Ana Sayfa Blog Sayfa 4382

Evet, bakanlık bisiklet yolu yapıyor

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, belediyeleri bisiklet yolu yapımı için desteklemeye başladı.

Yeşil Gazete olarak geçtiğimiz yıl verdiğimiz “Bakanlık belediyeleri destekleyecek” haberi, Kocaeli ve Sakarya’da gerçek oldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kocaeli ve Sakarya belediyelerine toplam 1 milyon TL’lik bisiklet yolu desteği sağladı.

Öte yandan, bakanlığa ulaşan proje başvuru sayısının 103 olduğu belirtiliyor. Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş durumu “Bakanlık olarak, gelen projeleri değerlendiriyoruz ve uygun bulunanlara katkı sunuyoruz.” şeklinde değerlendiriyor. Başvuran diğer projelerin içeriği ve başvuran belediyelerin hangileri olduğu konusunda bir bilgi

Proje kapsamında şu ana kadar Sakarya Belediyesi’ne 500 bin, Kocaeli Belediyesi’ne 440 bin lira destek verildiği kaydediliyor.

Konuyla ilgili görüşlerini almak için ulaştığımız Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz “En büyük endişemiz kalitesiz, kullanamayacağımız kadar kötü bisiklet yollarının yapılıp önümüze konması, ‘al sana bisiklet yolu’ denmesi” diyor.

Bu noktada, İstanbul’un Anadolu yakasındaki sahil şeridinde yapılmış bisiklet yolları akla geliyor. Bu bisiklet yolları yapıldıktan çok kısa bir süre sonra çukurlarla dolmuş ,yolların kaldırım iniş ve çıkışları son derece sorunlu bir “tasarım”la yapılmıştı. Yol üzerindeki arıza ve aksaklıklar, bisikletlilerin uzun uğraşları ve kararlılıklarıyla, uzun süre sonra giderilmişti.

Yeni yapılan projelerde de bu ve benzeri sorunlarla karşılaşmaktan endişe duyduklarını belirten Suyabatmaz, “Bisikletliler Derneği olarak bu konuda denetim yapmakla yetkilendirilmiş bir kuruluş olmayı arzu ediyoruz” diyor.

 

(Yeşil Gazete)


Adalet Bakanlığı ile AKP Genel Merkezi önünde eşzamanlı patlama

Adalet Bakanlığı ile AKP Genel Merkezi önünde aynı anda ses bombası patladı. Adalet Bakanlığı önündeki patlamada iki kişi yaralandı.

Kızılay’daki Adalet Bakanlığı’nın bahçesine atılan ses bombasının patlaması sonrası olay yerine giden güvenlik güçleri yoğun güvenlik önlemi aldı.

Polisin patlamayla ilgili 2 şüpheliyi gözaltına aldığı iddia edildi.

Bu arada Adalet Bakanlığı önündeki patlamanın meydana geldiği saatlerde AKP Genel Merkezi önünde de eş zamanlı olarak ses bombası patladı.

Olayla ilgili soruşturmanın sürdürüldüğü belirtildi.

(Cnn Türk)

 

Ata Soyer hayatını kaybetti

Dr. Ata Soyer (1955-2013)

Türk Tabipleri Birliği (TTB) eski genel sekreteri ve Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı emekli öğretim üyesi Dr. Ata Soyer hayatını kaybetti. Bugün öğleden sonra meslektaşları tarafından evinde ölü bulunan Ata Soyer diyabet ve böbrek yetmezliği tedavisi görüyordu.

Ata Soyer’in cenazesi 21 Mart Perşembe günü 10:30’da Ankara’da TTB önünde düzenlenecek törenin ardından öğle namazını müteakip Maltepe Camii’nden kaldırılacak.

58 yaşında ölen Ata Soyer toplumcu hekimlik mücadelesinin Türkiye’deki öncü isimlerinden biri olarak tanınıyordu.

Ata Soyer kimdir?

Dr. Ata Soyer 1955 yılında Malatya’da doğdu, İlkokula Edirne’de başlayıp Siirt’de bitirdi, Bahçelievler Deneme Lisesi’ni 1972 yılında bitirdi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne girdi. Tıp Der, Köylü Derneği, Maltape Halkevi, Ankara Tabip Odası, HalkevIeri Genel Merkezi gibi örgütlerde yer alan Soyer 1978’de mezun olduktan sonra Hasankeyf Sağlık Ocağı’nda işe başladı. 1979’da askere gittikten sonra 1980 Kasımında Ankara Üniversitesi Toplum Hekimliği Bölümünde asistanlığa başladı. 1981 de gözaltına alındı. 1982’de asistanlığının bitimine 20 gün kala görevine son verildi.

