Ana Sayfa Blog Sayfa 3681

Mersin Kadın Platformu: “Aslında ‘Son’ olmayan Perşembe”

Mersin Kadın Platformu’nun Ocak ayından bu yana sürdürdüğü ve 1 Mayıs’ta sonlandıracağını açıkladığı “Her Perşembe Alanlardayız” eylemi , 30 Mayıs Perşembe günü kalabalık bir şekilde sonlandı.

Her zamanki gibi Saat: 18:00’de Forum AVM Köprüaltı’nda toplanan kadınlar, yarım saat otuma eylemi ardından yürüyüşe geçtiler. “Şiddetinizle barışmayacağız”, “Jin, jiyan, azadi”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet, gelsin jop, inadına isyan, inadına özgürlük”, “Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa”, “Erkek adalet değil, gerçek adalet” sloganlarını atarak Havuzbaşı’na  yürüyen kadınlar içerisinden Kadın Emeği Kolektifi’nden Nalan Turgutlu basın bildirisini okudu.

Basın açıklamasını Kadın Emeği Kolektifi’nden Nalan Turgutlu okudu
Basın açıklamasını Kadın Emeği Kolektifi’nden Nalan Turgutlu okudu

“2015 yılı başından beri her perşembe kadın cinayetlerine Karşı sokağa çıktık biz kadınlar.  Şiddetinizle barışmayacağız diyerek bugün sonuncusunu gerçekleştirdiğimiz Perşembe eylemlerimizin 17. Haftasında da Kadına yönelik şiddete karşı özsavunmanın meşruluğunu, öfkemizi, isyanımızı bir kez daha haykırıyoruz. Perşembe eylemlerimizi sonlandırsak da tacizlerin, şiddetin ve cinayetlerin takipçisi olacağımızın altını çiziyoruz.” şeklinde basın açıklamasına başlayan Turgutlu, bu hafta Ankara, Eskişehir, İzmir, ve Siirt’te gerçekleşen taciz, tecavüz ve kadın cinayetlerine değindi.

Doğadan Çay’ın bu hafta gündeme düşen cinsiyeti reklamından bahseden Turgutlu:

15

“Doğadan Çay’ın reklamında kadınların ne istediği soruluyor ve cevap olarak kadını gayet seksist bir dille küçümseyen, alenen aşağılayan, sadece bir tüketim manyağı gibi lanse eden cevaplara indirgiyor.

Bu durumda biz de buradan tekrar söyleyelim kadınlar ne ister:

17
Kadınlar eşitçe yaşamak ister. Öldürülmemek ister, psikolojik, ekonomik ya da fiziksel, hiçbir şiddet türüne uğramamak ister. Tecavüze ve tacize maruz kalmamak ister. Haklarının ihlal edilmemesini ister. Ayrımcılığa uğramamak ister. Kararlarına saygı gösterilmesini ister. Ayrıca kadınlar ne giyeceğine, nasıl güldüğüne, nereye gittiğine mütemadiyen karışılmasın ister.Aptal bir tüketim ve seks objesi olarak sergilenmemek ister. Erkekler “kadınlar şunu ister” diye konuşmasın ister. Böyle cinsiyetçi reklamlar yapılmasın ister…” şeklinde konuşarak eylemler sonucunda reklamın geri çekilmesini ve firmanın özür dilemesini sağladıklarını coşkuyla duyurdu.

