Ana Sayfa Blog Sayfa 4496

Hazal’ın hedefi yarı final

11. Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası yarın İstanbul’da başlıyor. Milli sporcu Hazal Sarıkaya, 50, 100 ve 200 metrelerde sırt üstünde mücadele edeceği 11. Dünya Kısa Kulvar Yüzme Şampiyonası’nda hedefinin yarı final yüzmek olduğunu söyledi.

Sarıkaya, Şampiyonaya iyi hazırlandığını ve yarışmaları büyük bir heyecanla beklediğini belirtti. 2012 Londra Olimpiyat Oyunları’nda Türkiye’nin en genç sporcusu olarak mücadele eden 15 yaşındaki milli yüzücü, İstanbul’da yarı final yüzmek istediğini kaydederek, şöyle konuştu:

”Bu şampiyonaya çok iyi hazırlandım. Olimpiyattan sonra elimden geldiğince kendimi geliştirmeye çalıştım. Bu yarışta da hedefim kendime ait Türkiye rekorlarını kırmak. Sinan Erdem Spor Salonu’nda yaptığım ilk antrenmanda atmosferi çok beğendim. Orada yarışmak için sabırsızlanıyorum. Özellikle 100 metre sırt üstünde yarı final yüzmek ve derecemi geliştirmek istiyorum. Eğer bunu gerçekleştirebilirsem, herkes için büyük gurur olur.”

”İngiltere’de yüzme hayatına yeniden başladım”

Londra Olimpiyat Oyunları’nda yüzmede altın madalya kazanan 15 yaşındaki Ruta Meilutyte’nin antrenörü Jon Ruddi ile birlikte Türkiye’ye gelen ve eğitim hayatına İngiltere’nin Plymouth Koleji’nde devam eden Hazal Sarıkaya,

”İngiltere’de yüzme hayatına yeniden başladım. Bir yüzücü olarak çok iyi geliştim. Olimpiyat şampiyonu sporcular yetiştiren bir antrenörle çalışıyorum. İstanbul’da yüzmeyle okul bir arada zor gidiyordu. İngiltere’de düzenli ve planlı bir hayatım oldu. Kaldığım yurtta sadece yüzücüler var ve her şeyi birlikte yapıyoruz. Tabii oraya gidince biraz derecelerim yükseldi ama bu çok normal. Ben bütün sistemimi değiştirdim ve vücudumun buna adapte olması zaman aldı. Son yarışmamda 1 dakika 1 saniye 30 salise yüzdüm. Bu en iyi derecemden sadece yarım salise yavaş. Gün geçtikçe daha hızlı yüzüyorum” ifadelerini kullandı.

Olimpiyat oyunlarından sonra çok eleştirilmesine üzüldüğünü anlatan milli yüzücü, ”Ben Londra’ya ülkemiz adına en genç sporcu olarak gittim. Orada heyecanlanmam çok normal. Bahane uydurabilirdim, ama heyecanlandığımı samimiyetle söyledim. 15 yaşında olimpiyatlarda yüzmenin ve Türkiye’yi temsil etmenin gururunu yaşadım. 2016 Olimpiyatları’nda her şey daha farklı olacak” şeklinde konuştu.

Şampiyonanın Türkiye’de düzenlenecek olmasının kendisine ayrı bir heyecan verdiğini aktaran Hazal, seyircinin de desteğiyle başarılı olacağına inandığını kaydetti.

(Eurosport, Yeşil Gazete)

 

İngiliz bağımsız filmlerinde kazanan “Broken”

İngiliz Bağımsızlarında kazanan Rufus Norris'in yönettiği "Broken" oldu

Bağımsız sinemanın en itibarlı ödüllerindenİngiliz Bağımsız Film Ödülleri önceki gün açıklandı. “En İyi İngiliz Bağımsız Filmi” Rufus Norris’in Broken adlı filmine giderken, geçenlerde Sight&Sound’un yılın en iyileri listesine de dahil olan Berberian Sound Studio/Berberian Ses Stüdyosu, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Erkek Oyuncu”, “Yapım” ve “Teknik Başarı” (ses tasarımıyla) dallarındaki ödülleri alarak törene damgasını vurdu.

