Ana Sayfa Blog Sayfa 4352

Ankaralılara müjde! Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali bu Cuma başlıyor

Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali Ankara’ya geliyor. 2008 yılından bu yana bir kez Karlskrona (İsveç) ve üç kez İstanbul’da gerçekleşen festival kapsamında 11-14 Nisan tarihlerinde Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde 24 film ücretsiz olarak izleyiciye ulaşacak.

11 Nisan 19.00’da Özgürlük Tohumları filmi ile festival başlayacak ve 4 gün boyunca dans gösterisi, konser ve söyleşi gibi etkinlikler de Ankaralılarla buluşacak.

Kurgusal Değil, Belgesel!

Günümüzde birçok birey ve kurum tarafından çokça kullanılan sürdürülebilirlik kavramının soyut ve yoruma açık boyutlarına ışık tutan Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali, neyin sürdürülebilir olduğu veya olmadığına dair dünyanın dört bir yanından örnekler sunarak gerçek hikâyelerle ilham vermek amacını taşıyor.

Sürdürülebilirliğe sadece ekonomi olarak değil, çevre ve toplumu da dahil eden bir pencereden bakan filmlerin hepsi belgesel. Fosil yakıt kaynaklı iklim değişikliğinin artık sıkça aşırı hava olaylarını karşımıza çıkardığı şu günlerde, filmler sürdürülebilirlik kavramının farklı boyutlarını izleyiciye aktarıyor.

Yacuba’nın nasıl çölü durdurduğunu, arıların son yıllarda neden kaybolduğunu, atıkların nasıl israf edildiğini, Çin’de çevre hareketinin nasıl HES projelerini durduğunu veya ABD’de 83 bin öğrencinin artık nasıl yerel gıda ile beslediğini festival filmleri bütün boyutlarıyla anlatıyor. Son yıllarda teknolojinin gelişmesine rağmen ürünlerin neden hemen eskidiğine, Türkiye’de kentsel dönüşüm yaşanırken dünyanın artık neden pasif mimariye döndüğüne dair soruların cevapları vurucu görüntüler ve anlatımlarla cevaplanıyor.

Festival İmecesi

2009 yılından bu yana iklim değişikliği konusunda eylem ve çalışmaları ile bilinen 350 Ankara grubu ve gönüllüler festivali organize ediyor. Festival, sürdürülebilirlik konusunda ilgi duyan, emek harcamak isteyen gönüllüler ve destekçilerin ortak imecesi ile Ankara’ya taşınıyor.

Web: 350ankara.org/festival
Twitter: twitter.com/350ankara
Facebook: facebook.com/groups/350Ankara
İletişim: [email protected]

(altyazı.net)

 

[Özel Haber] Çandarlı’da doğalgaz “acele”yle geliyor

İzmir Bergama’da yapılması planlanan doğalgaz kombine çevrim santrali için “acele kamulaştırma” kararı çıktı.

Resmi Gazete’de bugün (10 Nisan) yayımlanan 2013/4488 sayılı Bakanlar Kurulu uyarınca, Zeytindağ Köyü’ndeki 3 parsel taşınmaz için acele kamulaştırma kararı verildi.

Kararda “İzmir İli, Bergama İlçesinde tesis edilecek Ege Yıldızı İzmir Çandarlı Doğalgaz Kombine Çevrim Santralinin yapımı amacıyla, ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Hazine adına tescil edilmek üzere Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından acele kamulaştırılması; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığının 27/2/2013 tarihli ve 266 sayılı yazısı üzerine, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27 nci maddesine göre, Bakanlar Kurulu’nca 11/3/2013 tarihinde kararlaştırılmıştır.” denildi.

Acele kamulaştırma, özellikle son dönemde ve ağırlıklı olarak HES’ler (hidroelektrik enerji santrali) için sık sık kullanılan bir yöntem. Konuyla ilgili görüşlerine başvurduğumuz Bahçeşehir Üniversitesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ahmet Yayla “Acele kamulaştırma 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanunu’nda var” diyor.

