Ana Sayfa Blog Sayfa 4742

Ne iyi ki… – Aydın Engin

Duruşma salonunun önündeki flama, bayrak, pankartlı kocaman gösteriyi küçümsemek niye?

Hele hele gazetelerdeki, ekranlardaki ve ille de sosyal medya denen gayya kuyusundaki itiş kakışı, laf sokuşturma yarışını ciddiye almak niye?

Hatta hatta 12 Eylül mağduru filan olmayanların ya da 12 Eylül zihniyetiyle aralarında Çin Seddi olmayanların “müdahil” olmalarına öfkelenmek niye?

Tam tersine sevinmek, demokrasi açısından olumlu bir gelişme olarak selamlamak gerek değil mi?

Bir araya gelemeyenler, birinin dediğine kulak asmak yerine laf çakarak cevap yetiştirmeyi bir siyasal refleks haline dönüştürenler bugün bir ortak payda da buluştular: 12 Eylül darbesi bir insanlık suçudur ve onların elebaşıları da suç ortakları da yargılanmalıdır!

Bu ülkede uzun süredir, hem de çok uzun süredir böylesine bir mutabakat, böylesine bir tavır paylaşımına, uyumuna tanık olduk mu?

Tamam biliyorum, 12 Eylül darbesine ve darbecilere aldıkları tutumlarda, başlayan yargılamaya ilişkin değerlendirmelerde aralarında büyük farklar var; farklar var; küçük farklar (=nüanslar) var.

Olsun.

Darbeyi de, darbecileri de savunan yok ama.

Bu iyidir.

O yüzden laf sokuşturmalara, itişip kakışmalara kulak asmaya niyetim yok; niyetiniz olmasın.

– Sen anayasa referandumunda ‘’hayır ‘’ dedin şimdi müdahilsin. Bu ne yaman çelişki?

– Sen mağdur değilsin ki niye müdahil oluyorsun. Yemezler…

– Hani yargılanamazlardı… Gördün mü, gördün mü!..

– Bu dava göstermelik. Bizi uyutmak için bir tiyatro oynanıyor…

– Darbenin suçlusu bu iki ihtiyar adam mı? Hani nerde işkenceciler, bakanlar, valiler, sıkıyönetim komutanları, hapishane müdürleri, gardiyanlar?..

Ben rasgele bir seçki yaptım. Özellikle internette bol bol var. Siz isterseniz çoğaltın…

Ama bana kalırsa çoğaltmayın, oyalanmayın.

Gözünüzü 12 Eylül’ün simgesi o iki adama dikin ve sakın ayırmayın.

Hesabımız onlarla; birbirimizle değil.

Bu bir başlangıç ve umduğumdan çok daha iyi bir başlangıç…

Ne iyi ki müdahil olunuyor.

Ne iyi ki siyasal olarak biraraya bile gelemeyenler duruşma salonunun önünde ya da içinde biraraya geliyor…

Ne iyi ki darbeye hayır deniyor; darbe bir suç, bir insanlık suçu olarak algılanıyor; darbeciler kamu vicdanında mahkum ediliyor.

*    *    *

Gelin biz “beş baş katil”den hayatta kalan ikisine bakalım.

Niye duruşmaya gelmediler?

Yiğitlik mi bu?

Yiğit sözünün eri, yaptığının ardında duran, durabilendir.

GATA’nın duvarları ardına saklanmaksa herhalde yiğitlik değildir.

(Ne olduğunu siz söyleyin!..)

Aydın Engin – www.t24.com.tr

Sosyal Demokrasi Okulu

 
SODEV ve TÜSES’in oluşturduğu Sosyal Demokrasi Okulunda 26. dönem dersleri 17 Nisan 2012, Salı günü,  önceki dönemde sertifika almaya hak kazananlara sertifikalarının verileceği bir törenle başlayacak. Programa katılan konuşmacıları ve ders konuları aşağıda bulabilirsiniz.

İşçi kırımı bugünü de boş geçmedi

İstanbul Tuzla’da tersaneler bölgesinde bulunan bir gemide patlama meydana geldi. Patlamada 2 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi yaralandı.

Tuzla ilçesindeki tersaneler bölgesinde bir gemide patlama oldu.

İlk bilgilere patlamada 2 kişi yaşamını yitirdi, 2 kişi de yaralandı.

