Ana Sayfa Blog Sayfa 4809

Lin şovu sürdürüyor

0

Son günlerde NBA’in dillerden düşmeyen adamı Jeremy Lin, New York Knicks’in üst üste yedinci galibiyetini aldığı karşılaşmada yine coştu! New York’un Sacramento Kings’i 100-85 yendiği karşılaşmada Lin 10 sayı, 13 asistle oynadı.

Karşılaşmaya ev sahibi oldukça iyi başladı. Madison Square Garden’da yaklaşık 20 bin kişinin izlediği maçın ilk çeyreği 25-17 ev sahibi üstünlüğüyle geçildi. İkinci çeyrekte Kings hücumda durdu, Lin’in sürüklediği Knicks ise tam 29 sayı buldu ve farkı giderek açtı.

Karşılaşmanın son çeyreği haricinde -maç koptuktan sonra- kolay sayı bulma şansı elde edemeyen Kings, rakibine deplasmanda 100-85 mağlup oldu.

New York Knicks bu galibiyetle üst üste yedinci galibiyetini alırken, Jeremy Lin’e son çeyrekte ihtiyaç bile duymadı. Toronto maçında bitime 0.5 saniye kala attığı üçlükle galibiyeti getiren Lin, bu sabaha karşı da 10 sayı, 13 asistle double double yaptı. Knicks’in hocası Mike D’Antoni, “10 sayı ve 13 asistle oynadığı için çok mutluyum. Bu gece de harikaydı. Gelecek maçta Jeremy yine 30 atabilir. Ona ihtiyacımız var” dedi.

Forma savaşı Völler’i kızdırdı

0

Bayer Leverkusen’in iki futbolcusunun, Barcelona ile oynanan ve 3-1 kaybettikleri Şampiyonlar Ligi karşılaşması sırasında, rakip takımın yıldız oyuncusu Lionel Messi‘nin formasını kapma savaşı, Alman ekibin spor direktörü Rudi Völler‘i kızdırdı.

Völler, iki futbolcunun maç içinde Messi’nin formasının kime gideceğini düşünmesinden kaynaklanan rahatsızlığını Alman basınıyla paylaştı ve ”Takımın yüzde 90’ı maça odaklandı. Ancak bu iki futbolcu fazla ileriye gitti” diye konuştu.

Her iki futbolcuyla da henüz konuşmadığını ancak kendilerine söyleyecek iki çift sözü bulunduğunu ifade eden Völler, futbolcuların aldığı Messi formalarının yardım amacıyla açık artırma usülü satışa sunulacağını kaydetti.

Bayer Leverkusen’in savunmasında oynayan ve müsabakada Alman ekibin golünü kaydeden Michal Kadlec, maçın ilk 45 dakikasının sona ermesinin hemen ardından Messi’nin yanına giderek formasını istemiş ancak formaya, kendisinden daha hızlı davranan Manuel Friedrich sahip çıkmıştı. Kadlec, bunun üzerine Messi’den maç sonunda bir forma daha istemek zorunda kalmıştı.

Suriye’de 26 Şubat’ta referanduma sunulacak yeni Anayasa metninin içeriği ortaya çıkmaya başladı

0

Rusya’nın abluka altına alınan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’a olan desteği, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nde kullandığı vetoya uluslararası alanda tepki yağmasına karşın devam ediyor. Geçen haftanın başında Esad ve Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov’un buluşmasının ardından Suriye diyaloğun devam etmesi ve sorunlara ulusal çözümler bulunması konusunda ısrar etmeyi sürdürüyor. Ne var ki ulusal çözüm olarak yalnızca, daha büyük bir reform paketi olarak geçen Ekim ayında Esad tarafından açıklanan yeni bir Anayasa referandumu kalmış durumda. Resmî haber ajansı SANA’ya göre, bir taslak yaklaşık 10 gün önce Devlet Başkanı’na sunuldu. Rusya Dışişleri Bakanı Yardımcısı Sergei Sybakov yeni Anayasa taslağını, seçimlere doğru atılmış büyük bir adım olarak alkışladığını açıkladı. Lavrov, Suriye’nin yakın bir zamanda anayasal referandum için bir tarih açıklayacağını da sözlerine ekledi.

