Ana Sayfa Blog Sayfa 4600

Amerikan sağının “kürtaj aşkı”

0

Muhalefetteki Cumhuriyetçi Parti bir yandan gelecek hafta Florida eyaletinin Tampa kentinde yapacağı ulusal kurultaya hazırlanırken, bir yandan da parti programını hazırladı.

Programda beklendiği gibi, kürtajın yasaklanmasını isteyen bir anayasa değişikliği öngörülüyor.

Partinin programında belirttiği kürtaj karşıtlığı, tecavüz ya da ensest ilişki gibi istisnai durumları da dikkate almıyor. Bu durum ise, partinin gelecek haftaki kurultayda başkan adaylığı resmileşmesi beklenen Mitt Romney’in tutumuyla çelişkiye düşüyor. Bununla birlikte partinin başkan adaylarının parti programını tamamen desteklemesi gibi bir mecburiyet bulunmuyor.

Cumhuriyetçi Parti’nin kürtaj yasağı öngören parti programı, partinin Temsilciler Meclisi üyesi Todd Akin’in Senato üyeliği yarışından çekilmeyeceği yönündeki açıklamasını izliyor. Missouri eyaletinden Senatör olmak amacıyla mücadele veren milletvekili Akin, bu hafta başında yaptığı tartışmalı bir açıklamada, “meşru tecavüzün istem-dışı hamileliklere yol açmadığını” söylemiş, bu ifadeleri yüzünden kendi partilileri de dahil tüm kesimler kendisine ateş püskürmüştü. Kadın hakları eylemcileri ve siyasetçiler, Todd Akin’in ifade ettiği gibi tecavüzün hiçbir şekilde meşru sayılacak bir yönü olmadığını özellikle vurgularken, tecavüze uğrayan kadının hamile kalmasını önleyecek doğal bir savunma mekanizması bulunduğu yönündeki iddianın da hiçbir şekilde bilimsel olmadığının altını çiziyor.

Aralarında Mitt Romney’in de bulunduğu Cumhuriyetçi Partili siyasetçiler, tartışmalı açıklamalarından sonra Todd Akin’le aralarına derhal mesafe koymuş, Missouri milletvekiline Senato yarışından çekilmesi çağrısında bulunmuştu. Akin, kullandığı ifadelerden dolayı özür dilemesine ve artık kendisinin de bu açıkladıklarına inanmadığını söylemesine rağmen, Senato üyeliği mücadelesinden vazgeçmeyeceğini bildirdi.

Cumhuriyetçi Partililer, 100 üyeli Senato’da yalnızca bir üye farkıyla azınlık durumunda. Ancak Akin’in tüm ülkeden gelen tepkilere rağmen Senato yarışını sürdürmede ısrar etmesi, Senato’da çoğunluğu ele geçirmek isteyen ve Akin’in bu hesapları bozacağını düşünen partililerini iyice kaygılandırmış durumda.

Mitt Romney yaklaşık on gün kadar önce Kongre üyesi Paul Ryan’ı başkan yardımcısı adayı olarak seçmişti. Ryan’ın adaylığı da gelecek hafta Tampa’da yapılacak Cumhuriyetçi Parti Ulusal Kurultayı’nda resmileşecek.

Amerika’nın Sesi

“Kenan Evren duruşmaya gelemez” raporu

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi tarafından 12 Eylül Davası’nın görüldüğü Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilen raporda, sanık Kenan Evren’in duruşmaya katılmasının “tıbbi açıdan uygun olmadığı” bildirildi.

Yeşil Gazete

Dünya Kapasite Aşımı Günü Kutlu Olsun!

Bugün 22 Ağustos. Yani dünyanın yıllık kendini yenileme kapasitesinin aşıldığı gün. İlk olarak Britanyalı düşünce kuruluşu Yeni Ekonomi Vakfı tarafından ortaya atılan kavram, doğanın kendini yenileme kapasitesi ile insanlığın kullandığı kaynaklar arasındaki farkın anlaşılabilmesi için kullanılıyor.

