Ana Sayfa Blog Sayfa 5052

Foça’da termik santral isyanı

20 yıl önce İzmir halkının büyük tepkisi sonucunda alınan yargı kararıyla durdurulan Foça termik santral yine gündemde. Üstelik 20 yıl öncesi planın üstüne 5 termik santralin daha kurulması hedefleniyor. Foça Çevre ve Kültür Platformu (FOÇEP) Aliağa, Foça ve İzmir civarında yapılmak istenen termik santrallere karşı çalışmalarını sürdürüyor. Daha önce insan zinciri oluşturan, çeşitli eylemler düzenleyen ve 4 bin imza toplayarak EPDK’ya gönderen FOÇEP’liler seslerini duyurmaya çalışıyor.

FOÇEP üyeleri,  teması Çevre ve Çevre Teknolojileri 80. İzmir Enternasyonal Fuarı’nda stand açarak, termik santral kurulumuna karşı vatandaşları bilinçlendiriyor.

Onlarca demir çelik tesisi, rafineri, petrokimya ve gemi söküm tesisleri tarafından yıllardır kirletilen Bakırçay havzası ve Foça’nın termik santralin vereceği çevre zararını kaldıramayacağını savunan FOÇEP üyeleri, mevcutlarla birlikte 7’ye çıkarılmak istenen termik santrallerin Foça’da hayatı öldüreceğini belirtiyor.

Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından verilen olumlu ÇED raporlarına karşı açılan davalar hakkında bilgi veren Dönem Sözcüsü Nermin Korkmaz, 28 Temmuz tarihinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemesinin mahkemeye ulaşmasını beklediklerini ifade etti.

(Yeşil Gazete, Ajanslar)

HSYK’nın önerileri çeşitleniyor

Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu‘nun bölgelerde düzenlediği toplantılarda hakim ve savcılar darbe dönemlerini hatırlatan önerilerde bulundu: Gözaltı süresi uzatılsın, polisler çocukların ifadelerini alsın, taş atan çocuklar ağır ceza mahkemelerinde yargılansın.

Öneriler arasında Dink davası zanlılarından Yasin Hayal’in de Ogün Samast gibi çocuk mahkemesinde yargılanmasının önünü açacak bir teklif vardı: Gerekirse çocuklar ile yetişkinlerin davaları çocuk mahkemelerinde birleştirilerek, görülmeli.

HSYK, İstanbul, Ankara, İzmir başta olmak üzere illerde hakim ve savcıların katılımıyla bir dizi toplantı gerçekleştirdi. Yargıda Durum Analizi toplantılarına katılan yüzlerce hakim ve savcı, bazı önerilerde bulundu. Önerilerin kadınlara olan kısmı hayli tartışma yarattı.

Kadınların tecavüzcüleri ile evlenmeleri, cinsel suçlarda ruh sağlığının bozulmasına ilişkin rapora gerek görülmemesi, 15 yaşta rızayla cinsel ilişkide indirim yapılması bu önerilerden bazılarıydı. Hakim ve savcıların önerileri arasında, özellikle Kürt çocuklarını yakından ilgilendiren teklifler de yer aldı. Hakim ve Savcıların önerileri, 1999’dan bu yana ardı ardına gelen AB uyum yasalarını içselleştiremediklerini de gösterdi. Yasalara karşı neden direnildiği ve uygulamadaki aksaklıklar, yargı mensuplarının önerilerinde somutlaştı. Hayata geçirilmesi halinde, Kürt çocuklarını 90’ların karanlığına götürecek o öneriler şöyle:

YASİN HAYAL DE ÇOCUK MAHKEMESİNE
Öneriler arasında, “Çocuk mahkemelerinde açılan davalarda çocuklar ile yetişkinlerin davaları ayrılarak yetişkinlerin davaları genel mahkemelerde görüldüğü sırada aynı suç nedeniyle çok farklı cezalar verilmektedir. Genel Mahkemeler birleştirme talebini kabul etmediği taktirde bu durum olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Bu nedenle gerekirse bu davalar Çocuk mahkemelerinde birleştirilerek görülmeli” talebi yer aldı. Öneri akıllara Hrant Dink davasını getirdi. Eğer öneri yasalaşırsa, Dink zanlıların yargılandığı mahkemenin kabul etmemesi halinde, Yasin Hayal’in de çocuk mahkemesinde yargılanması gündeme gelecek.

