Ana Sayfa Blog Sayfa 4034

Baharı bekleyen buğdaylar gibi: Soru ve sorunlarla tarımsal kuraklık

Tarımsal kuraklıktan bahsederken insanın aklına takılıyor: Acaba sorun kuraklıktan öte, uygulanan yanlış tarım politikaları mı? Abdullah Aysu, Nidal Özdemir ve Hakan Ozan Erzincanlı’ya sorduk.

Sokakta çiçek açmış erik ağaçlarını görünce önce sevinçle karışık heyecanlandığımız, sonra korkuya kapıldığımız günlerden geçiyoruz. Daha önce Şubat ortasında çiçeklenen ağaç görmüş müydünüz? Bu coğrafyada iklim değişikliğine bağlı kuraklık artık “tehlike” değil, içine düşülen bir kriz.

agri-winter-wheat

Bahar yağışları tarımsal kuraklığa çözüm değil 

2007 yılındaki büyük kuraklıktan daha zor bir dönemden geçiyor Türkiye. Sayıları iyice ezber edelim: Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü verilerine göre 2013 yılı sonbahar mevsimi yağışlarında normale göre %14 azalma görüldü. Aralık ayında önceki yıla göre  %72, Ocak ayında %39,1  azalma yaşandı.

Aylar öncesinden artan gıda fiyatları tarımsal kuraklıkla ilgili ilk sinyalleri vermişti. Tarım ve Köyişleri Bakanı’nın “kuraklık geliyor”dan öte bir açıklama yapmadığı, hükümetin krizle ilgili –gizli planlardan anladığımız kadarıyla- tek çözümünün, doğanın dengesini zaten bozmuş olan HES’leri arttırmak olduğu bu süreçte, şimdi de umut Mart ve Nisan yağışlarına bağlandı. Fakat uzmanlara gore, ekinler için artık geç; tohumun büyüyebilmesi için gereken su bahar değil kış yağmurlarından karşılanıyor.

Tarımsal kuraklıktan bahsederken insanın aklına takılıyor: Acaba sorun kuraklıktan öte uygulanan yanlış tarım politikaları mı? Abdullah Aysu, Nidal Özdemir ve Hakan Ozan Erzincanlı’ya sorduk.

“Tarımsal verimlilik %20- %30 düşecek”

fft2mm3802453
Abdullah Aysu

Çiftçi Sendikaları’nın başkanı ve yazar Abdullah Aysu, tarımsal kuraklıkla ilgili işaretleri şöyle sıralıyor: “Buğday arpa gibi hububatların köklerinin serinde olması gerekir. Ekim – Kasım aralığında toğrağın nemli olması ve yağmurun yağması gerekiyordu. Şu anda yaşadığımı dönemlerde genellikle kar örtüsü olur. Köke yavaş yavaş salınarak buğdayı gelişimini arttırır. Şimdi kar yok. Bunları alt alta topladığımızda ciddi bir verim kaybıyla karşı karşıyayız. Bilge çiftçilerin bize söylediği, bundan sonra düzenli yağış olsa bile mevsiminde yağmur olmadığı için verimlilik yüzde 20 ve yüzde 30 arasında düşecek.

“ABD, kuraklık için çiftçiye destek oldu, ya Türkiye?”

Aysu, ABD’de de kuraklık olduğunu, fakat orada çiftçiye yapılan destek nedeniyle tarım krizi yaşanmadığını hatırlatıyor: “173 milyon dolar destek oldular çiftçiye, üretim devam etsin diye. Ama Türkiye’de çiftçilerin üretime devam edip etmeyeceğiyle ilgilenen yok. Tarım Bakanlığı üretimi geliştirmek yerine ithalatı ve ihracatı koordine etmeye çalışıyor. Yanlış tarım politikaları nedeniyle beş yıldır buğday ithal ediyor bu ülke. Çiftçiler de zarar ettikleri için üretimden vazgeçti, üç milyon hektarlık arazi ekilmiyor artık.”

