Ana Sayfa Blog Sayfa 4298

Çevre Mühendisleri Odası’ndan “Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı”

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 1 ve 2 Haziran tarihlerinde Levent Kültür Merkezi’nde “Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı” düzenliyor.

Çevre Mühendisleri Odası tarafından yapılan açıklamada çalıştayda metalaştırma tehdidi altındaki biyoçeşitlilik ve su, enerji politikalarının doğal varlıklar ve alanlar üzerinde yarattığı tahribat, rant odaklı kentsel dönüşüm planları, endüstriyel faaliyetlerin barındırdığı çevresel riskler, doğanın metalaştırılmasının sosyal kesimler üzerindeki etkileri ve son olarak tüm bu sorunların temelinde yatan çevre politikalarının ana tartışma eksenine alınacağı belirtildi.

Doğanın sermaye birikiminin hizmetine sokulmasının son hızla sürdürüldüğü ve  bunu mümkün kılmak için mevuzattaki tüm yasaların da değiştirildiği bir süreçte Çevre Mühendisleri Odası üyeleri bu çalıştay vasıtası ile bir araya gelecek olan bilim insanları, uzmanlar, çevre mühendisleri, çevre mühendisliği öğrencileri, doğanın yıkıma uğratılmasından etkilenen ve mücadele yürüten tüm dinamikleri bir araya getirerek mevcut durumla mücadele için bir işbirliğini hayata geçirme amacında.

Yaşam ve Çevre Politikaları Çalıştayı
Tarih: 1 – 2 Haziran 2013
Yer: Levent Kültür Merkezi
Düzenleyen: Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

(Yeşil Gazete)

Güncel Hukuk’tan iklim değişikliği özel sayısı, “Gezegen Elden Gidiyor”

Aylık hukuk dergisi Güncel Hukuk’un Mayıs sayısında dosya konusu “Gezegen Elden Gidiyor”.

”İklim değişiyor ve sosyal adaletsizliği kat be kat artırıp derinleştiriyor. Toprağın sağlığı ve suyun saflığı, yeryüzü toplumlarının ayakta kalıp kalamayacağını gösterecek olan son ölçüler artık… Gezegen sürekli uyarıyor. Ama gözler kör, kulaklar sağır kalmaya devam ederse, kibir denen şeyin ne büyük bir felaket olduğunu yakında hepimiz öğreneceğiz…” (İstanbul Manifestosu’ndan) diye başlayan ”Gezegen Elden Gidiyor” dosyasındaki yazarlar ve yazılar şöyle:

Yrd. Doç. Dr. Ali Alper Akyüz ”Avrupa Birliği Katılım Süreci ve Çevre Mevzuatı”, Dr. Ümit Şahin ”Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanun Tasarısı Derdi ”Doğayı Talan” mı?”, Av. Yakup Şekip Okumuşoğlu ”Hidroelektrik Santraller (HES) ve Çevresel Etkileri”, Av. Arif Ali Cangı ”’ÇED’siz Yatırımlar, Halksız ‘Demokrasi”’, Dr. Nilüfer Oral ”Denizlerin Korunması”, Av. Can Atalay ”Kentin Simge Mekânları, Yalnızca Simge midir?”, Tayfun Kahraman ”Çılgın Projeler”

Dosyada ayrıca Radikal Gazetesi’nden Serkan Ocak’la çevre haberciliği, Mimarlar Odası Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) Kurulu İstanbul Büyükkent Şube Sekreteri Yüksek Mimar Mücella Yapıcı’yla ”dünya kenti” senaryolarıyla yeniden yapılandırılan kentler; Prof. Dr. Hüseyin Kaptan ile rafa kalkan İstanbul’un Anayasası ve Ömer Madra ile İstanbul Manifestosu ve çevre mücadelesini konusunda röportajlar var.

Av. Filiz Kerestecioğlu yönetiminde aylık olarak yayınlanan Güncel Hukuk, gazete bayilerinde ve büyük kitapçılarda bulunabiliyor.

(Yeşil Gazete)

Reyhanlı’nın failini ortaya çıkartan askerler işkence mi görüyor?

