Ana Sayfa Blog Sayfa 4314

Burak Yıldırım’ın katil zanlısı Kırşehir’de yakalandı

12 Mayıs Pazar akşamı oynanan Fenerbahçe – Galatasaray maçı sonrası Edirnekapı Metrobüs Durağında uğradığı bıçaklı saldırı sonucu öldürülen Fenerbahçe taraftarı Burak Yıldırım’ın katil zanlısı olarak aranan Galatasaray taraftarı Yusuf Ortak, Kırşehir’in Mucur ilçesinde dinlenme tesislerinde yakalandı.

19 yaşındaki Burak Yıldırımı bıçaklayarak öldüren ve üç sabıkası bulunan 20 yaşındaki Yusuf Ortak

Edinilen bilgilere göre memleketi Bingöl’e giderken, Kırşehirin Mucur İlçesindeki bir dinleme tesisinde yakalanan Yusuf Ortak ile ilgili olarak İstanbul Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın şu açıklamayı yaptı. “Bir Fenerbahçe taraftarı öldürülmüştü. Dün geceden bu yana arkadaşlarımız seferberlik halinde konuyu araştırdılar. Bir takım görüntülerde şahsın nerelerde olabileceği sonucu çıkardık. Tek tek, sokak sokak o fotoğrafı gezdirerek, sorduk ve kimiliği tespit ettik. Ve o kişinin şehirden çıkarak Bingöl’e doğru gitmekte olduğunu tespit ettik. Mucur’da bu gece yakalandı. İstanbul’a getirilecek. O da 20 yaşında ve3 sabıkası olan birisi”

(Yeşil Gazete)

 

400 ppm sınırına ulaştık! – Belkıs Gökbulut

Dünya tarihinde 400 ppm en son 2.5- 5 milyon yıl önce oluştu

Karbondioksit miktarındaki artışın, küresel ısınmanın gerçekleşmesindeki  en önemli etken olduğu bilimin açıkça kabul ettiği bir gerçek artık. Bu artış trendini incelemek için Hawai’de Mauna Loa Gözlemevi’nde  1958 yılından bu yana ölçümler yapılıyor, bölgede yapılan ölçümleri atmosferdeki küresel karbondioksit miktarının tespit edildiği en doğru ölçümler olarak kabul edebiliriz.

1 Mayıs’ta Mauna Loa gözlem evinde atmosferdeki karbondioksit konsantrasyonu 399.39 ppm (milyonda 399.39 parçacık) olarak kayıtlara geçti. Ölçümler yapılmaya başlandığından bu yana  Mayıs ayı için bir önceki rekor 397.34 ppm’di.

NOAA – Ulusal Okyanus ve Atmosferik Yönetimi’ne- göre atmosferdeki ek karbondioksit miktarının %80’i fosil yakıtların kullanılması, %20’si ise ormanların yok edilmesi ve tarım uygulamalarından kaynaklanıyor. Küresel ısınmanın var olduğu ve bunun insan aktivitelerinden kaynaklandığı bilim çevrelerince kabul edilen bir gerçek olsa da, bu sıcaklık trendi hep tahmin edilenden hızlı gelişti. 1958 yılında Mauna Loa’da ölçümler yapılmaya başlandığında 317 ppm’e ulaştı. Şimdi ise yeryüzünün tarihi ile kıyaslandığında çok kısa bir sürede 400 ppm sınırına ulaştı.

Şüphesiz bu rekor yakın gelecekte iyi şeyler olmayacağının habercisi olsa da,  özellikle şimdi gerçekleşmesinin sebebi şudur:  Bitkiler ve ağaçlar büyürken atmosferdeki karbondioksidin bir kısmını absorbe eder, yani atmosferdeki  karbondioksit konsantrasyonu mevsimlere göre bir miktar artıp azalabilir. Kuzey yarım kürede yaz başlamadan, tam olarak Mayıs ayı ve ortalarında en yüksek seviyeye ulaşır, sonra yine bir miktar azalır. İklim değişikliğini inkar edenler şüphesiz bunu bir fırsat olarak görecektir. Ancak önemli olan büyük resmin bize ne gösterdiği…

