Ana Sayfa Blog Sayfa 4711

Gürsel Tekin ilk kez konuştu

CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden Gürsel Tekin ilk kez konuştu…

CHP Genel Başkan Yardımcılığı görevinden istifa eden ve istifası Kemal Kılıçdaroğlu tarafından da kabul edilen Gürsel Tekin ilk kez konuştu. Habertürk’e konuşan Tekin, Mustafa Sarıgül ile parti kuracağı iddialarını, “Ben CHP’nin çocuğuyum, çocuklarım benim için neyse CHP de odur” sözleriyle yalanladı. Tekin, Kılıçdaroğlu’nun istifasını kabul etmesiyle ilgili olarak da, “Genel Başkan’ın takdiri” değerlendirmesinde bulundu.

Küre Dağları Milli Parkı, Türkiye’nin ilk “PAN Parkı” oldu

Küresel Çevre Fonu desteğiyle “Orman Koruma Alanları Yönetiminin Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında gerçekleştirilen çalışmalar ile Küre Dağları Milli Parkı, Avrupa’da seçkin korunan alanları simgeleyen “PAN Parks” sertifikasını almaya hak kazandı.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre, Pan Parks (Korunan Alanlar Ağı Parkları) Vakfı Yönetim Kurulu, 23 Nisan’da yapılan toplantının ardından Küre Dağları Milli Parkı’nın PAN Parks ağına katılımı onaylandı. Bu karar ile Küre Dağları Milli Parkı, Türkiye’deki ilk, Avrupa’da ise PAN Parks sertifikalı 13. korunan alan oldu.

Avrupa’ya özgü, bağımsız bir korunan alan sertifikalandırma sistemi PAN Parks Projesi ile korunan bir alanda sürdürülebilir turizmin geliştirilmesi yoluyla tabiatın daha iyi korunması amaçlanıyor. PAN Parks logosu, Avrupa’da milli parklar için hem doğal değerler hem de sürdürülebilir turizm açısından bir seçkinliğin işareti olarak kabul ediliyor.

Bir korunan alanın PAN Parks sertifikası alabilmesi için korunan alan içinde en az 10 bin hektar yabanıl alanın varlığı, korunan alanın yönetim planının olması, korunan alanın ziyaretçi yönetim planının, PAN Parks bölgesi için sürdürülebilir turizm gelişme stratejisinin bulunması ve bölgede belirli kriterler çerçevesinde çalışan yerel işletmeler ve korunan alan yönetimi arasında yerel iş ortaklıklarının kurulması şartları aranıyor.

Küre Dağları Milli Parkı’nın sertifikayı alması sayesinde sahip olduğu doğal ve kültürel değerlerin öneminin daha iyi algılanması ve küresel düzeyde korunması, korunan alan çevresinde yaşayan yöre halkının sürdürülebilir turizm faaliyetleri ile alternatif gelir kaynağı oluşturmasına uluslararası düzeyde katkı sağlanması, Türkiye’nin doğa koruma alanında uluslararası prestijinin artması bekleniyor.

Greenpeace nükleer santrale iniş yaptı

Fransa’da Greenpeace eylemcisi, nükleer enerji santraline motorlu yamaç paraşütüyle indi.

Uzun süre santralin üzerinde uçtuktan sonra yere inen eylemci, güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındı.

Greenpeace tarafından yapılan açıklamada, eylemcinin, “cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ikinci turunda yarışan iki adayın, nükleer enerji tehlikesini gözardı etmelerini protesto etmek amacıyla bu tür bir eylem gerçekleştirdiği” bildirildi.

Açıklamada, “Biz dışarıdan yapılacak bir saldırının veya bir uçağın santralin üzerine düşmesinin yaratacağı tehlikelere de bu vesileyle dikkati çekmek istedik” denildi.

Fransa, enerji ihtiyacının yüzde 75’ini nükleer enerji santralleriyle karşılıyor.

Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy, nükleer enerji yatırımlarının durdurulmasına şiddetle karşı çıkarken, diğer aday Francois Hollande, nükleer enerji santrallerinin sınırlandırılması için çalışacağı sözünü veriyor.