ÇOCUKLARI POLİS SORGULASIN

Raporda “Çocuk Koruma Kanununda düzenleme yapılarak, kollukta da çocukların ifadelerinin alınabilmesi sağlanmalı” önerisi yer aldı. Eğer hayata geçerse bundan böyle çocuklar gözaltı süreleri boyunca poliste kalacak ve sorgulanacak.

TAŞ ATAN ÇOCUKLAR AĞIR CEZAYA
Taş atan çocukların durumunun gündeme gelmesi üzerine Hükümet, çocukların asliye ceza mahkemelerinde yargılanmalarına karar vermişti. İşte Asliye ceza hakimleri bu düzenlemeye “iş yükü” yüzünden karşı çıktı. Yeni önerileri ise “Özel yetkili mahkemelerin görev alanından çıkıp asliye ceza mahkemelerinin görev alanına giren çocuklara ait terör suçlarında yetki ağır ceza mahkemelerine verilsin” şeklinde oldu.

GÖZALTI SÜRESİ UZATILSIN
Öneriler arasında gözaltı süresinin uzatılması var. Diğer bir öneri ise çocukların psikolojik yardım alması. Bir hakim, “Yaşı 18’den küçük mağdurun kovuşturma aşamasında her suç için kayıt cihazı ve psikolojik uzman huzurunda dinlenmesinden vazgeçilsin” önerisinde bulundu.

ETKİN PİŞMANLIK
Öneriler arasında etkin pişmanlık uygulamasının genişletilmesi vardı. Raporda, “Türk Ceza Yasası’nın 220. maddesinde düzenlenen etkin pişmanlıkla gelen indirim ve cezasızlık örgütün faaliyetleri kapsamında işlenen suçlar bakımından da gelsin” ifadesi yer aldı.

Ahmet Yıldız’ın katiline kırmızı bülten

Eşcinsel olduğu için oğlunu öldürdüğü ileri sürülen ve 3 yıldır firarda olan Yahya Yıldız için önceki gün kırmızı bültenle arama kararı çıkarıldı.
Mahkeme kanalıyla emniyetin yaptığı teknik takipte firari babanın Irak’ın Erbil kentinde yaşadığı tespit edildi. Marmara Üniversitesi Fizik Öğretmenliği Bölümü son sınıfta okuyan Ahmet Yıldız 4 yıl önce babası Yahya Yıldız’a telefonda “eşcinsel” olduğunu söyledi. 15 Temmuz 2008’de öldürülmeden 9 ay önce, Üsküdar Savcılığı’na başvurarak ailesinin onu tehdit ettiğini bildirmişti. Cinayeti işlediği öne sürülen Yahya Yıldız hakkında “kasten adam öldürmek” suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle dava açıldı.

PKK Tunceli’de 4 kişiyi kaçırdı

Tunceli‘de Paşacık Köyü muhtarı Sinan Biçici ve 3 kardeşinin dün gece PKK’lılar tarafından kaçırıldığı bildirildi.

Tunceli’nin Çemişgezek İlçesi Paşacık Köyü muhtarı Sinan Biçici ve 3 kardeşinin dün gece saatlerinde PKK’lılar tarafından kaçırıldığı bildirildi.

EuroBasket 2011’de finalin adı kondu

0

Litvanya‘daki Avrupa Şampiyonası’nda İspanya, müthiş mücadeleye sahne olan karşılaşmada Makedonya‘yı 92-80 mağlup ederek finale yükselen ilk takım oldu. Navarro‘nun 35 sayısının yanı sıra Gasol kardeşlerin performansları İspanya’yı finale taşıdı.

Son finalist ise Fransa oldu. Yarı final karşılaşmasında Rusya‘yı 79-71’lik skorla geçen ve rakibinin turnuvadaki ilk mağlubiyetini aldıran Fransa’da Tony Parker ve Nicolas Batum karşılaşmanın yıldızı oldu.

Fransa, finalde İspanya ile mücadele edecek. Rusya ise 3.’lük-4.’lük karşılaşmasında Rusya, Makedonya ile karşı karşıya gelecek.