Hububat dışında sebze ve meyveler için de tehlikeli bir dönemin yaşandığını söyleyen Abdullah Aysu, “orman kesmek, HES kurmak gibi faaliyetler olacağına, ekolojik döngüyü sağlayabilecek politikalara geçilmeli” diyor.

Özdemir: Asi Havzası’nda su için 60 değil 250 metreye inmek gerekiyor 

Kuraklığı en yoğun şiddetiyle yaşayan bölgelerden birinde, Hatay’da fidecilikle uğraşan ziraat mühendisi Nidal Özdemir de Amik Gölü ve çevresinin portresini epey karanlık çiziyor:

cicekciler-siparise-yetisemiyor,-botanikciler-sinek-avliyor-IHA-20121212AW000064-3-t
Nidal Öztürk

Amik Gölü’nün kendine özgü bir iklimi vardı, zaman zaman yağış zaman zaman sis olurdu. Bu yok edildiği için iklim değişti. Her yerin imara açılmasıyla, çiftçilerin de zorunlu kaçak kuyulara yönlemesiyle, Asi Havzası’nda su problemi yaşanmaya başladı. 60 metrede kuyudan su çekerken artık 250 metre, 500 metreye iniyorsunuz.”

“Elma fidanlarım bir ay önce çiçek açtı, artık işe yaramaz”

Peki bir fideci olarak Öztürk’ü nasıl etkiledi kuraklık? “Elma mart ayının sonunda bile açmazdı, şimdi sökülen elma fidanlarım çiçek açtı. Yani benim fidanlarım odun oldu artık bir işe yaramaz.”

Nidal Öztürk, iklim kuşaklarının kaymasıyla tarım alışkanlıklarının da değişeceğini düşünüyor: “Akdeniz bölgesinde narenciye yerine hurma yetiştirebiliriz. Bu bölge ülkenin maydanozunu, narenciyesinin karşılayan bir bölge. Buğdayı zaten ithal etmeye başladık, maydanozu da mı ithal edelim?

Erzincanlı: Tarım endüstrisi dünyadaki temiz suyun %80’ini kullanıyor

Tarımsal kuraklıkla ilgili hükümetin tarım politikasındaki yanlış uygulamalarından, HES gibi doğayı sömüren uygulamalardan bahsettik. Perspektifi biraz daha açalım: “Organik Ötesi Tarım” kitabının yazarı Hakan Ozan Erzincanlı, kuraklığın nedenini doğadaki insan müdahalesine ve endüstriyel tarıma bağlıyor:

Hakan Ozan Erzincanlı
Hakan Ozan Erzincanlı

“Her şeyi gereğinden fazla harcamaya ve harcama sonucunda gereğinden fazla ürün almaya dayalı bir sistem var ama doğa bunu kabul etmiyor. Yağmurla her yerde uygun üretim yapabilirsiniz ama insan bir araziyi önce açıyor, sürüyor. Bu su kaybı yaratan bir durum. Sonra hibrit tohum ekiyor. Melez azmanı da deniyor bu tohuma, bilimsel süreçlerinden fabrikalarda üretilir. Su verdiğiniz müddetçe size çok ürün verir ama şımarıktır, çok besin ve su ister. Bunlarla toprağı tohumlayıp sürekli, sürme çapalama yaparsınız su kaybı olur. Dünyada kullanılan temiz suyun yüzde 80’i tarıma gidiyor. Demek ki bizim endüstrilerimiz temiz su oranını tarıma kaydırıyor.”

“Rusya cevizi Ankara’da olduysa, Akdeniz’de de olur!”