Hüseyin Çelik’in açıklamasının ardından, Redhack twitter adresinden yaptığı açıklama ile Çelik’in verdiği bilginin eksik olduğunu vurguladı. İşte Redhack’in o tweet’i:

Oğlunun ölümünden sorumlu patrondan şikayetçi olmadı

Adana’da, başı plastik enjeksiyon makinesine sıkışarak feci şekilde hayatını kaybeden 13 yaşındaki işçi Ahmet Yıldız’ın babası, ‘maddi ve manevi zararlarının karşılandığını’ belirterek, ‘tam kusurlu’ bulunan fabrika sahibinden şikayetçi olmadı.

Adana’da, 13 yaşındaki Ahmet Yıldız’ın başının plastik enjeksiyon makinesine sıkışması sonucu öldüğü fabrikanın sahibi 30 yaşındaki Ali Koç’un yargılamasına devam edilirken, baba 51 yaşındaki Mustafa Yıldız maddi ve manevi zararlarının karşılandığını belirterek sanıktan şikayetçi olmadı.

Olay, 14 Mart 2013’de merkez Yüreğir İlçesi Keresteciler Sitesi’ndeki Koç Plastik’te meydana geldi. İlkokul 7’nci sınıf öğrencisi Ahmet Yıldız, okuldan arta kalan zamanlarda plastik fabrikasında çalışmaya başladı. Yaklaşık 2 ay çalışan Ahmet Yıldız’ın başı, numuneleri almak isterken plastik enjeksiyon makinesine sıkıştı. Yaralanan çocuk, işyeri sahibi Ali Koç tarafından Adana Devlet Hastanesi’ne götürüldü.

ÖNCE OTOMOBİL ÇARPTI DENİLDİ

Koç’un, hastane görevlilerine, “Plakasını alamadığımız bir otomobil çarpıp kaçtı” dediği ileri sürülen Ahmet Yıldız, yapılan tüm müdahaleye karşın öldü. Ahmet Yıldız’ın başının her iki yönünde de ezilme olduğunu belirleyen doktorlar, “Trafik kazası olması imkansız” diyerek polise bilgi verdi. Polisin ifadesini aldığı Ali Koç, “Pres makinesinden çıkan numuneleri alırken kafası sıkıştı. Yaralanınca hastaneye getirdik” itirafında bulundu.

6 YILA KADAR HAPSİ İSTENİYOR

Olayın ardından tutuklanan işyeri sahibi Ali Koç hakkında ‘taksirle ölüme neden olma’ suçundan 6 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. 6’ıncı Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanan Koç, “Ahmet’in bir yakını gelerek ‘Babası iflas etti. Mutlaka çalışması lazım’ dedi. Yaşının da 16’ı olduğunu söyledi. Ben de dayanamayarak işe aldım. Okuldan arta kalan zamanlarda gelerek çay ve temizlik işlerine bakıyordu. Kendi işi olmadığı halde makinenin içindeki örneği almaya kalkışmış” dedi.

BİLİRKİŞİ ‘TAM KUSURLU’ DEDİ

‘Tam kusurlu’ olduğu bildirilen bilirkişi raporunu kabul etmeyen Koç, “O makinenin daha iyileri de vardı. Ancak benim gücüm ona yetti. Onunla çalışıyordum. Bu yüzden bilirkişi raporunu kabul etmiyorum” diye konuştu. Koç, kendisinin kick boks sporcusu olduğunu ve haziran ayında yapılacak olan Dünya Kick Boks Şampiyonası’na katılması gerektiğini belirterek tahliye talebinde bulundu.

BABA ŞİKAYETİNİ GERİ ALDI

Ölen Ahmet Yıldız’ın babası Mustafa Yıldız da maddi ve manevi zararlarının karşılandığını belirterek sanıktan şikayetçi olmadı. Daha önceki ifadelerinde şikayetçi olduğunu söyleyen Yıldız, şöyle dedi:

“Oğlumu Allah verdi, Allah aldı. Eceli öyledir, kaderi öyledir. Yapılacak bir şey yok. Bir düşmanlığımız, bir husumetimiz yok. Allah’ın emrine ne diyebilirim. Şikayetçi değilim. Allah onun işini gücünü rast getirsin. O da böyle olmasını istemezdi.”

Mahkeme hakimi, sanığın kusur durumuyla ilgili yeniden rapor aldırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı erteledi.

