Ana Sayfa Blog Sayfa 5037

Rekorların maratonu Berlin’de yeni bir dünya rekoru

0

Kenyalı atlet Patrick Makau, 2011 Berlin Maratonu’nda yeni  dünya rekorunun sahibi oldu.

Berlin’e son şampiyon olarak gelen Makau, 42.195 kilometrelik etabı 2:03.38’de koşarak dünya rekorunun yeni sahibi oldu. Bir önceki rekor, 2:03.59 ile Etiyopyalı atlet Haile Gebrselassie‘ye aitti.

Berlin’de ikinciliği de yine Kenya’dan Stephen Kwelio Chemlany 2:07.55 ile elde etti.

 

 

 

Bayanlarda da Kenyalı atlet Florence Kiplagat 2:19.44 ile birinciliği elde ederken, Alman Irina Mikitenko 2:22.19 ile ikinci, İngiliz dünya rekortmeni atlet Paula Radcliffe de 2:23.47 ile üçüncü oldu.

Tüm zamanların en iyi 5 derecesinden 4’ünün altında imzası bulunan Paula Radcliffe 2 yıl aradan sonra katıldığı ilk maratonda 3. olma başarısını gösterdi.

Çevre tahribatı Binboğaları hedef aldı

0

AKP hükümeti döneminde, siyanürlü altın arama, HES yapımı, nükleer enerji tesisleri ve sanayileşme ile çevreye yönelik yürütülen ciddi saldırılar devam ediyor. Çevre tahribatına en son doğal zenginlikleri ile bilinen Binboğa dağları dâhil edildi.

Karadeniz, Munzur ve bölgenin birçok yerinde yapılan HES’ler, orman yangınları, Ege’deki siyanürlü altın arama faaliyetleriyle yoğun bir saldırı altında olan çevreye yönelik saldırılar boyutlanarak sürüyor. AKP hükümeti, çevrecilerin ve köylülerin bütün itirazlarına ve karşı çıkışlarına rağmen yeni çevre felaketlerine neden olacak girişimlerin önünü açıyor.

AKP HÜKÜMETİ YENİ ÇEVRE FELAKETLERİNİN PEŞİNDE

Çevre katliamlarına son halka olarak, nadir bir şekilde hem Akdeniz, hem de İçanadolu bitki örtüsünü bünyesinde barındıran, ters laleleri, ardıç ağaçları, su kaynakları ve doğal güzellikleriyle ünlü olan Binboğalar eklendi. Edinilen bilgilere göre, yüzden fazla köyün barındığı havzada yüzlerce şirkete hem maden arama, hem de maden işletme ruhsatı verildi. Bu konuda ruhsatların siyasetçiler tarafından alınarak, şirketlere belli bir ücret karşılığında satıldığı ifade edildi. Bu yüzden CHP Maraş Milletvekili Durdu Özbolat’a bölgede, “torbacı” lakabı takılırken, Kayseri AKP İl Örgütü’nün de maden şirketlerine ruhsat temin edilmesi konusunda yoğun çalıştığı belirtiliyor. İrili ufaklı maden şirketlerinin yanı sıra, Ciner Grubu’nun da bölgeye girdiği ve maden aramalarına başladığı belirtildi.

HER TÜRLÜ MADEN ARAMA VE İŞLETME RUHSATI VERİLİYOR

Bölgede yürütülen maden aramalarında da, mermer, çinko, bakır, magnezyum ve krom gibi madenlerin aranmasına izin verildiği, maden aramasını tamamlayan şirketlerin daha sonra maden işletme ruhsatı aldığı ifade edildi. Ancak şirketler, çok daha ayrıntılı inceleme ve yerleşim yerindeki insanların olurunu almayı gerektiren ÇED raporundan kaçmak için geniş arama ruhsatlarını maden işletmesine dönüştürürken, daralttıkları ve böylece de ÇED işleminden kaçtıkları ifade edildi.

