Ana Sayfa Blog Sayfa 3899

Tarihin en büyük iklim eylemi 21 Eylül’de

afi21 Eylül günü New York’ta yapılacak olan iklim değişikliği yürüyüşünün tarihin en büyük kitle hareketlerinden biri olması bekleniyor.

Küresel Eylem Grubu tarafından bugün Cezayir Toplantı Salonu’nda gazeteci Pelin Cengiz‘in moderatörlüğünde yapılan basın toplantısında, 20-21 Eylül’de İstanbul’da “Laf Değil Eylem”, “İklimi Değil Sistemi Değiştir” sloganıyla yapılacak olan Karşı-İklim Zirvesi ile ilgili bir konuşma yapan Açık Radyo Yayın Yönetmeni Ömer Madra, iklim değişikliğinin etkilerinin Türkiye’de halen yaşanmakta olan ağır kuraklıktan Kanada’da yaşanan mega orman yangınlarına kadar her gün görüldüğünü ve iklim değişikliğinin durdurulması için kitlesel seferberlik ilan edilmesi gerektiğini söyledi.

New York’ta 23 Eylül’de BM Genel Sekreteri Ben Ki Moon‘un çağrısıyla yapılacak olan iklim değişikliği liderler zirvesinin önemli olduğunu söyleyen Madra, bu zirve öncesinde yapılacak Halkların İklim Yürüyüşü’nün sadece çevreciler tarafından değil, işçi sendikalarından Ferguson’da direnenlere kadar çeşitli çevrelerin desteğiyle yapılacağını ve tarihin en büyük iklim değişikliği gösterisinin beklendiğini söyledi.

Basın toplantısında Mahir Ilgaz, Pelin Cengiz, Ömer Madra ve Nuran Yüce (Foto: Şenol Karakaş)
Basın toplantısında Mahir Ilgaz, Pelin Cengiz, Ömer Madra ve Nuran Yüce (Foto: Şenol Karakaş)

Basın toplantısında konuşan 350.org’dan Mahir Ilgaz, 20-21 Eylül’ün Küresel Eylem Günü olarak ilan edildiğini, ortak talepler çevresinde dünyanın her yerinde eylemler yapılacağını söyledi. Laf Değil Eylem sloganıyla hemen harekete geçilmesinin isteneceğini, sadece New York’ta değil bütün dünyada eylemler yapılmasının amacının liderlere zirveden ülkenize döndüğünüzde verdiğiniz sözleri takip edeceğiz ve size rahat vermeyeceğiz demek olduğunu söyledi.

Küresel Eylem Grubu’ndan Nuran Yüce ise İstanbul’da yapılacak olan eylemleri anlattı. Bütün verilerin daha hızlı harekete geçmemiz gerektiğini anlattığını söyleyen Nuran Yüce, karbonsuz enerjilere geçmek gibi kolektif çözümlerin uygulanabilir olduğunu, bugüne dek 19 kez iklim zirvesi gerçekleştiğini ancak iklim değişikliğini durduracak herhangi bir uluslararası sözleşme yapılamadığını söyledi.

Türkiye’nin iklim politikasının ise “koca bir hiç” olarak tanımlayan Yüce, Türkiye’nin iklim zirvelerinde de görünmez olmayı tercih ettiğini söyledi. Gerçekleştirilecek olan küresel hareketin, liderlerin sonuç alıcı bir anlaşmaya varmasını talep edeceğini söyleyen Yüce, 20-21 Eylül’de İstanbul’da yapılacak olan etkinliklerin Tütün Deposu’nda yapılacağını söyledi. 21 Eylül’de İstanbul’da iklim adaleti yürüyüşü de yapılacağını söyleyen Yüce, dünyayı değiştirmek için neyi değiştirmek gerekiyorsa onu değiştireceklerini söyledi.

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

Bireysel silahlanmanın sonu: 9 yaşındaki kız silah eğitmenini vurdu

ABD’de bireysel silahlanma bir faciaya daha neden oldu. Arizona’da, silah kullanma dersi alan 9 yaşındaki bir kız makineli tüfekle eğitmenini vurdu.

