Ana Sayfa Blog Sayfa 4302

Şili’de öğrenciler ayaklandı: 130 gözaltı

0

Şili’nin başkenti Santiago’da okul harçlarının kaldırılması için düzenlenen gösterilerde 130 kişi gözaltına alındı.

Devlet Başkanı Sebastian Pinera’nın Kongre Binası’ndan halka seslenişi sırasında sokağa dökülen öğrenciler, molotofkokteyl atarak bazı araçların ve iki polis motosikletinin hasar görmesine neden oldu.

Dükkanları yağmalamaya çalışan öğrencilerle polis arasında çıkan arbedede, 130 kişi gözaltına alındı.

Dünyanın en büyük bakır üreticisi ve Latin Amerika’nın ekonomisi güçlü ülkelerinden Şili’de öğrenciler, zengin kaynaklardan elde edilen gelirin eğitim başta olmak üzere halkın temel ihtiyaçlarının karşılanması için kullanılması gerektiğini savunuyor.

Okul harçlarının, çoğu ailenin karşılayamayacağı kadar yüksek olduğunu ileri süren öğrenciler, 2011’de aylarca süren gösterileri düzenlemişti.

Öğrencilerin, eylemlerine 2012’de de devam etmesi üzerine Devlet Başkanı Pinera, eğitim sistemine ek kaynak sağlanması için vergi reformu yapmış ancak sorunlar yine de çözülememişti.

Eşit = eşit

Arkadaş, “eşit” dendiği anda beynimin içinde tenekeler zangırdıyor. Nasıl iflah olmaz bir anti-eşit hastalığına tutulmuşsam artık… Üstelik bayağıdır nüksetmiyordu ama şu komnistlerlen birleşeli beri tedirginliğim de yok değildi. Eyvah şindi “eşitlik” diyecekler, aman şu basın bildirisine eşitlik yazılmasın, finan.. İnan olsun birisi “eşitlik” dediği anda bende şerit kopuyor. Doktoruma sordum “içemediğin biradan kaynaklanmış olabilir” dedi.

Yaş 17 civarı. Bira içip ÖSS’ye hazırlanıyoruz. Black metalcilikten solculuğa yatay geçiş yapmak üzereyim. Solcu arkadaşlar ağır takılıyolar, Ahmet Telli, Nazım Hikmet, türküler, halaylar, horonlar.. Bir de eşitlik manyaklığı. 4 kişiyiz 5 bira var.[1] “Nasıl paylaşıcaz?” “Eşit.” “Yok, eşit olmasına gerek yok. Siz için fazlasını, ben accık leblebi alayım.” “Yook eşit. Eşit olacak. Sosyalizmde her şey eşit.”

Sosyalizm öğreniyorum, eşitliği kafam almıyor. Eşitliği anlamadan da sosyalizm öğrenilmiyor. “Şindi, iyi, hoş, her şey eşit de.. yani nasıl olcak?” “Çok kolay, yarin yanağından gayrı her şey eşit.” “Tamam da..”

Bunları söyleyenler o zamanın yeni kurulan ÖDP’sinden, Kardeş Türküler yeni çıkmış.

Ben, politiklikten bir kopuş, …kopuş, o kopuş. Sanattı, edebiyattı takılmaca… Ama iş yine politikliğe geliyor, geliyor ama politik olanda bir sıkıntı var. Yıllar sonra Yeşiller’in kalkınma karşıtlığı, anti-parti particiliği, apolitik politika derken, tekrar dalmış bulundum. O ÖDP’nin özgürlükçü solcuları da yolda meğer EDP olmuş ve tekrar geldi, çattı, birleştik. Kaderin cilvesine bak.

Üstelik bu kez eşitlik tenekesini çalanlar bizim cincon Yeşiller’den.. “la olm/kızım, siz ne anlarsınız eşitlikten, o işler ağır işler” diyesim geliyor. Zannedersem, bensiz bir yerlerde bunlar bira içmiş, 5 bira 4 kişi tuzağına düşmüşler. Ama fark; bunlara eşitlik mantığı makul gelmiş. Zaten komnistler değil mi? İnsanı dinden imandan çıkarırlar. Çıkarmışlar.

