Ana Sayfa Blog Sayfa 4540

Sevag için Cumartesi günü Galatasaray Meydanı’na

Ermeni Soykırımı’nın yıldönümü olan 24 Nisan 2011 günü asker olarak görev yaptığı Batman’ın Kozluk ilçesinde silah arkadaşının sözde kaza kurşunu ile hayatını kaybeden Sevag Şahin Balıkçı’nın ailesi ile dayanışmak için 3 Kasım Cumartesi 12:30’da Galatasaray Meydanı’ndabir araya gelinecek.

Konu ile ilgili Nor Zartonk sitesinden yapılan çağrı şu şekilde:

“Sevag, Ermeni Soykırımı’nın 96. Yıldönümü olan 24 Nisan 2011’de, Batman’ın Kozluk ilçesinde zorunlu askerliğini yaptığı sırada silah arkadaşı Kıvanç Ağaoğlu’nun silahından çıkan kurşunla “kazara” öldürüldü. Suçunun ne olduğunu dahi bilmeyen basın emekçileri, öğrenciler, Kürt siyasetçiler, devrimciler ve akademisyenler; sırf düşündükleri, sorguladıkları ve eleştirdikleri için tutsak edilirken, Sevag Şahin Balıkçı’nın katil zanlısı daha ilk duruşmada serbest bırakıldı!

Ülkede ırkçılık ve şovenizm, devlet yetkilileri tarafından, farklı etnik gruplara karşı her daim cesaretlendiriliyor. Rakel Dink’in de söylediği gibi bir bebekten bir katil yaratan karanlığı sorgulamadan hiçbir şey yapılamaz. Tüm dostlarımızı 3 Kasım Cumartesi günü, saat 12.30‘da, Cumartesi Anneleri eyleminden sonra, bu karanlığı sorgulamak, ırkçılardan hesap sormak ve Balıkçı Ailesi ile dayanışmak için Galatasaray Meydanı‘na çağırıyoruz.”

(Nor Zartonk, Yeşil Gazete)

 

Contemporary İstanbul ile 7 Tepeli şehir sanat ziyafeti çekecek

Türkiye’nin en kapsamlı çağdaş sanat fuarı Contemporary İstanbul, 22-25 Kasım’da Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Kongre Merkezi’nde sanatseverlerle buluşacak.

Ana sponsorluğunu Akbank Private Banking, ortak sponsorluğunu Zorlu Center ve Yıldız Holding’in üstlendiği Contemporary İstanbul’a, 55’i yurt dışı, 45’i yurt içi olmak üzere 100 çağdaş sanat galerisi ve 600 sanatçı katılacak.

Dünyanın en önemli galerileri arasında sayılan Marlborough Gallery, Haunch of Venison, MaM-Mario Mauroner Contemporary Art gibi uluslararası çağdaş sanat galerileri ve Türkiye’den en önemli galeriler İstanbul Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı ve İstanbul Kongre Merkezi’nde buluşacak.

Uluslararası koleksiyonerleri, sanat profesyonellerini ve sanatseverleri konuk edecek Contemporary İstanbul’da birçok önemli çağdaş sanat eseri ilk defa görülebilecek.

Fuar boyunca çağdaş sanatının bugünü ve yarınının tartışılacağı CI Dialogues Konferans Serisi ile özel davetler, açılışlar, açılış ve kapanış partileri gibi yan etkinlikler de sanatseverlere sunulacak.

Bu yıl ilk defa hayata geçecek Art İstanbul projesi ile 19-25 Kasım’da İstanbul’da yerleşik sanat kurumları, galeriler, müzeler ve kültür kurumlarının düzenlediği etkinlikler, ortak bir yapı içinde Türkiye ve uluslararası çapta duyurulacak.

Art İstanbul haftası birçok kültürel aktivite, sanat etkinliği, çağdaş sanat sergileri, yeni kültürel sunular, tartışmalar ve eğitim programlarına erişim sağlayacak. Art İstanbul sanat haftası son yıllarda dünya çağdaş sanat çevrelerince çekim merkezi olan İstanbul’a gelen sanatsever sayısını arttırmayı ve Türkiye’den doğan çağdaş sanatı daha geniş coğrafyada duyurmayı amaçlıyor.