Okul sütü yine zehirledi

Adana’nın Kozan ilçesinde, ”Okul Sütü Projesi” kapsamında dağıtılan sütlerden içen 18 öğrenci, mide ağrısı ve bulantı şikayetiyle hastaneye kaldırıldı.
Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve Sağlık Bakanlığı tarafından ortaklaşa hazırlanan ”Okul Sütü Projesi” kapsamındaki süt dağıtımı, ilçedeki okullarda sürdü.Süt dağıtımı yapılan Cumhuriyet İlköğretim Okulu’ndan 2, Ahmet Cevdet Çamurdan İlköğretim Okulu’ndan 9 ve Hacımirzali İlköğretim Okulu’ndan 7 olmak üzere toplam 18 öğrenci, mide ağrısı ve bulantı şikayeti üzerine, ambulanslarla Kozan Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü görevlilerince dağıtılan sütlerden incelenmek üzere alınan numunelerin, Adana Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü’ne gönderildiği belirtildi.

Bu arada, dün de ilçede dağıtılan sütlerden 13 öğrenci etkilenmiş, hastanedeki tedavilerinin ardından taburcu edilmişlerdi.

“İnceleme yaptırıyoruz”

Adıyaman Valisi Ramazan Sodan, Okul Sütü Projesi kapsamında dağıtılan sütten aldıkları numuneleri tahlile gönderdiklerini belirterek, bugün hiç süt dağıtmadıklarını söyledi. Sütten numune aldıklarını ifade eden Sodan, şöyle konuştu:

”Süt numunelerini Hıfzıssıhha’ya Adana ve Gaziantep’e tahlile gönderdik. Tahlil neticesi gelinceye kadar dağıtım yapmayın dedik. Halk sağlığı müdürümüz çocuklara dağıtılan seriyi tetkik ettiriyor. Rahatsızlık olmayan okullarımızda ve serilerde dağıtıma devam edebiliriz. Halk sağlığı müdürümüz takip ediyor. Onun bilgisi dahilinde talimat vereceğiz.”

“Sütte bozulma yok”

Konya Valisi Aydın Nezih Doğan, ”2 ayrı noktadan alınan numunelerin incelenmesi sonucu sütün Türk Gıda Kodeksi’ne uygun olarak hazırlandığı tespit edildi. Sütte bir bozulma ve standartlara aykırılık yok” dedi.

Bolivya’da elektrik kamusallaşıyor

0
Bolivya yönetimi, ülkedeki elektrik şebekesinin yaklaşık dörtte üçünü elinde bulunduran İspanyol REE firmasına bağlı TDE şirketine el koydu ve elektrik üretimini kamulaştırdı.

Bolivya halkının kendi doğal kaynaklarının dentimini yeniden ele geçirme mücadelesinin bir parçası olarak kamulaştırma kararı aldıklarını belirten Devlet Başkanı Evo Morales, kamulaştırma gerekçesini yeterince yatırım yapılmaması olarak gösterdi. Morales, şirkete yapacağı ödemeye dair bilgi vermedi.

Evo Morales, 1 Mayıs 2010’da da elektrik üreten dört şirketi özelleştirmişti. Son dönem kamusallaştırma adına bir hamle de Arjantin hükümeti atmış, İspanyol YPF adlı petrol şirketinin kamulaştırıldığı açıklanmıştı.

Bolivya’daki elektrik hatlarının yüzde 73’ünü işleten TDE şirketi, ülkedeki elektriğin yüzde 85’ini karşılıyor. Şirketin yüzde 99,94 hissesi 2002 yılında İspanyol REE şirketi tarafından satın alınmıştı.

(LatinBilgi.net)

‘Çığlık’ rekor kırdı

Dünyanın en ünlü tablolarından ‘Çığlık’ (The Scream) Sotheby’s’te düzenlenen açık artırmada 120 milyon dolarlık rekor fiyata satıldı.

Sanat dünyasının en önemli eserlerinden biri olarak gösterilen Norveçli Ressam Edvard Munch’un 1895’te çizdiği tabloyu, isimsiz bir alıcı açık artırmanın 15′inci dakikasında satın aldı.

New York Sotheby’s Müzayede Evi yetkilileri, ‘Çığlık’ tablosunun Sotheby’s tarihinde şimdiye kadar satılan en pahalı eser olduğunu belirtti.

Çığlık’tan önce bugüne kadarki en pahalı tablo ünvanı, 106,5 milyon dolara satılan “Çıplak, Yeşil Yapraklar ve Büst” adlı eseriyle Pablo Picasso’nun elindeydi.

