Ana Sayfa Blog Sayfa 4081

Ariel Şaron toprağa veriliyor

0

140113075027_sharon_funeral_304x171_v_nocreditSekiz yıl komada kalmasının ardından önceki gün ölen Eski İsrail Başbakanı Ariel Şaron bugün geniş güvenlik önlemleri altında yapılan devlet töreni ve askeri cenazeyle toprağa veriliyor.

Şaron için Kudüs’teki İsrail Parlamentosu Knesset’teki tören başladı.

Şaron’un toprağa verileceği Negev Çölü’ndeki aileye ait çiftlikte törenler yapılacak.

Cenazeye aralarında ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden’ın da bulunduğu 20 yabancı konuk katılıyor.

Başbakan Benyamin Netanyahu dünkü kabine toplantısında yaptığı açıklamada, Şaron’un “öncelikle ve en önemlisi bir savaşçı ve komutan olduğunu ve hem bu çağda, hem de tarih boyunca Yahudi halkının en büyük generallerinden biri olduğunu”Ş söyledi.

İsrail’in 1948’deki bağımsızlığından 1973’e yaşanan dört savaşta aktif rol alması, daha sonra da 1982’de Lübnan’ın işgali emrini verilmesi Şaron’u Arap dünyasında nefret edilen bir isimlerden biri haline getirdi.

Filistinliler Sabra ve Şatila mülteci kamplarında Hristiyan Falanjist militanların yaptığı katliam nedeniyle Şaron’u bir savaş suçlusu olarka görüyor. İsrail’de yapılan birk soruşturma Şaron’un katliamı önleyememekten sorumlu bulmuştu.

Ancak Ocak 2006’ta geçirdiği komadan aylar önce İsrail’in Gazze’den tek taraflı çekilmesini sağladı.

‘Gazze’yle kalmayacaktı’

Şaron’dan başbakanlığı devralan Ehud Olmert BBC’ye yaptığı açıklamada Şaron’un iktidarda kalması durumunda, Şaron’un işgal altındaki toprakların çoğundan çekileceğini söyledi.

Şaron’un cenazesine Arap dünyası, Afrika ya da Latin Amerika’dan herhangi bir heyet katılmıyor.

Parlamentodaki törenin ardından Şaron’un tabutu 1948’deki bağımsızlık savaşında ağır yaralandığı Batı Kudüs’teki Latrun’a götürülecek ve burada kısa bir askeri tören yapılacak.

Son olaraksa Gazze yakınlarındaki Sderot’ta bulunan aile çiftliğinde 2000 yılında ölen eşi Lili’nin yanına gömülecek.

Mezarın Gazze’ye olan yakınlığı nedeniyle üç güvenlik çemberi oluşturuldu.

İlk çemberde aile sadece üyeleri ve davetliler olacak. İkinci çember halka açık olacak. Üçüncü çemberle de çevre güvenliği sağlanacak.

Bir İsrail güvenlik yetkilisi Gazze’deki Hamas hükümetinin roket saldırılarını önlemesi için uyarıldığını belirtti.

(BBC)

FT: Türkiye interneti sınırlandırmaya hazırlanıyor

ssTürkiye’de internet yasağının genişletileceğine yönelik haberler Financial Times gazetesinin de gündeminde.

Financial Times gazetesinin Türkiye muhabiri Daniel Dombey’in imzasının taşıyan haberde, “Türkiye, hükümetin yolsuzluk skandalına yanıt olarak ülkenin yasal kurumları üzerindeki denetimi sıkılaştırdığı bir dönemde, internet üzerindeki kontrolü de artırma arayışında” deniyor.

Gazete, AKP’nin ‘öne sürdüğü yasa teklifiyle ulaştırma bakanlığı ve iletişim bakanlığına, gizliliği ihlal ettiği kanaatine varılan internet sitelerini ve müşterilerinin internetteki hareketlerini muhafaza eden internet hizmet sağlayıcılarını kapatma yetkisi verildiği’ yazıyor.

Financial Times, ‘torba yasası’ kapsamında sunulduğunu belirttiği teklifin, sansürlenen sitelere kullanıcı erişimi sağlayan internet servislerine (ISP) de kısıtlama getirebileceğini ifade ediyor ve önceden uygulamaya konan kısıtlamaları hatırlatıyor:

“Türkiye’de çocukların korunması için hali hazırda internet filtreleme uygulaması var ve geçen yılın ilk altı ayında Google’dan 1.663 sitenin kaldırılması yönünde talep yapıldı, çoğu reddedilse de bu rakam diğer tüm ülkelerin üç katı.”