Çeşitli bilimsel tekniklerle (kutuplardaki buzul çekirdekleri, ağaç halkaları, okyanus tortularının incelenmesi ile)  geçmişte atmosferdeki karbondioksit miktarının nasıl bir değişim gösterdiğini tahmin edebiliyoruz. Dünya tarihinde 400 ppm en son 2.5- 5 milyon yıl önce oluştu. Burada göz ardı edilmemesi gereken nokta şudur: Geçmişte, doğal nedenlerle karbondioksit miktarındaki her 10 ppm’lik bir artış  binlerce hatta milyonlarca yılda  ancak gerçekleşiyordu. Şimdi ise böyle bir artış 10 yıldan kısa bir sürede gerçekleşerek, dünyanın iklim dengesini alt üst ediyor;  fırtınaların, aşırı sıcak ve soğuk havaların, yerkürenin farklı bölgelerinde kuraklık ve sellerin artarak yaşanmasına neden oluyor. Değişimlerin bu kadar kısa sürede yaşanması ve iklim felaketlerinin her geçen gün artması yerküredeki tüm canlı türlerinin hayatını tehdit ediyor.

Aşağıda Mauna Loa’da gözlemler yapılmaya başladığından bu yana atmosferdeki karbondioksit miktarının yıllara göre dağılımını gösteren grafik var. Artış trendi  önümüzdeki bir yıl içinde karbondioksit konsantrasyonun yıl boyu ortalamasının 400 ppm’i geçmesinin kaçınılmaz olduğunu gösteriyor.

Daha büyük resmi görmek için;  Mauna Loa’da ölçümler yapılmaya başlanmadan önce karbondioksit miktarındaki artış miktarının son 300 senelik artış trendini gösteren grafiği incelemeliyiz.  Belli dönemlerde az miktarda artma ve azalma gerçekleşse de, genel ortalamada net bir artış trendi görüyoruz. Özellikle 1950’li yıllardan itibaren daha hızlı bir artış olduğunu açıkça farkedebiliriz.

IPCC’nin 2007’de yayınladığı raporda küresel ısınmayı durdurmak için koyulmuş hedef; sıcaklığın en azından Endüstri Devrimi öncesi değerinden 2- 2.4oC üzerinde kalması ve karbondioksit konsantrasyonunun 400 ppm’i geçmemesi idi.  Yani 400 ppm bilimsel olarak her şeyin bir anda kötüye gideceğini gösteren bir sınır nokta olmasa da, bu bize karbondioksit salımı konusunda koyulan hedeflerin uygulanmadığı, bu nedenle yer küremizde iklimin beklenenden çok daha hızlı değiştiğinin ciddi bir kanıtıdır.

En iyi senaryoya göre, yani karbondioksit emisyonunu tamamen durdursak dahi, onun atmosferdeki miktarının yüzlerce yıl bu seviyede kalacaktır. Küresel çapta yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmediğimiz ve sera gazı emisyonunu azaltmak için önlemler alıp, enerji verimliliği politikaları uygulamadığımız takdirde ise daha kötü senaryolar devreye girecektir. Söz konusu yeryüzündeki tüm canlı türlerinin yok olması olabilir…

 

Belkıs Gökbulut

 

 

 

Amanoslarda F-16 düştü

Osmaniye’nin Amanoslar Bölgesi’nde bir F-16 uçağı düştü. Kazadan önce atlayan pilotun sağ olarak kurtulduğu açıklandı.

Amasya’daki 5’inci Ana Jet Üs Komutanlığı’na ait bir F-16 uçağı ile Osmaniye’nin Amanoslar Bölgesi’nde saat 14.15 sıralarında irtibat kesildi.

Kazadan önce “atlıyorum” mesajı veren pilotun sağ olarak kurtulduğu bildirildi.

Kazanın ardından ekipler, olay yerine doğru hareket etti.

(Ajanslar)

 

Taksim’e ‘önlükle’ girmek de yasak!