1983 yılında Ankara Numune Hastanesi’nde başladığı radyoloji ihtisasını 1987’de tamamladı. 1987-94 yılları arasında Ankara Numune Hastanesi Radyoterapi Kliniği’nde çalıştıktan sonra 12 Eylül 1994 tarihinde mahkeme kararı ile Ankara Üniversitesi Halk Sağlığı bölümüne geri döndü. 1997 yılında halk sağlığı ihtisasını tamamladıktan sonra, aynı yıl Dokuz Eylül Üniversitesi Halk Sağlığı Bölümünde öğretim üyesi olarak işe başladı. 2006 Temmuzunda emekli oldu.

1986-90 tarihleri arasında Ankara Tabip Odası Genel Sekreterliği’ni yapan Soyer, 1990-98 yılları arasında Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi’nde görev aldı. 2002-2006 yıllarında da TTB Merkez Yürütme Kurulu üyesiydi. TTB’nin çeşitli kol ve komisyonlarında (İnsan Hakları Kolu, Halk Sağlığı Kolu, Özlük Hakları ve Sendikalaşma Kolu, Sağlık Politikaları Çalışma Grubu, Olağandışı Durumlarda Sağlık Hizmetleri Kolu, Tıp Dünyası Yayın Kurulu vb.) çalışan Soyer, Toplum ve Hekim Dergisi Yayın Koordinatörlüğü ve Sağlık ve Politika Kurulu üyeliği yapmaktaydı. Dr. Soyer’in sağlık politikaları, insan hakları, sağlık çalışanları ve sendikalaşma gibi, konularda 30 kadar kitabı vardı.

İzmir’de yaşayan Dr. Ata Soyer bir çocuk babasıydı.

Yeşil Gazete olarak bütün hekimlere, sağlık çalışanlarına ve halk sağlığı camiasına başsağlığı dileriz.

(TTB web sitesi, Yeşil Gazete)

3. Kadın Yazarlar Sempozyumu: Suat Derviş

İstanbul’da Yeni Yüzyıl Üniversitesi’nin bu yıl üçüncüsünü düzenlediği Kadın Yazarlar Sempozyumu, Türkiye edebiyatının özgün yazarlarından Suat Derviş’e adandı. Sempozyum, 4–5 Nisan 2013 tarihleri arasında Yeni Yüzyıl Üniversitesi Konferans Salonu’nda gerçekleşecek.

Fosforlu Cevriye

Suat Derviş’in eserlerini, yazarlığını ve çağdaş Türkiye Edebiyatı içindeki yerini çok disiplinli bir platformda yeniden okumayı ve tartışmayı amaçlayan sempozyumda, yazarın Türkiye sinemasında da kült haline gelmiş Fosforlu Cevriye romanının uyarlamaları da yer alacak. Popüler kültür tarafından farklı dönemlerde üretilen bu uyarlamaların; dönemin siyasal, toplumsal ve “toplumsal cinsiyetçi” bakış açılarını nasıl yansıttığı tartışılacak.

 

Sempozyumda pek çok akademisyen, yazar ve araştırmacı Suat Derviş edebiyatı ile ilgili çalışmalarını sunacak.  Yazar Prof. Dr. Erendiz Atasü, Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık Genel Yayın Yönetmeni Raşit Cavaş, Prof. Dr. Fatmagül Berktay ve Prof. Dr. Nazan Aksoy sempozyuma konuşmacı olarak katılacak isimler arasında. Sempozyuma gönderilen tüm bildiriler daha sonra kitap haline getirilerek arşivlerdeki yerini alacak.

(Uçan Süpürge)

 

Fener Rum Patriği 1000 yıl sonra Vatikan’da

0

Katolik dünyasının yeni lideri Papa Francis, Vatikan’da yapılan ayinle resmen görevine başlıyor. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un da törene katılıyor olmasıyla 959 yıldır ilk kez bir Rum Patriği, Papa’nın göreve başlama ayinine katılmış oluyor.

