Ana Sayfa Blog Sayfa 4629

Ernst: Aybaba’nın adını bile duymadım

0

Beşiktaş’tan Kasımpaşa’ya transfer olan Fabian Ernst, eski takımını adeta topa tuttu

ORMAN YÖNETİMİNE: Ben dürüst birisiyim. Benimle konuşabilirlerdi. İndirim deselerdi de yapardım. Ancak benimle hiç kimse konuşmadı.

DEMİRÖREN YÖNETİMİNE: Büyük isimlere çok para harcadılar. Durumu anlamak için borca bakmak yeterli. Profesyonel bir sistem kuramadılar.

Beşiktaş’ın kazandığı son şampiyonlukta, ön plana çıkan isimlerin başında geliyordu Alman futbolcu… 2008-09 sezonun devre arasında katıldığı Kartal’da, gerek çalışkanlığı gerekse kişiliğiyle her daim Siyah-Beyazlı taraftarlar tarafından çok sevildi 3.5 yıllık bu süreçte. Ve ayrılık vakti geldi, Fabian Ernst’in yolu, Süper Lig’in yeni ekiplerinden Kasımpaşa’ya düştü. Ancak belli ki eski kulübünde son dönemde yaşadıkları bunaltmıştı onu. Alman yıldız, HABERTÜRK’e yaptığı özel açıklamalarda, eski ve yeni yönetimi topa tuttu…

‘OYNAYAMAYACAĞIMI BİLİYORDUM’

“İndirim yapardım ama konuşamadık”

“Herkes şu anda Beşiktaş’ın durumunun nasıl olduğunu biliyor. Ben çok dürüst birisiyim, benimle konuşulabilirdi. Teknik direktör benimle görüşebilirdi. Bu işlerin böyle olması gerekiyor. Sadece menajerimle konuştular, benimle hiçbir yönetici konuşmadı. Sadece başkanla bir kez konuşmuştum. Aslında ben zaten oynayamayacağımı biliyordum. Ama bana ‘indirim yap’ deselerdi yapabilirdim. Fakat indirimi kabul etsem bile, teknik direktör beni takımda istemezse, oynatmayı düşünmezse tabii ki kalmam. Benim tek istediğim futbol oynamak.”

‘Demirören’in hatalarından roman yazarım”

“Beşiktaş, son yıllarda büyük isimler alıp, çok para harcayıp başarılı olamadı. Şu anda farklı şeyler yapmaya çalışıyorlar. Demirören yönetimiyle mevcut yönetim arasındaki farkı anlamak için borçlara bakmak yeterli. Bana göre hiç profesyonel bir sistem kurmadılar. Ben Beşiktaş’ta çalışanlara saygı duyuyorum, onların gerçek bir Beşiktaşlı gibi kulübü koruması gerekiyor. Bu konuyla ilgili bir sürü hikaye anlatabilirim, hatta bir roman bile yazabilirim ama bunlar sadece bizde kalacak olan şeyler.”

‘Quaresma satamıyorsan, senin suçun”

 -Beşiktaş’ın Avrupa’ya gidememesi yönetimin hatası ama taraftarlar ve oyuncular da cezasını çekecek.

– İndirim talebi, oyuncuların üzerinde baskı oluşturdu. Bu davranış kesinlikle profesyonel değil. Böyle bir şeyi sadece Türkiye’de bulabilirsin.

-Quaresma çok iyi bir oyuncu ve senin onu göstermen gerek. Eğer gösteremezsen satamazsın.

-Egemen’in takımdan ayrılması Beşiktaş için çok kötü oldu. En büyük savaşçılardan birisi kaybedildi.

‘Aybaba’nın adını bile duymadım’

 -Samet Aybaba’yı hiç tanımıyorum. İsmini bile duymamıştım. Zaten benimle de hiç konuşmadı. Beşiktaş’ta çok mutluydum.

-Beşiktaş’ın bu sezon nasıl bir performans sergileyeceğini kimse bilmiyor. Ama paf takımdan gelen oyuncular ekstra bir bonus.

-Beşiktaş formasını giydiğim 3.5 yıl boyunca gururluyum. O yılları ve Beşiktaş taraftarını hayatım boyunca unutmayacağım.

