Ana Sayfa Blog Sayfa 4301

Üniversiteler ve Futbol tribünleri – Halil İbrahim Gürel

0

Toplumların “afyonu” futbol ile “aydınlanma kurumu” üniversiteler denetim amacıyla nasıl birleştirildi?

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın futboldaki şiddet olaylarıyla ilgili sorulan soruya “statlardan ve üniversitelerden özel güvenliği çıkartacağız” cevabını vermesi günlerdir çeşitli tartışmalarla hâsıl oldu. Üniversitede akademisyenlere, futbol alanında ise yöneticilere sorulan sorularda iki alandan da ortak tavır geldi; “Eğer polis girerse, işler daha fazla karışır”. Bu sözler, yöneticiler ile özel güvenlikçiler-polis özelinde tartışılırken, konunun asıl muhatapları olan taraftarlara ve öğrencilere kimse bir şey sormuyor. Türkiye’de bir mesele tartışılırken, “bürokratların/siyasilerin/yöneticilerin görüşü esastır” yaklaşımı en ücra kurumlara ve kişilere kadar nüfuz etmiş durumda.

İnönü stadının kapanış maçı olan Gençlerbirliği maçı öncesi, Beşiktaş semtinde yaşanan olaylar fotoğrafın anlaşılırlığını kolaylaştırabilir. Reyhanlı saldırılarının yaşandığı gün Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisinde konuyla ilgili açıklama yapılırken, arka fondan gelen taraftarların protesto sesleri sonrası İstanbul Valisi Hüseyin Çapkın’ın yüz ifadesi değişiyor. Çok geçmeden, Beşiktaş’ta toplanan taraftarların arasından geçen polis hava iki el ateş açıyor ve ardından polisin “TOMA” araçları ve biber gazları ile gelenekselleşmiş müdahalesi başlıyor.

ODTÜ’deki Reyhanlı saldırısına dair protestolarda, daha önce Anadolu Üniversitesinde ve Muğla Üniversitesinde yaşanan olaylardan sonra da gelenekselleşmiş müdahale tarzına şahit olduk.

Dicle Üniversitesindeki müdahalelerde ise danışıklı dövüşün polis ile Hizbullah’a yakın öğrenciler arasında olduğu iddiası vardı. Tribünlerde ve üniversitelerde, muktedirlere yönelen protestolarda müdahalenin başkahramanları hep polis oldu. Bu yıl gerek tribünlerde, gerekse üniversitelerde yaşanan olayların bir dökümünü çıkarsak, polisin olaylardaki rolü ile özel güvenliğin rolünü karşılaştırsak, tartışmasız polisin müdahalesi ağır basar. Son yıllarda futbol taraftarları ile öğrencileri, stadyumlarla üniversiteleri birleştiren bir şey var; muktedirlerin protesto edilmesi ve çeşitli toplumsal olaylara tepkiler geliştirilmesi.

Güç ve iktidar mücadeleleriyle anılan, eğlence/oyun halinden çıkarak, toplumsal yapıdan bağımsız olmayan, merkezileşmiş bir kurallar bütününe tabii kılınan futbolun hali ile, üniversitelerin ve aktörlerinin hali bu konuda uzlaşır durumdadır. Boş zaman etkinliklerinin oyun halinden çıkarak, iktidarın denetim mekanizmalarından biri haline dönüşmesi, “Futbol toplumların afyonudur” sözüyle futbolun özdeşleştirilmesi, bu tür olaylardan sonra aslında durumun pek “afyon” olmadığını göstermektedir.