Öte yandan aynı müzayedede Picasso’nun
“Sandalyede Oturan Kadın” tablosu da 29 milyon dolara alıcı buldu.

Fransa’da adaylar TV’de karşılaştı

Fransa’da cumhurbaşkanlığı seçimleri ikinci turunda yarışacak olan Sarkozy ve Hollande, seçimler öncesinde canlı yayında karşı karşıya geldi. İki liderin birbirlerini sert eleştiriler yönelttiği programda gerilim yüksekti.

Fransa pazar günü cumhurbaşkanlığı seçiminin ikinci turu için sandık başına gidecek.

İlk tur seçimlerinin ardından ikinci tura kalan iki aday Nicolas Sarkozy ve Francois Hollande sandık öncesi kozlarını televizyonda paylaştı.

İki lider başta ekonomi olmak üzere, dış politika, toplumsal konular ve yönetim anlayışları başlıkları altında tartıştı.

Tartışma süresince Hollande’nin Sarkozy’ye göre daha sakin olduğu gözlendi.

Canlı yayınlanan ve yaklaşık 2 saat 50 dakika süren tartışmada zaman zaman gergin anlar yaşandı.

Özellikle istihdam ve alım gücününün artırılmasıyla ilgili bölümde Sarkozy’nin bir kaç kez rakibini yalancılıkla suçlaması, ortamını gerilmesine yol açarken, tartışmayı yöneten ”TF1” ve ”France 2” televizyon kanalının sunucuları iki lideri yatıştırmakta güçlük çekti.

SARKOZY: TECRÜBESİ YOK
Sarkozy, Hollande’ı, ”ülke yönetiminde ciddi bir tecrübesi olmamakla” suçlarken, Sosyalist rakibi ise 5 yıllık iktidarı boyunca Sarkozy’nin ”ülkeyi fakirleştirdiği ve vatandaşları birbirine düşürdüğü” suçlamasında bulundu. İki aday da, birbirlerini yanlış rakamlar vererek gerçekleri gizlemekle suçladı.

HOLLANDE’DAN ‘MALİ’ SUÇLAMA
Sarkozy, mali krize rağmen Fransız ekonomisinin ”iyi bir sınav verdiği”görüşünü savunurken Hollande, ”rakibini sürekli mali krizin arkasına saklanmak ve ülkeyi kötü yönetmekle” itham etti.

Sosyalist lider, Fransa’nın son yıllarda bütçe açığı ve dış ticaret açığının artmasında Sarkozy’i suçladı. Sarkozy, tasarruf önlemlerinin gerekliliğini savunurken, ”rakibinin ekonomik politikalarının, ülkeyi borç batağına sürükleyeceğini”iddia etti.

GÖÇMEN TARTIŞMASI
Göçmen sayısının azaltılmasından yana olduğunu ifade eden Sarkozy, ”Müslüman göçmenlerin kendi inanç biçimlerine uygun yaşam tarzını dayatmaları riski bulunduğu ve yerel yönetime aday siyasetçilerin oy kaygısıyla bu tür taleplere boyun eğeceği” gerekçesiyle yabancıların yerel seçimlerde oy kullanmasına karşı olduğunu açıkladı. Sarkozy’nin bu yaklaşımına Hollande, göçmenlerin dinlerine bakarak ayrımcılık yapılamayacağı gerekçesiyle sert tepki gösterdi. Hollande, bu tür bir yaklaşımın Fransız vatandaşı Müslümanları rahatsız edeceği uyarısında bulundu.

FRANSIZ ASKERİ AFGANİSTAN’DAN ÇEKİLECEK
Sosyalist aday Hollande, dış politika bölümünde Fransız askerlerinin Afganistan’dan bu yıl sonuna kadar çekilmesini istediğini söyledi.

‘SAKOZY’NİN SON ŞANSI’
Hollande’ın son anketlere göre açık farkla yarışı önde götürdüğüne dikkati çeken siyasi gözlemciler, bu televizyon tartışmasının yansımalarının Sarkozy için ”son şans olacağı” görüşünde.

İkinci turda kilit rolü oynaması beklenen aşırı sağcı parti lideri Marine Le Pen ise, Pazar günü yapılacak seçimlerde boş oy kullanacağını açıklamış ve seçmenlerine de aynı tavrı göstermeleri çağrısında bulunmuştu.