Endüstriyel tarımsal alışkanlıklarının yaşanan krize nasıl neden olabileceğini geçen gün yaşadığı bir örnekle anlatıyor Erzincanlı: “Güney Akdeniz’de bir köye gittim. Bütün üreticiler şikayet ediyor ‘su yok’ diye. Ama aslında komik hatalar yapmışlar. Mesela arazisi kuzeye bakan biri incir ekmiş, arazisi güneye bakan biri de ceviz ekmiş. Yani ‘su yetmesin biz ürün alamayalım’ diye yapılmış sanki. Bir üretici Rusya’dan ceviz getirmiş onu anlatıyor. ‘Rusya’daki ceviz burada olur mu?’ diye soruyorum, ‘Ankara’da olmuş’ diyor. Arazinin ortasında 300 yıllık Osmanlı kuyuları var burda su birikiyor, ama çiftçi 60 kilometre ötedeki kaynaktan çeşme suyu getiriyor. Temel sorun bilinçsizlik, düşünce fonksiyonunun tarım içinde olmaması.”

(Yeşil Gazete)

Amerikalı şirket montaj raporunu yalanladı: Bu sahtekarlıktan utanın!

page_amerikali-sirket-montaj-raporunu-yalanladi-bu-sahtekarliktan-utanin_493002961Başbakan Erdoğan ile oğluna ait olduğu iddia edilen ses kaydının Amerikalı bir medya şirketin raporuna dayandırılarak montaj olduğu yönünde çıkan haberlerin asılsız olduğu öne sürüldü

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydının Amerikalı bir medya şirketin raporuna dayandırılarak montaj olduğu yönünde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığı öne sürüldü.

Zaman’da “Amerikalı şirket montaj raporunu yalanladı” başlığıyla yayımlanan haber şöyle:

Amerikalı firma yaptığı açıklamada, montaj haberini yalanladı. Bir diğer şirket ise, kendilerinin daha çok müzik kayıtları ile ilgilendiklerini ve adli ses uzmanı olmadıklarını ifade etti.

Kaynak olarak gösterilen John Marshall Media (JMM) şirketinin Kurucusu ve CEO’su John Marshall Cheary, Türkçe bir kayıt için herhangi bir görüş belirtmediklerini ifade ederek “Bu bariz sahtekarlığı yayınlayanlar kendinizden utanın.”dedi.

Haberin duyulmasından kısa bir süre sonra Facebook üzerinden açıklamada bulunan CEO Cheary, sözkonusu dökümanın ‘J Ou Production’ tarafından imzalandığı, kağıdın üzerine ise John Marshall Media kartviztinin zımbalandığına dikkat çekti. Cheary bununda  şirketin resmi antetli kağıdı olmadığını belirtti. Bu durumun bariz bir hile teşebbüsü olduğunu kaydeden Cheary “Bu kayıt JMM tarafından analiz edilmemiştir ve JMM adli ses uzmanı değildir. Kendisini bizim şirketin çalışanı gibi gösteren bu şahıs için dava açmayı düşünmekteyiz ve bu konuda şirket politikalarımızı gözden geçirmekteyiz.”şeklinde açıklamada bulundu.

Haberde adı geçen bir diğer şirket  Kaleidoscope Sound ise, incelenmesi istenen ses kaydının, sadece aralıksız devam eden bir konuşma olup olmadığını analiz ettiklerini belirtti.

Şirket adına Facebook üzerinden açıklamada bulunan Randy Crafton, ses kaydının parçalı olduğuna karar verdiklerini bunun ötesinde herhangi tespitte bulunmak için kesinlikle en az yerli (Türkçe)  konuşmacının hazır bulunması gerektiğini  ifade etti. Zaten YouTube’daki ses kaydı beş ayrı konuşmadan oluşuyordu, şirket sadece bunu doğrulamış oldu.

Anlamadıkları konuşmaların içeriği  ilgili herhangi bir görüş belirtmediklerine dikkat çeken Crafton, sözkonusu mektubun herhangi bir kimsenin masumiyeti ya da suçluluk göstergesi olarak yorumlanmaması gerektiğini ifade etti. Crafton, bu açıklamaların sadece basit bir soruya verilmiş cevap olduğunu söyledi.

Çayan Birben dosyası ağır cezaya gönderildi

530edad032dc9f1a7c4df66dYalova’da polisin sıktığı biber gazı nedeniyle yaşamını yitiren Çayan Birben dosyasında Yargıtay sanık polislerin ağır cezada yargılanmasına karar verdi.