YÜZLERCE KÖY VE BİNLERCE İNSAN ÇEVRE FELAKETİNDEN ETKİLENECEK

Yoğunlaşan bu faaliyetler bir süre önce pratiğe de dönüştü. Bu aşama da özellikle Kayseri’nin Sarız İlçesi’ndeki Tavla, Çağşak, Dallıkavak, B. Söbeçimen, K. Söbeçimen, Örtülü, Sivas Gürün’e bağlı  Bozhöyük köyü ile Afşin’e bağlı, Topaktaş, Dağlıca, Tanır, İncirli, Arıtaş, Türk Çayırı gibi belde ve köylerde yoğunlaşan maden faaliyetleri çerçevesinde Kırkısrak Köyü civarında, 3 ayrı firma mermer firması açmaya başladı. Raif Türk’ün DİMER firmasının 2 yıl önce başlattığı faaliyetlerden sonra bu kez Kırkısrak Köyü civarında Mercan ve ALFA şirketleri faaliyet yürütmek istedi. Geçtiğimiz günlerde köyün içine kadar faaliyet alanını genişleten ALFA şirketi ile köylüler karşı karşıya geldi. Köylülerin direnişi sonucu ALFA şirketinin faaliyetleri durduruldu. Kırkısrak, diğer maden şirketlerini de bölgeden çıkarmak için, metropollerde ve Avrupa’da toplantılar düzenlenmeye başladı. Önceki gün Antalya’da toplantı gerçekleştiren Kırkısraklılar bu toplantıları devam ettireceklerini belirttiler. Ayrıca bölgedeki diğer köylülerle toplantılar düzenleyen köylüler Binboğalar genelinde bir çevre hareketi başlatmayı amaçlıyor.

KOYUNLARIN DÜŞÜK YAPMASI YOĞUNLAŞTI

Yöre halkından Tacim Şimşek, bu girişimlerle Binboğaların talan edileceğini ve buna göz yummayacaklarını belirterek, bütün herkesi de duyarlı olmaya çağırdı. Şimşek, maden şirketlerinin faaliyetlerinden sonra hem su kaynaklarının kirleterek tüketildiği hem de çevrenin ciddi anlamda tahrip edildiğini belirterek, “Örneğin Ardıç ağaçları bizim oralarda nadir bir şekilde görülür onu da yok etmek üzereler. Yine bizim o bölge küçükbaş hayvancılığının yoğun olduğu bir bölgedir. Maden şirketleri oraya girdikten sonra ciddi şekilde hayvanlarda düşük yapma durumu gözlemleniyor. Bölge halkı ayrıca kendi çocuklarının geleceğinden de endişe ediyor” diye konuştu.

Şili’de öğrenci ve öğretmenler sokakta!

0

Şili’de iki yüz bine yakın öğrenci ve öğretmen başkent Santiago’da gösteri düzenledi. Ülkede kapsamlı eğitim reformu talep edilen yürüyüşe katılımın, 1990’da diktatörlüğün sona ermesinden bu yana ulaşılan en yüksek rakam olduğu tahmin ediliyor.

Şili’de öğretmen ve öğrenciler askeri diktatörlüğün yıkılışından bu yana yapılan en büyük gösteriye imza attı. Yürüyüşü düzenleyen organizasyon komitesinden yapılan açıklamada, gösteriye yüz seksen bin kişinin üzerinde katılım olduğu belirtildi.

Yürüyüşün sonlarına doğru polisle bir grup gösterici arasında ufak çapta çatışma yaşandı. Şili’de dört ay önce başlayan öğrenci eylemlerine, eğitim sisteminin adaletsizliğine ve eğitime yetersiz kaynak ayrılmasında karşı duyulan tepkiler yol açmıştı. Gösteriler sırasında 16 yaşındaki Manuel Gutierrez Reinoso polis kurşunuyla hayatını kaybetmişti.

BÜYÜK UÇURUM

Şili’deki eğitim sistemine dair eleştirilerin başında özel okullar ile devlet okulları arasındaki uçurum geliyor. Öğrenci hareketi tarafından talep edilen, kaynak azlığı sebebiyle eğitim kalitesi düşük olan kamu üniversiteleriyle, yalnızca zenginlerin gidebildiği özel üniversiteler arasındaki farkın ortadan kalkması. Öğretmen ve öğrencilerin talepleri devletin eğitim alanının kontrolünü eline alması ve eğitime ayrılan bütçenin artırılması. Göstericiler ayrıca, yoksul öğrencilere kredi yerine burs sağlanması ve eğitim alanında kar amaçlayan kurumlara izin verilmemesini talep ediyorlar.

