Ana Sayfa Blog Sayfa 4503

Ömer Madra, Küresel Isınmayı anlatmak için Mersin’de

Açık Radyo programcısı Ömer Madra.  6 Aralık Perşembe günü 14:00’de Mersin Üniversitesi Çiftlikköy Kampüsü’nde, “Küresel Isınmanın Dehşet Verici Yeni Aritmetiği” başlıklı bir sunum gerçekleştirecek.

18. BM İklim Değişikliği Taraflar Konferansı (Cop18) Katar’ın Doha kentinde devam ederken Mersinlilere küresel ısınma nedeniyle gezegenin karşı karşıya kaldığı tehditleri aktaracak olan Madra, atılması gereken adımlar konusunda da üniversite öğrencilerini bilgilendirecek.

2013 Haziran’ında Mersin dev bir spor organizasyonuna evsahipliği yapmaya hazırlanıyor. 17. Akdeniz Olimpiyat Oyunları 20 – 30 Haziran 2013 tarihleri arasında Mersin’de gerçekleştirilecek. 10 gün boyunca Mersin’i bir spor karnavalına dönüştürecek Akdeniz Olimpiyat Oyunları 52 spor tesisinde hem sporcuları hem de sporseverleri ağırlayacak.

Ömer Madra’nın Mersin ziyareti de “Çevreci Mersin, Çevreci Olimpiyatlar” sloganı ile aylar öncesinden hazırlıklara başlayan 17.  Akdeniz Olimpiyat Oyunları Çevre Hizmetleri Departmanı Çevre Eğitim Birimi Gönüllüleri’nin seminer anlamındaki ilk etkinliği.

Mersin Üniversitesi Çevre Mühendisliği öğrencilerinden 30 gönüllü’ ile oluşturulan Çevre Eğitim Birimi Gönülleri’nin çalışmaları hakkında bilgi almak üzere Halil Kalaycı, Gülfen Karababa ve Hazan Balaban ile görüştük.

Akdeniz Olimpiyat Oyunlarının tanıtımını yaparken çevresel farkındalığı da yükseltmek isteyen gönüllüler olimpiyat oyunları başlayana kadar en az üç konferans daha planlıyor.

Akdeniz Olimpiyatları Komitesi ile eşgüdüm halinde çalışan Çevre Hizmetleri Departmanı’nda Çevre Eğitimi Birim Sorumlusu Yrd. Doç. Dr Mutlu Yalvaç. Yalvaç’a Çevresel Farkındalık Kazandırılması Birim Sorumlusu olarak Çevre Mühendisliği son sınıf öğrencisi Halil Kalaycı eşlik ediyor. Çevreci Mersin, Çevreci Oyunlar sloganının gerçeğe dönüştürmek için şimdiden kolları sıvamış 30 gönüllü öğrenci de farklı sorumlulukları üstlenmiş durumda.

(Yeşil Gazete)

Nato’dan Patriot onayı

Nato üyesi ülkelerin dışişleri bakanları, Türkiye’ye savunma amaçlı olarak Patriot’ların konuşlandırılmasını onayladı.

Suriye krizinin tırmanması üzerine NATO’dan Patriot füze savunma sistemleri talep eden Türkiye, İttifak üyelerinin desteğini aldı.

Brüksel’de bir araya gelen 28 NATO ülkesinin dışişleri bakanları, Türkiye’ye Patriot hava savunma sistemi konuşlandırılmasına onay verdi. Dışişleri bakanları toplantısının ardından yapılan açıklamada, Patriot’ların “savunma” amaçlı olarak konuşlandırılacağı, bunun uçuşa yasak bölge oluşturulmasını amaçlamadığı ve NATO’nun Suriye sorununa barışçıl çözüm çabalarını desteklediği vurgulandı.

NATO içinde Patriot füzelerine sahip üç ülke bulunuyor, bunlar Almanya, ABD ve Hollanda.

