Ana Sayfa Blog Sayfa 3337

Ermeni Patriği Mutafyan emekli edildi, seçim süreci başlıyor

Türkiye Ermenileri Patrikhanesi Ruhaniler Genel Meclisi, Patrik II.Mesrob’un 7 yıldır görevini yerine getiremediği için, kilise geleneklerine dayanarak emekli edilmesine karar verdi ve Patrik seçimi için başvuru yapılacağını duyurdu.

Patrik II.Mesrob
Patrik II.Mesrob Mutafyan

Agos’tan Uygar Gültekin’in haberine göre Türkiye Ermenileri Patrikhanesi Ruhaniler Genel Meclisi, Patrik II. Mesrob’un durumunu görüşmek için bir araya geldi. Episkopos Sahak Maşalyan başkanlığında toplanan meclis, Patrik II.Mesop’un yedi yıldır görevini yerine getiremediğine, adli tabiplik raporlarına göre iyileşme ihtimali olmadığına dayanarak emekli edilmesine karar verdi, Patrik II. Mesrob’un emekli patrik olarak anılacağını açıkladı. Meclis, seçim için gerekli başvuruların yapılacağını duyurdu.

Patrik II. Mesrob 2008 yılında ortaya çıkan rahatsızlığının ardından görevini yerine getiremiyordu. 29 Haziran 2010 yılında devlet tarafından Patrik Genel Vekili seçilmesine izin verildi ve  30 Haziran 2010’da Başepiskopos Aram Ateşyan ‘Patrik Genel Vekili’ olarak göreve başladı. Ateşyan’ın göreve başlamasının hemen ardından, seçimle göreve gelmediği için eleştiriler gündeme geldi.  Ermeni toplumu içinde patriklik seçiminin yapılması için talepler yükseliyordu. Patriklik seçim için Patrikhane önünde eylem yapılmış, gazetelere ilanlar verilmişti. Ermeni toplumunun önde gelen sivil temsilcilerinin tepkileri, Ruhani Kurul’da oluşan rahatsızlıklar bir süredir gündemdeydi. Ermeni toplumunun sivil temsilcileri seçim talebiyle yeni kampanya hazırlıkları yapıyordu.

Uzun süredir kaosa dönüşen patrik seçimi tartışmalarına Ruhaniler Genel Meclisi noktayı koymuş oldu. Ermeni toplumunun kanaat önderleri seçim sürecinin hızla başlatılması gerektiği konusunda hemfikir. Hukukçular seçim için izne gerek olmadığı, yazılı bir bildirim yapılarak seçim sürecinin başlatılması gerektiğini savunuyor.

“Müteşebbis heyet var “

Patriklik seçimi konusunda, Ruhaniler Genel Meclisi’nin aldığı kararın ardından seçim sürecini idare etmek için müteşebbis heyeti oluşturulması gerekiyor. Seçim sürecine ilişkin başvuru yapılması ve Ermeni toplumunun delegelerinin belirlenmesi gibi süreçleri Müteşebbis Heyet yürütüyor. 16 Aralık 2009 yılında Müteşebbis Heyet oluşturulmuştu.  Seçim süreci konusunda uzun süredir mücadele eden ve Müteşebbis Heyeti’nde bulunan avukatlar Setrak Davuthan ve Sebu Aslangil, heyetin halen görevde olduğunu söyledi.

Son gelişmenin ardından heyetin harekete geçmesi gerektiğini vurgulayan Sebu Aslangil şöyle konuştu:

“Bu heyet halen görevde. Patrikhane’nin heyetle temasa geçmesi gerekiyor. Eğer heyet göreve devam ettiğini ilan ederse süreç başlar. Zaten hali hazırda Patriklik seçimiyle alakalı devam eden davalar da var. Bu süreçleri de müteşebbis heyet yürütüyor. Yeni bir heyet seçilmesi gündeme gelirse süreçler uzar. Bu süreçler zaten tamamlanmıştı”.

“İzin gerekmez”

Avukat Setrak Davuthan da Müteşebbis Heyet’in bu kararı değerlendirmesi gerektiğini  ve heyetin halen görevde olduğunu söyledi, “Bence de Müteşebbis Heyet geçerlidir. Açılan davalar var. Kesin yargı hükmü çıkmadan Müteşebbis Heyet’in yokluğundan bahsedilemez. Hali hazırda bu heyetin varlığı kesindir, tartışılamaz” diye konuştu.

Patriklik seçimi için başvuru sürecine ilişkin olarak da konuşan Davuthan, “İzin almak gerekmez. Sadece seçim konusunda bildirim yapılır. Seçimin nasıl yapılacağı konusunda süreç bellidir” dedi.