4 AYDIR SÜRÜYOR

Dört aydır artarak devam eden öğrenci gösterilerinin ardından devlet başkanı Sebastian Pinera, eğitim reformu sözü vermiş ve eğitim alanına 4 milyar dolarlık ek kaynak ayrılacağını açıklamıştı. Ancak Pinera, eğitim alanının tümüyle devlet kontrolüne alınmasını ve ücretsiz eğitim taleplerini sert bir şekilde reddediyor.

Reform sözü veren Başkan Piniera, öğrenci gösterilerinin ortaya çıktığı dönemde “herkes ücretsiz eğitim ve sağlık hizmeti istiyor ama birilerinin onlara hiçbir şeyin bedava olmadığını, birilerinin bunların bedelini ödediğini anlatması lazım” demişti.

HEDEF HÜKÜMET DEĞİL NEO-LİBERAL MODEL

Öğrenci hareketi ise devlet başkanının söz verdiği reformların yeterli olmayacağını, 1973 ile 1990 arasında yaşanan askeri yönetim sırasında kurulmuş eğitim sistemini düzeltemeyeceğini savunuyorlar. Öğrenci hareketinin liderlerinden Camila Vallejo, insanların eğitim alanında yaşanan krizin diktatörlük döneminde yerleştirilen modelin krizi olduğunu anladıklarını söylüyor.

Vallejo bu sebeple, sürdürdükleri hareketin şu anki hükümete karşı bir tepki değil neo-liberal modele bir itiraz olduğunu belirtiyor.

(Ajanslar)

Trabzonspor zoru başarabilecek mi

0

Lig başlangıcının ertelenmesi fikstürü sıkıştırdı. Trabzon, 7 Aralık’ta hem Lille hem de Gençlerbirliği ile oynamak zorunda.

Radikal’ den Onur Salman’ın haberine göre, 9 Eylül’de başlayan Spor Toto Süper Lig’in dördüncü haftasını yarın nihayete erdireceğiz. Böylece 11 günlük kesintisiz ‘futbol keyfi’ de bitmiş olacak. Ancak sıkışık takvim sürecek. 5. Hafta 30 Eylül Cuma günü başlayıp 3 Ekim’de biterken 7 ve 11 Ekim tarihlerinde Milli Takım’ın Euro 2012 eleme maçları oynanacak. Altıncı hafta da normal seyrinde gittikten sonra 7, 8 ve 9. haftalar da geçirdiğimiz son 11 gün gibi yaşanacak.

Lig maratonu bitmiyor
Yani 21-31 Ekim tarihleri yine bitmez tükenmez bir lig maratonu bizlerle birlikte olacak. Tabii bu arada 18 Ekim’de Trabzonspor CSKA Moskova deplasmanına gidecek, Beşiktaş ise 20 Ekim’de Dinamo Kiev’i ağırlayacak. Hemen 9.haftadan sonra da hem Trabzonspor hem de Beşiktaş, Avrupa’daki 4. hafta maçlarını oynayacaklar.
Bu andan sonra da Federasyonun fikstür düzlenirken yaptığı hatalar yüzüne çıkıyor.

Trabzonspor’un zor seçimi!
Türkiye Futbol Federasyonu ilk açıkladığı fikstürde 12. hafta oynanacak Trabzonspor-Beşiktaş ve 15. hafta oynanacak Trabzonspor-Galatasaray maçlarını gözden kaçırmıştı. Şöyle ki Bordo-Mavililer 22 Kasım’da Inter’i ağırladığı günün ertesinde Siyah-Beyazalılarla karşılaşmak durumunda kalacaktı. Aynı şekilde Trabzonspor’un Devler Ligi’ndeki son maçı olan Lille deplasmanına gittiği 7 Aralık’ta da Sarı-Kırmızılıları Avni Aker’de ağırlaması gerekiyordu. Yani bu maçların ertelenmesi gerekiyordu. Lakin fikstür buna uygun değildi. Ancak TFF, düşünmeden yaptığı bu planlama kimseye hissettirilmeden düzeltildi. Lakin bir noktada federasyon da tıkandı. Aydınlar ve ekibi en iyi çözümü ligin 14. haftasında 7 Aralık’ta oynanacak Trabzonspor-Gençlerbirliği maçını feda etmek oldu.

