Ana Sayfa Blog Sayfa 4657

Avrupa Şampiyonu Nevin Yanıt’a memleketi Mersin’de coşkulu karşılama

0

Avrupa Atletizm Şampiyonası’nda 100 metre engellide şampiyon olan Nevin Yanıt, memleketi Mersin’de muhteşem bir törenle karşılandı.

Üstü açık bir otobüse binen Nevin Yanıt ve beraberindeki Burcu Ayhan ve Tuğçe Şahutoğlu ile birlikte önce şehir içinde tur attı, ardından valiliği ziyaret etti.

Milli sporcular için Tevfik Sırrı Gür Stadı önünde karşılama gerçekleştirildi. Buradaki karşılamaya sporcuların ailelerini yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı.

Mersin’e 2’nci kez altın madalya getirmenin mutluluğunu yaşadığını belirten Yanıt, “Mersin’e altın madalya ile dönmek çok güzel bir duygu. Çok mutluyum, emeklerimin karşılığını aldım. 2010 yılında adıma bir atletizm sahası yapılmıştı. Tabi ki bunun yükü benim için oldukça fazlaydı. Ben bu adı korumaya çalıştım. Çok iyi bir şekilde de koruduğumu düşünüyorum. Önemli olan bundan sonra neler yapabileceğim, bu adı nerelere getirebileceğim. 2’nci altın madalyayı almak dünyada birkaç kişiye nasip olur. Ben de bunu başaranlardan biriyim. Şimdi önemli olan olimpiyatlarda bir şeyler yapabilmem. Olimpiyatlarda da en büyük hedefim ilk 8 atletin arasına girebilmektir. Ondan sonra da madalya mücadelesini vereceğim” dedi.

Hazırlanan üstü açık otobüse binen  Nevin Yanıt,  Burcu Ayhan ve Tuğçe Şahutoğlu, antrenörleri ile birlikte şehir turu yaptı.

Sosyalist Hollande: Esed gitsin

0

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, Suriye’deki durumun her geçen daha da kötüye gittiğini belirterek, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin bu ülkedeki krizin çözülmesinde daha etkin bir rol oynaması çağrısında bulundu.

“Suriye Halkının Dostları”, Fransa ‘nın başkenti Paris’te toplandı. 100’den fazla ülkenin temsilcisinin ve Suriyeli muhalif grupların katıldığı toplantıda, Türkiye ‘yi Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu temsil ediyor.

Toplantının açılışından konuşan Hollande, “Suriyeli muhalifler kaderlerini ellerine aldılar. Birçoğu ülkesini terketti ama yakında dönecek. Bugünkü toplantının tek amacı olmalı. BM Güvenlik Konseyi’nin bu krizde sorumluluk almasını sağlamalıyız” dedi.

Hollande: Esed gitmeli, bu herkesin çıkarına
BM Güvenlik Konseyi barış planının (Annan Planı) bir an evvel uygulamaya konulması çağrısında bulunan Hollande, “Herkes politik geçiş sürecini desteklemeli. Burada olmayanlara sesleniyorum. Bu kriz uluslararası barış ve güvenlik için bir tehdit oldu. Esed gitmeli, bu herkesin çıkarına. Birlikte çalışmak hepimizin yararına. Bir geçiş hükümeti kurulmalı” diye konuştu.

Paris toplantısından beklenen sonuçlara dikkat çeken Hollande, Suriye’deki suçları işleyenlerin uluslararası adalet önüne çıkarılması gerektiğine dikkat çekti.

Suriye yönetimine karşı ekonomik ve mali yaptırımların uygulanmasının önemine değinen Hollande, “Suriyeli demokratik muhalifler”in desteklenmesi gerektiğini belirterek, bu ülkeye yönelik insani yardımların artırılmasını istedi.

Hollande, uluslararası toplumun Suriye halkının yanında olacağını belirterek, Suriye’nin yeniden yapılandırılması için siyasi çözüm arayışlarının hızlandırılması gerektiğini ifade etti.