 Çayan Birben 27 Mayıs 2012’de Yalova’da bir kavgayı ayırmaya çalışırken polisin sıktığı biber gazı nedeniyle hayatını kaybetmişti.

Açılan dava üzerine savcılık, 31 yaşındaki Birben’in ölümünün biber gazından kaynaklanıp kaynaklanmadığının tespiti için dosyayı Adli Tıp Kurumu’na gönderdi. Adli Tıp, 13 Şubat 2013 tarihli raporunda, Birben’in ölümüne yakın mesafeden sıkılan biber gazının yol açmış olabileceğini belirtti.

Hazırlanan iddianamede, şüpheli polisler İbrahim Baltacı, Serhat Ayhan Yeni, Ercüment Küçükakça ve Tekin Ceyhan’a ‘taksirle ölüme sebebiyet verme’den yargılanması istendi.

Ancak, iddianameyi kabul eden Yalova 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi, görevsizilik kararı vererek, dosyayı ağır ceza mahkemesine gönderdi. Hâkim, sanıkların ‘silah yoluyla kasten yaralama’ suçundan 12 yıla kadar hapis cezasıyla yargılanmaları gerektiğini savundu. Sanıklardan gelen itiraz üzerine dosya Yargıtay’a gönderildi. Ve Yargıtay davanın Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmesine hükmetti.

(CNNTurk)

“Recep Tayyip Erdoğan artık Türkiye’nin sorunlarının kaynağıdır”

530ef2fa8f67be1ae0dd2141Financial Times’ın “Recep Tayyip Erdoğan artık Türkiye’nin sorunlarının kaynağıdır” başlıklı makalesinde, Erdoğan’ın kuşağının en yetenekli politikacısı olduğunu ama artık dijital çağa ayak uyduramadığını kaydetti.

FT’nin Dış Haberler Editörü David Gardner tarafından kaleme alınan yazıda, Erdoğan’ın YouTube’da yayınlanan ses kaydını inkar ettiği hatırlatılarak, “Ama artık hem o hem de Türkiye bir çıkmaza saplandı” ifadesine yer verildi.

Gardner, “Erdoğan’ın İslamcı Adalet ve Kalkınma Partisi” ile “onun sadık müttefiki, ABD merkezli imam Fethullah Gülen’den ilham alan şüpheli İslamcı hareket” arasındaki güç mücadelesinin ülkeyi sarstığını yazdı.

Geçen yaz yapılan “sivil ayaklanmaya” bir de Gülenciler ile yapılan ve “hiçbir sınır tanımayan” kavga ile Erdoğan’ın yakın çevresine kadar uzanan yolsuzluk skandalıyla ilgili kanıtların da eklendiğini, belirten yazar, ancak yine de “sıkışık durumdaki Erdoğan hala Türkiye’nin büyük kişiliği” değerlendirmesini yaptı.

Yazıda, “(Erdoğan’ın) Laik muhalefetteki rakipleri siyasi cüceler. Ama yine de onun (Erdoğan’ın) hem içerideki hem de dışarıdaki saygınlığı telafi edilmez bir şekilde lekelendi” sözlerine yer verildi.

“Nasıl oldu da böyle oldu?” sorusunu soran yazar, “Erdoğan çok üzün bir süre iktidarda kaldı. Her seferinde oylarını arttırarak kazandı ve Haziran 2011’deki genel seçim zaferi oylarını büyük bölümünü almaktan da öte olup adeta bir çıg gibi arttırmaktı. Bunun somut nedenleri var. AKP uzun bir siyasi tıkanıklık ve ekonomik kargaşanın ardından iktidara geldi. Türkiye, bölgesel bir güç olarak yükseldi. Ekonomisi neredeyse Çin süratinde büyüyerek, refah ve sağlık hizmetleri, okullar ve yolların yaygınlaşmasını sağladı. Bir avuç ticari holdingin karşısında ‘Anadolo kaplanı’ denilen yeni bir girişimci türü çıkışa geçti” diye yazdı.