(Ajanslar)

Öcalan’ın yanına 4’ü kadın 8 PKK’li

İmralı Adası’nda çarptırıldığı ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan’ın yanına, çözüm süreci kapsamında 4’ü kadın 8 PKK’li hükümlü gönderilecek.
Bu hükümlülerin kimler olacağına ilişkin çalışma yapılırken, belirlenen isimler Adalet Bakanlığı’na bildirilecek. Bakanlığın onay vermesiyle 8 PKK’li hükümlünün İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne nakli gerçekleşecek.

Çözüm süreci ile birlikte PKK’lilerin 8 Mayıs’tan itibaren sınır dışına çekilmesi devam ederken, süreç kapsamında Öcalan’ın yanına İmralı’ya gönderilecek 8 PKK’linin isimlerinin belirlenmesi için çalışma başlatıldı. Cezaevi sorumluları tarafından tespit edilecek 4’ü kadın 8 PKK’li hükümlünün, isimleri belirlendikten sonra Adalet Bakanlığı’na iletilecek. Bakanlık onayından sonra bu hükümlüler bulundukları cezaevlerinden alınarak İmralı’ya gönderilecek.

Aynı koğuşlarda kalmayacaklar

İmralı’da geçen yıldan beri sürdürülen ek cezaevi inşaatının Haziran ayında bitmesi planlanırken, Öcalan’a tecrit uygulandığı iddialarıyla bazı uluslararası kuruluşlar ve Avrupa’daki bazı örgütlerce istismar konusu yapılmaması için Adalet Bakanlığı da 8 mahkumun gönderilmesini uygun buldu.

Dha’nın haberine göre, İmralı’ya gönderilecek PKK’li hükümlüler, Öcalan ile aynı koğuşta kalmayacak. Ancak diğer F Tipi cezaevlerinde olduğu gibi, sadece havalandırma saatleri içinde Öcalan ile sohbet edebilecekler.


Adalet Bakanlığı
:  Haberler gerçeği yansıtmıyor

Adalet Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, İmralı Adası’ndaki cezaevinde herhangi bir inşaat çalışması ve ek kapasite artışının söz konusu olmadığı bildirildi. Bakanlık açıklamasında, bazı basın yayın organlarında yer alan “İmralı’ya 8 mahkum daha gönderilecek” yönündeki haberlerin gerçeği yansıtmadığı belirtildi. İmralı Adası’ndaki cezaevinde herhangi bir inşaat çalışması yapılmadığı vurgulanan açıklamada, “Ek kapasite artışı da söz konusu değildir. Haberdeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır” ifadelerine yer verildi.

2009’da 5 mahkum gönderilmişti

İmralı’da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasını çeken Abdullah Öcalan‘a tecrit uygulandığı ileri sürülerek kampanyaların açıldığı 2009 yılında alınan kararla 5 mahkum gönderilmişti.

Abdullah Öcalan
‘ın yanına 17 Kasım 2009’da gönderilen mahkumlar PKK’den hükümlü Bayram Kaymaz, Cumali Karsu, Şeyhmuz Poyraz, Hasbi Aydemir ve TİKKO davasından hükümlü Hakkı Alkan‘dı. Bu 5 hükümlü, İmralı Adası’nda yeni yaptırılan Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevi’nin ilk mahkumları olmuştu.

Abdullah Öcalan
‘ın yanına gönderilen ve havalandırma saatlerinde görüştüğü bu mahkumlarla çok fazla anlaşamadığı iddia edilmişti.

“Kafası kıyak bir nesil istemiyoruz”

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “Reyhanlı’daki olayların içine karışanların, bunları alıp Esed’e götürdüklerine dair belgeler artık elimizde. İş bu noktaya geldi” dedi. Erdoğan, alkol yasakları hakkında da “Kafası kıyak bir nesil istemiyoruz” ifadesini kullandı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AKP Genel Merkezi’nde partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı’nda konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

-27 Mayıs son derece önemlidir. 27 Mayıs’ı hatırlamak ve hatırlatmak son derece önemlidir. 27 Mayıs ruhu 12 Mart’ta, 12 Eylül’de ve 28 Şubat’ta tekrar tekrar hortlamıştır.

