Ana Sayfa Blog Sayfa 4980

Avaaz: Suriye’ye giden yolu aydınlatmak için harekete geç!

Dünyanın en büyük çevrimiçi aktivizm örgütlenmelerinden Avaaz.org, Suriye’de hastaneler dahil güvenli hiçbir yer kalmadığı gerekçesi ile kampanya başlattı. Örgüt, ülkedeki hastanelerin durumunu “dehşet içinde” olarak olarak tanımlıyor ve bu durumu engellemek için Suriye’nin ana destekçisi ve silah tedarikçisi Rusya’nın ikna edilebileceğini söylüyor. Bunun için, Almanya Başbakanı Merkel ve Türkiye Başbakanı Erdoğan, Rusya üzerinde nüfuzlarını kullanabilir ve Suriye’deki demokrasi hareketine destek verebilirler.

Avaaz’a göre Suriye’de şu ana kadar en az 5,500 kişi öldürüldü. Hastane personeli ve tanıkların ifadelerine göre, Suriye güvenlik güçleri demokrasi yanlısı onlarca göstericiyi yakalamak, işkence etmek ve öldürmek için hastaneleri ve Kızılay araçlarını kullanıyor. Aynı yöntemle doktorları da gözaltına alıyor. Bu uygulamalar uluslararası hukukun açık ihlalidir.

Avaaz: Dünya Eylemde

İki hafta önce Rusya, Suriye rejiminin masum insanları katletmesini önlemeyi hedefleyen Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ni bloke edilmesine önayak oldu.

Almanya ve Türkiye’ye, Arap Birliği’yle birlikte hareket etmeleri ve Rusya’ya BM’nin Suriye için harekete geçmesini engellemekten vazgeçmesi yönünde baskı yapmaları çağrısında bulunan dilekçeyi imzalamak için tıklayınız.

 

(Yeşil Gazete)

 

 

İkinci günde de yüzbinler sokakta

0

Yunanistan’da çatışmalara sahne olan genel grevin ikinci gününde onbinlerce işçi, ağır kemer sıkma önlemlerinin tartıştığı parlamento önünde toplanmaya başladı. Sendikaların çağrısı üzerine toplanan, parlamentoyu kuşatma altına almaları beklenen işçilere karşı polis güvenlik önlemlerini en üst seviyeye çıkarmış durumda.

Yunanistan Parlamentosu, hükümetin AB ve İMF ile vardığı anlaşma gereği, vergi artışlarıyla maaş ve ücretlerde kesintileri öngören yasal düzenlemeleri dün 141’e karşı 154 oyla kabul etti. Düzenleme, bugün maddeler üzerinde yapılacak ikinci oylama ile yasallaşacak.

Kabul edileceğine kesin gözle bakılan kamu çalışanlarının işten çıkarılmasını da içeren yasal düzenleme ile 30 binden fazla kamu çalışanı işsiz kalacak. Bu güne kadar işçinin işinden olmayacağı tek yer olan kamudaki bu düzenlemeye Yunanlılar adeta isyan ediyor.

Önlemler için “İlaçlar hastayı öldürüyor” diyerek sert tepki gösteren, dün son bir buçuk yılın en büyük protesto gösterilerini düzenleyen işçiler bugün de sokaklara indi. Dün yoğun çatışmalara sahne olan başkent Atina’da hayat yine felce uğrarken onbinlerce kişi kent merkezinden Parlamento’ya doğru yürüyüşe geçti.

Ülkenin tüm büyük sendikaları tarafından ilan edilen, ikinci gününe giren genel greve hem kamu, hem de özel sektör çalışanları katılıyor. Resmi dairelerde iş başı yapılmıyor. İşyerleri, dükkanlar kapalı kalırken toplu taşıma araçları da çalışmıyor.

Katılımın daha büyük olması beklenen bugünkü gösteride işçilerin, dün önünde yoğun çatışmaların yaşandığı parlamentoyu kuşatmaları bekleniyor. İşçiler parlamentoyu kuşatarak, önlemlerin yasallaştırılacağı parlamento toplantısını boşa çıkarmayı hedefliyor.