1054 yılında iki kilisenin ayrılmasından sonra ilk kez bir patrik, papalık töreni için Vatikan'da yer alacak

Bin 300 yıldır ilk kez Avrupa dışından, Papalık tarihi boyunca ilk kez Güney Amerika’dan göreve seçilen Arjantinli kardinal Jorge Mario Bergoglio’nun Papalık dönemine daha alçakgönüllü bir imajın damga vurması bekleniyor.

1054 yılından beri ilk kez

Papa’nın göreve başlama törenine Fener Rum Patriği Bartholomeos da katılıyor. Böylece 1054 yılında Batı ve Doğu kiliselerinin ayrılmasından bu yana ilk kez Ortodoks dünyasının ruhani lideri, Papa’nın göreve başlama törenine katılmış oluyor.

Kararını NTV’ye değerlendiren Bartholomeos, ‘Bu jestin altında iki kilisenin arasındaki dostane ilişkilere atfettiğim önem yer alıyor. Bu ziyaretle son dönemde gelişen ilişkilerimizin altını çizmek istiyorum. Yeni Papa döneminde bu dostane ilişkilerimizin daha artmasını ümit ediyorum. Yeni Papa, mütevazi tutumu ile herkesin gönlünü kazandı’ dedi.

(Euractiv, Ntv)

 

 

Hindistan’da tecavüze idam yasası parlamentoda

Hindistan’da tecavüz sanıklarına, idam da dahil olmak üzere, daha ağır cezalar verilmesini öngören yasa tasarısı parlamentoya sunuldu.

Hintli öğrencilerin ellerindeki afişlerde, "Tecavüz terörünü durdurun" yazıyor

Geçen Aralık ayında Yeni Delhi’de bir öğrencinin toplu tecavüze uğramasından sonra, daha katı yasalar çıkarılması yolundaki çağrılar artmıştı.

Yeni yasa, röntgencilik, taciz ve kezzap gibi yakıcı maddelerle saldırı için öngörülen cezaları da arttırıyor.

Yasada ölüme veya kurbanın kalıcı bir şekilde bitkisel hayata girmesine yol açan tecavüz vakalarında, Hindistan’da nadiren verilen idam cezası da yer alıyor.

Yeni yasa, toplu tecavüz, reşit olmayan birine tecavüz, polis ya da yetkili birinin tecavüzü gibi suçlar için öngörülen cezayı iki kat arttırarak 20 yıla çıkarıyor. Bu cezanın ömür boyu hapis cezasına dönüştürülmesi de mümkün.

Mevcut yasalarda ise tecavüz sanıklarına 7 ila 10 yıl arasında hapis cezası verilebiliyor.

(BBC Türkçe)

 

 

Suriyeli muhaliflerin başkanı: Hasan Hito

İstanbul’da toplanan Suriye muhalifler, Hasan Hito’yu geçici hükümet başkanı seçti.

Suriye Muhalif ve Devrimci Ulusal Güçler Koalisyonu’nun 62 temsilcisinin oy kullandığı seçimde, Hasan Hito, 35 üyenin oyunu alarak geçici hükümet başkanı oldu.

Suriye Muhalif ve Devrimci Ulusal Güçler Koalisyonu içerisinde görüş ayrılıkları nedeniyle, başbakanlık seçimi daha önce birkaç kez ertelenmişti. Başbakan’ın seçilmesinin ardından, geçiş hükümetinin üyelerini belirlemesi bekleniyor. Geçiş hükümetinin merkezinin, muhaliflerin kontrolündeki Halep’te olacağı belirtiliyor.

İstanbul’daki toplantıya katılan Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) komutanı Selim İdris hükümete destek vereceklerini ve bu hükümetin şemsiyesi altında faaliyet göstereceklerini söyledi.

(Deutsche Welle Türkçe)

 

 

[Özel Haber] Elektrik Piyasası Kanunu’nda büyük tehlike!

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nca hazırlanan Elektrik Piyasası Kanun Tasarısı 14 Mart’ta TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

Tasarıda üretim, iletim, dağıtım, işletim, lisanslandırma, satış, kamulaştırma, özelleştirme, tarifelendirme gibi konular düzenleniyor.

Ancak kanunda yer alan bazı maddelerin çok büyük ve geri dönüşü olmayacak zararlar yaratabileceği bildiriliyor.

Eski İstanbul Çevre Mühendisleri Odası Başkanı Eylem Tuncaelli’ne göre kanunla birlikte enerji yatırımlarının çevre değerlendirme raporlarından muaf tutulmaya çalışıldığı ve çevreye verdiği zarar sonucu ceza almayacağının onandığı bir tablo ortaya çıkıyor, kamu yararı hiçe sayılıyor.