-Muhalefet, şu anda çok büyük bir çaresizlik, çok büyük bir acziyet yaşıyor. Hiçbir konuda politika üretmiyorlar. Hiçbir sorun karşısında ayakları yere basan, yaraya merhem olacak çare sunamıyorlar. Türkiye’nin hiçbir güncel, acil meselesini gündemlerine almıyorlar”

-CHP’lilerin, milletimizle çektirdiklerinden çok daha fazla Esed ile çekilmiş hatıra fotoğrafları var. CHP’nin milletvekilleri Diyarbakır’dan çok Şam’a gittiler, Esed ile hatıra fotoğrafı çektiler. Reyhanlı’daki olayların içine karışanların, bunları alıp Esed’e götürdüklerine dair belgeler artık elimizde. İş bu noktaya geldi. Sen neyi konuşuyorsun, hangi Reyhanlı halkının, hangi Hatay’daki kardeşimin yanında olduğunu savunuyorsun. Size elçilik edenler, ne yazık ki Reyhanlı olayının planlayıcıları. Bu işin içinde olanlar. Biz muhacir bir neslin torunlarıyız ama aynı zamanda biz ensar bir neslin torunlarıyız. Unutmayın, şu anda Esed’in zulmünden kaçan muhacirlere benim Reyhanlı’daki kardeşlerim, ensar görevini görmeliler. Aynı görevi yapmalılar, onlar da aynen o zaman olduğu gibi evlerini açmalılar ve onları kendileri için bir suç unsuru olarak görmemeliler ve bu oyunun arkasında çok ciddi tehlikenin yattığını bilmelidirler

-Türkiye’nin IMF’ye borcunu ödemesi karşısında Sayın Bahçeli’nin sevinmesi, gururlanması, ülkesi ve milletiyle iftihar etmesi gerekirken, her zaman yaptığı gibi, kendine göre biliyorsunuz onun bir rakam kalabalığı var, o rakam kalabalığıyla işi geçiştirmeye çalışıyor

-MHP Genel Başkanı’nın mahcubiyet içinde susması gerekirken, IMF borçları ve dış borçlar konularında pişkince tavırları dikkatimden kaçmadı. Bugün MHP’yi marjinal solun arkasına takan MHP Genel Başkanı, 1999-2002 arasında da CHP’nin yavrusu DSP’nin kuyruğuna takılmış, Türkiye’ye çok ama çok ağır bedeller ödetmişti

-Özel sektör dahil brüt dış borç stoğunu yüzde 56’dan yüzde 43’e düşürdük. Türkiye’nin kamu net borç stoğunu MHP’li hükümetten yüzde 61,5 seviyesinde aldık, yüzde 17 seviyesine düşürdük. Avrupa Birliği tanımlı dış borç stoğunu da yüzde 71’den aldık, yüzde 36’ya düştü. Dürüst bir politikacı, dürüst bir genel başkan, bu oranlara bakıp, ‘Türkiye’nin dış borcu arttı’ diyemez. Eğer diyorsa ya dürüst değildir ya da ekonomi cahilidir

Alkol yasağı

-Dün gece sabah saat 7 ye kadar süren alkol tütün vs ile ilgili yasal düzenleme yaptık. bu düzenleme ile ilgili MHP’nin desteği CHP’nin kösteği vardı.

-Biz Türkiye’de alkolü yasaklamıyoruz. Anayasa’nın 58’inci maddesinin gereğini yapıyoruz. Bunu yaparken de diyoruz ki camilere, eğitim-öğretim kurumlarına 100 metre mesafede olması gerekir. Bunun reklamını, tanıtımını, yazılı, görsel, sosyal her türlü medyada reklamını yasaklıyoruz. Yapılan iş bu. Bir devlet gençliğini, insanını, tabii ki kötü alışkanlıklardan koruyacak. Yani biz bunu teşvik mi edelim. Bu yapılan iş, ilk defa Türkiye’de yapılmıyor. Bu dünyanın neresine giderseniz Amerikası’nda da Batısı’nda da bütün bu uygulamalar var

Bütün bunlar ortada iken “Bunlar Tekirdağ’ın ismini unutturmak istiyor’ diyor birisi. Allah CHP’yi böyle vekillerden korusun. Özel siparişle mi buluyorlar bunu. Meclis altında nelerle uğraşıyoruz. Millet egemenliğine 326 milltvekili ile Ak parti’nin mecliste olmasını kabullenemiyorlar. Biz çoğunluğun azınlığa zulmetmesini istemiyoruz ama azınlığın çogunluğa zulmetmesine tahammül etmeyiz.Kafası kıyak bir nesil istemiyoruz.

