Ana Sayfa Blog Sayfa 3994

Marmariç gönüllüler arıyor

Marmariç Ekolojik Yerleşimi önümüzdeki yaz ayında öncelikli olarak kerpiç ev inşaatında ve diğer çalışmalarda (kompost hazırlama, malç yapma, tavukların ve ineklerin bakımı, bostan işleri vb.) çalışmak üzere 18-45 yaş aralığında gönüllüler arıyor.  Kamp alanında kendi çadırlarında konaklayacak gönüllülerin yemek hazırlığında ve ortak alanların temizliğinde de dönüşümlü olarak yer alması bekleniyor.

marmaric

marmaric2

Ayrıntılı bilgi ve başvuru için Facebook sayfasını ve internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

(Yeşil Gazete)

Ders kitaplarına göre engelliler ‘hasta ve yardıma muhtaç’

Okul kitaplarında engellilerle ilgili nasıl bir algı yaratıldığını araştıran bir çalışma çarpıcı veriler ortaya koydu. “Ders Kitaplarında Engellilik” araştırmasına göre engellilik hastalık ve kusurluluk olarak ele alınıyor, sık sık ‘yardıma muhtaç’ vurgusu yapılıyor.  Engellilerin toplumsal yaşama eşit düzeyde katılmalarını sağlayacak düzenlemelerin eksikliğine ise pek değinilmiyor.

758x535

İstanbul Bilgi Üniversitesi Sosyoloji ve Eğitim Çalışmaları Uygulama Araştırma Merkezi (SEÇBİR) ve Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği (TOHAD), “Ders Kitaplarında Engellilik” projesi kapsamında ders kitaplarını taradı. Çalışma sonuçları, kitapların toplumsal önyargıları besleyici, ayrımcı örneklerle dolu olduğunu ortaya koydu.

Al Jazeera Turk’ten Umay Aktaş Salman‘ın haberine göre, araştırma kapsamında 68 kitap tarandı. Bu kitaplar arasında 1-8. sınıf Türkçe, 1-3. sınıf Hayat Bilgisi, 4-8. sınıf Sosyal Bilgiler ders ve öğrenci çalışma kitaplarının yanı sıra 4-12. sınıf Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi , 9. sınıf Sağlık Bilgisi, 8. sınıf Vatandaşlık ve İnsan Hakları ders kitapları var.

Acıma duygusu uyandıran ifadeler

İncelenen kitaplarda 80 kez ‘engelli’, ‘sakat’ ve ‘özürlü’ kavramları geçiyor. Rapora göre engellilik kitaplarda genellikle ‘Farklılıklarımız’ başlığı altında ele alınıyor. Kusurlarına, eksikliklerine rağmen engellilerin farklılıklarını kabul etmek gerektiği gibi acıma duygusu uyandıran ifadelere yer veriliyor. Çalışmada bu tür ifadelerin engelliliğe dair olumsuz yargı kalıplarını pekiştirici nitelikte olduğu vurgulanıyor.

Hak temelli yaklaşım yok 

Ders kitaplarındaki metinlerin ve görsellerin hemen tamamında engelliler kendi başlarına sokağa çıkamayan, karşıdan karşıya geçemeyen, çalışamayan insanlar olarak resmediliyor. Bu durumun sebebi olarak da insanların engelli olmaları gösteriliyor. Engellilerin toplumsal yaşama eşit düzeyde katılmalarını sağlayacak düzenlemelerin eksikliğine ise pek değinilmiyor. Kitaplar hak temelli yaklaşımdan bir hayli uzak. Engellilere karşı yardım kavramına temelli bir yaklaşım hâkim. Eşitlik kavramı engellilik bağlamında hiç kullanılmıyor. Hiçbir kitapta ‘otizm’ kavramına yer verilmiyor.

758x535 (1)

Sadece Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi kitaplarında iyi örnekler var

Özellikle Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi kitaplarında engelli bireyler yardıma muhtaç bir toplumsal grup olarak görülüyor ve ‘hasta, yaşlı, güçsüz, yoksul, düşkün, yetim’ gibi kavramlarla bir arada kullanılıyor. Az da olsa iyi örnekler de mevcut. Bunlara Vatandaşlık ve Demokrasi Eğitimi ders kitabında rastlanıyor. Sosyoloji ders kitaplarında ise ‘engelli’ kavramı hiç geçmiyor.