‘Avrupa’dan teklifler almıştım’

 -Yeniden bir kadro oluşturmak hiç kolay değil ama çok iyi ve tecrübeli oyunculara sahibiz. Olumlu bir şekilde birlik olup sezona iyi başlayacağız.

-Türkiye ve Avrupa’dan teklifler aldım ama Kasımpaşa’yı hedeflerinden dolayı tercih ettim. Türkiye’de kalmak istiyordum.

-Yeni gelen yabancılara Türkiye Ligi’ni anlatıyorum. Onların bilgi sahibi olmasını sağlıyorum. Örneğin Isaksson’a G.Saray maçı öncesi nasıl bir atmosfer olacağından bahsettim.

HaberTürk

Japonlar bunu yapmasaydı keşke…

Japonlar mermi ve bomba ile saldırabilme özelliğine sahip 4 tonluk savaşçı bir robot geliştirdi.

Mermi ve bomba ile saldırabilme özelliğine sahip robotu satın alan kişi isterse içeriden yönetecek isterse iPhone’u ile kumanda edecek.

Bilim ve teknoloji dünyasının önde gelen uluslarından Japonya, ‘Kuratas’ adını verdiği dev bir robot geliştirdi.
 
Önceki gün basına tanıtılan 4 ton ağırlığındaki robot, 900 bin euroluk etiketiyle satışa çıktı. Görenlere 1987 yapımı Robocop filmindeki saldırgan koruma robotu ED-209’u hatırlattı. Dev robotu kullanmak isteyenler 4 metre uzunluğundaki Kuratas’ın gövdesinde yer alan kokpite girerek aracı hareket ettirebilir. 3G ile bağlanacak Japon mühendisler Wataru Yoshizaki ve Kogoro Kurata tarafından tasarlanan ve geliştirilen Kuratas’ı cep telefonuyla hareket ettirmek de mümkün. 3G bağlantısı ile bir iPhone uygulaması sayesinde dev robot iki ayağında yer alan 4 tekerlek ile hızlıca hareket ediyor.
 
İçerisinde bir cephane bulunan Kuratas, mermi ve bomba atabiliyor. Dakikada 6 bin mermi fırlatıp düşmanı etkisiz hale getiren Kuratas,  siyahtan pembeye kadar 16 renk seçeneğiyle satılıyor.

Yeşil Gazete

Küresel Isınma, Cizre’yi vurdu…

Cizre, Suriye tarafından gelen toz bulutunun etkisi altında kaldı.  Öğleden sonra aniden tüm Cizre’yi etkisi altına alan toz bulutu nedeni ile görüş mesafesi bir hayli düşerken vatandaşlar, evlerinin ve iş yerlerinin pencerelerini kapatıp, ışıklarını açarak ortamı aydınlatmaya çalıştı.

Toz bulutunun büyük ölçüde etkisini gösterdiği ilçe merkezinde görüş mesafesinin düşmesi ile birlikte araç sürücüleri kazaya neden olmamak için hız limitlerini düşürüp araç farlarını yakarak yollarına devam ettiler. Yetkililer, belediye vasıtasıyla yaşlıların, küçük çocukların ve astım hastalarının dışarıda gezmemeleri yönünde uyarı anonsu yapıldı.

Yeşil Gazete

Davulcunun cevap hakkı

Malatya’nın Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Alevi ailenin evinin taşlanmasına neden olan olayın taraflarından davulcu Mustafa Evşi, sessizliğini bozdu. Evin önündeki olaylarda yer almadığını belirten Evşi, “Bu davanın içinde yokum. Olayda Alevilik-Sünnilik davası da yok” dedi.

Doğanşehir ilçesine bağlı Sürgü beldesinde Alevi ailenin evinin taşlanmasına neden olan olayın taraflarından Ramazan davulcusu Mustafa Evşi, açıklamalarda bulundu.

Davulcu Mustafa Evşi, Evli ailesinin 5-6 ferdinin kendisine saldırdığını iddia etti. Kemer ve taşlarla darp edildiğini ileri süren Evşi, ailenin kendisini tehdit ettiğini de öne sürdü.