Televizyon, sinema, müzik, formel eğitim gibi alanlardan tanımlanan kültür endüstrisinin ve kültür yönetiminin spor alanında var oluş hali, devletin güç aygıtı olan polisler ile taraftarların çatışmasına, eğitim alanında var oluş hali ise üniversitelerde, polis ile öğrencilerin çatışmasına dayanıyor. Futbolun bir afyon olmasına, denetim ve yönetim aracı haline getirilmesine karşı çıkmanın nelere kadir olduğunu yukarıdaki olaylar özetler nitelikte. Beklenen taraftar ve öğrenci tipi bireyselleşmiş, kolektif bir çabası olmayan, yalnızca bulundukları alandaki piyasanın birer tüketicileri olacak bireylere odaklanmışken, bu arayışın makine dişlilerini bozan taraftarların ve öğrencilerin olması, güç ve iktidar alanında ipleri daha fazla sıkmanın koşulunu dayatıyor.

Her şeye rağmen, kötü giden bazı meselelere dair durdurulamayan protestolar, bilim alanı olan üniversiteleri, boş zaman etkinliği olan futbol tribünlerini, tüketim ve piyasa nesneleri halinden çıkarıp, birer politik özne haline getiriyor. Üniversiteler geçmişten bugüne politik mücadele alanıyken, futbol tribünlerinin de giderek politikleşen, ideolojik bir mücadele alanına dönüşmesi tesadüf değil.

Galatasaray taraftarının TT Arena açılışında Başbakanı ve TOKİ Başkanını protestosu, ardından muktedirlerce gösterilen tepkiler, Fenerbahçe taraftarlarının Reyhanlı saldırıları sonrası derbide hükümeti istifaya davet etmesi, Gençlerbirliği maçı öncesi Beşiktaş taraftarlarına 1 Mayıs’taki müdahaleleri aratmayan biçimde müdahale edilmesi bu ideolojik ve politik mücadele alanlarının nasıl biçimlendiğini gösterir vaziyettedir. Denetim ve güç hakkının polise devredilmesi düşüncesi de bu olaylardan bağımsız değildir.

Üniversitelerdeki müdahaleler ile, tribünlerdeki müdahalelerin benzerliği gazlar ve tazyikli sularla görünürken, bu iki alanın taşıdığı dinamik, toplumsal olaylara dair protestoların ve tepkilerin olanağında birleşiyor. Gündeme gelen denetim değişikliği, yaşanan olayların içeriğine bakıldığında, ideolojik ve politik olarak nerelere dayandığını özetler niteliktedir. “Toplumların afyonu” futbol ile, “ilim-irfan yuvası” üniversitelerin birlikte anılması tesadüf değil, şeylerin özüne en yakın formda göründüğünün bir ispatıdır. Ulus Baker’in dediği gibi; “Her durumda futbol bir yaratıcılık alanıdır ve bu bakımdan sanattan, felsefeden, sinemadan aşağı kalmaz.”

 

Halil İbrahim Gürel

Muğla Üniversitesi Sosyoloji bölümü öğrencisi, Beşiktaş taraftarı

twitter.com/gurelhalil


 

Londra’da sokak ortasında vahşet

İngiltere’nin başkenti Londra’da satır ve silah taşıyan iki saldırgan, kentin güneyindeki Woolwich’teki bir kışla yakınında asker olduğu ileri sürülen bir kişiyi sokak ortasında öldürdü. Saldırganların olay sonrası yaptıkları amatör video kaydında, cinayeti Müslümanların intikamı için işlediklerini söyledikleri belirtildi. İngiliz polisinin olayı, ‘terör’ saldırısı olarak değerlendirdiği belirtiliyor.

İddiaya göre; satır, bıçak ve tabanca taşıyan iki saldırgan, üzerinde “Help for Heroes” (Kahramanlara Yardım) adlı orduyla yardımlaşma kuruluşunun tişörtü bulunan kişiye sokak ortasında saldırdı.

İngiliz polisinin olayı ‘terör’ saldırısı olarak değerlendiriği belirtilirken, Fransa gezisini yarıda keserek Londra’ya dönen İngiltere Başbakanı David Cameron, hükümeti acil ulusal güvenlik toplantısı yapmak üzere topladı.