“Bazı muhalifler, yasa girişiminin, aralarında dört eski bakan ve Erdoğan’ın oğlu Bilal’in de bulunduğu hükümetle bağlantılı isimlerin hedef alındığı yolsuzluk skandalı ardından, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hükümetinin iktidarı güçlendirme eğiliminin bir parçası olduğunu iddia ediyor.”

HSYK ve meclis kavgası

Financial Times, Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yaman Akdeniz’in de şu görüşlerini aktarıyor haberde:

“Bunlar, Türkiye’de internetteki serbest bilgi akışını engellemek için siyasi gerekçelerle alınan önlemler. Türkiye’deki mevcut siyasi iklime bakıldığında, bunlar öncelikli olarak video sızıntılarını ve WikiLeaks tarzı belgeleri kontrol edebilmek için.”

Gazete hükümetin geçen hafta, ‘Adalet Bakanlığı’nın Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) üzerindeki gücünü artırmayı öngören yasa teklifinde bulunduğunu, teklifin HSYK başkanvekili tarafından anayasaya aykırı görüldüğü ve kuvvetler ayrılığını da ihlal edeceği’ yönündeki açıklamasını da hatırlatıyor.

Haberde teklifin görüşüldüğü Anayasa Komisyonu’nda çıkan kavga ve AKP milletvekili Zeyid Aslan’ın Yargıçlar Sendikası Başkanı Ömer Faruk Eminağaoğlu’na tekme atmasına da yer veriliyor. Gazete, Başbakan Erdoğan’ın Pazar yaptığı açıklamada Eminağaoğlu’na atfen ‘militan’ ifadesi kullanmasını da habere taşıyor.

Financial Times muhabiri, 17 Aralık yolsuzluk soruşturması ardından yüzlerce polisin görev yerlerinin değiştirilmesi, Erdoğan’ın soruşturma için ‘yargı darbesi’ ile Fethullah Gülen hareketine atfen ‘dost modern darbe’ ifadelerini kullanmasını da eklediği haberine şöyle devam ediyor:

“AKP yetkilileri, Türkiye’nin yasal kurumlarındaki Gülencileri, soruşturmayı Erdoğan’a karşı kavgalarının bir parçası olarak kullandıklarını söylerken, polis ve savcıların değişmesi soruşturmanın ilerlemesini ve yeni soruşturmalar açılmasını güçleştiriyor.”

Gizli videolar

Gazete, AKP ve Gülen destekçileri arasındaki düşmanlığın derinleşmesiyle yeni yolsuzluk iddialarının internete sızdırılabileceği yönünde beklentilerin arttığını belirtip geçen yıllarda yüksek mevkilerdeki bazı isimlere ait kayıtların gizemli bir şekilde internette yer aldığını ifade ediyor ve ekliyor:

“Fakat, internetle ilgili yeni yasa teklifi hükümetin bu tip videolara erişimi engellemesine olanak sağlayabilir.”

Hükümetin gücünü artırmaya yönelik adımlarının Washington ve Brüksel’i endişelendirdiğini belirten Financial Times gazetesi, haberi ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Jen Psaki’nin geçen hafta yaptığı şu açıklamayla sonlandırıyor:

“ABD, Türk halkının hiç kimsenin hukukun üstünde olmadığı bir yasal sisteme yönelik arzusunu destekliyor… Yaşanan bazı gelişmelerle ilgili endişelerimizi, doğrudan, açıkça ve özel olarak dile getirdik ve dile getirmeye devam edeceğiz.”

(BBC)

Başbakan Berfo Ana’ya yalan mı söyledi?

cemil_kirbayir_iskenceyle_oldurulduBerfo Ana, gözaltında kaybolan oğlunu ararken Kars Başsavcılığı’nın soruşturma açıp ‘takipsizlik’ kararıyla sessiz sedasız kapattığı ortaya çıktı. Takipsizlik kalkmazsa dava da açılamayacak.

Radikal’den İsmail Saymaz’ın haberine göre;

Göle’de, 12 Eylül darbesinden hemen sonra gözaltında öldürülüp cesedi kaybedilen Cemil Kırbayır’ın katilleri hakkında üç yıldır dava açılması beklenirken, Kars Adliyesi’nin deposundan 2002 yılında verilmiş bir ‘takipsizlik kararı’ çıktı. Kars Başsavcılığı’nın 1986’da soruşturma açtığı ve 2002’de sessiz sedasız dosyayı kapattığı ortaya çıktı. Berfo Ana’nın adalet arayışını sürdürdüğü bilindiği halde savcılığın, ‘olayın şikâyetçisi olmadığından’ kimseye tebligatta bulunmadığı ve kararın kesinleştiği anlaşıldı. Kırbayır ailesinin avukatı Yaşar Kaya, 12 yıl sonra tebligat aldıklarını, karara bugün itiraz edeceğini ve takipsizlik kararı kaldırılmazsa davanın açılamayacağını belirtiyor.