(Ajanslar)

Şimşek: Alkol satış yasağı vergiyi etkiler

Maliye Bakanı Şimşek, ‘Bu son yapılan düzenleme alkol tüketimini etkilerse vergilerde tabii ki bir erozyon söz konusu olabilir’ dedi.
Maliye BakanıMehmet Şimşek, Avrupa Birliği (AB) Vergiden Sorumlu Komisyon ÜyesiAlgirdas Semeta‘nın, son açıklamasında vergi cennetlerinden dolayı AB’nin uğradığı vergi kayıp ve kaçağının yıllık 1 trilyon dolar olduğunu ifade ettiğini hatırlatarak,“Sadece AB için 1 trilyon dolarlık vergi kaybından söz ediliyor olması hakikaten bu alanlarda iş birliğinin, birlikte çalışmanın ne kadar anlamlı olduğunu göstermektedir” dedi.

 

“Kısa vadede vergi müfettişi sayımızı 10 bine çıkarmayı hedefliyoruz”

Şimşek, vergi denetiminde yaptıkları reformlar hakkında katılımcıları bilgilendirerek, yapılan çalışmalar hakkında detayları paylaştı.

Reformların sadece kağıt üzerinde yapılmadığının altını çizen Şimşek, insan kaynakları, teknoloji gibi alanlarda da önemli adımlar atıldığına değinerek, “Vergi müfettiş sayımızı ciddi şekilde artırıyoruz. Son bir yıl içerisinde 800 arkadaşımız müfettiş olma hakkı kazanmıştır. Şu an 5 binin üzerinde vergi müfettişimiz var, kısa zaman içerisinde bu sayıyı 10 bine, orta vadede 12 bine çıkarmayı hedefliyoruz” diye konuştu.

Bakan Şimşek, vergi denetimine getirdikleri standartlardan da bahsederek, denetimin subjektif olmaması gerektiğini, standartlarının olmasının zorunlu olduğunu söyledi.
Vergi müfettişlerinin mesleki yeterlilik ve yetkinliklerinin objektif şekilde ölçülmesi için, performans değerlendirme sistemi getirdiklerini belirten Şimşek, “Bu kamuda bir ilk. Aslında çok tutucu olarak bilinen Maliye Bakanlığı şu anda bazı alanlarda, kamunun yani genel kamu uygulamalarında liderlik rolünü neredeyse üstlenmiş desem abartmış olmam” dedi.

Şimşek denetim kapasitesinin artırılmasının kayıt dışılıkla mücadeleyi artırdığına işaret ederek, denetimin sağlıklı ve etkin yapılmasının başarıda önemli rol oynadığını, vergi denetiminde Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini söyledi.

“Alkol tüketimini yasaklama gibi bir anlayışımız yok”

Bir gazetecinin alkol ile düzenlemeleri de içeren yasa teklifinin Mecliste kabul edilmesine ilişkin sorusu üzerine Şimşek, şunları kaydetti:

“Alkol tüketiminin sınırlanmasından çok tanıtımı ve reklamının, özellikle de çocuklarımızın, gençlerimizin alkol tüketimi çabalarının sınırlanmasına ilişkindir. Bizim çıkan yasal düzenlemeyle alkol tüketimini yasaklama gibi bir anlayışımız olmaz. Biz herkesin yaşam tarzına saygılıyız. Ancak bu son yapılan düzenleme alkol tüketimini etkilerse vergilerde tabii ki bir erozyon söz konusu olabilir ama bizim şu anda o yönde çalışmamız söz konusu değildir.

Önemli olan şu anda batının gelişmiş birçok ülkesinde olan bir takım düzenlemeleri, sınırlamaları kendi mevzuatımıza derç etmiş bulunuyoruz. Önemli olan alkolün tanıtımı ve reklamının sınırlanmasıdır.”