Olayın ardından bölgeye ambulans sevk edildi.

İmrahor Vadisi’nde İklim Ormanı kuruluyor

350 Ankara, iklim değişikliğine karşı ormanlaştırma ve ormanların korunmasına dikkat çekmek için bir İklim Ormanı kuruyor.

350 Ankara’nın Orman Genel Müdürlüğü’ü ile görüşmeleri sonucunda, OGM’nin İmrahor Vadisinde ağaçlandırma alanında ağaçlandırma için yer verildi.

Kolej Kavşağı’na İmrahor vadisi üstünden gittiğinizde 12 km mesafedeki alana ilk etapta 15 Nisan Pazar günü 350 ağaç dikilecek.

Karaçam ve badem ağaçlarının oluşturduğu yamaçların altındaki ağaçlandırma bölgesine fidan deliklerinin açılması, Çankaya Belediyesi desteği ile tamamlanacak.

Hangi ağaçlar dikilecek?

2 kriter var. Birincisi iç Anadolu’ya, bölgeye uyumlu olması. İkincisi ise tabii ki fidanlıkta bulunabilmesi. Şimdilik adaylar Meşe, Ardıç, Alıç, Ahlat Sedir. Buna Akasya ve arazinin alt yanında olan su birikintisine bir kaç söğüt de eklenebilir.

Fidan mı, boylu fidan mı dikilecek?

Aslında 25-30 cm boylu fidan dikmek en kolayı. Ancak, hızla buharlaşma ile toprağın 30 cm derinliğine kadar çabuk kuruma oluyor. Ağaçların gövde ile kök arasında bir oran var. Bu nedenle 1 metre boya sahip ağaçlar dikilmesi hedefleniyor.

Neden bir anda daha çok ağaç dikilmiyor?

Çünkü 350 Ankara sadece bu sefer değil her zaman böyle bir etkinlik yapmak istiyor. Ayrıca bakımını da yapmak, fidanların büyüdüğünü de görmek istiyor.

350 Ağaç iklim için yeterli mi?

Tabiki hayır. Düşünsenize, fosil yakıtlar nedeniyle her yıl karbondioksit miktarı milyonda 2 parçacık artıyor. OGM Ankara Merkez Şefliği alanında 25 bin hektar orman alanı varken açıklık alan 1 milyon hektar. Yani milyonda bir hektar bu seferlik ağaçlandırılacak. Amaç bu çerçevede var olan ormanların korunmasına, ormansızlaştırmanın tehlikelerine dikkat çekmek ve sürece eleştirel olmaktan da öte katkısal destek vermek. Herkesin ve özellikle devletin iklim için daha fazla adım atması gerektiği noktada daha fazla adımın önünü açmak.

Nasıl parçası olabilirim?
En başta 15 Nisan günü mutlaka sizi dikime bekliyoruz. Mümkünse iklim dostu bisikleti ulaşım aracı olarak tercih ederseniz çok seviniriz.
İkincisi, bir ya da birkaç fidan alımı için aranızda para toplayabilirsiniz. Lütfen katkılarınızı 350 Ankara destekçisi örgütlerin 350 Ankara aktivisti olan arkadaşlara iletin.
Üçüncüsü ise, daha fazla insanı bu sürece katabilirsiniz.

Devamı gelecek mi?
İşte bizimde istediğimiz bu. İlk diktiğimiz bu fidanlar büyüdükçe biz her yıl bu dikimi devam ettireceğiz. Şimdiden ayarlamalara başladık bile!

facebook’da etkinliğe katılmak için tıklayınız ve iletişime geçmek için [email protected] adresine mesaj atınız.

Alakır Vadisi’nde “ilginç” olaylar

Antalya Alakır Vadisi’nde yapılmak istenen HES (hidroelektrik santralı) projesine karşı çevrecilerin kazandığı ilk zafere gölge düştü. Mahkemenin durdurma kararına rağmen çalışmalar devam ederken Antalya Valiliği’nin gerekçesi, “Mahkeme kararı, alınan ilk üç ÇED gerekli değildir kararı ile ilgiliydi. Dördüncü ÇED kararıyla ilgili mahkeme kararı yok” oldu.

