Ana Sayfa Blog Sayfa 4733

William Engdahl, Yeşil Ev’de

Uluslararası siyaset, iktisat ve jeopolitika, gıda güvenliği, enerji ve uluslararası ilişkiler uzmanı William Engdahl  14 Nisan Cumartesi saat 14:30 da “GDO’lu Tohum ve Gıdalarla Türkiye ve Dünyada Açlığa doğru” konulu söyleşiye katılacak.

Yeşiller Partisi Tarım Çalışma Grubu’nun düzenlediği söyleşide ardışık tercüme de yapılacak.

Amargi’de “Anarko Feminizm” konuşulacak

0

Amargi Feminizm Tartışmaları’nda bu cumartesi Göksun Yazıcı’nın katılımıyla “Anarko Feminizmin Politik Potansiyelleri” konuşulacak.

Amargi Kadın Akademisi’nin düzenlediği “Amargi Feminizm Tartışmaları” yarın “Anarko Feminizm” konusuyla devam ediyor.

Göksun Yazıcı‘nın konuşmacı olacağı buluşmada, anarko feminizm, anarşizm ve feminizmin birleşimi mi yoksa kendi başına bir düşünce ve eylem pratiği midir, beslendiği teorik ve pratik deneyimler nelerdir, Queer teori ile bağlantısı nedir gibi sorulara cevap aranacak ve anarko feminizmin politik potansiyelleri tartışılacak.

Amargi Feminizm Tartışmaları, Queer Feminizm, Seks İşçiliği, Üçüncü Dalga Feminizm, Kadın Cinayetleri, Antimilitarizm ve Feminizm İlişkisi, Pornografi ve Feminist Anayasa Nasıl Olmalı gibi konularla devam edecek.

Buluşmalar, Amargi Feminizm Tartışmaları başlığıyla kitaplaştırılacak. (ÇT)

Tarih: 14 Nisan Cumartesi

Saat: 13.00

Yer: Amargi Kadın Dayanışma Derneği

Adres: Katip Mustafa Çelebi Mahallesi, İstiklal Cad. No:73/4 Beyoğlu

‘FİFA, Kürt futbol takımını resmi olarak kabul etti’

0

Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği’nin (FIFA) Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin ulusal futbol takımını resmi olarak kabul ettiği ileri sürüldü.

Kürt Futbol Federasyonu Sekreteri Selam Hüseyin, FİFA’nın kendilerini resmi olarak kabul ettiğini ve Mayıs ayında Filistin’de yapılacak olan uluslararası futbol şampiyonasına katılacaklarını söyledi.

‘FİLİSTİN’DEKİ TURNUVAYA KATILACAĞIZ’
Irak’ın Erbil kenti merkezli yayın yapan Aknews Haber Ajansı, FİFA’nın bölgesel Kürt yönetiminin ulusal futbol takımını resmi olarak kabul ederek, Mayıs ayında Filistin’de yapılacak olan uluslararası şampiyonaya katılmasına izin verdiğini yazdı. Kürt yönetiminin Futbol Federasyonu Sekreteri Selam Hüseyin, Kürt tarihinde ilk kez futbol takımının FİFA tarafından resmi olarak kabul edildiğini belirterek, “FİFA, futbol takımımızı resmi olarak kabul etti. 13- 22 Mayıs tarihleri arasında Filistin’de yapılacak olan uluslararası şampiyonaya Özbekistan, Tunus, Moritanya, Pakistan, Srilanka ve Endonezya ile birlikte aynı grupta yer alacağız” dedi.

Hüseyin, Kürdistan futbol takımının ilk kez ulusalararası bir şampiyonaya katılacağını da belirterek, bunun kendileri için çok önemli ve tarihi bir olay olduğunu söyledi.