Lakin ikinci devrenin başladığı 4 Ocak’tan 5 Şubat’a kadar toplam sekiz hafta maçları oynanacak. Bu takvimde tabii ki Trabzonspor’un Devler Ligi’nde bir üst tura
çıktığı varsayımını eklemek mümkün değil. Zira federasyon bunu düşünmemiş olsa ki kalan maçı bu araya sıkıştırmaya niyetlenecek. Bir de şimdiye kadar hiç esamisi okunmayan Türkiye Kupası maçları da bu takvime bir şekilde eklemlenecek. Peki, ya Trabzonspor Avrupa’da yoluna devam ederse ne olacak? Bu maç trafiğinde futbolcu sağlığı nasıl korunabilecek? Oldu ki Avrupa Şampiyonası’na Türkiye katılmayı başardı. Pestili çıkmış oyunculardan nasıl bir netice beklemeye hakkımız var? Neyse bu konu bizi aşar. Cevap için başvurular TFF’ye yapılabilir.

İşte çakışan zaman dilimi
Şampiyonlar Ligi 6. Hafta (7 Aralık): Lille-Trabzonspor
Spor Toto Süper Lig 14. hafta: (6-7-8 Aralık) Trabzonspor-Gençlerbirliği

Rize’de yağış can aldı, gözler sahil yoluna çevrildi

Rize’de dün etkili olan ve aralıklarla süren yağışlar sonrası derelerin taşması sonucu kent merkezinde 3 ev yıkıldı, 10 bina ağır hasar gördü. 100’e yakın ev boşaltılırken, cadde ve sokaklarda park halinde olan 8’i ambulans 60’ın üzerinde araç balçıkla kaplandı. Kırklartepe Köyü’nde kaybolan 52 yaşındaki Necihan Aksu’nun cesedine ulaşıldı. Rize Belediye Başkanı AKP’li Halil Bakırcı, kentte büyük hasara yol açan yağışın ucuz atlatıldığını belirterek, yaşanan afete üzeri kapatılan derelerin taşmasının yol açtığını ifade etti.

Rize’de dün etkili olan şiddetli yağışlar sonrası kent merkezinde birçok dere taştı, cadde ve sokaklar adeta nehire dönüştü. Ekrem Orhon Mahallesi’nde 112 Acil Servis İstasyonu’nun araç parkını basan su nedeniyle 1 ambulans devrildi, 8 ambulans ise balçıkla kaplandı. Kent merkezinde de 60’ın üzerinde araç balçığa gömüldü. Sabah erken saatlerden itibaren Rize Belediyesi’ne ait iş makineleri bölgede yol açma ve temizlik çalışması başlattı. Zemin ve bodrum katları sular altında kalan 100 dolayında işyeri ise zarar gördü. Kent genelinde 10 ev yıkılırken 60 dolayında ev ise boşaltıldı. Yiğitler Köyü’nde mahsur kalan 100 kişi ise gece boyu sürdürülen çalışmalarla güvenli bölgelere nakledildi.

Merkez Yukarıkaplıca Mahallesi Kalafatlar mevkisinde dün akşam mahsur kalan 3’ü çocuk 11 kişi, Giresun Jandarma Bölge Komutanlığından gönderilen askeri helikopterle alınarak il merkezine getirildi.

İl Jandarma Komutanlığının karşısındaki piste inen helikopterdeki vatandaşlar, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Rize Devlet Hastanesine götürüldü.

Öte yandan, Kalkandere ilçesinin Çayırlı köyünde mahsur kalan 11 kişi de kurtarma ekiplerince güvenli bir bölgeye götürüldü.

Rize Valisi Seyfullah Hacımüftüoğlu, kentte dünden itibaren etkili olan sağanak nedeniyle yaşanan afetin gündüz olmasının, erken uyarı yapılmasının, vatandaşların evlerinden tahliye edilmesinin insan kaybını en aza indirdiğini söyledi.