Yürürlükteki 1973 Anayasası’nın en tartışmalı maddesi 8. madde. Söz konusu düzenlemeyle sosyalist Baas Partisi “toplumda ve devlet içinde lider parti” olarak tanımlanıyor. Suriyeliler arasında eleştiri konusu olan söz konusu madde, mevcut rejimin temelini oluşturuyor ve yeni taslakta da aynen korunması halinde iç savaşı şiddetlendirmesinden korkuluyor. Esad, Anayasa’nın bu bölümünün taslağı hazırlayan komisyon tarafından özel bir dikkatle ele alınacağına dair söz vermiş durumda.

Nitekim Suriye devlet kaynaklarından gelen son haberlere göre, Beşar Esad yeni Anayasa taslağıyla ilgili 26 Şubat’ta referandum düzenleneceğini açıkladı. Yeni metinde, Baas Partisi’ne “toplumun ve devletin lideri” statüsünü tanıyan maddenin bulunmadığı bildiriliyor. Muhalefet ise, protestoculara yönelik şiddet devam ettiği sürece hükümet tarafından atılan hiçbir siyasal adımı desteklemeyeceğini açıkladı.

Pazar günü Devlet Başkanı Esad, ulusal bir komisyon tarafından dört ay boyunca üzerinde çalışılan yeni Anayasa önerisinin bir nüshasını teslim aldı.

Resmî haber ajansı SANA’nın bildirdiğine göre, komite üyeleri “Suriye vatandaşlarının onurunu garanti altına alan ve onların temel haklarını koruyan” ve “Suriye’yi kamusal özgürlükler ve siyasal çoğulculuk konusunda örnek teşkil edecek bir ülkeye dönüştürecek” bir metin yazmaya çalıştıklarını ifade etti.

Esad’ın şöyle söylediği bildirildi: “Yeni Anayasa kabul edildiğinde Suriye, ülkeyi halkın tüm kesimleriyle işbirliği içerisinde yeni bir çağa taşımak için yayınlanan reformlar ve kanunlar aracılığıyla anayasal ve yasal yapının yürürlüğe girmesinin en önemli aşamasını geçmiş olacak.”

SANA Ajansı Anayasa taslağının ayrıntılarına vermedi  ancak yetkililer, yeni metinde Baas Partisi’ni siyasal ve toplumsal tek lider haline getiren 8. maddenin bulunmadığını söylüyor.

Yine yetkililerin belirttiğine göre taslak, Devlet Başkanı’nın görev süresini yedi yıllık iki dönemle sınırlıyor. Esad, babası Hafız’ın ardından üstlendiği Devlet Başkanlığı görevini 2000’den bu yana sürdürüyor.

Açıklamalara göre kurulacak yeni partiler bir din, meslek veya bölgesel çıkarlar üzerine kurulamayacak. Bu yasağın Müslüman Kardeşler’in ve kuzey-batı bölgesindeki Kürt grupların parti kurmasını engelleyeceği belirtiliyor.

Kaynaklar: ConstitutionMaking.org ve BBC

http://anayasagundemi.com

Dikili Belediyesi termik santral için mahkemeye başvurdu

Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven’de yapımına başlanılan Termik Santrali ruhsat iptali için mahkemeye başvurdu.

***

Aliağa Belediye Başkanı Turgut Oğuz’un, Aliağa’da bir Demir Çelik Fabrikasınca kurulmak istenen İthal Kömüre dayalı Termik Santralı inşaatı için yapı ruhsatı vermesinin ardından, ruhsat iptali için açılan davaların ardı arkası kesilmiyor.

İzmir Barosu, Karşıkaya Belediyesi, Foça Zeytin Üreticileri Birliği, Menemen Ziraat Odası gibi kuruluşlar ile çok sayıda vatandaşın ardından Dikili Belediyesi’de ruhsat iptal davası açtı. İzmir Nöbetçi İdare mahkemesi Başkanlığına sunulmak üzere Dikili Asliye Hukuk Mahkemesine sunulan dilekçede yürütmenin durdurulması istendi.

