Ana Sayfa Blog Sayfa 4993

Türkiye medyasından aile içi şiddete övgü

Bugün Türkiye medyasında “PKK hücresine Baba tokadı” sözleriyle manşetten yayımlanan haberde aile içi şiddet, erkek şiddeti ve çocuğa yönelik şiddet meşrulaştırıldı. Aile içi şiddet, “ilginç bir olay” olarak yorumlanıp olumlandı.

Tahminen ajanstan alınan ve pek çok gazetede aynen bu şekilde yer alan haberde “Baba tokadı pişman etti, ağlattı, babası herkesin ortasında tokat indirdi” gibi ifadeler var. Türkiye medyasının basın etiği için değil ama, resmi ideolojiye ve gereksinimlere dönük seferber olma hali, sözkonusu bir de PKK olunca, haberin bu şekli almasına neden olmuş olmalı.

Ayrıca haber, dili ve kullandığı görseller açısından polis bültenine benziyor.

İşte metnin, eleştirilerimiz sonucunda değiştirilmeden Milliyet’te yayınlanan hali:

BABA TOKADI PİŞMAN ETTİ

Yakalanan şahısların PKK terör örgütünün gençlik yapılanmasına bağlı oldukları belirtilirken, gözaltılar sırasında ilginç bir olay yaşandı. A.K. isimli genç, “terör örgütü PKK ile ilişkisi tespit edildiği” gerekçesiyle, akşam saatlerinde, evinde göz altına alındı. Evinin kapısına dayanan polis ekibinin, A.K. ile terör örgütü bağlantısını ortaya koyması üzerine, oğluna çok kızdı. Baba, “Nasıl bu pisliğe bulaşırsın?” diyerek herkesin ortasında A.K.’ya sert bir tokat indirdi. Olay resmi tutanaklara da yansıdı. Babasının tavrı ve tokadı karşısında ağlayarak pişmanlığını ifade eden A.K., güvenlik güçlerine yardımcı olmak istediğini söyledi ve PKK’lıların sıklıkla kullandığı bir hücre evi tarif etti.

 

Murat Köylü – Yeşil Gazete

Gazeteci Suzan Zengin yaşamını yitirdi

İşçi Köylü Gazetesi Kartal Temsilcisi Suzan Zengin yaşamını yitirdi. Zengin’in kalp spazmı geçirmesi nedeniyle bir süredir hastanede tedavi gördüğü öğrenildi. Zengin’in cenazesi yarın Tuzla Aydınlı Cemevi’nde kaldırılacak.

İşçi Köylü Gazetesi Kartal Temsilcisi Suzan Zengin tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Zengin, 2009 yılında tutuklanarak Bakırköy Kadın Hapishanesi’ne konulmuştu. Bir yıl tutukluluğun ardından ilk mahkemesine çıkarılan Zengin, iki yıl tutukluluğun ardından 14 Haziran 2011’de tahliye edilmişti.

Hapishanede tedavisi yapılmayan Zengin tansiyon ve kalp hastasıydı.

Hapishane koşullarının tetiklediği ağır sağlık sorunları nedeniyle açık kalp ameliyatı olan Suzan Zengin’in 17 gün yoğun bakımda kaldıktan sonra 12 ekim 2011 gecesi yaşamını yitirdiği öğrenildi. Zengin’in cenazesi 14 ekimde saat 12.00’da Tuzla Aydınlı Cemevi’nde kaldırılacak.

(mediacontact)

Uçan kaykay gerçek oldu

Paris Diderot Üniversitesi tarafından geliştirilen ve yerden birkaç santimetre yükselerek üzerindekini taşıyabilen “uçan kaykay” (MagSurf) kamuoyuna tanıtıldı.

100 yıl önce keşfedilen bu fenomenin görsel ve sportif bu ilk uygulamasının tanıtımında, Paris Diderot Üniversitesi Fizik Bölümü Başkanı Profesör Alain Sacuto, şimdiye kadar kimsenin üzerinde insan taşıyabilen bir kaykayın yapılabileceğini hayal bile etmediğini söyleyerek, kuantum fiziği sayesinde görsel bakımdan çok beğenilecek ideal bir obje geliştirdiklerini kaydetti.