 

 

“Bakanlar Kurulu tarafından karar alınması halinde uygulanabiliyor. Özel kanunlarda da acele kamulaştırma öngörülebiliyor.” diyen Yayla, süreci şöyle anlatıyor:

“Bu durumda Hazine kıymet takdirinde bulunup hemen bankaya para yatırarak taşınmaza el koyuyor. Taşınmaz Hazine’ye geçtikten sonra, yani ikinci aşamada da Kamulaştırma Kanunu’ndaki süreci işletiyor. Acele kamulaştırma kamu yararının olduğu, olağanüstü durumlarda, istisnai durumlarda uygulanan bir yöntem. Yani yurt çapında ve milli güvenliği ilgilendiren, özel durumlarda uygulanıyor.”

“Taşınmazı kamulaştırılan kişiler için yargı yolu açık mı?” sorumuza ise Yayla “Tabi, yargı yolu açık.” diyor. “Şu anda önümde Danıştay’ın 1990’larda aldığı bir karar var örneğin, idarenin acele kamulaştırma kararı bozulmuş ve taşınmaz iade edilmiş.”

“Gerekçede ise acil ve olağanüstü durumlar dışında acele kamulaştırmanın uygulanmasının kanuna aykırı olduğu, bu tür durumlarda Kamulaştırma Kanunu’nda belirtilen süreçlerin işletilmesi gerektğini belirtmiş.”

 

(Yeşil Gazete)

 


Akiller Diyarbakır’da toplanacak

Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çalışma yürütecekolan Akil İnsanlar Heyeti, yarın Diyarbakır’da toplanacak.

Çözüm sürecisine katkı vermek amacıyla oluşturulan ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde çalışma yürütecek olan Akil İnsanlar Heyeti, yarın Diyarbakır’da ilk toplantılarını gerçekleştirecek. Heyette yer alan eski AKP Batman Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, yaptığı açıklamada, yarın heyette yer alanların 2 grup halinde, bir grubun Ankara’dan, diğer grubun da İstanbul’dan Diyarbakır’a geleceğini söyledi.

Diyarbakır’da ilk toplantılarını yapacaklarını kaydeden Ekmen, kentte 2 günlük bir program gerçekleştireceklerini bildirdi.

Heyetin ilk programını Diyarbakır’da yapacağını belirten Ekmen, şöyle konuştu:

”Diğer illerde de ayrı ayrı programlarımız olacak. Grubun ilk toplantısı olacak. Sivil toplum kuruluşları, toplumun değişik kesimleri, farklı inanç ve mezhep grupları, 30 yıllık süreçten zarar görmüş insanlarla görüşmelerimiz olacak. Mümkün olan en geniş çerçevede bütün siyasi partiler, mezhep ve inanç grupları ile bir araya geleceğiz. Önce heyet üyeleri toplanacak sonra da 11-12 Nisan tarihlerinde ziyaretlerimiz olacak.”

Heyette, Ekmen’in yanı sıra Yılmaz Ensaroğlu, Kezban Hatemi, Murat Belge, Fazıl Hüsnü Erdem, Yılmaz Erdoğan, Etyen Mahçupyan, Lami Özgen, Ahmet Faruk Ünsal da yer alıyor.

Her yıl 50 milyon canlı zevk için öldürülüyor

Dünyada her yıl 50 milyondan fazla fok, tavşan, tilki, çinçila, kedi ve köpek, kürk manto ve hediyelik eşya yapımı için öldürülüyor.

Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP) Temsilcisi Ege Sakin, kürklerin yüzde 30’unun yaban hayattan avlanma ve tuzak kurma yoluyla geri kalanının da özel çiftlik üretiminden elde edildiğini belirtti. Hayvanların üretim tesislerinde kürkleri zarar görmeden kullanılsın diye acımasız yöntemlerle öldürüldüğünü söyledi.

Eskiden ayı, leopar ve kaplanın, kürkü için en fazla öldürülen hayvanlar arasında yer aldığını anlatan Sakin, ancak nesli tehlike altında olan bu türlerin artık tercih edilmediğini dile getirdi. Artık fok, tilki, tavşan, çinçila, kedi ve köpeğin kürkleri için öldürüldüğüne dikkati çekerek, “Dünyada her yıl 50 milyonun üzerinde hayvan kürkleri için katlediliyor. Geçmişte doğayla bütünleşik yaşayan insanın ısınma aracı olarak kullandığı kürk, artık zenginliğin ve modanın simgesi haline geldi. Son bir iki yıl içinde ise kürk, sokaktaki herkesin kullandığı bir aksesuar haline dönüştü” diye konuştu.

