’ten Brezilyalı Jadson Rodrigues da Silva’yı transfer ederek durdurmaya çalışacağı ifade ediliyor.

Öte yandan Arsenal savunma oyuncusu Emmanuel Eboue‘nin Galatasaray‘a imza atması da an meselesi.

2003 yılından beri Londra’da bulunan ve takımın kaptanlığını yapan Francesc “Cesc” Fàbregas i Soler bu süreç içinde 212 kez Arsenal forması giydi, 35 kez fileleri havalandırdı. Kulübüyle olan sözleşmesi 2015 yılına kadar devam ediyordu. Katalan oyuncu 1997 yılında 10 yaşındayken Barça altyapısı olarak bilinen La Masia‘ya kendini teslim etmişti.

24 yaşındaki yetenekli Fransız Nasri ise 2008 yazında Marsilya’dan transfer edilirken, Arsenal ile 4 yıllık bir sözleşme imzalamıştı. Önümüzdeki yaz sözleşmesi sona erecek Nasri’nin Arsenal’e maliyeti 13 milyon avroydu. Yıldız oyuncu 85 maçta Arsenal adına ter döktü, 18 gol kaydetti

(El Cezire)

 

Ancak Kürtler kurtarabilir

12 Eylül referandumunda “ne gelirse sivillerden gelsin” güdüsü ile birçok rahatsızlığıma rağmen , her şeye rağmen evet demiştim. Bu kararım konusunda birçok arkadaşım ile tartışmış, hatta hararetli söylemler yüzünden birbirimizi kırdığımız bir çok insan olmuştu.

Değişikilikler ile ilgili halen bir sorunum yok, değişikliklerin kağıt üzerinde halen önemli değişiklikler olduğunu düşünüyorum ancak, bugün olsa yine aynı kararı verir miydim bilmiyorum.

Keza AKP’nin demokratik olmadığını biliyordum da bu kadar saçma bir yere gidiyor olduğumuzu düşünmüyordum.

HSYK atamaları ve sonrasına gelen saçma sapan kararlar, (bakınız: deniz feneri soruşturmasını yürüten savcılara açılan soruşturmalar, Rize’de HES’e hayır diyen üyelerinin HSYK tarafından değişitirilmesi gibi örnekler)

AKP’nin adeta milis kuvveti haline gelen polis ve polisin doğu ve güneydoğu’da Kürtlere karşı açtığı savaş,

Yaşama müdahale (beyoğlu’nda masa toplatmalar gibi gibi)

İyice saçmalamaya başlayan Ergenekon davası (bkn.Nedim Şener ile Ahmet Şık tutuklanmaları vs., ki ben bu davanın artık AKP tarafından askeri statükoyu ve derin devleti ortadan kaldırma değil ehlileştirme ve kontrol etme davaları olduğunu ciddi ciddi düşünmeye başladım)

Hapisteki milletvekilleri…

Artan Kadın cinayetleri, muhafazakar toplumsal baskılar, zenginleşen ve semiren yandaşlar ve daha niceleri beni iyice sorgulamaya ve kararımda hata yapmış olabileceğimi düşündürmeye davet ediyor.

Üstelik, 12 Eylül referandumu bence aynı zamanda Türkiye’nin batısındaki toplumsa muhalefeti de öldürdü; zaten bölünmüş olan ve kafası karışık olan muhalif gruplar iyice bölündü ve kendi içinde kavga etmeye başladı, artık tamamen bölündük ve birbirimize laf yetiştirmekten muhalif duruşumuzu iyice kaybettik gibi geliyor.

Bu noktada ciddi umutsuzluk kapladı dört bir yanımı. Umut yerini hüzne ve yavaş yavaş korkuya bıraktı.

Bu birazda, son bir yılda Türkiye’deki sol grupların ciddi bir biçimde çuvalladığını artık başımızı ellerimizin arasına alıp düşünmemiz, sorgulamamız gerektiğini düşünüyor olmamdan da geliyor.