Yılın en çok konuşulan belgesellerinden The Imposter çıkış yapan yönetmen ve belgesel; kısa sürede külte dönüşeceğinden emin olduğumuz İngiliz kara komedisi Sightseers da senaryo dalının kazananları oldu. James Floyd’un bu yıl !f İstanbul’da gösterilen My Brother The Devil/Şeytan Kardeşim’le Umut Veren Oyuncu seçildi.

İşte yılın en iyi İngiliz bağımsızları…

En İyi İngiliz Bağımsız Filmi: Broken
En İyi Yönetmen: Peter Strickland / Berberian Ses Stüdyosu
The Douglas Hickox Award (En İyi Çıkış Yapan Yönetmen): Bart Layton / The Imposter
En İyi Senaryo: Alice Lowe, Steve Oram, Amy Jump / Sightseers
En İyi Kadın Oyuncu: Andrea Riseborough / Gölgede Dans (Shadow Dancer)
En İyi Erkek Oyuncu: Toby Jones / Berberian Ses Stüdyosu
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Olivia Colman / Hyde Park on Hudson
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Rory Kinnear / Broken
Umut Veren Oyuncu: James Floyd / My Brother the Devil
En İyi Teknik Başarı: Ses Tasarımı – Joakim Sundström / Stevie Haywood AMPS IPS / Berberian Ses Stüdyosu
Jüri Özel Ödülü: Sandra Hebron
En İyi Belgesel: The Imposter
En İyi Yapım: Berberian Sound Studio
En İyi Kısa Film: Volume
Raindance Ödülü: Strings
En İyi Uluslararası Bağımsız Film: The Hunt

(İf İstanbul.com)

 

Kyoto kurtuldu, peki ya iklim? Doha’dan izlenimler canlı yayında Yeşil Gazete’de

Geçtiğimiz hafta Katar’ın başkenti Doha’da yapılan 18. iklim zirvesie katılan aktivistler yarın Yeşil Ev’de izlenimlerini paylaşacaklar.

Küresel Eylem Grubu’ndan Gökşen Şahin ve vegan aktivist Birsu Gizem Schwabe‘nin konuşmacı olduğu söyleşi 12 Aralık Çarşamba (yarın) 20:00’de başlayacak.

Söyleşide Doha’da neler oldu, iklim müzakereleri neden başarısız oluyor, Kyoto’nun uzatılması ne anlama geliyor gibi soruların cevapları aranacak. Söyleşide ayrıca hayvancılığın ve etle beslenmenin iklim değişikliğine etkisi ve vegan aktivistlerin iklim değişikliği konusundaki çalışmaları da gündeme getirilecek.

Küresel Eylem Grubu ve Yeşil Gazete‘nin birlikte düzenlediği program 20:00’den itibaren Yeşil Gazete’den canlı olarak yayınlanacak.

Yayını izlemek için Yeşil Gazete manşetindeki [CANLI YAYIN] etiketini takip ediniz.

(Yeşil Gazete)

İş Dallas’a Kadar Geldiyse, Revolution’ın Tam Zamanıdır – Barış Doğru

“Bu çiftliğe artık tek bir petrol kuyusu bile açamazsınız. Bu annemin vasiyetidir”.

“Yenilenebilir enerji işine girmeliyiz”.

Popüler kültür ürünleriyle hayat arasında düşündüğümüzden daha güçlü ve ilginç bağlar var. Basit bir ayna ve yansıma ilişkisi değil bu kuşkusuz, ama popüler kültür ürünlerinin, aynı hiyeroglifler gibi, var olan yaşamın çelişkilerini, kodlarını ve tartışma alanlarını bir kenara yazdığını rahatça söyleyebiliriz. Daha açık bir ifadeyle çeşitli dönemlerin şarkılarını, filmlerini, mizah dergilerini, reklamlarını, daha da ileri gidelim çocuk oyuncalarını, esprilerini inceleyerek o toplum hakkında, derinlemesine bilgiler edinmek mümkün. Sosyal bilimlerde epeydir ayrı bir disiplin haline gelen popüler kültür araştırmaları da zaten bu konuyu ele almaktadır.