Rize Belediye Başkanı AK Partili Halil Bakırcı, kentte büyük hasara yol açan yağışın ucuz atlatıldığını belirterek, yaşanan afete üzeri kapatılan derelerin taşmasının yol açtığını ifade etti. Başkan Bakırcı, şöyle dedi:

“Rize’de denize dikey 23 deremiz var. Bu derelerin varlığı biliniyordu ancak dikkat çekmiyordu. Bunların 4’ü dün taştı. Göreve geldiğimden itibaren bu derelerin problem olabileceğini, bunun belediye imkanları ile düzeltilemeyeceğini söyledim. Bundan 1.5 ay önce Rize ziyaretleri sırasında Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanımız Erdoğan Bayraktar’a da konuyu aktardım. ’Bu derelerden biri taşarsa, karayolu 70 santimetre yüksek yapıldığı için şehri su basar ve hiçbir şey yapamayız’ dedim. Bu dereler taşıdığı ağaç, teresubat ve diğer malzemelerle baskları tıkadı. Bu alışkanlıklarımızdan vazgeçmeliyiz. Dere üzerlerini kapatmıyorum diye çok eleştiri aldım. Bunun doğru olmadığını ve üzeri kapatılan derelerin dahi açılması gerektiğini söyledim. Bunları afet olduğu zaman konuşuyoruz, 15-20 gün sonra ise unutuyoruz.”

Tuz Gölü çöl olmasın!

Tuz Gölü‘nde yaşanan kuraklığa dikkati çekmek ve gölün kurumasını hızlandırarak çölleşmeyi tetikleyeceğini iddia ettikleri 10 adet yeni tuzlayı protesto etmek isteyen eylemciler, kuruyan göl üzerinde motosiklet ve otomobillerle eylem yaptı.

Eskil Ağaçlandırma, Kalkındırma ve Tuz Gölü’nü Koruma Derneği üyeleri, yaz mevsiminin ardından tamamen kuruma noktasına gelen ve önümüzdeki yıllarda sularının çekilmesiyle çölleşme tehdidi altında bulunan Tuz Gölü’ne dikkati çekmek amacıyla ”Tuz Gölü, Çöl Olmasın” eylemi düzenlediklerini bildirdi.

Motosiklet ve otomobillerle Tuz Gölü’ne gelen 25 kişi, bir zamanlar suyla kaplı olan Tuz Gölü üzerinde motosiklet ve otomobillerle gezinti yaptı.

Dernek Başkan Yardımcısı Hilmi Yol, Tuz Gölü üzerinde yaptığı açıklamada, Tuz Gölü’nün Türkiye’nin en kurak havzasında yer aldığını ve en az yağışın da Tuz Gölü ve çevresine düştüğünü söyledi.

Yeraltı sularının aşırı ve bilinçsiz kullanımıyla birlikte iklim değişikliğinin Tuz Gölü’nü olumsuz etkilediğini belirten Yol, ”Tüm bu gelişmelere ek olarak gölle ilgili yapılan projeler, gölü besleyen veya göldeki suyu tüketecek projeler olması dikkat çekicidir” dedi.

”10 YENİ TUZLA, TUZ GÖLÜ’NÜN KATİLİ OLACAK”

Türkiye’nin tuz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan Tuz Gölü üzerinde 3 adet tuzla bulunduğunu anımsatan Yol, ”İhtiyaç olmadığı halde Tuz Gölü üzerine yeni tuzla yapılmaktadır. 10 yeni tuzla Tuz Gölü’nün katili olacaktır” diye konuştu.

Yeni tuzlaların kurumayı tetikleyeceğini ve su dengesiyle birlikte göldeki ekolojik dengeyi bozacağını kaydeden Yol, şunları kaydetti:

”İhalesi gerçekleştirilen 10 yeni tuzlada üretime geçmek için öncelikle tuz oluşumunun gerçekleşeceği tuz havuzlarına setler yapılacak. Bu setlerin yapımı içinde milyonlarca ton taş ve toprak dışarıdan getirilerek Tuz Gölü’nün içine dökülecek. Bölgede yağış yetersiz olduğu için tuzlalar, Tuz Gölü ve yeraltından havuzlara su çekecekler. Bunun sonucunda ise gölün ekolojik dengesi bozulacak. Göl üzerinde bilimsel araştırma yapanlar, Tuz Gölü’nü Tuz Gölü içinde inceleyenler, 10 yeni tuzlanın ardından Tuz Gölü’nün ikiye bölüneceğini ve ardından tamamen kuruyacağını ifade ediyorlar. Bugün 10 yeni tuzla yapanlar, Tuz Gölü’nü çöle dönüştürdüklerinde tuz üretecek suyu bulamayacaklar.”