“Heyet görevinin başında”
Müteşebbis Heyeti’nin Başkanı Hosrof Köletavitoğlu da heyetin görev başında olduğunu söyledi. Köletavitoğlu şunları söyledi,

“Heyet patrik seçimi yapmak için kuruldu. Patrik seçim süreci tamamlanana kadar görevi sona ermez. Biz şu anda, aradan 6-7 sene geçse dahi halen görevdeyiz. Müteşebbis Heyet şimdiye kadarki bütün adımlarında bu sorumlulukla hareket etti.  Biz halen görev başında olduğumuzu biliyoruz. Görevde olduğumuz için her yeşil ışığı değerlendiririz.”

Köletavitoğlu seçim konusundaki başvuru sürecine dair ise şunları söyledi,

“Şimdiye kadar patrik seçimi başvurularını Patrik Kaymakamı ile beraber Müteşebbis Heyetin Başkanı yapardı. Ortak imza ile başvuru yapılırdı. 2010 senesinde Ateşyan kendi başına başvuru yaparak karmaşa içerisine girdi.”

Köletavitoğlu, Ruhani Kurul Genel Meclisi’nin kararını heyet olarak değerlendireceklerini söyledi.

Ateşyan: İzin beklenecek

Başepiskopos Aram Ateşyan, son gelişmeyle ilgili olarak Agos’a konuştu. Ateşyan, şunları söyledi,

“Tekrar müracaat edeceğiz.  Eskiden nasıl olduysa seçim yine öyle olacak. Aynı şekilde yürütülecek. İzin ne zaman gelir belli değil. Bir ay da olabilir, üç ay da olabilir. Hiç olmayabilir de. Çalışmalar ondan sonra başlayacak. Ortada herhangi bir şey yok. İzin gelmeden kimse bir şey yapmayacak”

Maşalyan: Her kesimin talebiydi

Ruhaniler Genel Meclisi’nin  karar aldığı toplantıya başkanlık eden Episkopos Sahak Maşalyan, Kasım ayında seçim için başvuru yapılacağını söyledi.

 

(Agos)

National Geographic dergisindeki ‘Afgan kızı’ tutuklandı

National Geographic dergisine 1985 yılında 12 yaşında kapak olduktan sonra geniş kitlelerce tanınan ‘Afgan kızı’ Şerbet Gula,Pakistan’da sahte kimlik ile oturma izni alarak dolandırıcılık yapmak suçundan tutuklandı.

35

Sputnik’te yer alan haberine göre, 1985 yılında henüz 12 yaşındayken National Geographic fotoğrafçısı Steve McCurry‘nin Pakistan’daki bir sığımacı kampında fotoğrafını çektiği ve tüm dünyanın ‘Afgan kızı’ olarak tanıdığı Şerbet Gula, sahte kimlik taşıdığı gerekçesiyle Pakistan’da tutuklandı. Peşaver kentinde tutuklanarak evinden alınan, suçlu bulunması halinde yedi yıldan 14 yıla kadar hapis cezasıyla karşılaşabileceği belirtilen Gula’nın ayrıca 3 bin ila 5 bin dolar arasında da para cezası alabileceği söyleniyor.

36

Afganistan sınırındaki Peşaver kentinde yürüttüğü soruşturmayı, iki yıllık çalışma neticesinde tamamlayan Pakistan Federal Araştırma Dairesi, Gula’ya sahte kimlik veren üç Pakistanlı yetkilinin halen arandığını açıkladı.

 

(T24)

Sana yazıyorum ama muhtemelen beni duymayacaksın “kardeş!” – Nurcan Baysal

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmıştır

Diyarbakır

Diyarbakır Büyükşehir Eş Başkanları Gültan Kışanak ve Fırat Anlı’nın gözaltına alınması tüm şehirde tepkilere neden olmuş durumda. Bugün saat 11.00’e doğru halk gözaltılara ilişkin protestosunu göstermek amacıyla Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi önünde toplanmaya çalıştı. Çalıştı diyorum çünkü tüm gün halk toplanmaya, polisler ise halkı dağıtmaya uğraştı.

Önü tamamen barikatlar, TOMA’lar ve yüzlerce polis ve özel timlerle kapatılan belediyenin önüne halk toplanamasın diye epey önlem alınmıştı. Halk tilili çekerek ve alkışlarla belediye eş başkanlarının gözaltına alınmasını protesto ederken, TOMA’lar ise su ve gaz sıkarak bu protestoya karşılık veriyorlardı. Sık sık ara sokaklara sığınmak durumunda kaldık. Ara sokaklarda yol ortasına park etmiş kamyonetlere, TOMA’ların girmesini engelledikleri için  duacı olduk. Kimi zaman da gelen su ve gazlardan kaçarak binalara sığındık, kapılarını açan ve açmayan evlere, kafelere insanlık puanı verdik. Tüm bu mücadeleye rağmen insanlar 5-6 saat  belediyenin önünden ayrılmadılar.