Girişteki ilk iki cümleye, 70’lerin sonlarının en popüler TV dizilerindenDallas’ın 30 yıldan sonra tekrar beyaz ekranda görülmeye başlayan yeniden çevriminde rastladım. Dizinin olumsuz karakteri Jr. Ewing’in, oğluyla (Yaşı tutanlar bilir, Türkiye’de bir dönem kötü kişilere “Ceyar” denirdi), olumlu karakter kardeşi Bobby Ewing’in oğlu arasında geçen bu yenilenebilir-fosil yakıt tartışması, bana bir şeylerin gerçekten değiştiğinin önemli bir işareti gibi göründü.

Ama sadece Dallas mı? İklim değişikliğiyle ilişkilendirmemek için, yaBloomberg’in dediği gibi “Aptal” ya da kötü niyetli olmak gerekenSandy, tüm Karayipleri ve ABD’yi sallar, milyonlarca kişiyi elektriksiz ve çaresiz bırakırken, elektriksiz bir dünyada yaşamak zorunda kalan insanların hal-i pürmelalini anlatan Revolution dizisi de dünya televizyonlarında dönmeye başlamıştı. Ne tesadüf! (Sandy, dizinin promosyon çalışmasının bir parçası olabilir mi:)
Ama zaten işin buralara kadar geleceğini, son birkaç yıldır oğlumla beraber seyrettiğim animasyonlardan anlamıştım. (yoksa öyle keskin gözlerim ve derin örümcek hislerim yok.) Çöplükten bir dünyada yapayalnız bir robota oğlumla birlikte hüzünlenmemize sebep olan Wall-e’den tutun, alternatif araç yakıtı arayışının neredeyse ana tema olduğuPixar animasyonu Cars 2’ye kadar, çocuklara yönelik neredeyse tüm filmler aynı şeyi söylüyor (Oyuncak Hikayesi’ndeki tüketim eleştirileri ve çöplük sahneleri, Sevimli Hayaletler’deki, elektriği çocuk ağlamalarından mı, yoksa kahkahalarından mı üretelim tartışması ve daha sayısız mevzu)…

Yine de ihtiyatlı davranıp, “canım tesadüf olabilir bunlar” diyordum ki… Yine birçok insanı ekran başına kilitleyen Amerikan dizilerinden The Walking Dead’de zombilerden (Zombilerin sanayi toplumunun simgesel ve duygusal olarak öldürdüğü vatandaşlar olduğunu iddia eden kültür eleştirmenleri de vardır) son kalan insanların kaçarken sığındıkları araştırma merkezinin enerjisini sağlayan jeneratörlerin yakıtının bitmek üzere olduğu söyleyen doktor, sözlerini şöyle tamamlıyordu: “Lanet olası fosil yakıtlara bağlı her şey”.

Bu yazının başına oturduğum sabahın akşamında, B sınıfı mı, C sınıfı bilemediğim kötü bir korku filminde (adı galiba Canavarın Gözü idi), insanları yiyen dev bir kalamarın trajikomik hikâyesinde bir araştırmacı, balıkların azalmasının sebebinin, canavar değil de, “İklim Değişikliği” olabileceğini söyleyince, bu yazıyı yazmak da farz oldu…

Yeni bir dünyaya adım atıyoruz. Popüler kültürün derin hisleri bunu söylüyor ve inanın, onlar çok seyrek yanılır.

Barış Doğru – Eko IQ

Cunta tarafından tutuklanan Mali Başbakanı istifa etti

0

Mali Başbakanı Cheick Modibo Diarra, cunta tarafından tutuklanmasının ardından istifa etti. Devlet televizyonundan istifa ettiğini açıklayan Diarra,  Mart ayındaki askeri darbeyle yönetime el koyan cunta tarafından tutuklanmasından birkaç saat sonra istifa ettiği öğrenildi.

Diarra, devlet televizyonuna yaptığı açıklamada, ”Ülkemiz kriz döneminden geçiyor. Erkekler ve kadınlar, ulusumuzun geleceği hakkında endişeli ve barış umuyorlar. Bu sebeple, ben Cheick Modibo Diarra, bugün yani 11 Aralık 2012’de hükümetimle birlikte istifa ediyorum. Tüm Mali halkından özür dilerim” dedi.

Cuntanın lideri Yüzbaşı Amadou Haya Sanogo‘nun emriyle Kati’deki askeri kışlalara götürülen Diarra’nın, tutuklanmadan önce Paris’e gitmek üzere hazırlandığı belirtildi. Cunta Sözcüsü Bacary Mariko, Diarra’nın Paris’e kaçmaya çalıştığını ve askerlerin kendisini Mali’nin durumuna ilişkin bir tıkanıklık oluşturacağı için tutukladığını söyledi.