“Suriye Halkının Dostları” ilk kez bu yıl Şubat ayında Tunus’ta, ardından da Nisan ayında İstanbul ‘da toplanmıştı.

Paris’teki toplantıda, Suriye rejimine yönelik baskı ve yaptırımlar bir kez daha masaya yatırılacak.

Uluslararası kuruluşların temsilcilerinin de katıldığı toplantıda, 30 Haziran’da Cenevre’de yapılan Suriye toplantısında karara bağlanan “geçiş hükümeti kurulması” önerisi ve bu kapsamda Annan’ın 6 maddelik planının etkili bir şekilde uygulanması konusu da gündeme gelecek.

Davutoğlu: Esed sonrası dönemin hazırlıkları başlasın

 
Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu , Suriye yönetimine yönelik uluslararası baskının artırılmasını istedi. Suriye yönetiminin artık meşrutiyetini artık kaybettiğini ifade eden Davutoğlu, bu ülkedeki iç savaşın sona erdirilmesi için etkili bir geçiş dönemi hükümetinin işbaşına gelmesinin gerekli olduğunu ifade etti.

Davutoğlu konuşmasında, Suriye’de Beşşar Esed sonrası dönemin hazırlıklarına her alanda vakit geçirilmeden başlanması gerektiğinin de altını çizdi.

Suriye’de krizin her geçen gün derinleştiğini ifade eden Davutoğlu, krizin son erdirilmesi için uluslararası camianın seferber olmasının önemine işaret etti.

Davutoğlu, “Suriye Halkının Dostları”nın bir sonraki toplantısını New York’ta BM Genel Kurulu’nda yapması çağrısında bulundu.

Suriyeli muhaliflere gerekli desteğin verilmesinin önemine dikkat çeken Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Suriye yönetimine destek veren ülkelere de verdikleri bu desteği sonlandırmaları için baskı yapılmasını istedi.

“Suriye Halkının Dostları”nın Tunus’taki ilk toplantısına 74, İstanbul ‘daki toplantısına 83, bugün Paris’te düzenlenen toplantısına ise 107 ülkenin katıldığını kaydeden Davutoğlu, Suriye yönetiminin giderek uluslararası camiadan tecrit edildiğini belirtti.

(AA)

6 litre su içti, öldü

0

İsmi açıklanmayan genç kızın, bir saat içinde büyük bir bardak ile 6 litre su içtiği, kısa sürede fenalaşması üzerine Uppsala Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırıldığı ancak kurtarılamayarak öldüğü bildirildi. Genç kızın hastaneye getirildiği sırada tedavisiyle ilgilenen Doktor Tomas Skommevik, genç kızın içtiği fazla suyun beyinde şişmeye ve zehirlenmeye neden olduğunu açıkladı.

Kilosu 60 ila 100 arasında olan sağlıklı kimselerin günde 2 ila 3,5 litre su içmeleri gerektiğini, çok terleme olması halinde bunun biraz daha artırılabileceğini kaydeden Doktor Skommevik, “Ancak birkaç saat içinde 5 litreden fazla su içmeyi kesinlikle tavsiye etmiyoruz” dedi.

(AA)

Hangi testi kırılacak. Roger mı, Novak mı?

0

Wimbledon Tenis Turnuvası’nda, tek erkeklerde son şampiyon Novak Djokovic ile 6 kez Wimbledon’ı kazanan Roger Federer yarı finalde eşleşti.

Grand Slam’lerdeki üst üste 33. çeyrek finalinde Rus Mikhail Youzhny’yi 6-1, 6-2 ve 6-2’lik setlerle 3-0 mağlup eden 3 numaralı seribaşı İsviçreli Roger Federer,; 31 numaralı seribaşı Alman Florian Mayer’i 6-4, 6-1 ve 6-4’lük setlerle 3-0 mağlup eden 1 numaralı seri başı Sırp Novak Djokovic’in yarı finaldeki  rakibi oldu.