AB ve İMF, rekor seviyesindeki bütçe açığını kapamaya çalışan Yunanistan’ın, 110 milyar Euro değerindeki kurtarma paketinin son taksidi olan 8 milyar Euro’yu alması için önlem paketini yasallaştırarak hayata geçirmesini şart koşuyorlar. Hükümet 8 milyar Euro’yu alamaması durumunda borçlarını ödeyemeyeceğini söylüyor.

Yunanistan, borçlarını karşılamak için uluslararası piyasalarda uzun vadeli kredi bulamayınca 18 ay önce Avrupa Birliği ve IMF’den yardım istedi. Bu kuruluşlar iki yardım paketi karşılığında bütçede ciddi oranda kesinti yapılmasını şart koştu.

Ülkenin içine düştüğü ekonomik krizden banka, finans kuruluşları ile siyasetçileri sorumlu tutan sendikalar, faturanın halka kesilmesine tepki göstererek, halkın son önlemleri kaldıracak düzeyde olmadığı savunuyor.

(Ajanslar)

Gerze’de baskılar devam ediyor

Termik santrale karşı verilen mücadeleyle tüm Türkiye’ye örnek olan bir direniş sergileyip termikçi şirketi durduran Gerze’de dün gece itibariyle nokta operasyonunu andıran bir gözaltı furyası başladı.

Alınan bilgiye göre elinde 90 kişilik bir liste olan jandarma ekipleri Gerzelileri tek tek gözaltına alıyor! Buna karşılık olarak da, Gerzeliler gözaltına alınanlara destek vermek için için YEGEP önünde toplanmaya başladı.

Dün akşam saatlerinde Gerzeli bir baba ve oğula ulaşan jandarma ekipleri 15 Eylül’de sergilenen direnişle ilgili olarak ifade vermek üzere savcılığa çağırdı. Gerzeli baba oğul ise kendi doğalarını savunmak için bu eyleme katıldıklarını ve gerekirse aynı şeyi yine yapacaklarını söyledi.

Bu sabah itibariyle ise bölgeye gelen jandarma ekipleri Gerzelileri tek tek gözaltına almaya başladı. Jandarmanın elinde 90 kişilik bir liste olduğu, Gerzelilerin “toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet”, “kamu malına zarar” ve “görevli memura mukavemet” ile suçlanıyor. Yeşil Gerze Platformu (YEGEP) çatısı altında mücadeleyi sürdüren Gerzeliler, termik santrale karşı sonuna kadar direneceklerini belirtiyor.

Ne Olmuştu?
Tuncay Özilhan’a ait Anadolu grubunun köylerine termik santral yapmasını engellemeye çalışan Yaykıl halkı şirketin kaçak yollardan sondaj çalışması yapma girişimini Eylül ayı boyunca nöbetler tutarak, yollara barikatlar kurarak, yeri geldiğinde kolluk kuvvetleriyle çatışarak şirket çalışmalarını engelledi. Saldırıların şiddetlendiği günlerde şirket araçları da yakıldı.

(Turnusol)