Ortalığı karıştırmak isteyenler bulunduğunu ifade eden Evşi, “Yalan yanlış kelimeler söyleniyor” dedi.

“Burada Alevilik-Sünnilik davası yok”

Evi taşlayan grup arasında olmadığını vurgulayan Evşi, o saatlerde karakola gittiğini kaydetti.

Mustafa Evşi, hastaneden darp raporu aldığını belirterek, “Savcılıkta, jandarmada dilekçemde olayı anlattım. Benim davam bitmiş. Ben kesinlikle bu davanın içinde yokum” dedi.

Olayın mezhep çatışması olmadığını dile getiren Evşi, “Burada kesinlikle Alevilik-Sünnilik davası da yok, olamaz da. Biz hepimiz kardeşiz, kardeş olarak kalacağız. Sürgümüzün adını kesinlikle lekelemeyelim, kötülemeyelim bu bize yeter” diye konuştu

Akit, bir şey söyle; “Krematoryum” geliyormuş!

Antalya’da cenaze hizmetleri veren şirket, yabancılardan gelen talepler üzerine belediyeye ‘krematoryum’ projesi sundu.

Akşam’dan Bülent Şanlıkan’ın haberine göre, Antalyalı firma Türkiye ‘de yerleşik olan yabancıların talebi üzerine Antalya Büyükşehir Belediyesi’ne krematoryum (cenazenin yakıldığı yer) projesi sundu. Belediye Başkanı Mustafa Akaydın, kentin üç aylık mezar yeri kaldığını çözümün ise krematoryum olduğunu belirtmiş, ‘Aslında doğru çözüm o ama Müslüman bir ülkedeyiz’ demişti.

“Krematoryum açılırsa, turizm artar”

Fempa Yönetim Kurulu Başkanı Murat Arslanoğlu’nu ise nisan ayında projesini sundu. Proje inceleme aşamasında. Aslanoğlu, projesi için seçilen yeri Yurtpınar Kurşunlu Şelalesi mevkiindeki ormanlık alan olarak belirtiyor, yabancılardan yılda en az 200 yakma talebi geldiğini ifade ediyor. Aslanoğlu şöyle konuştu: Antalya ‘da yaşayan ya da tatile gelen turistlerin ölümlerinde hizmet veriyoruz. Son yıllarda yabancıların yakılma isteğiyle çok karşılaşıyoruz. Ancak bu imkan olmadığı için, ülkelerine göndermek zorunda kalıyoruz. Krematoryum açılırsa Türkiye hem turizm hem insan hakları açısından sınıf atlar diye düşünüyorum. Türklerden de talep var ama yeterli değil.

“Cenazeleri LPG ile yakacağız”

 
Aslanoğlu, krematoryumda günde 3-4 cenaze yakılabileceğini söylüyor:’Doğalgaza uyumlu ya da LPG ile çalışacak. Yakma sıcaklığı 850 derece. Tabutla yakım gerçekleştirilecek. Tüm varislerinden onay alınacak. Küller, kişinin ülkesine gönderilecek ya da yakınlarına teslim edilecek. Arzu edenler Büyükşehir Mezarlığı’nda saklayabilecek. Krematoryum maliyeti 900 bin TL. Yakım ücretini 650 euro olarak düşünüyoruz.’ ABD ‘de hazırlanan projede, yakma, işlem ve izleme odaları var. İzleme odası cenaze yakınlarının işlemi izleyebilmesi için hazırlanacak ve kontrol paneli de kişinin en büyük oğlu ya da kızı tarafından kullanılacak.

Yasa ne diyor?

Hıfzıssıha Yasası’na göre imar planında yer alması halinde, belediyeden proje onayı alarak, krematoryum açılabiliyor. Ünlü opera sanatçısı Ayşe Leyla Gencer’in cenazesi 2008’de Milano’da vasiyeti doğrultusunda krematoryuma götürülerek yakılmış külleri ise vasiyeti gereği Dolmabahçe açıklarında Boğaz sularına dökülmüştü.

Radikal

@Morganella kadro dışı bırakıldı

Londra Olimpiyatları’nda mücadele eden İsviçre Milli Futbol Takımı’nda forma giyen Michel Morganella, Güney Koreliler’e tehditkar ve ırkçı ”tweet”ler attığı için kadrodan çıkarıldı.

