Ana Sayfa Blog Sayfa 4294

Taksim Gezi Parkı yıkımına bir eleştiri de Ertuğrul Günay’dan

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Twitter’daki hesabı üzerinden Gezi Parkı’ndaki yıkımları eleştirdi.

Eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın Twitter’dan hükümete yönelttiği eleştiriler alkol yasağından sonra Gezi Parkı’ndaki yıkımla devam ediyor.

Günay bugün konuyla ilgili şu tweetleri attı:

– Osmanlı’nın kuruluş felsefesi Osman Gazi’nin gördüğü bir ‘ağaç rüyası’na dayanır. ‘Bir yaş ağacı kesenin boynunu keserim’ sözü de Fatih’indir.

– Fethin yıldönümünde Istanbul’da AVM yapmak için 75yıllık ağaçları kesmeye kalkanlar, ne Fatih Sultan’ı anlamışlar, ne de Yaradan’ın emrini!

Tüm İstanbul halkını Taksim Gezi Parkı Nöbeti’ne katılmaya çağırıyoruz!

Taksim Gezi Parkı’nın yıkılıp yerine Topçu Kışlası adıyla AVM’ye dönüştürülmesi projesi için dün gece geç saatlerde kanunsuz şekilde başlayan yıkım girişiminin Gezi Parkı’nda nöbet tutanlarca engellemesinin ardından bugün 13.30 sularında yıkıma yeniden başlanması için Gezi Parkı Nöbetindeki vatandaşlara polis saldırdı.

Zabıta ekiplerinin dozerlerle yıkıma yeniden başlamaları üzerine, nöbet tutan Taksim Gezi Parkı Derneği üyeleri ve destek için parka gelenler bulundukları alanı korumaya çalıştı. Dozerlerin etrafını çevirerek çalışmasını engellemeye çalışanlara polis biber gazıyla müdahale etti. Dozerlerin etrafında halka oluşturan emniyet güçleri İstanbul ve Yaşam Hakları için nöbet tutanlara karşı dozerleri korumaya aldı.

Taksim Gezi Parkı içinde nöbet tutanlar ile dozerleri korumak üzere parka giren polisler arasında itiş kakış yaşanıyor. Polisin sadece kanuni protesto hakkını kullanan vatandaşlara karşı biber gazı kullandığı da gelen bilgiler arasında.

Polisin Gezi Parkı Nöbetinde bulunanlara karşı kullandığı biber gazı sonrasında fenalaşanlar oldu

Sosyal medya üzerinden #GeziParkıİçinTaksime ve  #Ayagakalk hashtagleri ile Gezi Parkı Nöbetinde bulunanlar anbean gelişmeleri aktarmaya devam ediyorlar.

Gezi Parkı’ndan Canlı Yayın

DHA üzerinden Taksim Gezi Parkı’nda yaşananlar canlı olarak bu link üzerinden yayınlanıyor.

Yeşil Gazete ekibinden arkadaşlarımız da şu anda Taksim Gezi Parkı’nda.

Sırrı Süreyya Önder ve Gülseren Onanç da Gezi Parkı’nda

Sırrı Süreyya Önder kendini dozerlerin önüne atarak yıkıma engellemeye çalıştı

 

Gezi Parkı Nöbeti’nde bulunan Yeşil Gazete ekibinden Mahmut Boynudelik’ten aldığımız son dakika bilgisine göre BDP Milletvekili Sırrı Süreyya Önder ile CHP’den Gülseren Onanç da az önce Taksim Gezi Parkı’na geldiler. İki milkletvekilinin parka gelmesinin ardından kepçe Gezi Parkı’nı yıkmaya ara verdi. Taksim Gezi Parkı içerisindeki oturma eylemi ise halen devam ediyor.