Gökçek’in logosu bıyıklı kedi

0

Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi‘nde “bıyıklı kedi”den oluşan yeni logo, oy çokluğuyla kabul edildi.Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, meclis toplantısında yaptığı konuşmada, Danıştay‘ın Ankara’nın amblemine ilişkin verdiği karara anlam veremediğini söyledi.

Kahin ahtapot Yeşiller’i seçti.

Berlin Akvaryumu’nda bulunan kahin ahtapot Ophira bu hafta sonu yapılacak  eyalet yönetimi seçiminde Yeşiller’in adayını seçti. Seçimde iddialı üç aday arasından Yeşil aday Renate Künast’ı gösteren Ophira’nın kehanetinin doğrulanıp doğrulanmayacağı Pazar gecesi belli olacak.

Ophira 2010 Dünya kupasında doğru çıkan tahminleriyle şöhret kazananan ahtapot Paul’ün ölümünden sonra bu alanda otorite olarak görülüyor.

Paul’un ölümünden sonra Almanya’daki akvaryumlar arasında yarışma açılmış, değişik akvaryumlardan aday olan 8 ahtapot arasında Ophira 2011 futbol Kadınlar Dünya kupasındaki isabetli tahminleriyle öne çıkmaya başlamıştı.

Kahin ahtapot Ophira’nın tahminlerinden farklı olarak kamuoyu yoklamaları Berlin Belediye Başkanı Wowereit’in aday olduğu Sosyal Demokratları önde gösteriyor. Yeşillerin Merkel’in büyük destek verdiği Hıristyan Demokratları geride bırakması bekleniyor. Seçim sonrasında Berlin’de kurulacak Sosyal Demokrat –Yeşiller koalisyonun 2013 seçimlerinden sonrası için de model olacağı öne sürülüyor.

Reuters ve Euronews’ten derlenmiştir.

(Yeşil Gazete)

Kırsalı hatırlamak

Torunlarımızın torunları, tarih kitaplarında şuna benzer bir şeyler okuyacaklar muhtemelen : “21. yy’ ın ilk çeyreği, Türkiye ve dünya genelinde ekolojik, ekonomik ve toplumsal krizlerin el ele tutuşup zirve yaptığı, yerel ve küresel düzeyde sayısız sorunla boğuşulan bir dönemdir.” Benim umudum, bu saptamanın ardından şöyle bir cümle daha gelmesi : “Aynı yıllar, tüm bu krizlerin birbirinden farklı olmadığının ve hatta aynı temel sorunların ekonomi, toplum ve ekoloji düzeylerindeki yansımaları olduğunun anlaşılmaya başlandığı bir döneme işaret eder.” Ardından da şöyle sonlansın paragraf, mümkünse : “Bu nedenle yaşanan sorunların arasındaki karmaşık ilişkileri görmezden gelen, teker teker çözmeye çalışan ve sorunları iyice ağırlaştırmaktan başka işe yaramayan indirgemeci ve modernist anlayış, 21. yy’ ın ilk çeyreğiyle birlikte yerini post-modernizmin bütünselci (holistic) yaklaşımına bıraktı.”

Kırsal Kalkınma” kavramı ve önemi

Şu ana kadar halefinden çok daha yararlı – tutarlı olduğunu kanıtlamış olan bu kapsayıcı yaklaşımın en güncel yansımalarından biri de “Kırsal kalkınma”. Aslında çok yeni de sayılmaz bu kavram; özellikle Avrupa’da binlerce üniversite, enstitü ve kurum tarafından bölgesel, ulusal ve uluslararası ölçekte üzerinde çalışılan ve her yıl uğruna yüzlerce milyar dolar ayrılan, yüzyılın en büyük “yeniden yapılanma” projesi olarak nitelendirilebilir. Kırsal kalkınma, doğası gereği, farklı coğrafyalarda farklı öncelikler üzerinde duruyor. Afrika’da birincil amaç gıda güvencesi, hane halkının mutlak yoksulluk (1.25 $/kişi/gün) eşiğini aşması ve genelde kendi kendini besleyen “yoksulluk sarmalları” ndan kurtulmasını sağlamakken, Latin Amerika’da toprak hakkı, küçük ölçekli işletmelerin pazara erişimi ön plana çıkıyor. Güney Doğu Asya’da ise çoğunlukla tarımsal üretimde sürdürülebilirlik üzerinde duruluyor. Tüm dünya genelinde var olan ortak yapısal sorunlar ve öncelikler de var tabi : “toplumsal cinsiyet”, yaratılan gelir kaynaklarının sürdürülebilirliği, yapısal güç ilişkilerinin yataylaştırılması, küreselleşmenin etkileri, gibi.