BAĞIMSIZLIK ILANI TARTIŞILIYOR
Merkezi Bağdat hükümeti ile tartışmalı bölgeler, petrol ve Kerkük’ün statüsü konusunda bir türlü anlaşamayan ve son olarak hakkında tutuklama kararı çıkartılan Irak Cumhurbaşkan Yardımcısı Tarık Haşimi’yi Erbil’de barındırdıkları için ilişkilerin kopma noktasına geldiği Erbil-Bağdat hattında, Kürtlerin bağımsızlık ilan etmeleri tartışılıyor. Irak Başbakanı Nuri El Maliki’yi diktatörlük kurmakla suçlayan Bölgesel Kürt Yönetimin Başkanı Mesut Barzani, “Sorunlar çözülmez ise herkes kendi yoluna gidecektir” diyerek bağımsızlıklarını ilan edebileceklerini söylemişti.

(Ajanslar)

Kuzey Kore’nin füze denemesi başarısız oldu

Uluslararası kamuoyundan gelen eleştirilere kulak tıkayan Kuzey Kore, aylardır üzerinde çalıştığı uzun menzilli füzeyi fırlattı. Amerikalı ve Güney Koreli yetkililer tarafından fırlatma işleminin başarısız olduğu ve füzenin fırlatıldıktan birkaç dakika sonra denize çakıldığı iddia edildi. Kuzey Kore ise, gelişmelerle ilgili henüz hiçbir açıklamada bulunmadı.

Pyongyang, söz konusu füzeyle, dünya yörüngesine bir hava gözlem uydusu taşınmasının hedeflendiğini savunuyor.

Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve Güney Kore’nin de aralarında bulunduğu birçok ülke ise, uzun menzilli roket fırlatmanın Birleşmiş Milletler kararlarının ihlali anlamına geldiğini belirterek, Pyongyang yönetiminden bu plandan vazgeçmesini istemişti.

Ekoloji İzmir 2012 Fuarı açıldı

110 firmanın yer aldığı fuarda, organik sertifikalı ürünler sergileniyor

İzmir Vali Yardımcısı Mustafa Aydın, Uluslararası Fuar Alanı’nda İZFAŞ, ASDF Fuarcılık ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO) işbirliği ile düzenlenen fuarın açılışında yaptığı konuşmada, ekolojik tarımın, zirai ürünlerin tarladan sofraya gelene kadar geçtiği tüm aşamaların izlendiği bir sistem olduğunu belirtti.

Geleneksel tarımın alternatifini simgeleyen organik tarımda, doğal yaşamın korunduğunu kaydeden Aydın, “Organik tarım için emek harcayan çiftçi ve firmaları gönülden kutluyorum” dedi.

İzmir’in organik tarım üretim ve ihracatında Türkiye’de öncü olduğunu vurgulayan Aydın, şöyle konuştu:

“2010 yılında İzmir’de bin 505 üretici, 207 bin dekar alanda 134 çeşitte 45 bin ton organik ürün üretmiş. 2010’da kentte 487 üreticiye, 35 bin dekar alanda yaptığı üretim için 704 bin lira destek verildi. Ekolojik üretime yönelik teşvik sisteminin çeşitlenmesinde büyük fayda var. Organik tarımın gelişmesinde, üretim ve satışın yanı sıra tanıtım da önemli rol oynuyor.”

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanvekili Sırrı Aydoğan ise sağlıklı tarımın, temiz toprak ve su kaynaklarıyla mümkün olduğunu, dünya ülkelerinin çevre konusunda bilinçli olması gerektiğini kaydetti.

Fuarlar ile çalıştayların, ekolojik üretime yönelik bilincin artmasında önemli yeri bulunduğuna dikkati çeken Aydoğan, “Sahte üretim tehlikeli boyutlara ulaştı. Toprak erozyonunu bir şekilde düzeltebilirsiniz ancak ahlaki erozyonun düzeltilmesi en önemli konu” dedi.

ETO Yönetim Kurulu Başkanı Atila Ertem de organik tarım için belirlenen 2023 yılı hedeflerinin gerisinde kalındığını, iç piyasada tüketicinin bilinçlendirilmesinin hedefe ulaşmada büyük rolü bulunduğunu bildirdi.

Fuar, 15 Nisan Pazar gününe kadar ziyaret edilebilecek.