 

 

Kanunun özellikle geçici 8. maddesinin tehlikeli olduğunu belirten Tuncaelli, “Geçici 8. madde doğaya, insana karşı işlenen bir kabahattir” diyor.

Tuncaelli’ye göre maddenin gerekçesi de “özrün kabahatinden büyük” dedirtiyor.

Geçici 8. maddeyi Yeşil Gazete‘ye yorumlayan Eylem Tuncaelli, bu maddenin sadece emisyon izinlerini kapsayan bir madde olmadığını belirterek “Çevre mevzuatı hiçe sayıldı ve bu alanda faaliyet yürüten nükleer, termik ve hidroelektrik santraller ve işleme tesisleri dahil olmak üzere her tesis, tüm mevzuattan muaf tutuldu” diyor.

Bu madde ile gerekli izinlerin alınmasının 31.12.2018’e kadar uzatıldığınını belirten Eylem Tuncaelli, 2018 sonrası için de uzatma yetkisinin de Bakanlar Kurulu’na verildiğini ve böylelikle bu olağandışı iznin ucunun da açık bırakıldığının altını çiziyor.

“Mevzuat ‘izinler olmadan faaliyete geçemezsin’ diyor, ancak bu maddeyle birlikte bu durum dikkate alınmayacak” diyen Tuncaelli, ÇED(Çevresel Etki Değerlendirme), emisyon İzni, deşarj kalite kontrol ruhsatı, deşarj izni gibi bir dizi kontrolü içeren çevre izinleri olmadan bir tesisin faaliyete geçemiyor olması gerektiğini hatırlatıyor

Yeni kanunun geçici 8. maddesiyle, çevreye zararlı tesisler yasal güvence altına alındığı anlaşılıyor.

“Bu kanun, bırakın faaliyetten men etmeyi, açıkça idari para cezası bile verilemeyeceğini öngörmektedir. Bir kez daha gerekçede kamu yararı hiçe sayılmış bunun yerine işletme karı baş tacı edilmiştir.” diyen Tuncaelli sözlerine şöyle devam ediyor: 

Eylem Tuncaelli

“Tasarıyı hazırlayanlar bu maddenin gerekçesinde ‘Biz bu tesisleri yaptık, işlettik, öyle baca gazıydı, çevreydi, şuydu buydu, bunca yıl bakmadık, gazeteler manşet attı, insanlar sokağa çıkamadı, kulak arkası ettik; işte bunu da geçici 8. Maddenin gerekçesine biz bunları yapmadık, eğer biz süreyi uzatmazsak inşallah 2018 sonrasında birileri yapar diye yazdık’ açıklamasını yapmışlardır. Geçici 8. madde doğaya, insana karşı işlenen bir kabahattir ve bu maddenin gerekçesinde özrün, kabahatten çok daha büyük olduğu anlatılmaktadır.”

Eylem Tuncaelli, tasarıyı hazırlayan Bakanlık’ın ikame yatırımları planlayabilmenin öncelendiği, Yatağan’da insanların soluksuz kalmasından, kanser tehdidinden çok daha önemli konuma getirilmesini de eleştiriyor.

 

Tasarının 8. geçici maddesi şöyle:

“Üretim tesislerinin çevre mevzuatına uyumlu hale getirilmesi amacı ile EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarına ve 4046 sayılı özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerine, bunların özelleştirilmeleri halinde de geçerli olmak üzere, çevre mevzuatına uyumuna yönelik yatırımların gerçekleştirilmesi ve çevre mevzuatı açısından gerekli izinlerin tamamlanması amacıyla 31/12/2018 tarihine kadar süre tanınır. Bu sürenin uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir. 31/12/2018 tarihine kadar süre tanınır. Bu sürenin uzatılmasına Bakanlar Kurulu yetkilidir. Bu süre zarfına ve önceki dönemlere ilişkin olarak bu gerekçeyle, EÜAŞ veya bağlı ortaklık, iştirak, işletme ve işletme birimleri ile varlıklarında ve 4046 sayılı Kanun kapsamında oluşturulacak kamu üretim şirketlerinde, bunların özelleştirilmeli halinde de geçerli olmak üzere, elektrik üretim şirketlerinde, bunların özelleştirilmeli halinde de geçerli olmak üzere, elektrik üretim faaliyeti durdurulamaz, idari para cezası uygulanamaz.”