Özgüven; “halkın önüne kimsenin geçemeyeceğini haykıracağız”

Konuyla ilgili açıklamada bulunan Dikili Belediye Başkanı Osman Özgüven  “İnsanlarımız, çocuklarımız insanca yaşamak istiyor. Ancak Dünyanın hiçbir yerinde kullanılmayan kömüre dayalı termik santral bu bölgede yapılmak isteniyor. Bu sadece Aliağa’da değil, tüm Bakırçay ve İzmir’de de korkunç bir kirlilik yaratacak. Bu ruhsat derhal iptal edilmelidir. Çünkü sadece belediye meclis üyelerimiz değil bizler, ilçe başkanları, meslek odalarımız, çevreci arkadaşlarımız hiçe sayılmıştır. Termik santrallere karşı olduğumuzu, bunu yaptırmayacağımızı, yasalara rağmen de halkın önüne kimsenin geçemeyeceğini haykıracağız” dedi.

Özgüven; “Aliağa Belediyesi’nin bu 7 santral’den, ilkine verdiği inşaat ruhsatı bölgede ekolojik yıkımın başlangıcı olarak bölgeyi kül ve asit yağmuru altında bırakmadan 21 yıl önce olduğu gibi yeniden bir araya gelmeliyiz. Çünkü yörede yapılacak termik Santral İklim değişikliğini en çok hızlandıran yakıt türü olan kömür’e dayalı olacak. Kömürde bulunan radyoaktif elementler nedeniyle bölge radyasyon tehdidi altında olup buda yöre insanının kanser riskiyle karşı karşıya kalmasına neden olacak” dedi.

CHP’li Meclis Üyeleri de başvurmuşlardı

Aliağa’da kurulması düşünülen termik santrala verilen yapı ruhsatının iptali için CHP’li Meclis üyeleri Hüseyin Ekren, Haydar Karaman, İlknur Köse, Bahar Deniz, Selma Orhan, M. Nurettin Bayrav, Fuat Özer, Mustafa Kabadayı, Kıymet Baysal ve Barış Eroğlu, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava dilekçesi verdi. Meclis üyesi Haydar Karaman, ruhsat  olayında Meclis’in bilgisi olmadığını söylemişti.

Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası başlıyor

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği‘nin düzenlediği 4. Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası, 18-26 Şubat tarihleri arasında gerçekleşecek.

Bu sene, nefret söylemi olgusunun yanı sıra çok daha geniş bir perspektiften “Dil” kavramı ele alınıyor. Disiplinlerarası bir bakış açısıyla; “Dil” kavramı, feminizmden pedagojiye, anarşizmden sosyolojiye çeşitli alanlarda irdelenecek.

Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği’nin kolektif bir biçimde diğer hak temelli örgütler ve insan hakları savunucularıyla beraber oluşturduğu bu organizasyon, sadece LGBT bireylere yönelik ayrımcılık ve nefret suçlarını değil her türlü azınlık grupların bu tür zihniyet ve tutumlara maruz kalmasına karşı kamuoyu oluşturmayı amaçlıyor.

Eleştirel pedagoji günleri

Geçen yıl bir oturum başlığı olarak ele alınan “eleştirel pedagoji”, bu yıl iki günlük ayrı bir organizasyon olarak ve “Eleştirel Pedagoji Günleri” adı altında 18-19 Şubat tarihinde gerçekleşecek.

Bu yıldan itibaren her yıl düzenli olarak gerçekleşecek olan “Eleştirel Pedagoji Günleri”, çeşitli öğrenci örgütleri, üniversite kulüpleri ve eğitim sendikalarından temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilecek.