Bu arada tüm şehirde internet sabahtan kesildi. Kamuoyunun durumu bilip bilmediğini ancak batıdaki arkadaşlarımızı arayarak öğrenebildik. Malumunuz bizim kanallar kapatıldı. Bakalım akşam yandaş medya bugün gördüğümüz şiddeti nasıl verecek!

Bu arada bugün Whatsapptan mesaj atmamı isteyenler, “Sana mesaj yolladım cevap vermedin” diye alınıp darılanlar, hepinize toptan bir cevap vereceğim, elbet internet gelince!

Onca koşturma, eh bir müddet sonra acıkıyor insan. Kendimizi attık bir ciğerciye. Nakit çıkışmayınca kartla ödeyelim dedik. Bir de ne görelim, meğer internet kesintisinden dolayı post cihazları da çalışmıyormuş. Yediğimiz ciğeri, para çekip ciğerciye vermek için bankamatik ararken erittik.

Bu arada kepenk kapatmalardan dolayı sürekli bölgede ekonominin ne kadar zarar gördüğünü her toplantıda uzun uzun anlatan bir işadamı aklıma geliverdi. Bugün şehirde kimse ne alım, ne satım yapamıyor. Dağıtımcılar, marketler… Her şey durdu, çünkü pos cihazları çalışmıyor. Eh artık bir dahaki sefere umarım hükümetin internet kısıtlamalarından dolayı ekonominin gördüğü zararı uzuuuuun uzun anlatır herkese!

Arkadaşlarımdan, yandaş medyanın haberleri daha çok çatışma olarak verdiğini duyuyorum, henüz kendim eve ulaşıp televizyon izleyebilmiş değilim. Malumunuz son 1 yıldır şehrimizin birçok noktasındaki aramalar, bariyerler, beton bloklar, trafiğe kapalı caddeler, timlerden dolayı artık bir yerden bir yere gitmek kolay olmuyor. Yandaş medyaya sormak lazım: Hiç mi utanmıyorsunuz! Bu ülkenin büyük şehirlerinden birinde internet tüm gün tamamen kesilmiş, insanlara şiddet uygulanıyor. Bunları birazcık haberlerinde versen, belki karşılaştığımız şiddet bu dozda olmayacak.

Kürt televizyonlarının neden kapatıldığı şimdi daha iyi anlaşılıyordur sanırım.

Velhasıl “kardeş,”  bugün biz burada suları ve gazları yerken muhtemelen sen batıda bizi duymuyorsun!

Gerçi şu an içinde yaşandığımız durumu bilseydin, tepkin  ne olurdu, olur muydu, bundan da emin değilim ya!

Yazarken düşündüm de, ben bunları yazıyorum ama belki de sana hiç ulaştıramayacağım “kardeş!”

Bu yazı t24.com.tr/ den alınmıştır

30-nurcan-baysal

 

Nurcan Baysal

Suriye’de yakılan kükürtten çıkan zehirli bulutlar Türkiye semalarında

IŞİD’in Musul çevresinde yaktığı kükürtten yükselen zehirli dumanlar, neredeyse Türkiye’ye geldi. NTV Meteoroloji Editörü Gökhan Abur, canlı yayında Türkiye semalarına ulaşan tehlikeyi anlattı., “Sınırlarımıza bir miktar ulaşmış vaziyette. Fakat henüz uyarı yapmaya gerek yok” dedi.

Gökhan Abur, şu bilgileri verdi:

“Tahmin ettiğimiz gibi rüzgarın hem yeryüzüne yakın hem de yüksek seviyede güneye dönmesiyle, sülfür bulutları Türkiye’ye doğru taşınmaya başlandı. Şu an itibariyle Güneydoğu Anadolu’daki ilçelerimizde arttığını görüyoruz. Önümüzdeki saatlerde bulutlanma artacak, nemin de artmasıyla birlikte sülfür hidrojen ve oksijenle birleşip sülfürik asiti oluşturacak.

29

Ve bu havada asılı kalacak, yağışın başlamasıyla birlikte Şırnak, Hakkari ve Mardin çevresinde büyük ihtimalle asit yağmurları görülecek.

Bu gece yağış bekliyoruz, yarın Güneydoğu’nun büyük bir bölümünü etkisi altına alacak. İlk yağmurda asit yağışı daha etkili olacak, bölge sakinlerinin çok dikkatli olması gerekiyor.

Bölgede yaşayanlar yağış başlamadan önce mutlaka kapalı bir yere geçsinler, hayvanlarını da kapalı alanlara taşısınlar.

Kükürtün bir özelliği var, üst solunum yollarını tahrip eder. Yani yağış başlamadan önce sistem güneyli rüzgarlarla bölgeye geldikçe halkta üst solunum yollarında bir takım yanmalar ve rahatsızlıklar görülebilecek. Bunlar ölümcül boyutta olmayacak.