Sendikal hakları için hazırladıkları dilekçeleri göndermek üzere Galatasaray Postanesi’ne gitmek isteyen Emekli-Sen üyelerinin, ‘Demokrasi mücadelesinden emekli olunmaz’ yazan önlükleriyle yürümesine polis izin vermedi.

Taksim’de toplanarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) göndermek üzere hazırladıkları dilekçeyle Galatasaray Postanesi’ne gitmek isteyen DİSK’e bağlı yaklaşık 20 Emekli-Sen üyesinin, giydikleri önlüklerle İstiklal Caddesi’nde yürümelerine izin verilmedi. “Demokrasi mücadelesinde emekli olunmaz” yazılı önlükleri çıkaran emekliler, slogan atmadan tek tek polis noktasından geçerek postaneye girebildi.

2007’de kapatılan ve iç hukuk yolları tükendiği gerekçesiyle AİHM’e başvuran Emekli-Sen üyeleri, başvurunun takibi için saat 13.30’da Taksim’de toplanarak, Galatasaray Postanesi’nden AİHM’e dilekçe göndermek istedi. Taksim Meydanı’nda gönderilecek dilekçeyi okuyan Rahime İldeniz Bayrak, “Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ile sendikalar kanunu şahıslara önceden izin almaksızın sendika kurma ve sendikalara serbestçe girme hakkı tanımışsa da sendikamız örneğinde olduğu gibi uygulama hiçbir zaman böyle gerçekleşmedi. Sendikamız sürekli kapatma davalarına maruz kaldı. Bu davalar genelde sendikamızın lehine sonuçlanmış olsa da Türkiye Cumhuriyeti’nin merkezi otoritesi ile ona bağlı yerel birimler sendikamıza kapatma davaları açmaktan vazgeçmediler” dedi.

YELEKSİZ VE SLOGAN ATMADAN GİTTİLER
AİHM’e yaptıkları başvurunun takibi için, dilekçeyi Galatasaray Postanesi’nden göndermek için İstiklal Caddesi’nde yürüyeceklerini belirten Rahime İldeniz Bayrak ve diğer emeklilerin önü, daha önceden cadde girişinde bir TOMA aracı ve polis tarafından kesildi. Bir polis yetkilisi, toplu yürüyüşün yasak olduğunu belirterek, emeklilerden, ‘Demokrasi mücadelesinde emekli olunmaz’ yazılı önlükleri çıkartarak ve slogan atmadan normal vatandaşlar gibi yürüyebileceklerini söyledi. Bir süre polisle tartışan emekliler, daha sonra yeleklerini çıkartarak, tek tek polis noktasından geçerek postaneye gitti.

(Ajanslar)

Kürkçü: Tüm Reyhanlı saldırıdan ÖSO’yu sorumlu tutuyor

Reyhanlı izlenimlerini Twitter’dan aktaran BDP Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü, halkın patlamayla ilgili olarak Suriye hükümetini değil Özgür Suriye Ordusu’nu suçladığını ve “Mültecilerin patlamadan önce uyarıldığına” inandığını belirtti.

Halkın Demokratik Kongresi (HDK) Mersin milletvekili Ertuğrul Kürkçü ve İstanbul milletvekili Levent Tüzel, incelemelerde bulunmak ve halkla görüş alışverişi yapmak üzere Reyhanlı’ya gitti. Buradaki izlenimlerini ilk olarak Twitter üzerinden paylaşmaya başlayan Ertuğrul Kürkçü, halkın patlamayla ilgili olarak Suriye hükümetini değil Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) sorumlu tuttuğunu yazdı.

Kürkçü, “sanılanın aksine” sadece Alevilerin değil çoğunluğu Sünni olan tüm Reyhanlı halkının ÖSO’yu suçladığını aktararak, halkın “Mültecilerin patlamadan önce uyarıldığına” inandığını belirtti.

Kürkçü’nün Reyhanlı izlenimlerini aktardığı tweetleri şöyle:

“Halk saldırının Suriye hükümetinden değil, ÖSO’dan kaynaklandığı, mültecilerin patlama öncesi uyarıldığı inancında.”

(Radikal)

“ÖSO’yu suçlayanlar sanılacağı gibi Aleviler değil, çoğunlukla Sünni olan bütün Reyhanlılılar. Saldırıyı her an bekliyorlarmış.”