Eğitmen kaza sırasında kıza makineli tüfek eğitimi veriyordu; otomatik silahın geri tepmesi sonucu kızın elindeki silahtan çıkan kurşun 39 yaşındaki epitmen Charles Vacca’ya denk geldi.

Geçtiğimiz pazar gerçekleşen kazada başından yaralanan ve Las Vegas’taki hastaneye götürülen Vacca kurtarılamadı.

Silah eğitimi sırasında 9 yaşındaki kızın ailesi de atışları videoya aldığı bildiriliyor. Video, eğitmenin vurulma anından önce son buluyor.

(BBC)

Amasra’daki HEMA madeninde göçük: 1 işçi öldü

Bartın’da, Amasra ilçesinde faaliyet gösteren Hattat Holding’e bağlı HEMA Maden ocağında meydana gelen göçükte bir işçi hayatını kaybetti.

MG_3634

Amasra’da Tarlaağzı ve Gömü Köyleri arasında bulunan maden ocağında taşeron işçi olarak çalışan Muammer Ketim, henüz kömür çıkmayan madendeki galeri açma çalışmaları sırasında gerçekleşen göçükte hayatını kaybetti.

29 yaşındaki işçi Ketim, evli ve bir çocuk babasıydı. Çetin’in cenaze töreni yarın saat 17.00’de Gömü Köyü’nde  gerçekleşecek.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

Muammer Çetin, HEMA madenlerinde hayatını kaybeden altıncı işçi oldu. Madenlerde bugüne kadar 35 yaralanma gerçekleşti.

2009 yılında bölgeye gelen ve bugüne kadar üç kömür madeni açan Hattat Holding’e bağlı HEMA A.Ş., kazanın gerçekleştiği maden bölgesine bir termik santral kurmayı planlıyor.

(Gözde Kazaz/ Yeşil Gazete)

Greenpeace’den Sağlık Bakanlığı’na kömür çağrısı

Greenpeace, kömürlü termik santrallerin insan sağlığına verdiği ölümcül zarara karşı Sağlık Bakanlığı’nı harekete geçmeye davet ediyor.

34534345(1)

6 Eylül’de başlayacak ‘Sağlık için temiz hava çağrısı’ isimli kampanya, Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) yayımladığı rapora göre her sene dünya genelinde 7 milyon insanın ölümüne yol açan hava kirliliği ve kirliliğin önemli sebeplerinden biri olan kömürlü termik santraller konusunda hükümeti Bakanlık nezdinde acil önlem almaya davet ediyor.

Türkiye’de her sene 8 bin kişi kömür gazları nedeniyle ölüyor

Kömürün yanmasıyla ortaya çıkarak havaya karışan kirletici gazlar (S02, N02, CO, O3 vb.) , kül ve toz emisyonları, cıva ve arsenik gibi ağır metaller arasında insan sağlığı için en zararlısının partikül madde (PM) olduğunu belirten uzmanlar, özellikle çapı 2.5 miktometreden küçük olan PM2.5’in başta akciğer kanseri olmak üzere pek çok kanser çeşidine sebep olduğunu vurguluyor.

Greenpeace’in Stuttgart Üniversitesi ile birlikte yürüttüğü kirlilik araştırması sonuçlarına göre, 2010 yılında Türkiye’de faaliyet gösteren 19 kömürlü termik santral sebebiyle 7900 kişi hayatını kaybetti. Bu rakam, aynı yıl içinde trafik kazalarından hayatını kaybedenlerin neredeyse iki katı. 2010 yılında planlanan kömürlü termik santral sayısı 42 iken 2014 itibariyle bu sayı 80’e çıkmış durumda.