Ancak yağışın başlamasıyla yalnız insanları ve hayvanları değil, bitki örtüsünü ve binaları da etkileyecek. Bölgedeki tarihi Sit alanlarını da etkileyecek.”

METEOROLOJİ: ASİT YAĞMURU İHTİMALİ AZ

Meteoroloji Genel Müdürlüğü ise, sülfür bulutlarının azalarak Türkiye’ye doğru ilerlediğini duyurdu. Meteoroloji açıklaması şöyle:

“Musul’un güneyinde bulunan kükürt üretim tesislerinin ateşe verilmesi sonucu oluşan zehirli gazların Türkiye’yi etkileyeceğine dair basınımızda haberler yayınlanmaktadır.

Olayla ilgili yapılan meteorolojik değerlendirmede bölgede dün görülen yağışlar gece kesildi. Bugün bölgede güney ve güneybatı yönlerden rüzgâr beklenmekle birlikte yağış tahmin edilmemektedir.

Bölgedeki kirletici konsantrasyonu konusunda yeterli bilgiye sahip olunmadığından taşınım konusunda net bir kanata ulaşmak zordur.

Ancak meteorolojik şartlar göz önüne alınarak, bugün bölgede güneyli rüzgâr akışlarına yağış eşlik etmesi beklenmediğinden asit yağmuru riskinin oldukça zayıf olduğu değerlendirilmektedir. Bu gece saatlerinden sonra ve yarın (Cuma günü) bölgenin tekrar yağışlı bir havanın etkisine gireceği tahmin edilmektedir.

Yağışla birlikte bölgedeki rüzgâr akışlarının zamanla kuzey yönlere dönmesi beklendiğinden asit yağmuru riskinin zayıf olduğu değerlendirilmektedir.

Uydu görüntüleri analizlerinde bugün güneyli hava akımları ile ülkemizin güneydoğu kesimleri üzerine etkisini azaltarak gaz taşınımı olduğu görülmektedir. Bu gece tekrar başlaması beklenen yağışın atmosferde bulunan bu gazı ilk etapta yere indirmesi söz konusudur. Daha sonra ise rüzgar döneceği için bölgeden ülkemiz üzerine gaz taşınımı ve asit yağmuru riski beklenmemektedir.”

BAŞBAKAN YARDIMCISI: HENÜZ UYARI YAPMAYA GEREK YOK

Başbakan Yardımcısı Veysi Kaynak, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “Sınırlarımıza bir miktar ulaşmış vaziyette. Vatandaşlarımız kapalı mekanda bulunmalı. Fakat henüz uyarı yapmaya gerek yok” dedi.

 

(Milliyet)

Kadın örgütlerinden Kışanak için çağrı: Bu gözdağını asla kabul etmiyoruz

‘Barış İçin Kadın Girişimi’nin çağrısıyla 100’e kadın örgütü, gözaltına alınan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Eş Başkanı Gültan Kışanak’ın serbest bırakılması için çağrı yaptı.

Gültan Kışanak
Gültan Kışanak

Kışanak, Diyarbakır Havalimanı’nda, Anlı ise adresinde gözaltına alınmıştı. İkilinin evlerinde yapılan aramalar önceki gece 23.20, belediye binasında yapılan arama ise saat 05.20’de sona ermişti.

Bir gün sonra yapılan açıklamadaysa savcılığın, Kışanak’a ‘PKK lehinde söylem, özerklik çağrısı, resmi aracı PKK’lı cenazelerine tahsis etmek’ suçlamalarında bulunduğu belirtilmişti.

‘Kadınlara verilmiş bu gözdağını kabul etmiyoruz’

“Gültan Kışanak’ın yeri kadınların yanıdır; derhal serbest bırakılsın!” başlığıyla yapılan çağrıda, Kışanak’ın Meclis’te kurulan ‘darbe komisyonu’nda açıklama yaptığı gün gözaltına alındığı hatırlatıldı.

Açıklamada “Gültan Kışanak’ın gözaltına alınması OHAL’in ve savaşın kadınların yaşamını dar etmesinin somut bir örneğidir” denildi.

Kışanak için yapılan açıklamaya şöyle devam edildi: “Kadınların yerel yönetimlerdeki kazanımları kayyumlar eliyle yok edilirken, kadın birimleri kayyumlar yoluyla çalıştırılmaz veya kapatılırken, kadınlara, demokrasiye, insanların seçimlerine yönelik saldırının hangi boyutlara ulaşacağı Kışanak’ın gözaltına alınmasıyla daha da açık hale gelmiştir.