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle için, Türkiye’nin müttefiklerinden dayanışma beklemesinin gayet doğal olduğunu belirtirken, Patriot’lar konusunda, Federal Meclis’in onay vermesi şartıyla, Almanya’ya da görev düştüğünü belirtti. Alman Dışişleri Bakanı, partilerin önde gelen isimleriyle yaptığı görüşmelerde, Federal Meclis’ten geniş katılımlı bir onay çıkacağı izlenimi edindiğini kaydetti.

‘Uçuşa yasak bölge söz konusu değil’

Hollanda Dışişleri Bakanı Frans Timmermans da parlamento onayladığı takdirde ülkesinin Türkiye’nin talebine olumlu yanıt vereceğini söyledi. Bakan, bu misyonun savunma nitelikli olacağının da altını çizerken, “Burada uçuşa yasak bir bölge söz konusu değil. Suriye içinde de bir görev üstlenilmiyor. Söz konusu olan sadece Türkiye’nin korunması” ifadelerini kullandı.

Türkiye, önceki aylarda Suriye’nin kuzeyinde uçuşa yasak bölge oluşturulması için girişimlerde bulunmuş, ancak Batılı müttefiklerinden yeterli destek bulamamıştı. NATO, böyle bir adım için Birleşmiş Milletler’in görev vermesi gerektiği görüşünde. Güvenlik Konseyi’nde veto hakkı bulunan Çin ve Rusya’nın, Suriye konusunda zıt politika izlemesi nedeniyle de böyle bir kararın çıkması şu anda mümkün gözükmüyor. Rusya, füze savunma sisteminin konuşlandırılmasına da razı değil. Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Rusya’nın bu karara karışmasının söz konusu olamayacağını, müttefik ülkelerin nasıl korunacağına bizzat ittifakın karar verebileceğini vurguladı.

NATO, Rusya ile Suriye’yi konuştu

Öğleden sonra yapılan NATO-Rusya Konseyi toplantısında da Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ile Suriye konusu görüşüldü. Ancak taraflar arasında yakınlaşma sağlanamadığı bildiriliyor. Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle, yine de müttefikleri Moskova’ya karşı çok sert bir dil kullanılmaması hususunda uyardı ve “Tüm yanılmalara rağmen, diyalog bağının incelmemesine dikkat edilmesini ve bağın güçlendirilmesini salık veririm” dedi. Westerwelle, İran ve Kuzey Kore krizlerinde NATO’nun Rusya’ya ihtiyacı olduğunu hatırlattı.

NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen de ortak çıkarların altını çizdi ve Afganistan örneğinde olduğu gibi iyi işbirliği yapıldığına dikkat çekti. Rasmussen, Rusya ile stratejik ortaklık yolunda ilerlediklerini, ancak şu anda Suriye konusundaki görüş ayrılığının diğer tüm olumlu gelişmelere gölge düşürdüğünü söyledi.

Kimyasal silah uyarısı

Bu arada NATO, Suriye’nin isyancılara karşı gerekirse kimyasal silah kullanabileceği yönündeki söylentilere yoğun tepki gösterdi. Bakanlar Esad’ı kimyasal silah kullanmaması hususunda uyarırken, Şam rejimi söylentileri yalanladı.

Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle ise, kendi halkına karşı kimyasal silah kullananların “kırmızıçizgiyi” aşmış olacağını ve uluslararası arenada bunun hesabını vermek zorunda kalacağını söyledi. NATO Genel Sekreteri Rasmussen de şunları söyledi:

“Suriye’nin füzeleri olduğunu biliyoruz, kimyasal silahların olduğunu da. Tabii ki bu faktörleri göz önünde bulunduruyoruz. Bu nedenle müttefikimiz Türkiye’nin etkin savunma ve korunması acilen güvence altına alınmalıdır. Ayrıca kimyasal silahlara başvurulması halinde uluslararası toplumun buna derhal tepki vermesini de beklerim.”