“Her kesimden insan birbirlerinin acısını paylaşıyor. Sorumluluğun hükümette olduğundan kimsenin kuşkusu yok.”

“Halk bu sabotaj ve saldırıların bir Alevi-Sünni çatışması yaratacak şekilde Antakya’ya taşınabileceğinden kaygılı.”

‘iOS 7 yepyeni bir tasarımla gelecek’

Apple’ın gelecek ay düzenleyeceği WWDC konferansında sunabileceği yeni ürünler arasında yer alan iOS7’nin olası arayüzü hakkında bir video yayımlandı. Videoda, dijital nesneleri gerçek hayattaki objeler gibi yansıtan tasarımın değişeceği öne sürüldü.

Apple’ın iOS 7 için yepyeni bir tasarım üzerinde çalıştığı iddiaları giderek güçleniyor. Yeni nesil iPhone ile beraber tanıtılması beklenen ve 10-14 Haziran tarihlerinde düzenlenecek WorldWide Developer Conference (WWDC) etkinliğinde sunulabileceği söylenen iOS 7, eski versiyonlardan tamamen uzaklaşabilir.

İrlandalı dijital ajans Simply Zesty, hazırladığı videoda iOS 7’nin sahip olacağını öne sürdükleri arayüzü tanıttı.

Videoda, uygulama ikonlarının köşelerindeki kıvrımların çok daha az olduğu görülüyor. Takvim geleneksel bir görünüme sahipken, müzik fonksiyonunda parça listesi daha büyük başlıklarla veriliyor. Haca durumu uygulaması, Dark Sky adlı web tabanlı uygulamayı andırıyor.

iOS 7’de olması beklenen bir dikkat çekici özellik, ikinci bir uygulamanın ekranın üzerinden açılabilmes ve aynı ekranda üst ve altta iki uygulama kullanılması.

Apple’ın gizlilik politikası, WWDC’ye kadar yeni nesil iPhone ve iOS 7 hakkında bilgi edilmesini çok zor kılsa da, iki ürünün de konferansta sunulması bekleniyor.

(NTV)

Şırnak’ta termik santrale tepki

Şırnak’ta kurulması planlanan termik santrale karşı yapılan tepki pikniğine katılan binlerce kişi santrali istemediklerini dile getirdi.

Şırnaklılar kurulması planlanan termik santrali istemediklerini Cudi Dağı eteğinde, santralin kurulacağı Toptepe köyü mevkiindeki piknikte bir araya gelerek gösterdi.

“İş değil, ölüm vaad ediyorsun”, “Nefes almak istiyorum”, “ Şırnak duman olmasın, termik santral kurulmasın” gibi pankartların açıldığı protesto pikniğinde yapılan basın açıklamasında termik santrale karşı mücadele vurgusu yapıldı.

Şırnak Çevre Platformu’ndan Müslüm Tatar doğayı tahrip edecek yatırımları istemediklerini dile getirdi.

“Başlatılan barış süreciyle terk edilmiş köylerimize, gidemediğimiz ovalarımıza ve yaylalarımıza sağlığımız elden gidecek korkusuyla gitmek istemiyoruz.

“Yıllar boyunca buralarda yatırım yapılmadı. Yapılacak yatırımların bizleri zehirleyecek, doğamızı baştan sona tahrip edecek yatırımlar olmasını istemiyoruz.

“Bu güzelim doğamızın yok edilmesine müsaade etmeyelim. Huzurlu ve barışçıl bir yaşamın olmasa olmazı olan sağlıktır. Siyasal erkin bütün sahiplerinin gerekli önlemleri almasını talep ediyoruz.”

Tatar termik santral kurmayı planlayan Global-Galata-Acar ve Geliş şirketlerine karşı mücadeleye devam edeceklerini bildirdi.

Greenpeace Yerel Hareketler Koordinatörü Reşit Elçin ise, termik santrallerin yaratabileceği kirliliği hatırlattı.

“Termik santraller hava, su ve toprak kirliliğine yol açar, aynı zamanda radyasyon kaynağıdır.”