Göleli Cemil Kırbayır, 13 Eylül 1980’de gözaltına alınmış ve sorgu için Dede Korkut Eğitim Enstitüsü binasına götürülmüştü. İddiaya göre, 8 Ekim’de polis ve MİT’in katıldığı sorguda hayatını kaybedince cesedi ortadan kaldırılmıştı. Kırbayır’ın sorgu merkezinden kaçtığı iddia edilmişti. Kırbayır’dan üç ay sonra “Maraş katliamının hesabı sorulacak” yazılı pankart asan Mahmut Kaya da kaybedilmişti.

MECLİS ARAŞTIRMIŞTI
Meclis İnsan Hakları Komisyonu 2011 yılında hazırladığı raporda Cemil Kırbayır’ın işkencede öldürüldüğünü ve cesedinin de ortadan kaldırıldığını saptayıp Kars Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunmuştu. Aradan geçen üç yıla rağmen Kars Başsavcılığı hâlâ Cemil Kırbayır Davası’nı açmadı. Kırbayır ailesinin avukatı Yaşar Kaya’nın verdiği bilgiye göre Kars Adliyesi’nin taşınması sırasında depoda, arşivde unutulan bir Kırbayır dosyası bulundu.

Buna göre, oğlunun kaybedilmesinden sonra babası İsmail Kırbayır, 1986’da suç duyurusunda bulundu. Kırbayır ve Kaya dosyaları birleştirilip, soruşturma açıldı. ‘İşkence sonucu adam öldürme’ iddiasıyla açılan dosya, 3 Ekim 2002’de kapatıldı. Dönemin Kars Başsavcısı Ferhat Kapıcı’nın takipsizlik kararında, bu suçta 20 yıllık zamanaşımı olduğu, Kırbayır için 29 Eylül 2000, Kaya için 23 Aralık 2000 tarihleri itibariyle bu sürenin dolduğu, fakat ‘olayın insan hakları ihlali olmalı sebebiyle araştırmaya devam edildiği’ kaydedildi.

Ancak tanık beyanları, Erzurum 9. Kolordu Komutanlığı Askeri Mahkemesi dosyası, Elazığ Sıkıyönetim Askeri Savcılığı’nın görevsizlik kararı, tutanaklar, olaya ilişkin yazışmalar kapsamında kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verilerek, dosya kapatıldı. Savcılık, ‘olayın müştekisi olmadığından’ hiç kimseye tebligatta bulunmadığı için karara itiraz edilemedi.

Avukat Yaşar Kaya, takipsizlik kararına bugün Ardahan Ağır Ceza Mahkemesi’nde itiraz edeceğini söyledi. Karar kaldırılmadığı takdirde dava açılamayacağını belirten Kaya, “Şu an savcının eli kolu bağlanmış durumdadır” diyor. Kaya, 12 yıl sonra tebligat aldıklarını ve bunun da bir hukuk skandalı olduğunu belirtiyor.

AĞABEY: BİZ NEYİYİZ?

Ağabey Mikail Kırbayır ise bu kararın kendilerinden saklandığını, Meclis’in sorusuna rağmen belgenin gönderilmediğini söylüyor:
“Şikâyetçi kimse bulunmadığı için tebligat gönderilmemiş. Bizi vatandaşlıktan sildi mi bu devlet? Beni ve ailemi yok sayıyorlar. Bu bana ve aileme hakarettir. ‘Kimsesi yok’ diyorlar. Ben yaşıyorum. Cemil’in kimsesi yoksa beni niye Karaman’a zorunlu ikamete tabi tuttular? Ben neyiydim ki?”

Kayıp ailelerin sembol ismi ”Berfo Ana”, ilerleyen yaşına rağmen, kayıp annelerin verdiği birçok etkinliğe katıldı, oğlu Cemil Kırbayır ve diğer kayıpların bulunması için kayıp yakınları ile birlikte Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile de görüştü. Berfo Ana Erdoğan’a, “Tek dileğim ölmeden oğlumun mezarını görebilmek” demişti.

(Radikal, Yeşil Gazete)

Bilal Erdoğan, babasının yanında ortaya çıktı!

671770735Yolsuzluk operasyonunun ikinci dalgasında hakkında ifadeye çağrı kağıdı düzenlenen Başbakan Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan ortaya çıktı.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan dün sabah saat 10.20’de Üsküdar Kısıklı ‘daki konutundan ayrılarak Karacaahmet  Mezarlığı’na  geldi. Başbakan Erdoğan, annesi Tenzile Erdoğan ile babası Ahmet Erdoğan’ın mezarlarını ziyaret edip dua etti.