Sağlık bakanlığında atama skandalı

6 Nisan günü birimler arası ataması yapılan 500 personelden ikisinin öldüğü, üçünün daha önce emekliye ayrıldığı birinin de halen askerde olduğu belirlendi.

Gazeteport’un haberine göre, MHP Kütahya milletvekili Alim Işık, konuyu TBMM’ye getirerek, ‘’Personel fazlalığı gerekçesiyle tayini yapılanlar arasında vefat edenler, emekli olanlar, bakanlıkta çalışmayanlar da var. Bir kıyım yaşandı. 10 yıldır tek başına kurumu yöneten Sağlık Bakanının kendisidir. Sendika üyesi ayrımı yaparak bu insanları ailelerinden ayıran anlayışı kınıyorum’’ dedi.

MEVZUATA UYGUN

Bakan Recep Akdağ ise Işık’ı cevapladı ve Bakanlık yasasında yapılan değişiklik ile yeni kadro sayısının da belirlendiğini söyledi. Akdağ ölen ve emekli olanların atandığı iddiasını cevaplamadı ve ‘’Sayılara uygun olarak, Bakanlığın yapısını düzenledik. Çalışanımızı mağdur etmemek için, bu görevlendirmeleri Ankara içinde yaptık. Atamalar mevzuata uygundur’’ dedi.

Sağlık Bakanlığı 6 Nisan günü, 500 personeli kurum içinde başka birimlere atadı. Verem Savaş Daire Başkanlığında görevliyken 2009’da ölen Oktay Dikici, Ankara Halk Sağlığı Müdürlüğüne,Mali İşler Daire Başkanlığında görevliyken 2008’de trafik kazasında ölen Ömer Güngörmüş ise Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne atandı.

Yıllar önce emekliye ayrılan Nurdan Güler, Hasan Erol ve Gıyasettin Aydın isimli eski personelin de tayinleri çıkarıldı.Halen askerde olan Şahabettin Helvacı da tayin oldu. Türk Sağlık Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, ‘’Şimdilik 6 personel tespit ettik. Çalakalem tayinler yapılmış. Bu şekilde ataması yapılan başkaları da olabilir’’ dedi.

Grup Yorum afişi asan gençler tutuklandı

Çorum’da Grup Yorum konseri afişi asan 3 genç gözaltına alındı. Mahkemeye çıkarılan gençlerden 2’si tutuklandı.

Çorum Pir Sultan Abdal Derneği üyesi 19 yaşındaki İ.D.T, 17 yaşındaki T.O.G, ve 23 yaşındaki G.T, 15 Nisan’da İstanbul’da gerçekleşecek olan konser nedeniyle şehir merkezinde afiş asmak istedi. Bu sırada polis, üç kişiye kimlik sordu. Dernek üyeleri ve polisler arasında tartışma çıktı. Olay yerinden kaçan dernek üyeleri yakalanarak gözaltına alındı. 3 kişiden T.O.G,“polise mukavemet” suçlamasıyla çıkarıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakılırken İ.D.T. ve G.T. tutuklanıp Çorum L Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Tutuklamalara tepki gösteren Pir Sultan Abdal Derneği Başkanı Halil Top, “Bu nasıl bir demokrasidir anlamış değiliz” dedi.

Çalınan Cezanne tablosu bulundu

Avrupa’da son zamanların en büyük sanat eseri hırsızlıklarından olarak kabul edilen, çalınan Paul Cezanne tablosu bulundu.

Sırp polisi Belgrad ve Cecak’ta yaptığı operasyonlarda ele geçirdiği tablolardan birinin Fransız ressam Paul Cezanne’ın ‘The Boy in The Red Vest’ (Kırmızı Yelekli Çocuk) adlı eseri olduğu tahmin ediliyor. Tabloda Cezanne’ın imzası açıkça belli olurken, eserin orjinal olup olmadığına uzmanlarca kontrol edildikten sonra karar verilecek.