İsviçre’nin Güney Kore’ye Pazar günü 2-1 yenildiği maçtan sonra, rakip takımın futbolcularına, sosyal paylaşım ağı twitter’dan sataşan Morganella, takımdan ihraç edildi.

İsviçre Olimpiyat Kafilesi Başkanı Gian Gilli, düzenlediği basın toplantısında, ”Morganella Güney Kore Milli Takımı’nın olduğu kadar Güney Koreliler’in de onurunu kırıcı ve aşağılayıcı ifadeler kullanmış, ayrımcılık yapmıştır” dedi.

Gilli, futbolcunun olimpiyatlardan men edildiğini söyledi.

Morganella, ”Twitter”daki yorumları nedeniyle olimpiyatlardan men edilen ikinci sporcu oldu. Daha önce Yunan üç adımcı Voula Papachristou da aynı gerekçeyle ihraç edilmişti.

AA

İSKİ: “Şebeke suyu içilebilir”

Sağlık Bakanlığı beş su firmasının ismini açıkladı ancak damacana su konusunda İstanbulluların endişeleri bitmedi.

Buna karşın başta Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş olmak üzere yetkililer şebeke suyu konusunda iddialı.

Devlet medyası TRT Haber, vatandaşları rahatlatmak için İski Laboratuvar Şube Müdürü Şahin Özaydın’la görüştü. Özaydın, TRT’ye şunları söyledi:

“Biz İski olarak ürettiğimiz suyun kontrollerini periyodik olarak yapıyoruz. Yaptığımız ölçümlerde çıkan neticeler bütün standartlara uygun. İstanbullulara, AB standartları, Amerikan Çevre ajansı değerlerine ve sağlık teşkilatı değerlerine uygun bir su sunuyoruz’’.

‘‘Eğer vatandaşlarımız suyu depodan kullanıyorlarsa, tesisatları eskiyse bu konuda bir takım riskler oluşuyor. ama bizm suyumuzu direkt olarak kullanıyorlarsa gönül rahatlığıyla içebilirler”

Yeşil Gazete

ABD Savunma Bakanı Panetta, Esed’e “defol git” dedi

0

ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Suriye Devlet Başkanı Beşşar Esed’i ölümle tehdit etti. Panetta, “Eğer kendini ve aileni korumak istiyorsan, şimdi defolup gitmenin zamanıdır” diye seslendi.

CNN’in Pentagon muhabiri Barbara Starr’a Tunus’ta özel bir röportaj veren Panetta, “Bence Esed gittikten sonra ki gidecek, ülkede istikrarı sağlamak çok önemli. Bunu yapmanın yolu da demokratik bir hükümete geçişi sağlayabilmeleri umuduyla ordunun, polisin, güvenlik güçlerinin olabildiğince etkili olması” dedi.

ABD’nin Bush yönetiminin Irak ordusunu dağıtarak yaptığı hataların bir benzerini yapmaması gerektiğini de savunan Panetta, “Irak’taki hataların aynısını yapmamız çok önemli, özellikle de kimyasal silahların bulunduğu tesisler konusunda. Suriye ordusu bu tesisleri koruma konusunda iyi iş çıkarıyor. Eğer aniden görevden ayrılırlarsa bu silahların yanlış ellere düşmesi tam bir felaket olur” diye konuştu.

Esed’i tehdit etti

ABD’li bakan röportajda Esed’e de mesajlar gönderdi.

Esed’in kalbinin derinliklerinde başının belada olduğunu bildiğini söyleyen Panetta, “Eğer kendini ve aileni korumak istiyorsan, şimdi defolup gitmenin zamanıdır” dedi.

Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya bir haftalık bir ziyaret gerçekleştiren Panetta, Tunus’un ardından Mısır’a geçecek.

Panetta yola çıkmadan önce gazetecilere yaptığı açıklamada Suriye meselesinin bütün temaslarda bir numaralı konu olacağını belirtmişti.

(Hürriyet Planet)

Fransa’da, “oruç” tuttuğu için kovuldu!