Sacuto, Paris Diderot Üniversitesi Kuantum Laboratuvarı’nda geliştirilen kaykayın oyun parklarından kullanılabileceğini söyledi. Hollandalı fizikçi Heile Kammerlingh-Omnes tarafından 100 yıl önce keşfedilen süperiletkenlik, daha önce Japonya’da manyetik tren, manyetik rezonans görüntüleme, parçacık hızlandırıcı gibi alanlarda uygulama bulmuştu.

Paris’te Bilim Festivali’nin açılışında sunulan ve üzerinde üniversitenin rektörü Vincent Berger ile başka birçok kişiyi üzerinde taşıyan süperiletken uçan kaykay şimdilik sadece beş metre boyunca hareket edebiliyor. Süper iletken materyaller, elektrik akımını bir parça enerji dahi kaybetmeden iletebiliyor. Bir süperiletken, geçen manyetik alanı dışarı iterek, etkileyici havaya kaldırmayı sağlayabiliyor.

Süperiletkenliğini sağlamak için MagSurf adlı kaykay, sıvı azotla eksi 195 dereceye kadar soğutuluyor. Depo kapasitesi 4 litre civarında olan uçan kaykay, manyetik rayın üzerinde en ufak bir sürtünme olmadan 2 cm kadar yükselebiliyor ve 100 kilodan ağır insanları taşıyabiliyor. Fizikçi Heile Kammerlingh-Omnes 8 Nisan 1911’de helyumun içinde eksi 269 derecede soğuttuğu cıvanın elektrik akımını çok daha iyi ilettiğini keşfetmişti. Önceleri eksi 250 derecenin altında olan süperiletkenlik şimdi eksi 109 derecede mümkün. Bunun için şimdi sıvı helyum yerine kullanımı daha kolay olan sıvı azot kullanılırken, hala çevredeki sıcaklıklarda kullanılacak malzeme mevcut değil.

Takas edilen Filistinliler Türkiye’ye

0

İsrail’in, Gilad Şalit takası karşılığında serbest bırakacağı Filistinlilerden 200 kadarını sınır dışı edeceği, bu kişilerden bazırlarının da Türkiye’ye gönderileceği iddia edildi.

Hamas ile İsrail arasında yapılacak Gilad Şalit takasının ayrıntıları yavaş yavaş ortaya çıkıyor.

Şalit karşılığında İsrail’in, elindeki 1027 Filistinli’yi serbest bırakacağı kaydedilmişti.

İsrail’in bu kişilerden 200 kadarını Batı Şeria’dan sınır dışı edeceği ve bunlardan bazılarının Türkiye’ye gönterileceği iddia edildi.

İsrail radyosu, Gilad Şalit karşılığında serbest bırakılacak 1027 Filistinli tutukludan 200 kadarının Batı Şeria’dan sınır dışı edileceğini belirtirken, bunların Gazze Şeridi’ne ve diğer ülkelere gönderileceklerini bildirdi.

Haberde, El Arabiya televizyonu kaynak gösterilerek, “İsrail’in bu tutukluların komşu ülkeler Suriye, Lübnan ve Mısır’a gitmelerini kabul etmediği” de belirtildi.

El Arabiya’dan aktarılan haberde, “iki kadın tutuklunun Ürdün’e gönderileceği, diğer bazı tutukluların ise Türkiye, İsveç ve Norveç’e gönderilecekleri” ileri sürüldü.

İsrail İç Güvenlik servisinin (Şin Bet) Başkanı Yoram Cohen, serbest bırakılacaklardan 40’ının dış ülkelere gönderileceklerini bildirmişti.

“UYGULAMAYI GECİKTİRMEYECEĞİZ”
Öte yandan, Maariv gazetesinin internet sitesine göre, İsrail Cezaevleri İdaresi’nin bir yetkilisi, serbest bırakılacak Filistinli tutukluların listesi ellerine geçtiğinde, Filistinli tutukluların 24 saat içinde Gazze Şeridi ve Batı Şeria’ya aktarılmalarını sağlayacaklarını belirtti ve “Biz hazır durumdayız ve anlaşmanın uygulanmasını geciktirmeyeceğiz” diye konuştu.

