Ana Sayfa Blog Sayfa 3302

Çivisi çıkmış ülkem! – Mois Gabay

Mois Gabay’ın yazısı http://www.salom.com.tr sitesinden alındı

Geçtiğimiz perşembe akşamı, İstiklal Caddesinden bindiğim taksiyle Kurtuluş’a doğru gitmekteyim. Trafikte konu dönüp dolaşıp Beşiktaş’ın Şampiyonlar Ligi’nden elenmesine geliyor. Şoför tartışmaya fırsat vermeden kesin yargısını koyuyor: “Kardeşim bu hakemler Müslüman mı ki güveneyim? Söylesene bana Müslüman olmayana güvenilir mi?” Susuyorum. Adam haklı, daha birkaç gün önce devletin en üst makamlarından “Bizim için bağımsızlık gâvura gâvur diyerek, karşısına dikilmektir!” sözünü işitmiş. Peki ya şimdi, o klasik “Sen nerelisin?” sorusuna gelirse ne cevap vereceğim? Neyse ki mesafe yakın, uzun bir süredir bu tarz sorulara da cevaplarım hazır. Biraz hava almak için camı açıp, az sonra sokağın başında iniyorum. Bu yazıyı kaleme aldığım sıralarda ise bu kez Beşiktaş’ın UEFA Avrupa liginde İsrail’den Hapoel Beer Şeva ile eşleştiğini öğreniyorum. Aradan birkaç saat geçmiyor ki milletçe yaşadığımız ortak acı unutulup, başına Yahudi eklenerek sosyal medyada futbol soslu antisemit mesajlar dolaşmaya görsün, midem bulanıyor. Yaşayacak başka bir Türkiye var mı? Peki, kim asıl sorumlu? Yahudi’yi her daim ötekileştirip, fark edildiğinde “Yok estağfurullah Musevi vatandaşlarımızı kastetmedik!” diyenler mi? Lafı evirip çevirmeye gerek yok. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun “Gülen, ABD’de ölüp gidecek, Yahudi mezarlığına gömülecek” sözleri halen boğazımda düğümleniyor.

Sayın Bakan’ım, Sayın İstanbul Müftülüğü, sevgili kardeşim!

Ötekileştiren, nefret unsurları içeren, antisemit ifadelerinizle her daim yaraladığınız o Türkiyeli Yahudiler kimdir biliyor musunuz? Pazar sabahı çoğumuz dehşet dolu gecenin ertesinde yataklarımızda uyurken, 76 yaşında hiç üşenmeden hastanede yaralı polislerimizi ziyaret edip, ardından da şehitlerimizin cenazesinde halkımızla kol kola dimdik duran Hahambaşı Rav İsak Haleva’dır Türk Yahudi’si! Yine dün şehitlerimizin cenazesinde, bugün de meydanlarda kol kola halkımızla “Teröre Boyun Eğmeyeceğiz!” diyerek yürüyen toplumumuzun başkanı ve yöneticileridir Türk Yahudi’si! Sarıkamış’tan Çanakkale’ye, hatta Galiçya’ya kadar her cephede Mehmetçikle beraber bu topraklar için toprağa düşen Binbaşı Jak, Yarbay İshak’tır Türk Yahudi’si!  Bu topraklarda 550 yıldır, bu vatanı kendi vatanı bilmiş, her alanda ülkesine hizmet için canı gönülden çalışmış, yaşanan her travmada umudunu yitirmeden halkı ile kucaklaşmaya gayret etmiş bizleriz o Türkiyeli Yahudiler! Daha birkaç ay evvel Hatay’da mezarlıklarımıza saldırılıp, ölülerimize bile saygı gösterilmemişken, ülkemin dört bir yanında mezarlıklarımız kaderine terk edilmişken, belki de sırf açıklamanızın etkisini kuvvetlendirmek için söylediğiniz bu sözler; sizler bilmeseniz de gün gelir beni takside, otobüste, okulda, iş yerinde öyle ya da böyle mutlaka bulur. Çünkü toplumda nefret dili bir günde yayılmaz. Kimi gider internetten Müftülüğün web sitesini incelerken “Pis Yahudi Mahallesi” sözünü okur, diğeri haberlerde terör örgütü liderinin Yahudi mezarlığına gömüleceğini işitir. Peki ya sonra? Bir bakmışsınız hani o mozaik, hoşgörü filan dediğimiz kavramlardan bahsedeceğimiz azınlıklar tek tek terk etmişler bu ülkeyi. İşte bu yüzden basit bir telefon ya da özür yetmez. Bu topraklarda doğmuş, büyümüş ve bu ülkeye gönül veren bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak üstüne basa basa, arkasında şüphe bırakmayacak şekilde bu ifadenizi açıklamanızı ve bir terör örgütü elebaşı ile aynı cümlede geçirdiğiniz bizlerden özür dilemenizi bekliyoruz!