Onlar imandan çıkmış ama bu eşitlik meselesini ben yıllar evvel çözdüydüm. Dilimden “eşit”i kaldırdım yerine “çeşit”i koydum. Hiç bir şey değişmiyor. Örneğin “insanlar eşittir” yerine “insanlar çeşittir” desek ne hoş. “İnsanlarla hayvanlar çeşittir.” “Herkes hukuk önünde çeşittir.” “Çeşitlik, özgürlük, kardeşlik…” Hem daha bi’ derin. Hem de komik. Komik diyerek daşşak geçmeyiniz, komik olması aslında ne kadar da hakiki olduğunu ispatlıyor.

Her dine eşit mesafede olacakmışız… Her dine çeşit mesafede olsak, olmaz mı? Mesela benim bir arkadaş üç gündür vahiy aldığını söylüyor. Hem de 15 gündür alıyormuş da, ilk kendisi de emin olamamış, anca açık etmiş. Anlattı dinledim. Hoş bi’ din gibi. Şarap, şömine, huri, aşk finan. Aslında basit bir tekerrür havası da yok değil. Zannedersem Ortadoğu’da hep aynı hikayeye varıyoruz. Kendisine müritler arıyor. Anlattığı kadarıyla dininde cehennem yokmuş, o sebeple beni pek sarmadı, bence bir dinde şöyle kımıl kımıl bir cehennem olmalı -ki partiye orada devam edelim. Kaldı ki sermaye olmadan mürit işi de yaş gibime geliyor. Eşit değil de, çeşit yaklaşıp bu garibana bir destek çıksak fena mı olur? Ne de olsa epey azlar ve hatta şindilik tek kişilik bir din.

Eşitliğe neden kıl olduğum da tam anlaşılmıyor. Şahsen bugüne kadar eşitliğin bir halta yaradığına hiç şahit olmadım, hatta hep zarar. Mesela eşitliği en son Ekümenopolis belgeselinde Ali Ağaoğlu’ndan duydum. Rezidans kondurup ocaklarından ettiği Ayazmalı aileler için, onları oradan kovmamanın eşitlik ilkesine aykırı olduğunu mırıldanıyordu. A, evet. Aslında ne kadar da haklı değil mi?

Eşitlik diyen Fransız ihtilali bile, sonrasında anca, tüm insanları karıncalaştıran mevcut duruma soktu. Geçen yüzyıl Yahudilerin hepsi birbirine eşit olduğundan, eşit eşit öldürüldüler. Enver Paşşa’nın bir benzeri Ermeni komutanlar sebebiyle, tüm Ermeniler eşit sayılıp, eşit eşit öldürüldüler. Pkk’lıların hepsi eşit bir şekilde öldürülmek istendi.

Bence çeşitlik bizde kalsın, eşitliği de Ağaoğlu’nda bırakalım. 2 seneye kadar tarihteki sol örgütler gibi iflas edip, Etiler’de bir tekel bayi işlettiğine sevinmezse namerdim.

Bir de bu eşitliğin yan uzantısı var. O da ilkeli olmak, “ilkelerimiz gereği”, “ilkeler bla bla…” Ne zaman birisi ilkeler üzerinden debdebeli bir laf etse, bende sanki Voltron’un başını oluşturuyormuş gibi bir intibağ uyanıyor. Öylesine büyüleyici bir algı yaratıyor ki, sanki o an dünya; atomlarına ve hatta quartzlarına ayrılıyor, ışık oluyormuşum gibi bir hisse kapılıyorum. Bir sonsuzluk sürüyormuş gibi dursa da, meğer 1 sn sürüyormuş. Sonra “katı olan her şey buharlaşıyor”, “eee” diye sorasım geliyor, “peki şimdi?”

muhabbetle..

 

 


[1] Yanlış anlaşılmasın, bira o zamanlar şimdiki gibi lüks değil. Parasının yarısı da ÖSO/Hizbullah’a gitmiyor. İçiyoruz o vakitler, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyoruz… Kaldı ki; ÖSS’de derece de yaptık, kayda geçmeden edemiycim. Artık Rab mi zihin açıklığı verdi? yoksa o zamanın ruh haliyle Slayer mı razı geldi? bilmem.