Uluslararası Nefret Suçları ile Mücadele Ağı

Hafta içerisinde “Uluslararası Nefret Suçları ile Mücadele Ağı” da çalışmalarına başlayacak. Türkiyeli LGBT bireylerin ve örgütlerin nefret suçlarına hukuki ve sosyal yönden bakış açısını ele alacağı ağ, ilerleyen dönemlerde faaliyetlerine devam ederek LGBT bireylere yönelik nefret suçları hakkında mevzuata katkı sunma konusunda etkin bir rol oynamayı hedefliyor.

Feminist buluşma

“Feminist Buluşma” etkinliği, homofobi ve transfobi karşıtı olan tüm kadınların katılımına açık bir şekilde 25 Şubat Cumartesi günü gerçekleşecek.

Siyah Pembe Üçgen Kadın Grubu’nun İzmir’deki feminist örgütlenmelere çağrısı ile gündemleştirilen “taciz” başlığında birikimlerin paylaşılacağı ve atölye çalışmalarının yapılacağı günün içeriği ve öncesinde gerçekleşen bir dizi etkinlik de yine bu örgütlenmeler ve bağımsız feministlerce tasarlanıyor.

Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Ödülü

Her sene ayrımcılık ve nefret suçları alanında verdikleri mücadeleler için kişi ve kurumlara verilen “Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Ödülü” adayları, www.nefretsuclari.org web sitesi aracılığıyla belirleniyor.

Ödül, 24 Şubat akşamı sahibini bulacak.

Ayrıca Anarko-Queer ve Trans Forumları ile birlikte felsefe ve medya gibi başlıklardaki oturumlar da hafta içinde yerini alacak.

Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası nedir?

Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası, 2009 yılından beri her sene gerçekleştiriliyor. Haftaya adını veren Baki Koşar, nefret cinayeti sonucu yaşamını yitiren bir eşcinsel gazeteci-yazar.

Baki Koşar Nefret Suçları ile Mücadele Haftası, ilk sene ulusal düzeyde katılımcılarla LGBT hareketinden doğru nefret suçları alanına bir giriş yaptı. Bu konuda hafta boyunca film gösterimleri ve paneller gerçekleştirildi.

İkinci senesinde ise ayrımcılığın her türlüsüne karşı bir duruş oluşturabilme amacıyla “Ayrımcı Tutum ve Zihniyetin Teşhiri” üst başlığını benimsedi. Bu bağlamda etnik ayrımcılıktan, militarizme, türcülükten homofobiye birçok ayrımcı zihniyet ifade özgürlüğü kapsamında irdelendi. Film gösterimleri ve paneller dışında atölye çalışmaları ve forumlarla da kamuoyunun bu konuda nabzını tutmaya çalıştı.

Aynı dönem Valilik tarafından Siyah Pembe Üçgen Derneği’ne açılan kapatma davası nedeniyle örgütlenme özgürlüğü konusunda çeşitli aktivitelerle ayrımcı tutumlar kınandı. Siyah Pembe Üçgen İzmir Derneği geçen yıl ise  “Özgürleşme Korkusu ve İktidar” temasını 2011 yılının ana teması olarak belirlemişti.

* Ayrıntılı bilgi için Tel: 0232 464 44 59 (Erdem)

* Program için tıklayın.

(Bianet)

2. TKP için “garip” hamleler

İkinci bir Türkiye Komünist Partisi (TKP) kurulmaya çalışılmasının beri bu isim üzerinden ilginç bir mücadele yaşanıyor.

1920’de kurulan Mustafa Suphi’lerin TKP’sinin geleneğinden geldiklerini ifade eden “Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi”,  mevcut TKP’nin geleneği temsil etmediğini iddia ederek, TKP adıyla yeni bir parti kurmaya girişmişlerdi.

6 Şubat 2012 tarihinde İçişleri Bakanlığına “Türkiye Komünist Partisi” adıyla bir parti kurmak üzere gereken evrakları hazırlayıp ve başvurmuşlardı. Başvuranlar 1980 cuntası döneminde illegal TKP davasından yargılanan, mahkum edilen, sürgün cezasına çarptırılan eski TKP’lilerin de içinde bulunduğu bir gruptu.

Bu başvuru, mevcut TKP’nin yöneticilerinin müdahalesi sonucunda kabul edilmemiş ve ikinci bir TKP’nin yasal kuruluşu engellenmişti.