Son Dakika: Kepçe ve Çevik Kuvvet Geri Çekildi

Mahmut Boynudelik’ten aldığımız son dakika bilgisine göre milletvekillerinin gezi parkına intikallerinin ardından Gezi Parkı’nın duvarlarını yol genişletme bahanesi ile yıkan kepçe ile kepçe ve dozeri korumak üzere parka gelen çevik  kuvvet ekipleri Gezi Parkı’ndan ayrıldı. Taksim Gezi Parkı’nda nöbet tutanların ise oturma eylemi devam ediyor.

BDP İstanbul milletvekili Sırrı Süreyya Önder ve CHP milletvekili Gülseren Onanç işmakinaları tamamıyla geri çekilip, Belediye özür dileyen kadar Taksim Gezi Parkında nöbetin süreceğini belirttiler.

Yeşil Gazete olarak İstanbul’a, yaşama alanlarına sahip çıkma gereğini hisseden herkesi Taksim Gezi Parkı Nöbetine katılmaya çağırıyoruz.

(Yeşil Gazete, Dha)

Yasaklar yaramadı: Türkiye yaşam kalitesinde sonuncu

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü Kaliteli Yaşam Anketi’nde, 34 ülke arasında sonuncu sırada yer aldık.

Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) Kaliteli Yaşam Endeksi’ni yayımladı.

OECD, endeksi hazırlarken ülkeleri konut, gelir, iş imkanları, toplum, eğitim, çevre, şeffaflık, sağlık, hayat memnuniyeti, güvenlik ve iş-özel hayat dengesi kriterlerinde değerlendirdi.

Endeksin hazırlanmasında kullanılan 11 kriterin tamamı göz önüne alındığında Türkiye, Brezilya, Şili ve Meksika’nın ardından sonuncu oldu. Listenin en üst sırasında ise Avustralya yer aldı.

‘ÇABA SARF EDİYOR ANCAK GERİDE KALDI’
OECD, Türkiye’nin son 20 yılda vatandaşlarının yaşam kalitelerini yükseltmek için oldukça dikkat çeken bir çaba sarf ettiğine dikkat çekerken birçok başlıkta diğer ülkelerin gerisinde kaldığını belirtti.

Türkiye’nin yıllık hanehalkı gelirinin OECD ortalaması olan yıllık 23 bin 47 doların altında kaldığı vurgulandı.

İŞSİZLİĞİN ÖNEMİ
İşsizliğin de kaliteli yaşam için büyük önem taşıdığına dikkat çekilen raporda, Türkiye’de yaşları 15 ile 64 arasında olan kişilerin yüzde 48’inin paralı bir işi olduğu ve bunun OECD ortalaması olan yüzde 66’nın altında kaldığı ifade edildi.

Türkiye’de erkek nüfusunun yüzde 69’nun, kadın nüfusunun ise yüzde 28’nin paralı bir işi olduğuna dikkat çekilirken, Türk insanlarının yılda 1877 saat çalıştığı açıklandı. OECD ortalaması ise yılda 1776 saat.

Türkiye’de uzun mesaili işlerde çalışan kesim nüfusun yüzde 46’sına denk gelirken OECD’de bu ortalama yüzde 9.

Erkeklerin yüzde 50’si uzun mesai yaparken, kadınlar da bu oran yüzde 35.

Beşiktaş sahili yeni yapılan otele satıldı, vatandaşa kapatıldı!

Kadıköy vapur iskelesi, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nin yanına yapılan otele satıldı. İskele ‘otele özel’ olacak.

Beşiktaş’taki Kadıköy Şehir Hatları İskelesi’nin Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nin yanına yapılan Shangri-La Oteli’ne satıldığı ortaya çıktı. Mimarlar ve şehir plancıları iskelenin otel tarafından özel iskele olarak kullanılacağını söyledi. Otelin açılış görüntülerinde iskele otel sınırları içinde gösterildi.