Değeri 110 milyon Dolar olduğu tahmin edilen tablo, bir minibüsün tavan döşemesinin içinde bulundu. Opersyonda üç kişi de gözaltına alındı.

Cezanne’ın sözkonusu tablosu, 2008 yılında Zürih’teki Emil Georg Buhrle Müzesi’nden Claude Monet, Vincent Van Gogh ve Edgar Degas’ın eserleriyle birlikte çalınmıştı.

Sırp polisi geçtiğimiz sene de İsviçre müzelerinden çalınmış birçok tabloyu Sırbistan’da düzenlediği operasyonlarla bulmuştu.

Otun da festivalini yaptılar – Mutlu Tönbekici

Otun festivali mi olur? Kime desem aynı şeyi söylüyor. Tabii bunu soranlar Egeli olmayanlar. Bir Egeli içinse “ot ayları” başlı başına bir festival zaten. (bkz: Mezarıma şevketibostan ekin) (bkz: Gül yerine bir demet radika ile gel sevgilim)

Hafta sonu Alaçatı’daydım. 3. Alaçatı Ot Festivali için.. Duydum ve apar topar gittim.. Pazar günü “şaşkın yolcu maceralarımı” okudunuz zaten. Açıkçası, çok ama çok güzel bir hafta sonuydu. TRT belgesel hazırlayacakmış, o yüzden cumartesiden başladı faaliyet.

Ben, cumartesi akşamüstü, Hacı Memiş Camii’nin bahçesindeki klasik müzik konserine yetiştim. Güneş tatlı tatlı batıyordu, karnım çok fena acıkmıştı. Hemen az ileride, memleketin en güzel, en heyecanlı yemeklerini yapan “Asma Yaprağı”na oturdum. Bir yandan balkabağından yapılabilecek en güzel zeytinyağlı yemeği yerken, bir yandan Pachelbel’in Canon in D’sini dinledim. Bir yandan kırmızı mercimek fava kaşıklarken, bir yandan Vivaldi’nin İlkbahar’ına ritim tuttum. Bir yandan frig pilavı yerken (ve her bir taneyi ağzımda çıt çıt ederken), bir yandan Boccherini’nin Minuet’ini yönettim… Sallamasyon tabii!

Sadece bunun için bile o bol rötarlı yolculuğu yapmaya değerdi. Dokuz Eylül Üniversitesi Oda Orkestrası içimizi açtı, mutluluk verdi.

Güzellik ertesi gün devam etti. Caminin etrafındaki meydanda tezgâhlar kurulmuş, bin bir çeşit ot satılıyordu. Şevketibostanlar, radikalar, ebegümeciler, yabani kuşkonmazlar, rezeneler, kekikler…

Sadece ot da değil! Ot kavurmalar, otlu börekler, otlu mısır ekmekleri, otlu levrek, hatta hatta şevketibostan tohumu bile! Ek, evinde yetiştir.. Az kaldı alacaktım! Hatırlatırım: benim bir bahçem yok!

Ama asıl olay yarışmaydı. En güzel otlu yemek yarışması.. Sunuculuğunu TV8’den Erkan Tan’ın yaptığı yarışmanın jüri üyeleri Ayhan Sicimoğlu’ndan başlıyor, ot yemeklerinin bir başka uzmanı olan, Zeytinbağ Oteli’nin sahibi Erhan Şeker’e kadar gidiyordu. İşin güzeli, katılımcılar arasında Alaçatılı Hatice teyzeler de vardı, Sakız Adalı Dimitris’ler de Alaçatı’ya yerleşmiş, Amerikalı Mendy’ler de..

Üçüncü gelen Mendy Kirk’ün rezene, pırasa, kekik ve haşhaşlı tartını merak etmedim değil.

Düzenleyen ve katkıda bulunan herkesin eline sağlık. Ve şaşırarak gördüm ki insanların böyle şeylere ilgisi çok büyük. Alaçatı sokakları, sezon dışı olmamıza rağmen acayip kalabalıktı. Demek akıllı işlerle sezon uzatılabiliyor.