Yaşadığımız her terör saldırısında daha da çok içine sinen, tedirginlik içinde geleceğe umutla bakmaya çalışan bizler artık her olumsuzlukta ötekileştirilmeden sadece saygı ve sevgi bekliyoruz. Nefret suçlarına karşı en ön saflarda mücadele etmesi gereken siyasilerimizin ağzından bu sözleri işitmek ağrımıza gidiyor, umudumuzu azaltıyor!  Bu kez farklı bir söz duymalıyız, hoşgörü safsatalarıyla avutulmak istemiyoruz. Yoksa her nefret söyleminde hep aynı filmi görüyoruz. Önce söylenen sözler, ardından dilenen cılız özürler. Bu kez o özrü bile duyamadık, zaten. Değişen hiçbir şey olmuyor! Milletçe aynı dertlerden muzdaripken, ortak acıları paylaşırken birilerinin bunu “Yahudi” ile özdeşleştirmesi içimi ürpertiyor. Dolmabahçe’de o lanet olası bombanın patladığı yerde biz de olabilirdik. O zaman da aynı nefret diliyle mi anılacaktık? Artık acılardan bir ders çıkarmalı, ama demeden birbirimize sımsıkı kenetlenmeliyiz. Yaşadığımız bu acı dolu günlerde sadece sevginin gücünün tüm kötülükleri yenebileceğini biliyoruz. Buradan başka Türkiye yok! Bu vatan hepimizin!

 

Mois Gabay – Şalom

 

Roma Bostanı İnsanları: Herşeye rağmen birlikte olmaya, toprağa değmeye devam ettik

Roma Bostanı İnsanları geçtiğimiz Pazar, “Bu Pazar da Roma Bostanı’ndayız #BizHalaFidanDikiyoruz” diyerek bostan buluşmalarına bir halka daha eklediler.

Son buluşmanın fotoğraf karelerine sığan anlarını son buluşmanın fotoğraf albümünden inceleyebilirsiniz.

Roma Bostanı İnsanları’ndan Rana Söylemez ise son buluşmayı Yeşil Gazete okurları için su sözlerle aktardı.

Herşeye rağmen birlikte olmaya, toprağa değmeye devam ettik

“Dünyanin çeşitli ülkelerinden gelip İspanya’da buluşan üniversite öğrencilerinden oluşan bir grup, geçtiğimiz hafta İstanbul’u ziyaret etti. Müzisyen, sanatçı, jonglör, sihirbazlardan oluşan grupla Roma Bostanı’nda çocuklarla bir etkinlik yapmak üzerine sözleştik. Yaşadığımız acı olaya rağmen, çocuklara verdiğimiz sözü tutmak ve hayata tutunmak adına etkinliği iptal etmeme kararı verdik ve güneşli, keyifli bir pazar gününü şarkılar, danslar eşliğinde birlikte geçirdik.