Alakır Vadisi’nde çevreciler yıllardır HES karşıtı mücadele veriyor. Vadide planlanan altı HES projesine karşı davalar açılıyor. Alakırlılar ilk yargı zaferini Ekim 2011’de kazandı. Antalya İdare Mahkemesi Kürce HES aleyhine açılan davada projenin yürütmesini durdurdu. Ancak çalışmalar bir türlü durmadı. Bunun üzerine Alakır’da yaşayan Emre Şimşek, Antalya Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne yazı yazarak mahkeme kararının uygulanmasını talep etti. Ancak valilikten gelen cevap Şimşek’i ve davanın müdahillerini şoke etti.

Bir HES, dört rapor

Müdürlük, 17 Şubat 2012’de verdiği yanıtta, projenin dördüncü ‘ÇED gerekli değildir’ kararına istinaden devam ettiğini savundu.

Yazı şöyle:

“1. İdare Mahkemesi’nden, Kürce Regülatörü ve Hidroelektrik Santralı için verilmiş olan üç adet ‘ÇED gerekli değildir’ kararı için yürütmeyi durdurma çıkmıştır. Dava devam ederken firma tarafından HES projesinde değişiklik yapılmış ve yeni proje tanıtım dosyası hazırlanarak müdürlüğümüze müracaat edilmiştir. Valiliğimizce dördüncü kez ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilmiştir. HES çalışması en son verilmiş olan ‘ÇED gerekli değildir’ kararına göre yapılmaktadır. 8.06.2010 tarihli ‘ÇED gerekli değildir’ kararı için mahkeme kararı bulunmamaktadır.”

Davanın müdahil avukatı İsmail Duygulu ise Kürce HES projesi için ayrı ayrı üç kez tanıtım dosyası hazırlanarak hukukun arkasından dolanıldığı görüşünde:

“Sonuçta hepsi aynı yerde aynı proje. Biz de bunu mahkemeye belirterek her üç kararın hepsine birden bir dava açtık ve kazandık. Ancak çalışmalar durmadı. Valilik çalışmaların dördüncü kez alınan ‘ÇED gerekli değildir’ çalışmaların devam ettiğini belirtti. Bu tam bir alicengiz oyunu. Mahkemenin kararları boşa çıkarılıyor. Mahkeme kararlarına karşı önceden tedbir alındığı görülüyor.”

Kürce HES projesinin sahibi Dedegöl Enerji Yatırım A Ş Proje Müdürü İnşaat Yüksek Mühendisi Gökhan Göktaş da Radikal’e “Üç kez proje değişikliği yapılmış olup, ilgili idareden her bir revizyona ait ayrı ayrı ÇED kararı alındı. Daha önce alınan üç ÇED kararına karşı dava açılmıştı. Fakat en son alınan ve projenin mevcut durumunu yansıtan ‘ÇED gerekli değildir’ kararına dava açılmadı” dedi.

Alakır’daki ‘ÇED gerekli değildir’ kararları Antalya Valiliği imzasını taşıyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yetki devriyle verilen karar, yönetmelikte yer alan, ‘tanıtım dosyası incelenip çevreye minimum zarar getireceği ilkesi’ gözetilerek veriliyor.

Yumurtalık petrol boru hattında patlama

Irak’ın Kerkük kentinden Adana Yumurtalık’a petrol taşıyan boru hattında 3 patlama meydana geldi. Petrol boru hattındaki patlamaların nedeni henüz bilinmiyor.

Şırnak’ın İdil ilçesine bir kilometre uzaklıkta bulunan Kerkük-Yumurtalık petrol boru hattında saat 03.00 sıralarında 3 ayrı noktada patlama oldu. Patlamaların ardından 3 ayrı noktada çıkan yangın devam ediyor.

Nedeni öğrenilemeyen patlamaların ardından 3 ayrı noktada yangın çıktı.

Yangının ardından bölgeye BOTAŞ’a ait itfaiye ekipleri sevk edilirken ikinci bir patlamaya karşın itfaiye ekipleri yangına müdahale edemedi.

Vanaları kapatılan petrol boru hattındaki yangın devam ederken petrol hattındaki patlamaların sabotajdan kaynaklandığı ileri sürüldü.