Bundan sonra, bence Türkiye’de tek ayakta kalan hareket Kürt hareketi, her şeye rağmen hem derin devletle hem de polis ve AKP ile mücadeleye devam ediyorlar ve yılmıyorlar. Söylem üretmek ve çözüm önerisi getirmek kadar pratik eylemleri de hayata geçiriyor ve umut veriyorlar.

Başta Selahattin Demirtaş, Aysel Tuğluk ve Ahmet Türk olmak üzere, tüm DTK halen AKPnin kuşatmalarına, sataşmalarına, fiziki saldırılarına rağmen metanetini koruyor ve kopmadan, bölünmeden ve büyüyerek mücadeleye devam ediyorlar.

Bence yaptıkları hatalar ve eksiklikler var. Örneğin, kişisel olarak demokratik özerklik fikrine katılsam da, ilanın zamansız olduğunu ve batıdaki solcular dahil herkesi ürküttüğünü düşünüyorum.

Onun dışında, yarattıkları belediyecilik modelleri, Diyarbakır’daki sosyal belediyecilik, Sarmaşık Der ile ürettikleri toplumsal dayanışma örneği, Viranşehir’de, Hakkari’de kurulan komünler, ekoköyler, sivil itaatsizlik eylemleri ve daha niceleri sadece pratik eylemler değil aynı zamanda sürdürülebilir bir toplum tasviri.

Ayrıca, sekter olmayan, ezbere dayanmayan muhalefet yapıyor olmaları, içi dolu söylemleri üreten neredeyse tek siyasi hareket olmaları beni umutlandıran diğer nokta (bakınız: DTK’ya çay partisi diyen Bülent Arınç’a Selahattin Demirtaş’ın cevabı)

Tüm bu nedenlerden dolayı Kürt hareketi sadece kendini değil tüm toplumu kurtaracak, AKP’ye karşı mücadelenin temel taşlarını oluşturacak tek hareket.  Kürtlerin şu ana kadar ellerinden gelenin en iyisini yapıyor. Eksikler ve hatalar var, hem de bol, ancak bu hatalardan Kürt hareketi kadar, hatta daha fazla düzeyde kendi iç çekişmeleri, oryantalist tavırları ve bilinç altındaki ulusalcı güdüler yüzünden rasyonel düşünemeyen ve Kürt hareketine yeterli desteği veremeyen sol grupların payı var.

 

Küresel ısınma edebiyata taşınıyor

Verso Books, küresel ısınmanın olası sonuçlarına dikkat çekecek yeni bir öykü derlemesi hazırlıyor. Margaret Atwood’dan David Mitchell’e pek çok yazar, iklim değişikliği krizine odaklanan kısa öykülerle derlemeye katkıda bulunacak.

Ian McEwan, Guardian’a yazdığı bir yazıda iklim değişikliği ve sorunlarına değinen edebiyat metinlerinin yokluluğuna dikkat çekmişti. Verso böyle bir derleme fikrinin bunun üzerine geliştiğini söylüyor. Öykü verecek yazarların arasında Margaret Atwood, David Mitchell, TC Boyle, Helen Simpson, Toby Litt, Paolo Bacigalupi ve Kim Stanley Robinson gibi yazarlar var. Bacigalupi, “iklim değişikliği üzerinde farklı tahminler yürütülebilecek belirsizliklerle dolu, o nedenle hem araştırmak hem yazmak için sonsuz olanaklar içeriyor,” yorumunu yaptı. Derlemenin bilimkurgudan ibaret olmadığı, farklı türlerde öyküler içerdiği gibi, gelecek kadar geçmişe de göndermeler içerdiği söyleniyor.

Çevre mücadeleleriyle bilinen Bill McKibben derlemenin önsözünü yazacak. McKibben, “Karşı karşıya olduğumuz tehlikeyi kalpten anlamadığımız zaman yeterli tepkiyi veremeyeceğiz. Çevreciler bugüne kadar beynin grafikleri seven kısmına seslendiler, artık konuyu farklı düzlemlere de taşımanın zamanı geldi” yorumunu yapıyor.

