Ana Sayfa Blog Sayfa 4983

Yağmur yağıyor, Seller akıyor, Şenlik İnsanı camdan bile bak(a)mıyor

Açıklama: Aşağıdaki yazıyı dün öğle saatlerinde yazmıştım. Çok güzel geçen bir şenliğin ardından çok keyifli bir şekilde bilgisayarın başına geçerek tamamlanmış bir yazı. Bu sabah yazmaya otursam, kuvvetle muhtemel Çetin Altan‘ın yıllar önce yaptığını yapar; “Bugün canım hiçbir şey yazmak istemiyor” der bırakırdım.

Böyle bir günde böyle bir yazı yazılır mı?” diye düşünürdüm başka birinin bu kara günde bu kadar keyifli bir yazısını okusa idim. Yazıyı geri mi çeksem diye düşündüm ama ardından vazgeçtim. Hrant abi (Dink) değil mi sonuçta bizim yol göstericimiz . Ve biz, hepimiz, onun dediği gibi “Yaşadığımız cehennemi, cennete çevirmeye talip insanlar” değil miyiz.

anavarza

_________________________________________________

 

Ne olsun adı demiştik toplantılardan birinde. Alternatif’e alternatif “yaratıcı” isimler üzerinde hayli geyik döndermiştik. Zaten bizim “yeşil” toplantılarımız malum. Şenliğin 10kaplan gücündeki koordinatörü Sevil olmasa makaramız her toplantının 10. dakkasında sarı bağlar ; sonrasında da muhabbet bizi hangi diyara götürürse orada alırdık soluğu. (10kaplan demişken Phantom abiye de saygılar. Ben seni pek okumazdım Phantom abi ama saygı duymamazlık da etmezdim).

 

Derken efendim, en alternatif ismin “Alternatif” olduğu müthiş sonucuna ulaştık. Alternatif Medya Şenliği logosunu çekiştirdik sonra, öyle mi dursun, böyle mi kalsın, hafif gölgelensin mi, puntosu şöyle mi olsun derken onu da bir hale yola soktuk. Kimler gelsin kısmında herkes serdi ortaya gönlünde yatan aslanları. Biz meğer ne gönlü geniş yeşiller imişiz be hocam!

 

Davetler gönderdik sonra, bir maniniz yoksa buyurmaz mısınızlar ilettik, sorumluluklar paylaştık akabinde, sen şu ucundan tut ben de öbür ucundanları bölüştük. Derken derken hava durumu abi göz kırptı şenliğe ramak kalmışken. Yağar mılar, fırtına kopar mılara; standlar uçar mılar, şemsiyeler 80 günde devri aleme karışır mılara geldi sıra. Şenliğin başlamasına 12 saat kala 15 Ekim saat 22:00‘de 10kaplan gücündeki Sevil, elinde telefon bana bakıyordu, “Yağar mı?”, “Yok yok, yağmaz” diyordum ben de, “hem de o kadar yağmaz ki, ben yarın şezlongla bornozla filan gelicem, sonbahar güneşinden bir nasipleneyim diye! Anla yani artık Sevil, o kadar yağmaz!”. Ama meteoroloji abla bu kuluna çok gördü bronzlaşmayı be hocam, n’aparsın!

 

16 Ekim saat 10:30. Yeşil Ev’de bir curcuna. 10Feride gücündeki Selda koşturuyor telaşlı acele sesiyle. Şenlik alanında çadır dikmeler, branda germeler. Düşen şemsiyeleri nasıl sabitleriz düşüncelerine inceden gark olmalar. Twitter/Facebook insanı ilan edilmişliğimin başlamasına şurda ne kadar kalmış ki yollu kendi içimle kavilleşmeler.