“Ve tabii ki Kirli çamaşırdan bulaşığa, yemekten çocuk bakımına, eve ve aileye ait tüm sorumlulukları paylaşmak istiyoruz. Eşit işe eşit ücret istiyoruz ve ‘ aileye köle, sermayeye kul değiliz’ şiarıyla eşit ve özgür bir yaşam için yarın tüm kadınları 1 Mayısta alanlara bekliyoruz.” Şeklinde konuşarak basın açıklamasını tamamlayan Turgutlu’nun ardından kadınlar “Yaşasın kadın dayanışması”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganı atarak zılgıtlar ve alkışlar eşliğinde eylemi sonlandırdı

Özgecan Aşlamacı

 

 

Özgecan Aşlamacı

Yolcu Tiyatro ile Erkin karanlık yüzüne yolculuk

Ne zaman ki insan türü olarak, doğayla daha etkin mücadele etme ve bu sayede hayatta kalabilme adına topluluklar halinde yaşamayı tercih ettik, kitlesel yaşamı organize edebilmek için aygıtlara ihtiyacımız oldu. Liderlik, hiyerarşi, ticaret, şirketler, etik, rejimler, yargı ve elbette ki devlet gibi icatlarımız, bizlerin ön görülemez bireyler olmak yerine kısmen ön görülebilir toplumlar olmamızı sağladı. Bu öngörülebilirlik özellikle liderlerin pek hoşuna gidiyordu. Liderlikteki birkaç kişinin belirlediği kurallar bu aygıtlarca kitlelerin kullanımına sunuluyor, milyonların davranış biçimlerini güdümlüyor, kimseye tek tek dert anlatmaya gerek kalmıyordu.

12
Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler

 

Doğada, milyonlarca türün ve binlerce makro-ekosistemin etkileşimiyle milyarlarca yılda gelişmiş mutlak bir bilgi birikimi vardı. Oysa insan, doğayı gözlemlemeyi ihmal etmese bile kendi sistemlerini geliştirirken ancak kendi aciz aklıyla kısıtlıydı. Devlet dediğimiz de, Homo Sapiens denen bu kibirli türün pek övündüğü kitle idare oyuncaklarından biriydi işte. Öyle bir oyuncak ki, refahla süslenip çekici hale getiriliyor ama alıp kullandığınızda elinizde kalıyor, dahası kırıklarıyla canınızı yakıyordu…

Dorfman karanlığa ses veriyor

Ariel Dorfman bu oyuncağın kırık döküklerini toplayıp kucağımıza bırakıyor “Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler”de. Dünyanın her köşesinden tanıkların insan hakları ihlallerine dair ifadelerine dayanarak oyunlaştırılan ve ilk kez 2000 yılında sahnelenen eserde, Güney Amerikalı yazar, devletlerin ışıltılı vitrinlerinden ziyade karanlık tünellerdeki ceberut yüzüyle buluşturuyor bizi.

Karanlığın Ötesinden Sesler
Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler

Mart 2013’te sanat hayatına başlayan Yolcu Tiyatro, Dorfman’ın bu eserinin prömiyerini Aralık 2014’de yorumlamış. Sanem Öge’nin çevirisiyle güncellenerek ele alınan metin, tecrit, kadın cinayetleri, tecavüz, işkence, din sömürüsü, çocuk işçiler, anadil ve çevre eylemleri gibi konularda, ülkemizin de aralarında yer aldığı dünyanın farklı ülkelerden çarpıcı kesitler sunuyor.

Tünelin ucunda ışık var mı?

Ersin Umut Güler eseri üç oyuncu üzerinden kurgulamış. Oyun boyunca yoğun bir drama ve yormayan bir gerilim hâkim. Dengeli bir alan kullanımı ve minimalist bir sahne tasarımı tercih edilmiş. Kalkışma ile yola getirme, umut ve karanlık, naiflik ve gerçeklik, yerellik ve küresellik hep rekabet halinde ve ele ele geziyor.

Karanlığın Ötesinden Sesler
Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler

Kadıköy Barış Manço Kültür Merkezi’nde sahnelenen 24 Nisan temsilinde Cenk Dost Verdi, Simge Geren ve Ulaş Bayır’ın oyunculukları oldukça temizdi. Abartıdan uzak kalmayı becerirken kuvvetli bir etkiyi seyirciye geçirmekte de eksik kalmamışlar. Ana duygu gerilim, ana renk karanlık olunca; müzikte Ulaş Bayır ve ışık tasarımında Alev Topal kendilerine düşen katkının hakkını vermişler. Yolcu Tiyatro’nun bu yapımında ses tasarımı ve müzik prodüksiyonu Tufan Dağtekin’e ait.