Roma Bostanı İnsanları, İspanya’dan gelen misafirler, Koma Tarlabaşı müzik grubu ve çocuklar, 11 Aralık Pazar 14:00’te bir araya geldik. Cihangir Münir Özkul Ortaokulu’ndan gelen 11-12 yaşındaki çocuklar, çöp toplayarak bostanın temizlenmesine katkıda bulunduktan sonra misafirlerimizin müzikleri eşliğinde yüz boyama, balondan hayvan yapma, jonglörlük gibi eğlenceli aktivitelerle hasret kaldıkları açık hava oyunlarına severek dahil oldular. “Keşke her pazar olsa” dileklerini bize ilettiklerinde biz de elimizden geleni yapacağımıza söz verdik. Kahkahalarını duymak, birlikte kahkaya atmak, gözlerindeki mutluluğu görmek; bize Roma Bostanı’nın bir yeşil alanı korumaktan öte ne büyük bir sorumluluğu olduğunu, herkese farklı noktalardan dokunarak yaşam sevgisi aşıladığını, birlik-beraberlik hislerini kuvvetlendirdiğini bir kez daha hatırlattı.

Çocuklar, umudumuz. Onların yaratıcılıklarını ve mutluluklarını teşvik etmek, geleceğe umut dolu bir katkı yapmak.. Roma Bostanı olarak fidan dikmeye, geleceği hayal etmeye devam ediyoruz.”

 

(Yeşil Gazete)

Validebağ Korusu’nda 100 metrekarelik alan için imara açma izni

Üsküdar’daki Validebağ Korusu’nda bulunan tarihi binaların planlara işlendiği plan değişikliği, İstanbul Büyükşehir Belediye Meclisi’nde kabul edilirken, aynı plan değişikliğinde 100 metrekarelik alanın da imara açılması sağlandı.

Koruma altında bulunan 354 dönümlük 1’inci derece doğal SİT alanı olan koruda, 1’inci derece tescilli olan ve Öğretmen Evi olarak kullanılan Adile Sultan Kasrı, Abdülaziz Av Köşkü, 2’inci derece olarak tescilli eski ahır binaları ve atölye binaları bulunuyor. Bu binaların planlara işlenerek korunması amaçlanıyor.

Eski yıllarda çeşitli bakım onarım çalışmaları amaçlarıyla kullanılan ancak son yıllarda metruk ve bakımsız durumda olan atölye binaları geçtiğimiz ay yıkılmıştı.

Validebağ Korusu’nun imara açılmadan korunması için çalışmalar yürüten Validebağ Gönüllüleri Derneği’nin edindiği bilgiye göre, bu alan 6 No’lu Koruma Kurulu tarafından onaylanan proje gereği‘kafe-restoran’ olarak kullanılacak.

‘100 metrekareyi geçmeyecek yapılar’

CHP’li üyelerin itirazları ile 1/5 bin ölçekli Validebağ Korusu Koruma İmar Planı’nda yer alan “planlama alanı tamamında 100 metrekareyi geçmeyen takılabilir/sökülebilir müştemilat türü bir katlı yapılar yapılabilir” ibaresi yerine, “toplamı 100 metrekareyi geçmeyecek yapılar” diye değiştirildi.

CHP oylamada ret oyu kullandı. AKP Meclis Üyesi Hadi Diler ise ilave binaların yapılmayacağını, mevcut tescilli eski eserlerin korunacağını söyledi.

‘Kafeye değil kültürel aktivitelere ihtiyaç var’

Validebağ Gönüllüleri Derneği, “Validebağ’da kafeye restorana değil sanata ve kültürel aktivitelere ihtiyaç var” diyerek plan değişikliğine karşı şu yazılı açıklamayı yaptı: “Yöredeki mahalle sakinleri olarak, Koru’muzun geçmişine ve kültürüne sahip çıkmak amacıyla, restore edilecek atölye binalarına, İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de katkılarıyla, gerek öğrencilerin gerekse mahallelinin yararlanabileceği bir işlev verilmesini beklemekteyiz. Örneğin sanat-el becerileri atölyeleri, kütüphane, müze ve sergi mekanları gibi eğitim, sanat ve kültürel faaliyetlerin yürütüleceği alanlar yaratılabileceği kanısındayız.”

‘Korunun tamamı korunmalı’
İBB Meclisi CHP’li Meclis Üyesi Esin Hacıalioğlu, yapılan plan değişikliği ile korunun imara açık hale geleceğini düşünenlerden.

Validebağ Korusu’nun korunması gerektiğini vurgulayan Hacıalioğlu, “Tarihi yapılar korunsun ama neden ilave alanlar getiriliyor. Bu doğal alan 354 dönüm. Bu alanın tamamen korunması lazım” dedi.