(Ntvmsnbc)

 

 

 

Avukatlardan Taksim çıkarması, “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Haktır, Engellenemez”

İstanbul Barosu önünde toplanan Çağdaş Hukukçular Derneği, Demokrasi için Hukukçular, Adalet için Hukukçular ve Çağdaş Avukatlar grubu üyesi bir grup avukat, 1 Mayıs’tan itibaren Taksim ve İstiklal Caddesi’nde yürüyüş yapılmasının polis tarafından engellenmesini yaptıkları yürüyüş ile protesto etti. İstanbul Barosundan Taksim Meydanı’na kadar cübbeleri ile yürüyen avukatlar vatandaşlara da bildiri dağıttı.

Saat 19.00’da toplanan avukatlar baro önünden Taksim meydanına kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Bir yandan yürüyen bir yandan da vatandaşlara bildiri dağıtan avukatlar “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü  Haktır; Engellenemez” yazılı pankart ile Taksim meydanına çıktı. Avukatlar “Taksim 1 Mayıs Meydanıdır Engellenemez, Taksim Yasağı Hukuksuzdur” şeklinde slogan attı. Yürüyüş sırasında İstiklal Caddesi’nde ve Taksim Meydanında hiçbir resmi polisin bulunmaması dikkat çekti. Avukatlar adına bir basın açıklaması yapan Avukat Şerife Ceren Uysal “AKP Hükümeti, 1 Mayıs 2013 tarihinde işçi ve emekçilere Taksim Meydanını bir kez daha yasakladı. Polis güçleri iliyle 1 Mayıs’ı kana buladı. Birçok insan yaralandı. Bazıları ölümcül yaralar aldılar. Gerekçe ise can güvenliğini korumaktı. AKP Hükümeti bu politikalardan derhal vazgeçmelidir. Türkiye yarı açık bir hapishaneye dönüştürülmüştür. Baskı ve terör şiddetlenmiştir. Tüm baskılar son bulmalıdır” dedi.

Avukatlar yapılan açıklamanın ardından sessiz bir şekilde dağıldı.

(Ajanslar)

Redhack gizli Reyhanlı belgelerini açıkladı

Redhack bugün öğle saatlerinde Twitter ‘dan ellerine Reyhanlı saldırılarıyla ilgili Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait bir takım gizli belgeler geçtiğini ve ilerleyen saatlerde paylaşacağını açıkladı.

Yaklaşık 2 saat sonra ise “Reyhanlı’da ne oldu? Ne oluyor? İşte bu soruların cevabı” Tweet’i atarak, Jandarma İstihbarat Daire Başkanlığı’na ait olduğu iddia edilen belgeleri paylaştı.

Belgelerde, Suriye ’de faaliyet gösteren El Kaide yanlısı gruplara ulaştırılmak üzere hazırlandığı iddia edilen bomba yüklü araçlara ilişkin detaylara yer verilirken bu araçların Suriye tarafından arandığı bilgisi dikkat çekiyor.

Redhack’in yayınladığı belgelerde ayrıca, söz konusu planların, 25 Nisan tarihinde elde edildiği belirtilen ve Suriye’deki en etkili silahlı muhalif gruplardan El Nusra’nın, üç araca Türkiye ’ye yönelik bir eylemde kullanmak üzere bomba düzeneği yerleştirdiği yönündeki bilgilerle paralellik taşıdığı ibaresi dikkat çekiyor.

Redhack’in açıklamasında ise şunlar yazıyor: “Reyhanlı halkını sadece bombalar değil, sansür de katletti. İstihbaratı çok önceden alınan bombaları eğer ‘sırf savaş çıksın’ diye halkın arasına salarsanız, böyle de birileri oyununuzu bozar.

Gerçekleri birilerinin ulaştırması lazımdı, biz de bunu yapıyoruz. Korkmuyoruz çünkü hayat korkakları affetmez. Belgelerde patlamadan önce patlamanın beklendiği, göz yumulduğu, patlama ardından olayların Alevi dedelere, sol örgütlere ve Suriye devletine yıkılmaya çalıştığı açık bir şekilde gorülüyor, tarihlere dikkat ederek incelerseniz olayın ne olduğunu rahatça kavrayacaksınız. Okuyalım yayalım.”