(Yeşil Gazete, Deutsche Welle)

 

Amazon Ormanları yok oluyor

Çevreci örgütler, 10 yıl içinde İngiltere büyüklüğünde Amazon yağmur ormanının tahrip edildiğini bildirdi.

Güney Amerika ‘daki 8 ülke ile Fransız Guyanası’ndaki 11 çevreci örgütün oluşturduğu Amazon Enformasyon Ağı’nın çalışması, 2000-2010 yılları arasında, neredeyse İngiltere ‘nin yüz ölçümüne denk gelen, 240 bin kilometrekarelik Amazon ormanının tahrip edildiğini ortaya koydu.

Çalışmada, ormanların zarar görmesine, yasa dışı ağaç kesmelerin, otoyol ve hidroelektrik santrali inşaatlarının, madencilik ve çiftçilik faaliyetlerinin neden olduğuna işaret edildi.

Güney Amerika’da toplam 6,1 milyon kilometrekarelik alana yayılan Amazon ormanlarının yüzde 63’ı Brezilya’da bulunuyor.

(Yeşil Gazete)

 

TEMA’ya Yaşam için Toprak Ödülü

TEMA Vakfı, Dünya’da ilk kez verilen Land For Life (Yaşam için Toprak) Ödülü’nü Katar’da yapılan BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18’inci Taraflar Konferansı’nda aldı.

TEMA Vakfı, BM Çölleşmeyle Mücadele Sekreteryası UNCCD önderliğinde Dünya’da ilk kez verilen Land for Life- Yaşam İçin Toprak Ödülü’nü Katar’ın başkenti Doha’da düzenlenen ödül töreninde aldı. BM Temsilcisi Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Genel Sekreteri Luc Gnacadja, 195 ülkenin taraf olduğu BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 18. Taraflar Konferansı’nda Yaşam İçin Toprak Ödülü’nü TEMA Vakfı Genel Müdürü M. Serdar Sarıgül‘e takdim etti.

Yaşam için Toprak Ödülü’nü almanın ülkemiz ve TEMA adına büyük onur olduğunu ifade eden Sarıgül, şunları söyledi:

“Türkiyemiz, bu topraklar, doğal varlıklar ve biyolojik çeşitlilik açısından dünyanın en güzel ve en zengin ülkelerinden biri. Biz de TEMA Gönüllüleri olarak 20 yıldır bu güzellikleri korumak ve geleceğe, torunlarımıza taşımak için çalışıyoruz. Çünkü toprak yoksa yaşam da yok, doğal varlıklarımız olmadan hayat yok. TEMA’nın 20 yaşını ‘Toprak Yaşamdır’ mesajı ile kutladığımız dönemde toprağımıza sahip çıktığımız ve koruduğumuz için dünyada ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak Ödülü’nü aldık. Ülkemize ve halkımıza böyle bir ödül getirdiğimiz için tabi ki sevinçliyiz, tabi ki gururluyuz. Bunun da ötesinde sorumluluklarımızın daha da arttığını biliyoruz. 20’nci yılımıza tüm dünyaya örnek olmaya devam ederek girmemizi sağlayan, bu başarıda büyük emeği olan Temsilcilerimize, 450.000’i aşkın gönüllümüze, kamu ve özel sektör kurumlarına, tüm destekçilerimize ve çalışanlarımıza teşekkür ederiz.”

BM Çölleşmeyle Mücadele Sekretaryası (UNCCD), 2012 yılı 17 Haziran Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü’nde, Rio’da TEMA Vakfı’nın Dünya’da ilk kez verilen Yaşam İçin Toprak Ödülü’ne (Land for Life) layık bulunduğunu açıklamıştı.

Land for Life Ödülü, günümüz ve gelecek kuşakların esenliği için toprağı korumak için mücadele eden ilham verici inisiyatiflerin ve kurumların ödüllendirilmesi amacıyla verilmeye başlandı.

