Ana Sayfa Blog Sayfa 5080

AB’den Suriye’ye petrol ambargosu

Avrupa Birliği ülkeleri, Beşar Esad yönetiminin hükümet karşıtı protestoları kanlı bir şekilde bastırmasına tepki olarak Suriye’den petrol ithalatının yasaklanması konusunda uzlaştı.

Petrol, Suriye’nin gelirlerinin yaklaşık yüzde 25’ini oluşturuyor. Şam, petrol ihracatının yüzde 95’ini Avrupa Birliği ülkelerine gerçekleştiriyor.

Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, toplantı öncesinde Suriye’den gaz ve petrol alımının durdurulması çağrısında bulunmuştu. ABD, geçen ay Suriye’den petrol ve gaz alımından vazgeçmişti.

İngiltere Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Avrupa Birliği’nin Şam yönetimi üzerindeki baskıyı artırmak için bu ülkeden petrol ve petrol ürünleri alımını durdurma kararı üzerinde uzlaştığı belirtildi.

AB’nin bugün aldığı kararla birlikte, Suriye’nin AB ülkelerine ham petrol ihracatı yarın yasaklanacak. Ancak, devam eden sözleşmelerdeki şartların 15 Kasım’a kadar yerine getirilmesi gerekecek. AB ayrıca, varlıklarını dondurduğu ve seyahat yasağı koyduğu Suriyeli kurumların ve kişilerin listesini de genişletti. Avrupalılar, bir banka da dahil olmak üzere birçok yeni Suriye şirketiyle iş yapılmasını engelledi. AB’nin, varlıklarını dondurduğu ve seyahat yasağı koyduğu listeye 3 kurum ve 4 Suriyeli ismin daha eklendiği bildirildi.

AB, daha önce Avrupalıların çok sayıda Suriye kamu kurumu ve askeri bağlantısı olan firmalarla iş yapmasını yasaklamıştı. AB’nin yeni girişimleri, ilk kez Suriye sanayisini hedef alıyor.

AB dışişleri bakanlarının toplantısının yapıldığı Polonya’da konuşan ev sahibi ülke Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski, “Esad, kendi ülkesinde katliam yapıyor” dedi. Sikorski, uluslararası camianın Esad’dan beklentisinin iktidarı bırakması olduğunu kaydetti.

Total aramaları sürdürecek

Öte yandan Fransız petrol şirketi Total, AB’nin Suriye’den petrol ürünlerine ambargo konulmasıyla ilgili kararına uyacağını ancak bu ülkedeki petrol arama faaliyetlerine devam edeceğini duyurdu.

Total tarafından yapılan açıklamada, ”Doğal olarak Total yaptırım kararına uygun davranacak ve Suriye’den petrol ithalatını askıya alacaktır” denildi.

Açıklamada, bununla birlikte, grubun bu ülkedeki petrol arama ve çıkarma faaliyetlerine ara verilmeyeceği kaydedildi.

AB ülkeleri, 2010 yılı rakamlarına göre, Suriye’nin ürettiği petrolün yüzde 95’ini ithal ediyor. AB ülkeleri içinde Suriye’den en fazla petrol ithal eden ülkeler arasında yüzde 32 ile Almanya ilk sırada yer alıyor.

Suriye, geçen yıl 387 bin varil petrol üretmiş bunun 110 bin varilini ihraç etmişti.

BBC, CNNTürk ve Zaman’dan derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)

 

 

Üç puan Arda ile geldi

0

Türkiye A Milli Takımı, 2012 Avrupa Şampiyonası Elemeleri A Grubu’ndaki yedinci maçında Kazakistan‘ı 2-1 ile geçti. Belçika’nın Azerbaycan’a puan kaybettiği gecede Türkiye önemli bir avantaj yakaladı.

Uzatma dakikalarında Selçuk’un kırmızı kartı ile 10 kişi kalan kırmızı-beyazlılar son bölümü bir kişi eksik oynadı. Maçın son dakikasında kazanılan serbest vuruşta topun gerisine gelen Arda Turan’ın vuruşunda top ağlarla buluştu ve Türkiye üç puanı alan takım oldu.

Bu skorla Türkiye grupta puanını yedi maç sonunda 13’e çıkartıp ikinci sıraya yükseldi. Belçika ise sekiz maç sonunda 12 puanla grupta üçüncü sırada bulunuyor.