Cezaevi yetkilisi, tutukluların bir çoğunun “tehlikeli” olarak tanımlanan sınıfa girdiğini de belirterek, nakiller sırasında güvenlik önlemlerinin çok sıkı tutulacağını ifade etti.

Verilen bilgiye göre, serbest bırakılacak tutukluların büyük bir bölümü, İsrail’in güneyindeki Ketsiyot, Nafha, Ramon, Eshel, Şikma cezaevlerinde bulunuyor.

GİLAD ŞALİT’İ KAÇIRANLAR DA SERBEST
Maariv’in haberine göre, serbest bırakılacak Hamaslı tutuklular arasında, Gilad Şalit’in 5 yıl kadar öncesinde Gazze şeridi’ne kaçırılmasına karışmış veya kaçırmaya yardım edenler de bulunuyor.

Haberde, bunlardan çoğunun mahkemelerinin henüz tamamlanmadığı ve bu kişilerin mahkeme oturumlarının, Ber Şeva’daki Bölge Mahkemesi’nde, kapalı kapılar ardında, büyük gizlilik altında yapıldığı da kaydedildi.

Haberde, İsrail İç Güvenlik Servisi Şabak ve polisin elindeki delillere göre, Şalit’in kaçırılmasını videoya kaydeden ve Şalit’i Gazze Şeridi’ne götüren kişi olarak adlandırılan bir Filistinli tutuklunun da serbest bırakılacaklar arasında yer aldığı belirtildi.

Maariv, ancak kaçırma operasyonunun videosunun henüz bulunmadığını da kaydetti.

TOPLAM 5508FİLİSTİNLİ HAPİSTE
Verilere göre, halen İsrail’in cezaevlerinde 5508 Filistinli tutuklunun bulunduğu belirtilirken, anlaşmayla ilgili ilk haberlerin gelmesiyle birlikte cezaevlerinde tutuklular arasında hareketliliğin başladığı ve tutukluların sürekli haberleri takip ettikleri aktarıldı.

Buna göre, Filistinli tutuklular, özellikle devlet kanalı olan Kanal 1 televizyonunun haberlerini yakından takip ediyorlar.

(Ajanslar)

Genel seçimlerin sivil raporu açıklandı

12 Haziran 2011 tarihinde yapılan genel seçimlerde, 46 sivil toplum örgütünün katılımı ile yapılan ‘Bağımsız Seçim Gözlemi’ çalışmasının sonuç raporu yayınlandı. Rapor seçim süreci boyunca seçme ve seçilme hakkına ilişkin ayrımcılığı ve 10 ilde, 404 oy verme yerinde, 662 sandıkta yapılan seçim günü gözleminin sonuçlarını içeriyor.

Çalışmayı gerçekleştiren Bağımsız Seçim İzleme Platformu; toplumun, medyanın ve siyasi partilerin sadece “kazanana” odaklandığı seçim süreçleri seçme ve seçilme hakkına eşit erişimin ne kadar gerçekleşebildiğini perdeleyen ve görünmez kılan bir yaklaşım olduğunu düşünüyor. Bu yüzden, bağımsız seçim gözlemi çalışması bu yaklaşım dışında, “Seçerken ve seçilirken eşit miyiz?” sorusuna odaklanmış. Yurttaşların en genel katılım yolunun seçimlerde oy vermek olduğu ve demokratik katılım mekanizmalarının kısıtlı olduğu Türkiye’de bu sorunun önemi daha da artmakta.

‘Bağımsız Seçim Gözlemi’ çalışması sonuç raporu; kadınlar, engelliler, etnik kökeni, dini inancı, anadili, cinsel yönelimi, cinsiyet kimliği farklı olanlar, zorla yerinden edilenler, okuma yazma bilmeyenlerin seçme ve seçilme koşulları ile seçimlerde gerçekleşen ihlalleri kapsıyor. Platform, raporun ayrımcılık riski altında bulunan grupların seçme ve seçilme hakkına erişimine odaklanan ilk çalışma olduğunu belirtiyor.

Rapora erişmek için tıklayınız.