Yarı finalde karşılaşacak olan Federer ile Djokovic arasındaki maçlarda, 14’e 12’i İsviçreli tenisçinin üstünlüğü bulunuyor.

Wimbledon’da Nadal’ın da elenmesinden sonra erken final niteliğinde görülen zorlu karşılaşma TSİ 15:00’de başlayacak.

Uludere’den Samsun’a öldüren tarz-ı siyaset – Ali Topuz

Sessiz dur! Kalbine girdikçe giriyor diken:

o gül ile beraber.

(Paul Celan, çeviri Gertrude Durusoy/Ahmet Necdet)

Samsun’daki seli “açıklayan” yetkililer, “hesaplanabilir olmayan yağış”tan bahsettiler. “Afet derecesinde” manasında. “Tabii afet.”

Öyle bir kendilerine güven heyecanla anlattılar ki, dere yatağındaki evler doğal, gerisi doğaüstü işler gibi anlamak zorunda kalabilirdik az dalsak. Bu hükümet döneminin doğalları, karnı ekonomik hırslarla dolu bütün muktedirlerin doğallarıyla bir: Sel doğal, ateş doğal, yoksulun ikisine karşı çaresizliği doğal, hak arayanın tepesine binilmesi doğal.

İktidar yetkilileri dün gün boyu 10 yurttaşımızı katleden sistemi savunurken, “Bütün sorumluluğun kendilerinde olduğunu” söyledikten hemen sonra, “Başta ben olmak üzere bir HATASI OLAN VARSA cezasını çekmelidir” kalıbını kullandı. “Varsa.” Devamı: “Özellikle suçlu aramak yanlıştır. Suçlu varsa zaten bunu ortaya çıkaracağız.” Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a ait bu son alıntılar.

USTALIK DEĞİL GÜÇ

Ne kadar tanıdık değil mi! Esenyurt yangınında da duyduk, ama daha da önemlisi geçen yılın sonundan beri düştüğü yeri yakan ateşi, Uludere ateşini yatıştırmak için konuşan iktidar mensuplarından duyduk! Facia var, ama “özellikle aranacak” bir suçlu yok. Varsa da çıkacak. Bekleyin. Yatıp kalkıp sözünü etmeyin. Samsun’daki muadilini Gençlik ve Spor Bakanı Suat Kılıç söyledi: “Hiç kimsenin bu acıları istismar etmemesi gerekir.” İktidarın, gördüğümüz hakikatleri bırakıp, pompaladıkları kanaatlere teslim olmamız için kullandığı temel söylemsel taktik bu. Basit. Basit ama etkili. Etkisi çok da usta olduklarından gelmiyor hayır, hak arama çabası yükselip güçlenirse hiç beklemeden devreye giren devlet enstrümanlarından geliyor: Gaz, cop, tazyikli su, gözaltı ve cezaevi, bir başka “doğal” felaketler yeri.

Bakanlar açıklamayı yaparken, hızla, hırsla, para dışındaki hiçbir unsuru hesaplamadan konut yapma yetkilerini koruma peşindeydiler, özetle. Şu istediğinden istediği evi alan, istediğini alıp istediği yere koyduran, sözde “liberalizm”lerinin sözde “kutsal”ı özel mülkiyeti çöpe atan, servet transferinden başka hedefi olmayan ikiz “kentsel dönüşüm yasaları”nın verdiği yetkileri.

Bu felaketler doğal gerçekten de! İktidarın “doğal” saydığı bir iş görme biçiminin doğal sonuçları: Tersanelerde, inşaat işçilerinin kaldığı koğuşlarda, barajlarda, maden ocaklarında, sanayi sitelerinde, deprem çadırlarında ateş ve su yıl boyu can alıp durdu. Ateşi ve suyu yargılayamayacağımıza göre Allah’tandır deyip susacağız. Bu iktidarın fıtratı böyle gerektiriyor.