(Sabitfikir.com)

Şikenin gölgesi basketbola da mı düştü?

0

Futboldan sonra basketbol maçlarında da şike yapıldığı iddia ediliyor. Buna göre Fenerbahçe Ülker ile Galatasaray Cafe Crown arasında oynanan ve sarı-lacivertlilerin şampiyonluğuyla noktalanan final serisinde hakeme telkinde bulunuldu.

Fenerbahçeli yöneticilerin, final serisinde maçın hakemlerini arayarak telkinde bulunduklarının, futbolda şike soruşturması kapsamında yapılan teknik takibe takıldığının vurgulandığı haberde, sarı-lacivertli kulübün futbol şube sorumlusu Semih Özsoy’un hakem Recep Ankaralı’yı yönlendirdirmeye çalıştığı ifade edildi.

Hürriyet Gazetesi’nin haberine göre, teknik takibe takılan konuşmalarda Ankaralı, kararlarında adil olmak için elinden geleni yapacağını ve bu konuda diğer hakemleri uyaracağını söyledi.

Fenerbahçe-Galatasaray final serisinin son maçında hakeme telkinde bulunulduğu ve bunun tespit edildiğinin vurgulandığı haberde, sarı-lacivertli yönetici Semih Özsoy ve maçın hakemleri Recep Ankaralı, Erşan Kartal ve Alper Özgök’ün ifadelerine başvurulacağı belirtildi.

Beşiktaş forvet arıyor

0

Bebe‘nin sakatlığı ile sarsılan Beşiktaş yönetimi, bu oyuncunun yerini doldurabilecek bir forvet arayışına başladı.

Manchester United‘dan kiralanan hücum oyuncusu Bebe’nin milli maçta sakatlanıp tam 6 ay sahalardan uzak kalacak olması ile büyük bir şok yaşayan Beşiktaş, forvet oyuncu arayışlarına girdi.

Milliyet’in haberine göre Beşiktaş, Başkan Yıldırım Demirören‘in sıkı ilişkiler içerisinde bulunduğu menajer Jorge Mendes ile görüşerek bu konuda bir toplantı gerçekleştirdi.

Batı Türkiye’yi savaşa sokmakta ısrarlı

Times gazetesi, Türkiye‘nin ‘ölüm makinesi’ni durdurması için Esad rejimine iki hafta mühlet verdiğini, açıklanmasa da, alternatifin ‘Türk ordusunun ‘Türkiye’nin çıkarlarını korumak için bir askeri harekâtı’ olduğunu yazdı.

ABD Başkanı Barack Obama’nın Esad’ın görevden uzaklaştırılması için çağrı yapmaya hazır olduğunu, bunu ise ancak ”Türklerin gerçekleştirebileceğini” savunan Times, Türkiye’ye ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘a övgüler sıraladığı başyazısına ” Ankara kavşakta” başlığını atmış.

Gazete, ”Avrupa’nın yeni ‘güçlü adamı’ Türkiye, Orta Doğu’da da büyüyen bir güç” saptamasıyla başladığı başyazısında Türkiye’nin Suriye krizinin çözümünde oynayabileceği kilit rolü irdeliyor.

Beşar Esad’ın baskılara ve ülkesindeki felakete duyarsız tavrıyla Orta Doğu’nun siyasi gerçeklerini bile anlayamaz hale geldiğini savunan gazete, Suriye liderinin Batı’nın eleştirilerini ve tedirgin Arap komşularının değişim çağrılarını dikkate almamasını da ”aptalca” olarak niteliyor. ”Ama Türk Dışişleri Bakanı kendisini Ankara’nın dökülen kana ilişkin öfkesi konusunda uyarırken, ordusunu katliama göndererek Esad bizzat baskıcı rejiminin hayatta kalmasını riske atmış oluyor” analizine yer veriyor.