Erdoğan’ın kendisini milletle özdeşleştirmesinin neredeyse sorunun bir özeti olduğunun vurgulandığı yazıda, “İktidarı üzerinde neredeyse hiçbir kurumsal ya da siyasi kontrol kalmadı ve artık kendisinden başka hiçkimseyi dinlememeye başladı. Sandıkta çıkan emsalsiz başarısını tam da hakkındaki bu iddialar sırasında Mart’taki yerel seçimlerde, yazın yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimi ve genel seçimlerde yeniden sınava sokacak ve bu aynı zamanda Erdoğan için kişisel bir referendum olacak” yorumu yapıldı.

Sandıktan da yara bere almadan çıkması halinde bile Erdoğan için işlerin yine de ters gidebileceğine dikkat çeken yazar, “Eğer Erdoğan, mesnetsiz komplolarla şirketleri, okulları, gazeteleri, mahkemeleri ve henüz keşfetmediği başka karanlık odaları suçlamaya devam ederse, kısa vadeli para akımına karşı kırılgan olan Türkiye’ye duyulan güven çökebilir. Bu arada İslami kademeler arasındaki savaş şiddetlenerek devam ederse, insanlar AKP’yi bir adamın kaprislerinden kurtarmak isteyebilir, ya da parti kurucularından birinin bana özel olarak ima ettiği üzere, Erdoğan projesi artık içerden patlar” diye yazdı.

27 Şubat 2014

Amerikalı şirket montaj raporunu yalanladı 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen ses kaydının Amerikalı bir medya şirketin raporuna dayandırılarak montaj olduğu yönünde çıkan haberlerin gerçeği yansıtmadığı anlaşıldı. Amerikalı firma yaptığı açıklamada, montaj haberini yalanladı. Bir diğer şirket ise, kendilerinin daha çok müzik kayıtları ile ilgilendiklerini ve adli ses uzmanı olmadıklarını ifade etti.

Melih Gökçek’e göre CHP afişlerini engellemek “şeref”

Melih Gökçek CHP’nin afişlerinin asılmasını engellediği yönünde çıkan ses kaydını doğrulayarak bunun Başbakan’a destek çıktığı için kendisinin de ses kayıtlarının yayınlandığını belirtti.  Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, “Ne yapmışım, suçum ne? Cumhuriyet Halk Partisi’nin afişlerini asmayı engellemişim. Suça bak, suça. Şeref midir, suç mudur siz karar vereceksiniz” dedi.

Mor Gabriel’in tapusu sonunda Süryanilere geçti

Mardin’in Midyat ilçesinden 1613 yıl önce inşa edilen Mor Gabriel Manastırı arazisinin tapusunu sonunda Süryaniler aldı. Manastır Vakfına ait 12 arazinin iade işlemleri tamamlandı. Arazilerin tapusu vakıf başkanı Kuryakos Ergün’e teslim edildi

Kapatılmadan, Avrupa’da finale

0

1600X1200_1608917691Geçen sene yönetim tarafından kapatılması düşünülen Beşiktaş Kadın Voleybol Takımı, Avrupa’da finale yürüyor.

Voleybolda, Kadınlar Challenge Kupası yarı final ilk maçında Beşiktaş, deplasmanda Polonya temsilcisi Impel’i 3-1 yenerek, rövanş maçı öncesinde avantaj sağladı.

Wroclaw kentinde oynanan karşılaşmada ilk seti ev sahibi takım 25-18 önde bitirdi. Beşiktaş sonraki setleri 20-25, 22-25 ve 16-25 kazanarak, müsabakadan 3-1 galip ayrıldı.

Karşılaşmanın rövanşı 2 Mart Pazar günü İstanbul’da oynanacak. Burhan Felek Salonu’ndaki karşılaşma saat 17.00’de başlayacak.