TKP yöneticileri, TKP kuruluşu için başvuru yapıldığı gün, kendi beyanlarına göre AK Parti adıyla bir parti kurmak için başvuru yapmışlardı. Bu başvuru reddedilmişti. Böylece aynı adla başka bir partinin kurulamayacağını İçişleri Bakanlığı’nca kabul edilmişti.

TKP’nin bu yasal hamlesine “Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi” ilginç bir şekilde yanıt verdiler. Önceden ikinci bir partinin hazırlıklarını tamamlayıp ve aynı gün “Toplumcu Kurtuluş Partisi” adıyla Bakanlığa başvurdular. Bakanlık, ertesi gün partinin kuruluşuna dair alındı belgesini teslim etti.

Alındı belgesi teslim edilen ve bu şekilde resmen 7 Şubat 2012 tarihinde kurulmuş bulunan Parti’nin Kurucular Kurulu da 15 Şubat 2012 tarihinde yaptığı toplantıda aldıkları ilk kararla, Parti tüzüğünün birinci maddesini değiştirdiler.

Kurucular Kurulu tarafından değiştirilen Tüzüğün birinci maddesi, Partinin adı Türkiye Komünist Partisi’dir. Kısaltılmış adı TKP’dir. Merkezi Ankara’dadır. Partinin amblemi, sarı hatla çevrelenmiş yuvarlak mavi zemin üstünde kırmızı orak çekiç, orak çekicin üstünde TKP yazısı ve altında sarı yıldızdır. Partinin marşı, ‘TKP Marşı’dırşeklinde belirlendi ve Kurucular Kurulunun onayı ile parti defterine işlendi.

Böylece “Suphi’den Bilen’e Gelenek Yaşıyor Girişimi” de parti ismini değiştirerek TKP’yi sahiplenmiş oldu.

Bu kararın Yargıtay Başsavcılığına iletilmesinden sonra, ilgili savcılar kanuni mevzuata göre belgeleri kabul etmek dışında yapacak bir şey kalmadığını, tüzük değişikliğinin gereken bütün yasal şartları yerine getirdiğini, bu nedenle sürecin yasal olarak işlemeye başladığını belirttiler.

Resmi evraklarda yapılan düzeltme ile birlikte, Türkiye Komünist Partisi adını ve TKP kısaltmasını kullanacak olan parti, Türkiye’nin mevcut 68. siyasi partisi olarak tescillendi ve Ankara’da kurulu bulunan genel merkezinde faaliyetlerine başladı.

“1 Milyon İzmirli” organizasyon toplantısı

11 Şubatta başlayan “1 Milyon İzmir’li Termik Santrale Karşı” kampanyasını geliştirmek, yeni katılımları sağlamak ve bundan sonraki sürecin değerlendirilmesi ve örgütlenmesi amacıyla bir toplantı düzenliyor. Organize edilen toplantıya, konuya duyarlı tüm İzmirlilere açık.

Toplantı yeri: Karşıyaka EGE Sanat Merkezi -Karşıyaka Çarşı 1713 Sokak ( Tiyatro Sokağı) No 38 tel: 369 66 54- 323 21 02

Tarih: 17.Şubat 2012 Cuma

Saat: 18.30

Etklinlik Facebook Sayfası için tıklayın.

Sinemacılardan KCK Tepkisi

KCK operasyonlarından duydukları kaygıyı dile getiren sinemacılar, yönetmen Mizgin Müjde Arslan’ın ve görüntü yönetmeni Özay Şahin’in derhal serbest bırakılmasını istedi.

Yönetmen, yazar ve akademisyen Mizgin Müjde Arslan ve görüntü yönetmeni Özay Şahin‘in pazartesi günkü KCK operasyonuyla gözaltına alınmasına sinema dünyasından tepki geldi.

Ortak bir bildiriye imza atarak Arslan ve Şahin’in hemen serbest bırakılmasını isteyen sinemacılar, Arslan’ın babasının öyküsünden yola çıkarak bu toprakların son 30 yıllık ortak acısını anlattığı film projesi ‘Kayıp Mezar’ı da andı.