Mezarlıkta yaklaşık 20 dakika kalan Başbakan Erdoğan daha sonra yapımı devam eden Çamlıca Camii’ne geldi. Başbakan Erdoğan’ın yanında oğlu Bilal Erdoğan da yeraldı. Bilal Erdoğan babasına makam aracında eşlik etti.

(Cumhuriyet)

Şarkı söyleyen kadınlar 15 Ocak’ta vizyonda

 

sarki-soyleyen-kadinlar15 Ocak’ta #başkaçarşamba gecesinde Reha Erdem’in yönettiği Şarkı Söyleyen Kadınlar’ın ön gösterimi gerçekleştirilecek. İlk gösterimi Toronto Film Festivalinde gerçekleşen Şarkı Söyleyen Kadınlar filmi, yurtiçinde ise Başka Sinema alternatif gösterim ağının #başkaçarşamba etkinliğiyle sinemaseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Şarkı Söyleyen Kadınlar filminde, deprem tehlikesi sebebiyle boşaltılmakta olan bir ada ve o ada sakinlerinin evlerini terk etmemek için gösterdikleri direnç konu ediliyor. Adanın bir grup sakini, evlerini terk etmeyi kabul etmeyerek direniyorlar. Bir yandan da bir tür dayanışma ruhuyla dans dersleri alıyorlar. Türk-Alman-Fransız ortak yapımı olan Şarkı Söyleyen Kadınlar’da; Binnur Kaya, Jin filminin başrol oyuncusu Deniz Hasgüler, Philip Arditti ve Aylin Aslım ana kadroda yer alıyor.

Şarkı Söyleyen Kadınlar filmi 15 Ocak tarihinde İstanbul, Ankara, Bursa ve Eskişehir’de izleyiciyle buluşacak. İstanbul Beyoğlu Sineması’ndaki gösterim film ekibinin katılımıyla gerçekleşecek.

Şarkı Söyleyen Kadınlar Seans Bilgileri : 

Başka Sinema’dan “Şarkılı” bir film daha

inside-llewyn-davis

17 Ocak’ta ise Coen Kardeşler’den Sen Şarkılarını Söyle /Inside Llewyn Davis Başka Sinema salonlarında izleyiciyle buluşacak. Yurtdışında 2013 Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü kazanan yapım, yurtiçinde ilk gösterimini Altın Koza Film Festivali’nde gerçekleştirmişti.

Coen Kardeşler’in yine bir dönem dramasına imza attıkları Inside Llewyn Davis, 1960’lı yılların New York’unda geçiyor. 1960’lı yılların başında Greenwich Village, folk müziğin devrimine sahne olur. Film ünlü folk sanatçısı Dave Van Ronk’un hayatından ilhamla yola çıkarak, dönemin müzik piyasasında yaşananları ünlü sanatçılar Bob Dylan, Joan Baez ve Joni Mitchell eşliğinde beyazperdeye taşımakta. 2013 Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye için yarışan filmin başrollerinde Justin Timberlake, John Goodman ve son dönemin dikkat çeken yeteneklerinden Carey Mulligan yer alıyor.

 

 ( BaşkaSinema, Yeşil Gazete)

 

13 Ocak 2014

İnce: “Ya Rab bir Bilal uğruna hukuk devleti batıyor”

CHP Grup Başkanvekili Muharrem İnce, Sakary Karasu ilçe aday tanıtımı toplantısında hükümeti eleştirdi:

“Bu topraklarda bin 400 yıldır Müslümanlık yokmuş gibi her şeyi onlardan öğreneceğiz. Sanki bir tek bunlar Müslüman. ‘Haram helal ver Allah’ım, Tayyip kulun yer Allahım’ kafasındasın. Yetimin hakkını yiyorsun, devletin parasını çalıyorsun, imar rezaleti sende, yatak odasında kasa sende. Sonra diyorsun ki savcı soruşturmasın, emniyet kovuşturmasın, kimse gereğini yapmasın. Utanmıyorsun değil mi utanmıyorsun? Polis, savcı, şimdi de HSYK değiştirilmeye çalışılıyor. Diyorsun ki bu bir istiklal savaşı. Ben de diyorum ki bu bir ‘istikBilal’ savaşıdır. Türkiye’de ya Rab bir Bilal uğruna hukuk devleti batıyor.”