”AĞAÇ DİKMEK YASAK AMA GÖLE TAŞ TOPRAK DÖKMEK SERBEST Mİ?”

Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Kurulu’nun, 2000 yılında Tuz Gölü’nü Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan ettiğini ve yasaların bugün çiğnendiğini iddia eden Yol, şöyle devam etti:

”Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Kurulu, Tuz Gölü’nü Türkiye’nin ikinci büyük gölü ve dünyanın en tuzlu göllerinden birisi olarak göstermekte. Ayrıca uluslararası kriterlere göre de A sınıfı bir sulak alan olarak ifade etmektedir. Kurulun kuş varlığı ile Türkiye’nin en zengin göllerinden biri olarak gösterdiği Tuz Gölü çevresinde tuzcul ve kuraklığa dayanıklı 38 endemik tür de yetişiyor. Bizim göl çevresindeki tatlı su kaynaklarına ağaç dikmemize izin vermeyen kurul, göl içine milyonlarca taş ve toprak dökülerek setler oluşturulmasına nasıl izin verecektir? Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Kurulu, Tuz Gölü’nün ekolojik dengesini bozacak tuzlalara izin vermesi halinde, gölün çölleşmesine de imzasını atacaktır.”

Yol, dernek olarak Tuz Gölü’nün bir çöle dönüşmesinin çevresinde yaşayanlar olarak en fazla kendilerini etkileyeceğini belirterek, bunun sonuna kadar karşısında olacaklarını sözlerine ekledi.

Tuz Gölü’nün kurumasını protesto eden Osman İlik ise 30 yıl önce Tuz Gölü’nün bu bölgelerine adım atılamadığını, bugün ise tamamen kuruduğunu söyledi.

(Ajanslar)

Onların büyük yalnızlığı

0

Akşam Gazetesi’nden Ali Ekber Ertürk’ün haberine göre Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Bentderesi’nde bulunan genelevi yıkmasıyla barınaksız kalan yüzün üzerinde seks işçisi kadın, ortak bir dilekçeyle Başbakanlık İnsan Hakları Başkanlığı’na başvurarak “mekan” talebinde bulundu. İnsan Hakları Başkanlığı’nın, konuyu Ankara Valiliği’ne iletmesine karşın bugüne kadar soruna bir çözüm bulunamadı. Ankara’da bulunan “Bentderesi Genelevi”nin yıkılmasına, kentsel dönüşüm projesi çerçevesinde geçtiğimiz haftalarda başlanmıştı.

Barınma evleri kabul etmiyor

Seks işçisi kadınların sorunlarıyla ilgilenen İnsanca Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Okşan Öztok konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Yıkımı öncesi, genelevde çalışan ve kalacakları yer olmadığı için çalıştığı evde barının kadınlar zor durumda. Bu kadınlardan önemli bir bölümü kalacak yer bile bulamadılar. Geçici olarak arkadaşlarının yanında barınanların yarın ne olacakları da meçhul. Evsiz kalan hayat kadınlarını, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı’nın açıklamalarına rağmen hiçbir resmi barınma evi kabul etmemiştir. Zorlama ile kabul edilseler bile psikolojik baskıya maruz kalmaktan korkuyorlar. Bu kadınlar genelevi yıkmakta bu kadar kararlı olan Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan kendilerine sahip çıkmasını beklemektedirler. Yıllarca bedenleri üzerinden alınan vergilerin bugün onların sorununu çözüm için kullanılmasını beklemektedirler.”

(Akşam)

Altın Koza Kısa Film Yarışması kazananları belli oldu

Adana Büyükşehir Belediyesi 18. Uluslararası Altın Koza Film Festivali kapsamında gerçekleştirilen Ulusal Öğrenci Filmleri Yarışması ve Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nı kazanan fimler açıklandı.

HiltonSa Oteli’nde basın toplantısı düzenleyen her iki yarışmanın da Koordinatörü Hilmi Etikan, yarışmalar hakkında genel bilgiler verdi. Sinema ve İletişim Fakültesi öğrencilerinin katılabildiği Öğrenci Filmleri yarışmasında 34 filmin değerlendirmeye alındığını belirten Etikan, Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’na da 86 filmin katıldığını söyledi.