Sağlık sorunları belirlensin, acil eylem planı oluşturulsun

Greenpeace, ‘Dumansız hava sahası’ gibi kampanyalarla toplum sağlığı konusunda çalışan Sağlık Bakanlığı’ndan kömürlü termik santrallerle ilgili şu önlemleri almasını talep ediyor:

• Hava kirliliğine yol açan projelerin planlama, izin ve denetim süreçlerine karar verici kurumlardan birisi olarak dahil olması,

• Sağlık Etki Değerlendirme raporları ile özellikle kömürlü termik santrallerin sebep olduğu sağlık sorunlarını tespit etmesi ve bu sorunların önlenmesi için gerekli yaptırımları uygulaması,

• Öncelikli olarak, işletmede olan ve planlanan kömürlü termik santrallerin yoğun olarak toplandığı bölgelerde kümülatif sağlık etkilerinin belirlenmesi ve gerekli ölçümler yapılıp, önlemler alınana kadar yeni projelere izin verilmemesi,

• Mevcut ve potansiyel hava kirliliğinin yarattığı sağlık sorunları ile mücadele için acil eylem planının oluşturulması.

(Yeşil Gazete)

G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu’nda kongrede basın engeline eleştiri

AK Parti’nin Ankara Arena’da gerçekleştirilen birinci olağanüstü kongresi devam ediyor. 3 bin delegenin davet edildiği, toplam 40 bin kişinin katıldığı kongrede tek aday olarak gösterilen Ahmet Davutoğlu, AK Parti Genel Başkanlık görevini devralacak. AK Parti kongrelerinde akreditasyon verilmeyen basın kuruluşlarına bu sefer Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi eklendi.

140827072326_arena_304x171_bbc_nocredit

KP Sözcüsü Hüseyin Çelik’in 900 basın mensubunun izlediğini belirttiği kongrede 13 basın kuruluşuna akreditasyon verilmedi. Cumhuriyet, Sözcü, Yeni Çağ, BirGün, Aydınlık, Halk TV, Ulusal Kanal, Evrensel, Bugün, Samanyolu Haber, Kanal Türk, Zaman ve Cihan Haber Ajansı kongreyi izleyemiyor. Akreditasyon engeli Cihan Haber Ajansı ve Zaman Gazetesi için ilk kez uygulanıyor.

G-9 Gazeteci Örgütleri Platformu bir açıklama yayınlayarak uygulamayı eleştirdi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“İktidar, yayın politikasından hoşlanmadığı gazetelerin çalışanlarının mesleklerini yapmalarını engellemek, halkın haber ve bilgi alma hakkını yok saymaktadır.”
“AKP, akreditasyonu, “sansür aracı” olarak kullanmakta, sadece lehinde düşünen-yazan gazetecileri akredite ederek “iliştirilmiş (embedded) gazeteci” modelini hayata geçirmektedir.

Tek adaylı seçim

Kongrede, Dışişleri Bakanı ve AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu’nun tek aday olduğu kongredeki genel başkan seçimiyle ilgili Erdoğan, “İnanıyorum ki bugünkü kongrede katılımın tümünün de ittifakıyla Ahmet Davutoğlu kardeşimiz çıkacaktır” açıklamasını yaptı.

Kongre salonuna giremeyen kalabalığı selamlayan Erdoğan, bugün yaşananın “Bir misyon değişikliği değil, sadece bir isim değişikliği” olacağını vurgulayarak, “Bu asla bir veda değildir, bilesiniz ki bu da bir Fatiha’dır, bir başlangıçtır, yeni bir açılıştır, yeni bir milattır bunu böyle bilmenizi istiyorum” dedi.

Erdoğan, yarın cumhurbaşkanlığı devir teslim töreninin ardından Davutoğlu’na kabineyi kurma görevini verecek.

 

Vasatlıktan Breaking Bad

*Yazı Breaking Bad dizisinin sonuyla ilgili çok ciddi ipuçları içerir.

Breaking Bad bu sene de Emmy’de ödülleri sildi süpürdü. Breaking Bad’i duymayan varsa: 50 yaşındaki Walter White evli ve bir çocuk evde diğeri yolda gayet standart bir orta sınıf Amerikalıdır. White’ın kimya dehası eski ortaklarına zenginlik, kendisine lise kimya öğretmenliğini nasip etmiştir. Bir gün tedavi edilemeyecek cinste akciğer kanseri olduğunu ve altı ay ömrü kaldığını öğrenir. Macera böyle başlar; White öldükten sonra ailesinin geçimini garanti altına almak, oğlunun ve doğacak kızının üniversite masraflarını karşılamak için artık meth üretip satacaktır. Tipik bir anti-kahramanın hikayesi: konu ilginç, güzel yazılmış senaryosu ve iyi oyunculuklarla beş sezon boyunca kendini izletiyor.