Medya, muhalefet değil Ortadoğu’ya bakalım – Aslı Aydıntaşbaş

Yataktan çıkmak bile istemedim bugün. Hakkâri haberini duyduğumda, çayımı yudumlarken gazeteleri elime almak, kalkıp internete girmek hiç içimden gelmedi. Gün boyu televizyonda bitmeyen yorumları, 8 ayrı noktaya yapılan saldırının detaylarını da istemeye istemeye dinledim. Şehitlerin isimlerini, iç burkan hikâyelerini duymamış olmayı dilerdim. Siyasilerin gün boyu demeçlerinden, toplantılarından mahrum kalmak için neler vermezdim.
İşte öylesine bir gündü dün. Yatağa gerisin geri dönüp bu kâbusu unutmak istediğiniz günlerden…
Başbakan Erdoğan, saldırı sonrası yaptığı açıklamada medyayı uyardı: “Bugün suçlamak, eleştirmek, hamaset, istismar ve tahrik tohumları ekmek yerine dik durmalıyız.” Doğru, dik durmalıyız. Ama aynı zamanda da serinkanlı bir biçimde karşılıklı konuşmalıyız…
Bugün içimize düşen ateş, günün birinde közlenmeye başlayınca, Kürt sorunu tam siyaset masasında çözülecekken nasıl buralara geldiğimizi konuşmalıyız…
Bu soruya cevabın, sadece PKK değil, Türkiye’nin Ortadoğu’da soyunduğu yeni rolle ilgisi olduğu aşikâr. Önümde istihbarat raporu olmasa da, herhangi bir yetkili kulağıma bir şeyler fısıldamasa da, PKK’nın son saldırısının ‘şu ya da bu biçimde’ Ankara’nın yeni Suriye politikasıyla ‘doğrudan’ ilintili olduğunu bilecek kadar uluslararası siyaset bilgim var.
Geçen hafta ruhani lideri Hamaney’in doğrudan Ankara’yı tehdit ettiği İran ya da PKK’lı komutanların ilişkide olduğu Suriye ya da Ankara’nın açıkça diplomatik savaşa soyunduğu İsrail ya da son dönemde küfrü bastığı Fransa ya da Birleşmiş Milletler’de ‘ayar çektiği’ Batı ya da Kızılcahamam’da alay ettiği Avrupa Birliği’nde birileri, muhtemelen biz bugün ağlarken, ‘Aldınız mı boyunuzun ölçüsünü’ diyor.
Yanlış anlamayın; bu saldırının yukarıda saydığım güçlerden herhangi biri tarafından yapıldığını söylemiyorum. Muhtemelen Suriye ve İran’ın doğrudan parmağı var ama derdim dedektiflik değil. ‘Türkün Türk’ten başka dostu yok’ demek, hiç değil.
Asıl derdim, Türkiye’nin son dönem fazlaca ‘kırıp döktüğünü,’ Ortadoğu’da aktif olmaya çalışırken bazı hassas dengelerle oynadığını, özgüven patlaması yaşarken kullandığı üslupla kendine karşı cepheyi her geçen gün genişlettiğini hatırlatmak.
Mevcut Türk dış politikasının temel istikametine itirazım yok. Ama gazete manşetlerinin hababam ‘En büyük biziz, başka büyük yok’ temposuyla, ‘Biz yükseliyoruz, onlar çöküyor’ başlıklarıyla çıktığı bir ruh halini soluyan memlekette, ‘üslup’ ve ‘denge’ konusunda ayarın kaçtığına şüpheniz var mı?
Üslup ve denge her şeydir dünya meselelerinde. Yıllar önce (2004) güvenlik bürokrasisinin en tepesindeki bir isme ‘El Kaide neden 2003’te İstanbul saldırılarını yaptı?’ diye sormuştum. ‘Çünkü 11 Eylül sonrasında üstlerine fazla gittik, Amerika’ya fazla yardım ettik’ dedi. Bir NATO ülkesi olarak, herkes Türkiye’nin El Kaide’yle mücadelede ABD’nin yanında olacağını biliyordu. El Kaide de bunu biliyordu. Ama demek ki orada bile bir ‘denge noktası’ vardı.
Bir başka sefer, tecrübesine ve sağduyusuna güvendiğim bir başla üst düzey bürokrata, devlet bir yandan PKK ile dolaylı görüşürken örgütün neden karakol bastığını (Dağlıca ya da Aktütün sonrasındaydı) sordum. ‘İran’ın parmağı var’ dedi. İnanamadım. Açıkçası, o günün atmosferinde İsrail’i işaret etmesini beklemiştim. ‘Fakat İran’la üst düzey güvenlik toplantıları yapıyorsunuz. İran PJAK’la savaşıyor’ dedim. ‘İran öyledir. Hem PJAK’ı yönetir, hem de savaşır’ dedi.
İşte şimdi büyük özgüvenle daldığımız Ortadoğu, böyle bir yer. Bu coğrafyada dengeler, önemli. Dil de, üslup da.
Dış politikamızın genel hatlarını doğru buluyorum. Ama zamanında neden Suriye ile bu kadar can ciğer olduk, İran’a bu ölçüde güvendik, İsrail’i durup dururken ezeli düşman belledik, Hamas’ı himayemize aldık, Avrupa’ya sürekli hakaret ediyoruz vs. diye sormadan edemiyorum.
Gün belki soru sorma günü değil. Ama iç düşman avına çıkmadan, muhalefete, medyaya çatmadan önce, belki bu sorularla başlamak lazım…

Aslı Aydıntaşbaş – Milliyet

Gülsüm Tatar yarı finalde

0

Hollanda’nın Rotterdam kentinde devam eden Avrupa Büyük Kadınlar Boks Şampiyonası’nın 3. gününde 64 kiloda Gülsüm Tatar yarı finale yükseldi.