İnsan faaliyetlerini karbon ayakizi olarak ortaya koyduktan sonra bunu, doğanın bu karbonu çeşitli doğal süreçler vasıtasıyla “emme” kapasitesiyle karşılaştırma esasına dayanan kavrama göre bu sene dünyanın kapasitesi 22 Ağustos itibariyle aşıldı. Bu tarihten sonra yılın geri kalanı boyunca yaptığımız tüm faaliyetler sonucu yarattığımız kirlilik doğa tarafından bertaraf edilemeyecek ve birikecek. Global Footprint Network (Küresel Ayakizi Ağı) kuruluşunun hesaplamalarına göre 1970’li yılların ortalarına kadar doğanın kendini yenileme kapasitesi içinde kalınırken o tarihten sonra her yıl dünyanın kendini yenileme kapasitesinin üzerinde tüketim gerçekleşti.

İşin kötü tarafı, Dünya Kapasite Aşımı Günü her yıl ortalama üç gün daha erken “kutlanıyor”. Ancak, geçtiğimiz sene neredeyse görülmemiş bir “atılım” gerçekleştirilerek kapasite aşımına bir önceki seneye göre bir aydan fazla bir süre önce ulaşıldı. İnsanlığın cepten yemesinin sonuçları ise kağıt üzerindeki zihinsel bir egzersizden çok daha somut. Doğanın kendini yenileme kapasitesini aşan kirlilik bir kenarda birikmekle kalmıyor, bizzat bu kapasitenin azalmasına neden oluyor. Örneğin, en önemli karbon dioksit bertaraf mekanizmalarından okyanuslar, atmosferdeki fazla karbonu emdikçe denizlerdeki asit oranı artıyor ve okyanusların karbon emme kapasitesi giderek azalıyor.

Yeşil Gazete, Global Footprint Network

[Son Dakika] Hakkari’de patlama!

Hakkari’nin Şemdinli İlçesi’nde askeri konvoy hedef alındı…

Patlama, öğlen saatlerinde Şemdinli İlçe merkezine yaklaşık 20 kilometre uzaklıkta bulunan Bağlar ile Zorgeçit köyleri arasında meydana geldi. PKK’lılar tarafından yola döşenen patlayıcının, askeri konvoyun geçişi sırasında patladığı belirtilirken, yaşanan olayla ilgili yetkililer tarafından henüz bir açıklama yapılmadı. Patlamanın ardından ise Yüksekova’ya yönünden 2 kobra tipi helikopteri ile Derecik bölgesinden zırhlı araçların bölgeye gittikleri gözlendi.

Ayrıntılar geliyor…

İran’da ‘kadın’ üniversiteye giremiyor; başörtülüsü dahil…

İran’da kadınların mühendislik, işletme, nükleer fizik, arkeoloji gibi 77 bölümde eğitim alması yasaklandı.

Milliyet gazetesinin haberine göre, İran Bilim ve Yüksek Eğitim Bakanlığı, ‘mezun olduklarında iş bulamadıkları’nı öne sürerek 77 lisans bölümünde kadın öğrencilerin eğitim almasını yasakladı.

Kontenjanların yüzde 65’ini doldurarak üniversite giriş sınavında daha başarılı olan kadınlara getirilen bu kısıtlama insan hakları savunucularının yanı sıra milletvekillerinin de tepkisini çekti.

Yeni düzenlemeye göre İran ’ın 36 üniversitesinde İngiliz edebiyatı, İngilizce tercümanlık otel işletmeciliği, arkeoloji, işletme, bilgisayar bilimi, nükleer fizik, elektrik ve endüstri mühendisliğinin de aralarında bulunduğu 77 lisans bölümü sadece erkek öğrencilere açık olacak.

Şirin Ebadi BM’ye başvurdu

İran ’ın dört bir yanında çok sayıda yerleşkesi olan Petrol Endüstrisi Üniversitesi artık hiçbir bölümüne kadın öğrenci kabul etmeyeceğini açıkladı. İngiltere ’de sürgünde bulunan Nobel Ödüllü İranlı insan hakları savunucusu Şirin Ebadi, karara tepki göstererek Birleşmiş Milletler ’e ( BM ) başvurdu. BM Genel Sekreteri Ban Ki-mun, İnsan Hakları Yüksek Komiseri Navi Pilay ve BM ’nin İran İnsan Hakları Özel Raportörü Ahmed Şahid’e mektup yazan Ebadi, düzenlemenin asıl amacının İran ’da kadın hakları hareketini zayıflatmak olduğunu söyledi.