Hüseyin İstemil’in Taraf’taki haberine göre, Galataport’un özelleştirilmesiyle başlayan tartışmalar bitmeden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çok tartışılacak bir karara imza attığı öğrenildi. Beşiktaş’taki Kadıköy İskelesi Türk-Çin ortaklığıyla yapılan Shangri-La Oteli’ne satıldı. İddialara göre Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nin hemen karşısına yapılan Shangri-La Oteli iskeleyi satın aldı ve bundan böyle özel olarak otel ulaşımı için kullanacak. Beşiktaş’ta Kadıköy İskelesi olarak ise rıhtımda bulunan Üsküdar İskelesi kullanılacak. İskelenin satılma gerekçesi daha önce Akaretler Durağı’nda olduğu gibi “güvenlik” olarak açıklanacak.

İskele otel sınırlarında

11 mayısta Başbakan Erdoğan tarafından açılışı yapılan otelin tanıtım görüntülerinde iskele, otel sınırları içinde yer alıyor. Ayrıca Kadıköy İskelesi ile otel arasındaki yolun, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Çalışma Ofisi’nin emniyeti için araç trafiğine kapatıldığı, bu alanın da Sahangri- La Oteli’ne devredileceği öğrenildi. Konuyla ilgili ulaştığımız İstanbul Büyükşehir Belediyesi herhangi bir açıklama yapmazken gerekli düzenlemeler için çalışmalar başlatıldı. Önce Başbakanlık Ofisi’nin yanından geçen yol trafiğe kapatıldı. Çalışmalar kapsamında Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı kararla Dolmabahçe’nin yanından geçen yol da kapatıldı. Deniz Müzesi’nin yanından kalkan İETT otobüsleri, güzergâhını değiştirerek Barbaros Bulvarı’ndan dönüşlerini sağlamaya başladı.

Uygulama tamamen hukuksuz

Shangri-La Oteli’ni tescilli bir yapı olan tütün depolarının yerine yapıldığı için dava eden Mimarlar Odası Başkanı Eyüp Muhçu iskelenin durumunu Taraf’a değerlendirdi. Muhçu, otele açtıkları davanın İstanbul İdare Mahkemesi’nde devam ettiğini belirterek uluslararası kanunlar ve Türkiye’deki ilgili yasalara göre kıyıların hiçbir şekilde vatandaşlara kapatılamayacağını, iskelenin satılma durumunun da tamamen hukuksuz olduğunu ifade etti. Muhçu şöyle devam etti: “Dolmabahçe’nin Başbakanlık Ofisi olarak kullanılmaya başlanmasından sonra yoğun olarak kullanılan Akaretler Otobüs durağı hiçbir açıklama yapılmadan kapatıldı. Sonra ‘güvenlik gerekçesiyle kapattık’ dediler. Şimdi de iskele için bunu yapmak istiyorlar. İskele tamamen kamusal alandır. Kıyıda yer aldığı için hiçbir şekilde satılamaz veya kiralanamaz. Açtığımız davayla yargının otel ile ilgili iptal kararı vereceği kanaatindeyim.”

Kaynağı belirlenemeyen yangın çıkmıştı

Muhçu sözlerini şöyle sürdürdü: “Daha önce iskelede kaynağı belirlenemeyen bir yangın çıktı ve bir kısmı kullanılmaz hale geldi. Şimdi de fiilen kıyı bandı tamamen kapatılmaya çalışılarak yapılan otele tahsis edilmeye çalışıldığı ortaya çıkıyor.”

İzmir’in suyu zehir akacak

Gördes’te kurulacak nikel madeninin, İzmir’e 2025 yılına kadar su sağlayacağı söylenen Gördes Barajı’nın koruma havzasında kaldığı artık kesinlik kazandı. Daha önceleri madenin baraj havzasında kalıp kalmadığını ‘bilmediğini’ ileri sürerek, “cahillikler kitabına” giren İzmir’in su işlerinden sorumlu belediye birimi İZSU, nihayet madenin barajın koruma havzasında kaldığını kabul etti! Buna karşın Türkiye’nin üçüncü büyük ilinin içme suyu havzasında işletilen nikel madenine karşı açılan davaya müdahil olma çağrılarına olumsuz yanıt veren İZSU, bu davadan ‘hukuki bir yarar’ gelmeyeceği görüşünde!“Cehennem kazanı” adı verilen Gördes’deki nikel madeninde sülfürik asit liçi yapacak kazan ise saatte 1 kilometre hızla maden işletmelerine doğru gidişine devam ediyor.