 

Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri heykeltraş Sibel Niksarlı’dan

Bu yıl ilki düzenlenen Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri sahiplerini buldu. Bu özel gecenin ödülleri iseVictor’un arkadaşı, Buğday dostu, destekleyicisi heykeltıraş Sibel Niksarlı’nın eseri.

Buğday hareketinin öncüsü ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu Victor Ananias adına verilen ödülü, bir sanat eserine dönüştüren Sibel Niksarlı, derneğin felsefesini bronz heykellere yansıttı.

Dönüşümü simgeleyen eser/ ödül, sarmal yapıda tasarlanmış.Yaşam döngüsünün yalın ve net şekilde ifade edildiği bronz heykel , ödül töreni için özel Sibel Niksarlı tarafından emekle hazırlandı.Eseri hazırlarken kişisel dostluğunun da verdiği bağ,  bronzu bile eritecek kadar derin duyguların sıcaklığıyla dönüşerek , Victor Ananias’ın anısına hazırlanacak ödüllere dönüştü.

Sibel Niksarlı son iki sergisinde ‘İçimdeki Kıta Afrika ‘ ile beğeni ve ilgi görmüştü. sergisinde sadece Afrika’nın değil farklı kıtaların kadınlarını da katarak, bu sergisini dünyanın bütün kadınlarına adamıştı.

(Yeşil Gazete)

Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri’nin ilk sahipleri belirlendi

Bu yıl ilki düzenlenen Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri düzenlenen törenle sahiplerini buldu.  Ömer Madra, Salim Kadıbeşegil, Abdullah Aysu, Uygar Özesmi, Ferda Erdinç, Zeynep Meydanoğlu ve Özcan Yüksek’ten oluşan Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri jürisi, Dönüşüm Ödülü’nü Mustafa Alper Ülgen’e, Teşvik Ödülü’nü ise Sezgi Evren’e vermeyi kararlaştırdı. Hüseyin Serdar Tanal ise Jüri Özel Ödülü’ne değer bulundu.

Kazananlar solda sağa: Mustafa Alper Ülgen, Sezgi Evren, Hüseyin Serdar Tanal

 

Buğday hareketinin öncüsü ve Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin kurucusu Victor Ananias’ın ismi, tohumlarını attığı dernek çalışmalarının yanı sıra adına düzenlenen “Dönüşüm Ödülleri”nde yaşamaya devam ediyor.

Ekolojik dönüşüme katkı yapan araştırma ve uygulama çalışmaları ile hizmetleri değerlendirmek, bu konudaki çalışmalara güç katmak ve yetişmekte olan kuşakları özendirmek amacıyla Victor Ananias adına 2013 yılından başlayarak verilen Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri’nin ilki, doğum günü olan 21 Mayıs’ta İstanbul Bilgi Üniversitesi Santralistanbul Enerji Müzesi’nde düzenlenen törenle sahiplerini buldu. Özlem Gürses’in sunduğu törende ödül kazananlara Victor’un arkadaşı, Buğday dostu, destekleyicisi heykeltıraş Sibel Niksarlı’nın Victor Ananias Dönüşüm Ödülleri için özel olarak yaptığı bronzdan heykeller verildi. Ödüllerin logosunu ve tasarımlarını ise Savaş Çekiç gerçekleştirdi.

Ödüller Mustafa Alper Ülgen, Sezgi Evren ve Hüseyin Serdar Tanal’a

Buğday Derneği tarafından ödüle layık görülen seçilme nedenleri şu şekilde sıralandı:

Ödül kazananlar ve juri üyeleri toplu halde

Diğer yaşamlarla uyum içerisinde ekolojik bütüne saygılı bir toplum için çaba gösteren, yaşayan kişilere verilmesi planlanan Victor Ananias Dönüşüm Ödülü’nün Mustafa Alper Ülgen’e verilme nedeni, sonradan yerleştiği Bayramiç Yeniköy’ün tarımsal ve ekolojik gelişimine yaptığı katkılar, orada bir döngü yaratması ve bu yolla da Kaz Dağları’nı tehdit eden kalkınma çalışmalarının yarattığı tahribata bir direniş oluşturması.