Orhan Pamuk’tan dersler

Orhan Pamuk‘un Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton Konferansları’nı bir araya getiren ‘Saf ve Düşünceli Romancı‘ edebiyatseverlerle buluşuyor.

Son olarak geçtiğimiz Eylül ayında Manzaradan Parçalar kitabıyla okurlarıyla buluşan Orhan Pamuk’un yeni kitabı, bu hafta sonundan itibaren kitabevlerinde satışa sunulacak.

Pamuk’un Harvard Üniversitesi’nde verdiği Norton Konferansları’nı bir araya getiren kitap ‘Saf ve Düşünceli Romancı’ başlığıyla İletişim Yayınları tarafından yayımlanıyor.

Harvard Üniversitesi’nde 1925 yılından beri Charles Eliot Norton anısına her iki yılda bir düzenlenen ve akademik bakımdan büyük itibar yüklenen Norton Dersleri, sanatın farklı dallarından sanatçılar tarafından veriliyor. Müzik, edebiyat, resim, mimarlık gibi disiplinlerden başarılı isimler, bu derslerde hem kendi faaliyet alanları üzerine düşüncelerini hem de genel olarak sanat anlayışlarını sunuyorlar. Norton Dersleri’ni daha önce veren isimler arasında Jorge Luis Borges, Umberto Eco, Italo Calvino, Igor Stravinski, Octavio Paz, Nadine Gordimer yer alıyor.

Orhan Pamuk, Norton Dersleri’ne konuk olan son sanatçı oldu. Pamuk, 2009 yılında “Saf ve Düşünceli Romancı” başlığıyla hazırladığı ve Harvard’daki ünlü Sanders Tiyatrosu’nda halka açık katılımla verdiği derslerinde, roman sanatını tartıştı. Büyük ilgi gören ve toplam altı oturumdan oluşan dersler, roman okurken kafamızda gerçekleşen işlemler, roman ile resim sanatının ilişkisi, okurun edebi karakterlerle alışverişi, kurmaca ile gerçekliğin dengesi, romanda merkez, olay örgüsü ve zaman gibi konulan ele alıyor. (Ntvmsnbc)

Hamburg Film Festivali’nde üç yerli yapım

‘Bir Zamanlar Anadolu’da’, ‘Basın’ ve ‘Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir’ Hamburg Film Festivali’nde gösterilecek.

Almanya’nın Hamburg kentinde 29 Eylül-8 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek olan Hamburg Film Festivalinde Türkiye’den de 3 film var.

Festival kapsamında “Bir Zamanlar Anadolu’da” (Once Upon A Time in Anatolia), “Basın” (The Press) ve “Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir” (Ecumenopolis: Stadt Ohne Grenzen) adlı yerli yapımlar da gösterilecek.

Nuri Bilge Ceylan’ın senaryosunu yazdığı ve yönettiği, başrollerini Yılmaz Erdoğan ve Taner Birsel’in paylaştığı “Bir Zamanlar Anadolu’da” adlı film, bir doktorla cinayet soruşturması yürüten bir savcının 12 saatlik gerilimli hikayesini konu alıyor.

Bosna-Hersek ve Türkiye ortak yapımı olan film, 11-22 Mayıs arasında gerçekleştirilen 64. Cannes Film Festivalinde büyük ödül olan “Altın Palmiye” için yarışacak filmler arasına girmiş ve “Jüri Büyük Ödülü“nü kazanmıştı.

Yönetmenliğini İmre Azem’in yaptığı ve İstanbul’daki değişim kadar bu şehrin dinamiklerini de sorgulayan “Ekümenopolis: Ucu Olmayan Şehir” adlı film de belgesel dalda daha önce İnsan Hakları Ödülü‘nü almıştı.

Senaryosunu ve yönetmenliğini Sedat Yılmaz’ın yaptığı “Basın” adlı film ise, basın özgürlüğünü ve bu özgürlük uğruna mücadele eden bir grup gazetecinin yaşantısını konu alıyor.

Hamburg Film Festivalinde ağırlığı bu yıl Paris’i konu olan filmler oluşturuyor. Bu kapsamda Paris’i tanıtan fotoğraf sergileri de açılacak.

Ntvmsnbc – Yeşil Gazete

Kürt sorununda radikal kafa karışıklığı – Koray Çalışkan

Mağdurun kim olduğunu nasıl anlarsınız, biliyor musunuz? Herkes ona ne yapması gerektiğini söyler.