Olaylı Kasımpaşa-Beşiktaş maçı için maç tekrar kararı

TFF Yönetim Kurulu, Futbol Müsabaka Talimatı’nın 30. maddesi uyarınca müsabakanın daha sonra belirlenecek bir tarihte, başlangıcından itibaren tekrarına, yalnızca tekrarına karar verilen müsabakanın oynandığı tarihte kulüplerde tescilli olan futbolcuların oynatılmasına ve sarı kartla cezalandırılan disiplin uygulamalarının yapılmamış sayılmasına oy çokluğuyla karar verdi.

Siirt- Pervari’de çocuk gelin ölümü

Siirt’in Pervari ilçesinde, 12 yaşında görücü usulüyle evlendirilen ve 13’ünde anne olan 14 yaşındaki Kader Erten, bir süre önce erken doğumla dünyaya getirdiği ikinci çocuğunun ölümünün ardından evinde silahla vurulmuş halde bulundu. Eşi Mehmet Atak’ın ailesi, gelinlerinin ikinci çocuğunu kaybettikten sonra bunalıma girdiğini ve odasından çıkmadığını iddia ederek, silahla intihar ettiğini ileri sürdü.

Sarıgül: “Kentsel dönüşüm yıkım olmayacak”

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Sarıgül Bakırköy mitinginde İstanbul için projelerini açıkladı:

“Bugünden sonra İstanbul’da plansız, trafiği aksatmayan hataların önüne geçeceğiz. Planlı bir gelişmeye İstanbul’un ihtiyacı var. İstanbul’da gelişi güzel değil planlı çalışmanın zamanı geldi mi? Kentsel dönüşümün yıkım olmaktan çıkarmanın zamanı geldi mi? Vatandaşlarımın onayı olmadan bir tek binayı bile bana Allah’tan başka kimse yıktıramaz. Ulaşımı yeni baştan düzenleyeceğiz. İstanbul trafiğinin çilesine sosyal demokratlar son verecek.”

“Dünyayı anlayan ve seven” arkeolog Halet Çambel vefat etti

50 yılını arkeoloji ve prehistorya çalışmalarına adamış Prof. Dr. Halet Çambel bugün vefat etti. Karatepe Hitit sit alanındaki çalışmalarıyla arkeoloji bilimine önemli katkılar sağlayan 98 yaşındaki Çambel burada uyguladığı öncü “yerinde koruma” modeliyle Türkiye tarihinin ilk açık hava müzesinin de kurucusu idi.

Halet Çambel 1916 - 2014
Halet Çambel 1916 – 2014

Hayatı:

1916’da Berlin’de dünyaya gelen Halet Çambel, Arnavutköy Kız Koleji’ndeki (Robert Koleji) eğitiminin ardından eğitimine Paris Sorbonne Üniversitesi arkeoloji bölümünde devam etti. 1940’ta İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde asistan olan Çambel, emekli olana kadar aynı üniversite bünyesinde çalışmalarını sürdürdü.

1946 yılında Osmaniye İline bağlı Kadirli’ye yakın olan Karatepe Antik şehrindeki yeni bulgular Halet Çambel’in akademik hayatının dönüm noktası oldu. Alman profesör Helmuth Theodor Bossert‘in talebesi olarak başladığı Karatepe-Aslantaş projesini sonraki dönemde kendisi üstlenerek uzun sure Karatepe Höyüğü kazısında çalıştı.

Bugün milli park olan Karatepe höyüğündeki Hitit yerleşimini keşfeden ekipte yer alan arkeolog, bölgedeki eserlerin müzelere taşınmaması ve yerinde kalması konusundaki ısrarlı çalışmaları sonucunda höyüğün açıkhava müzesi olarak korunmasını sağladı. Arkeoloji çalışmaları devam ederken Çambel, bölgedeki köylerde, özellikle gençler için meslek eğitim programları ve atölyeler düzenleyip kooperatif kurulmasına da öncülük etti.

Aynı zamanda Türkiye’yi olimpiyatlarda temsil eden ilk kadın sporcu olan ve 1936 Berlin Olimpiyatlarına eskrim dalında katılan Halet Çambel, iki yıl önce BBC Türkçe’den Aylin Bozyap‘a verdiği mülakatta 20 yaşında bir arkeoloji öğrencisi iken olimpiyatlara katılışını anlatmıştı.

Toros dağlarının eteklerinde bulunan Kadirli’de tanıştığı Yaşar Kemal, 2010 yılında yazdığı bir yazıda Çambel’i şöyle anlatıyor :

Arkeolojide hep toprak altına bakıyorlar. Bunun bir de üstü var. Genellikle arkeologlar toprakların üstlerini görmüyorlar. Halet toprağın üstünü bir insanın gücü yettiği kadar öğrendi, sevdi. Dünyayı anlamak, sevmek nasıl olmalıdır, öğrenmek isteyene onu da öğretti.”