Ekolojik dönüşüm yönündeki çabaları özendirmek amacıyla öncelikli olarak genç kuşaktan, 18-30 yaş arası adaylara verilmesi planlanan Victor Ananias Teşvik Ödülü, Sezgi Evren’e Türkiye’nin Güneydoğu gibi dezavantajlı bir bölgesinde kadınlar ve çocuklarla ilham verici çalışmalar yapması nedeniyle verildi.

Victor Ananias Jüri Özel Ödülü ise ekolojik olarak yaşama ve ekolojik tarım konusunda tüm zorluklara rağmen yıllarca hiç vazgeçmeden üretime devam etmesi ve birçok insana ilham vermesinden ötürü Hüseyin Serdar Tanal değer bulundu.

(Yeşil Gazete)

Beşiktaş’ın yeni futbol direktörü Zafer Önder Özen

0

Beşiktaş Başkanı Fikret Orman, futbol direktörü olarak Önder Özen’le 3 yıllık sözleşme imzalandığını açıkladı.

Akaretler’deki kulüp binasında düzenenlenen basın toplantısında konuşan Fikret Orman, Özen’le anlaştıklarını belirterek şunları söyledi: Teknik direktör, futbol direktörüne bağlı olarak çalışacak. Futbol direktörü de Yönetim Kurulu’na bağlı olacak. Futbol Diektörü, teknik direktör konusunda bir karar verecek, yönetim kurulu da bunu onaylayacaktır. Futbol A Takımı’nın hocasının işi Futbol A Takımı’dır…

“SAMET HOCA İLE ARAMIZDA BİR KIRGINLIK YOK”

Samet hoca Beşiktaş’ın önemli değerlerinden biridir. Beşiktaş’a da çok cesaretli bir şekilde gelmiştir. Çok belirsizlikler vardı, Beşiktaş ilk 10’a girer mi deniyordu. Şimdi bir başarı varsa bunun en önemli etkenlerinden biri teknik direktörümüzdür… Hocamız çok başarılı bir sezon geçirmiştir. Biz şu zamana kadar hiçbir hoca ile görüşmedik. Maalesef ki duygusal günler yaşanıyor. Biz Samet hoca ile bir görüşelim derken Samet Hoca Ahmet Kavalcı ile görüşerek artık kendisi yerine avukatı ile görüşmemiz gerektiğini söylemiş. Samet hocanın bundan sonra da değeri her zaman devam edecektir. Samet hoca hala Beşiktaş’ın hocası, işler kesinleşince Önder Bey ve ekibi çalışmalara başlayacaktır. Lig daha yeni bitti, biz de yeni yapılanmamıza başlayacağız. Geçen sezonki durumda değiliz. İzleme ekibimiz çok çalıştı. Artık bizim hangi mevkiiye kimi alacağımız şu anda hazır vaziyette. Yeni hoca ile de daha da şekillenecek.

SÖZLEŞME 3 YILLIK AMA…

Önedr Özen de basın toplantısında şöyle konuştu: “Türkiye’de sportif direktörlük kavramının altını çok dolduramadık. Bence zaten ‘sportif direktör’ diye adlandırmak doğru değil. Beşiktaş çok doğru bir yaklaşımla pozisyonumu ‘futbol direktörü’ olarak tanımladı. Ben altyapıyla da ilgileneceğim. Transfer bir bütünlük gerektirir. Bir scout departmanımız var, adını önümüzdeki günlerde Türkçeleştireceğiz. 18 ay sonunda Beşiktaş’ta istediklerimizi yapabilir miyiz? Bunu göreceğiz. Olmazsa kontratım çekmecelerde kalır, vedalaşırız. Lale devri gelene kadar biz çalışacağız. O devri bizden sonraki profesyoneller yaşasın.”

ÖNDER ÖZEN KİMDİR?