Ben dizinin süper takipçisi değildim. Ne yapacağımı bilmediğim bir hafta sonu ödünç aldığım hard diskte bölümlerini görünce ilk iki sezonu bir çırpıda bitirip, sıkılıp bırakmıştım. 5. sezonun başlangıcıyla Breaking Bad çılgınlığına dayanamayıp son sezonu takip ettim. Benim için ortalama üstü bir diziydi ta ki son bölüme kadar. White uyuşturucu imparatoru olmuş, 100 milyon dolar kazanmıştır; tüm bunları sadece ailesi için yaptığını söyleyerek. Son bolümde ise White’tan itiraf gelir: “Bu işi kendim için yaptım. Bu işi yapmak hoşuma gidiyordu”.

İlk sezonu hatırlayalım; White durmadan ne kadar kazanması gerektiğini mırıldanıyordu, kafasında hep para hesapları vardı çünkü o parayı kazandığında uyuşturucu satmayı bırakacaktı, oysa White her sezon işleri daha da büyüttü. Çünkü White önemli biri olmak istiyordu, ama hiçbir zaman bunun için cesareti yoktu. Gray Matter Technologies’deki işinden ayrılma nedeni dizide tam olarak hiçbir zaman açıklanmasa da senaristin açıklamasına göre White aşağılık kompleksi yüzünden Gretchen’dan ayrılıp Gray Matter Technologies’deki hisselerini satmıştı. İdealindeki “büyük adam White” olmaya cesareti yoktu, vasatlıkta huzur bulacağına inandı. Oysa huzur bulmadı, hep “büyük adam White” olmaya giden yolun alternatiflerini düşünüp durdu – meth üretip uyuşturucu imparatoru olmak da bu yollardan biriydi. White bu planı kanser olduğunda yapmadı, aklında dönüp duran bir plandı. İlk kime gideceği, nasıl bu ise başlayacağı en ince ayrıntısına kadar netti. Sadece kanser olduğunu, altı ay sonra öleceğini öğrenince bu riski alabildi. Bu yüzden parayı kazandığında durmadı, bu yüzden bu işi kendi için yapmaya devam etti ve bu yüzden ölmeden önce aşkla laboratuvarına sarıldı, gülümsedi ve mutlu öldü.

Walter White aşağılık kompleksi olan, risk almaktan korkan, güvenli olduğu için vasatı seçen hepimiz gibi biriydi. Bu dizi çok iyi bir dizi çünkü Walter White’a risk aldırdı, hayallere giden yolda uyuşturucu üretip satmak dahi olsa tutkularının peşinden koşanların mutlu öldüklerini gösterdi.

Hepimiz her an ölebiliriz ama pek azımız günlerimizi ölümü düşünerek geçiririz. Bu yazıyı okuyabilen pek çok kişi belirlenmiş okumuş, iş bulmuştur. Belki pek çoğu hayaline giden yoldadır, ne mutlu onlara. Tutkusunu gerçekleştiremeyenleri ise dillerinden tanırsınız, hep aynı hayalleri anlatır dururlar; “kendi işimi kursaydım zengin olmuştum”, “hep aşçı olmak istedim”, “çok güzel bir fikrim var”, “emekli olunca kendi dükkânımı açacağım”, “pastacılık yapacağım”, “ressam olacağım”, “dünyayı gezeceğim”. Emeklilik günlerini sayanlar onlardır; tutkularını izlemek için hep son teslim tarihleri vardır ve o tarih hep ötelenir. Çünkü “çok riskli” tutkularını kalplerinin derinliklerine gömüp, fiziksel ve zihinsel engelleri aşamadan en güvenli seçeneği, normu seçerler.

