Ana Sayfa Blog Sayfa 4807

15. Uçan Süpürge’de ödüller belli oldu

0

15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin bu seneki Onur Ödülü’nü Hale Soygazi alacak, Bilge Olgaç Başarı Ödülleri ise Füsun Demirel ve Serra Yılmaz’ın olacak.

10-17 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nde Türkiye sinemasının en üretken kadın yönetmenlerinden Bilge Olgaç’ın anısına 2003 yılından beri düzenlenen Başarı Ödüllerinin bu yıl iki sahibi var: Füsun Demirel ve Serra Yılmaz. Onur Ödülü ise Hale Soygazi’ye verilecek.

Uçan Süpürge, 10 Mayıs gecesi Ankara’da Devlet Opera ve Balesi’nde yapılacak açılış töreninde sahiplerine sunulacak ödüllerin gerekçesinde Füsun Demirel için, “Dramlarda da komedilerde de en zor rollerin üstesinden geldi. Başarısı popülerliğinden değil çalışkanlığındandı. Tiyatro sahnesinden sinema perdesine uzanan oyunculuk yaşamında özgün rollerle yeteneğini taçlandırdı. Oyun çevirilerinden televizyon dizilerine dek birçok alana emek verdi. 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, tiyatro ve sinemanın en üretken oyuncularından Füsun Demirel’i ‘Bilge Olgaç Başarı Ödülü’ne değer buldu.” denildi.

Ödüle layık görülen bir diğer isim Serra Yılmaz içinse, “80′lerden bugüne beyazperdede unutulmaz karakterlere imza attı. Tiyatroyla başladığı kariyerini, sinemamızın en iyi örneklerinden pek çok filmde rol alarak sürdürdü. Oyunculuğun yanında çevirmenlik, televizyon programcılığı da yaptı, kültür ve sanat alanına birikimini taşıdı. 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, kendine has oyun gücüyle genç sanatçılara örnek olan Serra Yılmaz’ı ‘Bilge Olgaç Başarı Ödülü’ne değer buldu.” ifadelerine yer verildi.

Onur ödülünü alacak Hale Soygazi için de, “Başkaldırıyı bir rozet gibi yakasında değil bir hücre gibi varoluşunda taşıyan kadınları ustalıkla canlandırdı. 1970′lerde başlayan sinema kariyerinde 50′ye yakın filmde rol aldı. Toplumsal olaylardan, ülke gerçeklerinden, dünya meselelerinden uzaklaşmadan da yıldız olunabileceğini kanıtladı. 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali, bu yıl sinemada 40. yılını kutlayan Hale Soygazi’yi ‘Onur Ödülü’ne değer buldu.” denildi.

Öte yandan 15. Uçan Süpürge Uluslararası Kadın Filmleri Festivali’nin Kısa Film Yarışması’na başvurular ise 16 Mart’ta sona erecek.

Nuray Mert konuştu

Milliyet yazarı Nuray Mert’in gazeteden süresiz izne çıkarıldığı yönünde iddialar geçtiğimiz günlerde dile getirilmişti. Bu iddialar hakkında sessizliğini koruyan Nuray Mert medyatava adlı internet sitesine bir açıklamada bulundu.

Mert, “Benim gazete ile hiçbir sorunum yok, bir şey olmamış gibi pazar günü için yazımı yarın yeniden gazeteye göndereceğim. Bu konuda açıklama yapması gereken ben değil, gazete yönetimidir. Yazımın pazar günü yayınlanıp yayınlanmayacağını hep beraber göreceğiz. Dolayısıyla benim bu konuda açıklama yapmam söz konusu değil, bekleyeceğim ve gelişmeler doğrultusunda açıklamamı tekrar yapacağım.” dedi.

EMO’dan Veblen söyleşisi

Elektrik Mühendisleri Odası, Uluslararası Thorstein Veblen Derneği ve Sabancı Üniversitesi ortaklığında Temmuz ayında düzenlenecek olan Veblen Kapitalizm ve İktisadi Bir Düzen İçin Olanaklar sempozyumundan önce bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Elektrik Mühendisleri Odası,Uluslararası Thorstein Veblen Derneği ve Sabancı Üniversitesi ortaklığında Temmuz ayında düzenlenecek olan Veblen Kapitalizm ve İktisadi Bir Düzen İçin Olanaklar sempozyumuna hazırlık niteliğinde, Ankara’da 10 Mart Cumartesi günü saat 14:00’da Elektrik Mühendisleri Odası Genel Merkezi’nde bir söyleşi gerçekleştirilecek.

Prof. Dr. Ahmet Öncü’nün sunum yapacağı etkinlikte Veblen’in; ekonomik bir örgütlenme olarak kapitalizm kavramlaştırması, iş uygarlığı eleştirisi, teknolojinin iş uygarlığındaki konumu, sanayi sistemi ve mühendislik arasındaki ilişki ele alınacak.