Kürkün, artık sadece giyimde değil aksesuar, oyuncak ve hediyelik eşya yapımında da kullanıldığını ifade eden Sakin, şöyle devam etti:

“Özellikle son yıllarda anahtarlık, terlik, saç tokası, tüylü oyuncak ve biblo gibi eşyalarda kürk kullanımı arttı. Pelüş tarzı oyuncakların çoğalmasıyla her market ya da dükkanda kürk karşımıza aksesuar malzemesi olarak çıkıyor. Burada kullanılanlar da genellikle kedi ve köpek derisi oluyor. HAYTAP olarak insanları, bütün kürk çeşitlerine karşı dikkatli olmaları ve sahte etiketlere aldanmamaları yönünde uyarıyoruz. Satın aldıkları şey, bir başka canlının hayatına mal olmasın.”

(Ajanslar)

Kızılcık Yaylası’nda taş ocaklarına hayır!

Finike’nin Kızılcık Yaylası’ndaki taş ocaklarının faaliyetlerinin durdurulması için imza kampanyası başlatıldı.

Toroslar’ın eteğinde, Finike’nin üst kısımlarında faaliyete geçen 12 taş ocağının faaliyetinin durdurulmasını talep eden imza kampanyası Change.org sitesinde Serkan Yaray adlı yurttaş tarafından başlatıldı.

Kampanya metninde “Çocukluğunu Antalya’da yaşamış sade bir vatandaşım. Antalya’nın temiz havası ve denizinin maviliğini hep içimde taşımış gittiğim yerlerde özlemini duymuşumdur” diyen Yaray sözlerine “Finike ilçesinde 5-6 yıldır yapılan mermer çıkarma çalışmaları sonucunda 300-400 yıllık sedir ağaçları”nın dinamitle yok edildiğini ve  patlamaların ortaya çıkardığı toz bulutunun bu patlamadan zarar görmeyen ağaçları da etkilediğini belirtiyor.

 

 

“Sonuçta yaralanan doğaya bir de onları yuvası görmüş hayvanlar da ekleniyor. Amerika’da dünyanın en iyi portakalı olarak seçilen Finike portakalının geleceği ise yine bu çalışmalar yüzünden tehlike altında.” diyen Yaray’ın başlattığı kampanya, taleplerini Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’na iletiyor.

Şu anda 500’ün biraz üzerinde imzacısı olan kampanyaya bu adresten ulaşılabilir.

 

(Yeşil Gazete)

 

Çin Açık’ta zafer Robertson’ın

0

Snookerda Dünya Şampiyonası öncesi son turnuva niteliğindeki Çin Açık’ta Neil Robertson şampiyonluğa ulaştı.

Turnuvada finale gelirken Mark Allen, Marcus Campbell ve Stephen Maguire’ı saf dışı bırakan Robertson, kupaya uzanırken de dünya 1 numarası Mark Selby’yi saf dışı bırakmayı başardı. Avustralyalı oyuncu, 91, 110 ve 90’lık serileriyle fark yaratırken Selby de dokuzuncu frame’de 125, on dördüncü oyunda da 116’lık seri gerçekleştirdi.

19 frame üzerinden oynanan karşılaşmada Selby’yi 10-6’yla mağlup eden Neil Robertson, kariyerinin yedinci sıralama turnuvası zaferine ulaştı.

Snookerda takvim, 20 Nisan – 6 Mayıs arasında düzenlenecek Dünya Şampiyonası’yla devam edecek.

 

Matt Damon ve Michael Douglas’ın eşcinsel bir çifti canlandırdığı film “Şamdan’ın Arkasında”

Steven Soderbergh‘in yeni filmi “Behind the Candelabra“ (Şamdan’ın Arkasında) nın fragmanı yayımlandı. Film, konusu ve sahneleriyle çok konuşulacağa benziyor. HBO filmin gösterim tarihini ise 26 Mayıs Salı olarak duyurdu.