3. gün akşam seansında ringe çıkan Tatar, Fransız sporcu Leatitia’yı 18-13 mağlup ederek yarı finale yükselirken, 69 kiloda Nurcan Göksel ve 81 kiloda Selma Yağcı rakiplerine yenilerek şampiyonaya veda ettiler.

Gülsüm Tatar yarı finale yükselerek bronz madalyayı garantilerken, 69 kiloda Nurcan Göksel, Galler’den gelen rakibi Lauren Price’a 15-5, 81 kiloda ise Selma Yağcı Polonyalı Sylwia Kusiak’a 11-5 mağlup oldular ve şampiyonaya veda ettiler.

Şampiyonada 3. gün müsabakalarının gündüz seansında yarı finale yükselen Ayşe Taş, Nagehan Malkoç ve Şemsi Yaralı ile akşam seansında yarı finale çıkan Gülsüm Tatar, turnuvaya verilen 1 günlük aranın ardından 21 Ekim  Cuma günü finale yükselebilmek için ringe çıkacaklar.

 

‘Firari er’ ölü bulundu

Bitlis’in Tatvan İlçesi’nde vatani görevini yapan ve geçen hafta firar ettiği öne sürülen bir asker, Yolalan beldesinde karayolu kenarında ölü bulundu.

Tatvan İlçesi’nde bulunan 10’ncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı’nda vatani görevini yapan Piyade er Ali Önal, geçen hafta üzerine zimmetli silahı ile birlikte firar ettiği iddia edildi.

Aradan geçen bir haftaya rağmen “firari er” Önal, tüm aramalara rağmen bulunamadı. Bitlis’e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Hizan İlçesinin Yolalan beldesi yakınlarındaki karayolu kenarında dün akşam saatlerinde ceset gören köylüler, durumu jandarmaya bildirdi.

Cumhuriyet Savcılığı ve jandarma ekipleri olay yerinde yaptığı incelemede Önal, ölü bulundu. Yanında silahı, üzerinde askeri kamuflajı bulunan er Önal’ın vucudunun çeşitli yerlerinde kurşun izleri olduğu belirtildi. 5 aylık asker olduğu öğrenilen 21 yaşındaki Önal’ın cenazesi Bitlis Devlet Hastanesi morguna kaldırıldı.

Ali Önal’ın cenazesi yapılan otopsinin ardından ailesine teslim edildi. Ailesi tarafından teslim alınan Önal’ın cenazesi toprağa verilmek üzere memleketi Konya’ya götürülürken, olayla ilgili soruşturma başlatıldığı belirtildi.

Basketbol ve Voleybol’da avrupa karnesi 6’da 5

0
Galatasaray Medical Park 78 - ZVVK Prague 70

Basketbol’da Euroleague, Voleybol’da Şampiyonlar Ligi ve CEV Kupası’nda mücadele eden 6 Türkiye takımı yaptıkları karşılaşmalardan 5’inden galibiyetle ayrılmayı başardı.

Basketbol

Basketbol’da 2 ezeli rakip marka Fenerbahçe ve Galatasaray hem kadın hem erkeklerde avrupa sahnesine çıktı. Bu 4 karşılaşmada sadece 1 mağlubiyet alındı. O maçta da Fenerbahçe Erkek Basketbol Takımı Abdi İpekçi Spor Salonu’nda karşılaştığı İspanyol rakibi Caja Laboral’a 66 – 69 mağlup oldu.

Diğer 3 karşılaşmada alınan sonuçlar ise şöyle.

Fenerbahçe 86 - CCC Polkowice 66

Fenerbahçe Kadın Basketbol Takımı Caferağa Spor Salonunda Polonya’nın CCC Polkowice takımını 86-66 yendi.

Galatasaray Erkek Basketbol Takımı deplasmanda Polonya’nın Asseco Prokom’u 76-72 mağlup etti ve tarihi boyunca yaptığı ilk Euroleague sezonuna galibiyetle başladı.

