Ana Sayfa Blog Sayfa 3939

Muhtarlardan elektrik kesintisi isyanı

Diyarbakır’ın Ergani ilçesine bağlı köylerdeki 2 aydır günde 8 saate varan elektrik kesintileri nedeniyle köy muhtarları toplanarak DEDAŞ’ı bastı.

dedaş

Eylemci muhtarlardan Gözekaya (Ayneto) köy muhtarı ve muhtarlar başkanı Cebeli Akşit kurumun özelleştirmeye geçmeden önce elektrik sıkıntısının olmadığına dikkat çekerek, “ Özele geçtikten sonra personel sayısı 35 oldu. Biz dedik daha iyi oldu ama hiç iyi olmadı elektriğimizi sabah kesiyorlar akşam bırakıyorlar. “ dedi.

“Bize barajda su yok diyorlar”

Akşit daha sonra şöyle devam etti: “Eskiden sularımız çeşmeden geliyordu şimdi sondajdan su alıyoruz o da elektrikle çalışıyor elektrik olmadığı için suyumuzda yok. Bize diyorlar barajlarda su yok. İlçelere her şey var demek köylülere yok köylülere cahil muamelesi yapıyorlar.”

Ahmetli (Pirahmet) köyü muhtarı Abdussamed Bingöl ise “DEDAŞ 2 aydan beri düzenli ve planlı olarak günde 8 saat elektrik kesiyor kesilen elektrikten halk mağdur oluyor. Öğrencilerimiz var gıdalarımız, yemeklerimiz kokuyor. Tarladaki işçilerimiz mağdur oluyor, topladığımız sütlerimiz bozuluyor. Günlük zararımız çok oluyor. Köylü 2 senedir abone çıkarmış direk yoktur. Elektrik sıkıntısı giderilmiyor. Kimisi gece gidip telefon direkleri söküp çalıyorlar getirip evinin önünde dikiyorlar ve kendi imkânlarıyla evlerine elektrik götürüyorlar” Diyerek DEDAŞ’ tepki gösterdi.

Aşağı Biticik köy muhtarı Mehmet Demirkan 2 aydan bu yana DEDAŞ’ın elektriklerini boşuna kestiğini iddia ederek,”Günde 8 saat kesiyorlar her gün arıyoruz bir yetkiliye ulaşamıyoruz. Aradığımız zaman diyorlar arza var hâlbuki arıza yok köyümüzde 8 yıllık okul var her gün mazot alarak jeneratörle ihtiyacımızı karşılıyoruz.” Şeklinde elektrik kesintilerine karşı tepkisini dile getirdi.

(iLKHA/ Yeşil Gazete)

16-22 Haziran 2014

Irak – Musul’u alan Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) militanlarının Irak’ın Suriye ve Ürdün sınır kapılarını ele geçirdiği bildiriliyor. Irak hükümetinin, ülkenin batı sınırlarındaki hâkimiyetini kaybettiği sanılıyor.

Mısır – Mısır Başkanı Sisi Başbakan İbrahim Mahlab başta olmak üzere çoğu bakanı değiştirmeden hükümeti kurdu.

Somali, Kenya – Shabab’a ait Somalili İslamcı terör örgütü Kenya’nın Lamu adasındaki Müslüman olmayan köylerde en az 65 kişiyi öldürdü.

Afganistan – Hamid Karzai’nin yerine geçecek adayın belirlenmesi için seçim yapıldı. Kazanması beklenen Abdullah Abdullah hile olduğunu iddia ederek yeniden sayım istedi. Sonuçlar önümüzdeki ay belli olacak.

Kamboçya, Tayland – Tayland’da yapılan askeri darbe nedeniyle 200 bin Kamboçyalı kaçak işçinin sınırdan kaçtığı iddia edildi.

Japonya – Japonya’da manga tipi çizgi romanlar hariç çocuk pornosu bulundurmak yasaklandı, bulunduranlara 1 yıla kadar hapis veya 10 bin Dolar’a kadar para cezası verilecek.

Çin – Yolsuzluk karşıtı aktivistlere uzun hapis cezaları verildi, suçları yetkililerin mal varlıklarını açıklamalarını istemekti.