Çok sayıda sinemacının imzasıyla yayınlanan bildiri şöyle:

“Yönetmen, yazar ve akademisyen arkadaşımız Mizgin Müjde Arslan ve görüntü yönetmeni arkadaşımız Özay Şahin, 13 Şubat 2012 Pazartesi günü, KCK adı altında yapılan operasyonlar kapsamında gözaltına alındılar.

Filmleri, yazıları ve kitaplarıyla Türkiye sinemasına önemli katkıda bulunan, önceki filmleri ulusal ve uluslararası pek çok festivalde gösterilen arkadaşımız Mizgin Müjde Arslan’ın, babasının öyküsünden yola çıkarak yaptığı ve bu toprakların son 30 yıllık ortak acısını anlatan, barışa katkı sunabilecek önemli işlerden biri olan film projesi ‘Kayıp Mezar’ T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan da destek almıştı.

Oyuncu, görüntü yönetmeni, kurgucu ve yönetmen olarak sinema yapan Özay Şahin ise ilk uzun metraj belgeseli Can Baz ile pek çok uluslararası festivalde yer aldı. Şahin, Mizgin Müjde Arslan’ın son filmi ‘Kayıp Mezar’ın görüntü yönetmeniydi.

İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in 26 Aralık 2011 tarihinden yaptığı açıklamayı unutmadık: ‘Şiirle, makaleyle, resimle terörü haklı gösteriyorlar’ diyen Şahin, açıkça sanatçıları ve her türlü muhalif düşünceyi hedef göstermiş, bugünlerin gelmekte olduğunu belli etmişti.

Mizgin Müjde Arslan’ın, Özay Şahin’in ve beraberinde pek çok insanın gözaltına alınması, KCK adı altında gerçekleştirilen bu tutuklamaların Kürtlere yönelik siyasi operasyonlar olduğunu bir kez daha olanca açıklığıyla ortaya koymuştur. Bugüne kadar kadın, erkek, genç, yaşlı binlerce insanın mağdur olduğu operasyonlarda, öğrenciler, siyasetçiler, gazeteciler, işçiler, akademisyenler ile birlikte artık sanatçıların da hedef alındığı aşikârdır.

Aşağıda imzası olan biz sinemacılar, toplumun her alanına yayılan bu operasyonlardan kaygı duyuyoruz. İçişleri Bakanı İdris Naim Şahin’in açıklamaları ertesinde şimdi de sanatçılara yönelen bu gözaltı ve tutuklamaları kınıyor, sinemacı arkadaşlarımız Mizgin Müjde Arslan’ın ve Özay Şahin’in derhal serbest bırakılmasını talep ediyoruz.”