(Bianet)

‘Acilciler’in lideri’ Ural: Reyhanlı’yı biz yapmadık

Reyhanlı’daki patlamaların sorumlusu olarak işaret edilen ‘Acilciler’ isimli örgütün lideri olduğu iddia edilen Mihraç Ural, Suriyeli muhalifleri suçladı.

Reyhanlı’daki çifte patlamaların ardından uzun yıllar sonra ismi Türkiye gündemine gelen ‘Acilciler’ adlı örgütün lideri olduğu belirtilen Mihraç Ural internet üzerinden bir açıklama yaparak Suriyeli muhalifleri işaret etti. Hürriyet’in haberine göre, hükümet yetkililerinin Suriyeli El Muhaberat ile birlikte patlamaların sorumlusu olarak işaret ettiği Acilciler’in uzun yıllardır Suriye’de yaşayan ve Beşar Esad’ın bir akrabasıyla evli olduğu bilinen lideri Ural açıklamasında, ”Reyhanlı’yı katleden el, Şam’ı da Halep’i de katleden elin kendisidir” dedi.

Saldırıdan sonra gözaltına alınan ve tamamı da Türk vatandaşı olan 9 kişinin El Muhaberat ile paralel çalışan ekipler oldukları iddia ediliyor. Mahir Çayan’nın ölümünün ardından THKP-C içinde bölünmeler yaşanırken “THKP-C/Acilciler” örgütü de ortaya çıktı. “Türkiye Devrimi’nin Acil Sorunları” başlıklı bir bildiri yayınlayarak kuruluşlarını ilan ettikleri için bu isimle anılan örgüt, daha çok Hatay, Adana gibi güney illerinde faaliyet gösterdi. Örgütün liderliğini Mihraç Ural’ın üstlenmesinden sonra Acilciler’in ana kanadı Halkın Devrimci Öncüleri’ni oluşturdu. 12 Eylül’ün ardından Suriye’ye kaçarak Lazkiye’ye yerleşen Mihraç Ural liderliğindeki örgüt, Esad yanlısı, ‘Mukaveme Suriye’ adlı milis grubu ismiyle de Lazkiye dağlarında Özgür Suriye Ordusu ile savaşıyor. Hafız Esad’ın akrabası olan bir kadınla evli olan Ural’ın Lazkiye’ye bağlı Türkiye sınırına 10 kilometre mesafedeki Kesep bölgesinde yürütülen operasyonlara liderlik yaptığı da iddia ediliyor. Acilciler özellikle Hatay’da Esad yanlısı gösteriler düzenlemekle suçlanıyor.

GÜLER: BİLDİĞİMİZ ÖRGÜT
Başbakan Yardımcısı Beşir Atalay ve İçişleri Bakanı Muammer Güler de saldırıdan sonra yaptıkları açıklamada, “Suriye’deki rejim yanlısı örgütlerle, El Muhaberat örgütüyle yakın irtibat içinde olan, isimlerini bildiğimiz, faaliyetlerini bilgimiz örgüt tarafından olay gerçekleştirilmiştir. Planlayıcısı, araçları saklayanı tespit etmiş durumdayız. Olayın muhaliflerle ve sığınmacılarla ilgili olmadığını tespit etmiş bulunuyoruz” dedi.
Katliamın sorumlusu olarak işaret edilen Mihraç Ural ise internette yer alan açıklamalarında, ”Reyhanlı’yı katleden el, Şam’ı da Halep’i de katleden elin kendisidir” diyerek Suriye’de Devlet Başkanı Esad’a karşı savaşan muhalifleri işaret ettiği ileri sürüldü.

Davutoğlu tehdit etti: Bizi eleştirenlerin Twitter hesaplarını biliyoruz

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, bügün AKP’ye tepki gösteren yurttaşları hedef alarak “Twitter hesaplarını biliyoruz” diyerek tehdit etti.