(Yeşil Gazete)

 

Suriye’de okula bomba isabet etti. 28 öğrenci öldü

Suriye’de Esad rejimine bağlı ordu ile muhalifler arasındaki çatışmalar devam ediyor.Suriye’nin başkenti Şam’da muhaliflerin attığı roket okula isabet etti. Saldırıda 28 öğrenci ve 1 öğretmen yaşamını yitirdi.

Suriye devlet haber ajansı SANA, Suriye’nin başkenti Şam’ın kenar mahallesinde bir okula muhaliflerin roketli saldırıda bulunduğunu iddia etti.

Şam’da sığınmacıların kaldığı Vafidan  kampındaki bir okula isabet eden roket sonucu 28 öğrenci ve 1 öğretmenin öldürüldüğü ileri sürüldü.

Şam’ın kuzeydoğusundaki kampta yaklaşık 25 bin sığınmacının yaşadığı belirtiliyor.

Suriye ordusu ve muhalifler aylardır, Şam’ın kenar mahallelerinde kontrolü ele geçirmek için çatışıyor.

(Ntvmsnbc)

 

 

Kyoto Protokolü ikinci taahhüt dönemi – Kamil Çöllü

Geçen sene Durban’da yapılan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’ndan sonra bu sene de Doha’da yapılan görüşmeler sonucu ülkemiz bir kez daha aynı ödüle layık görüldü: “Günün Fosili (Fossil of the Day)”.

Bu ödül, yenilenebilir enerji kaynakları açısından önemli imkânlara sahip olmamıza rağmen, sera gazı salımı için hiçbir şey yapmamıza ve ayrıca geçtiğimiz senelere kıyasla ciddi oranda sera gazı salımını arttırmamıza karşılık verildi. Ayrıca Kyoto Protokolü ikinci taahhüt döneminde, şimdiden azaltım hedefi belirtmeyeceğimizi açıklama cesaretini göstermemiz de bu ödülü hak etmemize yardımcı oldu.

Hatırlayacağınız üzere, geçen sene Durban’a Çevre Bakanımız yerine Kalkınma Bakanımız gitmişti. Bununla birlikte bu olayı, çevresel bir sorun olarak değil aksine, kalkınmamıza engel olacak bir durummuş gibi gördüğümüzü anladık. Sayın bakanımızın açıkladığı değerleri biraz incelediğimizde birbiriyle uyuşmadığını gördük.  Kendilerine göre ülkemizde kişi başına düşen sera gazı emisyonu, OECD ortalamasının 3’te biri, Avrupa Birliği ortalamasının ise yarısı kadar olduğuydu. Yani aslında bizim daha az sera gazı salımı yaptığımızı ve daha çok salım yapabilme limitimiz olduğu imajını verdi. Ancak bu açıklamaları yaparken 1990 – 2010 yılları arasındaki dönemde sera gazı salımı artışımızın %115 olduğu gerçeğini unuttuğunu sanıyoruz.

Durum böyleyken, bu yıl da farklı bir senaryo beklememiz ve “Günün Fosili” olmamamızı düşünmemiz hayal dünyasında yaşamak olurdu. Bu gidişatımız devam ettikçe ve bizler ülkemizin yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanmak yerine, dünyanın kömüre en yüksek yatırım yapan 4’üncü ülkesi olmayı seçtiğimiz sürece, muhtemelen, gelecek senelerde de en azından bir ödülü daha garanti altına almış bulunmaktayız.