İZSU’NUN GÖRÜŞÜ BİLE ALINMAMIŞ!

Gördes’de nikel madeninin gündeme gelmesi sürecinden günümüze kadar yaşanan skandallar aslında bir değil bin değil. Madene ÇED izni alınırken su havzaları kontrol yönetmeliği gereği İZSU’dan alınması gereken görüşün hiç alınmadığı dava sürecinde ortaya çıkan gerçeklerden birisi. Gördes Barajı’nın 2008 yılında inşaatına başlanması ile bu bölge su havzası niteliğine bürünmüş, tüm havzanın denetim ve koruma sorumluluğu da İZSU’nun olmuştu. Buna rağmen 2010 yılında nikel madeni için alınan nihai ÇED raporunda, nedense kimsenin aklına bu havzadan sorumlu olan İZSU’dan uygun görüş almak gelmemiş! Nihayetinde su havzasındaki maden için “ÇED uygun” kararı İZSU’dan görüş alınmadan verilmiş! Bu skandalı Çevre Bakanlığı da İZSU’da kabul ediyor artık.

İZSU KAÇAMAZ!

Öte yandan nikel madeninin havzasında kurulmak üzere projelendirilen ve 2012 yılında ÇED olumlu belgesi alan Çağlayan Barajı ile ilgili de İZSU kaçak oynuyor. Madenin kimyasal zenginleştirme tesisi ve açık ocakları bu barajın su havzasında kalmasına rağmen, İZSU burası için de “Henüz yatırım programına alınmadı” gibi muğlak ifadeler kullanıyor! Oysa baraj DSİ 2. Bölge Müdürlüğünün 2013 tarihinde projeleri arasında görülmekte. Çağlayan  Barajı daha planlama aşamasında olmasına rağmen, aynı bölgedeki Başlamış Barajının ise artık yatırım programına alınmış olması, İZSU’nun istese de sorumluluktan kaçamayacağı anlamına geliyor. Baraj havzası hem İZSU Su Havzaları Yönetmeliği hem de Su kirliliği Kontrol Yönetmeliği hükümlerine göre kurumun yetki ve sorumluğunda.

GARİP BİR İŞGÜZARLIK

Manisa Cevre Müdürlüğünün 2020 yılında devreye alınacak olan Başlamış Barajı için uygun görüş sorduğu İZSU önce ‘hayır’ demesine rağmen, birden fikir değiştirip “Biz yetkili değiliz siz isterseniz DSİ ile yazışın” diyor. Üstelik kendisine bu konuyla ilgili hiçbir başvuru olmamasına rağmen böylesi bir ‘işgüzarlık’ yapıyor.  Gördes’li yurttaşlar adına madene karşı dava açan Avukat İbrahim Büke, “Şimdi takke düştü kel göründü. Artık İZSU da, Çevre Bakanlığı da bu madenin biri biten (Gördes Barajı) biri başlayan (Çağlayan Barajı) ve ikisi de planlanan (Başlamış ve Düvertepe Barajlarının) bu dört barajın ortasındaki madene bilerek ve isteyerek izin verdiklerini itiraf ettiler. Halen yürürlükte olan Su Havzaları Yönetmeliğine göre İZSU bu dört baraj havzasında tam yetkili ve sorumludur. Yönetmeliği gereği ve uygulamak istedikleri bakanlığın Su Kirliliği Kontrol Yönetmeliğine göre de bu madene izin veremez” diyor.

İzmir’in suyu Ahmet Telli’nin şiirindeki gibi küsüp öldürecek bir gün kendini: Çürüyecek. Su çürürse yaşam biter. Suyu koruması gereken İZSU’da “Adından gayrısını bilmiyor” zaten!..