 

Ben de (akıl bu ya!) “ne olacak yau, siz söylersiniz ben de burada yazarım işte” diye Yeşil Ev’in cafe kısmında oturmaya teşne oluyorum 12:00’ye pek az kala. Olmazlanıyor arkadaşlar, “kıvrıl salonun bir kenarına, ne duysan yaz, ne görsen ilet” diyorlar. Kıvrılış o kıvrılış hocam, bir 15 dk yemek molası hariç hep toplantı salonunun bir ücrasında sanal fişekler göndermekteyim bizim ışıklarımızla aydınlanmak isteyenlere.

 

Laptop denen naneyi kullanma pratiğim de yok aksi gibi. 10kaplan gücündeki Sevil ona da çare bulmuş, bir mouse tutuşturuvermiş elime allahtan. E ama bu bana verdiğiniz laptop’un şarjı bitti demek için kafamı kaldırmama kalmıyor 10tweet gücündeki Ayşe hoop kapıyor elimdeki laptopu ve 5 saniye geçmeden bir başkasını kucağıma buyur ediyor. O tükenince bir diğerini bu sefer Savaş yetiştiriyor, o “yeter, pes” dediğinde, “bu Mac, sen anlamazsın” diye kendi macintoshu ile Sibel yanımda bitiveriyor. Gün boyu envai çeşit laptop ile haşır neşir oluyorum, arada “o Mac’i bile anlar hale geliyorum.”

 

Bu arada toplantı salonu Tuzla – Cevizlibağ otobüsü gibi bir hissiyat içerisinde. “Arkaya ilerleyelim beyler” durumu bile abes, hem niye sırf “beyler” durumu da günün mana ve ehemmiyeti açısından vurgulanmaya değer.

 

Nadire Mater, “Medya Okur Yazarlığı” ile başlıyor, Tolga Çevikel, “Yeni Medya Düzeni (mi?)” ile devam ediyor, Avniye Tansuğ, açık radyodan zaten aşina olduğum sesi ile, “İnternet Sansürü”nü masaya yatırıyor, Yasemin İnceoğlu, bizim Murat’ın (Köylü) her haberimizde her yazımızda söyleye yaza kafamıza nakşettiği “Medyada Nefret Söylemleri” konusunu ele alıyor, Alper Akyüz ve Erkan Saka “Dijital Aktivizm” konusunda salonda kim var kim yok aydınlatıyor.

 

Panellerimize konuşmacı olarak katılan dostlarımız da kendi hikayeleri ile hepimizi zenginleştiriyor. Defne Koryürek (fikirsahibidamaklar.org), Koray Doğan Urbarlı (Yeşil Gazete), Sayat Tekir (Nor Radyo), Ömer Akpınar (Kaos GL), Füsun Sarp Nebil (Turk İnternet.com), Ali Osman Özdilek (Bilgi Üniversitesi), Vedat Çakmak (Galatasaray Üniversitesi), Mahir Ilgaz (Açık Radyo), İlden Dirini (Alternatif Bilişim Derneği), Cengiz Alğan (Sosyal Bilişim Derneği), Murat Köylü (Yeşil Gazete), Ozan Zeybek (askerleranlatıyor.blogspot.com), Özgür Uçkan (Bilgi Üniversitesi), Levent Şensever (Irkçılığa ve Milliyetçiliğe DurDe), Burcu Türkay (maalesef aramızda olamadı) (Uluslararası Af Örgütü), Ezgi Köksal (İnternetime Dokunma).

 

Dinleyiciler de fikirlerini aktarıyor. Yunus Emre abimin o lafı geliyoır aklıma, “Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı. Söz ola ağulu aşı, yağ ile bal ede bir söz“.