Mariko ayrıca, Diarra ile Sanogo arasındaki gerginliğin son aylarda iyice tırmandığını, bu yüzden ordunun kontrolü ele aldığını ve Diarra’ya, Mali’nin iyiliği için istifa etmesini söylediğini ifade etti.

Bamako havaalanında görevli bir polis memuru, cuntayla bağlantılı Yerewoloton grubunun havaalanını bastığını kaydetti.

Siyasi gerginliğin tırmandığı Mali’de geçen hafta Diarra, BM Güvenlik Konseyi’nin ülkenin kuzeyinden radikallerin çıkarılması için askeri operasyon öngören karar alması talebiyle gösteri organize etmişti.

Eski NASA astrofizikçisi Diarra, başlangıçta cuntanın lideri Yüzbaşı Amadou Haya Sanogo’yu görmek için sık sık Kati askeri kışlalarına gittiği gerekçesiyle eleştirilmişti.

Fransa, dün BM Güvenlik Konseyi’ne, ”Mali ordusunun eğitimini, uluslararası bir gücün konuşlandırılmasını ve siyasi uzlaşmayı” öngören bir tasarı sundu.

Bu yıl Ocak ayında Mali’nin kuzeyinin silahlı gruplar tarafından ele geçirilmesinin ardından, Mali’ye komşu ülkeler ile Fransa liderliğindeki bazı Batı ülkelerinin bölgeye askeri müdahale hazırlıkları gündemdeki yerini koruyor.

(BBC, Zaman)

Mısır’da referandum öncesi çatışma gerginliği

Mısır’ın başkenti Kahire, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi tarafından talimat verilen yeni anayasa için yapılacak referandum öncesinde karşıt protesto gösterilerine sahne olacak.

Hem laik muhalif gruplar hem de Mursi’yi destekleyen İslamcı gruplar protesto gösterileri çağrısında bulundu.

Mursi muhalefetin ısrarla karşı çıkmasına rağmen gerçekleştirmek istediği anayasa referandumu öncesinde güvenliği sağlaması ve devlet kurumlarını koruması için orduya tutuklama yetkisi verdi.

Mursi, ayrıca, ülkede giderek tırmanan tepkiyi azaltmak için, yetkilerini geniş oranda artıran kararnameyi iptal etti.

Ancak 22 Kasım kararnamesi kapsamında çıkarılan bazı kararlar uygulamada kalmaya devam edecek.

Görevden alınan başsavcı yeniden göreve getirilmeyecek ve eski rejim yetkilileri hakkında açılan davalar devam edecek.

Dün gece yaklaşık 100 protestocu Cumhurbaşkanlığı Sarayı’nın etrafında toplandı.

Protesto gösterilerinin hedefi olan Cumhurbaşkanlığı Sarayı başta olmak üzere pek çok devlet binası da beton bloklarla ve tanklarla korumaya alınmış durumda.

“Diktatör” ve “yeni firavun” suçlamalarına hedef olan Mursi, Hüsnü Mübarek’i geçen yıl koltuğundan indiren devrimi korumak ve reform yapabilmek bu yetkilere ihtiyacı olduğunu söylüyordu.

Karşıt gösterilerinin birbirlerine yakın yerlerde yer alması kanlı çatışmaların yaşanacağı endişesini yarattı. Mursi’nin kendisine geniş yetkiler veren kararnameyi çıkarmasının ardından yapılan gösterilerde birçok kişi hayatını kaybetti ve çok sayıda kişi yaralandı.

Ordunun yarın yapılacak gösterilerde karşıt grupları ayırmada ne kadar başarılı olacağı bilinmiyor.

(BBC Türkçe)

 

TSK Roboski’nin baş sorumlusu Erten’e şeref madalyası verildiğini doğruladı

Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül

Genelkurmay Başkanlığı, 34 köylünün öldürüldüğü Roboski katliamı ve iki pilotun ölümüne neden olan Türkiye’ye ait keşif uçağının Suriye tarafından düşürülmesi konusunda “komuta zafiyeti” eleştirilerine maruz kalan Hava Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Mehmet Erten’e, 28 Kasım’da TSK Şeref madalyası verildiğini doğruladı.