Başrollerinde Matt Damon ve Michael Douglas‘ın yer aldığı film, Scott Thorson‘un aynı isimli otobiyografik romanından uyarlanmış. Behind the Candelabra, Thorson’un bir dönemin eğlence dünyasının ünlü ismi piyanist şarkıcı Liberace ile geçirdiği yılları konu alıyor. Filmde Scott Thorson’u Matt Damon canlandırırken, Liberace rolünü ise Michael Douglas üstleniyor.

http://www.youtube.com/watch?v=QqAC1yiIROw

Matt Damon: “Michael Douglas çok iyi öpüşüyor”


Bol ışıltılı sahneler, ilginç kostümler ve sabun köpüğü hayatlardan kareler taşıyan film tüm bunlarla birlikte aynı zamanda yoğun ve üzücü bir ilişkinin seyrini bizlerle paylaşıyor. Fragmanın 7 Nisan tarihinde internet üzerinden yayınlanmasından sonra özellikle havuz ve küvet sahneleri ve Douglas-Damon ikilisinin yataktaki çıplak görüntüleriyle konuşulmaya başlandı bile. Filmin çekim aşamasında bir dergiye verdiği röportajda ise Damon, oyuncu arkadaşı için “Michael Douglas çok iyi öpüşüyor” demişti.

“Liberace’la Geçen Yıllarım”


1919 doğumlu Amerikalı müzisyen ve şarkıcı Liberace özellikle 50-70′li yıllar arasında eğlence dünyasında en çok para kazanan kişiydi. Konserler, albümler, televizyon dünyası ve sinema ile çevrili kariyeriyle hiç gündemden düşmedi. Thorson, Librace ile 1976 yılında daha 16 yaşındayken  Hollywood’daki film prodüktörü Ray Arnett aracılığıyla tanışmıştı. Thorson 17 yaşına geldiğinde ise, Librace onu kendisine yarenlik etmesi için yanına aldırmış ve aynı zamanda ona göz kulak olmuştu. İkilinin yaklaşık 6 yıl süren serüveni böyle başlamıştı. Thorson, Liberace öldükten 1 yıl sonra 1988 yılında yayınladığı otobiyografik romanında (Behind the Candelabra: My Life With Liberace) bu yılları anlatmıştı.

(Gergedan.siyahpembe.org)

 

 

 

NCAA’de şampiyon Louisville!

0

NCAA finalinde Michigan’ı 82-76 mağlup eden Louisville, şampiyonluğa ulaşarak 27 yıllık hasretini sonlandırdı.

Atlanta’da Georgia Dome Salonu’nda oynanan Ulusal Şampiyona finalinde Michigan karşısına çıkan Rick Pitino’nun Louisville’i, 82-76’lık skorla zafere ulaşmayı başardı.

Maç içinde bir dönem 12 sayı geriye düşen Louisville’de, kenardan gelen Luke Hancock 22 sayıyla takımını galibiyete taşırken takımın süperstarı Russ Smith, 3-16 saha içi isabetiyle 9 sayıda kaldı. Pitino’nun ekibinde Chane Behanan da pota altındaki etkinliğiyle 15 sayı – 12 ribaund üretti.

4 numaralı seribaşı Michigan’da Ulusal Şampiyona’nın en etkileyici ismi Trey Burke’ün 24 sayı – 4 ribaund ve 3 asistlik performansı mağlubiyeti engelleyemezken özellikle mücadelenin ilk bölümünde olağanüstü bir oyun ortaya koyan Spike Albrecht maçı 17 sayıyla tamamladı.

Louisville oyuncuları, şampiyonluğu Duke maçında ayağı birçok farklı yerden kırılan Kevin Ware’a adarken,Ware da maç sonunda potanın filesini kesti.

Son olarak 1986 yılında NCAA şampiyonluğunu elde eden Louisville, 27 senedir Ulusal Şampiyona’da kupayı kazanamamıştı. Louisville, 1952-1988 arasında şampiyonluk için 36 sene bekleyen Kansas’tan sonra kolej basketbolu tarihinde en uzun şampiyonluk hasreti çeken ekipti.

Daha önce 1996’da Kentucky’le NCAA’de zafere ulaşan Louisville koçu Rick Pitino, bu şampiyonlukla beraber kolej basketbolu tarihine de geçti. Pitino, 2013 Ulusal Şampiyona zaferiyle kolej basketbolu tarihinde “iki farklı okulda” şampiyonluk elde eden ilk koç oldu.