Eşitlik kotasını hayata geçiren, kadına şiddet uygulayan belediye çalışanı erkeklere yaptırım uygulayan, kadını evin değil toplumsal yaşamın öznesi kılmaya çalışan yerel yapıları destekleyen Kışanak’ın gözaltına alınması aynı zamanda kadınlardan yana bir belediyeciliğin, kadın mücadelesi ve sözünün gasp edilmesi demektir.

Güçlenen, söz söyleyen, itiraz eden, boyun eğmeyen tüm kadınlara verilmiş bu gözdağını asla ve asla kabul etmiyoruz. Barış, eşitlik ve özgürlük mücadelemizin yol arkadaşı Gültan Kışanak’ı yalnız bırakmıyor, serbest bırakılıncaya, belediyelere yönelik antidemokratik uygulamalar sona erinceye kadar susmayacağımızı ilan ediyoruz.”

İmzacı kurumlar şöyle:

Barış için Kadın Girişimi
Ahtamara LGBTİ Wan
AKA-DER Kadın Faaliyeti
Adana Kadın Dayanışma Merkezi ve Sığınmaevi Derneği (AKDAM)
Ankara Feminist Kolektif
Ankara Kadın Dayanışma Vakfı
Ankara Kadın Platformu
Antalya Feminist Kolektif
Antalya Kadın Danışma Merkezi ve Dayanışma Derneği
Bağımsız Kadın İnisiyatifi (İzmir)
Bartın Kadın Dayanışma Derneği
Bakırköy Kadın Dayanışma
Barış Anneleri
Bodrum Kadın Dayanışma Derneği
Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği
Çekmeköy Kadın Meclisi
Datça Kadın Girişimi
Demir Leblebi Kadın Derneği
Demokratik İslam Kongresi Kadın Meclisi
Devrimci Parti’li Kadınlar
DİSK Genel-iş Sendikası’ndan Kadınlar
DİSK Emekli-Sen Kadın Sekreterliği
DİSK Kadın Komisyonu
Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu
Ekmek ve Gül
Emek Adalet Platformu’ndan Kadınlar
EMEP’li kadınlar
Esenyalı Kadın Dayanışma Derneği
EŞİTİZ-Eşitlik İzleme Kadın Grubu
FeminAmfi
Feminist Çukurova
Feminist Atölye/Kıbrıs
Feministler İzmir
Filmmor
Göç-Der’li Kadınlar
Gökkuşağı Kadın Derneği
Gözaltında Cinsel Taciz ve Tecavüze karşı Hukuki Yardım Bürosu
Halkevci Kadınlar
HDK Kadın Meclisleri
Hêvî LGBTİ
İHD Ankara Şube Kadın Komisyonu
İHD İzmir Şube Kadın Komisyonu
İHD Genel Merkezi Kadın Komisyonu
İlerici Kadınlar Meclisi
İmece Ev İşçileri Sendikası
İmece Kadın Dayanışma Derneği
İngiltere Day-Mer- Türk-Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi Kadın Komisyonu
Associationfort he Elevation of HumanitarianValues
İstanbul LGBTİ Dayanışma Derneği
İTÜ Feminist Topluluk
İzmir Amargi
İzmir Kadın Dayanışma Derneği
İzmir Kadın Eylem Grubu
İzmir Toplumcu Psikologlar
KongreyaJinên Azad (KJA)
Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu
Kadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu
Kadın Emeği Kolektifi
Kadın Özgürlük Meclisi
Kadın Yazarlar Derneği
Kadına Şiddete Karşı Müslümanlar İnisiyatifi
Kadınlarla Dayanışma Vakfı (KADAV)
Kadının İnsan Hakları-Yeni Çözümler Derneği
Kampüs Cadıları
Kaos GL Derneği
KawsKuzah LGBTİ
Kocaeli Dayanışma Akademisi’nden Kadınlar
KESK Kadın Meclisi
KeskesorAmed LGBTİ
Kuzey Ormanları Savunması Kadınları (KosKA)
Lezbiyen Biseksüel Feministler
Mersin LGBT 7Renk Eğitim ve Araştırma Derneği
MKM’li Kadınlar
Mor Barikat
Mor Dayanışma
NorZartonk Kadın Meclisi
Nor Radyo Kadın Programcılar
Özgür Hukukçular Derneği İzmir Kadın Komisyonu
Özgür Hukukçular Derneği İstanbul Kadın Komisyonu
Pembe Hayat LGBTİ Derneği
Radio Flora Kadınları / Hannover
Sınır Tanımayan Kadınlar
Sosyal Dayanışma Ağı (SODA)
Sosyal Haklar Derneği’nden Kadınlar
Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM)
Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Kadın Meclisi
Türk Tabipleri Birliği Kadın Hekimlik ve Kadın Sağlığı Kolu
Türkiye Homenet/ Ev-eksenli Çalışan Kadınlar Dayanışma Ağı (Ev-ek-sen)
TUHAD’lı Kadınlar
Ümraniye Kadın ve Gençlik Evi
YAKAYDER’li Kadınlar
Yeni Demokrat Kadın
Yeniyol’dan Kadınlar
Yeryüzü Kadınları
Yeşil Sol Kadınlar
Yeşil Feministler
Yoğurtçu Kadın Forumu
Zorla Alıkonulan Kadınlar için Mücadele Platformu

 

(Diken)

Sakharov Ödülü Ezidi kadın aktivistlerin

AP’nin insan hakları ve ifade özgürlüğünü savunan kişilere verdiği Sakharov Ödülü’ne bu yıl Ezidi aktivistler Nadia Murat ve Lamiya Ayi Başar layık görüldü.