(Al Jazeera/ Yeşil Gazete)

Twitter: Türkiye’de ofis açmak için ekonomik şartlar yeterli değil

Hükümet,San Francisco menşeili Twitter’ın Türkiye vergi sistemine sahil olması konusunda ısrarcı. Bugün Maliye Bakanı Mehmet Şimşek Twitter’ın Türkiye’de ofis açması ve vergi ödemesi gerektiğini savundu. Konuyla ilgili cevap niteliğindeki açıklamayı ise twitter Türkiye’de bulunan, Küresel Kamu Politikasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell yaptı; “Dünya genelinde ofisleri yalnızca ekonomik şartlar bunu haklı çıkardığında açıyoruz.”

page_bakan-simsek-twittera-reklam-verenin-kdvsi-yuzde-36ya-cikarilabilir_699373779

‘Ofis açmazlarsa reklam verene KDV’yi arttırırız’ 

Türkiye Hükümeti  yetkilileri ve twitter görevlileri arasında pazartesinden beri devam görüşmelerin ardından Maliye Bakanı Şimşek, sabah saatlerinde bir açıklama yapmış, “Bu şirketler iyi niyete sahiplerse Türkiye’deki süreklilik sağlayan faaliyetlerinden dolayı temsilcilik açmalılar. Eğer açmıyorlarsa kanun çerçevesinde bu sosyal medya şirketlerine ilan verenlerin KDV’sini yüzde 18 yerine yüzde 36 olarak uygularız. Bu yapılabilir bir şey” demişti.

‘Twitter’ın ofis açabilmesi ülkedeki siyasi gelişmelere bağlı’

Wall Street Journal Türkiye’de Aysegül Güven ve Emre Peker‘e konuşan Twitter Küresel Kamu Politikasından Sorumlu Başkan Yardımcısı Colin Crowell,  görüşmeler sonucunda hükümet ile Türkiye’de bir ofis açmak konusunda herhangi bir anlaşmaya varmadıklarını söyledi.  Crowell, Twitter’in Türkiye’de ofis açmasının iş ortamının durumuna göre belirleneceğini ve bunun da ülkedeki siyasi gelişmelere yakından bağlı olduğunu dile getirdi.

TU-AE869_0416co_G_20140416053125
Colin Crowell

Crowell Twitter’ın engellenmesi kararıyla ilgili olarak da “İçeriklerde her ne kadar hassas şeyler olsa da bulunan çözüm çok sertti. Türkiye’ye yatırım yapıyoruz çünkü milyonlarca kullanıcıya hizmet sunmak maliyetli bir iş. Son zamanlarda kapanmış olmak iş ortamına çok yardımcı olmuyor ama parlak bir gelecek umut ediyoruz” dedi.

‘Yasalara aykırı tweetler Türkiye’de yasak, dünyada serbest olacak’

Twitter yetkilisinin verdiği bilgilere göre hükümet ve Twitter,  iki haftalık kapatılmanın ileride tekrarlanmaması için iletişimi artırma konusunda fikir birliğine varırken, belirli hesaplardan atılan ve yerel yasalara aykırı tweetleri veya hesapları Türkiye’de engellemek fakat dünya genelinde sansür etmemek adına görüş alışverişinde bulundular.

Crowell, toplantılarda vergi konusunda direkt bir görüşme yapmadıklarını da ekledi.