Veblen’in “Olası Bir Teknisyenler Sovyeti Üzerine Bir Yazı” makalesinde konu ettiği, mühendisler aracılığıyla şekillenecek yeni sanayi sisteminin yapısı, örgütsel özellikleri, eski düzenden farklılığı ve mühendislerin buradaki temel rolü de etkinlikte tartışılacak. Söyleşide yer alacak bir diğer konu da Veblen’in “aylak sınıf”ın özellikle iş bölümü bağlamındaki özellikleri ile bunun günümüzdeki karşılığı olacak.

EMO Genel Merkezi: Ihlamur Sokak No:10 Kızılay/Ankara

Ekoloji ve Demokrasi Forumları’nda sıra Uşak’ta

Yeşiller Partisi ile Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin 32 ilde düzenlediği Ekoloji ve Demokrasi Forumları’nın beşincisi bu hafta Uşak’ta.

Geçtiğimiz hafta Hopa’da, Trabzon’da, Söke’de ve Denizli’de gerçekleşen forumlar bu hafta Arif Ali Cangı’nın (EDP İzmir İl Başkanı) ve Efe Göktoğan’ın (Yeşiller Partisi İzmir/Konak Eş Sözcüsü) katılımı ile Uşak Barosu’nda gerçekleşecek.

KİK’te 12 tutuklama

Ankara’da, kamu ihalelerine fesat karıştırıldığı iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında 12 kişi tutuklandı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla, bazı kamu ihalelerine fesat karıştırıldığı iddiasıyla gözaltına alınanlardan 15’i, ”Suç örgütü üyesi olmak, örgüt faaliyeti kapsamında rüşvet almak ve vermek” suçlamasıyla mahkemeye sevk edildi.

Nöbetçi mahkeme, gözaltına alınan 15 kişiden 12’sinin tutuklanmasına karar verdi, 3 kişi ise serbest bırakıldı.

Apple yeni işletim sistemini çıkardı

Amerikan bilişim üreticisi Apple, Mac OS X işletim sisteminin, özellikle iPad ve iPhone’daki popüler uygulamaları yüklemeye izin veren OS X Mountain Lion isimli dokuzuncu sürümünü bugün çıkardı.

Apple’dan yapılan açıklamada, Mountain Lion işletim sisteminin Mac bilgisayarlarına iPad’in mesajlaşma, not, anımsatma, oyun uygulamaları ve bildiri merkezleri ile Twitter ve bir iPod, iPhone veya iPad’den bir televizyona ya da müzik setine kablosuz müzik yayınına olanak sağlayan AirPlay Mirroring uygulamalarının yüklenmesine izin vereceği belirtildi.

Açıklamada, Mountain Lion işletim sisteminin, Apple’ın internette içerik yüklemeye yarayan iCloud ile uyumlu ilk OS X sürümü olduğu belirtilerek, Mac kullanıcılarının, Mountain Lion sistemine bu yazdan itibaren online satış mağazası Mac App Store’dan geçebilecekleri kaydedildi.

Çıralı’da çalışmalar durduruldu!

Çıralı halkının 10 gündür direndiği ve 5 gündür nöbet tuttuğu çevirdiği Çıralı Plajı’nın korunma çabası şimdilik sonuç verdi.

Tahsis ve kiralama sonucu yapmak istedikleri inşaat çalışmalarını Valilik emriyle; yürütmeyi durdurma istemli davanın kararı gelinceye kadar çalışmaların başlaması engellendi.

Çıralı halkı ve tüm Türkiye, Dünya’nın önde gelen plajlarından olan Çıralı’yı korumak için günlerdir her ortamda tepkilerini dile getiriyordu.

Greenpeace’den GDO eylemi: Yemezler!

Greenpeace eylemcileri, Eminönü’ndeki Mısır Çarşısı önünde genetiği değiştirilmiş organizma (GDO) karşıtı bir eylem gerçekleştirdi. İnek kostümü giyen bir eylemci, sürdüğü silindirle, yere atılmış sembolik GDO’lu mısır koçanları, yumurta, süt ve yoğurt kutularının üzerinden geçti.

Aralık ayında 13 GDO’lu mısır çeşidinin yem amaçlı kullanılmak üzere ithal edilmesine izin veren Biyogüvenlik Kurulu, şimdi de 9 yeni GDO’lu mısırın ithalat başvurusunu inceliyor ve yasa gereği kamuoyunun görüşüne başvuruyor.

Almanya Cumhurbaşkanı Wulff istifa etti

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff istifa etti. Wulff, Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nda yapılan basın toplantısında istifasını duyurdu. Başbakan Angela Merkel’in açıklaması bekleniyor.

Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, Bellevue Sarayı’nda ASİ ile saat 11:00’de yaptığı basın toplantısında istifasını açıkladı. Eşine ve ailesine teşekkür eden Wulff, Eyalet Temsilciler Meclisi Başkanı Horst Seehofer’in görevine vekalet edeceğini duyurdu.

Savcılık dokunulmazlığın kaldırılmasını istedi

Gelişmeler, Hannover Savcılığı, Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff’un dokunulmazlığının kaldırılması için başvuruda bulunmasının ardından yaşandı. Perşembe akşamı Hannover Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, yeni belgelerin ve medyada yer alan haberlerin kapsamlı bir biçimde incelenmesinin ardından, Cumhurbaşkanı hakkında “çıkar sağlama” şüphesinin uyandığı bildirildi. Ancak öncelikle Federal Meclis’in Cumhurbaşkanı Wulff hakkında soruşturma başlatılıp başlatılmayacağına karar vermesi gerekiyor. Almanya tarihinde ilk kez bir Cumhurbaşkanı’nın dokunulmazlığının kaldırılması isteniyor. Wulff’un dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin oturumun gelecek hafta Federal Meclis’te yapılması bekleniyor.

Cumhurbaşkanı Wulff hakkında Hannover Savcılığı’na birkaç ayrı suç duyurusunda bulunulmuştu. Savcılık bir süredir Wulff hakkındaki iddiaları inceliyordu.

Wulff hakkındaki iddialar

Aşağı Saksonya Eyaleti başbakanlığı görevini sürdürürken, bir iş adamının eşinden aldığı düşük faizli özel kredi ve iş adamlarının villalarında yaptığı tatillerin ortaya çıkmasının ardından Almanya Cumhurbaşkanı Christian Wulff, şiddetli eleştirileri üzerine çekmişti. Wulff’un aldığı kredi konusunda Aşağı Saksonya eyalet parlamentosunu doğru şekilde bilgilendirmemiş olması, Wulff’a yönelik skandalı ateşleyen fitil olmuştu. Cumhurbaşkanı Wulff’un konuyla ilgili haber yayımlamak isteyen bir gazetenin genel yayın yönetmenine baskı yaptığının ortaya çıkması ise Wulff’u iyice köşeye sıkıştırmış ve istifa çağrılarını doruğa taşımıştı. Cumhurbaşkanı Wulff, ardından bir televizyon programında hakkındaki iddialara yanıt vermeye çalışmış, hataları nedeniyle özür dilemiş ama eyalet başbakanlığı görevi süresince makamını kötüye kullanmadığının garantisini vermişti. Wulff’un yanıtları kamuoyunu tam olarak tatmin etmese de istifa çağrılarını dindirmişti.

(DW)

Engin Ardıç’ın derdi ne? -İkbal Polat

İkbal Polat
Dünkü Sabah’taki (*) Taksim Meydanı yazısı üzerine, Engin Ardıç’ı ciddiye alıp yazmalı mı diye epey düşündüm. ‘Taksim Projesi tetikçiliğine’ soyunan Ardıç, yarım yamalak bilgisiyle konuyu yorumlarken, bir de sağa sola çemkirmiş. Çirkin bir durum ama Engin Ardıç için şaşırtıcı değil.

Yazmak lazım, bu gibilerin okumuş cehaleti nasıl ortaya çıkacak yoksa…

Bir, o eylem CHP’nin değil. Taksim Hepimizin Platformu’nun…

İki, o proje AKP’nin değil, Dalan’dan beri bir grup sığ belediyeci tarafından gündeme getirilir ama uygulanmaz.

Erdoğan’ın Çillerleştiği bir zamanda Topbaş’ın da Dalanlaşması normal tabii…

Üç, daha iyi projeler hep oldu ama Engin Ardıç’ın bundan haberinin olmaması gayet normal.

Gelelim konuya, simgeler üzerinden yapılacak bir tartışmayı doğru bulmuyorum. Cami mi Kışla mı, Kışla AVM mi olacak yoksa Kültür Merkezi mi, Osmanlı yapısı mı “Türk” mimarisi mi…

Geyik yapmaktan öteye gidilemeyecek bu ikilemler üzerine yazarak nemalanmaya Engin Ardıç devam etsin.

Bizim derdimiz belli. Birincisi demokrasi meselesi. Kentsel meydanlar kamusal alanlardır. Herkesi ilgilendirir. Meydandaki simitçiden, tinerciden başlayarak Belediye Başkanına kadar tüm hemşehrilerin karar süreçlerine katılım hakları var.

Engin Ardıç’ın hoşuna gitmeyebilir ama asgari bir demokrasiden bahsediyorsak eğer, o meydanın geleceği hakkında simitçisi de Belediye Başkanı da eşit söz hakkına sahip. Bu nedenle hem iç hukuk gereği hem de imzalanan uluslararası sözleşmeler gereği bu proje içinhalk bilgilendirmeli ve katılım süreçleri işletilmeli.