Bryan Cranston’ın Breaking Bad’deki Walter White rolüyle bu seneki Emmy ödülünü alırken yaptığı konuşmadan:

Niye bilmiyorum ama hayatım boyunca şanslı oldum. Küçüklüğümde hep en kısa yolu arayan, entrikacı çocuktum. Kendi ailem bana “Sneaky Pete” takma adını vermişti. Bu yüzden de verdiği tohumdan benim için bu kadar mükemmel bir şey yaratacak bir tutkuya da tesadüfen rastladım. Oyunculuğa aşığım ve bu benim tutkum ve son nefesime kadar da yapacağım. Bu ödülü vasatlıkla yetinmenin güvenli olduğu için iyi bir fikir olduğunu düşünen dünyanın tüm “Sneaky Pete”lerine adıyorum. Bunu yapmayın, bir şans alın, bir risk alın. Tutkunuzu bulun, yeniden ateşleyin ve tekrar aşık olun. Gerçekten buna değer.

Bir başka ödüllü televizyon dizisi House M.D.’nin baş aktörü  Hugh Laurie ise çıkardığı blues albümü için sizi kendi albümünüzü çıkarmaya iten neydi sorusuna verdiği cevap:

Bunu yapmak için bir daha fırsat elde edemeyeceğimi düşündüm, bu yüzden zamanıydı – korkunç bir şey, bence, hayatta hazır olacağın zamanı beklemek. Öyle hissediyorum ki hiç kimse herhangi bir şeyi yapmak için asla hazır olamayacak. Hazır olmak diye bir şey hiç yok gibi. Sadece şimdi var ve yapacağınız şeyi şimdi de yapabilirsiniz. Bunu sanki birazdan bungee jumping yapacakmış gibi kendime güvenerek söylüyorum – öyle değilim, çılgın tehlikeleri göze alan biri değilim. Ama yine de, genel anlamda, şimdinin herhangi bir zaman kadar iyi olduğunu düşünüyorum.

Motivasyon konuşmalarına hiç inanmıyorum, özellikle ünlülerce yapılan motivasyon konuşmalarından hiç haz etmiyorum. Zamanı yakalamak ve günü yaşamak bir film sözü, “sevdiğin işi yap” düsturu ise emek sömürgecilerinin bir numaralı argümanı bana kalırsa. Ama Hugh Laurie ve Bryan Cranston gibi ancak 50’lerinde tam anlamıyla başarıyı yakalamış örneklerin dediklerinde ayrı bir şey var sanki, daha ikna edici. Hiçbir zamanın çok geç olmadığını kanıtlayan bir şey.

Tıpkı sürekli öğrencilerine kendilerini adamalarını öğütleyen ama kendisi vasat olmayı tercih etmiş Walter White gibi normun verdiği güven hissinden kopamayıp kendini her sabah doğru karar verdiğine ikna eden, içinde yanan tutkuyu her sabah itinayla söndürmeye çalışanlar… En doğrusunun aşkın peşinden koşmak olduğunu bilmesine ve kendisini dinleyen herkese bunu anlatmasına rağmen risk alacak cesareti olmadığı için hep zamanı öteleyenler ve içten içe bir gün başlarına gelecek bir şeyin onlar için hayatını değiştirmesini bekleyenler…  Eninde sonunda o “bir şey” oluyor, zaman doluyor ve eninde sonunda içinde tuttuğun o tutkunun peşinden koşuluyor.

Bu yüzden Breaking Bad olağanüstü bir diziydi. Hayallerinin peşinden koşacak cesareti olmamış Walter White’ın risk almak için altı ay ömrü kalacak kadar beklemesi, nasıl olsa öleceği yüzüne söylenince ve “son kullanım tarihi” verilince şu anın herhangi bir an kadar iyi olduğunu – iyi olmak zorunda olduğunu – anlayıp, tüm riskleri alıp, normdan sıyrılmasını anlattı tüm dizi.

Aldığı tüm ödüllerin helali hoş olsun.