 

(Diken)

Bangladeş tüm postanelerine güneş enerjisi kurulumu yaptırıyor

Alman güneş paneli üreticisi Astroenergy, Bangladeş’teki 1.500 postane şebeke dışı güneş elektriği sistemleri kurulumu gerçekleştirdiğini açıkladı. Proje sonuna ülkedeki 8.500 postanenin tamamında güneş elektriği sistemleri olacak.

Şirket tarafından yapılan açıklamada kurulumların Bangladeş Posta ve Telekomünikasyon Bakanlığı’nın ülkedeki tüm postanelerin güneş enerjisi sistemlerine sahip olması projesi kapsamında gerçekleştirdi.

Bakanlık proje ile postanelerin ülkede sıklıkla yaşanan elektrik kesintilerinden etkilenmeden faaliyet gösterebilmesini amaçlıyor.

Açıklamaya göre toplamda 8.500 postaneyi kapsayan ve 2018 yılında tamamlanması hedeflenen proje 20 milyon dolar maliyet ile tamamlanacak.

Astroenergy proje kapsamında her bir postaneye 250 watt gücünde dört ayrı güneş paneli kurulumu gerçekleştiriyor.

 

(Yeşil Ekonomi)

Filipinler’de 47 şirketin yargılandığı iklim değişikliği davası internetten yayınlanacak

Filipinler’de Küresel ısınmanın neden olduğu insan hakları ihlalleri için 47 dev şirketin suçlandığı ve Filipinler İnsan Hakları Komisyonu tarafından yürütülen soruşturma sonucunda yapılacak duruşmalar Nisan 2017’de internetten tüm dünyaya açık olarak yapılacak

Filipinler İnsan Hakları Komisyonu (CHR), iklim değişikliğinin neden olduğu insan hakları ihlallerine dair dünyanın ilk ulusal soruşturmasını yürütüyor. Greenpeace Güneydoğu Asya Ofisi dahil olmak üzere 14 örgüt, soruşturmaya katkıda bulunuyor. Chevron, ExxonMobil, BP, Shell, Total, BHP Billiton, Suncor ve Conoco Phillips gibi yatırımcıların da aralarında bulunduğu 47 karbon üreticisi hakkındaki duruşmalar, Nisan 2017’den itibaren internetten tüm dünyaya açık olarak yapılacak.

Ortak yanıt verecekler

CHR, Temmuz ayında, petrol, kömür, madencilik ve çimento şirketlerinden, insan hakları ihlali konusundaki iddiaları yanıtlamalarını istedi. Sadece 11 şirket gönüllü olarak görüşlerini paylaştı. Bazıları ise soruşturmaya meydan okudu. Komisyona 20’ye yakın firma yanıt verdi. Şikâyetçiler ise firmaların dilekçelerine karşı ortak yanıtlarını 14 Şubat 2017’de gönderecek.

‘Hedefe yakınız’

Filipinler İnsan Hakları Savunucuları İttifakı’nın Genel Sekreteri Rose Trajano, “Dilekçe sahipleri olarak, fosil yakıt şirketlerinin insan haklarına saygı göstermeye ve mevcut iş uygulamalarını daha fazla iklim değişikliğine yol açmaktan ve insan haklarını etkilemekten uzaklaştıracak adımları belirlenmeye zorlayacak bir CHR kararı talebimiz var” dedi. Greenpeace Güneydoğu Asya’nın İcra Direktörü Yeb Sano, “Şirketler ve hükümetler iklim değişikliği konusunda harekete geçmedikçe, her gün insan hakları günüdür. Bugün, iklim krizinde en çok sorumluluğu bulunanlara hesap sorma ve daha fazla zararı önleme hedefimize çok daha yakınız” diye konuştu.

 

(Cumhuriyet, Guardian)

Dersim’de keşfedilen kurbağa alt türü: Munzurlu Neurergus Strauchii Munzurensis

Dersim’de yürütülen kurbağa ve sürüngenlerin envanter çalışmaları kapsamında yeni bir kurbağa alt türü keşfedildi.