Yakın zamana kadar tüm bu sorunlar BM, IMF ve Dünya Bankası gibi kurumların “tepeden inmeci” ve “tektip” reçeteleriyle halledilmeye çalışıldı. Yaklaşık yarım asırdır devam eden bu yaklaşım o kadar başarısız oldu ki (hatta, eğer gizli amaç var olan sorunları ağırlaştırmaksa, son derece başarılı oldukları söylenebilir), bugün bu kurumlar bile bu modernist, tektipçi ve tepeden inme yaklaşımın tamamen hatalı olduğunu kabul eder duruma geldiler. Yeni ve bütünselci yaklaşım ise sorunların birbirleri arasındaki bağları dikkate alan, kırsalda yaşayanların planlama ve karar alma süreçlerine doğrudan katılımını sağlayan, “her koşulda işe yarayacağı iddia edilen” tektip reçeteler yerine üzerinde çalışılan konu ve bölgenin toplumsal, kültürel ve sosyo-ekonomik özelliklerini dikkate alan “çalışma çerçeveleri” oluşturma yolunu izliyor. Dahası, ekonomik büyümenin her derde deva olmadığı ve hatta birçok sorunun nedeni olduğunu kabul ediyor, nicel artış yerine nitel iyileşmeyi hedefliyor. Bu anlamda ekoloji anlayışı da klasik çevrecilikten çok daha derinlere iniyor.

Avrupa’da Kırsal Kalkınma

Avrupa’da kırsalın sorunları, örneğin Afrika kıtasıyla karşılaştırdığımızda, oldukça farklı bir görünüm sergiliyor. Kıta içinde de, örneğin, İskandinavya ve Güney Avrupa kırsallarının sorunları, öncelikleri ve potansiyelleri arasında büyük farklar var. Yine de Avrupa genelinde kırsal kalkınmada öncelikler şöyle özetlenebilir : Biyolojik çeşitlilik ve doğal kaynakların korunması, (özellikle küçük ve orta ölçek için) pazar erişimi ve rekabet gücü, kırsalda yaşam kalitesi ve sosyo-ekonomik canlılığın artması

Avrupa Birliği’nin, yeni kırsal kalkınma yaklaşımını hayata geçirmek konusunda (şimdiye dek, ve görece) en başarılı siyasi aktör olduğu söylenebilir. Son genişlemelerle birlikte (OECD’nin “kırsal” tanımına göre) AB nüfusunun %56’sı kırsalda yaşıyor; ve bu kırsal alanlar AB’nin toplam yüz ölçümünün %91’ine denk geliyor. 1999 yılında AB, “Kırsal Kalkınma” kavramını “Ortak Tarım Politikası” (OTP) nın ikinci sütunu haline getirerek 2000-2006 yılı programını oluşturdu. 2005’teki konsey kararıyla da 2007-2013 programı oluşturuldu. Bu program, OTP bütçesinin %20’sine denk geliyor ve 96.3 milyar Euro büyüklüğünde. Bu bütçeye ülkelerin ulusal programları, “gelişmekte olan” ülkelere yaptıkları ODA (“resmi kalkınma desteği”) yardımları, üniversitelerde bu disiplinler-arası bilim dalına ayrılan bütçe vb.. dahil değil. Programın temel hedefleri de yukarıda özetlediğimiz üç temel “Avrupa kırsalı” sorununa çözümler yaratmak. Bu anlamda kırsal kalkınmanın hem finansal, hem de politik anlamda AB’nin en temel politikalarından biri haline geldiği rahatlıkla söylenebilir.