İZSU DAVAYA MÜDAHİL OLMUYOR

İZSU’nun madene karşı dava açanlara ve mahkemeye gönderdiği iki ayrı yazıdaki görüş farkı da dikkat çekici nitelikte. Gördesli Ahmet Büke tarafından bilgi edinme yasası kapsamında istenilen maden ve barajla ilgili soruya yanıtta İZSU “ÇED raporunu inceleyeceğiz gerekirse müdahil oluruz, hatta biz de ayrı dava açabiliriz” derken, mahkemeye gönderdiği aynı konuyla ilgili yazıda ise  davaya müdahillikte “Hukuki menfaatimiz yoktur” diyor! Avukat İbrahim Büke, bu davada hukuki menfaatin olup olmadığının ancak ÇED’in iptal olup olmaması halinde belli olabileceğini belirterek, “Belki de mahkeme yaptırdığı bilirkişi incelemesi sonucunda ÇED’i iptal edecek. Gerekçeli kararda “İzmir halkının su güvenliği açısından ÇED’in iptali gerekir derse İZSU’nun bu davadan dolayı hiç mi yüzü kızarmayacak?” diyor.

BASMANE ÇUKURUYLA İLGİLİ Mİ?

İzmir halkının temiz ve sağlıklı suya ulaşma hakkından sorumlu olan İZSU’nun, gerek kentin dibindeki Efemçukuru altın, gerekse Gördes’teki nikel madenleri konusundaki pasif tutumuna bir anlam verilemiyor. Kent için “yaşamsal önemde” denilen Çamlı Barajının o bölgede altın madeni işletilebilmesi için AKP hükümeti tarafından rafa kaldırılmasına direnemeyen İzmir Büyükşehir Belediyesi, şimdi de kentin içme suyunun 60 milyon metre küplük kısmının karşılayacağı söylenen Gördes Barajı’nın havzasında nikel madeni işletilmesine karşı üç maymunu oynuyor. Zorlu Grubuna ait olan madene İzmir’in göbeğinde, Basmane’de bulunan aynı gruba ait DTM çukuru ile ilgili anlaşma nedeniyle Büyükşehir’ce ses çıkarılmadığı söylentileri dolaşıyor ortalıkta. Olan İzmirlinin suyuna, Gördeslinin toprağına, havasına oluyor.

(Evrensel)

İngiltere’de 140 milyon euroluk final maçı

0

İngiltere 2. Ligi Championship’ten Premier Lig’e yükselecek üçüncü takım bugün oynanacak final maçıyla belirlenecek.

Crystal Palace ile Watford ekipleri, gelecek sezon Premier Lig’de120 milyon sterlin (yaklaşık 140 milyon euro) gelir anlamına gelecek finalden zaferle ayrılan taraf olmak için Wembley’de mücadele edecek.

TSİ 17:00’de başlayacak karşılaşmanın biletleri tükendi. Maçı 90 bin kişinin izlemesi bekleniyor.

Watford menajeri Gianfranco Zola, futbolcularının kendilerini baskı altında hissetmelerinin çılgınlık olacağı görüşünde.

Palace menajeri Ian Holloway ise, bir zaferin kulübü başka bir gezegene taşıyacağını söylüyor.

Holloway, son dört yılda üçüncü play-off finaline çıkıyor. 2010’da Blackpool’u Premier Lig’e taşımış, geçen sezon ise West Ham’e kaybetmişti.

Mali danışmanlık firması Deloitte’e göre, maçın galibinin gelirlerinde gelecek yıl 70 milyon euro civarında bir artış olacak. Watford ya da Crystal Palace, gelecek yıl yeniden küme düşseler bile yayın gelirleri, sponsorluklar ve gişe hasılatlarıyla ürün satışlarından en az 140 milyon euro gelir elde edecekler.

Crystal Palace’ın sahiplerinden Steve Parish, ”Bir kumarhaneye girmek gibi, şansınız yüzde 50-50. Kulübü dönüştürme fırsatıyla karşı karşıyasınız” sözleriyle değerlendiriyor eşleşmeyi.