(WSJ Türkiye/ Yeşil Gazete)

Deneylerde hayvan kullanmak şart değil 1: Gerçekler – Metin Kılıç

Kozmetik, gıda, ilaç, tıp, sigara, kimyasallar vb. bir çok şey için her dakika yüzlerce hayvanın kısacık hayatlarında acılar içinde kıvranarak öldüğünü biliyor muydunuz? Peki, bu hayvanlar üzerinde yapılan gereksiz deneylerin nasıl yapıldığından haberiniz var mı? Bir çok türdeki hayvanın vücuduna zehirli ilaçlar enjekte ediliyor, gözlerine ve derilerine deterjan, ilaç ve çeşitli kimyasallar damlatılıyor, püskürtülüyor ya da sürülüyor ve bu işlemler yapılırken genelde sabit dursunlar diye, hayvanların elleri, ayakları hatta tüm vücutları bağlanıyor. Derilerini, gözlerini tahriş eden, kaşındıran bu zehirli maddelere maruz bırakılan savunmasız hayvanların kendilerini kaşımalarına bile izin verilmiyor.

Hayvanlar aç, susuz ve uykusuz bırakılıyor, kesiliyor, biçiliyor, yakılıyor, donduruluyor, radyasyona ve pek çok gaza maruz bırakılıyor. Ruj, oje, deterjan, alkollü içecek ve boya gibi maddeler zorla yediriliyor, içiriliyor. Belki haftalarca, aylarca bekli de yıllarca orada öylece kıpırdamadan yaşamaya çalışıyor bu canlılar. Buna yaşamak denirse tabi… Eğer bunca eziyet ve işkenceye rağmen hayvanlar hâlâ yaşıyorsa, öldürülüyor ve öldürülenler üzerinde gereksiz araştırmalar devam ediyor…

6 deney hayvanları...

İnsan hastalıklarının sadece %2’den azı (%1.16) hayvanlarda da görülür. İnsan hastalıklarının %98’inden fazlası hayvanlarda hiçbir zaman görülmez. Piyasadaki en az 50 ilaç, hayvan deneylerinde hayvanlarda kanser oluşumuna sebep olmuştur. Üstelik muhtelif sağlık bakanlıkları ‘Hayvan testleri sonuçlarının önemi olmadığı’ gerekçesiyle bu ilaçların satılmasına izin vermektedir. Doktorların %88’i hayvanlar ve insanlar arasındaki anatomik ve fizyolojik farkların hayvan deneyleri sonuçlarını yanıltıcı hale getirmesinin son derece mümkün olduğunu ifade etmektedir. Fareler, insanlar üzerinde kanserojen etki yapan maddelerin tanımlanmasında %37 oranda doğru sonuç vermektedir. Yani, yazı tura atmak bile daha doğru sonuçlar verecektir.

Hayvan deneylerine göre limon suyu öldürücü bir zehir iken, arsenik, baldıran zehri ve botulin (botoks) güvenli maddelerdir. Reçeteli ilaç tedavisi gören hastaların %40’ı yan etkilerden şikâyetçidir. Şu ana kadar çoğu piyasadan geri çekilmiş 200.000 kadar ilaç üretilmiştir. Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre sadece 240 ilaç “gerekli” sayılmaktadır. Hayvan deneylerinde güvenli bulunan bir çok ilaç insanlar üzerindeki etkileri nedeniyle geri çekilmiş ya da yasaklanmıştır. Aspirin, kalp ilacı olarak kullanılan Digitalis, kanser tedavisi ilaçları, insülin, (Hayvanlarda doğum sakatlıklarına sebep olmaktadır) ve penisilin gibi birçok güvenli ilaç hayvan deneylerini geçememiştir. Hayvan deneyi sonuçlarına göre hareket edildiğinde bu ilaçların yasaklanması gerekir. ‘’Thalidomide’’ üreticilerinin yargılanması sırasında üreticiler, bilirkişilerin, hayvan deneylerinin insan sağlığı için anlamlı sonuçlar üretmeyeceği konusunda hem fikir olmaları nedeniyle beraat etmiştir.