 

Maddenin gerekçesi ise şu şekilde sunuluyor:

“ Özelleştirme işlemleri devam eden ve EÜAŞ tarafından işletilmekte olan üretim tesislerinin emisyon izni alabilmeleri için gerekli yatırımlar henüz tamamlanmamıştır. Dolayısıyla emisyon izinlerinin öngörülen sürede alınması mümkün görülmediğinden, söz konusu termik santrallerin özelleştirilmesi zorlaştırılmaması ve olumsuz etkilenmemeleri, çevresel sorunların ortadan kaldırılmaması riskinin bertaraf edilmesi, ayrıca tesislerin devralan kişi veya kuruluşların yeni ve ikame yatırımları planlayabilmeleri ve yapabilmeleri amacıyla madde düzenlenmiştir.”

 

Öte yandan, tasarının yasalaştığı konusundaki bilgiler de son derece çelişkili. 4 gün önce medyaya “tasarı yasalaştı” şeklinde düşen haberlere ve TBMM’nin resmi web sitesindeki “6446 numarayla kanunlaştı” ibaresine rağmen, bu numarayla aranan kanun metnine ulaşılamıyor.

Kanun henüz Resmi Gazete’de de yer almış değil.

Yanlış ve kirli enerji yatırımları, Türkiye’de özellikle son yıllarda giderek daha büyük sorunlar yaratan bir alan. Hükümetin yerel halkların ve ekolojistlerin itirazına rağmen özellikle HES’ler ve kömürlü termik santrallerde ısrar etmesi büyük tepkiye neden oluyor.

Türkiye’de 2 binden fazla HES, 50’den fazla da termik santral planı var. Bunların bir kısmı plan, bir kısmı ise yapım aşamasında; aralarında faaliyete geçmiş tesisler de azımsanmayacak sayıda.

Hükümetin nükleer ısrarı da “her şeye rağmen” devam ediyor.

 

Özel Haber: Büşra Akman, Durukan Dudu

(Yeşil Gazete)


 

İstanbul’da deprem: 4,5

Bugün saat 14:44’de İstanbul ve çevresinde hissedilen bir deprem meydana geldi. Kandilli Rasathanesi’nin web sitesine göre 10,7 km derinlikte gerçekleşen ve 4,5 büyüklüğünde olan depremin merkez üssü Karadeniz olarak verildi.

İstanbul’da güçlü hissedilen deprem sosyal medyada en çok konuşulan konulardan biri haline geldi.

(Yeşil Gazete)

Yunan edebiyatçı Alki Zei “Özgür Sesler” ile Çankaya’da

Çankaya Belediyesi tarafından organize edilen “Özgür Sesler” söyleşilerinin ilki Yunan edebiyatçı Alki Zei ile gerçekleştirilecek.

21 Mart Perşembe saat 18.30’da Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde başlayacak söyleşinin öncesinde Ege’nin iki yakasından müzikler, ardından ise Zei ile bir soru yanıt bölümü olacak.

Alki Zei Kimdir?

Yunan çocuk edebiyatına yeni bir soluk getiren yazarlar içinde yer alan Alki Zei, eserlerine daha çok kendi yaşamının izlerini yansıtır. Zei, romanlarında güncel konulara yer vererek, ele aldığı dönemde var olan şartlar ve insanların verdikleri yaşam mücadelesini anlatır. Satırlarına dönemin mevcut siyasi ve toplumsal şartlarından kaynaklanan olumsuz yaşam koşullarını yansıtan Zei, bu şartların iyiye doğru olmak üzere ortadan kaldırılmasına dönük bir mücadele ruhunu okuyucuya aktarır.

SİYASİ SIĞINMACI ZEİ…

Atina’da 1925 yılında doğan Alki Zei, çocukluk yıllarını Sisam adasında geçirmiştir. Atina Edebiyat Fakültesinde ve Atina Devlet Konservatuarı Drama Okulunda okumuş, daha sonra Moskova Sinema Enstitüsünde senaryo yazarlığı eğitimi almıştır. 1954-64 yılları arasında siyasi mülteci olarak Moskova’da yaşamış, 1964’te ailesiyle Yunanistan’a dönmüş, ancak 1967’deki Albaylar Cuntasıyla birlikte tekrar yurt dışına çıkarak demokrasi egemen olana kadar Paris’te yaşamıştır.

-Yeşil Gazete-