 

Şenlik alanında ne olup bittiğini merak ediyorum, Durukan (diğer şenlik koordinatörümüz) damlıyor yanıma. Kulağıma fısır fısır şenlik alanı malumatlarını iletiyor. “Yağmur devam ediyor. Herkes sucuk gibi oldu. Orası iptal buraya aldık. Konser iptal Beat Bar’da parti kararı aldık” vsr. Ben de “Katip arzuhalim yaz yare böyle” modunda ne dense ne olsa ne duysam ne görsem tıpı tıpı hem twittere hem facebook’a döşeniveriyorum. Bir konuşmacı bir siteden mi dem durdu, çatapata o siteyi arayıp buluyorum, bir moderatör projeksiyondan bir grafik mi paylaştı hemen ben de nerde ise ortaya çıkarıp sanal aleme yol ediyorum. Biri bir fotoğraf mı paylaştı, ben de ben de ben de… diye tutturuyorum.

 

15 dk yemek molasında dank ediyor kafama ne menem bir iş kotarrmış olduğumuz. Yeşil Ev tıka basa dolmuş ve değil oturacak, ayakta manevra yapacak bile yer yok. Alternatif Medya, Oğuz abimin (Atay) “Ben burdayım sevgili okur. Peki sen nerdesin?” sorusuna kol kola girmiş, “Biz de burdayız Oğuz Abi” der gibi sanki. Ah be Oğuz abim (Atay) ne vardı, sen de yanımızda olaydın.

 

Son panelin son sorusu da dinleyicilerden gelmiş ama kimse yerinden kalkmak istemiyor. Alper (Akyüz) “Panel kısmı sona ermiştir” dese de kimsenin ne inanası ne de isteyesi var.

 

Parti kısmına geçiyoruz ardından. Durukan’ın kulağıma fısırdadığı, “Partide sürprizler de olacak abi, yaz hadi, bunu da yaz” lafı meğer ne yerinde bir tespit imiş. Bir performans sanatçısı, Şafak Yüreklik; Beat Bar müzikleri eşliğinde tüketim toplumunu ve harcadığımız dünyayı hicveden bir dans gösterisi sunuyor. O bitince bir diğeri alıyor yerini. Arada her nasılsa birkaç arkadaşıma, “Benim yarın doğum günüm” demiş bulunuyorum. Aaa, üzerime iyilik sağlık, 5 dk sonra 10Feride gücündeki Selda elinde yaş pasta, “Mumları üfle Alper!” diye karşımda bitivermesin mi! O tekila bu bira derken dünya gezegeninden halley kuyruklu yıldızına doğru bir seyir halinde bulunduğumu hayal meyal hatırlıyorum.

 

MFÖ abilerin bir şarkısında geçerdi hani. Ali Desidero‘da galiba. Ben o sözü bu şenliğe uyarlamış olayım hocam, “Bunu saymıyoruz Şenlik, haydi yarın!

 

anavarza

ps1: Alternatif Medya Şenliği günü attığım tüm tweetler

ps2: Alternatif Medya Şenliği gününden birkaç fotoğraf

ps3: Alternatif Medya Şenliği gününden bir video

ps4: Alternatif Medya Şenliği gününden başka bir video

ps5: Alternatif Medya Şenliği Partisi, Şafak Yüreklik’in performansı

ps6: Alternatif Medya Şenliği Facebook sayfası

Kadın voleybolunda etek hareketi

0

Rus antrenör Nikolai Karpol’un başlattığı yeni modaya göre, etek boyları en fazla 20 santim olacak. Bu modanın tüm dünyaya yayılması bekleniyor.

Kadın voleybolunda giysi devrimi yapıldı. Devrimi yapan kişi Rusların efsane antrenörü Nikolai Karpol.

Yüzyılın antrenörü seçilen Karpol, “Dünya voleybolunun seyir estetiği açısından da yenilik yapılması gerekiyor. Bu da formalarla olur. Sporcuların hem maç sırasında hem de voleybola temaşa kazandırılması açısından etek modasını getirdik” diyerek kendi sporcularını etek giydirdi.

Hürriyet’in haberine göre, Karpol, etek kararı için kendi federasyonunda ve Uluslararası Voleybol Federasyonu FIVB’den izin aldı.