Hayvan deneylerine alternatif olabilecek en az 450 yöntem bilinmektedir. İnsanlarda uyuşturucu ve uyutucu etki gösteren morfin, kedilerin heyecanlanmasına sebep olmaktadır. Hayvan deneylerini geçen ilaçların %95’inin ilk klinik deneylerde insanlar üzerinde etkisiz veya tehlikeli oldukları anlaşılmaktadır. Hastanede yatan insanların altıda biri, aldıkları ilaçların hayvan deneylerinde güvenli bulunup piyasaya sürüldüğü için sağlığını kaybetmiştir. Dünyada her yirmi iki saniyede bir hayvan, laboratuarlarda ölmektedir. Doğum kontrol hapı insanlarda kan pıhtılaşmasına sebep olurken, köpeklerde tam tersi etki yaratmaktadır. Her gün ağrılarımız için kullandığımız aspirin, farelerde doğum sakatlıklarına sebep olmaktadır.

Araştırmacılar hayvan deneyleri sonuçlarına bakarak uzun bir süre ‘’benzen’’in insanlarda kanser yapmadığını iddia ettiler. Kardiyovasküler ilaçlar olan ‘Encainide’ ve ‘Flecainide’in köpekler üzerinde yapılan deneylerde kalp problemlerine sebep olduğu görülmedi. Bu nedenle piyasaya sürülen ilaç, Amerika’da 3000 kişinin ölmesine neden oldu. By-pass ameliyatı köpekler üstünde işe yaramadığı için uzun süre insanlar üstünde denenmedi. Hayvan deneylerine göre insanların C vitaminine ihtiyacı yoktur. Sigara kanser yapmaz ve alkol karaciğere zarar vermez. Senelerce hayvan deneyi sonuçları gösterilerek ‘’asbest’’in zararsız bir madde olduğu iddia edildi. Maymunlar üzerinde yapılan çocuk felci deneyleri uzun yıllar boyunca hastalığın nasıl ortaya çıktığını anlamamızı geciktirmiştir.

7 deney hayvanları...

Bir araştırmacının da söylediği gibi; ’‘Hayvan deneylerinin temel sorunu, hiçbir zaman insan hastalıklarına doğru bir model teşkil edememeleridir.’’  Kaynak: www.shac.net

Hayvanlar üzerinde denenen her ilaç, daha sonra insanlarda da deneniyor. 2003 tarihli Prof. Dr. W. F. Crowley imzalı bir tıp makalesine göre hayvanlar üzerindeki 25.000 çalışmanın yalnızca 1’i klinik olarak kullanışlı bir ilaç olarak sonuçlanmış. %0.004 gibi komik bir rakama karşın hayvan deneyleri sürdürülüyor.

İkinci bölüm yarın:  “Deneylerde hayvan kullanmak şart değil 2: Kozmetik Sektörü ve TC Yasaları”

“Vegan Özgürlük Hareketi”nden Metin Kılıç

 

 

Metin Kılıç

Banksy’nin “Mobil Aşıklar” adlı eserine el konuldu

Pazartesi günü İngiltere/Bristol’da gizemli sokak sanatçısı Banksy’e ait olduğu düşünülen bir stencil çalışması bir hayranı tarafından flickr sitesinde duyurulduktan ve Banksy’nin resmi internet sitesinde de yayınlandıktan sonra stencile duyulan ilgi gittikçe büyüdü. Sitede yayınlanıp resmiyet kazanması öncesinde de herhangi bir imza olmasa da stencilin bulunduğu yer Banksy’nin izini taşıyordu; siyah bir sokak lambası, taş duvar, parke taşlı sokak.

banksy1
“Mobile Lovers”, Clement Street, Bristol

Birbirine sarılmış bir çiftin hipnotize olmuşçasına telefonlarına bakmasını gösteren “Mobile Lovers” adlı sokak çalışmasına aynı sokakta bulunan “Broad Plains Boys Club” adlı kulüp tarafından el konuldu. 120. yılını kutlayacak olan kulüp 120.000 Avro toplamada Banksy’nin eserini kullanmayı planlıyor.

banksy2

Levye ile çıkartılıp kulübe götürülen çalışmanın yerine bırakılan notta şu sözler yer alıyor:

“Banksy’nin yeni çalışmasına, zarar görmesini engellemek ve vandalizmden korumak maksadıyla kulubümüz tarafından el koyulmuştur. Ufak bir bağış karşılığında gelip görmek serbesttir.”

banksy3

Bir sokak sanatçısının eserine el koyup, var olması gereken sokaktan alıp kapalı bir alana götürerek, ücret karşılığında görülmesini isteyen Broad Plains Boys Club’a karşı tepkiler büyürken, sanatçının hayranları kısa sürede bu hatanın düzeltilip eserin olduğu yere geri götürmesini istiyor.