Bildiriye imza atan sinemacılar

Altyazı Aylık Sinema Dergisi, Ankara Uluslararası Film Festivali, docIstanbul Belgesel Araştırmaları Merkezi, Documentarist Uluslararası Belgesel Film Festivali, Filmmor Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, İşçi Filmleri Festivali, Sinesen, Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, Yeni Film Dergisi, Ahmet Gürata, Ahmet Soner, Alper Turgut, Alin Taşçıyan, Alişan Önlü, Aliye Uçar, Arin İnan Arslan, Aslı Filiz, Aslı Güneş, Aslı Özge, Ayça Çiftçi, Ayça Damgacı, Aylin Sayın, Ayşe Çetinbaş, Aziz Akal, Aziz Çapkurt , Azize Tan, Baran Seyhan, Barış Pirhasan, Belma Baş, Belmin Söylemez, Berke Baş, Berke Göl, Bingöl Elmas, Birsen Atakan, Burcu Aykar, Burçin S. Yalçın, Burhan Gün, Can Candan, Cem Öztüfekçi, Cemre Ceren Asarlı, Ceylan Özçelik, Cüneyt Cebenoyan, Çağdaş Günerbüyük, Çayan Demirel, Çiçek Kahraman, Çiğdem Kesik, Çiğdem Mater, Didem Şahin, Elif Bezal, Elif Ergezen, Elif Turhan, Enis Köstepen, Emel Çelebi, Erol Mintaş, Esin Küçüktepepınar, Evrim Kaya, Faruk Hacıhafızoğlu, Farhad Eivazi, Faysal Soysal, Ferit Karahan, Feryal Saygılıgil, Fırat Yücel, Filiz Gazi, Fırat Erdoğmuş, Gizem Soysaldı, Gökçe İnce, Görkem Yeltan, Gözde Onaran, Gülengül Altıntaş, Güliz Sağlam, Göktuğ Özgül, Hakan Aytekin, Hasan Özgen, Hande Çayır, Haşmet Topaloğlu, Hatice Kamer, Hikmet Yaşar Yenigün, Hüseyin Karabey, Hüseyin Kuzu, İnan Temelkuran, İlksen Başarır, İsmet Arasan, Janet Barış, Kazım Öz, Kemal Yılmaz, Kemal Öner, Kemal Alptekin, Kibar Dağlayan Yiğit, Koray Çalışkan, Koray Kesik, Leyla Neyzi, Lusin Dink, Nihan Katipoğlu, Nil Perçinler, Mahmut Fazıl Çoşkun, Medet Dilek, Mehmet Eryılmaz, Mehtap Doğan, Melek Özman, Melih Saraçoğlu, Melis Behlil, Melis Birder, Meryem Yavuz, Mert Fırat, Metin Avdaç, Murat Düzgünoğlu, Mustafa Temiztaş, Mustafa Emin Büyükçoşkun, Nadir Öperli, Nagehan Uskan, Necati Sönmez, Nergis Öztürk, Nesra Gürbüz, Nezahat Gündoğan, Nihat Kentel, Mustafa Ünlü, Müge Yamanyılmaz, Okan Arpaç, Onur Saylak, Orhan Eskiköy, Orhan Güneşdoğmuş, Oylum Bülbül, Ömer Tuncer, Önder Çakar, Övgü Gökçe, Özge Özdüzen, Özgür Doğan, Özge Akkoyunlu, Özgür Seyben, Özcan Alper, Özkan Küçük, Özlem Yıldız, Pelin Esmer, Pelin Turgut, Reyan Tuvi, Rakibe Karataş, Rodi Yüzbaşı, Sabite Kaya, Savaş Güvezne, Selin Gürel, Selen Uçer, Sema Bulutsuz, Semih Dindar, Semir Aslanyürek, Senem Aytaç, Senem Erdine, Senem Tüzen, Semih Kaplanoğlu, Seray Genç, Serdar Güven, Serdar Kökçeoğlu, Seren Yüce, Serkan Acar, Serkan Turhan, Serra Ciliv, Sevilay Demirci, Sevin Okyay, Seyfi Teoman, Seyhan Kaya, Sezgin Türk, Sibel Tekin, Soner Alper, Somnur Vardar, Şenay Aydemir, Tahsin İşbilen, Tarık Tufan, Tayfun Pirselimoğlu, Tolga Esmer, Tunca Arslan, Tül Akbal Süalp, Tülin Özen, Uğraş Salman, Veysel İpek, Yamaç Okur, Yasin Ali Türkeri, Yeşim Tabak, Yeşim Ustaoğlu, Zeki Demirkubuz, Zeynel Doğan, Zeynep Dadak, Zeynep Güzel, Zeynep Merve Uygun, Zeynep Ünal.

(Bianet)

Çıralı için bir imza

Dünyanın en güzel plajlarından biri olan Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan Çıralı plajına yapılması planlanan otel yapımına karşı günlerdir nöbet tutan yöre halkı imza kampanyası başlattı.

Dünyanın en güzel plajlarından biri olan Antalya’nın Kemer ilçesine bağlı Çıralı köyü sahiline otel yapılmak isteniyor. Otel inşaatına karşı sahilde kurdukları çadırlarla şirketin bölgeyi tel örgülerle çevirmesini engelleyen vadi halkı  imza kampanyası başlattı. Çıralı halkı  projenin iptal edilmesi için tüm kamuoyunu destek vermeye davet ediyor.