Ebadi mektubunda, “Bu karar kamu alanındaki varlıklarına tahammül edemediği için kadınları evlere kapatmayı isteyen İslam Cumhuriyeti’nin izlediği politikanın bir parçasıdır. Amaç, kadınları muhalefet etmek ve haklarını talep etmekten vazgeçirmektir” dedi. Karara tepki gösteren bir grup milletvekili de bilim ve yüksek eğitim bakanı yardımcısını açıklama yapmak üzere parlamentoya çağırdı.

Bilim Bakanı: ‘Bazı bölümler kadın doğasına aykırı’

Bilim ve Yüksek Eğitim Bakanı Kamran Daneşçu ise sadece erkeklere açık olan bölümlerin üniversitelerde ‘denge’ yaratmak için gerekli olduğunu söyledi. Bakanlık yetkilisi Sayid Abdulfazıl Hassasini ise “Tarım ya da madencilik gibi bazı alanlar kadın doğasına uygun değildir. Geçmişteki deneyimlerimiz kadınların mezun olsalar bile bu alanlarda aktif olarak çalışmadıklarını gösteriyor” ifadesini kullandı.

UNESCO’nun verilerine göre, dünyada kadın üniversite mezunlarının erkeklere oranının en yüksek olduğu ülke İran . Son dönemde, normalde erkeklerin çoğunlukta olduğu fizik ve mühendislik gibi alanlarda da kadın öğrenci sayısı artış göstermişti. İran ’ın dini liderleri ise evlilik ve doğum oranlarının azaldığını belirterek bu durumdan rahatsız olduklarını dile getiriyorlardı.

Milliyet

Fukuşima’daki balıklarda, 258 kat fazla radyasyon çıktı!

Fukuşima yakınlarında yakalanan ve incelenen bir balık türünde, güvenli seviyenin 258 katı kadar radyasyon tespit edildi.

Fukuşima’da felakete neden olan nükleer santralin 12 mil uzağında yakalanan greenling türü bir çift balıkta incelemeler yapan Tokyo Elektrik Enerjisi Şirketi (TEPCO), balıklarda belirlenen güvenli radyasyon miktarının 258 katı radyasyon taşıdıklarını belirledi. Balıklarda kilo başına 25,800 bekerel sezyum tespit edildi.

Bundan önce ölçülen en yüksek değer, 18 bin 700 bekerel ile Japon som balıklarına aitti.

Fukuşima’daki santralde depremden sonra ortaya çıkan sızıntının deniz canlılığını etkileyeceği tahmin ediliyordu. Ancak geçtiğimiz günlerde yapılan ve soL’da da yer verdiğimiz araştırmada, bazı kelebek türlerinde genetik ve fiziksel değişiklikler gözlendiği açıklanmıştı. Bunun yanı sıra, Fukuşima’da yaşayan çocukların 3’te 1’inin kanser riski ile karşı karşıya bulunduğu, yüzde 36’sında ise tiroid bezinde anormal büyümeler gözlendiği belirtiliyor.

Güneş topla Cim-Bom için…

0

Cim-Bom, Türk Telekom Arena’nın çimlerini, güneş enerjisi sistemi ile hem ucuz, hem temiz bir şekilde canlı tutacak…

Galatasaray’ın Kasımpaşa ile oynadığı maçta TT Arena’nın bozuk zemini dikkat çekmişti. Özellikle güneş almayan taç çizgisine yakın bölgelerdeki çukurlar gözlerden kaçmazken, sarı-kırmızılı yönetim bu olumsuzluğun önüne geçmek için yeni bir proje hazırladı.

Özel ışık sistemiyle stadın çimlerine her gün bakım yapılıyor. Ama bu bakım hem yetersiz hem de 3 ayda bir kulübe 1 milyon TL’lik elektrik faturası getiriyor. Sarı-kırmızılılar şimdi ise stadın çatışına güneş enerjisi sistemi kuracak ve çimlerin ışık ihtiyacı hem tam olarak hem de daha ucuz şekilde karşılanacak.