İran’da Rafsancani ve Meşai liste dışı!

0

İran’da seçimler önce Muhafız Konseyi, eski Cumhurbaşkanı Haşemi Rafsancani ile Mahmud Ahmedinejad’a yakın İsfendiyar Rahim Meşai’nin adaylıklarını veto etti.

Fars Haber Ajansı‘nın haberine göre, İran’da 14 Haziran’da yapılacak seçimler öncesi adaylar belirlenirken, Muhafız Konseyi, eski Cumhurbaşkanı Haşemi Rafsancani ile Ahmedinejad’a yakın İsfendiyar Rahim Meşai’nin adaylıklarını reddetti.

Konsey’in kabul ettiği isimler arasında Said Celili, Haddad Addel, Hassan Rowhani bulunuyor. 8 kişilik listede Cumhurbaşkanlığı makamına en yakın isim olarak Said Celili görülüyor. Celili, İran’ın baş nükleer müzakerecisi.

 

Picasso tablosuna saldırıya 2 yıl hapis

ABD’de Pablo Picasso’nun tablosuna sprey boyayla zarar veren kişi, suçunu itiraf etmesi üzerine 2 yıl hapis cezası aldı.

ABD’nin Teksas eyaletinde, İspanyol ressam ve heykeltıraş Pablo Picasso’nun tablosuna zarar verdiği gerekçesiyle tutuklu bulunan Uriel Landeros, suçunu itiraf etmesi üzerine 2 yıl hapis cezası aldı.

Landeros’un avukatı Emily Detoto, duruşmada müvekkilinin savcı ile yapılacak anlaşmanın parçası olarak, tabloya zarar verme suçunu kabul ettiğini söyledi.

Picasso’nun, Houstan’daki bir sanat galerisinde sergilenen, “Kırmızı Koltuktaki Kadın” adlı tablosuna geçen yıl 13 Haziran’da sprey boyayla zarar veren ve ardından Meksika’ya kaçan Uriel Landeros (22), ABD-Meksika sınırında yakalanmıştı.

Tabloya saldırıyı cep telefonuyla kaydeden görgü tanığı, görüntüyü sosyal paylaşım sitesi YouTube’a yüklemişti. Polis, izlenme rekorları kıran videodaki kişinin Uriel Landeros olduğunu tespit etmişti.

Üniversite öğrencisi Landeros, tablonun üzerine boğa resmi çizmiş ve “Zafer” anlamına gelen “Conquista” yazmıştı.

ABD’deki hortum felaketinde cesetler ‘fazla’ sayılmış

0

ABD’nin Oklahoma bölgesinde etkili olan hortum felaketinde daha önce açıklandığı gibi 91 kişinin değil, 9’u çocuk 24 kişinin yaşamını yitirdiği açıklandı.

ABD’de en son 1999 yılında çok şiddetli yaşanan hortum önceki günden itibaren Oklahoma’nın Moore bölgesinde etkili oldu. Daha önce can kaybının 50 ile 90 arasında olduğu yönünde yapılan açıklamalar eyalet yetkililerince düzeltildi. Oklahoma eyalet yetkililerince yapılan yazılı açıklamada, hortum felaketinde 9’u çocuk 24 kişinin yaşamını yitirdiği belirtildi.

Hortumun en fazla yıkıma neden olduğu Moore bölgesinde arama kurtarma çalışmaları devam ediyor. Olay yerine yardım kuruluşları ve resmi yetkililer dışında kimse alınmıyor.

HORTUMUN HIZI
Bazı çiftliklerdeki atları bile metrelerce havaya sürükleyerek ölümüne sebep olan hortumun hızının saatte 321 kilometreyi, genişliğinin de 2,1 kilometreyi bulduğu saptandı.

Moore bölgesinde hayatı felç eden ve 45 dakikada 24 kişinin ölümüne neden olan hortumun yol açtığı zararın yaklaşık 1 milyar dolar olarak belirlendi.