25

Bu yılki Sakharov Ödülü’ne IŞİD esaretinden kurtarılan Ezidi aktivistler Nadia Murad ve Lamiya Ayi Başar layık görüldü. Murad ve Başar, Ezidi kadınların durumuna dikkat çekmek için gösterdikleri çabalar nedeniyle ödüle aday gösterilmişlerdi.

Nadia Murad
Nadia Murad

Avrupa Parlamentosu Liberal ve Demokratlar Grubu Başkanı Guy Verhofstadt, Twitter hesabından, “Nadia ve Lamiya, aşağılık bir vahşet karşısında, inanılmaz bir kahramanlık ve insanlık sergileyen iki ilham verici kadın. 2016 Sakharov Ödülü’ne layık görüldükleri için gurur duyuyorum” açıklaması yaptı.

Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi seçilen Nadia Murad, 2014 yılında Lamiya Ayi Başar ile birlikte Irak’ın Sincar kenti yakınlarında IŞİD esaretinden kurtarılmıştı. IŞİD örgütü Murad ve Başar’ın yaşadığı Koço köyünde katliam düzenlemişti. İki kadın 2014 yılında kurtarılmıştı. Nadia Murad Ezidilere uygulanan katliamın soykırım olarak tanınması için de mücadele ediyor.

Lamiya Başar
Lamiya Başar

Murad ve Başar, Ezidilere yönelik katliamı tüm dünyaya duyurmaya çalışıyor. Murad, IŞİD teröründe en az 12 bin Ezidi kadın ve erkeğin öldürüldüğüne, binlerce kadın ve kız çocuğunun örgüt tarafından seks kölesi olarak kullanıldığı ve satıldığına dikkat çekiyor.

Bu yıl Sakharov Ödülü’ne, ödülü paylaşan Murad ve Başar dışında Türkiye’den MİT tırlarıyla ilgili haberi nedeniyle gazeteci Can Dündar, insan hakları ve azınlıklar için girişimlerinden dolayı Kırım Tatarlarının lideri ve eski meclis başkanı Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu aday olarak gösterilmişti.

Ödülün 14 Aralık’ta takdim edilmesi planlanıyor.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Kırklareli Dereköy Mermer Ocağı ÇED Toplantısı – Göksal Çidem

Çiçekler açar renk renk,  Dağları süsler gülerek,  Selleri önler emerek, Ormandaki varlığa bak. Orman yurdun temelidir, Benim sadık yarim kara topraktır diyen Aşık Veysel’in bugün (25 Ekim) doğum günü. Şiirleri ve türküleri ile büyüdüğümüz halk ozanını saygıyla  anıyoruz..

Ozanımızı andığımız bugün (25 Ekim 2016),  Yurdun temeli dediği ormanlarda ki tahribata hayır demek için  Kırklareli Dereköy’deydik.

41

Dereköy Bulgaristan sınırında Istranca ormanlarında ki son köyümüz. Burada açılmak istenen “ÇED GEREKLİ DEĞİLDİR”  kararı verilen Mermer Ocağına karşı Kırklareli merkezde faaliyette bulunan STK ve Kurum temsilcilerinin bir araya gelerek dava açtık.

Açtığımız davaya  Edirne İdare Mahkemesi  Bilimsel esaslara dayanmadığı, bilimsel gerçeklerle örtüşmediği, İlgili mevzuata uygunluk bulunmadığı, eksikler olduğu gerekçesiyle oy birliği  ile iptal kararı verdi. Istranca ormanlarının Türkiye sınırında ki son köyü olan Dereköy’e daha önce de taş ocağı, altın madeni, Rüzgar Enerji Santralı  projeleri gelmiş, yargı kararları ile iptal edilmişti.

40

Ancak ilgili firma tarafından  hazırlanan  yeni ÇED başvuru dosyası Ekim 2016 da tekrar geldi. Bundan önce olduğu gibi, Bundan sonra da Kırklareli Kent konseyi Çevre Meclisi olarak, bileşeni olduğumuz Trakya Platformu  bilim ve hukuk kurulunun gönüllü ve özverili destekleri ile yaşamı savunmaya devam edeceğiz.