0

Belediyeden yapılan açıklamada, çocukların yaz kampında eğitmen olarak çalışan iki animatörün oruçlu olmaları çocukların güvenliğini tehlikeye düşürdüğü öne sürüldü.

Belediye, iş sözleşmesinde animatörlerin çocuklarla beraber yemek yeme ve içme şartının olduğunu ve animatörlerin buna aykırı davrandığının anlaşıldığını söyledi. Animatörlerin kamp programlarından çıkarıldıkları fakat sözleşme sürelerinin sonuna kadar maşlarının ödeneceğini belirtildi.

Kontrata çocuklarla beraber yemek yeme ve içme şartının konulmasıyla ilgili konuşan belediye yetkilisi Nicole Varet ise, 3 yıl önce de aynı durumla karşı karşıya kaldıklarını ve oruçlu bir animatörün kullandığı aracın kaza yapması sonucu birçok çocuğun yaralandığını söyledi. Varet, bu sebeple kontrata böyle bir madde eklediklerini ifade etti.

Animatörlerin avukatığını yapan Mohand Yanat ise müvekkillerinin bu duruma anlam veremediklerini belirterek, “Dini vecibesini yerine getiren bir insanın yeteneklerinin zarar görebileceği fikrine ulaşabilirsiniz?” sorusunu yöneltti.

Fransa Müslüman Konseyi İslamofobik saldırıları inceleme komisyonu başkanı Abdullah Zekri, belediyeyi ayrımcılıkla suçlayarak kınadı. Din özgürlüğün en temel hakların başında geldiğini belirten Zekri, hiçbir durumda bir kişinin dinini yaşamasının engellenemeyeceğinin altını çizdi.

Bu arada Fransa Müslüman dernekleri Cumartesi günü Gennevilliers Belediyesi önünde protesto yürüyüşü düzenleyecek.

Milliyet

Obeziteyle mücadele, GDO’lu mısır şurubuyla mı olacak? – Olcay Bingöl

Temmuz başında kentlerin birçok reklam panosu Sağlık Bakanlığı’nın ‘Obezite Mücadele Hareketi Başlıyor – Porsiyonlarımızı Küçültüyoruz’ sloganlı afişleriyle kaplanmıştı. Afişleri ve mesajı grafik anlamda değerlendirmek bu yazının konusu olmasa da söylemeden geçemeyeceğim.

Porsiyonun küçüldüğü tabaktaki sebzelerin sadece “aperatif” yiyecekler konumunda gösterilmiş olması yetmezmiş gibi, bir de neredeyse grafikte yok edilmiş olması, bakanlığın obeziteyle savaşa bakışını göstermesi açısından endişe verici.

13 Temmuz’a geldiğimizde ise gazetelerde gördüğümüz haberlerde Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, Türkiye’nin obeziteyle mücadelesini, yüzde 80’i tarım için uygun arazilerden oluşan ancak, özelleştirilerek daraltılan ve bakanı olduğu hükümet tarafından sit statüsü düşürülmesi istemi olan Atatürk Orman Çiftliği’nde düzenlenen basın toplantısıyla tanıttığını okuduk. Mücadele için önerileri ise sigara ve alkolden uzak durmak, bolca hareket etmek ve fazla yememek idi.

Peki, bizi asıl olarak neyin şişmanlattığını ve ölümcül hastalıklara sebep olduğunu; çocuklarımızın tat alma duyularını neyin olumsuz olarak etkilediğini ve doğal gıdalara karşı lezzetsiz bulmadan kaynaklı neden beğeni noksanlığı geliştirdiğini biliyor muyuz?