Rapor hakkında ayrıntılı bilgi için: Eşit Haklar İçin İzleme Derneği

(Yeşil Gazete)

 

 

 

 

Hopa’yı protesto edenlere terör davası

Hopa‘da çıkan olaylarla ve Metin Lokumcu‘nun öldürülmesi ilgili Ankara’da düzenlenen gösterilere dair başlatılan soruşturma kapsamında, özel yetkili Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekilliğinin 28 kişi hakkında hazırladığı iddianame, Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi.

İddianamede Ozan Sürer, Özgür Atmaca, Çağrı Yılmaz, Uğur Uzunpınar, Tayfun Yıldırım, Can Kaya, Can Türkyılmaz, Uğur Tuna, Nuri Özçelik, Zafer Algül, Hamza Doruk Yıldırım, Hikmet Tanıl, Kadir Aydoğan, Mahir Mansuroğlu, Cüneyt Çakır, Ozan Gündoğdu, Soner Torlak, Göksel Ilgın, Ömür Çağdaş Ersoy, Demet Yılan, Eda Dişkaya, Ferat Konukcu, Sevgi Sönmez, Mehmet Cem Çıplak, Pelin Bayram, Hazal Kangal, Başak Eylül Şan ve Özge Aydın, “sanık” olarak yer aldı.

Sanıklara, “silahlı terör örgütüne üye olmak, terör örgütünün propagandasını yapmak, görevli memuru kasten yaralama, kamu malına zarar verme, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa muhalefet, kamu görevlisine karşı görevini yaptırmamak için direnme ve 6136 sayılı yasaya muhalefet” etmek gibi bir dizi suç yöneltilen iddianamede, büyük çoğunluğu Ankara Emniyet Müdürlüğü Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğünde görev yapan 65 polis de “müşteki” olarak gösterildi.

İddianamede, 31 Mayıs 2011’de Artvin’in Hopa ilçesinde AKP seçim otobüsüne sol görüşlü kişilerin saldırması sonucunda bir polis memurunun ağır yaralandığı, olaylara müdahale sırasında Metin Lokumcu’nun da kalp krizi neticesinde vefat ettiği iddia edildi. Bu olay sonrasında, çeşitli terör örgütlerince, aynı gün Sakarya Caddesi’nde başlayacak ve AKP İl Başkanlığı önüne kadar devam edecek yürüyüş ve basın açıklamasına katılım çağrıları yapıldığı anlatılan iddianamede, aynı akşam Hopa’daki olayları protesto amaçlı olarak, çeşitli marjinal sol gruplar ile terör örgütleri adına faaliyette bulunan oluşumların içerisinde olan kişilerin de katıldığı, bazı sivil toplum kuruluşları, sendikalar ve siyasi partilerin de destek verdiği yürüyüş ve basın açıklaması gerçekleştirildiği belirtildi.

Yürüyüş ve basın açıklamasına, “MLKP terör örgütünün açık alan yapılanması olan Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP)”, “TKP/ML terör örgütünün açık alan yapılanması olan Partizan”, “THKP/C Direniş Hareketi terör örgütünün açık alan yapılanması olan ODAK”, “Devrimci Sosyalist İşçi Hareketi (DSİH) terör örgütünün açık alan yapılanması olan Kaldıraç”, “ÖDP Gençlik Muhalefeti”, “Halkevleri ve Öğrenci Kolektifleri”, “Türkiye Komünist Partisi (TKP)”, “Emekçi Hareket Partisi (EHP)”, “Sosyalist Demokrasi Partisi (SDP)”, “Sosyalist Parti (SP)” ve “Toplumsal Özgürlük Platformu (TÖP)” flamalarını taşıyan yaklaşık 800 kişinin katıldığına yer verildi.