Yeşil Gazete

Rusya, Suriye’deki üssünden çekiliyor

0

Rusya’nın Suriye’de 40 yıldan beri deniz üssü olarak kullandığı Tartus liman tesislerinde görev yapan Rus personel, güvenlik endişesiyle tahliye ediliyor

   
Üssün komutanı Albay Dmitriy Jivoronkov, tahliye işleminin başlatılabilmesi için Rusya Başkomutanı ve Devlet Başkanı Vladimir Putin’den emir beklendiğini duyurdu.

Rusya’nın Tartus üssünü kapatıp çekilmeye hazırlandığı haberini bu sabah İzvestiya gazetesi duyurdu. Üssün Rus komutanı Albay Jivoronkov’a dayandırılan haberde şöyle denildi:

“Rusya tarafından 40 yıldan beri Akdeniz ’de ikmal noktası olarak kullanılan üssün kara bölümünden tahliye işlemi gerçekleştirilmiştir. 80 kişiden oluşan Tartus personeli, karadaki üç depo ve komuta merkezi binasından limanda demirli PM-138 adındaki teknik gemiye taşınmıştır. Muhalif ve hükümet güçleri arasındaki çatışmaların Tartus’a ulaşma ihtimali nedeniyle, bu teknik gemi personel açısından iyi bir sığınak değildir. Bu yüzden personelin tamamen bölgeden ayrılması için Putin’in emri bekleniyor. Asıl tahliyenin hava yoluyla gerçekleştirilmesi bekleniyor”.

Tartus, Sovyetler Birliği’nin son üssüydü…

1971 yılında Sovyetler Birliği döneminde Suriye’de kurulan Tartus üssü 40 yıldır Rusya’nın Akdeniz ’deki levazım deposu olarak kullanılıyordu. Tartus, Sovyetler sonrası Rusya’nın yurt dışındaki son deniz üssü.

Hürriyet

Başbakan Yardımcısı: Esad’in istifasını konuşabiliriz

Suriye Başbakan Yardımcısı Kadri Cemil, hükümetin Devlet Başkanı Beşar Esad’in istifasını görüşmeye hazır olduğunu ancak istifanın müzakereler için önkoşul olamayacağını söyledi.

Moskova ziyaretinde açıklamalar yapan Cemil, Batı’nın Suriye’ye askeri müdahale için bahane aradığını savundu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da, Suriye’ye müdahale edilmemesi gerektiğini söyledi.

ABD Başkanı Barack Obama Pazartesi günü, Esed Yönetimi’min kimyasal silah kullanması halinde Suriye’ye müdahalede bulunabileceklerini açıklamıştı. Obama kimyasal silah kullanımının ABD için “kırmızı çizgi” olduğunu söylemişti.

‘Bombayla demokrasi olmaz’

Sergey Lavrov, Çin Devlet Konseyi üyesi Dai Bingguo ve Cemil’in de aralarında bulunduğu Suriye heyetiyle görüştükten sonra yaptığı açıklamada, Suriye’ye karşı askeri güç kullanımına sadece BM Güvenlik Konseyi’nin izin verebileceğini söyledi ve demokrasinin bombalarla dayatılamatacağını belirtti.

Cemil de basın toplantısında müdahalenin Suriye sınırlarının dışına taşacağı uyarısında bulundu.

Suriye yönetimi daha önce önkoşulsuz müzakerelere açık olduğunu duyrumasına karşın Cemil bir adım ileri giderek Esad’ın istifası dahil her şeyi konuşmaya hazır olduklarını kaydetti.

BBC Türkçe

Eski bayramları müteahhitlerden geri isteyin – Mehmet Kamış

 

Yeni bir bayrama kavuşurken yine herkesin dilinde, ‘nerede o eski bayramlar’
cümleleri dolaşıp duracak. Herkes geçip giden bayramları, çocukluklarının
bayramlarını arayıp, kehkeşanlara kaçmış eski günleri anacak. Sahi eski
bayramların nesini arıyoruz? Hiç kendimize soruyor muyuz; nedir eskilerde olup
da bugün olmayan şey?
 

Öylesine hızlı değişiyoruz, değiştiriyoruz, yeniliyoruz, tıraşlıyoruz,
katlediyoruz ve ucubeleştiriyoruz ki, dönüp eskileri yeniden ister hale
geliyoruz. Dolayısıyla en eski bayramları da elimizden alan yine müteahhitler
oluyor.