 

Sinemacılar Emek için birleşti

Sinemacılar Emek Sineması’nın yıkımını durdurmak için tek yürek oldu. Kültür Bakanı ve konunun muhataplarını göreve çağıran açık mektupta Nuri Bilge Ceylan’dan Cem Yılmaz’a herkesin imzası var.

Emek Sineması’nın yıkımını protesto etmek için pazar günü Yeşilçam Sokak’ın girişinde toplanan sinemacılara polis müdahalesi, açık bir mektupla protesto edildi. 300’ü aşkın sinemacı tarafından imzalanan metinde Başta Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik olmak üzere siyasiler ve kamu yetkilileri Emek için göreve davet edildi.

‘Emek kültür mirasıdır’

Bildiride, Emek’in 2009 yılında kapatılmasından sonra yapılan protesto eylemlerine sinemacıların destek verdiği hatırlatılarak, “ İstanbul ’un en eski ve görkemli salonu olan Emek Sineması’nın bir kültür mirası olduğunu ve mevcut haliyle restore edilerek korunması gerektiğini her platformda barışçı yöntemlerle savunduk” denildi. Emek Sineması’nın kamuya ait olduğu bir kez daha hatırlatılan mektupta, projenin kültürün ve sinema tarihinin yıkımı anlamına geldiği ifade edildi.

Pazar günü Costa-Gavras, Erden Kıral, Derya Alabora, Serra Yılmaz, Ahmet Mümtaz Taylan, Cem Davran, Tuncel Kurtiz, Onur Ünlü, Özcan Alper, Emin Alper, Aslı Özge, Seren Yüce, Derya Alabora, Serra Yılmaz, Defne Halman ve Hazal Kaya gibi isimlerin de katıldığı eylemin barışçıl bir şekilde gerçekleştirildiği belirtilen mektupta “Emek Sineması’nın olduğu gibi muhafaza edilmesi talebimizi yinelediğimiz bu yürüyüşte, İstanbul Film Festivali’nin birçok değerli yabancı konuğuyla birlikte, polis şiddetine maruz kaldık. Yönetmen, oyuncu, sinema emekçisi arkadaşlarımız ve Emek Sineması için mücadele eden emekseverler, polisin biber gazı ve tazyikli su içeren müdahalesinin mağdurları arasında yer aldı. Bu barışçıl protestonun sebepsiz bir şiddetle bastırılmasında sorumluluğu olan tüm kişi ve kurumları hesap vermeye çağırıyoruz” denildi.

‘Yıkılmadan yerinde restore edilsin’

Emek Sineması’nın yıkılmadan varolan yerinde restore edilerek korunması ile ilgili taleplerini bir kez daha dile getiren sinemacılar başta Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik ve Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan olmak üzere, Emek Sineması’nın mülkiyetini elinde tutan SGK’nın bağlı olduğu Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik’in de dahil olduğu siyasi iradeyi kamuoyu adına göreve çağırdı.

İmzacılardan bazıları

Ahmet Mekin, Ahmet Mümtaz Taylan, Ahmet Ümit, Ata Demirer, Azize Tan, Bartu Küçükçağlayan, Belçim Bilgin Erdoğan, Büşra Pekin, Can Dündar, Cem Yılmaz , Derviş Zaim, Derya Alabora, Durul Taylan, Emin Alper, Engin Günaydın, Erdal Beşikçioğlu, Erden Kıral, Erkan Can, Ezgi Mola, Ferzan Özpetek, Fikret Kuşkan, Güven Kıraç, Haluk Bilginer, Hazal Kaya, Hüseyin Karabey, İsmail Güneş, Kenan İmirzalıoğlu, Lale Mansur, Mehmet Günsur, Melisa Sözen, Mert Fırat, Müjde Ar, Nejat İşler, Nurgül Yeşilçay, Nuri Bilge Ceylan, Olgun Şimşek, Onur Saylak, Onur Ünlü, Orhan Eskiköy, Özcan Alper, Pelin Esmer, Reha Erdem, Reis Çelik, Rutkay Aziz, Selda Alkor, Semih Kaplanoğlu, Serdar Akar, Seren Yüce, Serra Yılmaz, Taner Birsel, Tayfun Pirselimoğlu, Timuçin Esen, Uğur Yücel, Ümit Ünal, Yağmur Taylan, Yekta Kopan, Yeşim Ustaoğlu, Yüksel Aksu, Zafer Algöz, Zeynep Özbatur Atakan, Zülfü Livaneli.‘