(BBC,Yeşil Gazete)

 

Sarıyer Ortak Forumları, Tarabya rantına karşı bir araya geliyor

Tarabya’da sit seviyesi düşürülerek imara açılan 22 dönümlük koru, ormanlık alanın yakınındaki mahallelerin de kentsel dönüşüm kapsamına alınması riskini gündeme getirdi. Sarıyer Ortak Forumları 19 Nisan Cumartesi günü ranta karşı neler yapılması gerektiğini konuşmak üzere bir araya geliyor.

tarabya-sit-rant-AA

Önce satın alındı, sonra imara açıldı

Geçtiğimiz şubat ayında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesindeki İller Bankası, Sarıyer’deki Tarabya Mahallesi’nde yer alan 74 pafta 1108 ada, 10 parselde bulunan 21 bin 559 metrekarelik  ormanlık (koru) araziyi 12 milyon 150 bin dolar karşılığında satın almıştı. 1. derecede SİT alanında kalan ve inşaat izni bulunmayan koruluk alan, İller Bankası’na geçtikten hemen sonra sürpriz bir kararla imara açıldı. 1. derecede SİT alanından  3. derece SİT alanına çevrilen arazide yüzde 60-65 oranında konut ve inşaat yapılmasının önü açılmış oldu.

sariyergazetesi.com-
Plan paftasında imara açılmış olan koruluk yeşille işaretlenmiş

‘Korunun için en az 150 yıllık ağaçlar var’

İller Bankası’nın imar değişikliği yaptırdığı ve inşaata açtığı koruluk alanın bulunduğu bölgenin hemen yanında 57 dönümlük bulan 4 ayrı parsel üzerindeki 360 bina da kentsel dönüşüm riskini yaşıyor. Sarıyer Forumları’ndan gazeteci Çiğdem Çidamlı, Sarıyer Belediyesi’ne henüz kentsel dönüşüm tebligatı yapılmadığını, fakat fiili olarak mülk sahipleriyle görüşmeler yapıldığı iddiaları olduğunu söylüyor. ‘Mahallelerde hassasiyet çok yüksek çünkü binaların çoğu tapulu değil. Büyük bir mağduriyet olacak. Koruluk  konusunda da mücadele ediyoruz. Çünkü çok büyük bir alan değil ama içinde en az yüz elli yıllık ağaçlar var.’

10 sokakta kentsel dönüşüm korkusu var

Kentsel dönüşüm tehlikesi altında olan sokaklar şöyle; Doğa Sokak, Fasıla Sokak, Cümle Sokak, Detay Sokak, Pembe Sokak, Hatmi Sokak, Yücelevler Sokak, Çardak Sokak, Güllük Çıkmazı ve Demirağa Sokak.  Kentsel dönüşüm kapsamına alınacak arazilerin koruluk alanla birleştirileceği ve müteahhit bir firmaya ihale edileceği korkusu mahallede dolaşıyor.

Mahalellier, Sarıyer Ortak Forumları‘nın çağrısıyla 19 Nisan Cumartesi günü saat 18.30’da bir araya gelecek. avukat Can Atalay ve Kuzey Ormanları Savunması‘nın da katılacağı toplantıda Sarıyer halkı Tarabya Korusu’nu ve yaşam alanlarını yağmaya karşı savunmak için atılacak ortak adımları tartışacak. Toplantıyla ilgili ayrıntıları şurada bulabilirsiniz.

unnamed (2)

(Sarıyer Gazetesi/Yeşil Gazete)

Pulitzer’de saldırı tanığı fotoğraflar ödül kazandı

Pazartesi günü açıklanan Pulitzer ödüllerinde iki farklı fotoğraf dalında da New York Times foto muhabirleri ödül kazandı. Kenya’daki Westgate alışveriş merkezindeki saldırı sırasında çekilen fotoğraflar ve Boston’daki bombalı saldırı nedeniyle bacaklarını kaybetmiş bir terör mağdurunun hikayesini anlatan çalışma ödül getirdi.