İşte Davutoğlu’nun TRT Türk ekranlarında yaptığı açıklamaların bir bölümü:

“Bu eylem kadar tehlikeli olan ve bizi alarma geçiren, daha patlamadan dakikalar sonra, twitter hesaplarını da biliyoruz bunların, bir takım çevrelerin düğmeye basılmış gibi halkımızı mültecilere ve onlar üzerinden hükümetimize karşı kışkırtmaya çalışanlardır.

Bunlar bir network. Bu networke karşı Türkiye de kendi tedbiri alır…

Bu konunun Suriye Muhalefetiyle bir ilgisi yok. Dün Suriye muhalefet lideri Muaz El hatip bizi arayarak başsağlığı diledi.

Suriye’de Ocak ayından bu yana 250’den fazla scud füzesi kullanıldı. Şam’dan biri düğmeye basıyor ve başka şehirleri scud füzesiyle vuruyor.”

(sol)

Reyhanlı’da yayın yasağı neyi gizlemek için?

Gazeteci meslek örgütleri Reyhanlı’daki bombalı saldırıyla ilgili Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından getirilen yayın yasağına tepki gösterdi.

TGC: İçerik şeffaf olmalı

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) görüntülere sınırlama getirilse de içeriğe dair bilgilerin şeffaf bir şekilde paylaşılmasını istedi.

“Olay yeri ve olay anı görüntüleriyle ilgili görüntülere sınır getirilse bile içerikle ilgili her türlü bilginin medyayla şeffaf bir biçimde paylaşılmasını istiyoruz. İçerikle ilgili yayın yasağının kaldırılmasını istiyoruz. Bölgede zor koşullar altında görev yapan gazetecilere devlet görevlilerinin kolaylık göstermelerini bekliyoruz.”

TGF: Yasak bilgi kirliliği doğrur

Türkiye Gazeteciler Federasyonun (TGF) Başkanı Atilla Sertel yasaklayıcı zihniyetin çözümsüzlük getireceğini söyledi.

“Gazeteci tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma ve kamu yaşamını belirleyen, halkı ilgilendiren tüm olayları izleme, araştırma hakkına sahiptir. Gazetecinin karşısına çıkarılacak gizlilik basın özgürlüğüne olduğu kadar halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkına da zarar verir.

“Toplumun tüm kesimlerinde kafalarda çok sayıda soru işareti varken, yayın yasağı kararı bu soru işaretlerini daha da artıracaktır. Bu tür yasaklar ciddi bir bilgi kirliliği doğurur ve halkın yanlış bilgilenmesine sebep olur.”

Basın Enstitüsü: Basın özgürlüğüne darbedir

Türkiye Basın Enstitüsü Derneği ise açıklamasında mahkeme kararının medyaya sansür uyguladığını ifade etti.

“Böylesine önemli, nedenleri ve sonuçlarıyla tüm toplumu çok yakından ilgilendiren bir olay konusunda halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkı ‘soruşturmanın selameti’ dahil olmak üzere hiçbir gerekçeyle ortadan kaldırılamaz. Mahkemenin kararı medyaya sansürdür; basın özgürlüğüne darbedir.

“Kaldı ki iktidarların çağımızda habere sansür uygulayarak amaçlarına ulaşmada başarılı olmaları mümkün değildir. İktidarın varsa çıkarı, Reyhanlı saldırısı ve buna bağlı gelişmelerin, olay yeri bulguları dahil bütün veçheleriyle serbestçe haberleştirilmesi ve konunun bütün yönleriyle özgürce tartışılmasında yatmaktadır.”

Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Reyhanlı Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Reyhanlı Sulh Ceza Mahkemesi tarafından olayla ilgili yayın yasağı getirildiğini açıklamıştı.

Açıklamada, soruşturmaya ilişkin patlama olayıyla ilgili olarak yazılı ve görsel medyada yayınlanan olay yerinin ayrıntılı görüntüleri, olayda ölen ve yaralananlara ilişkin görüntüler ve bilgiler de olay soruşturmasına ilişkin ve soruşturma kapsamındaki bilgi ve görüntüler olup bunların görsel ve yazılı medyada yayınlanmasının da soruşturmanın gizliliğine zarar verecek ve soruşturmanın geleceğini tehlikeye düşürecek hususlar olduğu belirtmişti.

(Bianet)