Rusya’nın Ekaterinburg şehrinin takımı olan Uralockha NTMK’de başlayan etek modası şimdiden büyük sükse yaparken, bu akımın önce Rusya liglerine ardından da hızlı tüm dünyaya yayılması bekleniyor.

 

Avrupa Kadınlar Boks Şampiyonası’nda 2 çeyrek final

0

Hollanda’nın Rotterdam kentinde devam eden Avrupa Kadınlar Boks Şampiyonası‘nın ikinci günü akşam seansında ringe çıkan 3 Türk sporcudan 2’si çeyrek finale yükseldi.

54 kiloda Ayşe Taş, Danimarkalı rakibi Pernille Larsen’i 14-3, 57 kiloda Nagehan Malkoç, Macar rakibi Iren Racz’ı 13-5 yenerek çeyrek finale yükselme başarısı gösterdi.

İlk turu bay çeken 75 kiloda Elif Güneri, Ukraynalı boksör Liliya Durnyeva’ya 10-6 yenilerek şampiyonadan elendi.

Şampiyonanın 3. gününde ise 69 kiloda ilk turu bay geçen Nurcan Göksel, Gallerli rakibi Lauren Price ile, 81 kiloda Selma Yağcı, Polonyalı rakibi Sylwia Kusiak ile, +81 kiloda da Şemsi Yaralı, yine Polonyalı boksör Anna Slowik ile yarı finale çıkma mücadelesi verecek

 

Memurun 2012 maaş zammı tehlikede

0

Memurlarla hükümet toplusözleşmede anlaşamazsa memurlar 2012 yılında eski maaşını almaya devam edecek. 2012 yılı bütçe tasarısının memurların zamlarını düzenleyen ‘katsayı’ bölümüne 2011 Temmuz ayında Bakanlar Kurulu’nun belirlediği maaşlara ait katsayıların konulduğu öğrenildi. Toplusözleşmeler eğer bütçe TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda görüşülürken biter ve sistemi değiştiren yasal değişiklik çıkarsa katsayıların arttırılması sorun olmayacak. Verilen önergelerle maaşlara zam yapılabilecek. Ancak bütçe tasarısı Genel Kurul’da görüşülürken biter ve maaşlarda artış olursa sorun olabilecek. Çünkü Genel Kurul’da harcama arttırıcı değişiklik yapılamıyor. Bürokratlar da memur maaşlarında yeni çıkacak yasa ile sistemin değişeceğini belirterek, belki de katsayıların toplusözleşme sonucunda ilan edileceğini ve bütçeye konulmasına gerek olmayacağını da bir alternatif olarak düşünüyorlar.

Toplu görüşmeler eğer bütçe Meclis’te görüşülürken biterse personel ödeneği ve yedek ödenek devreye girecek. Bütçe tasarısında memur maaşının ortalama artışının en fazla yüzde 11-12’ye kadar arttırılmasına yönelik senaryo hazırlandığını, ‘denge’ artışının ne olacağının belirsiz olduğunu anlatan yetkililer, personel ödeneğinin yüzde 12 civarında arttırıldığını ancak bu ödeneğin yüzde 80’inin memur maaşlarına yönelik olduğunu söylediler. Bu durumda yedek ödeneğin devreye gireceğini anlatan yetkililer bu nedenle yedek ödeneğin 4.8 milyar liraya çıkarıldığını anlattılar.

Bütçede en yüksek payı 88.5 milyar lira ile Maliye Bakanlığı aldı. Milli Savunma Bakanlığı’na 18.1 milyar liralık ödenek verilirken bu sene ilk defa HSYK’ya da 35 milyon 512 bin TL’lik pay ayrıldı.

(Ajanslar)

Kenan Evren’in boş villasındaki polis koruması kalktı

Kenan Evren‘in Muğla’nın Marmaris İlçesi’ne bağlı Armutalan Beldesi‘ndeki villasının bulunduğu sokakta 3 polisle 24 saat süreyle verilen koruma hizmetine 21 yıl sonra son verildi.