Istrancalar ve Dereköy neden çok önemli..?  TV lerin hava durumlarında sıkça duyduğumuz “Balkanlardan gelen serin-yağışlı-puslu-karlı-v.b.  HAVA  yurdumuzu etkisi altına alacaktır” denir.

43

Burası İstanbul’un ve ülkemizin nefes borusudur..  Istranca ormanları Avrupa’nın en önemli 5 doğa alanından biridir. Biyosfer rezervidir. Tüm dünya doğal ormanlarını gözü gibi korurken yanlış uygulamalar ve projeler ile biz ise gözünü çıkarmaya çalışıyoruz.

Aşık Veysel’in gönül gözü ile gördüğü, duyduğu  “Orman yurdun temelidir, Nesillerin evvelidir, “ dediği Doğal varlıklarımız olan, ormanlarımızı içinde yaşayan canlılar ile birlikte, gelecek nesiller için, doğal yaşam için, bilimsel esaslarla, hukuksal ve anayasal haklarımız çerçevesinde korumaya devam edeceğiz.

45-goksal-cidem

 

Göksal ÇİDEM
Kırklareli Kent Konseyi
Çevre Meclisi Başkanı

Şort giyen kadına tekme atan saldırganın tahliyesine başsavcılıktan itiraz

Kurban Bayramı’nın birinci günü İstanbul’daki evine gitmek üzere otobüse binen Ayşegül Terzi’yi şort giydiği gerekçesiyle tekmeleyen Abdullah Çakıroğlu’nun tahliyesine başsavcılıktan itiraz geldi. Başsavcılık Ayşegül Terzi’ye tekme adan Çakıroğlu’nun tahliye edilmesine itiraz etti.

39

Şort giydiği gerekçesiyle 23 yaşındaki hemşire Ayşegül Terzi’yi otobüste darp eden Abdullah Çakıroğlu’nun yargılaması dün yapılmıştı. Tekmeci saldırgan, mağdurun kıyafetiyle insanların şehvet duygusunu kabarttığını savundu, “Benim orada şehvet duygum kabarmadı. Ama kendisine yakışmadığı için öyle bir harekette bulundum” dedi.

İstanbul Anadolu 40. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Ayşegül Terzimahkeme salonunun arka kapısından alındı. Terzi’nin anne ve babası da duruşmada hazır bulundu.

Tutuklu sanık Abdullah Çakıroğlu ise duruşma salonuna en son alındı. Çakıroğlu’nun salona girmesiyle Ayşegül Terzi gözyaşlarını tutamadı. Duruşma salonuna polis yoğun güvenlik önlemi aldı. Çok sayıda izleyicinin katıldığı duruşmaya bağımsız milletvekili Aylin Nazlıaka da katıldı.

 

(T24)

Bisikletlinin Trafikte Yaşam Hakkı Raporu 2 Kasım’da açıklanıyor

Hafıza Kaydı‘nın hazırladığı Bisikletlinin Trafikte Yaşam Hakkı Raporu bulguları 2 Kasım 2016 günü kamuoyuyla paylaşılacak.

27-bisikletli_olumleri_dursun

Ankara’da Gordion Otel Kybele Salonu’nda yapılacak sunumda yeni çekilen belgeselin ilk gösterimi yapılacak.

Bisikletlinin Trafikte Yaşam Hakkı çalışması Hafıza Kaydı’nın yürüttüğü “17 Haziran Çağatay Avşar Cinayeti ile bisikletli ölümleri” başlıklı proje çerçevesinde hazırlandı.

Çağatay Avşar 17 Haziran 2010 günü sabahı erken saatlerde Ankara’da Gölbaşı-Konya yolunda bisiklet antrenmanı yaparken bir otomobilin kendisine çarpması sonucu hayatını kaybetti. Hız limiti gösteren trafik tabelaları işe yaramadı, trafik mobeseleri bozuktu, ölüme sebebiyet veren sürücü bulunamadı…

Hafıza Kaydı, Çağatay Avşar vakasını motorlu taşıt sürücülerinin çarpması sonucu yaşamını yitiren bisikletlilerin haklarının savunusu ve yeniden yaşanmasını engellemek için çalışıyor.

28

Detaylı bilgi için Hafıza Kaydı’nın facebook sayfasını inceleyebilirsiniz.

 

(Bianet)

Cihangir Roma Parkı teslim alınıyor – Fatoş Çırnaz

Cihangir kedileriyle, merdivenleriyle,sardunya saksılarıyla, antikacılarıyla,belki de kimsenin pek tanımadığı Evsizler Evi’yle.

Hala mahalle kokan, yalnız yürürken bile kendimi hiç yalnız hissetmediğim mahalle, özgür kalabilmiş, her şeye karşın, kendimi sevdiğim  İstanbul’ da hissettiren, geçmişimi, ,aidiyetlerimi  anımsatan  mahalle.