Karanlığın Ötesinden Sesler
Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler

Son tahlilde umutlanabilir, kabullenebilir ya da harekete geçmeye bilenebilirsiniz. Bu biraz karanlıkla ve gelecekle aranıza koyduğunuz mesafeye bağlı. Siz de kendi konumunuzu belirlemek isterseniz, Yolcu Tiyatro’nun “Karanlığın Ötesinden Gelen Sesler” temsillerinden birini izleyebilirsiniz.

Sanatla ve barışla kalın…

 

Tamamlayıcı bilgiler için:

Ariel Dorfman

Yolcu Tiyatro

Tutunamayanlar – Oğuz Atay

1970 TRT Roman Ödülü’nü kazanan Tutunamayanlar Oğuz Atay’ın ilk romanıdır. Kullanılan dil ve anlatım şekli itibariyle, Türkçe edebiyatın en önemli ve yenilikçi eserlerinin başında gelir. Kitap belirli bir olayı anlatmaktan ziyade; izlenimler, çağrışımlar, taşlamalar, ayrıntılar ve ruhsal çözümlemelerden oluşur. Sayfalar süren noktalama işaretsiz ve paragrafsız bölümünün yanı sıra günlüklerden, diyaloglardan, 600 dizelik şiirlerden, oyunlardan, şarkılardan oluşan bölümleriyle okunması zor olan kitaplardandır. Bu yanıyla James Joyce’un Ullysess’iyle bir akrabalık kurmak mümkündür.

Edebiyatımıza Selim Işık ve Turgut Özben gibi iki unutulmaz roman kahramanı kazandırmasının yanı sıra adı da dillere pelesenk olmuştur.

TUTUNAMAYANyeni1.indd

Selim Işık’ın intihar ettiğini öğrenen mühendis Turgut Özben, ihmal ettiğini düşündüğü arkadaşının geçmişinin izini sürmeye ve Selim’in çevresindeki insanlar aracılığıyla onu tanımaya çalışır. Her insana farklı bir yönünü gösteren Selim’i, bu insanlar vasıtasıyla yavaş yavaş tanımaya başlar.

Selim Işık son günlerinde Tutunamayanlar üstüne bir ansiklopedi hazırlamaya girişmiş ve orada kendisi için de bir başlık açmıştır. Bu kitapta, toplum kurumları ve kurallarıyla uyumsuz kalan tutunamayan bir insanın intiharına giden süreci anlatılır.

11.Oğuz Atay,Tutunamayanlar,Yeşil Gazete

Oğuz Atay da1977 yılının sonlarında büyük projesi Türkiye’nin Ruhu’nu tamamlayamadan öldüğünde, bir Tutunamayan olduğu kabul edilebilir. Zira, “Ben buradayım sevgili okuyucum sen neredesin?” diyerek, büyük emek verdiği kitaplarının okurlarını aramıştır. Değeri ancak öldükten sonra anlaşılmıştır. Şimdi kitapları çok okunmakta ve üzerine tartışılmaktadır.

Not: Bu yazının videosunu aşağıdaki linkten Uzman Tv’den izleyebilirsiniz.

http://www.uzmantv.com/oguz-atayin-tutunamayanlar-kitabinin-konusu-nedir

 

Mehmet Fırat Pürselim

3mehmet fırat pürselim

Yunanistan’ın Loukanikos’u varsa Taksim’in de Sarı’sı var

Taksim’de polisin ayağıyla uzaklaştırmaya çalıştığı köpek, 1 Mayıs’ın en çok konuşulan haberlerinden biri oldu. Yeşil Gazete olarak bizim “Sarı” ismini uygun gördüğümüz arkadaşımız, Yunanistan’ın efsaneleşen anarşist köpeği Loukanikos’u anımsattı.