Konferans ile ilgili ayrıntılı bilgi için contemporaryistanbul.com/

(Yeşil Gazete)

 

Ermenistan, GDO’suz bölge ilan ediliyor

Ermenistan Cumhruiyeti, Doğa Koruma Bakanının yaptığı açıklamaya göre, bu konuda meclise sunduğu yasa tasarısı onaylandıktan sonra GDO’suz Bölge (Genetiği Değiştirilmiş Organizma, Genetically Modified Organism) ilan edilecek

Ermenistan Cumhuriyeti Doğa Koruma Bakanı Aram Hartutyunyan olağan kabine toplantısında kabineye Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar ile ilgili bir yasa tasarısını onay için sundu. Bakan Hartutyunyan, yasa hazırlanırken toplumla birlikte tartıştıklarını, Bölgesel İdare Bakanlığı ve belediye başkanlarından da görüşe aldıklarını ifade etti. Yasaya göre Ermenistan Cumhuriyeti GDO’suz bölge ilan ediliyor ve GDO’lar ile ilgili çalışmalara sadece izole ortamlarda ve laboratuar deneyleri için izin veriliyor.

Başbakan Tigran Sargsyan, bu yasa tasarısının sivil toplum kuruluşlarının işbirliği ile gerçekleştirildiğini belirtirken STK’ların isteklerinin daha sert olduğunu fakat tartışma sürecinde sunulan önerilerin kabul gördüğünü söyledi. Kabine Biyogüvenlik açısından GDO’ların kullanımı kanununu onayladı. Kanun, Ermenistan Ulusal Meclisi’nin 2004 yılında onayladığı Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne uygun olarak hazırlanmıştı

(Yeşil Gazete, aysor)

Açlık Grevinde 52. gün. Aydınlar, Taksim Meydanı’ndan hükümete seslendi

Bugün cezaevlerindeki PKK ve PJAK’lı tutukların 12 Eylül’de başlattıkları açlık grevinin 52. günü. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya ziyareti sırasında yanında Almanya Başbakanı Angela Merkel olduğu halde açlık grevi hakkında sarfettiği, “Türkiyede açlık grevi yapan bir tek kişi var, geriye kalanlar şov yapıyor” açıklaması, hükümetin bu konuda en ufak bir adım atmayacağı yönündeki endişeleri had safhaya çıkardı.

Öte yandan kamuoyu açlık grevinin sona erdirilmesi için yetkililerin dikkatini bu konuya çekme yönünde çabalarını gün geçtikçe arttırıyor. Cezaevlerindeki açlık grevlerinin 51. gününde İstanbul’da bir araya gelen aydınlar, hükümete ölümler başlamadan bir an önce adım atması için çağrıda bulundu. Aralarında Yaşar Kemal, Mehmet Bekaroğlu, Murathan Mungan, Zülfü Livaneli, Türk Tabipler Birliği (TTB) Başkanı Özdemir Aktan, Yıldız Ramazanoğlu, Fatma Gök, Gencay Gürsoy, Oya Baydar, Şebnem Sönmez, Nur Sürer, Mustafa Alabora, Jülide Kural, Orhan Alkaya, Aydın Engin’in de bulunduğu birçok aydın Taxim Hill Oteli’nde bir araya geldi.

Aydınlar Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “açlık grevi yok; şov yapıyorlar” açıklamasına tepki göstererek grevdekilerin geri dönüşü olmayan kritik bir aşamada olduğunu vurguladı.