Genelkurmay Başkanlığı, Hava Kuvvetleri Komutanı Org. Mehmet Erten‘e madalya verilmesine ilişkin olarak bir açıklama yaptı. Açıklamada, “TSK Savaş Takdirnamesi Madalya ve Nişan Yönetmeliği gereğince, bir yıl Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı görevi yapanlara TSK Şeref Madalyası verilmektedir” denildi.

Genelkurmay,Taraf gazetesinin ısrarla sorduğu sorular üzerine, TSK’nın internet sitesinden dün beş maddelik bir açıklama yayınladı. Açıklamada, Erten’e “TSK Şeref Madalyası” verildiği bildirildi.

Hüseyin Özkaya’nın Taraf’taki haberine göre; Genelkurmay Karargâhı’nda 28 Kasım’da yapılan törende, Erten ile birlikte Kuvvet Komutanlığı ve Jandarma Genel Komutanlığı görevlerinde birer yılını dolduran Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Hayri Kıvrıkoğlu, Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Emin Murat Bilgel ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Bekir Kalyoncu’ya, “TSK Şeref Madalyası”, YAŞ kararları ile Orgeneralliğe terfi eden 2. Ordu Komutanı Orgeneral Galip Mendi’ye ise, “TSK Üstün Hizmet Madalyası”nın verildiğinin duyurulduğu açıklamada, şunlar kaydedildi:

“TSK Savaş Takdirnamesi Madalya ve Nişan Yönetmeliği gereğince, bir yıl Kuvvet Komutanlığı veya Jandarma Genel Komutanlığı görevi yapanlara TSK Şeref Madalyası, Orgeneral ve Oramiral rütbesine terfi edenlere ise, TSK Üstün Hizmet Madalyası verilmektedir. ‘TSK Şeref Madalyası’ uygulaması 1972 yılında başlamış ve 83 Orgeneral/ Oramiral’e verilmiştir. ‘TSK Üstün Hizmet Madalyası’ uygulaması ise, 1973 yılında başlamış ve bugüne kadar 200 askerî personele verilmiştir.”

(T24, Yeşil Gazete)

 

HSBC kara para akladığı için kesilen cezayı ödeyecek

HSBC yönetimi kara para aklama kanununa uygunsuz hareket ettikleri için mahkum oldukları ve anlaşmalı olarak ertelenen davada kendilerine düşen sorumluluğu kabul ettiklerini belirterek, ABD Adalet Bakanlığına 1,92 milyar dolar tutarındaki cezayı ödeceyeceklerini açıkladı.

HSBC tarafından yapılan açıkalmada üst düzey yönetici Stuart Gulliver, “Geçmişte yaptığımız hataları kabul ediyoruz. Önceden de ifade ettiğimiz gibi bu nedenle son derece üzgünüz ve özür diliyoruz” şeklinde konuştu.

(Yeşil Gazete, Reuters)

Mario Monti’nin istifa tarihi belirsiz

0

İtalya Başbakanı Mario Monti hemen istifa edeceği söylentilerine karşılık, 2013 seçimlerinden önce “görevini tamamlamaya” odaklanacağını söyledi

Monti’nin istifa etmeye hazırlandığını açıklaması ve eski başbakanlardan Silvio Berlusconi’nin yeniden aday olması, İtalya borsasının yüzde 2.2 oranında düşmesine neden oldu.

Berlusconi’nin partisinin Perşembe günü hükümetten desteğini çektiğini açıklaması üzerine seçimler Şubat ayında yapılacak.

Monti, piyasaların istifasına tepkisinin abartılmaması gerektiğini kaydetti. Teknokratlardan oluşan hükümetin başındaki ekonomist Monti Şubat ayında yapılacak seçimlerin “yüksek sorumluluk sahibi” bir hükümet çıkaracağına inandığını söyledi.

Basın Monti’nin ne zaman istifa edeceği ile ilgili spekülasyonlar yaparken, Monti dün yaptığı açıklamada “bu kararı şu anda uygulamayı düşünmüyorum” dedi.

Cumhurbaşkanı Giorgio Napolitano da yaptığı açıklamada, Monti’nin “göreve devam etmesini sağlayacak siyasi irade yokluğundan yakındığını” aktarırken, başbakanın yasa ve bütçe geçer geçmez istifa etmek istediğini duyurdu.