Russian Journal of Herpetology dergisinde yayımlanarak bilimsel olarak kabul edilen alt türe Munzur Nehri’nden dolayı “Neurergus Strauchii Munzurensis” adı verildi.

Neurergus Strauchii Munzurensis

Adnan Menderes Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, kurbağa alt türünün 2014 ve 2015 yıllarında Orman ve Su İşleri Bakanlığınca hayata geçirilen “Ulusal Biyolojik Çeşitlilik Envanter ve İzleme Projesi” kapsamında Dersim’in  çeşitli bölgelerde yapılan arazi çalışmaları sonucunda tespit edildiğini söyledi.

Olgun, bu alt türün Türkiye’de ilk defa Dersim’de tespit edildiğini yakın akrabalarının da Dersim civarında olabileceğini söyledi.

Araştırma yapılan bölgenin flora ve fauna bakımından oldukça zengin bir konumda olduğuna dikkat çeken Olgun, çevrenin doğal yapısının mutlaka korunması, tahrip edilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Bundan sonra da yeni alt türler hatta türler bulunabilir. Tunceli, halkı biyoçeşitliliğin korunması bakımında oldukça duyarlı ve biyolojik zenginliklerine sahip çıkıyor. Tunceli bölgesi çok önemli ve mutlaka bu bölgede doğanın tahrip edilmemesi ve korumanın en üst seviyede olması gerekiyor.”

Munzur’un kültür mirasına alınma talebi

Tunceli Barosu da geçtiğimiz günlerde ilginç özellik ve güzellikleri ile istisnai evrensel değere sahip olan Munzur Vadisi Milli Parkı’nın Dünya Kültür Mirası Listesi’ne alınması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na başvurdu.

Başvuruda Munzur Vadisi Milli Parkı’nın flora ve fauna açısından eşsiz endemik türlere sahip bir alan, tabiat özellikleri ve güzellikleri ile  önemli bir saha olduğu belirtilmişti.

 

(Bianet)

Oxford öğrencilerinden cinsiyetsiz zamir kararı: “He ve/veya She” yerine “Ze”

Oxford Üniversitesi öğrencileri bundan sonra, İngilizcede üçüncü tekil şahıs için cinsiyetleri belirlenmiş “he” (erkek) ve “she” (kadın) yarine, cinsiyet ifadesi olmayan “ze” zamirini kullanacak.

Öğrenci birliği tarafından yayımlanan broşürde bu yeni uygulamanın, trans öğrencilerin yanlış zamir kullanılarak rencide edilmesinin ve ayrımcılığın önüne geçilmesi umulduğu belirtildi.

Üniversitenin davranış kurallarına göre, trans bir birey için yanlış bir zamiri kasti biçimde kullanmak kusur olarak kabul ediliyor.

Bu uygulama ile birlikte “ze” zamirinin sadece sosyal yaşamda değil, ders ve seminerlerde de kullanılmaya başlanması umuluyor.

İngilizcede üçüncü tekil zamiri, Türkçedekinin aksine bir cinsiyet belirtilmeksizin kullanılamıyor. Hem atanmış cinsiyetini benimsemeyen, hem de kendini cinsiyetsiz olarak ifade eden kişiler için bu büyük bir sorun teşkil ediyor. Cinsiyetsiz zamir önerileri olan “ze” ve “xe”, geçitiğimiz günlerde Tennessee Üniversitesi tarafından da yaygın olarak kullanılmaya başlandı ve bu yaz Yatılı Okullar Birliği öğretmenleri, trans öğrenciler için “zie” zamirini kullanmalarına sevk etti.

The Times’da yer alan habere göre, Cambridge Üniversitesi de benzer bir yöntem kullanmaya doğru ilerliyor.

 

(Kültür Servisi, Independent)

Halep’te ateşkes: Sivillerin tahliyesine başlanacak

Suriye ordusu ve muhaliflerin, Halep’in doğusundaki siviller ile muhalif savaşçıların tahliyesi için ateşkeste uzlaştığı bildirildi. Rusya’nın BM Büyükelçisi Halep’in Suriye ordusunun kontrolüne geçtiğini açıkladı.