“Bir nesli yok edecekler”

“Barış, bu ülkede herkesin özlemi ve hakkıdır” diyen Yaşar Kemal: “Daha önce de açlık grevleri ve ölüm oruçlarıyla karşılaştık. O zamanlarda da çok uğraştık. O çocuklar çok zulüm görmüşlerdi; bir kısmı yaşıyor, bir kısmı öldü. Daha önceki açlık grevlerinde tüm yetkililer ve hükümet sorumluydu. Bu sefer de sorumlular… Bugün açlık grevleri tutanların oğulları, babaları da bu mücadelede taraf olacak. Bir nesli yok edecekler. Bir insanın açlıktan ölümünü izlemek acıların en büyüğüdür. Bu, insanlığa hiç bir zaman yakışmaz. Bugün insanların ölüm pahasına talep ettikleri demokrasi, insan haklarının içindedir. Çözümü mümkünken ölümler engellenmezse, vebali iktidarın, muhalefetin, medyanın ve hepimizin olacaktır.”

“Sadece İmralı’da değil, Türkiye’de tecrit var”

Murathan Mungan: “Bu ülkede er ya da geç herkes anadilini kullanacak ama buna ne kadar erken ulaşırsak o kadar iyi. Bir insanın bedenine şiddet uygulamak zorunda kalmasının çaresizliğini anlamak zorundayız. Sadece İmralı’da değil, Türkiye’de tecrit var. İnsanların gerçekleri öğrenme hakkı üzerinde tecrit uygulanıyor. Bu kadar kayba rağmen hâlâ bir arada yaşamayı öğrenemedik. Daha kaç insan ölmeli?”

“Demokratik toplumlarda talepler vardır”

Zülfü Livaneli, Başbakan Erdoğan’a da seslenerek: “Lütfen bu üslubu değiştirin, zaten kabul etmiş olduğunuz şartları  bir yenilgi gibi de görmeyin Demokratik toplumlarda talepler vardır, iktidarı elinde tutan insan mutlak hakim değildir. Lütfen taleplere kulak verin. Üslubu da değiştirin. Çünkü Başbakan’dan sonra bunu çözebilecek hiçkimse yoktur. Bu da şu demektir, ölümlerden de Başbakan sorumludur.”

“Müdahale eğilimini TTB olarak kabul etmiyoruz”

Özdemir Aktan: “Açlık grevindekilere tıbbi destek vermek amacıyla başvuru yaptık fakat talebimiz cevapsız kaldı. Hükümetin ‘zorla besleme’ anlamına gelen müdahale eğilimini TTB olarak kabul etmiyoruz.”

“Mesele bu insanların bedenlerini ölüme yatıracak kadar çaresiz bırakılmasıdır”

Başbakan’ın grevdekilerin yemek yediğine dair açıklamalarına ilişkin, “Siz nasıl Müslümansınız ki ölüm üzerine böyle konuşabiliyorsunuz?” diyen Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu: “Ölüm oruçlarını tasvip etmiyoruz ama anlıyoruz. Mesele bu insanların bedenlerini ölüme yatıracak kadar çaresiz bırakılmasıdır. Kürt halkında oluşan güven problemini çözmek için bu açlık grevleri hükümet için de bir fırsat olabilir.”

“İki cümle ile bu grevi bitirmeyen Başbakan, ölümlerden sorumlu olacak”

Prof. Dr. Gencay Gürsoy, Başbakan Erdoğan’ın “açlık grevi yok açıklamaları” için önceki ölüm oruçlarında da siyasilerin aynı açıklamaları yaptıklarını hatırlatarak, “İki cümle ile bu grevi bitirmeyen Başbakan, ölümlerden sorumlu olacak” derken, Aydın Engin, “Başbakan ‘İmralı ile görüşülebilir’ demişti. Adalet Bakanı, anadilde savunma hakkı ile ilgili tasarının imzaya açıldığını belirtmişti. Grevdekiler de bunları talep ediyor zaten” dedi.
“Yaşamayı ve yaşatmayı uğrunda canımızı ve verecek kadar çok seviyoruz”

Yapılan konuşmaların ardından Taksim Gezi Parkı’nın önündeki merdivenlerde toplanan grup, sloganlar ve alkışlar eşliğinde Taksim Tramvay Durağı’na yürüdü. Üzerlerinde açlık grevinde olan tutuklu ve hükümlülerinin isimlerinin yazılı olduğu tşörtler olan aydınlar, burada yaklaşık on dakika sessiz oturma eylemi yaptı. Oturma eyleminin ardından sanatçılar açlık grevinde olan mahpuslardan gelen mektupları okudu.