(Ajanslar)

Sütü dağıtan şirkete RedHack darbesi

Milli Eğitim Bakanlığı’nın “Okul sütü-Akıl küpü” adıyla başlattığı süt dağıtım projesinin ilk gününde yüzlerce ilköğretim öğrencisinin zehirlenerek hastanelere kaldırılmasını RedHack affetmedi. Süt dağıtım ihalesini alan Gülsan Gıda’nın sitesini hackleyen Kızıl Korsanlar, “Sütü bozuk insanların iktidar olduğu bir ülkede sütlerin bozuk olması normaldir” dedi.

RedHack, Milli Eğitim Bakanlığı’nın süt dağıtım projesinde yüzlerce ilköğretim öğrencisinin zehirlenmesine sessiz kalmadı. Kızıl Korsanlar, süt ihalesini alan Gülsan Gıda adlı şirketin internet sitesini hackledi.

RedHack’in açıklaması şöyle:
“Duyduk ki bozuk sut ihalesini alan sizmissiniz, o bolgede dagitan da sizmissiniz .. Ugrayalim da bu “sutu bozuklar” kim bir gorelim dedik..

Yok yanlis anlamayin, sadece siz suclu degilsiniz, sizin gibilerin “badem biyigina” ve haci yagi kokusuna bakarak ihaleleri “peskes” cektirenlerdedir asil suc..

“Sutu bozuk insanlarin iktidar oldugu bir ulkede sutlerin bozuk olmasi normaldir”

Size de cemaatinize de bundan sonra rahat yok!
Cunku artik RedHack var!

Tesekkurler: Anonymous, RedHack/DG, RedHack/BR, AnarcyCr3w ve tum dunya ezilen halklari..

Not: Savci Hakan’a selam olsun ve bizden bir sut içsin ya da bos verin, asiri doz alir felan ;) en iyisi bir bardak “soguk su” icsin ;)”

(sendika.org)

Yabancılar artık Türkiye’de mülk edinebilecek

TBMM Genel Kurulu’nda, yabancılara mülk satışını düzenleyen Tapu Kanunu ve Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Tasarısı’nın ilk 3 maddesi kabul edildi.
Tasarının üçüncü maddesinin kabul edilmesinin ardından, TBMM Başkanvekili Mehmet Sağlam, çalışma süresinin dolduğunu belirterek, birleşimi yarın saat 14.00’de toplanmak üzere kapattı.
Kabul edilen maddelere göre, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, Bakanlar Kurulu’nca belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu kişiler, Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilecek.
Yabancı kişilerin edinebilecekleri taşınmazlar ve sınırlı ayni hakların toplam alanı, ilçe yüzölçümünün yüzde 10’unu, ülke genelinde ise kişi başına 30 hektarı geçemeyecek. Bakanlar Kurulu, 30 hektarı iki katına çıkarabilecek.
Yabancı ülkelerdeki ticaret şirketleri, ancak özel kanun hükümleri çerçevesinde taşınmaz ve sınırlı ayni hak elde edebilecek. Yabancılar ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketleri dışındakiler, Türkiye’de taşınmaz edinemeyecek ve lehlerine sınırlı ayni hak tesis edilemeyecek.
Bakanlar Kurulu, yabancılar ile kendi ülkelerindeki kanunlara göre kurulan yabancı ticaret şirketlerinin taşınmaz ve ayni hak edinebilecekleri yerleri; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilecek, sınırlandırabilecek, yasaklayabilecek.
Yabancı kişiler ve ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi 2 yıl içerisinde ilgili bakanlığın onayına sunacak. Bakanlık, onaylanan projeyi taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderecek ve projenin süresi içinde gerçekleşip gerçekleşmediğini takip edecek.
Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita ve koordinat değerleri, kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde Milli Savunma Bakanlığı’nca; özel güvenlik bölgeleri ise İçişleri Bakanlığı’nca aynı sürede Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü’nün bağlı olduğu bakanlığa verilecek.
Bakanlar Kurulu, ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde, yabancı uyruklu kişiler ile kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimini, ülke, yer, zaman ve miktar bakımından kısmen veya tamamen durdurabilecek, sınırlandırabilecek ve yasaklayabilecek. Yabancı uyruklu gerçek kişiler, tüzel kişiler ve uluslararası kuruluşların yüzde 50 veya daha fazla oranda hissesine sahip oldukları Türkiye’de kurulu şirketler, ana sözleşmelerinde belirtilen faaliyet konularını yürütmek üzere taşınmaz mülkiyeti veya sınırlı ayni hak edinebilecek ve kullanabilecek.
Yabancı kişiler, yabancı ülkelerin kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiler, yöneticilerinin çoğu yabancı olan Türkiye’de kurulu şirketler taşınmaz alabilecek.
Yabancı şirketlerin, Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanunu hükümleri saklı kalmak kaydıyla; askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde taşınmaz mülkiyeti edinimleri Genelkurmay Başkanlığı’nın ya da yetkilendireceği komutanlıkların, özel güvenlik bölgelerindeki taşınmaz mülkiyeti edinimleri ise taşınmazın bulunduğu yerdeki valiliğin iznine tabi olacak.
Bankaların, kredi olarak sayılan işlemler nedeniyle veya alacaklarını tahsili amacıyla iktisap ettikleri mülkiyet edinimlerinde, özel kanunlarına göre belli sürede elden çıkarma zorunluluğunun devam etmesi kaydıyla bu düzenleme kapsamındaki hükümler uygulanmayacak. Valilikler, taşınmazların kullanımını tapu kayıtlarından belirli aralıklarla izleyecek.
Tapu müdürlüğü, kişinin ölümünden sonra 2 yıl içinde tapu siciline miras intikali gerçekleştirilmezse, mirasçılık belgesi düzenlenmesi için yargıya başvuracak. Müdürlük, belgeye göre tapu sicil kayıtlarını tescil ederek güncelleştirecek.