Yürüyüşe geçen grubun “Katil AKP” ibaresi yazılı siyah çelenk ve ayrıca pankart açarak, Dr. Mediha Eldem Sokak’taki AKP Ankara İl Başkanlığı önüne kadar kanunsuz olarak yürüyüşe geçtikleri bildirilen iddianamede, sloganlar atan topluluktan bazı kişilerin kaldırım taşlarını kırarak, taş topladığı belirtildi. Grup içinden bazı kişilerin, yüzlerini kapamak suretiyle, slogan attığı, herhangi bir basın açıklaması yapmadan, tedbir alan güvenlik güçlerine ve araçlarına taş ve sopalarla saldırdığına yer verilen iddianamede, tüm ikaz ve uyarılara rağmen, grubun güvenlik güçlerine taş ve sopalarla saldırmaya devam etmesi üzerine, kolluk görevlilerinin gaz kullanarak, olaya müdahale ettiği, ardından gruptan bazı kişilerin çeşitli yerlere doğru kaçtığı kaydedildi.

Bir süre sonra Ziya Gökalp Caddesi, Kızılay kavşağı ve YKM önünde toplanmaya başlayan şahıslardan, yüzleri kapalı, taş ve sopaları bulunan yaklaşık 200 kişinin, cadde ve kavşağı trafiğe kapatarak, buralardaki resmi polis araçlarına ve çevredeki binalara zarar verdiği, bazı polis memurlarını yaraladıkları bildirildi. Kolluk görevlilerinin müdahalesi sonucunda, grup içindeki bazı kişilerin ÖDP binasına girdiği, bazılarının Kumrular Caddesi’ne doğru kaçtığı, bazı eylemcilerin ise Güvenpark’ta toplanarak slogan attığı ifade edilen iddianamede, “şüphelilerin gözaltına alınmaları üzerine, çeşitli terör örgütleri adına yayın yapan internet sitelerinde” yer alan haberlerin çıktılarının da soruşturma dosyasına konulduğu belirtildi.

İddianamede bazı sanıkların üye ve yönetici olarak görev yaptığı Halkevleri ile Öğrenci Kolektiflerinin, ülke gündemine ilişkin konular ile THKP/C terör örgütü kurucusu Mahir Çayan başta olmak üzere, sol terör örgütü kurucularının ve THKP/C içinde faaliyet gösterirken ölen örgüt mensuplarının ölüm yıl dönümlerinde basın açıklaması, yürüyüş, açık hava toplantısı, mezar anması vb. eylem ve etkinlik gerçekleştirdiği kaydedilerek, “Bahse konu oluşumların, legal görünüm altında gerçekleştirmiş oldukları basın açıklaması, yürüyüş, açık hava toplantısı gibi eylem ve etkinliklerde şiddete başvurarak, kamu malına zarar verdikleri, işgal eylemi yaptıkları ve güvenlik güçlerine saldırmak suretiyle kamuoyunda korku, endişe veya panik yaratarak, Devrimci Gençlik terör örgütünün amacı, ideolojisi ve stratejisi doğrultusunda faaliyet gösterdikleri anlaşılmaktadır” denildi.

“THKP/C Devrimci Yol Devrimci Gençlik” örgütünün terör örgütü olduğu konusunda şüphe bulunmadığı ifade edilen iddianamede, sanıkların, “terör örgütlerinin ideolojileri doğrultusunda, terörün tanımında yer alan şiddet eylemleri içerisinde yer aldıkları, eylemlerinin süreklilik ve çeşitlilik arz ettiği” belirtildi.

İddianamede, “sanıkların, yasa dışı THKP/C Devrimci Yol Devrimci Gençlik isimli silahlı terör örgütünün bilgi ve istemi içinde, örgüt adına suç işleyerek, örgüt üyesi oldukları kanaatine varıldığı” bildirildi. Sanıkların yargılanmasına gelecek günlerde başlanacak.

(Ajanslar)

Venedik Komisyonu’nun yeni Anayasa’nın kabul sürecinde Macaristan’a yaptığı uyarı

0

TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in öncülüğünde yeni Anayasa yazımı için süreç başladı. Kişisel kararımla, bu bir Anayasa blog’u olmasına karşın, süreçle ilgili ne bir haber giriyorum, ne de övgü/eleştiri yazıyorum. Çünkü Anayasa yazım sürecinin esasen hukuksal olmaktan çok siyasal bir olgu olduğunu düşünüyorum. Oysa bu blog, anayasal gelişmeleri ve Anayasa hukukuyla ilgili haberleri olabildiğince siyasal olmayan bir şekilde aktarmaya çalıştığım bir blog. Kaldı ki, bu siyasal süreci izlemeniz için Anayasa2011 gibi oldukça kapsamlı siteler mevcut. Dileyen oradan takip edebilir.