Yetkililer, vatandaşları, sokağa çıkmama ve güvenli bölgelere doğru yönlendirmek konusunda sık sık bilgilendirirken, ülke genelinde düzenlenen yardım kampanyaları da devam ediyor.

OKLAHOMA’DAKİ TÜRKLERDEN YARDIM
Oklahoma eyaletinde yaşayan Türk vatandaşları ile üye oldukları sivil toplum örgütleri de felaketzedeler için düzenlenen yardım kampanyalarına destek verdi.

Oklahoma Türk-Amerikan İşadamları Derneği Başkanı Abdülkadir Akkuş, bölge halkı için acil ihtiyaç duyulan, su, battaniye, çocuk bezi, yiyecek başta olmak üzere, maddi ve ayni yardım kampanyası başlattıklarını belirterek, bölgedeki, belediye ve polis yetkilileri ile koordineli bir şekilde hareket edip Türklerden oluşan bir grup gönüllüyü olay yerindeki çalışmalara katılmak üzere yönlendirdiklerini bildirdi.

Akkuş, “Hortum bize 10 mil uzaklıkta gerçekleşti. Biz yolculuk sırasında hortumun bir ara etkisinde kaldık. Ani bastıran yağmur neticesinde hiçbir yeri göremiyorsunuz. Hortumun, nereden gelip nereye gideceği de belli olmadığından, önlem almak veya kaçmak da elde değil” dedi.

Oklahoma Eyalet Üniversitesi öğretim üyesi ve Oklahoma Türk-Amerikan Derneği Başkanı Prof. Dr. Dursun Delen de bölgede bin 500 civarında Türk’ün yaşadığını, olaydan zarar gören Türk ailesi bulunmadığını kaydetti.

Delen, “1999’da da buna benzer bir felaket olmuştu, bu sefer de halk uyarıldı fakat bu denli bir yıkım kimse beklemiyordu” diye konuştu.

Bölge halkının bazılarının evinin bahçesine kazdığı sığınak sayesinde kurtulduğunu aktaran Delen, bir ilkokulda hayatını kaybeden çocukların ölüm sebebini ise şöyle aktardı:

“Eyalet yasalarına göre, bu tarz afetlerin yaşanması ve uyarı sirenlerinin çalması durumunda yetkililer, prosedür gereği, okul ve benzeri binalar ana kapılarını kilitlemek zorunda. Okul binasından çıkamayan öğrenciler, okulun korunaklı bir bölümünde tutulmuş. Ancak, binanın tamamen yıkılması, ölümlerin yaşanmasına sebep oldu.”

(Ajanslar)

Show TV satışa çıkıyor

TMSF Çukurova Grubu’ndan alacaklarının tahsili sürecine ilişkin bir basın açıklaması yaptı.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’ndan (TMSF), Çukurova Grubu’yla ilgili açıklama geldi.

Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“TMSF Çukurova Grubu’ndan olan alacaklarının tahsili çerçevesinde Show TV ve BMC’yi satışa çıkartma hazırlıklarına başladı. Grubun borçları hesaplanarak tahsilat yapılacak 40 şirket 5 gerçek kişi ve bunlara ait menkul ve gayrimenkullere haciz işlemi yapıldı.

Show TV’ye el konuldu

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF), kamu alacaklarını en kısa sürede ve en yüksek bedelle tahsil edebilmek amacıyla, çalışmalarını sürdürmektedir. İnterbank Borçlusu Çukurova Grubu’nun doğrudan veya dolaylı sahip oldukları varlıklarla ilgili inceleme ve araştırmalarına yoğun bir şekilde devam etmektedir.”

Zeyit Aslan’a disiplin cezası yok

CHP’li Kamer Genç’e küfür ettiği için Disiplin Kurulu’na sevk edilen AKP Tokat Milletvekili Zeyid Aslan’a ceza verilmedi.

Zeyid Aslan, CHP Tunceli Milletvekili Kamer Genç’e, Meclis Genel Kurulu’nda küfür etmiş. O küfür de aynen Meclis tutanaklarına yansımıştı.