“TÜRKİYE’DE AZ KISA FİLM ÇEKİLİYOR”

Öğrenci Filmleri Yarışması Jüri Başkanı Yönetmen Reis Çelik, yarışmaya katılan filmlerin konularının zenginliğinin çok iyi olduğunu söyledi. Reis Çelik, “Öyle bir ülkede yaşıyoruz ki, ömrümüzün yetmeyeceği kadar döküman var. Yine de Türkiye’de çekilen kısa film sayısı çok az. İran’da yılda 2 bin 500 civarında kısa film çekilirken, Türkiye’de bu sayı 500’lerde. Bir de dünyada bir ekol geliştirilirken belki de darbelerin herşeyi kapatmasından dolayı biz de bir dağınıklık var” dedi.

Reis Çelik, dereceye giren filmleri de şu şekilde açıkladı:

En İyi Kurmaca: Baydara “Edra’nın Kaderi / Can Eren (Bilgi Üniversitesi)

Jüri Özel Ödülü: Adem’in Kuyusu / Veysel Cihan Hızar (İstanbul Kültür Üniversitesi)

En İyi Belgesel: Bir Avlu Bir Kent / Canan Altunbulak (Selçuk Üniversitesi)

Jüri Özel Ödülü: Toruk / Mustafa Çağlar İlim-Hasan Basri Özdemir (Erciyes Üniversitesi)

En İyi Canlandırma: Gibi / Semih Vardar (Dumlupınar Üniversitesi)

Jüri Özel Ödülü: Yersu / Utku Yavaşça-Mervenur Ülcan (Anadolu Üniversitesi)

En İyi Deneysel: Zamanadam / Tunca Yıldız (İstanbul Bilgi Üniversitesi)

Jüri Özel Ödülü: Eski Dünyaya Dair / Bilal Çakay (Mersin Üniversitesi)

 

“KISA FİLMLE VERİLEN ÖDÜLLER SEVİNDİRİCİ”

Ardından Defne Gürsoy da Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nda ödül alan filmleri açıkladı. Gürsoy, Altın Koza Film Festivali’nde kısa filmlere böylesine önemli bir maddi destek sağlanmasının sevindirici olduğunu belirterek, “Bu da Adana’nın özelliği” ifadesini kullandı.

Çok fazla film izlediklerini ancak çok zevkli bir iş yaptıklarını belirten Gürsoy, “Tüm filmler bize Akdeniz’de güzel bir gezinti yaptırdı. Filmlerin genel seviyesi çok sevindirici” dedi.

Akdeniz Ülkeleri Kısa Film Yarışması’nda ödül alan filmler şunlar:

En İyi Kurmaca: Tasmin / Elite Zexer (İsrail)

Jüri Özel Ödülü: Dönüşü Olmayan Yolculuk (Journey Of No Return) / Güçlü Yaman (Türkiye-Almanya)

En İyi Belgesel: Bitmemiş İtalya (Unfinished Italy) / Benoit Fellici (İtalya)

Jüri Özel Ödülü: Ben Geldim Gidiyorum (I’ve come and I’m going) / Metin Akdemir (Türkiye)

En İyi Canlandırma: Hiçbir Karanlık Unutturamaz (No Darkness Can Make Us Forget) / Hüseyin Karabey (Türkiye)

Jüri Özel Ödülü: Ağaç Kabuğunun Altındaki Sessizlik (The Silence Beneath The Bark) Joanna Lurie (Fransa)

En İyi Deneysel: Mercury / Sandro Aguilar (Portekiz)

Jüri Özel Ödülü: Geri (Back) Vincent Gisbert Soler (İspanya)

 

(Ahaport)

Altın Koza’da kazananlar belli oldu

17 Eylül’de başlayan Adana Büyükşehir Belediyesi 18. Altın Koza Film Festivali, dün gece (24 Eylül Cumartesi), Merkez Park Amfi Tiyatro’da düzenlenen muhteşem bir geceyle sona erdi.