Öte yandan Berlusconi’nin yeniden aday olacağını açıklaması Avrupa’da olumsuz tepkilere neden oldu. Berlusconi yaptığı açıklamada “bu tepki sadece bana karşı değil, İtalyan halkının özgür tercihine karşıdır” dedi.

Hükümetin istifasından sonra en fazla 70 gün içinde seçime gidilmesi gerekiyor. Monti, 2011’de İtalyan ekonomisine ilişkin kaygıların yoğun olduğu bir dönemde kurulan teknokratlar hükümetinin başına getirilmişti.

Monti, İtalya’nın 10 yıllık hazine tahvillerine uygulanan faizlerin yüzde 7,48’e yükselmesinin ardından istifa eden Berlusconi’nin yerini almıştı.

Ülkedeki iktidar değişiminin ardından İtalya’nın borçlanma faizi düşerken, piyasalarda kaygıların odağına yerleşen ülkeler İspanya ve yeniden Yunanistan olmuştu.

Ancak Pazartesi günü, İtalya’nın 10 yıl vadeli hazine tahvillerine uygulanan faiz yüzde 0,3 oranında artarak yüzde 4,8’e çıktı.

(BBC Türkçe)

 

SHELL, Bodo için hesap ver!

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi, 10 Aralık insan hakları günü kapsamında, Galatasaray Meydanın’da düzenlediği bir eylemle herkesi Nijerya’daki Bodo halkıyla dayanışmaya çağırdı.

Her yıl 6-16 Aralık tarihleri arasında geleneksel olarak  düzenlenen mektup yazma maratonu, bu sene Bodo halkının yaşamını olumsuz yönde etkileyen petrol sızıntılarının sorumlusu Shell’i ve Nijerya devlet başkanı Goodluck Jonathan’ı hedef alıyor.

Uluslararası Af Örgütü’nün yaptığı basın açıklamasına göre balıkçılık ve tarımla geçinen Bodo halkının yaşamı, 2008 yılının Ağustos ayında  başlayan Shell’in boru hattındaki sızıntı sebebiyle ciddi şekilde zorlaştı. Binlerce varillik petrol derelere ve göllere yayılarak toprağı ve suyu kirletti. Aralık 2008’de ikinci bir sızıntı daha yaşandı. Bu sızıntıların teknik ekipmanlardaki arızalardan kaynaklandığı belirtilirken, Bodo halkının geçim kaynağı olan balıkçılık ve tarımın sürdürülmesi bölgede imkansız hale geldi.Bu sızıntılar Bodo halkının ihtiyacı olan besin maddelerine ulaşımını da zorlaştırdı, temel besinlerin fiyatları yükseldi. Üstelik 2012’nin Haziran ayında üçüncü bir sızıntının daha yaşanması Shell’in bölgedeki sorumsuzluğunu gözler önüne serdi.

Galatasaray Meydanı’nda benzin varilleri, araba parçaları, tamir alet edevatı kullanılarak tutulan ritmlerle Bodo halkına desteğini gösteren insan hakları ve ekoloji aktivistleri Shell’i Bodo’daki kirliliğe sahip çıkmaya, bölgeyi temizlemeye ve hesap vermeye çağırdı.

Bodo halkından bir ailenin fotoğrafının yer aldığı mumlar taşıyan eylemciler, “İnsan hakları hemen şimdi” sloganları attı. Bir yandan da Goodluck Jonathan’a gönderilmek üzere hazırlanan mektuplar yoldan geçen çok sayıda kişi tarafından imzalandı.

Mektup maratonu 16 Aralık Pazar gününe kadar devam edecek. Mektubu acileylem.org internet sitesinden imzalayabilir, Bodo halkı için Goodluck Jonathan’a taleplerinizi iletebilirsiniz. Konuyla ilgili daha detaylı bilgiye acileylem.org/eylem-detay adresinden ulaşabilirsiniz.

Ayrıca, Shell’in Nijer deltasındaki faaliyetleri ile ilgili Essex Üniversitesi tarafından hazırlanan rapora ilişkin habere de amnesty.org.tr/ai/node/adresinden ulaşmanız mümkün.

Haber: Gizem Kastamonulu

(Yeşil Gazete)