Bu aşamada, bu ödülü garanti altına alabilmek adına daha önemli bir adım attık ve şimdiden Kyoto Protokolü ikinci taahhüt döneminde azaltım hedefi belirtmeyeceğimizi bildirdik. Aslında bunda şaşılacak bir durum yok.  İlk taahhüt döneminde işimize geldiğinde gelişmiş ülkeler kategorisinde olduğumuzu, işimize gelmediğinde de gelişmekte olan ülkeler kategorisinde olduğumuzu söylediğimizi hatırlatmak isterim. 1990 yılından 2010 yılına kadar olan süreçte, sera gazı salımını %115 gibi bir oranda arttırdığımız yetmiyormuş gibi bir de Kyoto Protokolü ikinci taahhüt döneminde azaltım hedefi belirtmememiz de büyük bir cesaretti doğrusu.

Anlaşılan o ki, şu an ve bundan sonra sera gazı salımı için hiçbir şey yapmayacağız. Sayısı 23’ü bulan kömür santrallerimize yenilerini eklemek için harcayacağımız bütçeyi, güneş enerjisi ve rüzgâr enerjisinden elektrik üretmek için kullanmış olsak hem tavan yapmış olan sera gazı salımımızı azaltmış hem de kara bir leke gibi duran “Günün Fosili” ünvanından da kurtulmuş oluruz.

Sonuç olarak, Kyoto Protokolü ikinci taahhüt döneminde, birincisi için artık yapabileceğimiz bir şeyin olmadığını kabullenmeliyiz. Ancak, bulunduğumuz coğrafyada kendimizi bölgesel bir güç olarak göstermeye çalışırken, uluslararası iklim müzakerelerinde önemli bir rol oynayabileceğimizin ve bu konuda bölgemiz itibariyle gerçek bir lider olma fırsatını da elimizin tersiyle ittiğimizin farkına varmalıyız. Her zaman övündüğümüz, büyüyen ekonomimizin verdiği güçle sorumluluğumuzun farkına varıp, Kyoto Protokolü ikinci taahhüt döneminde azaltma hedefi belirtmeyeceğiz demek yerine daha ulaşılması mümkün hedeflerle hem elimize geçen bu fırsatı değerlendirebilmeli hem de bulunduğumuz coğrafyada gerçekten her konuda lider olabildiğimizi gösterebilmeliydik; tabi eğer gerçekten öyleysek.

 

Kamil Çöllü

Boğaziçi Üniversitesi
İklim Değişikliği Çalışma Grubu

Filipinler’de tayfun felaketi

Filipinler’de etkili olan Boha tayfunu geçtiği tüm şiddetiyle devam ediyor. Hızı saatte 190 kilometreye ulaşan nedeniyle şimdiye kadar en az 6 kişi öldü. 5 kişi ise kayboldu. Sayının artmasından korkuluyor.

Ülkenin güneyinde etkili olan tayfun nedeniyle Mindahao kentinde en az 40 bin kişi tahliye edildi. Kentte devlet kurumları ve okullar da kapatıldı. Filipinler Devlet Başkanı Benigno Aquino da halkı uyarıları dikkate almasını söyleyerek, Boha tayfununun bu sene Filipinleri vuran en yıkıcı tayfun olduğunu dile belirtti.

Bazı bölgelerde elektrik kesintileri yaşanırken, toplu taşıma hizmetlerine de ara verildi. Ayrıca tayfun nedeniyle iç hatlarda 80 uçuşun iptal edildiği duyuruldu.

(Yeşil Gazete)

 

Kar Trakya’ya ulaştı

0

Edirne’nin Bulgaristan sınırındaki Lalapaşa İlçesi’ne bağlı Hamzabeyli köyünde kar kalınlığı 10 santimetreye ulaştı.Balkanlar üzerinden gelen soğuk ve yağışlı havanın etkisi altına giren Edirne’de,dün gün boyu aralıklarla yağan yağmur, gece kar yağışına döndü.

Gece Edirne kent merkezine yağan ve bina çatıları ile otomobillerin üzerine beyaza bürüyen kar yağışı, sabah etkisini yitirdi ve çıkan güneşle birlikte eridi. Kar yağışı en çok Bulgaristan sınırındaki Edirne’nin Lalapaşa İlçesi’ne bağlı sınır köylerinde etkili oldu.