Arkeolog, eğitimci, eskrim sporcusu Halet Çambel için 14 ocak Salı günü İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde bir tören düzenlenecek. Çambel, Çarşamba günü, uzun yıllar eşi mimar Nail Çakırhan’la yaşadıkları ve eşinin restorasyon çalışmalarıyla geleneksel mimarinin modern örneği olarak gösterilen Muğla Akyaka’daki evlerine götürülerek aile mezarlığına, 2008 yılında vefat eden eşinin yanına defnedilecek.

(Yeşil Gazete, BBC Türkçe)

Altın Küre ödülleri sahiplerini buluyor

Hollywood Yabancı Basın Birliği’nin düzenlediği 71. Altın Küre Ödülleri (Golden Globe Awards) 12 Ocak Pazar (Pazartesi sabahı) gecesi düzenlenecek görkemli bir törenle sahiplerini bulacak. Film ve dizi olarak ayrı iki dalda en iyilerin belirleneceği törende 25 ödül sahiplerini bulacak. 2014 yılının ilk ödül töreni olan Altın Küre Ödülleri, Oscar heykelciğine en yakın filmleri ve oyuncuları belirleyen tören olarak bilinmektedir.

altın-küre

Yeşil Gazete olarak 71.Altın Küre Ödül Töreni öncesinde eleştirmenlerin ve otoritelerin yorumlarını göz önünde bulundurarak “Kazanması Muhtemel” film ve oyuncuların listesini yapmaya çalıştık.

71. Altın Küre Ödül Töreni, Pazar gecesi (Pazartesi sabahı) 02:00’da Kırmızı Halı seremonisi ile başlayacak ve saat 03:00’da ödül töreni ile devam edecek. Tören e2  kanalında yayınlanacak.

[Dram] En İyi Film
“12 Years a Slave”
“Captain Phillips”
“Gravity”
“Philomena”
“Rush”

Kazanması Muhtemel: “12 Years a Slave”
Kazanabilir: “Gravity”
Sürpriz: “Gravity” but “12 Years a Slave” yapımları dışında seçilebilecek her film sürpriz olarak değerlendirilebilir.

[Dram] En İyi Yönetmen
Alfonso Cuaron – “Gravity”
Paul Greengrass – “Captain Phillips”
Steve McQueen – “12 Years a Slave”
Alexander Payne – “Nebraska”
David O Russell – “American Hustle”

Kazanması Muhtemel: Alfonso Cuaron – “Gravity”
Kazanabilir: Steve McQueen – “12 Years a Slave”
Sürpriz : Geçen yıl Altın Küre Töreninde 3 ödül kazanan David O. Russell, “American Hustle” bir kez daha ödül kazanabilir mi?

Gözden Kaçan: Coen Biraderlerin aday gösterilmemesi “Inside Llewyn Davis”

[Dram] En İyi Kadın Oyuncu
Cate Blanchett – “Blue Jasmine”
Sandra Bullock – “Gravity
Judi Dench – “Philomena”
Emma Thompson – “Saving Mr Banks”
Kate Winslet – “Labor Day”

Kazanması Muhtemel: Cate Blanchett – “Blue Jasmine”
Kazanabilir: Sandra Bullock – “Gravity”
Sürpriz: Sürprize mahal yok gibi… Cate Blanchett – “Blue Jasmine”
Sürprizin Sürprizi: Adele Exarchopoulos – “Blue Is The Warmest Color”

[Dram] En İyi Erkek Oyuncu
Chiwetel Ejiofor – “12 Years a Slave”
Idris Elba – “Mandela: Long Walk To Freedom”
Tom Hanks – “Captain Phillips”
Matthew McConaughey – “Dallas Buyers Club”
Robert Redford – “All Is Lost”

Kazanması Muhtemel: 2013 yılının en iyi oyuncusu olarak lanse edilen Matthew McConaughey – “Dallas Buyers Club” ödüle çok yakın…
Kazanabilir: Chiwetel Ejiofor – “12 Years a Slave”
Sürpriz: Usta oyuncu onore edilebilir… Dikkat! Robert Redford – “All Is Lost”
Gözden Kaçan: Michael B. Jordan – “Fruitvale Station”

[Dram] Yardımcı Erkek Oyuncu
Barkhad Abdi – “Captain Phillips”
Daniel Bruhl – “Rush”
Bradley Cooper – “American Hustle”
Michael Fassbender – “12 Years a Slave”
Jared Leto – “Dallas Buyers Club”

Kazanması Muhtemel: Michael Fassbender – “12 Years a Slave”
Kazanabilir: Jared Leto – “Dallas Buyers Club”
Sürpriz: Sürpriz olmaz!
Gözden Kaçan: James Franco – “Spring Breakers”