Galatasaray Kadın Basketbol Takımı A Grubu’ndaki ikinci maçında deplasmanda Çek Cumhuriyeti’ndan ZVVK Prague takımını 78-70 mağlup etmeyi başararak 2’de 2 yaptı.

Voleybol

Voleybol’da da galibiyet serisi devam etti.

Voleybol Erkekler Şampiyonlar Ligi A Grubu’nda mücadele eden Arkas Spor, İzmir’de misafir ettiği Bulgaristan’ın CSKA Sofya’ ekibini tek set vererek 3 – 1 mağlup etti ve ilk maçlar sonunda grubunun zirvesinde yer aldı.

Voleybolda, Erkekler CEV Kupası ilk turunda ise Halkbank, Polonya’nın Tytan AZS takımını set vermeden 3-0 yendi.

Yeşiller Partisi: Öldürerek sorunları çözeceğini sananlar insanlık suçu işliyor

Yeşiller Partisi, 18 ve 19 Ekim’de resmi rakamlara göre 34 kişinin hayatını kaybettiği saldırılar sonucunda bir açıklama yayınladı.

Parti Eşsözcüleri Ümit Şahin ve Yüksek Selek imzasıyla yayınlanan ve “Dün ve önceki gün PKK saldırılarında hayatını kaybeden asker ve sivillerin ailelerine, yakınlarına, tüm yurttaşlarımıza başsağlığı ve sabır diliyor, acılarını paylaşıyoruz.” cümleleriyle başlayan açıklamada, “Bu tür saldırı ve cinayetlerle şiddet ortamını kalıcı hale getiren, savaşı tırmandıran, insanları öldürerek sorunları çözeceğini sananlar insanlık suçu işliyorlar. Bu savaşı bitirmenin tek yolu şiddeti reddetmektir. Kürt sorununda barışçı ve demokratik çözüme ulaşmanın tek yolu şiddetsiz mücadele yöntemlerini ve çözüm politikalarını hayata geçirmektir.” tespitine de yer verildi.

Açıklamanın tam metni şu şekilde:

SİLAHLARI SUSTURUN!

Dün ve önceki gün PKK saldırılarında hayatını kaybeden asker ve sivillerin ailelerine, yakınlarına, tüm yurttaşlarımıza başsağlığı ve sabır diliyor, acılarını paylaşıyoruz.

Bıkmadan söylediğimiz şeyleri bir kez daha tekrar ediyoruz:

Bu tür saldırı ve cinayetlerle şiddet ortamını kalıcı hale getiren, savaşı tırmandıran, insanları öldürerek sorunları çözeceğini sananlar insanlık suçu işliyorlar. Bu savaşı bitirmenin tek yolu şiddeti reddetmektir. Kürt sorununda barışçı ve demokratik çözüme ulaşmanın tek yolu şiddetsiz mücadele yöntemlerini ve çözüm politikalarını hayata geçirmektir.

Savaş daha fazla tırmanmadan, Kürt sorunu iyice çözümsüz hale gelmeden, Türkiye’nin zaten hasarlı olan demokratik sistemi daha fazla yara almadan, silahlar bırakılmalıdır.

PKK’yi derhal ateşkes ilan etmeye, sınır dışına çekilmeye ve silahlı mücadeleyi tamamen terk etmek için masaya oturmaya çağırıyoruz.

Devleti Cumhurbaşkanı Gül’ün ağzından intikam yeminleri eden savaş dilini terk etmeye, askeri harekâtı ve KCK operasyonlarını derhal durdurmaya, KCK tutuklularını serbest bırakmaya ve Kürt sorununda demokratik çözümün tek yolu olan sivil siyasetin önünü açmaya çağırıyoruz.

Hükümeti Kandil ve İmralı’yla müzakerelere tekrar başlamaya ve bu kez kısa sürede çözüm geliştirecek cesareti göstermeye çağırıyoruz.

Tüm siyasi parti ve örgütleri, sivil toplumu, ve yurttaşlarımızı şiddetin diline teslim olmamaya, barışa olan inancını kaybetmemeye, milliyetçiliği ve şiddeti reddetmeye çağırıyoruz.