Almanya’nın nükleerden yenilenebilire geçişinde “Mitler ve Gerçekler”

Almanya 2022 yılına gelmeden nükleer enerjiyi aşamalı olarak terk etme kararı aldı. Bunu takiben Alman Hükümeti, ülkenin enerji üretim altyapısına-güneş ve rüzgar dahil olmak üzere-tarihte benzeri görülmemiş ölçekte yatırım yapmaya hazırlanıyor.

Şansölye Angela Merkel’in sunduğu programda yenilenebilir enerji kaynaklarının, ülkenin enerji ihtiyacının beşte birini karşılayan 17 nükleer santralin yerini alması öngörülüyor. Yeni kaynakların en önemlisi denize kurulacak ve New York şehrinin altı katı alanı kaplayacak olan rüzgar tarlaları. Proje 2800 mil uzunluğunda yüksek voltaj güç kablosu gerektiriyor, yani Londra-Bağdat arası mesafeden biraz fazla. Bu dönüşümün maliyeti ülkenin 2011 yılı Yurtiçi Gayrisafi Milli Hâsılasının yüzde sekizine, yani 200 milyar Euro civarında (263 milyar dolar) bir meblağa denk geliyor.

Almanların nükleer enerjiyi terk etme kararı birçok tartışmaya sebep oldu çünkü bunun sonucunda ortaya çıkacak yüzde yirmilik açığı karşılamak için fosil yakıtlara dönüş yapmak zorunda kalınacağına inanlar var. Almanya’nın yöneticileri, sadece nükleer enerjinin yerini doldurmak için değil, geleceğin önemli enerji üreticileri arasında yer almak için de yenilenebilir enerjiye yönelmiş durumda. Eğer program başarılı olursa, Almanya’nın enerji planındaki yenilenebilir enerji payını 2020 yılına kadar 35%’e, 2030’a kadar %50’ye ve 2050’ye kadar %80’e çıkarmasına yardımcı olacak.

Almanya, 2011 sonu itibariyle 53.8 GW gücünde güneş ve rüzgar enerjisi üreten, dünyanın en büyük yenilebilir enerji ağına sahip durumda. Yine de yeterince değerlendirmeyen bir enerji kaynağı daha var: denizin içine kurulan rüzgar tarlaları. Almanya, açık denize içine kurulan rüzgar türbinlerinden şu ana kadar sadece 48 MW enerji üretti. Bu 27 GW üreten kara tesisleri ile kıyaslandığında ufak bir rakam. Şansölyenin yeni programı bu hedefe ulaşma konusunda önemli bir adım olacak.

Almanya’nın programı bir çok kişi tarafından ekonomik bir kumar olarak görülüyor ama yine de geleneksel enerji üretim şirketleri (nükleer üreticileri dahil) şimdilerde bu plana yatırım yapmak için istekli görünüyor. Bir finans ve enerji analistine göre plan, Almanya’nın enerji pazarını devasa bir enerji laboratuarına dönüştürecek.

Çeviri: Tuğçe Tuğran

(Yeşil Gazete, EnergyMarketPrice.com)

 

 

(Canlı-14.05) Dava devam ediyor!

Kenan Evren ve Tahsin Şahimkaya’nın yargılandığı dava bugün de devam ediyor. Saat 09.30’da başlayacak davanın bugünkü gündemi müdahillerin belirlenmesi, sanıkların sağlık raporları ve duruşmalara getirilip, getirilemeyecekleri…

Bugün medya ilgisi de, halkın ilgisi de düne göre daha az.

14.05: Davaya devam ediliyor. Sıra İlhan Erdost’un eşinde.

11.15: 10 Dakika ara verildi.

11.00: Başbakanlık vekili Sami Arslan konuştu. “Dünden beri siyasi beyanlarda bulunulduğunu ve Başbakan’a hakaret edildiğini görüyorum. Bugün bu darbe yargılanıyorsa bu hükümet sayesindedir.

10.40: Ökkeş Şendiller konuşuyor. “Bu dava geç kalmış bir dava. 12 Eylül Yunanistan’ı NATO’ya sokmak için yapıldı. Çorum, Maraş ve Sivas, nerede bu devlet dedirten olaylardı.”

10.20: TDKP yöneticisi Mustafa Yalçıner: Darbeciler halk düşmanlığı ve vatan hainliğinden yargılanmalı.