Kürt sorununda sapla saman iyice birbirine karışıyor. İdeolojik pozisyonların katılığı, şiddete boğazına kadar bulaşmış bir siyaset, nedenle sonucu, tanıyla tedaviyi iç içe geçiren perspektifler… İyimser olmak iyice zorlaşıyor. Bakın bir siyaset bilimi profesörü, hem de kendini solda gören, eleştirel sosyal bilimle uğraşmış, Radikal iki’ye (galiba) her hafta yazan, Şarkiyatçılık falan üzerine kalem oynatmış biri ne yazıyor: “12 Haziran seçimlerinde Türkiye yüzünü BDP’ye dönmüş, elini BDP’ye uzatmıştı. Kürt sorununa demokratik çözümün ana ve kilit aktörlerinin başında BDP’nin geldiğini de verdiği oylarla ortaya koymuştu. Bugün geldiğimiz noktada, BDP sırtını Türkiye’ye dönmüş durumda ve kendisine uzatılan eli sıkmama kararında. Bu tavırları kabul etmek mümkün değil: Demokratlık bu tavra karşı eleştirel olmayı gerektirir.”

Kavramsal kargaşa

Zor zamanlardan geçiyoruz. Demokratik tepki ısmarlayanların dahi demokratlığın asgari gereklerinden yan çizdiği günlere girmişiz: Türkiye seçimden önce yüzünü BDP’ye dönmüş, diyor yazar. Sanki BDP Türkiye’de değil, Türkiye dışında, sistemimizin uzağında bir şey. ‘Biz’ BDP’ye bir şey bahşetmişiz. Ona el uzatmışız, ama nankör (bu benim lafım) BDP uzatılan eli tutmamış (bu kendi lafı). Sorun bu. Aydının, demokratın görevi de BDP’ye yapması gerekeni anımsatmak. “Nankörlük etme, sana el uzattı bu ülke, kendine gel ya da arkanı dön ve çık” demek.

Şimdi gelin, eğri oturalım doğru konuşalım. Mağdurun kim olduğunu nasıl anlarsınız, biliyor musunuz? Herkes ona ne yapması gerektiğini söyler. Filistinli misiniz? Şiddete mesafe al, taş atan çocuklarına mukayyet ol, sonra başlarına kurşun gelirse sorumlusu sensin! Kürt müsün? Sana el uzatıyoruz, kabul et. Dağda siyaset yapma, ovaya in! İnmeyene önce sen kız! Biz o uzattığın eli tutup seni yere çarpsak da, tüm il ve ilçe yöneticilerini içeri tıksak da, her eyleminde yaralı ya da ölülerin sokaklara saçılsa da, KCK davalarında hırpalarken Kürtçe savunma yapmana bile izin vermesek de, seçilmiş vekillerini kanıtlanmış suçlan olmadığı halde hapiste tutuyorsak da, hani o biz… El uzattığımız BDP’liler, elimizi sıkmayanlar, siz suçlusunuz!

Bir de üzerine bir kısım aydın (bu benim lafım) BDP’yi her koşulda koruyormuş, ona ve yandaşlarına arka çıkıyormuş. Hatta Radikal gibi gazeteler, siyaseti AKP eleştirisi olarak görüyormuş, bu yüzden de okur kaybediyormuş: “Bu tavır içinde, aslında Radikal de kaybediyor. Radikal, Sim Süreyya Önder’i ve BDP’yi eleştirilmez bir konuma koydukça, sadece siyaseti AKP eleştirisi yapmak olarak gördükçe, okur gözünde de o kadar kaybediyor.”