44 yaşındaki Önder Özen, futbola küçük yaşlarda Eskişehirspor altyapısında başladı. Eskişehir’deki amatör Adanırspor kulübünde de forma giyen Özen, Hacettepe Üniversitesi Spor Bilimleri’ni bitirdi. Gençlerbirliği’nin alt yapısında teknik adamlığa başlayan Özen 2002 ve 2008 yılları arasında Fenerbahçe altyapısında ve A takımında antrenör olarak görev yapmıştı. Bir dönem Polatlı Bugsaşspor’da da teknik direktörlük yapan Özen, son dönemde NTV Spor kanalında yorumculuk yapıyordu.

 

Salıpazarı AVM iptal!

Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar Kadıköy Salıpazarı’na yapılması düşünülen AVM projesi tamamen iptal oldu diyebilir miyiz?’ sorusuna ‘Öyle diyebiliriz’ yanıtını verdi.

Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ile Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, Uluslararası Katı Atık Su Kongresinin açılışını gerçekleştirdi. İki bakan Haliç Kongre Merkezi’ndeki kongrede habercilerin gündeme ilişkin sorularına yanıt verdi. İlk soru Kanal İstanbul Projesinin güzergahıyla ilgiliydi. Sorusunun kendisine değil Bakan Eroğlu’na sorulmasını isteyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar, “Kanal İstanbul su işi ve ulaşım işi. Onun için Ulaştırma Bakanı ile Orman ve Su İşleri Bakanımızın işi, benim konum değil. Benim işim arazi geliştirme, şehircilik konularını bana sorarsanız cevap vererim”dedi. Aynı soruya Eroğlu, ” Çalışmalar devam ediyor. Teknik bir konu netleşince İstanbulla, basınımızla paylaşacağız ” yanıtını verdi.

FİKİRTEPE’DE KENTSEL DÖNÜŞÜM PROJESİ

Bayraktar’a bu kez Fikirtepe kentsel dönüşüm projesiyle ilgili bakanlığının aldığı durdurma kararı soruldu. Bakan Bayraktar, “Devam eden projelere hız kazandırmak için biz bir atılım yaptık. Aslında orada 3’de 2 çoğunlukla, karar verme, harçlarda muafiyet, kira yardımı yapabilme, alınabilecek kredilere destek verme konularında işin önünü açmak için. Büyükşehir Belediyemize yardımcı olma bakımından böyle bir karar aldık. Fikirtepe’deki hak sahibi insanlarımıza, Kadıköy’ümüze hayırlı olsun” diye konuştu .

FİKİRTEPE PROJESİ

Fikirtepe’yle ilgili ” Yeni bir plan mı yapılacak” sorusuna, ” Olabilir ” cevabını veren Erdoğan Bayraktar, “Emsal oranındı bir değişiklik düşünüyor musunuz ” sorusuna da ” Şu andaki düşüncemiz, orayı daha sağlıklı bir hale getirmek. En güzel dizayn neyse onu yapacak. Araştırmalar devam ediyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesiyle birlikte en güzelini yapacağız” yanıtını verdi.

AVM PROJESİ DE İPTAL

Salıpazarı’na AVM yapılmasıyla ilgili projenin iptaliyle ilgili bir soruya da yanıt veren Bakan Bayraktar, ” Bu proje bizim bakanlığımızın yapmış olduğu bir imar planıydı. Yoğun itirazlar oldu. Bu itiraz noktasında burasının halkımızın mesire alanı, park alanı, meydan yapmak için yeni bir düzenleme yaptık. İtirazları dikkate aldık.” şeklinde konuştu . Bakan Bayraktar, “AVM projesi tamamen iptal edildi diyebilir miyiz” şeklindeki bir soruya da “Öyle diyebiliriz” yanıtını verdi.

(Ajanslar)

Benzine 10 kuruş zam

Akaryakıt dağıtım şirketleri benzin satış fiyatlarını litrede 10 kuruş artırdı.