Ama bu sürecin tamamen dışında kalmak da mümkün değil elbette. Anayasa yazımının uluslararası hukuk standartlarına uygun şekilde ilerlemesi için elimden geldiğince ve zaman buldukça bilgilendirme yapmaya çalışacağım.

Bu bilgilendirmelerden ilki Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “yeni Anayasa’nın yazımı için bir yılın yeterli olacağına” dair söylemiyle ilgili olacak.

 

Yeni Anayasa yazım sürecinin bir yılda bitirilmesi Başbakan’ın temennisi olabilir. Ancak Venedik Komisyonu, “Macaristan’ın Yeni Anayasası’nın Yazılma Sürecinde Ortaya Çıkan Üç Hukuksal Sorunla İlgili Görüş” adlı görüşünün 16 ila 19. paragrafları arasında bakın yazım sürecinin şeffaflığı, kapsayıcılığı ve süresiyle ilgili neler* demiş:

16. Üstelik, sürecin şeffaf olmadığına ve bu kapsamda temel Anayasa değişiklikleriyle ilgili olarak Macar toplumuna yeterli şekilde danışılmamış olmasına dair sivil toplumda çeşitli endişeler dile getirilmiştir. Taslağın Parlamento’ya ancak 14 Mart 2011’de iletilmiş olması nedeniyle, yeni Anayasa’yla birlikte ortaya çıkabilecek değişiklikler ve yeniliklerle ilgili sadece sınırlı bir kamusal tartışma yapılabilmiştir.

17. Anayasa’nın kabul edilmesi için kabul edilen sıkışık takvim de bir diğer endişe kaynağıdır ve Komisyon sözcüleri tarafından bu endişe bir çok kez dile getirilmiştir.

18. Komisyon, şeffaflık, açıklık ve kapsayıcılık, yeterli süre ve görüş çoğulculuğunu sağlayan şartlar ve tartışmalı konularda uygun müzakerenin demokratik Anayasa-yazımı sürecinin olmazsa olmaz koşulları olduğunu hatırlatır.

19. Komisyon’un görüşüne göre, değişik siyasal güçlerin, hükümet-dışı örgütlerin ve vatandaş derneklerinin, akademinin ve medyanın içinde olduğu geniş ve içeriğe dair bir tartışma, tüm toplumun kabul edeceği ve demokratik standartlara uygun daimî bir metnin kabul edilmesi için önemli bir ön şarttır. Çok katı zaman sınırlamalarından kaçınılmalı ve yeni Anayasa’nın kabul edilme takvimi, tartışmalarda elde edilen ilerlemeye göre belirlenmelidir.

(Serkan Köybaşı http://anayasagundemi.com)

Vakıfbank Yarı Finalde

0

Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası A Grubu’ndaki son maçında Kenya Prisons ile karşılaşan Vakıfbank Türk Telekom maçtan 3 – 0 galip ayrıldı.  Liderliği garantileyen temsilcimizin yarı finaldeki rakibi ise Brezilya’dan Sollys Nestle Osasco.

Grup liderliği için çıktığı mücadeleye hızlı başlayan Vakıfbank ilk bölümlerde kontrolü ele aldı. Setin sonlarında da oyundaki hakimiyetini sürdüren temsilcimiz, 20-11 öne geçerek Kenya Prisons’u mola almaya itti. Mola dönüşü toparlanan rakibinin yaklaşmasına izin vermeyen Vakıfbank, Christiane Fürst ile etkili oldu ve ilk seti 25-13 kazanmayı başardı.

İkinci setin başında ise bir Vakıfbank klasiği yaşandı. A Grubu’ndaki ilk maçında Mirador karşısında yine ilk seti 25-13’le rahat aldıktan sonra konsantrasyonunu kaybeden ve ikinci sette zorlanan temsilcimiz, Kenya Prisons karşısında da aynı problemi yaşadı. İlk teknik molaya 8-6 geride giren Vakıfbank, bu dakikadan itibaren vites arttırdı ve ikinci teknik molaya 18-13 önde girdi. Son bölümde savunmasıyla göz dolduran temsilcimiz ikinci seti de 25-17 kazanarak karşılaşmada durumu 2-0 yaptı ve grup liderliğini garantiledi.