Tek tek sayabilmeyi isterdim ama endüstriyel gıda sektöründe yer alan başta sert ve yumuşak şekerlemeler, jöle, helva, reçel ve marmelatlar, pastane ürünleri, kek, bisküvi, ekmek, dondurulmuş tatlılar, dondurma, alkollü ve alkolsüz içecekler, tatlı süt ürünleri, meyve konserveleri, ketçap, mayonez olmak üzere sayısız gıda ürünü tüketimi yukarıda sayılan sorunların ana sebeplerinden. Bu ürünlerdeki ortak özellik endüstriyel gıdaların ve meşrubatların üretiminde fruktozdan zengin mısır “nişasta bazlı şeker” yani kısaca NBŞ kullanılıyor olması. NBŞ, ürün etiketlerinde çoklukla mısır şurubu olarak karşımıza çıkıyor. Mısır nişastasından elde edilen şurup, çoğu gıdada temel tatlandırıcı olarak kullanılıyor. Amerikan Tarım Dairesi’nden (USDA) Dr. Meira Field ve arkadaşlarının konu ile ilgili fareler üzerinde yaptığı araştırmada yüksek oranda fruktoz verilen erkek farelerde kansızlık, yüksek kolesterol ve kalp büyümesi görülmüş. Fruktoz indirgenmiş bir şeker olduğu için, diabet ve komplikasyonlarla birlikte, alzheimer ve kardiyovasku¨ler hastalıkların oluşmasına katkıda bulunuyor.

Özellikle kırdan kente zorunlu olarak gerçekleşen göç ile birlikte hızla büyüyen kentlerde, hızla artan yoksul nüfusların kırla tamamıyla kopmuş, koparılmış ilişkisi sonucu, Türkiye’de 8 milyon şeker hastasının varlığı şaşırtıcı değil. Uzmanlara göre, “Glisemik indeksi artan gıdaların tüketiminin artmasıyla bu 8 milyona yenileri eklenecek, fruktoz, yağa dönüştürülerek depolanabilen bir şeker türü olduğundan da ‘obezite’ sorununa fazlasıyla yol açmış olacak.

Dr. Field’ın araştırmasına dönecek olursak; Dr. Field, fruktozun sadece karaciğerde metabolize olduğunu belirtiyor ve yüksek dozda fruktoz verilen farelerin karaciğerinin alkoliklerin karaciğerine benzediğini söylüyor. Sağlık Bakanı’mız obeziteyle mücadelede alkolden uzak durulmasını salık verirken Şeker Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2001 yılından bu yana, yasanın 3. maddesine dayalı olarak alınan Bakanlar Kurulu kararları ile, her pazarlama yılında, nişasta bazlı şeker (NBŞ) üretim kotasının, üst sınır olan ülke toplam A kotasının yüzde 10’u üzerinden, genellikle yüzde 50 oranında artırılarak uygulanması da manidar değil midir? 480 milyon nüfuslu AB ülkelerinde ortalama yüzde 2 olarak uygulanan NBŞ kotasını 75 milyon nüfuslu Türkiye’de Şeker Kurulu üyeleri yargı kararlarına karşı yüzde 15’lere çıkartmıştır. Tabii ki kotalarla ilgili bahsi geçen uygulamalar 2000’li yılların başından başlayarak 10 yıl kadar kısa sürede şeker fabrikalarının, tüm mal varlıklarıyla özelleştirilmesi eşliğinde gerçekleştirildi.

Artık şeker pancarı üretimi kısıtlanmış ve fabrikaları özelleştirilmiş olan ülkenin şeker ihtiyacının yıllardır ülkeden çıkmamak için her türlü yargı kararına direnen, güçlü lobi çalışmalarıyla hükümet kararlarını kontrol edebilen Cargill’in başını çektiği 5 şirketin ürettiği mısır temelli NBŞ’den karşılanması kaçınılmazdır. NBŞ kotalarındaki uygulamaya ek olarak uzun yıllardır uygulanan yanlış tarım politikaları sonucu ülke mısırda yurtdışına bağımlı bir ülke durumuna getirilmiştir. Dünyada mısırın hektara verimi 5 ton kadar iken Türkiye’de verim 7 tonun üzerinde olmasına rağmen, ülkemize yasal yollarla ithal edilen mısırların, genetiği değiştirilmiş mısır üretimi yapan ülkelerden geldiği bilinen bir gerçektir.

Bugünlerde gıda ve içecek sanayicilerinin Biyogüvenlik Kurulu’na yaptığı başvuru sonucu ithali gerçekleştirilmek istenen 29 GDO’lu çeşit içinde bulunan mısırların binlerce paketli, endüstriyel gıdada tatlandırıcı olarak kullanılacağı ve halkın seçim özgürlüğünün bile olmayacağı bilinmelidir.

Olcay Bingöl – Zaman