Avrupa’da kırsal kalkınma, sivil toplum örgütlerinin katılımına sonuna kadar açık, yerel ve bölgesel ölçekte, oldukça şeffaf ve esnek yapılarda, küçük ölçekli ve ekolojiye duyarlı yerel ekonomik yapıları gözeten projeler ve çalışmalar üzerinden gerçekleştiriliyor. Birliğin alması gereken daha çok yolu var tabi; Yeşiller’in de belirttiği gibi bütçenin %80’i hala OTP’ nin tarım sübvansiyonlarına dayalı, yani “eski kafa” yaklaşımın tortusu ve sistemdeki sorunun yapısallığını güçlendirir mahiyette. Yine de AB’nin hem ekonomiyi gerçek anlamda sürdürülebilir ve dengeli bir yapıya kavuşturacak, hem ekolojik farkındalığı arttıracak, hem de (ve belki de en önemlisi) toplumsal ve bireysel düzlemde yararlı ve mecburi bir yaşam tarzı / hayat algısı paradigma değişikliğini hızlandıracak bir kırsal kalkınma yaklaşımına geçmekte olduğu söylenebilir.

Türkiye’de Kırsal Kalkınma

Doğrudan katılımla oluşturulmuş, bütünsel yaklaşımcı ve giderek mahvolan kırsal-kent dengesini yeniden onarmayı hedefleyen bir kırsal kalkınma politikasının hazırlanması, nüfusunun daha düne kadar büyük bölümü kırsalda yaşayan Türkiye için yaşamsal önemde. Dahası, Avrupa Birliği sürecinde de teknik olarak üzerinde en fazla çalışılmayı gerektirecek, “uyum süreci” muhtemelen en uzun sürecek konu bu.

Bugüne kadar kırsal Türkiye’de hep “doğası gereği sorunlu” bölge olarak görüldü; halbuki durum aslında tam tersi. Doğu ve güneydoğuda fabrika açmak gibi soruna kırk yıldır hiçbir derde derman olmamış “farazi” politikalarda ısrar edildi; GAP gibi doğru uygulansa oldukça yararlı olabilecek projeler büyük ölçekli tarımsal üretimi ön plana koyan, kırsalın kendi kendine yeterliliğini önüne bir hedef olarak değil, yok edilmesi gereken bir engel olarak koyan yaklaşımlarla yürütüldü. Sivil toplum ve akademi de “kırsal kalkınma” kavramından pek haberdar görünmüyor; Türkiye’de bu konuda gerçek ve bilinçli anlamda çalışan sivil toplum örgütü sayısı ne yazık ki yeterli değil. Bunlar arasında “Kalkınma Derneği” ve “Heinrich Boell Stiftung Vakfı” gibi istisnaları anmadan geçmemek lazım.

Belki şaşıracaksınız ama, Türkiye’nin bir kırsal kalkınma politikası var aslında : 2006’da kabul edilmiş olan “Ulusal Kırsal Kalkınma Strateji” si. DPT tarafından hazırlanan bu belge AB’nin önce 1999’da kabul ettiği, 2005 ve 2006’da da ince ayarını yaptığı kırsal kalkınma anlayışıyla büyük paralelliler gösteriyor : İki belgenin “temel amaçlar” ve “ilkeler” kısımları birbiriyle uyumlu. Ancak hemen belirtelim; “AB’ye uyum süreci heyecanının” tavan yaptığı dönemde hazırlanan bu belgenin hayata geçirilmesi konusunda çok başarılı olunduğu söylenemez. Türkiye’de 1970′ lerden beri devam eden ve kırsalı “kent için gıda üreten bölgeler” olarak gören sakat anlayışın sadece kırsalda değil, yoğun göç nedeniyle kentlerde ve bozulan ekonomik denge nedeniyle ülkenin tamamında yarattığı hasara rağmen, “yeni” kırsal kalkınma anlayışına geçiş süreci hala tam anlamıyla gerçekleşmiş değil. Son yıllarda açılan yarı-bağımsız bölgesel kalkınma ajansları misal, teorik olarak atılmış doğru bir adım ancak pratikteki sorunların hızla halledilmesi ve katılımcılığın en önemli amaç olarak belirlenmesi gerekiyor. Kırsal kalkınmanın zira, en temel ilkesi ve başarısının ön şartı, çok samimi, güçlü ve muktedir bir katılımcılık anlayışı sergilemek.