Fatsa Bahçeler Köyü’nde siyanür mücadelesi devam ediyor

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Bahçeler Köyü’nde Altıntepe Madencilik şirketi tarafından siyanürle altın çıkarılacak olmasına halkın tepkisi devam ediyor. Geçtiğimiz günlerde iş makinelerinin yanında eylem gerçekleştiren köylüler ve sivil toplum kuruluşları, son olarak 100 dönümlük arazideki ağaçların kesilmesi üzerine tepkilerini gösterdi.

1795619_10204846673753170_694804496680598014_n
Ellerinde organik ürünlerle eylem yapan yöre halkı, siyanürle altın çıkarılmasına karşı çıkarak zehirlenmek istemediklerini dile getirdi. Mahalle sakinlerinden Ayşe Gümüş, ormanların kesilmesinden sonra köye domuzların indiğinden bahsetti.

Ordu’nun Fatsa ilçesine bağlı Yukarı Bahçeler Mahallesi Engiz mevkiinde Altıntepe Madencilik şirketi, altın madeni çıkarmak üzere çalışma başlattı. 2013 yılında Ordu Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’nden olumlu ÇED kararı çıkaran şirket, siyanürle altın ayrıştırma için kullanılacak kuyularda ağaç kesimine başladı.

ÇED raporu nerede?

Siyanürle altın arama karşıtı mücadelenin içinde bulunan aktivist ve imam Zeki Fidan, kendilerine ÇED halkın katılım toplantısıyla ilgili bilgi verilmediğini, ÇED raporunun verilip verilmediklerini bile bilmediklerini, maden planını hiç görmediklerini aktarıyor. Bilgi edinme hakkı kapsamında Ordu Valiliği Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne başvuruda bulunduklarını aktaran Fidan, 15 gün içinde cevap gelmesi gerektiğini, gelmediği takdirde hukuki süreci başlatacaklarını belirtti.

10345982_753284854731248_7096672030793114865_n

Fidan’ın aktardığına göre, madenin yapılacağı alanın etrafındaki tüm köy muhtarları maden şirketi tarafından telefonla arandı ve iş vaadinde bulunuldu. Bu nedenle madene karşı beklenen örgütlülük sağlanamadı.

Bölgede altın madenine kimsenin karşı olmadığın, fakat siyanürlü aramanın büyük tehlike olacağını aktaran Fidan, “şirket ilk geldiğinde siyanür kulanılmayacak dediler, sonra bölgeye yerleşince ve haşk ta tepki vermeyince siyanür kullanılacak dediler.”

Maden arazisi Kocahisar, Şerefiye, Tepeköy, Bahçeler ve Yukarı Bahçeler köyleri de dahil 8 köyü kapsıyor. Fakat Zeki Fidan, Fatsa Belediyesi’nin de civar köylerin de tepki göstermediğini aktarıyor. 

(Yeşil Gazete)

İklim değişikliğinin insan sağlığı için oluşturduğu 6 tehdit

İklim değişikliği, denizlerin su seviyesini arttırmaktan, felaketlere neden olan mevsim anormalliklerine kadar dünyayı ve canlı hayatını tehdit ediyor. Peki iklim krizinin insan sağlığına dolaysız etkileri nedir? Haftalık yayımlanan tıp dergisi ‘The Lancet’te,  bu sorunun cevaplarının bir araya getirildiği bir makale yaımlandı.

Mosquito-net-factory-Gates-Foundation
Sıtmadan korunmak için üretilen sivrisinek tülleri fabrikası

University College London’un işbirliğiyle hazırlanan araştırmada, iklim değişikliği ’21. yüzyılın sağlığa karşı en büyük tehdit’ olarak tanımlanıyor.