Ukrayna – Ukrayna’nın yeni Başkanı Petro Poroşenko Rusya yanlısı göstericilerle olan kavgada tek taraflı ateş açıldığını duyurdu. Bu ayırımcıların askeri hava nakliye aracını vurup 49 kişiyi öldürmelerinden sonra oldu. Bu arada Rusya ödemeler üzerine anlaşamamazlık nedeniyle Ukrayna’nın gaz tedarikini kesti. (ÖK)

16-22 Haziran 2014

Van’da yabancılar şubesinde dövülen 17 yaşındaki Afgan çocuk öldü

Radikal gazetesi muhabiri İsmail Saymaz’ın haberine göre Iğdır’dan Türkiye ’ye girerken yakalanan 17 yaşındaki Lütfullah Tacik adlı Afganistanlı çocuk Van Emniyet Müdürlüğü Yabancılar Şubesi’ne bağlı Geri Gönderme Merkezi’nde S.O. adlı polis memuru tarafından “yaşını yanlış söylediği” gerekçesiyle dövüldü. Tacik, 31 Mayıs’ta beyin kanaması nedeniyle hayatını kaybetti.

IŞİD’in Musul Başkonsolosluğu baskını ve rehin Türkiye vatandaşları haberlerine yayın yasağı

Ankara 9. Ağır ceza Mahkemesi’nin 17 Haziran’da aldığı karar ile “11.06.2014 tarihinde Türkiye’nin Musul başkonsolosluğunun IŞİD örgütü mensuplarınca kuşatılıp başkonsolos ve konsoloslukta görevli 49 Türk vatandaşının kaçırılarak bilinmeyen bir yere götürülmesi (hakkında) yayın yasağı kararı verilmiştir.” Yayın yasağı verilmeden önce Başbakan Erdoğan tüm yazılı ve görsel medyadan süreci yazmadan, çizmeden, fazla da konuşmadan takip etmesini rica etmişti.

Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu’na ırkçılıktan hapis cezası

Fenerbahçeli futbolcu Emre Belözoğlu, Trabzonsporlu Didier Zokora’ya ırkçı söylemde bulunduğu gerekçesiyle yargılandığı davada, 2 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı. Ceza ertelendi. Emre Belözoğlu ırkçılıktan ceza alan ilk futbolcu oldu.

Balyoz davasında tüm sanıklar tahliye edildi

Anayasa Mahkemesinin (AYM) Balyoz davası ile ilgili açıkladığı ihlal kararının ardından, Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesi 19 Haziran 2014 tarihinde 230 Balyoz davası sanığının tahliye edilmesine karar verdi. AYM verdiği kararda dijital veriler ve sanık dinlenilmesiyle ilgili konularda haklarının ihlal edildiğine hükmetmişti.

HDP’nin Eşbaşkanları seçildi

HDP’nin 2. Olağanüstü Kongresi’ndeki seçimlerde Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş Eş Genel Başkan olarak seçildi. Ertuğrul Kürkçü onursal başkan, Sebahat Tuncel Parti Meclisi üyesi oldu.  (ÖK)

Sinop’ta “Nükleere Hayır!” Temalı Uluslararası Karikatür Sergisi

En son Çernobil Nükleer Kazası’ nın 28.Yıl Anması için 26 Nisan’da 10 bin nükleer karşıtının bir araya getirilmesini sağlayan Sinop, nükleer karşıtı aktivitelerine bir yenisini ekledi; 20 Haziran tarihinde iki gün süren Uluslararası Karikatür Sergisi’ni düzenleyerek nükleer karşıtlığını halkına çizgilerle anlatma yoluna gitti.

draw6

 

Projenin fikir babası KESK Dönem Sözcüsü Metin Gürbüz aynı zamanda Nükleer Karşıtı Platform üyesi. Serginin düzenlenmesinde ve sergilenecek eserlerin arasında çeşitli ülkelerden katılımın sağlanmasında karikatür sanatçılarımız Seyit Saatçi ile Aşkın Ayrancıoğlu’nun katkısı büyük .