Bakan Şimşek, bu konuda bir etki analizinin söz konusu olmadığını ifade ederek, “Eğer talebe yansırsa o zaman bir vergi yansıması olur. Zaten bizim alkollü ürünlerden aldığımız ÖTV toplamı yaklaşık 4,6 milyar liradır. KDV ve kurumlar vergisi gibi hususları da dikkate alırsanız, bu rakam 8 milyar lira civarındadır. Şu an itibariyle bizim herhangi bir öngörümüz söz konusu değildir” diye konuştu.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın, “Kamunun kuracağını katılım bankalarının sermayesinin Hazine tarafından aktarılacağı”ifadesinin hatırlatılması üzerine Şimşek, “O yönde henüz somut olarak üzerinde çalıştığımız bir rakam yok. Henüz Maliye Bakanlığına bu yönde iletilmiş bir talep söz konusu değil”cevabını verdi.

(Ajanslar)

Bekaret kontrolünü reddeden doktor beraat etti

3 kız çocuğunu istemedikleri için bekaret kontrolü yaptırmadığı iddiasıyla yargılanan Prof. Dr. Gürcan Altun beraat etti.

Yetiştirme Yurdu’nda kalan ve cinsel istismara uğradıkları iddia edilen 3 kız çocuğuna bekaret testi yaptırmadığı gerekçesiyle hakkında dava açılan Prof. Dr. Gürcan Altun beraat etti.

Edirne Yetiştirme Yurdu’nda kalan yaşları 10 ile 13 arasında değişen 3 kız çocuğunu istemedikleri için bekaret kontrolü yaptırmadığı iddiasıyla yargılanan Prof. Dr. Gürcan Altun’un davası görüldü.

Edirne 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Trakya Üniversitesi (TÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Altun katıldı.

Duruşmada, savunmasını tekrarlayan Altun, zorla muayene etme durumunda hastada yarardan çok zararın ortaya çıkabileceğini belirterek, bu muayenenin hastada yaratacağı travmanın da göz önüne alınması gerektiğini söyledi.

Hakim Hüseyin Öksüz, Altun’un suç kastının bulunmadığının anlaşıldığına hükmederek, sanığın beraatine karar verdi.

Edirne Yetiştirme Yurdu’nda kalan 10, 11 ve 12 yaşlarında 3 kız çocuğunun, cinsel istismar iddiasıyla mahkeme kararıyla muayene edilmeleri için Ocak ayında TÜ Tıp Fakültesi Hastanesi’ne götürüldüğü belirtilen iddianamede, kız çocuklarının muayene edilmemesi nedeniyle hakkında “adli görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma” suçundan hakkında dava açılan Prof. Dr. Gürcan Altun’un 3 ay ile 1 yıl arasında hapisle cezalandırılması istenmişti.

‘Zorla muayene edilemeyeceğinin kanıtı’

Gürcan Altun, duruşmanın ardından adliye önünde gazetecilere yaptığı açıklamada, davanın sonucunun, iç beden muayenesine gönderilen cinsel suç mağdurunun muayeneyi kabul etmediği takdirde zorla muayene edilemeyeceğinin bir kanıtı olduğunu söyledi.

Kararın bağımsız Türk yargısı tarafından da ortaya konulduğunu belirten Altun, “Umarım bundan sonra hiçbir meslektaşım, adli gerekçelerle yargı makamları tarafından gönderilen kişilerin kabul etmemesi durumunda muayenesini yapmadığı için haklarında soruşturma açılmaz, davalar yürütülmez” dedi.

Türk Tabipler Birliği Merkez Konseyi Üyesi Osman Öztürk de Altun’un, beraat kararının sevincini yaşadıklarını söyledi.

Hekimliğin, kanunlarla ve yasa koyucularla düzenlenemeyeceğini ifade eden Öztürk, hiçbir hastanın zorla muayene edilemeyeceğini kaydetti.

Adli Tıp Uzmanları Derneği Başkanı Prof. Dr. Ümit Biçer ise meslektaşlarının benzer davalarla karşı karşıya kalmasını istemediklerini anlattı.