Bitirirken, iki noktayı açıklığa kavuşturayım : Öncelikle, 2. Dünya Savaşı sonrası yeni düzenin ideolojik propaganda aracı olarak gördüğüm “kalkınma” kavramını ve anlayışını her fırsatta ve sonuna kadar eleştiririm. Ancak “Kırsal Kalkınma” bir terim olarak kalkınmadan farklı, hatta kalkınma retoriğine zıt bir içeriğe sahip; bu nedenle kavramı olduğu gibi kullanıyorum. İkincisi, bu yazının “Türkiye’de kırsal kalkınma konusunda nasıl bir politika izlenmeli?” sorusuna somut cevaplar vermediğinin farkındayım; tüm Türkiye’de “işe yarayacak” bir reçete sunmaya çalışmak bu yazının ana fikriyle tamamen çelişirdi. Ancak yine de herhangi bir kırsal kalkınma politikasının temel alması gereken ilkelerin başlıcalarını şöyle sıralayabiliriz : karar alma süreçlerine tüm aktörlerin doğrudan ve aktif katılımı, sosyo-ekonomik ve ekolojik sürdürülebilirlik, kırsalda ekonomik etkinliklerin-gelir kaynaklarının çeşitlendirilmesi, yerel yapı ve özelliklere göre esnek ve toplumsal cinsiyeti öncelikli olarak göz önünde tutan politikalar, küçük ölçek ve kendine kendine yeterliliğin önündeki politika ve pazar engellerinin kaldırılması, kırsal yaşamın sosyal ve kültürel olarak yeniden canlandırılması… Aslında bütün bunlar, dünya ve Türkiye toplumunun da şu aralar yaşamakta olduğu “paradigma değişikliği” nin de temel taşları; ve öyle umalım ki, torunlarımızın torunlarının yaşayacağı dünyanın temel ilkeleri.

Şırnak’ta KCK Operasyonu

Şırnak ve Cizre‘de KCK‘ya yönelik operasyon düzenlendi. Baskınlarda 50 kişi gözaltına alındı. Gözaltılara tepki gösteren gruba güvenlik güçleri müdahale etti.

Ev baskınlarında, aralarında BDP yöneticileri ile İl Genel ve Belediye Meclis üyelerinin de bulunduğu 50’yi aşkın kişinin gözaltına alındığı bildirildi. BDP İl ve Cizre İlçe binalarına da baskın düzenlenirken, DÖKH tarafından Ankara’ya düzenlenen yürüyüşe katılmak için Cizre’den yola çıkan konvoydan 4, Bitlis’ten yola çıkan otobüste de bir kadın gözaltına alındı.

Gözaltına alınanlardan bazılarının isimleri şöyle: “Eğitim-Sen Şırnak Şube Başkanı Serhat Uğur, BDP yöneticisi Mehmet Birlik, Şırnak Belediye Meclis üyeleri Aydın Kısat, Cemil Yorgun, DTK Sözcüsü Temel İdil, BDP İl Başkan Yardımcısı Salih Gülenç, Kent Meclisi Sözcüsü İrfan Kaplan“.

Tim Burton ve Johnny Depp’ten yeni film

Johnny Depp, bir kez daha Tim Burton filminde… Burton’ın çekimlerine başladığı yeni filmi “Dark Shadows“‘tan Johnny Depp ve Helena Bonham Carter’lı ilk kare yayınlandı.

Setten gelen ilk fotoğraflar, Depp’in yine sıra dışı bir rolde seyircinin karşısına çıkacağını gösteriyor.

1960 yılında beyazperdeye uyarlanan ve bir dizi uyarlaması da olan ‘Dark Shadows’un kadrosunda Depp ve Carter dışında Eva Green, Jackie Earle Haley, Chloe Moretz, Michelle Pfeiffer, Jonny Lee Miller ve Isabella Heathcote yer alıyor. Film, 2012 yılında gösterime girecek.

Tim Burton ve Johnny Depp; ‘Edward Scissorhands’ (Makas Eller), ‘Ed Wood’, Sleepy Hollow (Hayalet Süvari), ‘Sweeney Todd’, ‘Alice in Wonderland’ (Alis Harikalar Diyarında), ‘Charlie and the Chocolate Factory’ (Charlie’nin Çikolata Fabrikası) filmlerinde beraber çalışmışlardı.

Ntvmsnbc