99
Loukanikos ve Sarı: İki yakın komşuda, emekçilerin yanında emperyalizmin karşısında

 Sarı Taksim’de

94

Polis, Taksim Meydanı’nda saklandıkları binadan aniden çıkarak eylem yapan Komünist Parti üyelerini kelepçeleyip yere yatırdığı sırada bir göstericinin başına gelen sokak köpeğini de ayağıyla uzaklaştırdı. Polis gözaltına aldığı göstericileri ekip arabasına bindirdi. Ancak köpek vazgeçmedi. Gözaltına alınan eylemcilerin bulunduğu ekip arabasının arkasından havlayarak koşmaya devam etti.

Gezi Parkı Nöbeti sırasında park savunucularının biber gazından etkilenen köpeğin gözlerini silmesi sırasında fotoğrafı çekilen köpeğe çok benzeyen 1 Mayıs drenişçisi Sarı’nın da aynı köpek olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor.

95

Loukanikos Atina’da

96

Eylemci köpek Yunanistan’ın polis karşıtı anarşist köpeği Loukanikos’u da anımsattı. Loukanikos, Yunanistan’da 2008’de 16 yaşındaki Alexis Grigoropulos’un polis tarafından vurulmasıyla patlak veren ve ülkenin ekonomik krize düşmesiyle devam eden isyanın sembolü olmuş ve eylemlerin en önünde yer almıştı.

2014 Ekim ayında hayatını kaybettiğinde de dünya gündeminin ön sıralarında yer alan Loukanikos bugün 1 Mayıs törenlerine kapatılan Taksim’de ortaya çıkan eylemci köpek Sarı sayesinde bir kez daha anıldı.

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

[Son Dakika] Beşiktaş’ta 1 Mayıs’ı kutlamak için bekleyen gruba polis saldırısı

1 Mayıs nedeniyle Taksim’e çıkmak üzere Barbaros bulvarında bekleyen KESK, DİSK, TMMOB ve TTB öncülüğündeki gruplara polis saldırısı başladı.

14:10 civarında başlayan polis saldırı öncesinde herhangi bir uyarıda bulunmadı.

İMC TV’nin canlı aktarımına göre polis saldırısı grubun temsilcileriyle vali ve polis yetkilileri arasında süren görüşmeler sırasında başladı.

1 Mayıs komitesi temsilcisi DİSK genel başkanı Kani Beko bir basın açıklaması yaparak dağılma kararını açıklamak üzereyken başlayan gaz bombalı saldırı sonunda yoğun gözaltılar yapılıyor. Yaralılar var.

Beşiktaş'ta polis saldırısı. Foto: Bianet
Beşiktaş’ta polis saldırısı. Foto: Bianet

Polis gaz bombaları ve tazyikli su kullanıyor. Çarşı içi yoğun gaz bulutu altında.

Ön taraftaki göstericiler sokak aralarına ve Barbaros bulvarı yönünde dağıldı. Ancak kitlenin arka taraflardaki bekleyişi sürüyor.

(Yeşil Gazete)

 

Antep’de “Nükleer Fak Ku Yu!” pankartına kısmi gözaltı !

1 Mayıs İşçi Bayramı İstanbul haricinde tüm yurtta yürüyüşler ve sloganlarla kutlanıyor. Gaziantep’te 1 Mayıs kutlamalarına Yeşiller ve Sol Gelecek Partili gençlerin “Nükleer Öldürür. Fak Ku Yu!” pankartı damga vurdu.

91

Alanda bulunan arkadaşlarımızdan aldığımız bilgiye göre Yeşil Sol Gençlik tarafından 1 Mayıs alanına sokulmak istenen “Nükleer değil, Arı Kovanı. Nükleer öldürür. Fak Ku Yu!” pankartına polis tarafından el konuldu.

Yeşil Sol Gençlik’ten Mustafa Dehmen pankartın polisin elinden kurtarıldığını, “Girişimlerimiz ve alanın da destegi ile pankartımızı aldık” sözleri ile bize aktardı.