Pulitzer’in ‘Sıcak Gelişme Haberi‘ kategorisinde 21 Eylül 2013 Kenya’daki Westgate Alışveriş merkezinde gerçekleşen saldırıyı fotoğraflayan Tyler Hicks ödüle layık görüldü.

Kenya'nın başkenti Nairobi'deki Westgate Alışveriş Merkezi'ne gerçekleştirilen saldırı sırasında bir kadın, çocuklarıyla içeride saklanıyor. New York Times'ın fotoğrafçısı Tyler Hicks, 21 Eylül 2013'te çektiği bu fotoğrafla Son Dakika Fotoğrafçılığı dalında 2014 Pulitzer Ödülü'ne layık görüldü.
Kenya’nın başkenti Nairobi’deki Westgate Alışveriş Merkezi’ne gerçekleştirilen saldırı sırasında bir kadın, çocuklarıyla içeride saklanıyor. New York Times’ın fotoğrafçısı Tyler Hicks, 21 Eylül 2013’te çektiği bu fotoğrafla Son Dakika Fotoğrafçılığı dalında 2014 Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.

Komite, ödülün verilme gerekçesi olarak ‘Hicks’in Kenya’daki Westgate alış veriş merkezindeki saldırıyı aktarmadaki yeteneği ve cesurluğu’ olarak açıkladı. Tyler Hicks, olay meydana geldiği sırada alışveriş merkezi yakınlarındaydı.

Olaydan altı gün sonra, Westgate'teki bir kafede çalışan Ruth Njeri Macharia'nın cenazesi... Başkentteki Langata Mezarlığı, o gün birçok ailenin çaresizliğine şahit oldu.
Olaydan altı gün sonra, Westgate’teki bir kafede çalışan Ruth Njeri Macharia’nın cenazesi… Başkentteki Langata Mezarlığı, o gün birçok ailenin çaresizliğine şahit oldu.

‘Hikaye Fotoğrafçılığı’ dalında ise Boston Maratonu’ndaki patlamada bacaklarını kaybeden Jeff Bauman’ın hikayesini aktaran Josh Haner’a verildi. 

1061x763 (2)
New York Times gazetesinin bir diğer ödüllü fotoğrafçsı Josh Haner’in karesi. ‘Hikaye Fotoğrafçılığı’ dalında ödüle layık görülen portfolyosundan seçilen bu fotoğrafta, her iki bacağını da Boston Maratonu’ndaki patlamada kaybeden Jeff Bauman, Spaulding Rehabilitasyon Hastanesi’ndeki terapi seansları arasında dinleniyor. Bauman, Boston Maratonu’na katılan kız arkadaşının koşusunu izlemek üzere bölgedeydi. Şimdi ise, yeniden yürüyebilmek için mücadele veriyor.

Pulitzer ödül komitesi, ‘Haner’ın patlamada iki bacağını kaybeden ve şu anda acı içinde hayatını yeniden kurmaya çalışan Boston saldırısı mağdurunun hikayesini etkileyici bir şekilde aktardığı için’ ödüle layık görüldüğünü açıkladı.

'İlk adım'... Bauman protez bacaklarını ilk defa deniyor.
‘İlk adım’… Bauman protez bacaklarını ilk defa deniyor.

15 Nisan 2013’te Boston Maratonu’nda gerçekleşen bombalı saldırının en yakın tanıkları olan Boston Globe muhabirleri ise çektikleri karelerle  ‘Sıcak Gelişme Haberciliği‘ dalında Pulitzer Ödülü’ne layık görüldü.

Boston Globe'un foto muhabirlerinden John Tlumacki birinci patlamadan yaklaşık 20 saniye sonra gerçekleşen ikinci patlama sonrası, polisin yaşadığı paniği belgeliyor.
Boston Globe’un foto muhabirlerinden John Tlumacki birinci patlamadan yaklaşık 20 saniye sonra gerçekleşen ikinci patlama sonrası, polisin yaşadığı paniği belgeliyor.