Yapılan fiyat değişikliğiyle Ankara, İstanbul ve İzmir’de litresi 4,62-4,63 lira arasında satılan 95 oktan kurşunsuz benzin fiyatları 4,72-4,73 liraya çıktı. Motorin fiyatları ise değişmedi.

Akaryakıt ürünlerinin perakende satış fiyatları, dağıtım şirketlerinin maliyetine ve rekabet şartlarına, illere ve söz konusu şirketlere göre litrede birkaç kuruş farklılık gösterebiliyor.

‘Eyleme katılan tazminat isteyemez’

İki yıl önce Artvin’de düzenlenen gösteride yaşamını yitiren emekli öğretmen Metin Lokumcu’nun ailesi, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı. Bakanlık, savunmasında “Eyleme katılan tazminat isteyemez” dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın 2 Haziran 2011’de Hopa’yı ziyaretinde çıkan olaylarda ölen öğretmen Metin Lokumcu’nun ailesi, İçişleri Bakanlığı aleyhine tazminat davası açtı.

Ankara 4. İdare Mahkemesi’ndeki duruşmaya, Metin Lokumcu’nun oğlu Ulaş Lokumcu, ailenin 15 avukatı ile davalı İçişleri Bakanlığı’nın avukatları katıldı.

Duruşmada, Lokumcu ailesi adına toplam 341 avukatın vekalet dilekçesi sunuldu.

LOKUMCU’NUN AVUKATLARI: DEVLETİN KULLANDIĞI GAZ ÖLDÜRDÜ
Lokumcu ailesinin avukatı Oya Meriç Eyüboğlu, olaylarda kullanılan biber gazının ölümcül olduğunu ve kimyasal silah niteliği taşıdığını savundu.

Türk Tabipleri Birliği’nin “ölümle kimyasal gaz arasında bağ bulunduğu” yönündeki raporunu da mahkemeye delil olarak sunan Eyüboğlu, Lokumcu’nun “yoğun ve ölçüsüz gaz nedeniyle hayatını kaybettiğini, devlet eliyle kullanılan kimyasal silahla öldürüldüğünü” ifade etti.

Lokumcu’nun atılan gazdan etkilendiğini, 3-4 çevik kuvvet polisince darp edildiğini iddia eden Eyüboğlu, Lokumcu’nun ambulansa konurken de gaz bombasından etkilendiğini savundu.

‘BAKANLIK AĞIR KUSURLU’
Olaylara ilişkin görüntüleri de mahkemeye sunan avukatlar, Lokumcu’nun ölümünde İçişleri Bakanlığı’nın ağır hizmet kusuru bulunduğunu dile getirdiler.

İÇİŞLERİ: EYLEME KATILANA TAZMİNAT ÖDENMEZ
İçişleri Bakanlığı avukatları ise İstanbul Adli Tıp Kurumu’nun Lokumcu’nun “kalp damar hastalığı nedeniyle öldüğü” yönündeki raporu hatırlatarak, tazminat talebinin reddedilmesini istedi.

Mahkemeye sunulan İçişleri Bakanlığı’nın cevap dilekçesinde, “Hiç kimse kendi hukuka aykırı eylemine veya tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği gibi onun yakınlarının da bundan faydalanması kabul edilemez” ifadeleri kullanıldı.

Dilekçede “Hem devletin kamu düzenini bozmak için eylemde bulunulup hem de vefat edince devletten tazminat talebinde bulunulması hukuk sisteminin koruduğu bir hak olmamalıdır” ifadelerine yer verildi.

‘GAZ KULLANMAK YASAL’
Bakanlık, dilekçesinde güvenlik güçlerince kullanılan göz yaşartıcı gazların kullanımının yasal olduğuna da dikkat çekti.

Ankara 4. İdare Mahkemesi, Lokumcu’nun ölümünde İçişleri Bakanlığı’nın ağır hizmet kusuru bulunduğu iddiasını kabul ederse tazminata hükmedebilecek, reddederse dosya, Danıştay’a gidecek.

(Ajanslar)