Çıralı halkı tarafından başlatılan imza kampanyasının metni şöyle:

“Çıralı sahili Akdeniz Eko Sistemi  içerisinde Türkiye’nin sahip olduğu ender bulunan sahillerinden biridir. Çıralı sahili 3,2 km uzunluğunda olup, 18 farklı endemik bitki türüne ve her sene sayısı artan deniz kaplumbağalarının yuvalama alanından biridir. Bahsi geçen endemik bitki türleri ülkemizin azalmakta olan önemli kumullarında yetişmektedir. Ayrıca birçok hayvan ve bitki türü Uluslararası Bern Sözleşmesine göre sıkı koruma altına alınması gereken türlerdir  ve bu sebeple birçok Uluslararası kurum tarafından çalışmalar yürütülmektedir.

Çıralı sahili ayrıca 1. Doğal Sit alanı olup Olimpos-Beydağları Milli Parkı sınırları içinde bulunmaktadır.

Sahilin bakir olması ve doğal çeşitliliği dünya çapında ün ve birçok ödül kazanmasına sebep olmuş ve birçok gözü dönmüş yatırımcıyı da cezbetmiştir.

Bu özellikleri sebebiyle Çıralı değişik yöntem ve lobi faaliyetleri ile zaman zaman tehdit altına girmiş olsada, duyarlı köylü ve dünya vatandaşları tarafından engellenmiştir.

Bugün bu bakir alan TEKRAR TEHDİT ALTINDA!

Hep Birlikte, Çıralı Sahil’inin var olan tüm çeşitliliğini ve bakir halinin korunmasını sağlayalım. Tabiat varlıklarımızın ve ülkemizin güzelliklerinin geleceğini korumaya sizde bir imza ile yardım edin, sizde katılın!”

İnternet ortamında başlatılan imza kampanyasıyla dilekçeler Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, T.B.M.M Başkanlığı, İç İşleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Kültür ve Turizm Bakanlıklarına gönderilecek.

Aşağıdaki linke tıklayarak imza verebilirsiniz.

http://www.dilekceonline.com/cirali

1,5 milyon kişinin geliri asgari ücretin 3’te 1’inden az

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, kişi başına düşen aylık geliri asgari ücretin üçte birinin yani 295 lira 50 kuruşun altında olan 1 milyon 492 bin 204 kişinin priminin devlet tarafından ödeneceğini bildirdi.

Bakan Çelik, yaptığı açıklamada, 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren tüm vatandaşların Genel Sağlık Sigortası kapsamına alındığını hatırlattı.

Söz konusu tarihten itibaren Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı vakıflara başvuran, yeşil kartlılardan vizesi dolanlar ile herhangi bir sosyal güvencesi olmayan 2 milyon 56 bin 967 vatandaşın gelir testin sonuçlandığını ve bu kişilerin tescilinin yapıldığını ifade eden Çelik, şunları kaydetti:

”Bu kişilerin yaptırdığı gelir testi sonucuna göre, kişi başına düşen aylık geliri asgari ücretin üçte birinin yani 295 lira 50 kuruşun altında olan 1 milyon 492 bin 204 kişinin primi devlet tarafından ödenecek.

Kişi başına düşen aylık geliri, brüt asgari ücretin üçte biriyle (295 lira 50 kuruş) asgari ücret (886 lira 50 kuruş) arasında olanların sayısı da 498 bin 204 kişidir. Bu kişiler aylık 35 lira 46 kuruş prim ödeyecek.

Kişi başına düşen aylık geliri, asgari ücretle (886 lira 50 kuruş) asgari ücretin iki katı (1773 lira) arasında olanların sayısı 54 bin 548. Bu kişiler aylık 106 lira 38 kuruş prim ödeyecek.

Kişi başına düşen aylık geliri, asgari ücretin iki katından (1773 lira) daha fazla olanların sayısı 12 bin 11 kişi. Bu kişiler ise aylık 212 lira 76 kuruş prim ödeyecek.”