Vakıfbank, üçüncü setin başında ipleri sıkı tuttu. Maçı uzatmak istemeyen temsilcimiz bu seti de 25-10 ile aldı ve A Grubu’nu lider bitirerek yarı finalin yolunu tuttu.

Kadınlar Dünya Kulüpler Şampiyonası yarı finalinde Vakıfbank’ın rakibi ise Brezilyalı Sollys Nestle Osasco oldu. Karşılaşma yarın saat 10.00’da oynanacak. İkinci karşılaşmada ise 17.00’de Mirador ile Rabita Bakü karşı karşıya gelecek.

(Eurosport)

Yüz bin kişi Avrasya Maratonu’nda

0

33. Kıtalararası Avrasya Maratonu’nda bu sene yüz bin kişi koşacak. İstanbul’da 16 Ekim Pazar günü yapılacak organizasyon maraton, seksen bin kişilik halk yürüyüşü, yirmi bin kişilik çipli yarışlar olmak üzere toplam 100 bin kişilik katılım ile gerçekleştirilecek. Organizasyonda yerli ve yabancı 9 bin atlet yarışacak.

Uluslararası Atletizm Federasyonu tarafından belirlenen kategorilerde her yaş grubunda maratonda ilk üçe girecek sporculara nakit para ödülleri verilecek.

Bu yıl gümüş kategoride koşulacak Avrasya Maratonu, buna rağmen altın kategorisi kriterlerine göre düzenlenecek. Böylece altın kategori kriteri, bu yıldan yerine getirilerek İstanbul’un Avrupa Spor Başkenti olduğu 2012 yılında altın kategoride yer alması için hazır hale getirilecek.

Maraton sırasında köprü üzerindeki yoğunluğu engellemek amacıyla bu yıl halk yürüyüşü kademeli olarak yapılacak. Halk yürüyüşü, Altunizade Boğaziçi Köprüsü katılımından start alacak. Geçtiğimiz yıl aynı noktadan başlayan 8 kilometre koşusu ise, Maraton ve 15 kilometre yarışları ile birlikte gişelerin hemen gerisinden start alacak.

Maratonun ve Halk yürüyüşünün daha güvenli yapılması ve daha hızlı ilerleyebilmesi için köprü üzerinde her iki tarafta da deniz yönündeki birer şerit koşuya kapatılarak, yaya trafiği 4 şerit üzerinden yapılacak.

Sporcular göğüs numaralarını gösterip yarış günü İETT, metro, ve şehir hatları araçlarından ücretsiz yararlanacak. Taksim Meydanı?ndan, Mecidiyeköy?den ve Ayasofya?dan kalkan İETT otobüsleri başlangıç noktalarına servis yapacak. Dereceye giren atletlere ödülleri Sultanahmet Meydanı’nda verilecek.

Maraton başlangıçları

33. Kıtalararası Avrasya Maratonu’nda 42 kilometrelik maraton, saat 09.00’da Boğaziçi Köprüsü gişelerinin 300 metre gerisinden başlayacak ve Sultanahmet Meydanı’nda bitecek.

15 kilometrelik koşu da aynı saatte ve yerden başlayıp, yine aynı noktada sona erecek. 8 kilometrelik koşu ise saat 09.00’da Boğaziçi Köprüsü gişelerinin 600 metre gerisinden başlayacak ve Fındıklı tramvay durağı yanında bitecek. En büyük katılımın olacağı halk yürüyüşü de saat 09.30’da Altunizade Boğaziçi Köprüsü katılım noktasından başlayacak.

Öte yandan yarışlar sırasında Boğaz Köprüsü ve bağlantı yolları saat 06.00’da trafiğe kapatılacak. Yarış güzergahı 07.30 ile 14.00 arasında trafiğe kapalı olacak.

Bu arada Maraton Fuarı ”Maraton Expo” ise yarın açılacak. İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenecek fuar, 15 Ekim Cumartesi gününe kadar açık olacak.