draw7

20 haziran akşamı serginin konseptine uygun olarak “Nükleer Santraller ve Sinop” konulu bir panel de düzenlendi. Konuşmacıların da Sinop’lu olduğu organizasyonda Prf. Dr. Aziz Konukman, Oya Koca ve Dr. Okan Alpar Sinoplu’ları nükleer endüstri ve hedefleri konusunda bilgilendirdiler . Aynı zamanda Sinop Kent tarihini ve jeolojik oluşumunu iyi bilen Dr. Okan Alpar Sinop’un geçmişten bugüne kadar tarihi ve doğal güzelliklerini bir bir kaybettiğini belirterek yaklaşmakta olan nükleer tehlikesinin farkında olunması gerektiğini söyledi. Alpar’a göre Sinop Belediyesi ve Meclisinin nükleere karşı alacağı kararlarla nükleer karşıtı mücadelede aktif rol oynamalı. Yine nükleer karşıtı mücadelede uzun yıllar boyunca emek veren Nükleer Karşıtı Platform üyesi Oya Koca nükleer santrallerin zararlarını görsellerle anlatarak nükleer endüstrinin ve Japonya Hükümeti’nin Fukuşima kazasının maddi zararını nükleer santraller ihraç etmek suretiyle aşmaya çalıştığını aktardı. Prof. Dr. Aziz Konukman ise nükleer endüstrinin gelişmekte olan ülkelere pazarlanmaya çalışıldığından, Japonya’nın da , içinde bulunduğu krizi nükleer santral ihracı yaparak çözmeye çalıştığından bahsetti . Konukman, 8-9 Şubat 2014 tarihinde Sinop’ta gerçekleştirilen Sinop Kalkınma Çalıştayı’nda idarenin karşısında nükleere karşı iradesini koruyarak gelecek kuşakların dahi hayatlarını risk altına sokması , toplumsal ve mali risklerinin ağır olması gibi temel sebeplerle nükleer santrallere karşı çıktığını belirtti ve konuşması içerisinde Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) Taslağı üzerinde de durdu. Konukman’a göre söz konusu taslak Sinop’ta yeşilin ve doğanın korunması önerilerini ve yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelinmesini içeriyor dolayısıyla Konukman’a göre nükleer santral projesi aynı kalkınma planına sonradan ilave edildi zira bu yeni durum bölge doğal kaynaklarının , yeşilinin korunarak yaşatılması ve bölgenin turizm hedefleri ile çelişiyor.

draw4

 

(Pınar Demircan/Yeşilgazete )

Homofobi…- Zeynep Akkuş

LGBTİ haklarının insan haklarından ayrı düşünülemeyeceği bir dünyada, röportajınızda belirttiğiniz gibi “Evrensel insan haklarını destekleyen biri olarak hatırlanmak” istiyorsanız, bir an önce konunun vahameti hakkında bilgi edinmeniz ve bunun küçümsenmeyecek bir mesele olduğunu idrak etmeniz şart.

Ekmeleddin İhsanoğlu

…annenize, babanıza, kardeşinize, en yakınınızdakilere, binlerce kez dilinizin ucuna kadar geldiği halde cinsel yöneliminizi açıklayamayıp söyleyeceklerinizi yutmak zorunda kalmanızın…

…cinsel yöneliminiz nedeniyle aile fertlerinizden biri tarafından öldürülmenizin veya daha insaflı(!) ailelerde evlatlıktan reddedilmenizin, evden kovulmanızın…

…öldürülmenizin ardından yöneliminizden belli ki utanç duyan annenizin rezilce bir inkârla, “Çocuğum eşcinsel değildi. Olsaydı babasına bırakmaz ben öldürürdüm” diyebilmesinin, katledilmenizin paylaşılamamasının…

…“Etraf ne der” demeyip sizi “Benim çocuğum” diyerek bağrına basan, saklamayan, sizinle birlikte saklanmayan ebeveynlerinizin, kâğıt ziyanı gazeteler tarafından hedef gösterilmesinin, sizinle birlikte onların da “sapkın” damgası yemesinin…

…cinsel yöneliminiz nedeniyle size reva görülen sözüm ona en “insancıl” muamelenin, haysiyet cellâdı hekimlerin elinde tedavi edilmeniz olmasının…

…öğrenciliğinizde küçük yaşlardan itibaren akran zorbalığının mağduru olmanızın; ilerleyen yaşınızda bile hâlâ bunun travmasıyla başa çıkmaya çalışmanızın…

…cinsel yöneliminiz nedeniyle fiziksel, sözlü, maddi, manevi, psikolojik her türlü şiddete, baskıya, işkenceye maruz kalmanızın…

…arkadaş ortamınızda, yanınızdaki kişilerin sizin gibi insanlar hakkında saçma sapan yorumlarına, şakalarına ses çıkaramamanızın, bazen o rezil esprilere beğenmiş gibi gülmek zorunda kalmanızın…

…özellikle gencecik insanların, çevre baskısına, alaylara dayanamayıp çareyi intiharda aramasının…

…sevdiğiniz insanı iş yemeğine, arkadaş ya da aile toplantılarına götürememenizin, sosyal paylaşım sitelerinde “ilişkisi var” diye belirtip kimle ilişkiniz olduğunu açıklayamamanızın…

…kadına, çocuğa, engelliye, mülteciye, sokak hayvanına uygulanan şiddete en ateşli sözlerle lanetler yağdıranların, konu insanların cinsel yönelimi olduğunda birden bütün duyarlılıklarını yitirivermesinin ve gerçekten can acıtıcı yorumlar yapabilmesinin…