Demokratik mekanizmaları işletemeyen, mevcut kanunları bile uygulamada hatalar yapan bir siyasi iradenin böylesi tarihi bir kent merkezini düzenleyebileceğini düşünmek ise gerçekten zor.

Peşinen söyleyelim yayalaştırma dedikleri, şehirlerararası bir oto yol düzenlenmesine, yeşil alan üzerinde yapacakları mimari düzenlemeler ise rüküş, kitch tiyatro dekoruna dönüşecek.

Projede yer altına inen yolları düşünün. Alman Konsolosluğu önünden başlayan istinat duvarları ile yer altına girişlerinizi hayal edin. O ortadan yeşil refüjlü Gümüşsuyu caddesi E-5, TEM yoluna dönecek. Kışla’nın yeniden inşası fikri daha da felaket.

Dolayısıyla ikinci derdimiz de meydan ve peyzaj düzenlemesinin uluslararası şehircilik standartlarına uygun olup olmayacağı. Taksim Meydanı ve çevresi, şehircilik (ki bir bilim dalıdır) terminolojisinde “Meydan”, “Açık Alan” ve “Yeşil Alan” gibi kavramlarla tanımlanır.

Kentlerimizde her alan için tanımlanmış bir fonksiyon vardır. Konut, Sanayi, Ticaret, Sağlık, Eğitim vb. Üzerine konuştuğumuz alanın fonksiyonu açık yeşil alan olup içinde meydan ve park düzenlemesi bulunuyor. Siz bu fonksiyonu kafanıza göre değiştiremezsiniz. Bu işin kanunu var standartı var vs. Değiştirebilmek için kentlilerin rızasını almanız gerektiği gibi şehircilik standartlarına da uygun olması gerekir. Misal değiştirdiğiniz alan kadar başka bir yerde aynı fonksiyonu göstermeniz gerekir.

Şimdilerde moda oldu; herkesi yaftalayıp ona buna çemkirerek yarım yamalak bilgileri ile önüne gelen konuşuyor. Misal şu köprüye karşı çıkma meselesi. İstemezükçülerin köprüye karşı çıkarak büyüme karşıtı oldukları söyleniyor ya, bu nasıl bir konuyu anlamama hali, nasıl bir cehalet anlatılamaz…

Öncelikli olarak Şehircilik açısından Boğaziçi Köprüsüne karşı çıkışın sebebi İstanbul’un büyümesini yanlış yönde etkileyeceği idi. O dönem için ulaşım ve karayolu perspektifli bir yaklaşımın kenti tek merkezli büyütecekti. Halbuki çok merkezli bir kentsel büyüme hem şehircilik açısından hem de zenginliğin adil dağılımı açısından daha doğru olurdu. Ama bu olmadı. Şişli – Levent hattındaki bir merkez ve oraya gidip gelen çeperdekiler şeklinde bir ucube çıktı ortaya. Fena mı olurdu Anadolu yakasında da bir merkezi alan olsaydı.

Ama Engin Ardıç gibiler yüzünden İstanbul’un gelişimini, Boğaziçi Köprüsünü yaparak tıkadılar.

Şimdi benzer bir hata 3. Köprü için yapılıyor. 3. Köprü sadece bir karayolu projesi değildir, Türkiye’yi İstanbul merkezli büyütmektir. Bu da Türkiye’yi tek merkezli büyütmek demektir.Türkiye neden tek merkezli gelişsin? Neden Manisa ya da Gaziantep havaalanından Londra’ya uçak kalkmasın? Ama Ardıç bunu anlayamaz tabii, AKP’nin projesi olması gerekir..

Taksim Meydanı Yayalaştırma Projesi de tam da tersine Taksim’i insansızlaştırma, karayolu araç geçişinin merkezi yaparak inşa etme projesidir.

Peki gelelim Engin Ardıç’ın derdine…

Bir insan bir yazıda bu kadar çok tezviratı bir araya getirerek ne yapmaya çalışıyor olabilir. Biz söyleyelim: Tetikçilik.

28 Şubat süreci idi, Gökkafes’e karşı uğraşıyorduk. Hatta Tayyip Erdoğan da Büyükşehir Belediye Başkanı olarak bizimle birlikteydi o vakitler. Ve yine Gökkafes için tetikçilik yapan köşe yazarları vardı, milli servet olduğunu falan yazarlardı, hukuk dışı yükselen bir ucube bina için…

Diyeceğim odur ki her dönemin vardır böyle tetikçi köşe yazarları, Engin Ardıç ne ilkidir ne de sonuncusu olacak…

İkbal Polat – www.turnusol.biz