Uludere nasıl Kürt sorununda hak eksenli çözüm yolundan, güvenlik eksenli savaş yoluna girmenin, anayasal ve yasal reformların yerini F16’ların almasının “doğal” bir sonucuysa, Samsun faciası da “kentsel dönüşüm”ün hak-bilim ve demokratik katılım eksenli yol yerine rant-kâr ve emrivaki eksenli yola girmenin “doğal” bir sonucu. Facia sonrası açıklamaların benzerliği, iktidarın ideolojik tercihlerinin öyle yurttaş canı kanı akmasıyla değişmeyeceğinin göstergesi: Birkaç acı paylaşma sözü, birkaç vaat, bir müddet hüzünlü bir yüz hali, zorlarsanız sinirliye dönüverecek türden. Asıl çaba, facialara yol açan yol yöntemlerin sakat olduğu gerçeğini saklamak.

YATIP KALKIP SORMALIYIZ

Gaston Bachelard, ateşin ve suyun düşünürü, “Büyük çayırdaki dere üzerinden atlayan çocuk maceraları düşlemeyi bilir, gücü düşlemeyi bilir, yüksekliği düşlemeyi bilir” der: “Doğal engel olarak bir derenin üzerinden atlamak düşlerimizde yapmayı sevdiğimiz atlamaya en çok benzeyen atlamadır.” (Su ve Düşler, çeviri Olcay Kunal, Yapı Kredi Yayınları)

Kârdan başka kutsalı, ilkesi kalmamış neoliberal iktidarlar içinden bizim payımıza düşeniyse derelerin önünü kesiyor, o derelerin üstünden atlaya atlaya hayata derinden tutunmayı öğrenecek bebeleri, babalarıyla beraber sele boğduruyor, sonra ekranlara çıkıp: “Her şeyi doğru yaptık” diyor.

Yatıp kalkıp sormak zorunda değil miyiz: Sizinkiler nasıl doğrular ki durmadan bebelerimizin, gençlerimizin canını alıyor? Nasıl doğrular ki sizin payınız hep kâr, bizim kârımız hep yas?

 

Ali Topuz – Radikal

Caravaggio’nun gizli 100 eseri bulundu iddiası

İtalya’da iki sanat tarihçisi buldukları onlarca eskizin Rönesans dönemi ressamı Caravaggio’ya ait daha önce varlığı bilinmeyen eserler olduğuna inanıyor.

İtalyan medyasına göre eskizlerin Caravaggio’nun öğrencilik yaptığı döneme ait olduğu düşünülüyor.

Eskizler Caravaggio’nun 11 yaşından itibaren birlikte çalıştığı ressam Simone Peterzano’nun arşivinde bulundu.

Peterzano’nun arşivindeki eserlerde, vücut eskizlerinden dini temalı tablolara kadar farklı tarzlarda resimler bulunuyor.

İtalya’da Milano Belediyesi sözcüsü ise bulunan eserler hakkında dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

Basın sözcüsü Elena Conenna, AFP ajansına yaptığı açıklamada, çizimlerin zaten arşivlerde bulunduğunu, ancak Caravaggio’yla bağlantılı olduğunu hiç düşünmediklerini söyledi.

“Eskizlerin Caravaggio’ya ait olduğunu teyit etmek isteriz ancak tüm olanlar çok tuhaf. Eskizler saklı bir yerden bulunmuş değil, her zaman herkese açıktı” diyen Conenna, sanat tarihçilerinin son iki yılda arşivlere tekrar bakmalarından ise haberdar olmadığını ekledi.

Ancak İtalyan haber ajansı Ansa’ya göre, sanat tarihçileri Maurizio Bernardelli Curuz ve Adriana Conconi Fedrigolli, Milano’da çeşitli kiliselerde ve Sforzesco Şatosunda yapılan eskizleri iki yıldır inceliyorlardı.

Sanat tarihçisi Curuz, La Repubblica gazetesine yaptığı açıklamada, Manerizm ustası Peterzano’ya atıfta bulunarak, 1584 ve 1588 yılları arasında, Peterzano gibi dönemin ünlü ve aranılan bir ressamın atölyesinde çalışan Caravaggio’nun hiçbir eserinin kalmamasının imkânsız olduğunu ifade etti.