[Dram] Yardımcı Kadın Oyuncu
Sally Hawkins – “Blue Jasmine”
Jennifer Lawrence – “American Hustle”
Lupita N’yongo – “12 Years a Slave”
Julia Roberts – “August: Osage County”
June Squibb – “Nebraska”

Kazanması Muhtemel: Lupita N’yongo – “12 Years A Slave”
Kazanabilir:  Jennifer Lawrence – “American Hustle” Geçen yılın yıldızı bu yıl double yapabilir mi?
Sürpriz: Lupita N’yongo – “12 Years a Slave”
Gözden Kaçan: Margot Martindale – “August: Osage County”

En İyi Yabancı Film
“Blue Is The Warmest Color”
“The Great Beauty”
“The Hunt”
“The Past”
“The Wind Rises”

Kazanması Muhtemel: “Blue Is The Warmest Color”
Kazanabilir: “The Great Beauty”
Sürpriz: Sürprizi olmayan bir kategori daha..

 

( Yeşil Gazete, Indiewire)

Öcalan’dan yeni mektup

Abdullah Öcalan yeni yayımlanan fotoğraflarından birinde Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan ile
Abdullah Öcalan yeni yayımlanan fotoğraflarından birinde Selahattin Demirtaş ve Pervin Buldan ile

BDP Grup Başkan vekilleri Pervin Buldan ve İdris Baluken ile HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı Sırrı Süreyya Önder‘den oluşan heyet, bugün İmralı Adası’nda PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüştü. Görüşmenin ardından Abdullah Öcalan’ın barış sürecine ilişkin görüşlerini içeren bir mektup yayınlandı. Görüşme heyetinin açıkladığı mektup şöyle:

“Öncelikle halklarımızın barış, demokrasi ve özgürlük umutlarının gerçekleşeceği bir yıl olması dileğiyle yeni yıllarını kutlarım.

Özgürlük mücadelesinin sembol isimleri olan Sakine Cansız, Leyla Şaylemez ve Fidan Doğan’ı saygı ve şükranla anarken, bu vahşi katliamın hesabını katillerinden mutlaka soracağımızı belirtmek isterim. Tamamıyla süreci hedefleyen bir darbe olarak gerçekleştirilen bu katliama verilecek en etkili cevabımız kalıcı barışı ve demokratik çözüm hamlemizi tüm engellemelere rağmen kararlı bir şekilde başarıya ulaştırmak olacaktır. Biz barışı ve demokratik çözümü bu yoldaşlarımızın şahsında bütün özgürlük şehitlerine adayacağız.

Savaş bir cehennem ise barış cennettir

Tarihi bir sonuç almak üzere başlattığımız bu sürecin geldiği noktayı şöyle tanımlayabilirim. Savaş bir cehennem ise barış cennettir. Biz, bir ayağımızı cehennemden çıkarttık ama diğer ayağımızı da çıkarma konusunda ortaya konan engeller mani olduğu için arafta beklemekteyiz. Barış süreci amacına uygun formatlarla geliştirilmeye çalışılıyor. Bizim barış irademiz tüm engellemelere rağmen başlattığımız günkü kararlılığındadır. Fakat şu da bilinmelidir ki, arafta sonsuza kadar kalınamaz. Bu cehennemi şartlardan biran önce ülkemizi ve bölgemizi kurtarmak için herkes ivedilikle ve sarsılmayacak bir irade ortaya koymalıdır.

Yaşanan son gelişmeler de göstermektedir ki, süreç biran önce tahkim edilip, tam demokratik bir ülke inşası gerçekleşmezse içeride ve dışarıda savaş isteyen demokrasi düşmanı güçler komplolarına hız vereceklerdir. Bu topraklar son iki yüz yıldan beri hep bir darbe ateşiyle kavrulmaktadır. Bizim geliştirdiğimiz süreç anti darbecidir. Ve demokratik bir toplumu hedeflemektedir.

Bu ateşe benzin taşımayacağız

Sürecin içinde ve dışında olan herkesin bilmesi gereken iki önemli hususu belirtmek isterim: Ülkeyi bir darbe ateşiyle yeniden yangın yerine çevirmek isteyenler bizim bu ateşe benzin taşımayacağımızı bilmelidir. Her darbe teşebbüsü bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da karşısında bizi bulacaktır. Ancak demokratik çözüm sürecine gönülsüz ve kavrayışsız yaklaşanlar da bilmelidir ki, bu ateşi söndürmenin tek yolu demokratik barışı biran önce gerçekleştirmektir.