İlk olarak Diyarbakır Cezaevi’nde açlık grevinde olan Emel Gültekin’in mektubu okundu. Sanatçı Şebnem Sönmez’in okuduğu mektubun bir kısmı şöyle:

“15 Aralık 2010’da tutuklandım. Anadilimde savunma yapmak istedim fakat talebim red edildi. savunmam alınmadan yedi buçuk yıl ceza aldım. Hakikat aşkının özgür yaşama yaklaştığı bir dönemden geçiyoruz. Böyle kutsal bir eylemde insanlık adına verilen bu savaşta bedenimi ölüme yatırmak benim, bizim için onur verici ve büyük bir anlam taşımaktadır. Biz yaşamayı ve yaşatmayı uğrunda canımızı ve verecek kadar çok seviyoruz.”

Sönmez’in ardından sanatçılar Nur Sürer, Mustafa Alabora, Jülide Kural ve Orhan Alkaya cezaevinden gönderilen diğer mektupları okudu.

(imc-tv.com,, Yeşil Gazete)

BM’den Almanya’ya İnsan Hakları uyarısı

0

BM İnsan Hakları Komisyonu tarafından hazırlanan rapor Almanya için pek iç açıcı değil. BM, ülkede yaşayan yabancıların ırkçı ve aşırı sağcı şiddetin hedefi olduğuna dikkat çekti.

Almanya’da insan hakları durumunun ele alındığı rapor, raporu hazırlayan uzmanlar tarafından merkezi Cenevre’de bulunan BM İnsan Hakları Komisyonu’na sunuldu.

Almanya’da ırkçı ve aşırı sağcı şiddet olaylarının arttığına işaret eden BM uzmanları, bu tür saldırılardan ülkede yaşayan yabancıların, sığınmacıların, Yahudilerin, Sinti ve Romanların etkilendiğine dikkat çekti.

Özellikle Sinti ve Romanlara yapılan ayrımcılıktan şikayet eden uzmanlar, Almanya’nın Roman ve Sintilerin eğitim, barınma, iş ve sağlık olanaklarına erişimini sağlaması gerektiğinin altını çizdi.

Alman kurumlarının ayrıca aşırı sağcıların medya, özellikle de internet üzerinden propaganda yapmasını önlemesini istedi.

Kadına yönelik şiddet

Hazırlanan raporda ülkede yaşayan kadınların durumu da ele alındı. Raporda, başta Türk ve Rus olmak üzere göçmen kökenli kadınların yoğun olarak ev içi şiddete maruz kaldığına dikkat çekiliyor.

Hükümetin ve Alman kurumlarının kadına yönelik şiddet konusunda da daha sıkı önlemler almasını talep eden BM uzmanları, bu konuda yetkili kurumların işbirliği içinde çalışması ve alınan önlemlerin etkin olup olmadığının da denetlenmesi gerektiğini kaydetti.

(Deutsche Welle Türkçe)

 

 

Çin ile AB arasında ‘güneş paneli’ gerginliği

0

Çin, Avrupa Birliği ile yaşadığı ticari gerginliğin son perdesinde, Avrupa’nın güneş paneli tipi polisilikon ürünleriyle ilgili rekabet soruşturması başlattı.

Çin Ticaret Bakanlığı, Avrupa Birliği’nin söz konusu ürünleri Çin pazarına gerçek dışı fiyatlarda satıp satmadığını araştıracaklarını açıkladı. Aynı zamanda Avrupalı üreticilerin faydalandığı iddia edilen sübvansiyonların Çinli firmalar üzerinde etkisi de araştırılacak.