Watford normal sezonda, son maçta Hull City’ye yenilerek Premier Lig’e doğrudan yükselme şansını kaybetmiş, Leicester City’yi Tom Deeney’nin son saniyelerde attığı golle 3-2 yenerek finale kalmıştı.

Cyristal Palace ise, yarı-finalde Brigton’u eleyerek Wembley’e çıkmaya hak kazandı.

Cardiff ile Hull sezonu ilk iki sırada tamamlayarak doğrudan Premier Lig’e yükselirken, Wigan, Reading ve QPR takımları Premier Lig’den bir alt kümeye düşmüştü.

(BBC)

ABD savaş uçağı Japonya’da düştü

0

ABD ordusuna ait F-15 savaş uçağının, Japonya’nın güneyindeki Okinawa Adası açıklarında düştüğü bildirildi.

Japonya ‘daki ABD Birlikleri Sözcüsü Yarbay David Honchul, Kadena Hava Üssü’nden kalkan uçağın, teknik sorun nedeniyle Okinawa Adası’nın 115 kilometre doğusunda düştüğünü açıkladı.

Paraşütle atlayan pilotun, Japon ve Amerikalı arama kurtarma ekipleri tarafından bulunduğu belirtildi.

ABD’nin Japonya’da yaklaşık 50 bin askeri bulunuyor. Bu askerlerin yarısı, Okinawa Adası’nda görev yapıyor. Kadena Hava Üssü ise ABD’nin Asya-Pasifik bölgesindeki en büyük hava üslerinden biri olarak biliniyor.

Anız yakmanın cezası artırıldı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yakma yasağına uymayanlar hakkında dekar başına 33,83 lira paracezası uygulayacak.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca anız yakma yasağına uymayanlar hakkında dekar başına 33,83 lira para cezası uygulanacak. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü anız yakmanın çevreye verdiği zararları önlemek ve toprağın korunması amacıyla internet sitesinden duyuru yayımladı. Buna göre, Bakanlık, anız yakma yasağına uymayanlar hakkında Çevre Kanunu’nun 20. maddesine dayanarak dekar başına 33,83 lira idari para cezası uygulayacak. Anız yakma fiilinin orman ve sulak alanlara bitişik yerlerle meskun mahallerde işlenmesi durumunda ceza 5 kat artırılacak. Geçen yıl ise dekar başına 31,39 lira idari para cezası uygulanmıştı. Duyuruda, ikinci ürün ekilen yörelerde valiliklerce hazırlanan eylem planı çerçevesinde ve valiliklerin sorumluluğun da kontrollü anız yakmaya izin verilebileceği belirtildi.

(ajanslar)

Nazmiye Demirel hayatını kaybetti

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in eşi Nazmiye Demirel vefat etti. Nazmiye Demirel, 2005 yılından bu yana Alzheimer hastalığıyla mücadele ediyordu.
Nazmiye Demirel, 2005 yılından bu yana Alzheimer tedavisi gördüğü Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi’nde, 86 yaşında hayatını kaybetti. Vefat haberinin ardından Dokuzuncu CumhurbaşkanıSüleyman Demirel, hastaneye geldi. Hastane çıkışında gazetecilerin ricası üzerine açıklama yapan Süleyman Demirel yorgun ve üzgündü. Rahatsızlığı sebebiyle kamera ışıklarının açılmasına izin verilmeyen Demirel şunları kaydetti:

“Hekimlere ve tüm sağlık personeline şükranlarımı sunuyorum. 4,5 sene onu ayakta tuttular. Allah rahmet eylesin”

Doktoru ölüm nedenini açıkladı

Nazmiye Demirel’in ölümüyle ilgili açıklamayı, Başkent Üniversitesi Ankara Hastanesi doktorlarından Haldun Müderrisoğlu yaptı. Müderrisoğlu gazetecilere yaptığı açıklamada ölüm nedeninin oksijen azalması ve kalp durması olduğunu açıkladı. Müderisoğlu’nun açıklamasından satır başları şöyle:

“Hastamız 4 Aralık 2010 tarihinden beri Alzheimer hastalığıyla mücadele ediyordu. Bugün akşam üzeri kanda oksijen azalması ve kalp durması yaşandı. Tüm müdahalelere karşın 22.20’de hastamızı kaybettik.  Sayın 9. Cumhurbaşkanımız da geldiler. Kendisi üzgün ama metanetliler. Kendisi üzgün ama iyi. En son Sayın Demirel ile sanıyorm 1,5-2 ay önce görüşmüşlerdi.”