‘ULUSLARARASI İHTİRASLARIYLA BÖLGESEL DEV’
Batı’nın, Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış döneminde nitelendiği şekliyle ”hasta adamlığı”, yakın tarihteki darbeler, istikrarsızlık ve aşırı yüksek enflasyon sorununa ilişkin akılda kalanlar nedeniyle Türkiye’yi çoğunlukla hafife aldığını kaydeden gazete, ” Türkiye bugün ise 74 milyonluk nüfusu, yüzde 9’luk yıllık büyüme oranı, taşmış durumdaki yabancı yatırımcısı, iddialı özgüveni ve uluslararası ihtiraslarıyla bölgesel bir dev” yorumuna yer vermiş.

Başbakan Erdoğan’ın üçüncü kez seçildiği son seçim zaferiyle Atatürk’ten sonra en fazla iktidarda kalan devlet adamı haline geldiğini belirten gazete, bir yandan izlemekte olduğu serbest piyasa modeli ve Avrupa Birliği üyeliği peşinde koşarken, diğer yandan da İslamcı ideolojisiyle Türkiye’nin çıkarlarını, 90 yıldır ilk kez eski Osmanlı coğrafyasına, Arap dünyasına yeniden odakladığını belirterek, Arapların da Türkiye’nin başarılarını gıptayla takip ettiklerini aktarıyor.

Gazete, Türkiye’nin çıkarlarını korumak için ordusunu kullanmaktan pek geri durmadığını da Kuzey Irak operasyonları ve 1999’da Suriye’yle yaşanan Öcalan krizi sırasında sınıra askeri yığınak yaptığına gönderme yaparak hatırlatıyor.

Times, Erdoğan’ın iktidarının ilk dönemindeki en önemli başarılarından birinin Suriye’yle sorunlu ilişkileri geliştirmesi olduğunu, Öcalan sorunu nedeniyle yaşanan krizin aşılmasıyla ticaret ve dostluğun geliştiğini, Suriye’nin kendi mütevazi kalkınması için Türkiye’ye bağımlı hale geldiğini de aktarıyor.

Erdoğan’ın hem Doğu’da hem de Batı’da demokrasiyle ılımlı İslam’ı bağdaştırma yeteneği nedeniyle de güçlü bir itibara sahip olduğunu kaydeden Times, Suriye’deki isyanların ise Türkiye’yi iki şekilde tehdit ettiğine dikkat çekerek, bunları da ”mülteci akını” ve ”Erdoğan’ın benimsediği Müslüman demokrasisine pek de ilgi duymayan Müslüman Kardeşler ve diğer radikal İslamcı unsurları cesaretlendirmesi ihtimali” olarak sıralıyor.

İKİ HAFTA MÜHLET
Türkiye Başbakanı’nın, Esad’la yaptığı görüşmelerde Suriye liderine ”reform sözlerinin” bir şey ifade etmediğini, aslolanın ”reformun kendisi” olduğunu söylediğini kaydeden gazete, değerlendirmesini şöyle noktalıyor:

”Bu mesajlar, Esad’ın artık kimsenin ciddiye almadığı terör çetelerine ilişkin klişeleriyle reddedildi. Bu Erdoğan’a da bir hakaret anlamına geliyor. Erdoğan, ferasetini ve ihtiraslarını hafife almanın pek de akıllıca olmadığını orduyla karşı karşıya geldiğinde kanıtlamış olan, çabuk sinirlenebilen bir kişi. Türkiye, şimdi Şam’a ölüm makinesini durdurması için iki hafta mühlet vermiş durumda.”