Nöbet kulübeleri boşaltılıp, bayraklar indirildi, görevli polisler çekildi. Kenan Evren, 4 yıl önce sağlık problemleri nedeniyle İzmir’e taşınmış, Marmaris’taki evini satışa çıkarmıştı. Yedinci Cumhurbaşkanı Kenan Evren, emekli olduktan sonra, 1986 yılında Armutalan Beldesi’nde arsa satın aldı. Evren, arsasına villa yaptırıp, 1990 yılında buraya yerleşti. Evren’in villasının adından dolayı oturduğu sokağa ’Beyazev’ adı verildi.

Kısa sürede Evren’e komşu olmak için mahalleye, aralarında dönemin emekli Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Halim Çorbalı, Milli İstihbarat Teşkilatı’nda görevli üst düzey bürokratlar, Genelkurmay eski Başkanı Doğan Güreş ve Ankara’da uzun yıllar görev yapmış üst düzey istihbarat görevlilerinin de bulunduğu çok sayıda kişi tarafından lüks villalar yaptırıldı.

Üst düzey bürokratların da yerleşmesi üzerine 500 metrelik Beyazev Sokağı’nın giriş, çıkışı ile Evren’in villasının önüne polis kulübeleri yaptırıldı. Üç kulübede 7 gün 24 saat boyunca toplam 3 polis nöbet tutmaya başladı. 2007 yılında Kenan Evren, sağlık problemleri nedeniyle İzmir’de Hava Eğitim Komutanlığı içindeki lojmana taşınıp, villasını satışa çıkardı. Belediye Meclisi Evren Paşa’nın taşınmasının ardından sokağın ismini 239 Sokak olarak değiştirdi. Ancak sokaktaki korumalar görevlerine devam etti.

Muğla İl Emniyet Müdürlüğü, boş villaların korunmaması için bir süre önce talepte bulundu. Vali Fatih Şahin başkanlığında toplanan İl Güvenlik Kurulu, geçen haftaki toplantıda yıllardır devam eden koruma uygulamasını gündemine aldı. Toplantıdan, koruma polislerinin kaldırılması kararı çıktı. Kararın resmi yazıyla bildirildiği Marmaris İlçe Emniyet Müdürlüğü, törenle sokaktaki üç nöbet kulübesinin önündeki direklerde asılı Türk bayraklarını indirdi. Kulübedeki eşya boşaltıldı. Böylece 21 yıl sonra koruma kaldırılmış oldu.

Kenan Evren’e 30 metre mesafedeki villasında emekli olduktan sonra anılarını yazan Genelkurmay eski Başkanı Doğan Güreş de 2006 yılında Marmaris’ten ayrılıp, Bodrum’da yaşamaya başlamıştı. Güreş’in yaz aylarında sadece birkaç günlüğüne Marmaris’e gelip, villasında kaldığı öğrenildi.

(Ajanslar)

CHP’li kadın vekillerden pantalon eylemi

0

Pantolonlar giyildi, etekler çantaya, poşete konuldu. Grup toplantısına girildi. Saat 15’e doğru bu kez pantolon çıkarıldı etek giyildi. Kadın milletvekilleri formülü buldu. Genel Kurul dışında Meclis binası içinde pantolon ile geziyorlar. Genel Kurul’a girerken de üstlerini değiştiriyorlar. Etek çantada formülünü uygulayan isimlerin arasında CHP Grup Başkan Vekili Emine Ülker Tarhan var.

Pantolon hayali, başörtüsüne takıldı; kadın milletvekillerinin Genel Kurul’da pantolon giymesine imkan sağlayan teklif, komisyona geri çekildi.

Çekildi ama kadınlar rahatlıklarından ödün vermedi.

CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan, Meclis’e pantolonuyla geldi.

Saat 13:30’daki grup toplantısını pantolonuyla izledi.