Bu araştırmaya dayanarak RTCC sitesinin hazırladığı belli başlı altı sağlık riski ise şöyle:

1- Kan emicilerin artışı:

İklim değişikliği, sivrisinek, kene ve sülük gibi kan emici türlerin hem ortaya çıkma mevsimini hem de ortaya çıktığı coğrafyayı genişletiyor. ‘Sivrisinekten ne olur?’ diye düşünmeyin, sivrisinek ısırığıyla yayılan sıtma hastalığı Afrika’da her sene 1 milyon insanın ölümüne neden oluyor. ‘London School of Hygiene and Tropical Medicine’ bölümünün aktardığına göre, gittikçe artan hava sıcaklıkları, artık sıtma gibi hastalıkların dağlık bölgelerde de görünmeye başlamasına neden olmuş durumda. Öte yandan kan emicilerle bulaşan ‘dang humması’ da yeni alanlarda görülmeye başlandı. IPCC’nin araştırması, son yüz yılda hastalığın görülme oranının 30 katına çıktığını ortaya koyuyor. Keneyle taşınan virüsler ve veba hastalığı da iklime hassasiyet gösteren virüsler arasında yer alıyor.

2- Hava kirliliği ve alerjenler:

WHO’nun raporuna göre dünyadaki sekiz ölümden birinin sorumlusu olan hava kirliliğini etkileyen koşullardan biri de, iklim değişikliğiyle artan yangınlar. Öte yandan astım, göz ve burun iltihabı gibi alerjen durumlar da hava sıcaklığının artışıyla doğrudan alakalı.

3- Sıcak çarpması:

Basit bir matematik: sıcak günlerde daha fazla insan ölür.  Vücut ısının artışı kalp, akciğer ve böbreklere zarar verir; bu da özellikle  yaşlı ve kronik hastaların hayatını kaybetmesine neden olur.

4- Depresyon:

 

İklim değişikliğinin daha dolaylı bir etkisi: mevsim anormallikleri nedeniyle gerçekleşen sel, hortum ve kuraklık gibi felaketlerden kurtulanların depresyon olma olasılığının normal durumlara göre beş katına kadar çıktığı belirtiliyor.

5- Kötü beslenme:

Artan sıcaklık ve değişen mevsimler dünyanın besin üretim sistemini değiştiriyor, daha da değiştirecek. Bazı Afrika ülkelerinde yetişen mahsüllerin 2020 itibariyle yüzde 50 oranında azalacağı tahmin ediliyor. Bu da, mevcut durumda 3.5 milyon insanın ölümüne neden olan beslenme krizinin derinleşmesine neden olacak. Gıda Politikaları Araştırmaları Enstitüsü’nün ( IFPRI) yaptığı bir araştırmaya göre, 2050 yılında iklim değişikliği nedeniyle yaklaşık 25 milyon çocuk sağlıklı büyümeleri için gerekli besine ulaşamayacak.

6- Deri kanseri:

 

Harvard Üniversitesi’nde yapılan araştırmalar, iklim değişikliğinin ozon tabakasının delinmesini hızlandırdığını ortaya koyuyor. UV radyasyonuna daha fazla maruz kalacak insanların deri kanserine yakalanma riskinin artacak olması çok da şaşırtıcı değil.

Çiçek virüsü geri mi dönüyor?

İklim değişikliğinin sorumlu olabileceği bir başka felaket ise henüz gerçekleşmedi: Sibirya tundralarının erimeye başlamasının, en son 1980’de görülen çiçek virüsünün yeniden ortaya çıkmasına neden olabileceği söyleniyor. Bu kabus senaryosuna göre virüs, eriyen bölgelerde ortaya çıkan çiçek virüslü donmuş cesetlerden insanlara bulaşacak.

(RTCC/ Yeşil Gazete)

 

‘Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri Konferansı’nda gündem yine iklim değişikliği

Birleşmiş Milletler, 1-4 Eylül tarihleri arasında üçüncü defa”Gelişmekte Olan Küçük Ada Devletleri Konferansı” düzenliyor. Samoa’da gerçekleşecek konferansın ana gündem maddesi bu sene de küresel iklim krizi olacak.

north-island-seychelles

Toplantıda bir araya gelecek olan ülke yönetimleri, uluslararası kuruluşların temsilcileri ve kalkınma bankası yetkilileri bu ülkelerin iklim değişimine karşı maruz kalacakları olumsuzluklara karşı alınabilecek önlemleri tartışacak ve bir yol haritası çıkarmaya çalışacak.