”Sonra ne olacağı açıklanmış değil. Ancak açık olan, ‘ Türkiye’nin çıkarlarını korumak üzere’ bir askeri harekât. Bu, Esad konusunda elinden pek fazla bir şey gelmeyen Batı ve belki de Suriye’nin komşuları tarafından da alkışlanacaktır. Suriye ordusunun da alelacele sınıra doğru hamle yaptığı dikkate alındığında kimin kazanacağı konusunda herhangi bir tereddüt yok. Suriyeli muhalifler ve saldırı altındaki Suriye kentleri. Başkan Obama, Esad’ın devrilmesi için çağrı yapmaya hazır. Ancak sadece Türkler bunu sağlayabilir. Ankara, şimdi güçlü bir konumda konuşuyor.” ( BBC)

Köylüler başvurdu, HES projesinin çalışmaları durduruldu

Muğla’nın Fethiye ilçesinde yapılmak istenen Hidroelektrik Santrali (HES)’nin yapımı durduruldu. Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, bölgedeki ağaç kesimi dahil her türlü çalışmanın durdurulmasına karar verdi.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde yapılmak istenen Hidroelektrik Santrali (HES)’nin yapımı durduruldu. Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü, bölgedeki ağaç kesimi dahil her türlü çalışmanın durdurulmasına karar verdi.    Fethiye’nin Kargı köyüne yapılması planlanan HES projesine karşı çıkan köylüler, projenin durdurulması için her yolu deniyor. Hafta sonunda Kargı Çayı üzerinde eylem yapan köy muhtarları ve çevreciler, Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü’ne başvurarak çalışmaların durdurulmasını istedi. Köylülerin taleplerini kabul eden Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, bölgedeki ağaç kesimi dahil her türlü çalışmanın durdurulmasına karar verildi.    Konuyla ilgili açıklama yapan Fethiye Saklıkent Koruma Platformu Dönem Sözcüsü Uğur Çaçaron, verilen kararın çevrenin korunması için atılmış önemli bir adım olduğunu söyledi. Karacaören’den başlayıp Yanıklar’da denize kavuşan Kargı Çayı üstüne yapılmak istenen HES’e karşı yoğun bir mücadele verdiklerini belirten Çaçaron, “Bu mücadelenin ilk önemli sonuçlarından biri Fethiye Orman İşletme Müdürlüğü’nün santralin kurulması planlanan yerin yakınında kurulan şantiyenin kaldırılması için firma yetkililerini uyarması oldu. Şirket, Yanıklar Köyü sınırları içindeki şantiyesini kaldırmak için kendine başka bir yer aramaya başladı. Ayrıca köy muhtarlarımız Muğla’ya giderek, Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu Bölge Müdürlüğü’ne başvuruda bulundular. Kurul başvuruyu yerinde bularak, bölgede yapılan ağaç kesimi dahil her türlü çalışmayı durdurma kararı aldı. Bu da mücadelemizin ikinci önemli sonucu oldu.” dedi.

(Ajanslar)

Bu haberdeki kadın düşmanlığına dikkat!

İHA’nın, 12 yaşında bir kız çocuğu hakkında “Bu Kıza Dikkat” başlığıyla verdiği 4 Nisan tarihli haber, bugün sosyal medyada fark edildi. Tepkiler üzerine, haberi kullanan Takvim gazetesi haberi, dört ay sonra yayından kaldırdı.

12 yaşında bir çocuğun başına gelenleri tamamen kızın üzerine yükleyen ve burada da durmayarak 12 yaşında bir kız çocuğunu erkeklerin başını yakan bir “canavara” dönüştüren “şey” şu şekilde:

“samsun’da 12 yaşındaki d.k., evinden ya da devlet koruması altına alınıp yerleştirildiği yurttan sürekli kaçtı. karşılaştığı kişilerle rızasıyla ilişkiye girdiği iddia edilen d.k., çok sayıda kişinin cezaevine girmelerine sebep oldu. yeniden evden kaçan d.k., ile kız arkadaşı n.k. (15) bu kez 2 kişinin daha gözaltına alınmasına sebep oldu. atakum ilçesinde d.k. ve n.k.’yle cinsel ilişkiye girdiği iddia edilen o.y. ve a.b. gözaltına alındıktan sonra adliyeye sevk edildi.”

(Yeşil Gazetei Bia)

Devrimci Karargah davasında izdiham

Devrimci Karargah terör örgütüne yardım ettiği iddiasıyla tutuklu yargılanan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ikinci kez hakim karşısına çıktı. Sanık yakınları duruşmanın geç başlaması üzerine duruşma salonunun kapısını yumrukladı ve tekmeledi.

İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Hanefi Avcı’nın da aralarında olduğu 20 tutuklu sanık ile bazı tutuksuz sanıklar katıldı. Hanefi Avcı’nın eşi Şenay Avcı ise, raporlu olduğu için duruşmaya gelmedi. Hanefi Avcı ise sanıklara ayrılan bölümde en arka köşede oturdu ve diğer sanıklarla arasında bir askerin durması dikkat çekti.

Duruşmanın 13.00’te başlayacağının bildirilmesine rağmen 45 dakika geç başlamasına, duruşma için bekleyenler tepki gösterdi. Bazı sanık yakınları bekletilmeyi alkışlarla protesto ederken bazıları da duruşma salonunun kapısını yumrukladı ve tekmeledi.

Mahkeme salonuna sanık yakınları 13.45’te alınmaya başladı. Ancak salona girişte izdiham yaşandı. Duruşma mübaşirinin önce avukatların salona alınacağını bildirmesi üzerine bazı sanık yakınları buna tepki gösterdi. Salonun yetersiz olması nedeniyle tüm sanık yakınlarının içeri alınmayacağının belirtilmesinin ardından bazı sanık yakınları da bağırarak salonun kapısındaki polise ve mübaşire tepki gösterdi. Avukatlarının salona alınmasının ardından polisin bazı yabancı gazetecileri içeri alması üzerine, adliyede görevli gazeteciler de salona girmek istedi. Ancak polis önce gazetecileri ‘yer yok’ gerekçesiyle almak istemedi. Daha sonra yabancı gazetecilerin alınmasının ardından adliyede görevli gazeteciler içeri alındı.

Duruşmada ilk olarak sanık avukatlarından Ercan Kanar söz aldı. Salondaki 25 avukat adına konuştuğunu belirten Kanar, “Yargılamanın kirlerden arınması için taleplerimiz varö diyerek İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nin Hanefi Avcı’nın sanıkları arasında olduğu dava ise ana Devrimci Karargah davasını birleştirmesi kararını eleştirdi. Dosyadaki bazı delillerin hukuka aykırı olarak elde edildiğini belirten Kanar, savunmalar alınmadan önce bu delillerin dosyadan çıkarılmasını istedi.

Daha sonra söz alan Hanefi Avcı’nın avukatı Refik Ali Uçarcı, yasadışı delillerin dosyadan çıkarılmasını isteyerek, “Müvekkilimin aramadan 28 gün önce boşalttığı işyerinde kasetler çıktı. Bunlar hukuka aykırı delildir. Müvekkilimin 3 ruhsatlı silahı, iddianamede ruhsatsız olarak gösterildiö dedi. Mahkeme ise avukatların bu taleplerini reddetti.

Öte yandan duruşmayı eski Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Emin Arslan, milletvekilleri Sebahat Tuncel, Akın Birdal, Ertuğrul Kürkçü de izledi. Duruşmayı izlemeye gelen Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ise salona kalabalıktan giremediği için adliyeden ayrıldı.

Eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ile birlikte Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP) Genel Başkanı Rıdvan Turan’ın da aralarında bulunduğu 20’si tutuklu 57 sanık İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. Duruşmada savunmasını yapan tutuklu sanık Oğuzhan Kayserilioğlu, siyaset yaptığını ve sosyalist bir parti kurmaya çalıştığını kaydetti. Demokratik mücadelenin yasal yollardan yapılması gerektiğini ifade eden Kayserilioğlu, Devrimci Karargah’ın yöntemlerini benimsemediğini söyledi. Kayserilioğlu, örgütle hiçbir ilgisinin bulunmadığını savundu.

Kayserilioğlu’nun savunmasının ardından duruşma sona erdi. Sanık savunmalarının devam ettiği davaya yarın görülmeye devam edilecek. Sanıklar arasında bulunan eski Emniyet Müdürü Hanefi Avcı’nın yarın savunmasını yapması bekleniyor.

(Ajanslar)