Artık süreç ciddiyetsizliği ve yasal hukuksal çerçeveden yoksunluğu kaldıracak durumda değildir. Darbecileri teşhir ve mahkûm etmenin en etkili yolu ortaya net ve cesur bir demokratik müzakere programı koymaktır.

Bugüne kadar türlü gerekçelerle ötelenen yasal ve hukuki düzenlemelerin aslında tam da zamanı bugündür. Tarih bunu ihmal edenleri ders çıkarmaya bile vakitleri kalmadan tasfiye edecektir.

Ermeni halkına kapsamlı bir mektupla sesleneceğim

Hızla demokratikleşmeye geçildiğinde darbe kavramı kalıcı bir şekilde mazi olacaktır. Bütün demokrasi güçlerini bu ciddiyeti kavramaya ve gereği için seferber olmaya davet ediyorum.

Sözlerimi bitirirken Ermeni halkının değerli evladı Hrant kardeşimizin anısı ve mücadelesini selamlıyorum. Ermeni yurttaşlarımıza geniş kapsamlı bir mektupla seslenmeyi ve bunu da Hrant’ın katledilme yıl dönümüne yetiştirmeyi umuyorum. Bir kez daha başta hasta tutsaklar olmak üzere bütün cezaevlerine gençlere kadınlara ve barış annelerine özel selamlarımı gönderiyorum.”

(ANF, Yeşil Gazete)

Haftanın Filmleri (10-17 Ocak)

Vizyondakiler 10 Ocak2014 yılının 2.gösterim haftasında vizyona giren izlenmeye değer ve kaçırılmaması gereken yapımları listelemeye çalıştık.

Ferahfeza

Elif Refiğ’in ilk uzun metrajlı filmi olan Ferahfeza, ümitsizlik, sıkışmışlık hissini içinde taşıyan, hayatın içinde gizli olan umut kıpırtılarını nasıl yaşattığımızı anlattığı bir yapım.

Bir limandan hep uzaklaşan kocaman gemiyor, uçsuz bucaksız ve bir o kadar güçlü deniz, sonsuzluk ve hayallerinin peşinden koşmak isteyen 20li yaşlardaki Ali, hayatın içine sıkışmış, bir çıkış yolu arayan, hayata tutanmak isteyen bir karakter.

İtalya, Lecce’de iki ödülle dönenen Ferahfeza, Malatya Film Festivali’ndeki deneyi sonrası Jüri özel ödülüni kazandı. Romantik Funk tarzında nitelendirilen Ferahfeza hikayesi başta olmak üzere, görsel başarısıyla izlenmeyi hake den yerli bir film.

Filmden Not:

Filmin oyuncu kadrosunda sürpriz bir isim olarak değerlendirebileceğimiz Sırrı Süreyya Önder yer alıyor.

Ferahfeza bir yönüyle ülkemizden az çekilen ve bir o kadar görmezden gelinen İşçi Filmi kategorisinde de değerlendirebilir. Geride bıraktığımız yıllarda birçok ölümün gerçekleştidiği Tuzla Dershanesinde olayın geçmesi Ferahfeza’yı durduğu yer olarak daha ilginç kılıyor.

Gloria

Ülkemizde ilk olarak Altın Koza Film Festivali’nde izleyiciyle buluşan daha sonra Filmekimi ve Antalya Film Festivali’nde de gösterilen Gloria, Berlin Film Festivali’nde kazandığı En İyi Kadın Oyuncu ödülü ile dikkatleri üzerine geçen bir film.

Şili’den Yabancı dilde Oscar Adayı olarak gösterilen filmin konusu;  58 yaşında, boşanmış, yalnız bir kadın olan Gloria, Gece kulüplerinde aşk ve macera peşinde umut, hayal kırıklığı ve boşluk hissiyle karşı karşıya kalır. Bir deniz subayıyla tanışıp yakınlaştığında kendi sırlarıyla da yüzleşmek zorunda kalacaktır.

Child’s Pose / Çocuk Pozu

Bükreş’in üst sınıf ailelerinden birine mensup olan Bayan Cornelia, oğlunun geçirdiği ölümcül bir trafik kazasından sonra onun tüm sorumluluklarını eline alır. Barbu, kazada küçük bir çocuğu öldürmüştür. Bayan Cornelia, bu durum karşısında oğlu hakkında tüm gerçekleri öğreneceği gibi durumu düzeltmek için tüm varlığını ortaya koyacaktır.

2013 Berlin Film Festivali En İyi Film ve  Fipresci Ödülüne layık görülen film Yeşil Gazete ekibinin 2013 yılının Akılda Kalan Filmler listesinde yer alıyor..

Child’s Pose / Çocuk Pozu: Roller ve yaşamlar film eleştiri yazısı

(Yeşil Gazete)