Kar yağışı sonrası Hamzabeyli köyünde kart postalları andıran görüntüler oluştu. Bu yıl ilk defa yağan karın keyfini ise, köy kahvesinde oturan vatandaşlar kartopu oynayarak çıkarttı.

Kırklareli kent merkezinde gece aralıklarla yağan kar yağışı zeminde etkili olmazken, Bulgaristan sınırındaki Dereköy Gümrük Kapısı yolunda kar kalınlığı 10 santimetreye ulaştı.

Karayolları ekipleri, ulaşımda sorun yaşanmaması için kar kürüme çalışması yaptı.Tekirdağ’ın Çorlu İlçesi’nde ise kar yağışı sabah saatlerinde etkili oldu. Yaklaşık yarım saat yağan kar yağışı sonrası araçların ve binaların çatıları beyaza büründü. Kar yağışına hazırlıksız yakalanan sürücüler ise trafikte güçlükle ilerledi.Kar yağışı, Trakya genelinde kent merkezlerinde etkisini yitirirken, yüksek kesimlerde aralıklarla devam ediyor.

(Yeşil Gazete)

Genç Yeşiller, Yeşiller/Sol’u anlattı

Türkiyeli Genç Yeşiller, Yeşiller ve Sol Gelecek’i ve ülkede yakın zamanda yaşanacak değişimleri Avrupa Genç Yeşiler ağına (FYEG – Federation of Young European Greens) yazdıkları açıklama avrupanın diğer ülkelerinde yaşayan arkadaşları ile paylaştı.

FYEG’in resmi sitesinden orjinalinin de okunabileceği “Türkiye siyasetindeki büyük değişimin başlangıcı” başlıklı yazının tam metni şu şekilde.

“Sevgili arkadaşlarımız ve bizi duyan tüm genç yeşiller,

Muhtemelen bundan  5, 10 belki 20 yıl sonra geriye dönüp bakıldığında geçtiğimiz hafta sonu  Türkiye’deki büyük bir politik değişikliğin başlangıcı sayılacak.

25 Kasım Pazar günü, güçlü, hareketli, heyecanlı bir kuruluş kongresi ve 600 kurucu üyesiyle Türkiye Yeşiller Partisi ve Eşitlik ve Demokrasi partisi (EDP), Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi çatısı altında birleştiler. Sevil Turan, Türkiye’deki önemli kadın aktivistlerden ve Ali Arif Cangı, doğa hakları için çalışan başarılı bir avukat, kurulan yeni partinin eşsözcüleri olarak seçildiler.

Sevil Turan ismi size tanıdık gelecektir. Birçoğunuz 28 yaşındaki bu genç kadını  daha önce FYEG, CDN ve diğer Genç Yeşil aktivitelerinden hatırlayacaksınız. Sevil her fırsatta yeşil hareketi FYEG ve CDN ailesinden öğrendiği vurgular, bu sebeple bir kez daha Genç Yeşil Hareketin içinde olduğunuz için teşekkürler ve alkışlar sizinle.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin çok güçlü ve ilerici bir gündemi var, sadece politik taleplerinde değil aynı zamanda “yeni siyaset” yapma biçiminde de. Bu birleşme yeşil, özgürlükçü ve demokratik bir profile sahip ve izleyeceği yol ve üye profili ile Türkiye’deki mevcut politik dile bir alternatif olmayı amaçlıyor.

Yeni partide kadın, genç ve LGBT bireylerin parti yönetimine aktif katılımını sağlamak için kotalar uygulanacak. Yeni siyaset biçimine ilk örneklerden biri olarak Türkiye’de ilk defa iki trans kadın parti meclisinde  yer aldılar.