Ansa’ya da açıklama yapan Curuz, çizimlerde güçlü, hızlı ancak amatör bir el olduğunu ve genç Caravaggio’nun yıllar sonra çizimlerinde kullanacağı yüzlerin, vücutların ve manzaraların ilk işaretlerinin görüldüğünü belirtti.

Gerçek adı Michelangelo Merisi olan ressam Caravaggio’nun ilk dönemlerinden hiçbir eserinin günümüze ulaşmadığı sanılıyordu.

Ressam Caravaggio, şiddet ve kargaşa içinde bir yaşam sürmüş; 38 yaşında esrarengiz sebeplerden ölmüştü.

(BBC Türkçe)

“Menekşe’den önce” bu akşam Ankara Sakarya Caddesi’nde

Sivas Katliamının en küçük kurbanları Menekşe ve Koray Kaya kardeşler

Sivas Katliamını konu alan “Menekşe’den önce” belgeseli bu akşam 20:00’da halka açık bir alan olan Sakarya Caddesi’nde gösterilecek. Çankaya Balediyesi tarafından düzenlenen gösterim öncesi filmin yönetmeni ve Odatv davası nedeniyle tutuklu bulunan Soner Yalçın’ın gönderdiği mesaj bir başka Oda Tv Davası sanığı Müyesser Yıldız tarafından okunacak.

Yönetmenliğini Soner Yalçın’ın, müziklerini Fazıl Say’ın yaptığı ”Menekşe’den Önce” belgeseli olayları katliamın ardından doğmuş bir çocuğun gözünden anlatıyor.

Belgeselde katliamın en küçük kurbanları 12 yaşındaki Koray ve 15 yaşındaki Menekşe Kaya’nın ölümünün ardından dünyaya gelen ve ablasıyla aynı adı taşıyan Menekşe Kaya’nın gözünden 2 Temmuz 1993 tarihli Sivas Madımak vahşeti ve ardından yaşananlar gözler önüne seriliyor.

Gazeteci Soner Yalçın’ın 2010 yılında çekimlerine başladığı film, Yalçın’ın Oda Tv soruşturması kapsamında tutuklanmasının ardından bir süre rafa kalktı. Ama Yalçın’ın dostları ve Sivas’ta yakınlarını kaybedenler belgeseli tamamlamayı başardı.

 

 

Fukuşima’nın suçlusu doğa değil, insan…

0

Japonya’da Meclis Araştırma Komisyonu, geçen yıl Fukuşima santralinde meydana gelen nükleer felakete “insan hatasının” neden olduğu sonucuna vardı.

Komisyon, bugün açıkladığı raporunda, “Nükleer felaket önlenebilirdi” ifadesi kullanıldı.

Raporda, faciayı, 11 Mart 2011’de meydana gelen 9 büyüklüğündeki deprem ve ardından oluşan tsunaminin tetiklediği kabul edilse de “Fukuşima Daiçi nükleer santralindeki kaza ise doğal afet olarak görülemez. Bu kaza, insan hatasından kaynaklanan bir felaket” denildi.

Kazanın öngörülebilir ve önlenebilir olduğu belirtilen raporda, ayrıca “nükleer felaketin sonuçları daha etkin önlemler alınarak hafifletilebilirdi” ifadesine yer verildi.

Fukuşima nükleer santralinde deprem ve tsunamiden sonra peş peşe patlamalar meydana gelmiş, soğutma sistemi arızalanmış, yakıt çubukları açığa çıkmış ve önemli ölçüde radyoaktif sızıntı olmuştu. On binlerce kişi bölgeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

AA

RedHack terör örgütü ilan edildi

Savcılık, ‘Kızıl Hackerlar’ isimli grubu, orak çekiçten oluşan bir logosu ve bir manifestoya sahip olmasından dolayı terör örgütü kapsamına aldı. Edinilen bilgiye göre, RedHack’in bilişim suçları kapsamında aranması, korsanların yakalanmasını geciktiriyordu. Bu nedenle terör örgütü üyesi kapsamında aranmaları, yakalanmalarını çabuklaştıracağı için tercih ediliyor.