Ay’da mıyız hocam? Arada yazdığımız gazeteyi, atılan manşetleri okuyalım. Akif Beki ya da başkaları ekte yazmıyor diye mi atlıyoruz? Dikkat edelim, gazetenin adı Radikal, Mülayim değil. Kayıp varsa radikallikten tavizden. İroni tehlikelidir. Bir de düz lafla anlatalım. 1) Türkiye BDP’ye el uzatamaz. Çünkü BDP Türkiye’dir, Türkiyelidir. İncelikli milliyetçiliğin âlemi yok. 2) Dışlayan taraf hukuk sistemi, polisi, askeri, medyasıyla Kürt kimliğini ve meşru siyasetini ve taleplerini tanımayanlardır, Kürtler değil, Türkler değil, Türk milliyetçileri ve onun kişisel, kurumsal takipçileridir. 3) BDP mağdur ve mazlum olandır. Zulmedilenin meşru temsilcisidir. Ona tepki sipariş etmeden önce 1 ve 2’yi anımsamak ve anımsatmak elzemdir. Meselenin abc’sini, elif lam’ı öğretenlere de anımsatmak gerekiyor artık. En çok buna üzülüyorum. Çünkü aklıselim sahibi olmasını beklediklerimiz dahi, en basit hataları, öğrenilmiş bir tepki verir gibi yapmaya başlıyorlar. Söylemin gücü! Hoca anlamıştır. Entelektüelin bir sorumluluğu var. Ama gerçekten bir tane. Öyle mazlumdan yana olmak, sosyalist ya da şu bu olmak değil, olanı biteni açıkyüreklilikle anlatmak. Yanlış anlaşılmasın. Bilinmeyen şeyleri değil, her mağdurun zaten gündelik hayatında yaşadığı, etiyle kemiğiyle bildiği, hissettiği ama diliyle dillendiremediği şeyleri söylemektir entelektüelin görevi. Öyle çok da zor bir iş değil. E, bunu bile yapamayınca ne gerek var bize!

 

Radikal

İklim adaleti Karaburun Bilim Kongresi’nde

Karaburun Bilim Kongresi’nin altıncısı 8-11 Eylül tarihlerinde İzmir Karaburun ve Mordoğan’da toplanıyor. “Dünyanın dört bucağı: Kapitalizm ve mücadele” temasıyla yapılan bu yılki Kongre’de iklim adaleti de ele alınacak konu başlıklarından biri.

Karaburun Bilim Kongresi’nde ele alınacak konular arasında Gıda Egemenliği, Yerel Yönetimler ve Kültür Politikaları, Reel Sosyalizm Deneyimleri, İslamiyet ve Kapitalizm, Sosyal Medya ve Ayaklanmalar gibi başlıklar bulunuyor.

İklim adaleti

Kongrede yapılacak olan atölye çalışmalarından biri ise “Ekolojik Krize Karşı İklim Adaleti Mücadelesi” başlığını taşıyor. Atölye çalışmasının çağrı metninde “Ne yalnızca çevre hakkı, su hakkı gibi hukuksal dallara tutunuyoruz ne de kadın-erkek üzerinden cinsel yönelimleri dışlayan patriyarkal sistemi veri kabul ediyoruz. Aksine neden-sonuç ilişkisi içerisinde sorunu bütüncül bir bakış açısıyla ele alarak ötesini kurguluyoruz; halkların eşitliği için radikal bir dönüşümü gerektiren iklim adaleti talebini yükseltiyoruz” deniyor.

Kongre kapsamında 10 Eylül Cumartesi günü 13:00-17:00 saatlerinde Karaburun Merkez’deki Nergis Çay Bahçesi’nde yapılacak olan iklim adaleti  atölye çalışmasının yürütücüleri arasında ekososyalist hareketten ve Ekoloji Kolektifi’nden tanınan Hatice Kurşuncu, Hande Atay, Ilgın Özkaya Özlüer, Fevzi Özlüer, Stefo Benlisoy gibi isimler yer alıyor. Çalışma herkesin katılımına açık.

Yürütücülerin yaptığı açıklamaya göre çalışmalar iklim adaleti, biyogüvenlik ve gıda egemenliği, su egemenliği, kır ve kent birlikteliği, emeğin, doğanın ve cinslerin özgürlüğü, ekolojik krize karşı birleşik mücadele temel başlıkları altında küçük gruplar halinde yürütülecek, ardından bu tartışma başlıkları Forum şeklinde tartışmaya açılacak. Atölye çalışmasının sonunda tartışmalar doğrultusunda hazırlanan bir sonuç metniyle Ekolojik Krize Karşı İklim Adaleti Manifestosu oluşturulması hedefleniyor.

İklim adaleti atölye çalışmasının çağrı metnine buradan ulaşabilirsiniz. Karaburun Bilim Kongresi’nin tam programı ve katılım için gerekli bilgiler ise kongre web sitesinde bulunabilir.

(Yeşil Gazete)

ABD’de gözaltı sayacı 843’de

ABD’nin başkenti Washington DC’de, Beyaz Ev’in önünde süren iklim değişikliği eyleminde gözaltına alınanların sayısı 843’e ulaştı.