…sosyal güvencesi olmayan partnerinizin hastalanması durumunda sağlık harcamalarını kendi sigortanızdan karşılayamamanızın; evlilik, çocuk sahibi olma, miras paylaşımı gibi planlarınızın kıyamet alameti şeklinde yorumlanmasının…

…iş hayatınızda cinsel yöneliminizi sıkı sıkı gizlemek zorunda bırakılmanızın; “deşifre” olmanız halinde sepetteki çürük elma, pirinçteki taş, tarladaki ayrık otu misali “ayıklanması gereken bir tür” olarak aşağılanıp, görevinize yakışmadığınız iddiasıyla -acilen kovulması gereken başka nice meslektaşınız varken sizin- işinizi kaybetmenizin…

…hayatınızı sürekli yanlış, hasta, zararlı, eksik bir insan olduğunuz ezikliğiyle yaşamaya itilmenizin…

…cinsel yöneliminizin, kurban gittiğiniz cinayette hafifletici sebep olarak sunulmasının ve katilinizin ceza indirimi almasının…

…sizi tanıyan tanımayan insanların, başarınızı ya da mutluluğunuzu kutlamak için değil de katledilmenizi protesto etmek için bir araya gelmesinin…

…en basitinden(?) sokakta sevdiğiniz insanla el ele yürüyememenizin…

…başlıca sebebi, kaynağı ve sorumlusudur, sayın “cumhurbaşkanı çatı adayı” Ekmeleddin İhsanoğlu. Geçen yıl verdiğiniz bir röportajda, homofobinin ne olduğunu sormuş, akabinde bunun evrensel bir sorun olmadığını belirtmişsiniz.

Şu var ki, -onun da adını duymadığınıza emin olduğumuz transfobiyle birlikte- homofobi ve yol açtığı felaketler sadece belli bir coğrafyayla, kültürle, dinle sınırlı değil. (Kaldı ki sınırlı olsa ne olur? Bu, sorunu önemsizleştirir mi?) Bugün Türkiye’de, örneğin birinci derece akrabalar tarafından işlenen LGBTİ (lezbiyen, gey, biseksüel, trans, interseks) cinayetleri, İran’da devlet eliyle, idam cezalarının infazı şeklinde vuku buluyor; bazı Afrika ülkeleri ise olanca güçleriyle LGBTİ’lerin idam edilmesini öngören tasarıları yasalaştırmaya çalışıyor. Türkiye’de sözüm ona en açık fikirli, en sempatik, en tonton, profesör unvanlı din adamları “Gey deyince şirin oluyor, gelin biz bunlara ibne diyelim” şeklinde açıklamalar yapabiliyorken, özgürlükler ülkesi Amerika’da bazı kiliseler, küçücük çocukların öldürüldüğü bir okul baskınının, bir doğal afetin ya da denizaşırı ülkelerdeki savaşlara gönderilen askerlerin ölümünün sebebini eşcinsel evliliklerin serbest bırakılmasına bağlayabiliyor. Cinsel yönelimi nedeniyle gördüğü baskılara dayanamayınca Azerbaycan’daki İsa Şahmarlı da intihar ediyor, Amerika’daki Tyler Clementi de (Biri kendini gökkuşağı bayrağıyla asmış, diğeri George Washington Köprüsü’nden atlamış ama sonuç aynı). LGBTİ’leriıssız, tenha sokaklarda kıstırıp öldüresiye dövmek ve bazen gerçekten öldürmek Neo-Naziler arasında da yaygın bir “eğlence”(!), bizim bıçkın, mahalle delikanlılarımız arasında da.

Fakat homofobi pekâlâ evrensel bir sorun olduğu gibi, homofobiyle mücadele de neyse ki evrensel boyutta veriliyor.

Siz her ne kadar “çetrefil ve problematik” olarak tanımladığınız “bu tür meseleler”e dini referanslarla, Vatikan’ın yaklaşımlarıyla açıklamalar getirmeye çalışsanız da bugün “açık” LGBTİ din görevlilerinin kiliselerde görev yapması uygun görülüyor. Seküler bağlamda, evlilik ve evlat edinme de dahil olmak üzere LGBTİ hakları dünya üzerindeki ülkelerde birer ikişer kabul görüyor. Cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, çalışma güvenliğini tehdit eden gerekçeler olmaktan çıkıyor. Dünya devi Rusya, olimpiyatlarda LGBTİ’lere kısıtlama getirmeye kalkıştığında dünyanın dört bir yanındaki bireyler ve kurumlar kenetlenip buna karşı duruyor.