10.05: Çorum eski milletvekili Şükrü Bütün: “Çorum’un, Maraş’ın faillerinin müdahillik talepleri reddedilmeli.”

10.00: Maraş ve Çorum Katliamları’nın tanıkları anlatıyor.

09.50: Duruşma başladı. İlk söz alan dönemin CHP milletvekili Azimet Köylüoğlu. “Ahı gitmiş vahı kalmış Evren ve Şahinkaya’yla ilgili talebim yok. İşkencecilerin ceza almasını istiyorum.”

 

KESK’liler bakanlığı işgal etti

KESK ve KESK’e bağlı sendikalar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nı işgal etti.

KESK’e bağlı bağlı sendika yöneticileri Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile görüşmek için Bakanlığa geldi. Bakan Çelik’in görüşmemesi üzerine KESK yöneticileri Bakan Çelik’in makamını işgal etti.

KESK üyeleri yaptıkları açıklamada, Bakan Çelik’in makamına gelerek kendileriyle görüşünceye kadar Bakanlık’tan ayrılmayacaklarını belirtti.

KESK’liler, “Yıllardır büyük bir özveri ve kararlılıkla yürüttüğümüz mücadelemizi AKP’nin hukuk tanımazlığı, keyfiliği ve otoriterliği karşısında da sürdürmeye kararlıyız” dedi. Emekdunyasi.net’in haberine göre, işgal eyleminde olan SES Genel Başkanı Çetin Erdolu, Özgür Radyo’ya yaptığı açıklamada, Çalışma Bakanı ile görüşene dek bakanlıkta kalacaklarını anlattı. 4688 sayılı yasada yapılmak istenen değişiklikleri varolanın da gasp edilmesi olarak değerlendiren Erdolu, değişiklikle ilgili görüş ve önerilerinin dikkate alınmadığının altını çizdi. Örgütlenme hakkının daha da geriletilmek istendiğini, grev hakkının yasaklanmak istendiğini ifade eden Erdolu, emekçileri yasaya karşı itirazlarını dile getirmeye devam edeceklerini açıkladı.

Tüm illerde eylem

KESK yöneticilerinin tüm emekçileri bakanlıktaki eyleme çağırması üzerine KESK üyeleri Çalışma Bakanlığı’nın önünde toplanmaya başladı. KESK üyelerine destek için DİSK Genel Sekreteri Adnan Serdaroğlu ve DİSK Yönetim Kurulu Üyesi Metin Ebetürk destek için Çalışma Bakanlığı’nın önünde KESK’lilerle buluştu.

KESK yönetimi yaptığı açıklamada bugün akşam saatlerinde örgütlü olduğu birçok ilde eylemler gerçekleşeceğini ve Ankara’da Çalışma Bakanlığı’nın önünde eylemi bitirene dek tüm Türkiye’de eylemlerin süreceğini belirtti.

İranlı yetkili: Nükleer görüşmeler Şam’da yapılsın

Batılı ülkelerle nükleer görüşmelerin İstanbul’da yapılmasına yönelik İran’dan muhalif sesler yükselmeye başladı.

İstanbul’un 14 Nisan’da yapılması planlanan görüşmeler için daha önce uygun bir yer olduğunu belirten İranlı yetkililerin bu görüşü, İstanbul’da düzenlenen ‘Suriye’nin Dostları Konferansı’ndan sonra değişti.

Tahran, nükleer görüşmelerin İstanbul’a yapılmasının İran’ın elini zayıflatacağını düşünüyor.

İranlı muhafazakar politikacı Mohsen Rezai de İstanbul yerine Şam ya da Beyrut’ta yapılmasını önerdi.

İran Dışişleri Bakanı Ali Ekber Salihi ise görüşmeler için İstanbul’un halen uygun bir yer olduğunu ancak başka yerler önerdiklerini de söyledi.

Geçen yıl başlaması öngörülen görüşmeler, İran’ın reaktörlerde kullanacağı yakıtın yurt dışından gönderilmesi karşılığında uranyum zenginleştirme faaliyetlerine son vermeyi kabul etmemesi üzerine kesilmişti.

Suriye’deki iç çatışmaların patlak vermesinden sonra Esad’ın verdiği sözleri yerine getirmemesi üzerine muhaliflere destek veren Türkiye ile İran ilişkileri olumsuz etkilenmişti.