Bakanlık aynı zamanda soruşturmanın, Çinli firmalardan gelen, AB firmalarının Alman hükümetinden sübvansiyonlar ve Avrupa Yatırım Bankası’ndan avantajlı krediler aldığı yönündeki şikayetin üzerine açıldığını bildirdi.

Güneş enerjisi alanındaki gerginlik, Brüksel’in Eylül ayında, Çin’in güneş panellerini Avrupa pazarında maliyetin yüzde 80 altında sattığı iddiaları hakkında soruşturma başlatması üzerine alevlenmişti.

Avrupa güneş paneli üreticilerinin birliği EU ProSun, Çinli firmalara sağlandığı iddia edilen yasadışı sübvansiyonlarla ilgili olarak Avrupa Komisyonu’na şikayet dilekçesi sunmuştu.

Pekin ise AB’deki soruşturmaya tepki göstermiş, Çin malı ürünlere kısıtlama getirilmesinin iki tarafın da zararına olacağını duyurmuştu.

Geçtiğimiz yıl Çin’in 35.8 milyar Euro’luk güneş paneli üretiminin yüzde 60’tan fazlası Avrupa’ya satılmıştı. Buna karşılık Çin de AB’den 7.5 milyar Euro güneş paneli hammaddesi ithal etmişti.

(Euractiv.net)

Paris Masters’ta meydan diğerlerine kaldı

0

Nadal ve Federer gelmedi, Djokovich’in ardından Murray de elendi. Paris Masters’ta meydan kortların dört efendisinin gölgesinde kalan diğer teniçilere kaldı.

Paris Masters tenis turnuvasında Novak Djokovic’in dün elenmesinin ardından Andy Murray de Jerzy Janowicz’e 5-7/7-6/6-2 ile mağlup olarak turnuvaya veda etti. Böylece 2010 Paris Masters’tan bu yana ilk kez bir Masters turnuvası ilk 4 dışındaki bir raket tarafından kazanılacak.

Rafael Nadal’ın sakatlığı ve Roger Federer’in’in yorgunluğu nedeniyle turnuvaya katılmamasının ardından, dünya iki numarası Novak Djokovic de daha ilk maçında elenince gözler üç numara Andy Murray’ye çevrilmişti.

Bugün üçüncü tur maçında Polonyalı rakibi karşısına çıkan Britanyalı tenisçi, ilk seti kazandıktan sonra ikinci sette de maç için servis attı ancak bir anlık konsantrasyon kaybı pahalıya mâl oldu. Üçüncü sete oyundan iyice düşen dünya üç numarası, turnuvaya veda etti.

(Eurosport, Yeşil Gazete)

 

Brad Pitt’den en büyük LGBT hakları örgütüne 100.000$

Hollywood yıldızı Brad Pitt, Human Rights Campaign’e* (İnsan Hakları Kampanyası) çeşitli ABD eyaletlerinde evlilik eşitliği girişimlerinde destek olmak amacıyla 100,000 dolar bağış yapmayı kabul etti. Evlilik eşitliği girişimi eşcinsel evliliklerin de farklı cinsten olanların evliliği gibi algılanmasına yönelik bir girişim.

Amerika’nın en büyük LGBT hakları örgütü Çarşamba günü Brad Pitt’in örgüt için 100,000 dolara kadar katkıda bulunabileceğini açıkladı.

Human Rights Campaign üyelerine yolladığı bir e-postada Pitt, seçim gününde insanların ilişkilerinin oylanmasının “inanılmaz” olduğunu yazdı.

Eşcinsel evlilik meselesi Maryland, Maine, Minnesota ve Washington eyaletlerinde oy sandığında olacak. Human Rights Campaign son iki yılda evlilik eşitliği için 8 milyon dolar harcadığını, bunun 5 milyon dolarının bu yılki dört halk oylamasında kullanıldığını açıkladı.

Geçen hafta New York Valisi Michael Bloomberg Maine, Minnesota ve Washington’da evlilik eşitliğinin gelmesi için yürütülen çalışmalara şahsî servetinden 500,000 dolar vermeyi teklif etti.