Kısacası, “Aman ne yapalım, zaten çetrefil ve problematik bir mesele” denerek çözüm aramanın ötelenmesi yoluna gidilmiyor. Sonuçta, meselenin “çetrefil ve problematik” olması kimseyi yıldırmadığı gibi, Dünya Kupası maçlarının oynandığı şu günlerde sıkça duyduğumuz tabirle “topu taca atma” kurnazlığına da sevk etmiyor.

Hal böyleyken ve daha verilecek pek çok örnek varken, homofobinin evrensel bir sorun olmadığını iddia etmeniz en hafif tabiriyle “talihsizlik” olmuş; ama herhalde bunu, anlamını birkaç saniye önce öğrendiğiniz bir kavram hakkında yeterli bilgiye sahip olamamanıza ve o an boş bulunmanıza bağlamamız gerekiyor. Yine de şunu hatırlatmakta fayda var ki, LGBTİ haklarının insan haklarından ayrı düşünülemeyeceği bir dünyada, röportajınızda belirttiğiniz gibi “Evrensel insan haklarını destekleyen biri olarak hatırlanmak” istiyorsanız, bir an önce konunun vahameti hakkında bilgi edinmeniz ve bunun küçümsenmeyecek bir mesele olduğunu idrak etmeniz şart.

Ama lütfen ne diyecekseniz, ne yapacaksanız samimi olun. Röportajınızda söylediğiniz sözlerin tepki çekmesi üzerine insanların ağzına bir parmak bal çalmak, varlığından yeni haberdar olduğunuz sorunlarla boğuşan kişilerden hiç olmazsa iki üçünün oyunu almayı kâr sayacağınız için yapmayın. Olası müstakbel rakibinizin daha 2002 yılında, “Eşcinsellerin de kendi hak ve özgürlükleri çerçevesinde yasal güvence altına alınması şart. Zaman zaman bazı televizyon ekranlarında onların da muhatap oldukları muameleleri insani bulmuyoruz” dediğini unutmadığımız gibi bu sözünü tutmak için hiçbir adım atmadığını da ibretle izliyoruz.

 

Zeynep Akkuş – kaosgl.com

‘Seferihisar’ın Tohumları’na Cittaslow’dan çevre ödülü

Hollanda’nın Midden-Delfland kentinde düzenlenen 7. Cittaslow (Sakin Kent) Genel Kurulu’nda, Cittaslow hareketinin yeni başkanı Güneybatı İtalya’nın Pollice kentinde Belediye Başkanı olan Stefano Pisani oldu. Başkan yardımcıları olarak Arnoud Rodenburg ve Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer seçildi. Kurulda Seferihisar açısından sevindirici bir başka haber de ‘Seferihisar’ın Tohumları’ çalışmasının çevre kategorisinde en iyi proje seçilmesi oldu.

citta

Atalık tohumların sandıklardan çıkarak ekilmesi üzerine kurulan proje ve tohumların takas usülü çoğalmasını amaçlayn proje, Türkiye’nin ilk sakin şehri Seferihisar’da bir süredir devam ediyor.

Cittaslow hareketi 1999 yılında vizyonu doğrultusunda ortaya çıkmıştır. Paolo Saturnini yaşam kalitesini yükseltmek amacıyla kentlerin kendilerini değerlendirmelerini ve farklı bir kalkınma modeli ortaya koymaları fikrini ulusal boyuta taşımıştır. İdealleri kısa zamanda Bra (Francesco Guida), Orvieto (Stefano Cimicchi) ve Positano (Domenico Marrone) belediye başkanları ve Slow Food başkanı Carlo Petrini tarafından benimsenmiştir. Günümüzde yayılan Cittaslow hareketinin amacı Slow Food felsefesini kentsel boyuta taşımaktır.

Cittaslow (Sakin Şehir) Nedir?

1999 yılında Greve in Chianti’nin eski belediye başkanı Paolo Saturnini’nin başlattığı Cittaslow Ağı’nın bugün 28 ülkede 182 üyesi var. yerel yönetimler arasındaki bir sakin şehir ağı kuran hareket, küreselleşmenin şehirlerin dokusunu, sakinlerini ve yaşam tarzını standartlaştırmasını ve yerel özelliklerini ortadan kaldırmasını engellemek için Slow Food hareketinden ortaya çıkmış bir kentler birliği.