Antep’te 1 Mayıs kutlamaları, “Nükleer Fak Ku Yu!” pankartı eşliğinde devam ediyor.

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)

Tecavüz sanığına, “Mağdurda zeka geriliği var, beyanı geçersiz” gerekçesi ile beraat

Diyarbakır’ın Silvan İlçesi’nde zihinsel engelli 22 yaşındaki B.İ.’yi kaçırarak tecavüz ettiği iddiasıyla 32 yıl hapis istemiyle yargılanan 23 yaşındaki T.G. mahkemenin mağdurun hafif derecedeki zeka geriliği nedeniyle beyanına itibar edilemez kararı sonucu beraat etti.

90

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre, Silvan İlçesi’nde ailesiyle birlikte yaşayan zihinsel engelli B.İ.’nin geçen yıl şüpheli T.G. tarafından kaçırıldığı öne sürüldü. İddianamede, genç kızı kaçırarak ilçedeki bir bahçeye götüren şüphelinin, burada B.İ.’ye tecavüz ettiği belirtildi. Ailenin şikayeti üzerine yakalanan T.G. tutuklanırken, mağdur B.İ. ise koruma altına alındı. Doktor raporuna göre mağdurun bedensel ve ruhsal açıdan kendisini savunamayacak düzeyde olduğunu vurgulayan savcı, bedensel muayenede ters ilişki bulgularının tespit edildiğini ifade etti. T.G. hakkında 32 yıla kadar hapis cezası istendi.

Duruşmada kamera ve sosyal hizmet uzmanı eşliğinde ifadesi alınan mağdur B.İ., iddialarını tekrar ederek, T.G.’nin kendisine tecavüz ettiğini söyledi. Olaydan sonra karakolda kendisine teşhis yaptırıldığını belirten B.İ. , “Polisler şahsı gösterdiklerinde o olduğunu söyledim” dedi. Duruşmada sosyal hizmet uzmanı ise mağdurun kendisini ifade edebilecek durumda olmadığını belirtti.

Tutuklu sanık T.G. yargılama sürecinde tahliye edilirken esas hakkındaki görüşünü açıklayan Cumhuriyet Savcısı, Dicle Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alınan heyet raporunda mağdurun olay nedeniyle beden ve ruh sağlığının etkilendiği ancak bozulmadığının bildirildiğini belirtti. Sanığın üzerine atılı suçu işlediğini belirten savcı, bu nedenle cezalandırılmasını talep etti.

Kararını açıklayan mahkeme, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması nedeniyle T.G.’nin beraatine karar verdi. Mahkeme, mağdura yönelik cinsel saldırı suçunu işleyenlerin faili meçhul olduğunu belirterek, bu konu ile ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusu yapılmasına karar verdi.

(T24)

İstanbul Barosu’ndan gözaltılar hakkında açıklama

1 Mayıs’ta Taksim Meydanı’na çıkan tüm yollar kapatılırken, İstanbul Barosu 70 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

89

İstanbul Barosu’nun Twitter’dan yaptığı duyuruya göre saat 11.22 itibariyle 70 kişi gözaltına alındı.

Taksim Meydanı’na giren Komünist Parti’den yaklaşık 50 kişilik bir gruba polis müdahale etti. Müdahalenina ardından çok sayıda kişi gözaltına alındı.

Komünist Parti’den Taksim çıkarması!

Komünist Parti’den yaklaşık 50 kişilik bir grup, 1 Mayıs’ta yoğun güvenlik önlemleriyle kapatılan Taksim Meydanı’na girdi. The Marmara Otel’den çıkan grup koşarak polis engelini aştı.

86

Atatürk Anıtı’nın yanında toplanan gruba güvenlik güçleri müdahale ederek barikatların dışına çıkardı.