350 hareketinin de kurucularından olan iklim değişikliği aktivisti, yazar Bill McKibben öncülüğünde geçen hafta başlatılan eylemde Kanada’nın Alberta eyaletinde katran kumundan üretilen petrolü ABD’nin Meksika körfezine  taşıyacak olan Keystone XL boru hattının yapımını  protesto etmek için Beyaz Ev’in önünde oturma eylemi yapılıyor.

Dünyanın en önemli iklimbilimcisi James Hansen, Holywood yıldızı aktris Daryl Hannah ve Bill McKibben da eylemde göz altına alınanlar arasında. Eylemin web sitesi olan tarsandsaction.org’daki gözaltı sayacına göre ilk günden bu yana gözaltına alınanların sayısı 843’e ulaştı.

Eyleme toplam 2000 kişinin katılması bekleniyor. Bu eylem son yıllarda ABD’de yapılan en büyük sivil itaatsizlik eylemi kabul ediliyor.

Boru hattının kaderini belirleyecek olan Başkan Barack Obama’dan ise henüz bir yanıt gelmiş değil.

Önceki gün gözaltına alınan iklimbilimci James Hansen’a göre Keystone XL boru hattının yapılması halinde atmosferdeki karbondioksit miktarının 500 ppm’i geçmesi garanti altına alınmış olacak. Kanada ise katran kumu (tar sands) yataklarından petrol elde etmeye başlayınca dünyanın Suudi Arabistan’dan sonra en büyük petrol rezervine sahip ülkesi haline geldi.

Atmosferdeki CO2 miktarı şu anda 397 ppm. Hansen’a ve iklimbilimcilerin çoğuna göre iklim değişikliğinin önlemenin tek yolu CO2 artışını durdurmak ve atmosferdeki seviyeyi 350 ppm’e geri çekmek.

(Yeşil Gazete)

İklim değişikliği bal üretimini de vurdu

Giresun Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Kubilay Elevli, iklim değişikliği nedeniyle bal üretiminde yarı yarıya düşüş beklendiğini söyledi. Elevli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, normalde bal akımının 10 Haziran’da başlamasına rağmen bu yıl özellikle mevsimsel değişimlerden dolayı bunun Haziran ayı sonunda başladığını anımsattı.

Geçen yıllarda kovan başına ortama 60 kilogram bal alındığını, miktarın bu yıl 35-40 kilograma kadar düştüğünü ifade eden Elevli, şunları kaydetti: “Diğer birlik başkanları ve ovalardaki arıcılarımızla görüşmelerimizde arıların bal topladığını ama sırlama dediğimiz balın olgunlaşması döneminde sıkıntı yaşandığını görüyoruz. Bu sene mevsimin geç olmasına bağlı olarak sırlama problemi yaşıyoruz. Bundan dolayı petekli balda bu yıl problem yaşanacağını tahmin ediyoruz. Şu dönemde balımızın tamamının hasat olması, poşetlenip satışa hazır hale gelmesi gerekiyordu. Ne yazık ki iklim değişikliğinden dolayı bal üretiminde yarı yarıya düşüş bekleniyor.”

Türkiye genelinde kayıtlı 4 milyon koloni ile yılda ortalama 80 bin ile 110 bin ton arasında bal üretimi gerçekleştiğini, bunun yüzde 50’sini Muğla, Aydın ve Ordu gibi illerin ürettiğini vurgulayan Elevli, şöyle devam etti: “Türkiye bal üretiminin yüzde 5’lik bölümü Giresun’dan sağlanmakta. Giresun’da bin 200 aile arıcılıkla geçiniyor. Bunlardan 600’ü gezginci. Birliğimize kayıtlı 80 bin koloni var. Yörede genellikle 600 ton civarında kestane balı üretilirken bu yıl 300 ton üretim beklenmekte. Ovaya giden arıcılarımız her yıl 4-5 bin ton bal alırken bu yıl 2 bin ton civarında bal çıkarabileceği tahmin edilmektedir. Geçen senelere göre önemli oranda rekolte düşüklüğü yaşanmakta.” (Milliyet)

Uzay çöplüğü risk yaratıyor

Amerika Birleşik Devletleri’nde araştırmacılar Amerikan Uzay ve Havacılık Dairesi NASA’yı, dünya yörüngesinde insanların yol açtığı uzay çöplerinin makul sınırı aşma noktasında olduğu konusunda uyardı.