(Yeşil Gazete)

“Ebola virüsü tamamen kontrolden çıktı”

Sınır Tanımayan Doktorlar, Batı Afrika’da aylar önce görülmeye başlanan ve yayılmaya devam eden Ebola virüsü salgının tamamen kontrolden çıktığını belirtiyor. ebola Geçtiğimiz senenin sonunda başlayan salgın, bir dönem azalmış olmasına rağmen özellikle son haftalarda Liberya’nın başkenti de olmak üzere pek çok yere yayılarak hız kazandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerine göre, virüs şimdiye kadar Gine, Sierra leone ve Liberya’da 330’dan fazla can aldı. 40’dan fazla uluslararası doktorun tedavi hizmetinde bulunduğu ülkelerle ilgili olarak Sınır Tanımayan Doktorlar direktörü Bart Janssens ‘artık ikinci aşamaya geçen virüsün kontrol altına alınamaz duruma geldiğini, örgütünün doktorlarının tedavi konusunda zorlandığını” belirterek bölgeye destek doktorların gelmesi için sivil toplum örgütlerine ve hükümetlere çağrıda bulundu. Eğer virüs kontrol altına alınamazsa başka ülkelere de sıçrayacağı tahmin ediliyor. Birleşmiş Milletler Sağlık Ajansı, henüz çağrıya cevap vermiş değil. Öte yandan Dünya Sağlık Örgütü sözcüsü Fadela Chaib, “şimdiye kadar görülen en geniş ve tehlikeli Ebola virüsü” olduğunu belirtti. İç kanamaya ve organların iflasına neden olan virüs, hastalanmış insanlara temasla bulaşıyor. Henüz bir açısı ya da tedavi yöntemi olmayan virüs için yapılabilen tek şey virüs kapmış hastayı tedavi etmek ve karantinaya almaktan ibaret. Bundan önceki en büyük salgın 1976 yılında Kongo’da çıkmış, 280 kişi hayatını kaybetmişti. (Independent/ Yeşil Gazete)

Nükleer tüm yönleriyle tartışılacak

İstanbul Bilgi Üniversitesi Deniz Hukuku Araştırma Merkezi ve Greenpeace Akdeniz tarafından düzenlenen “Hukuki, Siyasi, Ekolojik Yönleriyle Nükleer Enerji: Türkiye’nin Enerji Güvenliği Açısından Alternatif Olabilir mi?” konferans ile nükleer enerjinin geleceği uzmanlar tarafından tartışılacak.

Istanbul Nukleer Konferans afis

25 Haziran günü 13.30-18.30 arası İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere Kampüsü Mahkeme Salonunda düzenlenecek konferansta özellikle geçen yıl Ekim ayında Akkuyu NGS Çed Raporu İnceleme Değerlendirme Komisyonu sürecine, Greenpeace tarafından dile getirilen, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu ve Nükleer Atıkların Deniz Yoluyla Taşınması konuları başta olmak üzere, nükleer enerjiye ilişkin konular hukuki, siyasi ve ekolojik yönleri ile tartışılacak.

Üç bölümden oluşan konferansın ikinci bölümünde, Fransa antinükleer hareketi Sortir du Nucleair‘ın içinde uzun yıllardır yer alan Andre Lariviere ve Almanya’dan Dr. Cornelia Ziehm ile farklı ülke deneyimleri tartışılacak.  .

Konferansın sonunda ise davetlilerin ve konuşmacıların birlikte konuşabileceği bir forum olacak.

Etkinlik ile detaylı bilgi için Ece Özden ve Natali Arslan ile iletişime geçebilirsiniz.

Ece Özden

[email protected] / 0212 311 73 41

Natali Arslan

[email protected] / 0536 255 14 14

 

Hukuki, Siyasi ve Ekolojik Yönleriyle Nükleer Enerji:

Türkiye’nin Enerji Güvenliği Açısından Alternatif Olabilir mi?

 

Tarih: 25 Haziran 2014 Saat: 13.30-18.30

Yer: Dolapdere Kampüsü, Mahkeme Salonu

13.30-13.50 Prof. Dr. Turgut Tarhanlı (İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

Açılış Konuşması

 Moderatör: Prof. Dr. Turgut Tarhanlı

13.50- 15.10 Panel 1

Sinan Ülgen (EDAM – Ekonomi ve Dış Politika Araştırma Merkezi Yönetim Kurulu Başkanı)

“Türkiye Açısından Güvenlik ve Stratejik Yönleriyle Nükleer Enerji”

Yrd. Doç. Dr. Başak Başoğlu (İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

“Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu”

Av. Arif Ali Cangı

“Nükleer Santrallerin Çevresel Etkilerine Dair Hukuki Değerlendirme ve Atık Yönetimi”

 

Yrd. Doç. Dr. Dolunay Özbek (İstanbul Bilgi Üniversitesi Hukuk Fakültesi)

“Atıkların Deniz Yoluyla Taşınması”

 

15.10-15.50 Soru Cevap

15.50-16.10 Kahve Arası

16.10-17.10 Panel 2

Nükleer Enerjide Ülke Deneyimleri: Fransa, Almanya, Japonya

Andre Lariviere, Sortir du nucleaire

Dr. Cornelia Ziehm

 

17.10-18.30 Soru – Cevap ve Forum

 

(Yeşil Gazete)

Translar özgür olsa

Trans Onur Yürüyüşü’nün beşincisi bugün gerçekleşti. İstiklal Caddesi’nin rengarenk LGBT bayraklarıyla dolduğu eylem hem kalabalık hem her zamanki gibi şenlikliydi.