Gruba yönelik müdahalede gözaltılar da var. Gözaltına alınanlar arasında KP milletvekili adayı Hafize Kazcı‘nın da olduğu öğrenildi.

Komünist Parti’den eylemle ilgili şu açıklama yapıldı:

87

İşçi sınıfının bayrağı Taksim’de dalgalandı!

Komünist Parti, zorbalığın yasaklarını tanımadı, Taksim Meydanı’na girdi. İşçi sınıfının bayrağı 1 Mayıs’ta Taksim’de dalgalandı. Türkiye emekçilerinin bu düzene boyun eğmeyeceğini gösteren Komünist Parti üyeleri, polisin vahşice saldırısına ve hukuk dışı  gözaltılara maruz kaldı. Yoldaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır.

AKP iktidarının zorbalığıı, en temel özgürlükleri hukuk dışı engelleme çabaları boşa çıktı. 20 bin polisle yapılan yığınak işe yaramadı. Komünist Parti, Taksim’de, umudu büyütecek, işçi sınıfının ve eşit, özgür, sömürüsüz yeni bir dünyanın habercisi orak-çekiçli kızıl bayrağını dalgalandırdı.

Bu düzeni sıfırlayacak biricik güç olan sınıfın, birlik, mücadele ve dayanışma gününde, bizi yalnızca sosyalizmin kurtaracağını Taksim’de haykırdı.

Taksim yasağını hiçe sayma onurunu taşıyan yoldaşlarımız, düzenin büyük korkusunun eseri olarak kolluk güçlerinin saldırısına uğradılar ve hukuk dışı bir biçimde gözaltına alındılar. Gözaltılar, yıkılmakta olan bir düzenin suç dosyasına yeni sayfa eklenmesidir. Yoldaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!”

(T24)

[1 Mayıs] Emekçilere polis saldırıları yoğunlaştı

İstanbul’da 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı kutlamak için Beşiktaş, Şişli, Zincirlikuyu gibi noktalarda toplanarak Taksim meydanına yürümek isteyen emekçilere yönelik polis saldırıları ve gözaltılar saat 11:00 sularında yoğunlaşmaya başladı.

EMO önündeki, polis saldırısından. Kaynak: Sendika.org
EMO önündeki, polis saldırısından. Kaynak: Sendika.org

Son gelen bilgilere göre başlıca polis salıdırları şöyle bildiriliyor:

Yıldız'daki polis saldırısından (Kaynak: Sendika.org)
Yıldız’daki polis saldırısından (Kaynak: Sendika.org)

– Beşiktaş Yıldız Köprüsü ve EMO binası önünde polis gaz bombalarıyla saldırıya geçti. (ETHA)

– Polis Dikilaş’ta bulunan Elektrik Mühendisleri Odası’nı (EMO) boşalttı, bina girişini gaza boğmuş durumda. (ETHA)

– Komünist Parti üyeleri Kazancı Yokuşu’ndan koşarak Taksim Meydanı’na çıktı. Polis gruba saldırdı. Çok sayıda gözlatı var. (ETHA)

– Merter’den Taksim’e yürümeye çalışan Eğitim-Sen üyelerine polis saldırdı. Gözaltı ve yaralılar var. (Dokuz8 Haber)

– 11:22 itibariyle İstanbul Barosu 70 kişinin gözaltına alındığını açıkladı.

– Beşiktaş, Dikilitaş Muhtarlık Parkı çevresinde toplanan gruba polis müdahalesi gerçekleşti. (Dokuz8 Haber)

– Fulya’dan Beşiktaş tarafına ulaşmaya çalışanlara polis saldırdı. (DirenEmek)

– Zeytinburnu Marmara Forum karşısında Eğitim-Sen üyeleri gözaltına alındı. (BirGün)

– Toma Bakırköy sokaklarında saldırıya başladı. (Evrensel)

– Okmeydanı’nda polis saldırısı başladı. (Özgür Gündem)

Gelişmeleri aktarmaya devam edeceğiz.

(Yeşil Gazete)