Bu savaşı bitirmek elimizde.

Silahları susturun.

Yüksel Selek – Ümit Şahin
Yeşiller Partisi Eşsözcüleri

Hayatını kaybeden askerlerin isimleri açıklandı

İçişleri Bakanlığı Basın Müşavirliği, PKK’nin bugün Hakkari’nin Çukurca ve Yüksekova ilçelerinde, sekiz ayrı noktada gerçekleştirdiği saldırılarda hayatını kaybeden askerlerin isimlerini ve memleketlerini açıkladı.

Saldırılarda  bir üsteğmen, bir jandarma kıdemli başçavuş, bir piyade astsubay, iki piyade uzman çavuş, üç piyade çavuş, bir piyade uzman onbaşı, altı piyade onbaşı, sekiz piyade er ve bir jandarma er hayatını kaybetti.

Hayatını kaybeden 24 asker Yozgat, Konya, İstanbul (2), Sinop, Çorum, Adana, Ankara, Sakarya, Elazığ (2), Erzurum, Aksaray, Samsun, Artvin, Hatay, Gaziantep, Aydın, İsparta, Bitlis, Ağrı, Kırklareli ve Kahramanmaraş illerinden.

Jandarma üsteğmen Murat Bek (Yozgat)

Jandarma kıdemli başçavuş İbrahim Geçer (Konya)

Piyade astsubay Bilal Özcan (İstanbul)

Piyade uzman çavuşlar: Halil Özdoğru (Sinop), Mustafa Aslan (Çorum)

Piyade çavuşlar: Koray Özel (Adana), Yunus Yılmaz (Ankara), Birol Elmas (Sakarya)

Piyade uzman onbaşı Reşit Eracan (Elazığ)

Piyade onbaşılar: Mesut Kazanç (Erzurum), Yavuz Çoban (Aksaray), Fikret Özer (Samsun), Hüseyin Güldal (Kocaeli), Soner Ateşsaçan (Artvin), Mesut Cengiz (Hatay)

Piyade erler: Fevzi Kazak (Gaziantep), Mehmet Çetin (Aydın),  Süleyman Kalkan (Isparta), Ahmet Tunçer (Bitlis), Mehmet Ağgedik (Elazığ), Ramazan Akın (Ağrı), Ufuk Bozkurt (Kırklareli), İdris Çam (Kahramanmaraş)

Jandarma Er Eyüp Çolakoğlu (İstanbul)

Sendikal baraj yüzde 10’dan binde 5’e çekiliyor

0

Uzun yıllardır yüzde 10 olarak uygulanan sendikal baraj binde 5’e çekilecek. Bir işyerinde toplu sözleşme yapmak için gerekli olan yüzde 50 artı 1 üye şartı ise, yüzde 40’a indirilecek. Böylece, yüzde 10’luk baraj nedeniyle zorda olan sendikaların hayatta kalması sağlanmış oldu.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik başkanlığında toplanan Üçlü Danışma Kurulu Toplantısından uzlaşma çıktı. Bakanlık Müsteşar Vekili Namık Ata, TİSK Yönetim Kurulu Başkanı Tuğrul Kutadgobilig, Türk-İş Genel Başkanı Mustafa Kumlu, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, ilgili genel müdürler ve diğer yetkililerin katıldığı toplantı yaklaşık 7 saat sürdü.

Bakan Çelik, toplantının ardından yaptığı açıklamada, 2821 sayılı Sendikalar Kanunu ve 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu’nda yapılması planlanan değişikliklere ilişkin çalışmaları tamamladıklarını söyledi. Görüşmelerde taraflar arasında yüzde 100 mutabakat beklenmesinin mümkün olmadığını ifade eden Çelik, ancak görüşmelerde büyük oranda uzlaştıklarını dile getirdi.

Yüzde 50 artı 1 olan iş yeri barajının, kanun taslağında yüzde 40 olarak, yüzde 10 olan iş kolu barajının ise binde 5 olarak yer alacağını belirten Çelik, ancak Hak-İş’in iş kolu barajının olmaması gerektiği yönünde görüş bildirdiğini söyledi. Çelik, kanun taslağının bu hafta içinde Bakanlar Kurulu’na gönderileceğini bildirdi.

(Radikal)