Bu hafta sonu da (15 Nisan 2012) “Uçurtma Festivali” var yine Alaçatı’da.

***

Kuzugöbeğine buyrun!

13-14-15 Nisan’da ise Fethiye’nin Yeşilüzümlü beldesinde buna benzer bir festival var. Kuzugöbeği Festivali.

Kuzugöbeği bir çeşit mantar. Latincesi Morel. Yediğim en şahane mantarlardan. Yeşilüzümlü Dikencik Evleri’nden Ayşe Hanım da olağanüstü güzel pişiriyor.

Ben iki sene önce 2’sine gitmiştim. Nefis geçiyor. Hep beraber mantar toplamaya çıkılıyor, kazanlarda mantar çorbası pişiriliyor, tepedeki antik kent Kadyanda’ya yürünüyor, 2000 yıllık tiyatroda güzel bir klasik müzik dinletisi oluyor. www.kuzugobegifest.com

Şunu anladım. Uzun tatillerdense böyle iki günlüğüne, üstelik de bir amaç için bir yerlere kaçmak insana çok daha iyi geliyor.

Mutlu Tömbekici – Vatan

Yeni teşvik paketi: Acele kalkınma – Cengiz Aktar

Aybaşında hükümet bu yılın başından itibaren geçerli olacak yeni bir yatırım teşvik paketi açıkladı. 2004’te çıkan 5084 sayılı teşvik yasasından bu yana giderek derinleşen bir bölgesel teşvik politikası ortaya koyuluyor. Yeni paket muhtemelen Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı ve ayrıntılı düzenlemesi, belli ki teşvik teknikleri üzerinde çok çalışılmış. Önceki uygulamalardan, teşvikin fabrikayı teşvik verilen bölgeye göç ettirmesi gibi bazı dersler çıkarılmış. Hayırlara vesile olur inşallah.

Yeni paketi değerlendirebilmek için önümüzde 2009’da başlayan uygulama ve AB kıstasları var. Düzenlemeye bu pencerelerden bakınca yaklaşımın ve işin felsefesinin sorunları ortaya çıkıyor.

2009’da başlayan uygulama bölgesel gelişmişlik farklılıklarını azaltmak; rekabet gücünü artıracak, teknoloji ve ar-ge içeriği yüksek büyük ölçekli yatırımlara destek olmak, sektörel kümelenmeyi desteklemek ve desteklenecek yatırımlarda ekonomik ölçek kıstaslarını öne çıkarmayı hedefliyordu. Bugünlerde kulağa hoş gelen ama pek de inandırıcı olmayan yerli malı üretimi, 2009’daki teşvik politikasında büyük proje yatırımları adı altında vardı. Teşvikler yerli motorlu kara taşıtı, tekstil, hazır giyim, deri, madencilik, tıbbi aletler, ilaç, hassas ve optik aletler, elektronik hava aracı, uzay taşıtı, makine, demiryolu, liman, transit boru hattı taşımacılığı ile kimya sektörlerini kapsıyordu.

Dolayısıyla hükümetin belirttiği cari açığın, aramalı ithalatını yerli üretimle ikame ederek azaltılması ve bölgeler arasındaki gelişme seviyesindeki uçurumun azaltılması hedefleri yeni değil. Sadece, ithalatı ithal ikamesiyle azaltarak cari açığı düşürme hedefi hükümet açısından daha acil bir hal aldı, o kadar. Ancak ithal ikamesi için gereken vasıflı ve üretken eleman ile ar-ge, kısa vadede elde edilecek şeyler değil. Kaldı ki 2009 düzenlemesi hedeflerinin değerlendirilmesini yapabilmek için yeterli bir zaman aralığı yok.