27 Şubat 2014

Kırım’da kamu binaları ele geçirildi

Ukrayna’da Ruslar’ın çoğunlukta yaşadığı Kırım bölgesindeki kamu binalarının silahlı kişilerce ele geçirilmesinin ardından güvenlik güçleri alarma geçirildi. Simferopol’de dün Rusya yanlısı ayrılıkçılar ve Ukraynalı yeni lider kadrosunun destekçileri arasında çatışmalar yaşanmıştı. Yerel yetkililer binayı ele geçirenle pazarlıkların sürdüğünü bildirdi.

Arizona’da LGBT hakları karşıtı yasa iptal edildi

Amerika Birleşik Devletleri’nde Arizona Valisi Jan Brewer, işletme sahiplerinin dini inançlarını gerekçe göstererek eşcinsel müşterileri geri çevirmesine izin veren yasayı veto etti.Brewer “Yasa istenmeyen ve olumsuz sonuçlar doğurabilirdi” dedi.

Mısır’da 26 kişi ölüm cezasına çarptırıldı

Mısır’da 26 kişinin “terör örgütü kurmak” suçlamasıyla yargılanıp ölüm cezasına çarptırıldığı belirtiliyor.Mısır medyasındaki haberlere göre yargıçlar sanıkları roket ve patlayıcı madde üretmekten de suçlu buldu. tıklayın Mihlib, Geçici Başbakan Hazım Beblavi’nin Pazartesi günü tıklayın istifa etmesinin ardından görevlendirildi.

David Cameron: İklim değişikliği en ciddi tehdit

İngiltere başkanı David Cameron, mecliste yaptığı açıklamada “insanları eylemleri sonucunda oluşan iklim değişikliği bu ülkenin ve dünyanın karşılaştığı en ciddi tehdittir.” eedi.

Norveç’te her on kadından üçü tecavüz mağduru

Norveç Adalet Bakanı Anders Anundsen, Sağlık Bakanı Bendt Höje, Çocuk ve Eşitlik Bakanı Solveig Horne tarafından açıklanan rapora göre, her 10 Norveçli kadından birinin tecavüze uğradığı ortaya çıktı..Bakan Anundsen, ” Tecavüze uğrayan her üç kadından biri yaşadığı olayı sakladığı için bu konuda tam bilgi edinmek olukça zor. Tecavüze uğrayan kadınlar bunu yakınlarına ve arkadaşlarına anlatmak istemiyorlar. Araştırma, yapılan tedaviler, suç duyuruları psikolojik destek çalışmalarından yola çıkılarak yapıldı” dedi.

Venezuela’da yedi istihbarat üyesine ceza verildi

Venezuela’da Başsavcılık, Caracas’daki eylemler sırasında bir protestocu ve bir iktidar destekçisini öldürmek suçundan yedi İstihbarat üyesine dava açtı. İki kişinin çıkan karmaşada öldürüldüğü Çarşamba günü, bir başka protestocu da, bir tanığın söylediği kadarıyla, motorsikletli birinin açtığı ateş sonucu ölmüştü.

Almanya Anayasa Mahkemesi: yüzde 3 baraj anayasaya aykırı

Alman Anayasa Mahkemesi, kararını çarşamba günü açıkladı ve Avrupa Parlamentosu seçimlerindeki baraj düzenlemesinin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Mahkeme kararında, Almanya’daki yüzde 3’lük baraj düzenlemesinin küçük partileri dezavantajlı duruma düşürdüğü ve siyasî partiler arasında fırsat eşitliği ilkesine aykırı olduğu vurgulandı. Almanya’da Avrupa Parlamentosu seçimleri için yüzde 3’lük baraj düzenlemesi dokuz ay önce kabul edilmiş, ardından konu bin yüz vatandaş ve 19 siyasî partinin başvurusuyla Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştı.

Kayseri KASKİ’den 54 sayı fark!