(Washington Post/ Al Jazeera Turk/ Yeşil Gazete)

Akdeniz fokunun üreme alanına endüstriyel liman yapılıyor

Mersin’in Silifke ilçesine bağlı Yeşilovacık Beldesi’nde yapılması planlanan termik santral ve çimento fabrikası için inşaat çalışmaları başladı.  Akdeniz foklarının üreme ve barınma bölgesi olan alanda yapılacak liman büyütme çalışmaları uluslararası anlaşmalarla koruma altındaki Akdeniz foklarının neslini tehlikeye sokuyor.

mr

Bianet’ten Cuma Daş‘ın haberine göre, bölgede kurulacak termik santralde kömür yakılıp elektrik enerjisi üretilecek. Santrallerde yakılacak kömürün de Yeşilovacık Beldesi’ndeki limana getirilmesi planlanıyor. Bunun için başlatılan limanı büyütme çalışmaları devam ediyor. Liman çevresinde dolgu yapılırken dağlardan ve taş ocaklarından getirilen büyük kayalar, Akdeniz foklarının üreme alanı mağaraların bulunduğu alanda denize bırakılıyor, bırakılan kayalar mağaraların ağzını kapattığından foklar için tehdit oluşturuyor.

İlk ölüm kısa süre önce oldu

Akdeniz Foklarının doğal yaşam alanlarından biri olan Yeşilovacık kıyılarında ilk ölüm gerçekleşti. Kısa süre önce bir yavru fokun ölümüyle ilgili ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü yetkilileri ölüm sebebinin uzun süre aç kalmasına ve kısmi darbelere bağladı. Yetkililer bu ölümle de anlaşılacağı üzere Yeşilovacık’ın Akdeniz Fokları için artık güvenli olmadığını savundu.

Yetkililere göre nesli kritik derecede tehlike altında olan Akdeniz foklarının hayatta kalmaları açısından en kritik evre doğumundan bir yaşına kadar geçen süre olduğu. Bu dönemde fokların yaşam alanlarının korunması çok önemli. Ürediği mağara yakınında öğrenme ve keşfetme amaçlı dolaşmaya başlayan tecrübesiz yeni yavru, insan kaynaklı etkilere karşı çok savunmasız oluyor. Bunun için, Akdeniz fokunun korunmasındaki en önemli unsur bu tip üreme alanlarındaki foka zarar verebilecek insan faaliyetini en düşük düzeyde tutmak. Dolayısıyla Yeşilovacık’taki fok üreme alanına yapılacak olan bu endüstriyel liman çok büyük bir tehdit oluşturuyor.

‘Burası nesli kritik derecede tehlike altında olan fokların yaşam alanı’

Az sayıda doğal bakir bir alanın rant için kullanılmasına ve talan edilmesine karşı durmak gerektiğini savunan, Akdeniz Fokları üzerine yapılan araştırma projelerinde yaklaşık 10 yıldır görev alan ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü’nden Serdar Sakınan; 2011 yılında Eren holdingin bu alana sanayi tesisleri kurmak istediğini, ilk adım olarak da küçük balıkçı barınağı yanına büyük bir liman yaparak işe başladığını söylüyor.

Sakınan “Ancak bu bölge nesli kritik derecede tehlike altında olan Akdeniz foklarının yaşam alanı. Dolayısıyla ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü olarak başından beri uyarı ve şikayetlerde bulunuyoruz. İnşaatın durması için mahkeme kararı olsa da durmuyorlar, uyarıları dikkate almıyorlar. Durum böyle olunca bu sene orada doğan bir yavru fok öldü. Aslında en temel nokta bu doğal alanın rant kaygısıyla talan edilmesine karşı durabilmek. Fok hem koruma statüsü ile hem de masum sevimliliğiyle iyi bir sembol olabilir” dedi.

(Bianet/Yeşil Gazete)

Hakkında 10 yakalama kararı olan saldırgan koca neden yakalanamıyor?