Ama saat 15’e yaklaşırken kıyafetini değiştirip etek giydi. Genel Kurul’a girebilmek için…

Sadece Emine Ülker Tarhan değil.

Rahatına düşkün kadın milletvekillerinin pek çoğu bu yönteme başvurmaya başladı.

Pantolon giyip eteklerini yanlarında getiriyorlar. Ve genel kurul saati geldiğinde kıyafet değiştiriyorlar.

Oysa, kadın milletvekillerinin Genel Kurul’da pantolon giymesine imkan sağlayan teklif komisyondan geri çekilmesiydi etekler de onlar için yük olmaktan çıkacaktı.

(Cnnturk)

Hakkari’de saldırı: 26 asker hayatını kaybetti

Çukurca ve Yüksekova’ya sabaha karşı düzenlenen saldırılarda 26 askerin hayatını kaybettiği, 22 askerin ise yaralandığı açıklandı.

Hakkari’nin Yüksekova ve Çukurca ilçelerinde sabaha karşı 01:00’de iki ayrı noktaya yapılan saldırıda 26 askerin hayatını kaybettiği ifade ediliyor.

NTV’nin haberine göre, 05:00’e kadar süren saldırılarda 18 asker de yaralandı. Hakkari Valisi Muammer Türker, saldırının polis ve askeri noktalara eş zamanlı gerçekleştirildiğini açıkladı.

Genelkurmay Başkanı Necdet Özel ile kuvvet komutanları bölgeye hareket etti. Hakkari’de hava operasyonu başlatıldı. Reuters haber ajansı, Türk Silahlı Kuvvetleri’ne mensup askerlerin sıcak takip amacıyla Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne girdiğini duyurdu.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, “Bu mücadele uzun soluklu bir mücadele. Dünyanın başka yerlerinde de böyle olmuştur. Türkiye’deki demokratik gelişmeleri terörle elde ettiklerini düşünenler büyük bir tarihi yanılgı içinde” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kazakistan’a yapacağı üç günlük geziyi, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu da Sırbistan’a yapacağı ziyareti iptal etti.

Dün (18 Ekim) de Bitlis’in Güroymak ilçesinde meydana gelen patlamada da beş polis ve üç sivil hayatını kaybetmişti.

[Haber-Yorum] Turkiye, Brezilya’da dizi oluyor 2 – İhsan Eğriboyun

Turkiye Brezilya’da Dizi Oluyor‘ baslikli haberin 1. bolumunu 10 Ekim’de yazmistim. Konuyla ilgili yeni gelismeler olunca haberin 2.bolumunu yazmak sart oldu ki anlasilan 3,4,5 diye seri halinde devami da gelecek. Çunku Brezilyali izleyicilere Turkiye’den esintiler tasiyan bir diziyi izletmeye kararli olan yapimcilar çalismalarina tam gaz devam ediyorlar.

Ulkenin en buyuk televizyonu Globo’da ekrana gelecek yeni dizisinde Turk kulturunu Brezilya’da tanitmayi amaçlayan unlu yazar ve senarist Gloria Perez Turkiye’ye yaptigi geziyi tamamladi.

Produktor Rodrigo Tapias ile birlikte Turkiye’nin onemli turistik bolgelerini gezen yazar, Istanbul ve Kapadokya’ya hayran kaldi. Gloria Perez izlenimlerini, ‘Turkiye çok guzel bir ulke. Insanlari da misafirperver ve saygili.’ sozleriyle ozetledi.



Gloria Perez Turkiye'de (sagdan ikinci sirada)

 

Turkiye’yi sadece gezmekle kalmayip, Turk kulturu uzerine arastirmalar da yaptigini belirten Perez, ayni yontemi daha once Hindistan‘i konu ettigi diziyi hazirlarken de uyguladigini soyledi.