Hiç kimsenin, mahkeme kararıyla da olsa muayeneye götürülemeyeceğini savunan Biçer, “Hukuk ne pahasına olursa olsun delil elde etmek amacıyla hareket edemez, insan onurunu, mahremiyetini ve insan sağlığını zarara uğratamaz. Burada meslektaşımızın beraatiyle aslında bunların bir kez daha teyit edildiğini gördük” diye konuştu.

(t24)

2015 Şampiyonlar Ligi finali Berlin’de

0

UEFA İcra Kurulu, 2015 Şampiyonlar Ligi finalinin Berlin’de oynanmasını karara bağladı. İcra Kurulu ayrıca, yeşil sahalardaki ırkçılığa karşı sert önlemler aldı.

UEFA’dan yapılan açıklamaya göre, 2015’te Avrupa Şampiyonlar Ligi finali, Almanya’nın başkenti Berlin’de yapılacak.

Berlin’in Olimpiyat Stadı’nda oynanacak olan maçla Almanya, 4 yıl içinde ikinci kez bu organizasyonun finaline ev sahipliği yapmış olacak. Son olarak 2012’deki final mücadelesi Münih’te oynanmıştı.

1985’ten beri Almanya Federasyon Kupası’nın final maçlarının da yapıldığı Berlin Olimpiyat Stadı’nda 2006’da İtalya ile Fransa arasındaki Dünya Futbol Şampiyonası final maçı da oynanmıştı. Berlin Şampiyonlar Ligi final organizasyonu için daha önce birkaç başvuru yapmıştı.

2015’teki Avrupa Ligi finali ise Polonya’daki Varşova Ulusal Stadı’nda düzenlenecek.

Irkçılığa 10 maç ceza

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği UEFA’nın İcra Kurulu Toplantısı’nda ırkçı davranış sergileyen futbolcu veya takım yetkililerine asgari 10 maç men cezası vermeyi öngören disiplin yönetmeliği de onaylandı.

Cuma günü Londra’da düzenlenecek 37’nci UEFA Olağan Kongresi öncesi toplanan UEFA İcra Kurulu, ırkçı olayların önüne geçmek için daha ağır cezaların verilmesini öngören yeni “disiplin yönetmeliğini” açıkladı.

UEFA’nın “sıfır tolerans” politikasıyla orantılı olarak 1 Haziran tarihinden itibaren yürürlüğe girecek yönetmeliğe göre, ırkçı davranış sergileyen futbolcu veya takım yetkililerine, asgari 10 maç men, taraftarı ırkçı davranış sergileyen kulüplere ise ilk seferde kısmi saha kapama, sonraki olayda saha kapatma ve 50 bin euro para cezası verilecek.

Hakeme hakarete cezalar da arttı

Yeni yönetmeliğe göre, hakeme hakaret etmenin cezası 2 maçtan 3 maça çıkarken, hakeme saldırmanın bedeli daha da ağır olacak. Önceden asgari 10 maç men cezası verilen hakeme saldırma, asgari 15 maçla cezalandırılacak.

Ulusal federasyonların, futbolun özüne zarar veren şike, yolsuzluk ve doping suçları karşısında ceza verme konusunda yetersiz kalması veya uygun olmayan bir ceza vermesi durumunda UEFA disiplin organlarının yetkiyi ele almasına izin vermesi de kararlaştırıldı.

(DW)

Vincenzo Nibali farkı açıyor

0

İtalya Bisiklet Turu’nda Mori ile Polsa arasındaki 20.6 km bireysel zamana karşı etabını Vincenzo Nibali kazandı.

Yoğun yağmur altında geçilen 18. etabı 44 dakika 29 saniyelik derecesi ile birinci tamamlayan Nibali’yi, 58 saniye geriden Euskalte’den Samuel Sanchez izledi. Üçüncülüğün sahibi de Cannondale’den Damiano Caruso oldu.

Genel klasmandaki en yakın rakibi olan Cadel Evans’a da arasındaki farkı açan zamana karşıda da açan Nibali, böylece turun bitimine üç etap kala aradaki farkı dört dakika iki saniyeye taşımış oldu.

Ayrıca Astana bisikletçisi bu derecesi ile etabı 45 dakikanın altında tamamlayabilen tek isim oldu.