Esad rejimine bağlı birlikler ve muhalif grupların, Halep’in doğusunda sivillerin ve muhalif savaşçıların bölgeden çıkarılması için ateşkes sağlanmasında uzlaştıkları bildirildi.

Rusya’nın BM nezdindeki Büyükelçisi Vitali Çurkin salı günü New York’ta yaptığı açıklamada, ateşkes anlaşması kapsamında Halep’te çatışmaların sonlandığını belirterek, “tahliyenin birkaç saat içinde” başlayacağını kaydetti. Çurkin, Suriye ordusunun tahliyenin başlaması için çatışmaları bitirdiğini ve Halep’in Suriye ordusunun kontrolüne geçtiğini kaydetti.

ABD’nin BM nezdindeki Büyükelçisi Samantha Power da tahliyelerin uluslararası gözlemcilerin denetiminde yapılmasını talep ettiklerini kaydetti.

Muhalifler: Türkiye aracılığıyla uzlaşma sağlandı

Nureddin Sinki adlı muhalif gruptan Yaser el Yusuf’un AFP haber ajansına verdiği bilgiye göre Halep’in doğusunda insanî durumun dramatik boyutlara ulaşması nedeniyle, bölgede kalanların tahliyesi için anlaşmaya varıldı. Türkiye aracılığıyla Rusya ile yapılan görüşmeler sonucunda varılan ateşkes anlaşmasının, Halep’in doğusunda kuşatma altındaki semtlerde mahsur kalan sivillerin ve savaşçıların tahliyesini içerdiği belirtiliyor.

Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da salı günü yaptığı açıklamada, Halep için Rusya ve diğer ülkelerle temasları yoğunlaştıracaklarını ifade etmişti.

Tahliye sürecine “önümüzdeki saatlerde başlanacağını” da belirten Yusuf, hafif silahlı savaşçıların kenti terk etmesine izin verileceğini söyledi. Yardım kuruluşlarının verdiği bilgiye göre Halep’in doğusunda yaklaşık 100 bin kişi mahsur kalmış durumda. Suriye ordusundan bir yetkili ise muhalif savaşçıların tahliyesine çarşamba sabaha karşı başlanacağını bildirdi.

Esad rejimine bağlı birlikler geçtiğimiz günlerde Rus hava kuvvetleri ve Şii milislerin yoğun desteğinde 2012 yılından bu yana muhalif güçlerin kontrolü altında bulunan Halep’in doğusundaki semtleri yeniden ele geçirmişti.

 

(Deutsche Welle Türkçe)

Finlandiya kömürü bitiren ilk ülke olma yolunda

Finlandiya hükümeti, 2030 yılına kadar gezegenin en kirli yakıtlarından biri olan kömürü bırakmayı planladığını açıkladı. Yasal düzenleme Mart ayında Finlandiya Meclisi’ne sunulacak.

Birgün’den Mehmet Gündüz’ün haberine göre Finlandiya Ekonomiden Sorumlu Bakanı Olli Rehn, “Finlandiya kömürü yasaklayan dünyadaki ilk ülkeler arasında yer alacak” dedi.

Rehn, bunun Finlandiya’nın sera gazı emisyonlarının 2050 yılına kadar yüzde 80 oranında azaltılması yönündeki iddialı hedefinin bir parçası olduğunu ifade ediyor. Rehn Reuters’e verdiği demeçte, “Uluslararası iklim hedeflerine ulaşmanın tek yolu kömüre son vermek” diye konuştu.

Hazırlanan “2030 ve Sonrası için Enerji ve İklim Stratejisi” adlı çalışmaya göre Finlandiya 14 yıl içinde kömüre son verecek. Bu çalışmaya göre Finlandiya, fosil enerji kaynaklarını biyoyakıtlara ve yenilenebilir enerjiye çevirerek 2050 yılına kadar enerji üretiminde karbon salınımını sıfıra yaklaştırmayı amaçlıyor.

Çalışma, Mart ayında onay için Finlandiya parlamentosuna sunulacak.