Ulusal Araştırma Konseyi tarafından hazırlanan bir raporda, uzaydaki çöp yığınının, mekiklerde ölümcül sızdırmalara yol açabileceği ya da önemli uydulara zarar verebileceği de belirtiliyor.

Kuruluş, uzaydaki çöp yığınının sınırlanması ve dev manyetik ağlar kullanılması konusunda uluslararası düzenlemelere yapılması çağırısında da bulunuyor.

Dünyanın yörüngesindeki çöp yığını, uzay mekiklerinin ek motorları, kullanılır durumda ve kullanılmaz hale gelmiş olan uydulardan oluşuyor.

Bazı bilgisayar modellemeleri, uzayda insanlara ait kirliliğin, uzayda çarpışmalar yaşanmasına neden olacak bir taşma noktasına ulaştığını gösteriyor.

Kuruluşa göre, yörüngedeki yığınlar arasında çarpışmalar olması birçok uyduya zarar verebilir ve çöp miktarını arttırabilir.

Uzaydaki çöp yığınını sınırlandırmaya yönelik uluslararası çabalar geçmiş yıllarda iki kez sekteye uğramıştı.

Çin 2007 yılında uydu vuran füze denemesinde, bir havacılık uydusunu vurmuş ve uyduyu her biri bir santimetreden büyük 150 bin parçaya ayırmıştı.

İki yıl sonra, biri kullanılır durumda biri ise işlemez halde iki uydu çarpışmış, çarpışma dolayısıyla parçalanan uydular küçük parçalar halinde geniş bir alana yayılmıştı. (BBC)

Hama başsavcısından Esad’ı protesto istifası

Suriye’de Devlet Başkanı Beşar Esad’a bağlı birliklerin günlerce kuşatması altında kaldıktan sonra yeniden tankların girdiği söylenen Hama kentinin başsavcısı Adnan Bakur, yayınladığı bir video ile istifa ettiğini açıkladı. YouTube ve El Cezire televizyonunda yayınlanan videoda Başsavcı Bakur, 31 Temmuz’da Hama’daki cezaevinde 72 idama ve yüzlerce sivilin işkence gördüğüne tanık olduğunu anlattı ve “İnsanlığa karşı suç işleniyor. Bu nedenle istifa ediyorum” dedi. Saldırıların arkasında İçişleri Bakanı Muhammed Ibrahim al-Shaar’ın olduğunu belirten Bakur, toplu mezarlarda 420’den fazla kurbanın bulunduğuna, barışçı protestocuların gözaltına alındığına, evlerin yıkıldığına ve güvenlik kurumlarının tutuklulara işkencesine şahit olduğunu belirtti.

Suriye yönetimi, rejim karşıtı ayaklanmanın başladığı günden bu yana yaşanan en üst düzey istifa olarak dikkat çeken Bakur’un ayrılmasını, savcının silahlı çeteler tarafından kaçırılması şeklinde yansıtmıştı. Yönetimin kaçırılma iddiasını da yalanlayan Bakur, protestocuların koruduğu güvenli bir yerde olduğunu söyledi. Videoda, “Esad rejimi ve çetesindeki görevimden istifa ediyorum.” diyen Bakur, konuşmayı kendi rızası ile yaptığını belirtti. Görgü tanıkları, Suriye güvenlik güçlerinin çarşamba günü Humus ve Hama’ya yeniden girdiğini bildirmişti. Birleşmiş Milletler, Mart ayında başlayan gösteriler nedeniyle en az 2 bin 200 kişinin öldürüldüğünü tahmin ediyor.

İnsan hakları örgütleri de, Suriye’de Ramazan ayında düzenlenen yönetim karşıtı gösterilerde 551 kişinin güvenlik güçlerinin açtığı ateşte hayatını kaybettiğini açıkladı. El Cezire televizyonunun Londra’dan canlı yayınına katılan Suriyeli insan hakları savunucusu Velid Safur, “Ramazan ayında düzenlenen yönetim karşıtı gösterilerde 551 kişi öldü.” dedi. 8 bin civarında insanın da gözaltına alındığını ve ellerinde verdiği bilgilerle ilgili belgelerin de olduğunu söyleyen Safur, ülkede gösteriler başladığından bu yana 23 bin kişinin tutuklandığını ve binlerce kişinin de kayıp olduğunu ileri sürdü. (Sabah, Zaman, Ajanslar)

Yeşil Gazete