Gecede, Onur Ünlü’nün yönettiği ‘Celal Tan ve Ailesi’nin Aşırı Acıklı Hikayesi’ en iyi film ödülüne layık görülürken, Yılmaz Güney Ödülü, Özcan Alper’in yönettiği ‘Gelecek Uzun Sürer’ isimli filme gitti. En İyi Yönetmen Ödülü, Eylül filmiyle Cemil Ağacıkoğlu’nun olurken, Adana İzleyici Jürisi seçimini Ruhi Karadağ’ın yönettiği Simurg’dan yana kullandı. Yarışmada Hatice Aslan Vücut, Görkem Yeltan ise Eylül filmlerindeki rolleriyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü paylaştılar. En İyi Erkek Oyuncu ödülü ise, Gelecek Uzun Sürer’deki rolüyle Durukan Ordu’nun oldu. Festival jürisi ayrıca, Celal Tan ve Ailesi’nin Aşırı Acıklı Hikayesi’nin oyuncularına toplu performans ödülü verdi. Gecenin sunuculuğunu Özlem Gürses ve Murat Başoğul’un yaptığı gecede Leman Sam da mini bir konser verdi.

 

 

Yarışmada verilen ödüller şöyle:
Umut Veren Genç Erkek Oyuncu: Hakan Kurtaş (Vücut) ve Gün Koper (Aşk ve Devrim)

Umut Veren Genç Kadın Oyuncu Ödülü: Deniz Denker (Aşk ve Devrim)

En İyi Kurgu Ödülü: Taner Sarf (Eylül)

En İyi Sanat Yönetmeni Ödülü: Adalı Aksoy (Aşk ve Devrim) (Saklı Hayatlar)

Jüri Oyunculuk Özel “Toplu Performans” Ödülü:

Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi’nin bütün oyuncuları

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu Ödülü: Tuna Orhan (Memleket Meselesi)

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu Ödülü: Şeyla Halis (Vücut)

En İyi Erkek Oyuncu Ödülü: Durukan Ordu (Gelecek Uzun Sürer)

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü: Hatice Aslan (Vücut) ve Görkem Yeltan (Eylül)

En İyi Müzik Ödülü: Mustafa Biber (Gelecek Uzun Sürer)

En İyi Görüntü Yönetmeni Ödülü: Feza Çaldıran (Gelecek Uzun Sürer)

Jüri Özel Ödülü: Aşk ve Devrim (Yönetmen: Serkan Acar)

En İyi Senaryo Ödülü: Onur Ünlü (Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi)

En İyi Yönetmen Ödülü: Cemil Ağacıkoğlu (Eylül)

Adana İzleyici Jürisi Ödülü: Simurg (Yönetmen: Ruhi Karadağ)
SİYAD (Sinema Yazarları Derneği ) En İyi Film Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)

Yılmaz Güney Ödülü: Gelecek Uzun Sürer (Yönetmen: Özcan Alper)

En İyi Film Ödülü: Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikâyesi (Yönetmen: Onur Ünlü)

Jüri bu yıl ayrıca, ‘Ses Tasarımı’ başlığı ile yeni bir kategori açılmasını ve ödülün, “Kaybedenler Kulübü”  ve “Eylül” filmlerindeki çalışmaları nedeniyle Burak Topalakçı’ya verilmesini kararlaştırdı.

İlgili haberler;

Altın Koza Kısa Film Yarışması kazananları belli oldu

Ali Özgentürk’ten festival eleştirisi

Altın Koza’da Yaşam Boyu Onur Ödülleri verildi

18. Adana Altın Koza Film Festivali’nde neler var?

Putin Medvedev, Medvedev Putin

0

Rusya Cumhurbaşkanı Dimitri Medvedev, kendisinden sonra bulunduğu makama gelecek isim için, Başbakan Vladimir Putin’e destek verdi.

Rusya’da başkanlık seçimleri gelecek yıl yapılacak. Medvedev’in devlet başkanlığına yeniden aday olmaya hazırlandığı öne sürülüyordu. Son açıklama ile bu söylentilere bir nokta konmuş oldu.

Medvedev’in açıklaması ardından Putin’in yeniden cumhurbaşkanı seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor.

Putin geçmişte iki dönem cumhurbaşkanlığı yaptı. Ardılı olan Medvedev ise Mayıs 2008’de iktidara geldi. Medvedev’in, bu göreve gelmesini sağlayan kişi zamanın cumhurbaşkanı olan Putin’di.

Rusya’da başkanlık süresi altı yıl. Cumhurbaşkanları üst üste iki dönem görev yapabiliyor. (BBC)