Bakalım ikinci hedef olan bölgeler arasındaki gelişme seviyesi düzeltmesine. Bu da son derece zahmetli, kapsamlı ve uzun soluklu bir politika hedefidir. Hele Türkiye gibi aşırı merkezî bir ülkedeki uygulama sonuçlarını görüp değerlendirmek çok zaman alacaktır. 2009’daki yaklaşımda bölgesel ve sektörel temelde desteklenecek yatırımlar AB uyumu çerçevesinde gerçekleştirilen 26 bölgeyi esas alıyordu. Yaklaşımda 26 bölge sanayi yoğunluğu ve teknoloji birikimlerine göre dörde ayrılıyordu. Misâlen birikimi en az olan ve ülkenin doğusuna tekabül eden üç ve dördüncü bölgelerde tarım ve tarıma dayalı imalat sanayi, hazır giyim, deri, plastik, kauçuk, metal eşya gibi emek yoğun sektörlerin yanı sıra turizm, sağlık ve eğitim yatırımları teşvik ediliyordu. Diğer bir deyişle bölgelerin enerjisini açığa çıkarmaya daha özen gösteriliyordu.

Yeni düzenlemeyle, daha yeni hayata geçen 26 bölgeden vazgeçildi ve 81 ile dönüldü. 26 bölgede daha yeni oturmaya başlayan, meseleye bölge ölçeğinde bakmaya başlayan Kalkınma Ajansları muhtemelen merkezin taşeronluğuna indirgenecek. Yeni düzenleme konusunda ajanslara hepi topu üç günlük bir görüş bildirme süresi verilmiş!

Her şeyden önce bu uygulama AB uyumundan açık bir sapmadır. AB üyesi olmayan İsviçre, İzlanda, Liştenştayn ve Norveç’i de kapsayan ve Bölgeler Avrupasının belkemiğini oluşturan bu yapılanma iktisadî, siyasî ve beşerî anlamda kıtanın istikbalidir. Yerindenlik ve yurttaşa yakınlık ilkelerinin iyi yönetişimi sağladığı bu adem-i merkezî yapılanma buralara daha çok uzak. AB coğrafyasında ve rekabet ettiği ülkelerle karşılaştırıldığında aşırı merkezî bir yönetime sahip olan Türkiye’de 26 bölge sınıflandırması ve bu temelde kurulan Kalkınma Ajansları adem-i merkezî yönetim gereksiniminin ilk ve biricik uygulaması olarak ortaya çıkıyordu. Bu süreç yeni uygulamayla akamete uğramış gözüküyor.

Üç büyük il dışında kalan irili ufaklı 78 ili üçer-dörder biraraya getiren bölge sistemi merkez-çeper ilişkisine yeni bir boyut kazandırıyor ve bu iller arasında bir dayanışma mekanizması oluşturuyordu. Şimdi yeni pakette her türlü faaliyet her kentte yapılabilecek olması geriye düşmüş olan illeri elinden tutup yukarı çekmekten çok uzak olacak. Misâlen bir Bayburt, bir Hakkâri kendi başına ne yapabilir?

Ülke ortalamasının altında kalan iller 2009 düzenlemesinde olduğu gibi yatırım çekmekte zorlanacaklar. 2009 teşvikiyle bu illerde yatırım artmış olsa da 11.382 teşvik belgesi ve 157 milyarlık yatırımın %60’ı yine gelişmiş illere yapıldı. İlâveten Kürt illerinde süregelen siyasî sorun hangi teşvik paketi olursa olsun uygulamayı kolaylaştırmayacak.

Sonuçta ithal ikamesi ve bölgesel kalkınma hedeflerini yakalamakta zorlanacak olan yeni düzenlemeden geriye ne kalır? Öngörülen genel, bölgesel, büyük ölçekli ve stratejik yatırımların teşviki çerçevesini gözönünde bulundurunca maksadın uzun vadeli, bölgesel ve KOBİ temelli olmadığı görülüyor. Aksine kalkınma iddiasının, ne pahasına olursa olsun, plansız ve programsız, ithal ikamesini hızla know-how getirecek büyük yabancı yatırımla gerçekleştirmek amacı seziliyor. Yani iş piyasası, vergi, tasarruf, eğitim, ar-ge, adem-i merkeziyet, çevre ve rekabetçilik konularında yapısal reform yapmadan…

 

Cengiz Aktar – Vatan