Küfür sonrasında AKP Disiplin Kuruluna sevk edilen Aslan için karar çıktı.

AKP Disiplin Kurulu Aslan’a Meclis Genel Kurulu’nda kınama cezası verildiği için ceza vermedi. Aynı suçtan ikinci kez ceza verilmesinin uygun olmadığı gerekçesiyle bu karar alındı.

Zeyid Aslan küfür sonrasında Telekulak Komisyonu Başkanlığı ve üyeliğinden  istifa etmişti.

Premier Lig’de yılın golü 2 yaşındaki Josh’tan

Avrupa genelinde futbol ligleri sona eriyor. İngiltere Premier Liginde ise yılın golü liglerdeki son maçların bitmesinden beş dakika sonra ağlarla buluştu.

Chelsea’nin stadı Stamford Bridge’de hem Chelsea’nin son maçta Everton’u 2 – 1 mağlup etmesini hem de tüm bir sezonun sona ermesini kutlayan taraftarları kendi küçük golü ise çok büyük bir sürpriz beklemekteydi.

Chelsea’nin futbolcularından Ross Turnbull’un 2 yaşındaki oğlu Josh santra yuvarlağında toplanmış takım arkadaşlarından! ayrılarak meşin yuvarlağı Matthew Harding Tribünü önündeki kaleye doğru yavaş yavaş yuvarlamaya başladı. Düşe kalka, -arada dokuz kusurlu hareketten birini de yaparak- ellerini kullana kullana kale çizgisine kadar gelen Josh Turnbull’un ağları bulan vuruşu üzerine tribünlerin yılın bu en güzel golünü kutlayan narası yükseldi. Babasının oğlu Josh da ellerini havaya kaldırarak tribünleri selamlamayı ihmal etmedi.

(Yeşil Gazete)

Kuzey Kıbrıs’ta Barış Eğitimi Konulu Uluslararası Panel

Avrupa Eğitim Sendikaları Konfederasyonu (ETUCE) Mağusa Salamis Otelde, üyeleri Doğu Akdeniz Üniversitesi Akademik Persnel Sendikası (DAÜSEN) ve Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası (KTOS), Kıbrıs Türk Orta Eğitim Sendikası (KTOES) ile beraber 17 – 18 Mayıs’ta Kuzey Kıbrıs’ta Barış Eğitimi Konulu Uluslararası Panel  düzenledi.

Panelin açılışını Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Başkanı Güven Varoğlu, Genel Sekreter Şener Elçil ve Doğu Akdeniz Akademik Personel Sendikası Başkanı Ulaş Gökçe yaptılar.

Yine Eğitim Sendikaları Konfederasyonu (ETUCE) Avrupa Direktörü  Martin Römer ve Başkanı Christine Blower, barış kavramının okullardaki eğitimde kurulması gerektiğinin altını çizen bir konuşma yaptılar.

Prof. Volker Lenhart

Heidelberg Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsünde çalışan Prof. Volker Lenhart da,  Dünyada çatışmalar yaşanan bölgelerdeki eğitim sistemlerinden örnekler vererek bu bölgelerde ihtiyaç duyulan barış eğitiminin önemi konusunda başarılı bir sunum yaptı.

İkinci gün Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum Öğretmenler Platformu Eş Başkanları Constantinos Ahniotis ile Şener Elçil, barışçıl konuşmaları ile Kıbrıs’ta her iki toplumun ortak etkinliklerle okullarda barış eğitimini sağlayabileceklerini ve gelecek için bunun temellerinin bir an önce atılması gerektiğini vurguladılar.

Samimi ve bilimsel verilerle zenginleştirilmiş bir ortamda gerçekleşen uluslararası buluşma, Almanya, İsveç, Belçika, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Hırvatistan, Sırbistan, Bosna-Hersek gibi çeşitli ülkelerden gelen katılımcıların görüş ve katkılarıyla başarıyla tamamlandı.