Türkiye’ye basın özgürlüğü eleştirisi

Türkiye’de basın özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara dikkat çeken Alman Gazeteciler Birliği, uluslararası baskının artırılmasının, durumun düzeltilmesine katkı sağlayabileceğini savundu.

Berlin merkezli Alman Gazeteciler Birliği (DJV) Basın Sözcüsü Hendrik Zörner, Türkiye’de basın özgürlüğünün yıllardan beri kısıtlandığını belirterek, gazetecilerin eleştirel haber yapmasının çoğu zaman mümkün olmadığına dikkat çekti. Deutsche Welle Türkçe Servisi’ne açıklama yapan Zörner, eleştirel haber yapan gazetecilerin haklarında soruşturma başlatılabileceğini ve tutuklanabileceklerini göz önünde bulundurmak zorunda olduklarını hatırlatarak, “bunun basın özgürlüğü ile bağdaşmadığını” vurguladı.

Türkiye Basın Konseyi’nin yaptığı açıklamaya göre, 100’e yakın gazeteci haklarında kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı olmamasına rağmen tutuklu olarak hapishanede bulunuyor; gazeteciler hakkında açılan hukuk ve ceza davalarının sayısı 10 bine yaklaşıyor.

Uluslararası baskı işe yarayabilir

Alman Gazeteciler Birliği Basın Sözcüsü Hendrik Zörner, Türkiye’deki meslektaşlarını desteklemek için basın özgürlüğü alanındaki kısıtlamalara dikkat çekmeye çalıştıklarını ifade etti. Zörner, “uluslararası kamuoyunun yaratacağı baskının durumun düzeltilmesine katkı sağlayabileceğini” belirtti.

Zörner bu çerçevede Avrupa Birliği’nin Türkiye’ye yönelik baskıyı artırabileceğini ifade etti. Zörner bu konuda şunları söyledi: Avrupa Komisyonu’nun tek görevi euronun geleceği ile ilgilenmek değil. Avrupa’nın temel değerlerinin geleceği ile ilgilenmek de Avrupa Komisyonu’nun görevleri arasında. Demokrasinin önemli bir parçası olan ifade ve basın özgürlüğü de bu temel değerler arasında yer alıyor.

Zörner, Alman siyasetçilerden de, Türk meslektaşları ile temasları sırasında gazetecilerin serbest bırakılması konusunu gündeme getirmelerini talep etti.

Türk hükümetine çağrı

Alman Gazeteciler Birliği Basın Sözcüsü Zörner, Türk hükümetinden beklentilerini ise şu sözlerle dile getirdi: “Türk hükümetinden, Türkiye’de basın özgürlüğünü tam olarak sağlamasını bekliyoruz. Gazetecilerin, olumsuzluklarla karşılaşabileceklerinden korkmadan, her türlü konuda özgürce ve bağımsız olarak haber yapabilme imkânına sahip olması gerekiyor.”

(DW)