Brad Pitt Eylül ayında Başkan Obama’nın yeniden seçim kampanyasına destek çıkarak evlilik eşitliğinin“kaçınılmaz” olduğunu söyledi.

Evlilik eşitliğine karşı olan Pitt’in annesi ise oyunu Cumhuriyetçi aday Mitt Romney’den yana kullanacağını belirtti.

*Human Rights Campaign, ABD’de LGBT eşitliği ve hakları için savunuculuk ve lobicilik yapan en büyük örgüttür. Örgütün bir milyondan fazla üyesi ve destekçisi bulunmaktadır.

(Kaos GLPinkNews)

Türkiye Gazeteciler Sendikası, “Açlık Grevi yapanların ölüm haberlerini yapmak istemiyoruz”

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), hapishanelerde 51 gündür süren açlık grevlerine ilişkin açıklama yaptı. Açıklamada, gazetecilerin de açlık grevinde oldukları hatırlatılarak, “Ölüm haberlerini yapmak istemiyoruz” denildi.

TGS tarafından açlık grevlerine ilişkin yapılan açıklamada, “Gazeteciler olarak endişeliyiz ve artık ölüm haberlerini yapmak istemiyoruz” denildi.

TGS, hapishanelerde 51 gündür devam eden açlık grevlerine ilişkin yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, açlık grevlerinin daha önce de yapıldığı hatırlatılarak, gazeteciler olarak bu olaylara daha önce de tanıklık ettikleri belirtildi. Açıklamada, “Bu açlık grevini ötekilerden farklı kılan ise cezaevlerinde tutuklu bulunan gazetecilerden bazılarının da sürece katılmış olmaları. Önceki açlık grevlerini gazeteci olarak izleyen meslektaşlarımız, özgürlüklerine kavuşamadıkları için bugün aynı yola başvuruyorlar. Durumlarının her geçen gün ağırlaştığını biliyoruz. Gazeteciler olarak endişeliyiz ve artık ölüm haberlerini yapmak istemiyoruz” denildi.

(İmc-tv.com)

Feminisler, Fatma Şahin’i protesto etti

Feminist kadınlar, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’i, ‘Kadın Hakları İçin 30 Yıllık Çaba’ konferansına girişinde protesto etti. Şahin protestocuları, ‘uluslararası platformda yapmamalıydılar’ diyerek eleştirdi.

Feminist kadınlar, Birleşmiş Milletler , ’Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi’ kapsamında İstanbul’da düzenlenen ’ Kadın Hakları İçin 30 Yıllık Çaba’ konulu uluslararası konferansı ve Bakan Fatma Şahin ’i protesto etti.

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin’in katıldığı konferansı tepki gösteren İstanbul Feminist Kolektif üyesi kadınlar konferansın yapıldığı otelin önünde toplandı ve slogan attı. “Kadın katillerine ceza indirimleri kaldırılsın” yazılı dövizler taşıyan kadınlar, yaptıkları basın açıklamasında, kadına karşı ayrımcılığın sürdüğünü ve Türkiye ’nin cinsiyet ayrımı raporunda 135 ülke arasında 124. olduğunu belirtti.

Toplantının yapıldığı otele gelen Şahin, protesto nedeniyle otopark girişini kullanmak zorunda kaldı. Protestocu kadınlarla polisler arasında kısa süreli sözlü tartışma yaşandı.

ŞAHİN: ORASI ULUSLARARASI ARENAYDI

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, tenis turnuvasının finalinde protesto edilmesiyle ilgili ilk kez konuştu. Şahin, ”İç siyasette otururuz, sandıkta gerekli hesaplaşmayı yaparız ama orası uluslararası bir arena. 170 ülkede canlı yayın var ve ben orada ülkemi temsil ediyorum. O yüzden onu yapan arkadaşların empati yapmasını, hoşgörülü olmasını, ülkenin menfaati için topyekun hareket etmeyi öğrenmeleri gerekiyor” dedi.

(Turnusol)