Kadıköy’e, şimdiki mahalleme  ‘’Cadıbostanıma’’evime, kiracı olsam da evim saydığım evime  geç kaldığımda bile ’’olsun’’ dediğim, evsizlerine, aşina olduğum, arada onlara çorba dağıttığım mahalle.

Cihangir ve Roma Parkı, Roma Bostanı epeycedir İBB tarafından teslim alınmak isteniyor. Maalesef daha önce de Roma Parkı, bilinen adıyla Sanatçılar Parkı’nda İBB 4 adet sosyal tesis planlamıştı. Ancak tepkiler üzerine sosyal tesis adedi bire düşürülmüştü.

24

Aslında tüm bu alan, Roma Parkı, Roma Merdivenleri ve Roma Bostanı; Galataport Projesi ile entegre edilmek ve ranta açılmak istenmekte.

Hem de mahkeme süreci sürmekteyken.

Ne o sosyal tesis olacakmış. Burası her şeyden önce Cihangir’de, tarihi Pera bölgesinde kalan son yeşil alan. Üstelik zamanında çok değerli ve rahmetli olan, mimar Turgut Cansever tarafından cansiperane durdurulan alan.

Maalesef geçtiğimiz hafta bu alanda tekrar inşaat başlatıldı. Buranın arkeolojik bölge, sit alanı olduğunu Cihangirliler biliyor. Semt sakinleri gençlerin, evsizlerin, kedilerin, kendilerinin vakit geçirdiğini, nefes aldığını, deniz manzarasını izlediklerini söylüyorlar.

Zaten semt halkı, çeşitli dernek, platform, forum ve Beyoğlu Kent Savunması bileşenleri ile birlikte son birkaç gündür nöbetteydi parkta.

Hatta geçtiğimiz Perşembe günü nöbet sürerken Cuma günü inşaat kepçesinin girdiği parkta, sarnıç kalıntıları bulununca inşaat çalışması durmuştu.

Ancak,

Önceki gün (25 Ekim Salı ) sabahın seher vaktinde polisler tarafından kapatılan park alanında yıkım tekrar başlatıldı. Çalışma tüm insanların tepkilerine, mücadelesine rağmen sürdürüldü, öğleye dek.

25

Bir ıslak imzalı ruhsat belgesi dahi gösteremedi yetkiler. Ancak geç dönem Osmanlı seramiği (yeşil sırlı dipformu) çıkınca çalışma şimdilik sona erdirildi.

‘Ben Cihangirde oturmasamda İstanbul doğumluyum,tüm ömrüm de İstanbul ‘da geçti maalesef. Her ne kadar artık  İstanbul da olmak istemesem de. Ama ara sokaklarında kalabalıktan uzak huzur bulduğum, kedilerini her daim yanımda taşıdığım mamayla beslediğim, fotoğraf çektiğim, Roma merdivenlerinde oturup dinlendiğim, tanımasam da sohbet kurduğum insanlarıyla…

Roma Parkının yok edilme tasarısına kayıtsız kalamazdım.

Velhasıl önceki gün yarım gün süren direniş ve mücadele sonrasında parkta inşaatın durdurulması tekrar başarıldı. Bu arada Beyoğlu Kent Savunmasından Deniz Özgür arkadaşımız gözaltına alındı ve öğleden sonra özgür kalabildi.

Salı akşamı acele bir şekilde mahalle halkını foruma çağırdık, elektrikler kesik olduğu için karanlıkta da olsa forumu yapabildik her kesimden insanın katılımıyla, Cihangirli  insanlarla.

Sanırım bu alanın atıl, boş ve güvensiz durumda olduğu inancı verilmek isteniyor.

Türk Edebiyat tarihi içinde Dört Aruzcular’dan olan şair Yahya Kemal Beyatlı, “Hayal” şiirinde: ‘Git bu mevsimde, gurub vakti, Cihangir’den bak! / Bir zaman kendini karşıdaki Rüyaya bırak!’’ der. Başka bir dizesinde şiirin, ‘’Halkın hilkatı  her semtini bir cennet eden’’, diye devam eder…

Ben tekrar Cihangir’de Roma Parkı’nda bir grup vakti oturup güneşin batışını  izlemek, kedileri sevmek istiyorum. Cihangir’i, Roma Parkı’nı, Roma Bostanı’nı, Roma Merdivenleri’ni İstanbul’un son yeşil alanını  ranta, talana teslim etmesek.

Katılımcı yöntemleri araştırsak, katılmaya çalışsak, dirensek? Şair’in dediği gibi, belki tekrar ‘’yaratma ve huy güzelliğimizle, ’’ki ‘hilkat’ bu anlamlara geliyor…

Cihangiri’’teslim etmesek’’

26

 

Fatoş Çırnaz