Emniyet, “Redhack”in suçlarını savcıya sundu

Redhack’in bu güne kadar gerçekleştirdiği sanal eylemleri bir liste halinde Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM) Terörle Mücadele (TEM) Daire Başkanlığı’na gönderen savcılık, uzmanlardan Redhack’in terör örgütü özelliklerine göre incelemesini ve araştırma yapmasını istedi. Gruba yönelik soruşturmanın bilişim suçlarıyla mücadele çerçevesinde yürütüldüğünü ve bu nedenle zanlıların yakalanmasının geciktiğini söyleyen emniyet kaynakları, Redhack’in terör örgütü kapsamına alınması halinde soruşturmanın seyrinin de değişeceğini belirtti.

‘Redhack’in ucu dışarıda, yakalamak zor’

Kızıl Hackerlar’ın sadece Türkiye sınırları içerisinde faaliyet göstermediğinin altını çizen kaynaklar, bu örgütlere yönelik sadece emniyetin çalışmalarının yeterli olmayacağını ifade ettiler.

Sivas Katliamı’nın yıldönümünde hem Sivas’ta katledilenleri anmak hem Suriye’ye yönelik saldırgan politikaları protesto etmek amacıyla Dışişleri Bakanlığı’nın sitesini hack’leyen Redhack siber korsan grubu, bakanlığın resmi internet sitesinde bulunan yabancı diplomatlara ait kimlik kartlarının imajlarını yayımladı. Dışişleri Bakanlığı bu kimlik bilgilerinin yayılmasından korkuyor. Bundan dolayı iki nota yayımlayarak bilgilendirme ve gerekli güvenlik tedbirlerinin alındığını duyurdu. Redhack bugüne kadar Emniyet Genel Müdürlüğü ve Ankara Emniyet Müdürlüğü başta olmak üzere birçok siteyi çökertti ve sitelerin içinde olan bilgileri aldı. Grup, adından söz ettiren eylemler yapmayı ve ses getirmeyi seviyor.

“Büyük Birader” pazarları da görecek!

Semt pazarlarına gelecek yeni yönetmeliklerle ilgili bilgi veren Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, pazarlarda güvenlik kamerası ve elektronik terazinin zorunlu olacağını açıkladı.

Gümrük ve Ticaret Bakanı Hayati Yazıcı, Hal Kanunu kapsamında semt pazarları ve hal komisyoncularıyla ilgili dört yeni yönetmelik çıkaracaklarını açıkladı.

Yönetmeliklerin içerikleri hakkında bilgi veren Yazıcı, pazarcıların giyim kuşamının yanı sıra pazarlama yöntemlerine ilişkin de bazı yükümlülükler getirileceğini bildirdi.

TRT’de yer alan habere göre, yeni yönetmelikle belediyelere semt pazarlarının standartlarını belirleme yetkisi tanınacak.

Her belediye kendi sınırları içerisindeki pazarcı esnafı için tek tip kıyafet belirleyecek.

Pazarcıların yakasında kendini tanıtan bir künye bulunacak.

Semt pazarlarında çöp toplama alanları, elektronik terazi, hoparlör, güvenlik kamerası, tuvalet ve zabıta yeri bulunması mecburi olacak.

Belediyeler pazarcı esnafına pazarlama teknikleri konusunda davranış eğitimi verecek.

Düzenleme ile pazarlarda gürültü kirliliğine sebep olan ‘gel abla gel’, ‘sudan ucuz’ gibi ifadelerin kullanılmaması konusunda eğitim sürecinden geçirilecek.

Pazar tezgâhlarının satışlarına ise yeni kriterler getiriliyor. Söz konusu çalışma meslek örgütleri ile birlikte yürütülecek.

Bakan Yazıcı, semt pazarlarıyla ilgili yönetmeliğin yakında yayınlanacağını söyledi.

(NTV)