20140622_172117

Trans Candır‘, ‘Anayasa cinsiyet eşitliği’, ‘Velev ki dönmeyiz‘ pankartlarıyla yürüyen yüzlerce kişinin katıldığı eylemde en popüler sloganlar ‘Polis fuhuş yap onurlu yaşa‘, ‘Dünya yerinden oynar translar özgür olsa’, ve ‘Her yer Taksim Her yer Direniş‘ oldu. Bazı esnafların çan çalarak destek verdiği, apartmanlarda meraklı bakışların izlediği yürüyüş Tünel’de basın açıklamasıyla sona erdi.

20140622_181125

Basın açıklamasında son iki yılda 49 trans kadının öldürüldüğünü vurgulayan İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, Avcılar Metis sitesinde dövülerek cami bahçesine atılan ve hayatını kaybeden Seda’nın davasında katilin ‘maktülün trans olması’ nedeniyle 15 yul azalan cezasını hatırlatarak “Açık ki bu ilk değil ve maalesef son olmayacak; sokaklarda, meydanlarda, alanlarda, barikatlarda yıllardır söylüyoruz: trans cinayetleri sistematik ve politiktir. Devlet katillere verdiği her türden taviz ve teşvikle, trans katliamlarına kapı aralamaya devam etmektedir” dedi.

LGBTİ lolipopları ve 'Kuzey Ormanları Savunması' bir arada
LGBTİ lolipopları ve ‘Kuzey Ormanları Savunması’ bir arada

“Bu katliamı ve hukuksuzluğu sadece transların yaşamadığını biliyoruz. Gezi direnişi başladığı günden beri kaybettiğimiz 8 canı, Lice’de kalekol yapımına karşı çıktığı için katledilen iki canımızı, Dersim’de demokrasi mücadelesi verirken tutuklanan ve onlarca yıl cezaya çarptırılan onarca tutuklunun, kaybın ve gözaltının da takipçisiyiz.(..) Size hatırlatmayı görev edindik, hayatlarımız ve canlarımız bu kadar ucuz değildir!”

20140622_182221

Translar, LGBTİ’lere yönelen nefret suçları mücadelesinde nefret suçları mevzautı oluşutulmasını; trans seks işçilerini mağdur eden, ‘fuhuş’la ilgili mevzuatın değişmesini; LGBTİ istihdamıyla ilgili adım atılmasını ve seks işçiliğinin iş kolu olarak kabul edilerek sendikal haklarla garanti altına alınmasını talep etti.

20140622_180323
Trans Onur Haftası’nda gerçekleşen ‘Trans Güzellik Yarışması’nın 1.’si ve 2.’si yürüyüşte arz-ı endam ettiler.

İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği, ailesi tarafından öldürülen Ahmet Yıldız davasının yanı sıra, Soma maden işçilerinin davasında da Kürt halkının talepleri konusunda da takipçi olacaklarını vurguladı.

20140622_175911

20140622_172029

20140622_175630

20140622_173446

 

(Gözde Kazaz/ Yeşil Gazete)

HDP’de yeni dönem, yeni yönetim

HDPkongre6Binlerce kişinin katılımıyla gerçekleşen HDP’nin 2. Olağanüstü Kongresi sona erdi.  Kongrede Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ eşbaşkanlığa getirildi. “Yarın Artık Bugündür” sloganıyla gerçekleşen HDP Kongresi’yle HDP’nin Parti Meclisi, Merkezi Disiplin Kurulu, PM Fahri Danışman üyeleri, Uzlaştırma Kurulu üyeleri belirlendi.