Kapadokya’dan çok etkilenen unlu yazar, kaleme alacagi dizinin bir kisminin burada geçecegini açikladi. Gloria Perez Kapadokya için, ‘Muhtesem ve essiz!’ ifadesini kullandi.


Kapadokya
İstanbul

 Turkiye’yi yakindan taniyan Brezilyali dostlariyla birlikte Fenerbahçe’de forma giyen vatandasi Alex de Souza ve esi Daiane ile de bulustu Gloria Perez. Alex ve esinin Turkiye’yi çok sevdigini ayni zamanda Turkiye’de çok da sevildiklerini gozlemleyen yazar, Daiane’nin ‘Çocuklarimizi Istanbul’da uluslararasi bir okula degil Turk okuluna gonderdik. Onlarin Turk kulturunu tanimalarini, ondan bir seyler alarak bizim kulturumuzle harmanlamalarini istedik’ seklindeki sozlerini çok anlamli buldugunu soyledi.

Alex de Souza
Soldan sağa Alex, Daiane, Gloria Perez, Rodrigo Tapias

Brezilya’da 2013 yilinda ekrana gelmesi planlanan Turkiye konulu diziyle ilgili son gelismeleri boyle ozetledikten sonra Gloria Perez’e iliskin bir parantez açmakta fayda var.

Gloria Perez

Perez bir yazar olarak ulkesinin en taninan simalari arasina girmeyi basarmis yaptiklariyla. 2001 yilinda ekrana gelen ‘O Clone‘ adli dizide Kuzey Afrika ulkesi Fas’i konu etmis ve bu sayede musluman kulturunu tanitmis Brezilya’da. Ulkede buyuk yanki uyandiran dizi izlenme rekorlari kirdigi gibi, birçok sehirde oryantal dans kurslarinin açilmasina sebep olmus. Dizide kullanilan sarkilar arasinda Ajda Pekkan’in ‘Bir Gunah Gibi’ adli sarkisi da yer almis.

O Clone

2005 yilinda ‘América‘ yayinlanmis Brezilya’da. Bu dizide Amerika Birlesik Devletleri’ne goç eden ailelerin yasamlarindan kesitler sunmus Gloria Perez. Bu sayede ulkesi ABD kulturunu daha yakindan tanimis. Bu dizide buyuk bir ilgiyle izlenmis tabi.

América

Ve Gloria Perez’in 2009 yilinda ekrana tasidigi, Hint kulturunden izler tasiyan dizisi ‘Caminho das Índias‘ onun Brezilya’daki ununu perçinledigi gibi Amerikan televizyon odulu Emmy’e ulasmasini da saglamis. Perez o yil en iyi dizi dalinda Emmy odulu almis.

Caminho das Índias

Kisacasi Turkiye’yi bir Brezilya dizisine konu edecek yazar isini çok iyi yapiyor.

Ortadaki Gloria Perez

 

 

Yazı ihsanegriboyun.blogspot.com ‘dan alıntılanmıştır

 

 

İhsan Eğriboyun

http://twitter.com/#!/ihsn

TCDD’den o danışmana ödül gibi görev

Devlet Demiryolları‘nın dergisine yazdığı makalede “Yeşilçam’da artist olma heveslisi Erzurum kızları, trenle İstanbul’a kaçarlar, çam dibine yatırıldıktan sonra dönerler” yazan Bakan Binali Yıldırım‘ın danışmanı Mehmet Aycı önce görevden alındı sonra terfi ettirilerek TCDD’nin basın sorumlusu oldu.

Devlet Demiryolları’nın (TCDD) “Raillife” adlı dergisine yazdığı makalede yer alan “Yeşilçam’da artist olma heveslisi Erzurum kızları, trenle İstanbul’a kaçarlar, çam dibine yatırıldıktan sonra dönerler” ifadeleri nedeniyle görevden alınan, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın basın danışmanı Mehmet Aycı, TCDD’ye basın ve halkla ilişkiler sorumlusu olarak atandı.