Haber: Yelda İliç

(Yeşil Gazete)

 

İklim felaketlerinin sebebi iklim değişikliğidir – Levent Kurnaz

Dün öğleden sonra Amerika Birleşik Devletleri’nin Oklahoma Eyaleti’nin başkenti olan Oklahoma City büyük bir hortumun hedefi oldu. 3 km çapında ve rüzgâr hızı saatte 340 km olan bu hortum, 40 dakika boyunca takip ettiği 40 km uzunluğundaki çizgi üzerinde ne varsa yok etti. Bu yazı hazırlandığı sırada ölü sayısı 91 olarak verilmekteydi. Bu sayıya hortumun yok ettiği iki ilkokulda ölen 20 tane çocuk da dahildi. Bu çocukların bir kısmının hortumdan kaçmak için indikleri bodruma sel suyunun dolması neticesinde boğuldukları söyleniyor. Daha sonra resmi açıklamalar ölü sayısının çok daha düşük olduğunu duyurdu, ancak bu gene de yaşanan durumun ağırlığını fazla azaltmadı.

Ülkemizde ise geçtiğimiz hafta çeşitli ufak hortumlarda ölü sayısı dördü buldu. Her ne kadar Amerika’nın yaşadığı büyük felaketle kıyaslanmayacak olsa da ülkemizde de bu felaketlerin sayısı her geçen gün artmakta. Unutmayalım, biz hortumların insanları öldürmesinin her sene görüldüğü bir ülkede yaşamıyorduk, en azından şimdiye kadar.

Biz bu felaket haberlerini duyduğumuzda, doğa olaylarını düşünerek şaşırsak da; bilim insanları açısından sayıları artmakta olan bu felaketlerle iklim değişikliği arasındaki ilişki kuşku duyulmaz bir seviyeye çıkmış durumda. Kısacası; bilim, biz iklimi değiştirdikçe iklim değişikliğinin sebep olduğu bu felaketlerin hem şiddetinin hem de sayısının artacağını açıkça söylüyor.

Peki biz ne yapıyoruz?

1958 yılından bu yana Hawaii’deki bir dağın tepesinde bulunan Mauna Loa gözlemevinde düzenli olarak atmosferdeki karbondioksit miktarı ölçülüyor. İlk ölçüldüğünde milyonda 315 olan karbondioksit miktarı bu ay ilk defa bir psikolojik sınır olan milyonda 400 seviyesini aştı. Yani, biz her geçen gün gerek üretim araçlarıyla, gerek kullandığımız arabalarla, gerekse de yaktığımız doğal gaz ve kömürle daha fazla karbondioksidi atmosfere saçıyoruz ve bu artan karbondioksit miktarı iklim felaketlerinin artmasına yol açıyor. Konu bu kadar basit. Son dört milyon yılda dünyanın yaşamış olduğu en sıcak dönemlerde bile atmosferdeki karbondioksit miktarı milyonda 300’ü geçmemişti, bugün milyonda 400’ü geçtik. Artık insanın doğayı kolayca değiştirebildiği bir çağda yaşıyoruz. Ne doğa düzeni bozulamayacak kadar kuvvetli, ne de bizler bu düzen bozulduğunda tamir edebilecek kadar akıllıyız. Bu gerçeği içimize sindirerek yaşamamızın vakti geldi artık.

Dün BM Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli başkanı Dr. Pachauri Boğaziçi Üniversitesi’nin kuruluşunun 150. yılını kutlama etkinlikleri kapsamında Boğaziçi Üniversitesi’nde bir seminer verdi. İklim konusunda dünyanın en yetkili kişilerinin başında gelen Dr. Pachauri’nin seminerin kapanışında Hintli lider Mahatma Gandi’den yaptığı alıntı durumumuzu gayet güzel anlatıyor:

“Yanlış yönde gidiyorsanız ne hızla gittiğinizin bir önemi yoktur.”

Bizler dünyamızı çocuklarımız için daha güzel bir yer yapmaya uğraşmak yerine gelişme ve kalkınma adı altında doğayı felakete sürüklüyoruz. Bu yol yanlıştır. Fakat; her gün bu yanlış yolda ne hızla ilerlediğimizle övünüyoruz. Artık yeter!

Levent Kurnaz – www.t24.com.tr

Levent Kurnaz