Toplantı hakkında Reuters’a konuşan BM Çevre Programı üst yöneticisi Achim Steiner, küresel ısınmanın etkileri nedeni ile yükselen su seviyelerinin bu ülkelerdeki sahillerin kaybolmasına neden olduğunu, otellerin ve limanların yerlerinin değiştirilme gereğinin ortaya çıktığını söyledi.

Steiner bu ülke yönetimlerinin bu durumla başa çıkmak için balıkçılık sektörlerini geliştirmek, eko-turizme yönelmek ve dizel yakıtlar yerine rüzgâr ve güneş enerjisi kullanmak gibi projeler geliştirdiği bilgisini verdi.

BM’nin daha önce 1994 ve 2005 yıllarında düzenlediği konferansta,  aralarında Bahamalar, Küba, Porto Riko, Papua Yeni Gine, Bahreyn, Şeyseller, Maldivler, Singapur gibi 52 ülkenin olduğu  ada devletleri katılıyor.Sınırlı kaynağa sahip olan ve nüfus artışı görülen adaları bekleyen en büyük sorun iklim değişikliğiyle yükselecek su seviyelerine karşı kırılgan yapıda olmaları.

Küresel ısınma nedeni ile oluşan buzul erimeleri deniz seviyesinin 1900 yılına göre 20 santimetre yükselmesine neden olmuş durumda. 21. yüzyıldaki yükselmenin ise 26 ila 82 santimetrelik arasında olabileceği tahmin ediliyor.

(Yeşil Ekonomi/ Yeşil Gazete)

Ebola Kongo’ya sıçradı: 4 ölü

Başta Gine, Liberya, Sierra Leone ve Nijerya olmak üzere çeşitli ülkelerde görülen Ebola salgını Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ne de sıçradı.

ebola

BBC’ye konuşan Sağlık Bakanı Felix Numbi, Kongo’nun kuseyinde yer alan Equateur bölgesinde iki kişi üzerinde yapılan testlerde Ebola virüsüne rastlandığını söyledi.Bakan Numbi, salgının yayılmasını engellemek için bölgenin karantinaya alındığını belirtti.

İki vakanın kesinleşmesinin ardından Dünya Sağlık Örgütü de (WHO), çeşitli sağlık ekipmanlarını vakaların görüldüğü bölgeye gönderdi.

Bölgede, ishal, kusma ve ateş belirtileri gösteren 13 kişinin öldüğü açıklanmış fakat ölümlerin Orta Afrika’da görülen başka bir salgından kaynaklandığı ifade edilmişti.

Virüse karşı ilaç umudu

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO), yayılma hızı ve kapsamı nedeniyle “daha önce eşi benzeri görülmemiş bir durum” yorumu yaptığı Ebola sagını nedeniyle, mart 2014’ten bugüne Orta Afrika’da 2.615 kişi hayatını kaybetti. WHO’ya göre hastalık yüzde 25 ila yüzde 90 oranında ölümle sonuçlanıyor.

İdrar, kan, ter veya tükürük gibi vücut sıvısı veya salgılarıyla temas halinde bulaşan Ebola’nın bilinen tedavisi veya aşısı bulunmuyor. Fakat virüse karşı kullanılan, henüz test aşamasındaki ZMapp adlı bir ilaçla senfeksiyon kapan hastalardan bazılarının sağlığına kavuştuğu görüldü.

Hastalığı saklayanlara hapis cezası

Aylardır Ebola virüsüyle boğuşan ülkelerden Sierra Leone’de ise, Cumartesi günü, Ebola hastalarının kendilerini gizlemesini suç sayan yeni bir yasa meclis onayından geçti. Yasanın Sierra Leone Cumhurbaşkanı’nın onayından da geçmesi durumunda, hastalığını saklayanlar iki yıl hapis cezasıyla karşı karşıya kalacak.

Fildişi Sahili de Ebola virüsünün ülkeye sıçramasını engellemek için sınır geçişlerini kapatmıştı. Ülke ayrıca, Sierra Leone, Liberya ve Gine’den kalkan uçaklara ülke topraklarına iniş yasağı getirdi. Gabon, Senegal, Kamerun ve Güney Afrika da benzer önlemler aldı.

(Reuters/ BBC)