Ahmet Güneştekin’in ‘Yüzleşme’ adlı sergisini gezerken Emek Sineması hakkında yorumda bulunan Kültür ve Turizm Bakanı Ömer Çelik, “İçişleri Bakanlığımızla görüştük ve inceleme başlatıldı. Herhangi bir şekilde aşırı güç kullanımı söz konusuysa gereğini yaparız” dedi. Çelik “Emek Sineması’nda son söz söylenmiştir. Ben yargının üzerinde değilim” ifadesinde de bulundu.

(Cumhuriyet)

DAMOCRACY başlıyor!

DAMOCRACY Belgeseli, 12 Nisan Cuma günü gerçekleştirilecek galasıyla izleyicilerle buluşuyor.

Yapımcılığı Doğa Derneği tarafından üstlenilen, Kanadalı yönetmen Todd Southgate tarafından çekilen DAMOCRACY, Amazon ve Mezopotamya uygarlıklarını ve ikisini de tehdit eden baraj projelerini konu alıyor.

Doğa Derneği’nin geçtiğimiz yıl Amazonlar başta olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden halklar ve sivil toplum hareketleriyle birlikte başlattığı “Damocracy” kampanyasının bir sonraki ayağını oluşturan DAMOCRACY belgeseli, 12 Nisan Cuma günü İstanbul Kadir Has Üniversitesi’nde galasını gerçekleştiriyor.

Doğa Derneği, Hasankeyf’i sular altında bırakacak olan Ilısu Barajı projesine karşı uzun süredir mücadele veriyor.

 

 

Gösterim Cibali Kampüsü, D Blok Büyük Salon’da (D Kapısı) gerçekleştirilecek.

Saat 20:00’de başlayacak gösterimden önce, 19:30’da bir kokteyl verilecek.

Katılımın ücretsiz olduğu gösterime “tüm doğa dostları” davetli.

Belgeselin tanıtım metni “Dünyanın iki farklı ucundaki Hasankeyf ve Amazon, barajlara karşı verdiği mücadele için bir araya geldi.” cümlesiyle başlıyor ve şöyle devam ediyor: “Birbirinden çok farklı kültürlere sahip olsalar da aynı derdi paylaşan bu insanlar, DAMOCRACY isimli belgesel ile barajların “temiz” enerji olarak kabul edilmesine tepki gösteriyor.”

Dünyanın en çok tartışılan iki baraj projesi olan Brezilya’daki Belo Monte ve Türkiye’deki Ilısu’yu filme alan Southgate, belgesel için ilk yolculuğunu Brezilya’nın görkemli Amazon ormanlarına, yerli kabilelerin yaşadığı bölgelere yaptı. Oradan Türkiye’ye gelen yönetmen, Hasankeyf başta olmak üzere Mezopotamya’nın bereketli ovaları ve derin vadilerine giderek yaşamları baraj projeleriyle tehdit altında olan ve bu barajlara karşı mücadele veren yerel halklarla, bunun yanı sıra sivil toplum örgütleri, akademisyenler ve avukatlarla görüştü.

Belgeselin Türkçe fragmanı da buradan izlenebilir.

 

Büyük barajların durdurulması için dünya kamuoyunu harekete geçirmeyi hedefleyen “Damocracy” kampanyası barajların doğa, kültür ve insanlar üzerindeki etkisine dikkat çekmeyi amaçlıyor. Aynı zamanda, gezegenimizin akciğerleri olan Amazon’u ve medeniyetlerin beşiği olan Mezopotamya’yı yok edecek barajların ‘temiz’ enerji adı altında iklim değişikliğine çözüm olarak sunulmasını da eleştiriyor.

Daha fazla bilgi için etkinliğin facebook sayfası ziyaret edilebilir.

 

(Yeşil Gazete)