Parti Meclisi üyeleri; Abdullah Levent Tüzel, Ahmet Turan Demir, Ali Ürküt, Alican Uçarcan, Alp Altınörs, Altan Tan, Arife Çınar, Arife Köse, Ayhan Bilgen, Ayşe Akıncı, Ayşe Berktay, Ayşe Erdem, Ayşenur Vaizoğluü, Baran Nayır, Bayram Yılmaz, Bercan Aktaş, Bereket Kar, Berfin Özgü Köse, Berivan Saydan, Beycan Taşkıran, Beyza Üstün, Bircan Yorulmaz, Bülent Parmaksız, Cafer Koluman, Can Memiş, Cansu Şık, Celaleddin Can, Cihan Erdal, Coşkun Üsterci, Cüneyt Caniş, Çiğdem Kılıçgün Uçar, Cihan Deniz Zarakolu, Dilek Yağlı, Elif Bulut, Elmas Çınar, Emirali Türkmen, Erol Dora, Erol Katırcıoğlu, Fatma Gök, Fatma Kurtulan, Ferdane Kılıç, Ferhat Tarhan, Filiz Koçali, Gencay Gürsoy, Gözde Özçiçek, Gülçin İspert, Gülfer Akkaya, Gülser Yıldırım, Gülsüm Ağaoğlu, Günay Kubilay, Hatice Altınışık, Hüda Kaya, Hüseyin Gözen, Hüseyin Taka, İbrahim Sinemillioğlu, İsmail Şengül, Garo Paylan, Kemal Peköz, Leyla Uyar, Lezgin Altan, Mahmut Öngör, Mehmet Can Karahan, Memet Doymaz, Mehmet Saltoğlu, Mehmet Tarhan, Meral Danış Beştaş, Mustafa Avcı, Muzaffer Kaya, Müge Yamanyılmaz, Mülkiye Birtane, Nazım Kok, Nazmi Gür, Nilay Etiler, Nivart Bakırcıoğlu, Nursel Aydoğan, Orhan Çelebi, Özgür Baran Kılıç, Özgür Müftüoğlu, Pervin Buldan, Pervin Oduncu, Pınar Aydınlar, Pınar Türk, Saadet Becerikli, Salman Kaya, Saruhan Oluç, Sayat Pulatyan, Sebahat Tuncel, Serhat Dicle Yüksel, Serpil Kemalbay Pekgözegü, Serpil Seçmen, Sezai Temelli, Sırrı Süreyya Önder, Tuğçe Özsoy, Tahsin Vedat Şensoy, Yavuz Önen, Yurdusev Özsökmenler, Zarife Karasungur, Zehra Şahin, Zeki Çelik, Zeynep Karaman.

PM yedek üyeleri; Ahmet Karataş, Alaaddin Erdoğan, Aslı Can, Ayşe Merva Aytemur, Betül Taylan, Betül Yarar, Birgül Hakan, Buyur Zozan Döner, Cafer Çelik, Ekber Kaya, Elif Gevez, Erdal Demirhan, Esengül Demir, Fatma Dikmen, Gizem Koçoğlu, Gonca Yangöz, Gül Tekin, Gülay Koca, Gürabi Köseoğlu, Hüseyin Daş, Hüseyin Güngör, Hüseyin Yıldız, İrfan Kaygısız, Süleyman Kemal Atakan, Kıvanç Eliaçık, Macide Erkmen, Meliha Varışlı, Melike Koçak, Melis Kalcı, Mesude Kılıç, Nihat Akdoğan, Nimet Sezgin, Onur Arpaçukuru, Osman Ergin, Özgür Oran, Özlem Sezer, Pınar Akdemir, Remzi Aluınpolat, Sema Arslan,
Sevgi Evren, Sıtkı Güngör, Sinan Öner, Tuma Çelik, Vedi Aydın, Yohanna Aktaş, Yusuf Karaçay, Zarife Atik, Zehra Güven, Zeki Koç, Zerrin Umut Demirci.

PM Fahri Danışman Listesi; Alaaddin Dinçer, Aysel Batyar Önsel, Bülent Keskin, Çağrı Köse, Çiğdem Özbaş, Dilay İnkaya, Fatma İnce, Kemal Bülbül, Kenen Kalyon, Leman Kiraz, Mehmet Bozgeyik, Melahat Kuş, Mert Büyükkarabacak, Mesut Fırat, Musa Piroğlu, Mutlu Öztürk, Nurşen Yıldırım, Seher Tümer, Sevgi Zülfikar, Sevtap Akdağ.

Merkez Disiplin Kurulu üyeleri; Hamit Geylani, Birsen Kaya, Berfin Azdal, Sultan Özcan, Nuriye Taka, Veysel Mete Elçi, Remzi Kozakçı. Yedek üyeleri; Muhammed Zengin, Sinem Coşkun.

Uzlaştırma Kurulu üyeleri; Sabit Günaydın, Ömer Aşkara, Mukaddes Çelik, Saffet Uygur, Özgür Sevgi Göral.Yedek üyeler; Ali Genç, Serap Kurt.

Yeşil Gazete