Nazmiye Demirel kimdir?

1927 yılında doğan Nazmiye Demirel, Türkiye Cumhuriyeti’nin 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile 12 Mart 1948 tarihinde evlendi. 1993 yılında Süleyman Demirel’in Cumhurbaşkanı seçilmesiyle ‘First Lady’ olan Nazmiye Demirel, 2005 yılından bu yana Alzheimer hastalığıyla mücadele ediyordu.

Emniyet İstihbarat’ta büyük operasyon

Emniyet İstihbarat Daire Başkanı Altıparmak başta olmak üzere 11 kişi geçen hafta sessizce görevden alındı.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Reyhanlı saldırısının ardındanEmniyet ile MİT arasında“kopukluk” yaşandığınailişkin değerlendirmesiyleEmniyet’te değişikliksinyali geçen hafta sessizce gerçekleştirildi.

Değişiklikle Ergenekon, Balyoz ve KCK operasyonlarında belirleyici rol üstelenen başta Emniyetİstihbarat Daire Başkanı Ömer Altıparmak olmak üzere 11 kişi görevden alındı. Bu değişim Emniyet’teki “cemaat yapılanmasının”hükümet tarafından tasfiyesi olarak yorumlandı.

Bugün gazetesinde önceki gün yer alan Ankara Temsilcisi Adem Yavuz Arslan’ın yazısı, Emniyet’teki cemaatçi kadroların görevden alındığını ortaya koydu. Yazıda, Altıparmak’ın görevden alınmasından sonra 2 başkan yardımcısı ve kilit roldeki 8 şube müdürünün de görevlerinden alındığı vurgulandı.

Ergenekon’dan Balyoz’a, KCK’den El Kaide’ye kadar kritik dosyaları takip eden tüm birimlerin tasfiye edildiği anlatılırken “Yerlerine 10 yıldır istihbaratta çalışmamış polisler”in atandığı savlandı. Arslan yazısında bu değişikliği, “Emniyet İstihbarat’ta yapılan bu operasyondan sonra adeta son on yılın hafızası gitti… Yani son on yılın hayati operasyonlarını yürüten ekipten kimse kalmadı”diye değerlendirdi.

Görevden alınan istihbaratçılar arasında El Kaide ile mücadeleden sorumlu C şube müdürü, istihbarata karşı koyma, teknik şube, bilgi işlem, bilişim suçlarıyla mücadele, personel ve hukuk işlerinden sorumlu Ar-Ge şube müdürleri yer aldı. “Başkentte konuşulanlara bakılırsa Emniyet istihbaratındaki bu radikal değişim sürecek. Hatta isim listelerinin hazırlandığı da artık sır değil. Tasfiye edilen isimlerin yerine getirilenlerin tamamına yakınının ‘devre’ olması da Emniyet camiasında dikkat çeken ayrıntılardan biri” değerlendirmesi yapılan yazıda, “Gelen isimlerin Ergenekon ve Balyoz gibi Türkiye’nin arınma ve normalleşme sürecinde kritik öneme sahip davalara soğuk baktığı da güvenlik bürokrasisinde bilinen bir durum. Bir başka dikkat çeken ortak özellikse iktidardan çok muhalefetteki bir başka partiye kendilerini daha yakın hissetmeleri” yorumu dikkat çekti. İddialara göre bu değişikliğin altında yeni İstihbarat Daire Başkanı Engin Dinç yerine Başbakanlık Koruma Müdürü Ramazan Bal’ın imzası olduğu savlandı.