0

FIBA Kadınlar Euroleague A Grubu’nda Kayseri KASKİ, sahasında Macaristan’ın Uni Györ takımını 91-37 yendi.

kaski_IW46LFIBA Kadınlar Euroleague A Grubu’nda Kayseri KASKİ, sahasında Macaristan’ın Uni Györ takımını 91-37 yendi.

Karşılaşmaya taraftarının desteğini arkasına alarak başlayan Kayseri KASKİ, ilk 5 dakikayı 15-6 önde tamamladı. Oyundaki etkinliğini sürdüren Kayseri KASKİ ilk periyotu 26-11 üstünlükle bitirdi.

İkinci periyotta da iyi oyununa devam eden Kayseri KASKİ ilk yarıyı 43-21 önde tamamladı. Üçüncü periyotta da rakibine büyük üstünlük kuran ev sahibi Kayseri KASKİ bu bölümü 62-29 üstünlükle geçti.

Son periyotta da etkili oynayan Kayseri KASKİ, karşılaşmayı 91-37 kazandı. KASKİ bu sonuçla adını bir üst tura yazdırdı. Maçın en skorer oyuncusu 18 sayıyla Sanders olurken, onu 16 sayıyla Sabrina takip etti.

Erdoğan’dan iki miting iptali

akapeBaşbakan Erdoğan’ın Eskişehir mitinginin ertelenmesinden sonra Mersin mitingi de iptal edildi.

Seçim çalışmaları çerçevesinde 51 ile gitmeyi planlayan Başbakan Tayyip Erdoğan ‘ın Eskişehir mitingi ertelenmişti. Son değişiklik ile Mersin mitingi de iptal edildi.

Erdoğan’ın Eskişehir mitinginin ileri bir tarihe ertelenerek yerine Kırklareli mitinginin alındığı ve Mersin mitinginin de iptal edildiği bildirildi. Mersin mitinginin iptal edilmesiyle ilgili bir açıklama yapılmadı. Başbakan’ın sağlık durumuyla ilgili olarak ortaya atılan spekülatif iddialarla ilgili bir açıklama ise CNN Türk sabah yayınına katılan gazeteci Hakan Çelik’ten geldi. Başbakanlığa yakın bir kaynakla görüştüğünü söyleyen Çelik, hastalık iddialarının doğrulanmadığını sadece hafif bir bel rahatsızlığının söz konusu olduğu duyumunu aldığını söyledi.


Erdoğan, 30 Mart Mahalli İdareler Seçimleri kapsamında Cumartesi günü meydanlara inmişti. Başbakan Erdoğan , geçen hafta Cuma günü Ankara Arena’da düzenlediği törenle seçim kampanyasının açılışını gerçekleşmiş ve hafta sonu Sivas’tan mitingleri başlatmıştı.

Bu da köprünün ekspres katliamı

page3. Köprü bağlantı yollarının yeşil alanlarda yarattığı tahribat Anadolu yakasında da devam ediyor. 3. Köprü kapsamında Kuzey Marmara Otoyolu ile TEM arasında yapılan ekspres yol Ümraniye’nin mesire alanı olan Devegeçidi’nden geçiyor. Devegeçidi’nde binlerce metrekarelik orman yok edilerek başlayan inşaat hızla sürüyor.

3. Köprü projesi kapsamında Anadolu Yakası’nda Kuzey Marmara Otoyolu ile TEM arasında iki ekspres bağlantı yolu planlanıyor. Ekspres bağlantı yolunun ilki, Kurtköy’ü geçtikten sonra Sultanbeyli yakınlarında yapılıyor. İkinci ekspres bağlantı yolu ise Ümraniye Cezaevi’nden başlayıp tamamı ormanlık alan olan Alemdağ, Taşdelen ve Çekmeköy üzerinden geçiyor. Ekspres yol için aylardın mesire yeri Devegeçidi’ndeki ağaçlar kesilip yeşil doku kazınarak yollar açıldı. Binlerce metrekarelik yeşil doku katledilerek oluşturulan alanda şimdi iş makineleri inşaat yapıyor.

(Cumhuriyet)