Mehmet Aycı, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım’ın basın danışmanı olduğu dönemde, Şubat 2011’de, TCDD’nin aylık yayımlanan dergisi “Raillife”da, “Trenden kaçan oğlan” başlıklı bir yazı kaleme almıştı.

ERZURUMLU KADINLARIN TEPKİSİ

Mehmet Aycı’nın yazısı Erzurumlu kadınların tepkisine de neden olmuştu. Söz konusu yazı üzerine Aycı da Erzurumlu kadınlardan özür dilemişti. Aycı, Binali Yıldırım’ın basın danışmanı olmadan önce de TCDD’de basın sorumlusu olarak görev yapıyordu. Söz konusu olaydan sonra Aycı, TCDD’de yeniden basın ve halkla ilişkiler sorumlusu olarak görevlendirildi.

GÖREVDEN ALINMIŞTI…

Yazıda, “Mustafa Çetin Baydar anlatmıştı. Tren Erzurum’a geldikten sonra Yeşilçam’da artist olma heveslisi Erzurum kızları, trenle İstanbul’a kaçarlar, türlü maceralar yaşadıktan hatta çam dibine yatırıldıktan sonra, tabii artist olamadan, ancak ‘kız gittim, kadın geldim’ havasında, tekrar memleketlerine dönerler. Yeşilçam’a varmadan, yolda belde İstanbul’da ikna edilenler ayrı, pişman olanlar da ayrı, film çevirmeye başlayanlar yandı gülüm keten helva hikâyesidir. Ve bu hikâyenin kaçış kısmı trenlidir” ifadelerine yer veren Aycı, Binali Yıldırım tarafından görevinden alınmıştı.

BAKAN ÜZGÜNDÜ AMA ÖDÜLLENDİRDİ

Hatta Yıldırım, söz konusu yazı üzerine yaptığı açıklamada, “Yanlış, talihsiz, kabul edilemez bir yazı. Kızlarımız, kadınlarımız hakkında böylesine çirkin söz ve benzetmeleri yapmak, hele hele kahramanlık ve bağımsızlık sembolü olmuş Nene Hatun’un memleketinde, Erzurum’daki kadınlarımıza böyle bir şeyi layık görmek asla ve asla kabul edilemez. Bunu yapanın benim bakanlığımın personeli olması durumun vahametini değiştirmez. Bu arkadaş gerekli karşılığı görmüş, mevcut görevinden alınmıştır. Ayrıca böyle bir kişiyi kadromda bulundurduğum için ayrıca üzgünüm” demişti.

(Ajanslar)

31 Ekim’de 7 milyarız

Birleşmiş Milletler‘in tahminlerine göre, 31 Ekim’de dünya nüfusunun ilk kez 7 milyara ulaşması bekleniyor.

1800’lere kadar dünya nüfusu bir milyara ulaşmamıştı. 100 yıl sonra dünya nüfusu bir milyar daha arttı. Son bir milyarlık artış ise sadece 13 yıl içinde geldi. Ancak artışın hız kesmesi beklenmiyor.

Independent Gazetesi’nin haberine göre; Birleşmiş Milletler 2080’lerde dünya nüfusunun 10 milyara ulaşacağını tahmin ediyor.
Zengin ülkelerde nüfus göçle artıyor. Bu ülkelerde doğum oranları düşük, nüfus yaşlı.

En yüksek doğum oranları ise yoksulluğun pençesindeki ülkelerde. Nüfus artışının yüzde 95’i gelişmekte olan ülkelerden özellikle de Sahra çölünün güneyindeki ülkelerden kaynaklanıyor.

Bir milyar kişi sıklıkla kanalizasyonu ve temiz suyu olmayan gecekondu mahallelerinde yaşıyor. Bu durum da kıt kaynaklar üzerindeki baskıyı ve açlık sosyal huzursuzluk ve savaş tehlikesini artırıyor.