Yeni parti, genelgeçer politik söylemlerin aksine, barış ve umut dolu bir söylem benimsiyor. Bildiğiniz gibi Yeşiller politik olarak zaman zaman kitlelere ulaşma konusunda kısıtlı kalabiliyor, bu birleşmeyi yeşil idelojiden kopmadan ve sol idelojiyi benimsemiş yeni üyeleriyle daha güçlü bir şekilde daha çok kişiye ulaşmak konusunda bir fırsat olarak görüyoruz.

Türkiyeli Genç Yeşiller olarak hepinize desteğiniz, yaptığımız her toplantıda, her görüşmede, her kampta, seminerde ve hatta gece partilerinde vermiş olduğunuz değerli fikirler ve müthiş enerji için teşekkür ediyoruz. Hep birlikte dünyada yeşil hareketi yükseltmek için çabalıyoruz.

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi, yeşil ve sol idelojiyi birlikte temsil edecek. Bazıları bu fikrin gerçekleştirilmesi konusunda şüpheci davranabilir, ve hatta bizler de bu sürecin nasıl sonlanacağını bilmiyoruz fakat bu hareketi farklı, alternatif ve yeşil tutmak için elimizden gelenin en iyisini yapacağımıza ve çok çalışacağımıza emin olabilirsiniz.

Genç Yeşiller, şu anda organizasyon olarak partiden bağımsız ve fakat fikri olarak partiyle organik bağlı olarak mevcudiyetini devam ettirecek. Umuyoruz ve bekliyoruz ki Türkiye’den yeni genç yeşiller de kısa zamanda aramıza katılacak.

Sevgi ve barışla!

Türkiyeli Genç Yeşiller”

(Yeşil Gazete)

 

İstanbul fırtına günlüğü. İDO iptal, Şile’de kömür yüklü gemi battı

İstanbul’da dün geceden itibaren etkili olan fırtına günlük yaşamı olumsuz etkiliyor.

Yaşanan hava olayları sonucunda Şile’de kömür yüklü bir gemi battı. Geminin 12 personelinden haber alınamıyor. Kayıp gemicileri bulmak için çalışma başlatıldı.

Öte yandan, Kilyos’ta da Rus bandralı bir geminin makine bölümünde meydana gelen arıza nedeniyle sürüklendiği öğrenildi. 116 metre uzunluğundaki gemide 14 personelin bulunduğu bildirildi. Kurtarma çalışmaları devam ediyor.

Hızı zaman zaman 80 kilometreye kadar çıkan fırtına, maddi hasarlara da neden olmaya başladı. Küçükçekmece, Halkalı İstasyon Mahallesi İnci Sokak’ta bulunan 4 katlı bir binanın çatısı, park halindeki otomobillerin üzerine düştü. Araçlarda büyük çapta maddi hasar meydana geldi.

Vapur seferleri iptal

Boğaz’da etkili olan fırtına, vapur seferlerinin iptal olmasına da yol açtı.

İDO’nun saat 06.20’deki Bostancı-Kartal/Yalova, 07.30’daki Bandırma-Yenikapı-Bostancı ve Yalova-Yenikapı, 07.35’teki Yalova/Kartal-Bostancı, 08.00’deki Armutlu-Armutlu T.K.-Yenikapı-Bostancı, 09.00’daki Bostancı-Kartal/Yalova, 10.00’daki Yalova/Kartal ve 13.00’deki Kartal-Yalova deniz otobüsü seferleri iptal edildi.

Saat 12.00’deki Pendik-Yalova/Yalova-Pendik ve 18.30 Bandırma-Yenikapı hızlı feribotu seferleri de yapılamayacağı duyuruldu.

Elverişsiz deniz koşulları nedeniyle Bakırköy-Yenikapı-Kadıköy-Bostancı, Bostancı-Kabataş, Boğaz Hattı ile Avcılar ve Maltepe’den yapılan iç hat seferlerinin de iptal edildiği öğrenildi.

(Yeşil Gazete)