Eşi Aysel U.’ya altı sene boyunca şiddet uygulayan ve işkence yapan   Alper D. hakkında tam 10 kez yakalama kararı çıkarıldı. Polis saldırganı bulamazken Aysel U. çocuğunun okulunun çevresinde gördüğü Alper D. için ‘bu adam nasıl yakalanamaz anlamıyorum’ diyor.

fft81_mf2112871

Milliyet’ten Damla Yur‘un haberine göre Balıkesir’in Edremit ilçesinde 2005 yılında evlenen Aysel, kocasının altı yıl boyunca devam ettirdiği şiddet sonrasında 5 yaşındaki oğluyla evden kaçmaya çalışırken Alper D. tarafından yakalandı. Saldırgan, Aysel’in ve oğlunun üzerine asit döktü. Olaydan ağır yaralı olarak kurtulan Aysel U. boşanma davası açmış, oğlu için de nafaka istemişti.

Kaçırılma, ölümle tehdit davaları devam ediyor 

Nafaka davasını kazanan Aysel U.’nun Alper. D. hakkında açtığı kaçırılma, ölümle tehdit ve boşanma davaları ise henüz sonuçlanmadı. Aysel U.’nun mücadelesinde açtığı 12 davanın bir kısmında hakkında toplam 32 ay hapis cezası ve 8 yakalama kararı bulunan Alper D., 15 aylık tazyik hapsi kararının ardından polis tarafından yakalandı ancak “10 gün içinde öde” deyip serbest bırakıldı.

Edremit İcra Ceza Mahkemesi’nde geçen hafta görülen iki ayrı duruşmada da Aysel U.’ya 300 lira nafaka ödemeyen Alper D. hakkında 3 ay tazyik hapsi ve iki ayrı yakalama kararı daha çıkarıldı. Yeni yakalama kararlarıyla Alper D. hakkında toplam 10 ayrı yakalama kararı ve toplam yaklaşık 32 ay hapis cezası olmuş oldu.

‘Bana zararı geçtim, çocuğumu kaçırmasından korkuyorum’

Polisten “Kendisini bulamıyoruz” cevabı aldığını söyleyen Aysel U., Alper D.’yi zaman zaman çocuğunun okulunun çevresinde gördüğünü söyleyerek, “Çocuğumun okulunun önünde güvenlik görevlisi yok. Bahçeye herkes elini kolunu sallayarak girebiliyor. Bu sebeple artık bana zarar vermesini geçtim, çocuğu kaçırmasından korkuyorum. Emniyetten bana en son bir kadınla beraber İstanbul’a yerleştiği bilgisi verildi. Ancak ben çevremde kendisini zaman zaman görüyorum. Bu adam nasıl yakalanmaz, anlamıyorum” diye konuştu.

(Milliyet/Yeşil Gazete)

MİT Kanunu’nun ilk 4 maddesi kabul edildi

Meclis Genel Kurulu, “Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi”nin görüşmelerine başladı, teklifin dört maddesi kabul edildi.

meclis

Genel Kurul’da teklifin birinci maddesinde AKP önergesiyle değişiklik yapıldı. Değişikliğe göre, MİT’in görevleri arasındaki “Bakanlar Kurulunca verilen her türlü görevi yerine getirmek” cümlesindeki “her türlü” ibaresi metinden çıkarıldı.

İkinci fıkrada yapılan değişiklikle de “üretilen istihbaratı gerekli kuruluşlara ulaştırmak” ibaresi metne eklendi.

Genel Kurul’da ise teklifin ilk dört maddesi kabul edildi. Genel Kurul bugün saat 14.00’te tekrar açılacak ve teklif maddeleri görüşülmeye devam edilecek.
15 maddelik kanun teklifinin geçen hafta ‘geneli’ üzerindeki görüşmeler yapılmış ve birinci maddesinde kalınmıştı. Teklifin çok sayıda maddesinde AK Parti’nin değişiklik yapacağı, ancak değişikliklerin teklifin özünü etkilemeyeceği belirtiliyor.

(Radikal)