Daha da önemlisi sürekli göçüyoruz ve hepimizin başı dönüyor. Şöyle bir
çocukluğumuzu hatırlayalım. Hangi birimiz doğduğumuz, en azından büyüdüğümüz
sokakta yaşıyoruz. Diyelim ki biz yaşıyoruz, hangi komşumuz, hangi arkadaşımız
bizimle birlikte o sokakta yaşamaya devam ediyor. Onlar göçüyor, başka yerlere
taşınıyor, yerine başkaları geliyor.

Biz bayramlarımızı mı özlüyoruz yoksa arkadaşlarımızı mı, sokağımızı mı,
cumbalı evlerimizi mi? Kaçımız çocukluk arkadaşlarıyla görüşmeye devam ediyor.
Daha doğrusu kaçımız çocuklukta yaşadığımız insanlarla aynı yerlerde büyüyoruz.
Sürekli göçerek, yer değiştirerek, değişerek ve başkalaştırarak yaşıyoruz
hayatı.

Bayram niye güzel olur? Size sürekli şeker veren, sizi sevdiğini gözleriyle
söyleyen Hatice teyze var olduğu için güzeldir bayramlar. Avlusunda yetiştirdiği
erikleri yememiz için cebimize dolduran Halit dayının olmadığı bir şehirde
bayramın tabii ki tadı olmaz. Belki de sizin için bayram demek dutların
yenebilir hale gelme zamanıdır.

Biz aslında mahallemizi özlüyoruz. Tadı damağımızda kalan insan yüzlü
mahallemizi! Sokağımızı, bahçelerimizi, ak sakallı dedemizi… Bahar kokusunu
sakladığımız bahçelerimizin şuurlandırma adı altında yok edilmesinin kederidir
yüreğimizde olan. Sabahın serinliğini, baharın gelişini, güzün hüznünü
hissedemeyişimizin öfkesidir, ‘nerede o eski bayramlar’ cümlesinde
sakladığımız… Mayısın geliş müjdesi olan leylak kokusunu yok ettiklerinden bu
yana daha bir öfkeli söylüyorsunuzdur ‘nerede o eski bayramlar’ cümlesini…
Çünkü o ilk yazda gelmişti size çocukluk bayramınız. Eğer onların yok edilmesine
müsaade etmeseydik bugün ‘nerede o eski bayramlar’ diye hiç konuşmayacaktık.

Yıllardır üzerine kafa yorulmadan, kentin süre gelen kültürü üzerine hiç
düşünülmeden müteahhitlerin ve mühendislerin elinde bir yap boz tahtasına dönmüş
şehirlerimiz, her geçen gün insani yüzünü kaybediyor. Belediyelerimizin en çok
ilgilendiği konu; yeni gelişme alanları, imarda yapılacak değişiklikler, bağlık
ve bahçelik yerlerin imara açılması, şehrin tam merkezinde kalmış o eski
püskü(!) yapıların nasıl modern çok katlı iş merkezlerine dönüştürülecek
olmasından başka bir şey değil.

Biz bayramlarımızdan önce mahallemizi kaybettik. Mahallemizi kaybedince her
şeyimiz gitti elimizden. İnsanı tutan oruçlar o mahallelerde tutulur, sonra da o
mahallelerde iftar edilirdi. İftar sonrası bütün sokak yaz Ramazanlarının tadını
çıkarırdı. Oruç tutup bayramı hak etmişler, o herkesin birbirini tanıdığı
mahallelerde bayramlaşırdı. Hep bildik ve tanıdık mekanlarda, hep bildik ve
tanıdık insanlar birbirlerine bayramı yaşatırlardı.

Şimdi binlerce kişi, sonradan yapılma sitelerde, ortak yaşama mekanlarında,
ortak bir değer üretmeden, üretemeden yapayalnız yaşayıp gidiyor. Buralarda
bayramın olmamasından daha doğal ne olabilir ki?

Bana ‘nerede o eski bayramlar’ diye her sorana ‘müteahhitlerle belediye
başkanları aldı’ diyorum. Lütfen onlardan geri isteyin..

Mehmet Kamış – Zaman