 

Yazar Erdoğan Akhanlı beraat etti

İstanbul Eminönü’nde 1989 yılında bir döviz bürosunun soygununa talimat verdiği gerekçesiyle yargılanan Erdoğan Akhanlı beraat etti.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık Erdoğan Akhanlı katılmadı. Akhanlı’nın avukatı Haydar Erol, müvekkilinin olaydan sonra mağdurlarla yüzleştirilmediği ancak 10 gün sonra fotoğraf üzerinden teşhis işlemi yaptırıldığını belirtti.

Bu teşhiste, mağdurların Akhanlı’nın soyguna katılan 3 kişiden biri olmadığını kesin olarak teşhis ettiklerini belirten Avukat Erol, polis tutanaklarında yanıltıcı tabirler kullanıldığını vurguladı. Akhanlı’nın suçlamayla kesinlikle ilgisi olmadığını kaydeden Erol, müvekkilinin beraatini istedi. İddianamede ve savcılık mütalaasında, sıkıyönetim önceki dönemleri aratmayacak şekilde davranıldığını ifade eden Avukat Ercan Kanar da, müvekkilinin beraatini istedi.

Davayı karara bağlayan Mahkeme Heyeti, sanık Erdoğan Akhanlı, hakkında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme suçundan dava açıldığını hatırlattı. Oybirliği ile verilen kararda, sanık Akhanlı’nın atılı suçu işlediğine ilişkin mahkumiyetine yeter ve esas, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı vicdani kanaat oluşturur delil elde edilemediği belirtildi. Atılı suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığını belirten Mahkeme Heyeti, Akhanlı’nın beraatine karar verdi.

Yazar ve İnsan Hakları Aktivisti Erdoğan Akhanlı’nın, 1989’da İstanbul Eminönü’nünde bir döviz bürosunun soyulması talimatını verdiği iddia ediliyordu. İddianamede Akhanlı’nın suç tarihinin 1989 yılı olması nedeniyle eski TCK kapsamında “Türkiye Cumhuriyeti Kanununun tamamını veya bir kısmını tağyir ve tebdil veya ilgaya ve Büyük Millet Meclisini iskata veya vazifesini yapmaktan men’e cebren teşebbüs etmek” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması isteniyordu. Akhanlı, ölüm döşeğindeki babasını son kez görebilmek için geldiği Türkiye’de 10 Ağustos 2010’da tutuklanmış, 8 Aralık 2010’da da tahliye edilmişti. Bu sırada görmek için Türkiye’ye dönmeyi bile göze aldığı babası, o tutukluyken hayatını kaybetmişti.

İşte Akhanlı’nın Aralık 2010’da savunma bile yapmadan tahliye olduğu duruşmada avukatına okuttuğu mektup:

Duruşmada, sanık Erdoğan Akhanlı’nın yazdığı mektup, avukatı Haydar Erol tarafından mahkemeye sunuldu.

Mektupta yer alan ifadeler şöyle:
“Türkiye’ye gelişimin tek amacı olan babamı görme isteğim, savcının üzerime hoyratça boca ettiği ithamlar ve yargıçların keyfi kararlarıyla mutlak bir tarzda engellendi. Babamın 27.11.2010 tarihindeki vefatı, benim için tamiri mümkün olmayan bir kayıp, sözün bittiği bir an oldu. Herkesin bir miladı vardır. Tahliye, özgürlük, yurt gibi kavramlar milattan önceki anlamını yitirdi. Zamanında verilebilecek bir tahliye, sürgün günlerimin bitişi, Türkçe dili dışında kopmuş olduğum bu ülkeyle yeniden tanışmamda ilk adımı oluşturacaktı. Şimdi verilmesi muhtemel tahliye kararı, benim için bir özgürlükten ziyade, yeni ve son sürgünümün başlangıcı anlamını taşıyacak. Öteki olarak algılandığım ve acımasız bir reddedişle karşılaştığım bu ülkenin kendi yasalarını kötüye kullanan, ön yargılı, kibirli, vurdum duymaz savcılarına ve yargıçlarına söyleyecek sözüm yok artık. Davanın bütün aşamalarında mutlak bir suskunluğu seçiyorum.”

(Ajanslar)