Yüzde 45 yenilenebilir

Şu anda, Finlandiya kömürden yüzde 8’lik bir enerji kullanıyor, yenilenebilir kaynaklar ve nükleer enerji sırasıyla yüzde 45 ve yüzde 34’ü oluşturuyor.

Finlandiya oldukça katı

Finlandiya, kömürü ortadan kaldırmayı düşünen tek ülke değil. Diğer Avrupa ülkeleri ve Kanada aynı plana sahip.

Bununla birlikte, Finlandiya’nın planı daha katı görünüyor. ZME Science’a göre, Fransa ya da İngiltere gibi kömürlü santralların aşamalı olarak kaldırılacağı ülkelerde, kömürün ticaretine izin veriliyor ve satın alınan kömürle enerji üretimi kısmen devam ediyor. Finlandiya ise kömürü yasaklamakla kalmıyor ayrıca kömürden üretilen enerjinin ülkeye girişini dahi yasaklıyor.

‘Kömür yok olacak’

Aalto Üniversitesi’nde araştırmacı olan ve Avrupa Akademileri Bilim Danışma Konseyi’ndeki enerji programının başkanı Peter Lund, New Scientist’e verdiği demeçte, “Temelde kömür, Finlandiya pazarından yok olacak” dedi.

“Tabii ki, Finlandiya’daki herkes plandan memnun değil” diyen Peter Lund, kararın çevre politikaları açısından oldukça radikal olacağını belirtiyor.

Fin Enerji Genel Müdürü Jukka Leskelä, düzenlemeye karşı çıktığını duyuran isimlerden.

 

(Birgün)

BM: Halep’te siviller korunsun

Birlemiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Suriye ordusunun çok büyük bir bölümünde kontrolü ele geçirdiği Halep’te tüm taraflara, özellikle de hükümete, sivillerin korunmasına dikkat etme çağrısında bulundu.

Ban Ki-moon, Halep’te sivillere yönelik baskı ve şiddet haberlerinin geldiğine dikkat çekti.

Ban’dan önce açıklama yapan BM İnsan Hakları Danışması Jan Egeland da hükümet yanlısı milislerin sivillere yönelik ihlalleri durumunda bunlardan Suriye ve Rusya’nın sorumlu tutulacağını belirtti.

Halep’te muhalifler Suriye ordusunun ilerleyişi karşısında yenilginin eşiğinde.

Ban’ın sözcüsü Stephen Dujarric, ‘BM Genel Sekreteri’nin, Halep’te geçtiğimiz saatlerde gelen, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu çok sayıda sivile karşı zulüm haberleriyle ilgili uyarıda bulunduğunu’ söyledi.

Dujarric, ‘BM’nin bu haberleri bağımsız olarak doğrulatamadığını vurgulamakla birlikte tüm taraflara kaygılarını ilettiğini’ belirtti.

Sözcü, ‘Ban’ın, Suriye özel temcilcisini, ilgili tarafları takip etmekle görevlendirdiğini’ söyledi.

Konuyla ilgili henüz Suriye veya Rusya’dan bir açıklama yapılmadı.

Doğu Halep’in yüzde 90’dan fazlasının kontrolü orduda

Suriye ordusu ve müttefikleri, Doğu Halep’in yüzde 90’dan fazlasının kontrolünü ele geçirmiş durumda.

Pazartesi günü Suriyeli Korgeneral Zaid El-Salih, ‘isyancılar için zaman kalmadığını ya teslim olacaklarını ya da öleceklerini’ söyledi.

Hala on binlerce sivilin Doğu Halep’te olduğu bildiriliyor.

Suriye Devlet Televizyonu Pazartesi akşamı, Halep sakinlerinin, Suriye ordusunun nihai zafere yakın olduğu haberleri ardından kutlamalar yaptıklarını bildirdi.

Televizyon, kutlama görüntülerini yayınladı.

Geçen dört yıl içinde Halep fiili olarak ikiye bölünmüş durumdaydı.

Kentin batısı hükümet, doğusu ise isyancı güçlerin kontrolündeydi.

Suriye ordusu Eylül ayında, Rusya’nın hava güçleri ve İran destekli milislerin yardımıyla büyük bir operasyona başlatmıştı.

 

(BBC Türkçe)