Ana Sayfa Blog Sayfa 3216

Üç milli atlete doping cezası

Türkiye milli atletlerinden Elvan Abeylegesse, Gamze Bulut ve Songül Konak, doping yaptıkları için ceza aldı. Uluslararası Atletizm Federasyonları Birliği (IAAF), bugün doping cezalı oyuncular listesini yayımladı.

Türkiye Atletizm Federasyonu’nun 2007 Dünya Şampiyonası’nda alınan numunelerinde yasaklı maddeye rastlandığı için 31 Mart 2016’da 2 yıl men cezası verdiği Elvan Abeylegesse, 29 Eylül 2015’ten itibaren 2 yıl ceza aldı. Ayrıca 25 Ağustos 2007’den 25 Ağustos 2009’a kadar katıldığı yarışmalardan da diskalifiye edildi ve dereceleri silindi.

2012 Londra Olimpiyatları’nda kadınlar 1500 metre yarışını 2. sırada bitiren Gamze Bulut’a, 30 Mayıs 2016’dan başlamak üzere 4 yıl men cezası verildi. Ayrıca 20 Temmuz 2011’den itibaren katıldığı etkinliklerden de diskalifiye edildiği ve derecelerinin silindiği bildirildi.

Songül Konak ise 19 Haziran 2016’dan itibaren 4 yıl ceza aldı ve 17 Mayıs 2015’den beri katıldığı yarışmalardan diskalifiye edildi ve dereceleri silindi.

IAAF’nin listesine göre, şu anda doping nedeniyle cezası bulunan diğer Türkiyeli atletler Süreyya Ayhan Kop, Bahar Doğan, Ümmü Kiraz, Semiha Mutlu Özdemir, Meliz Redif ve Binnaz Uslu.

Tarihe geçen 1500 metre: 2012 Londra’da ilk 9 atletten 6’sı dopingli çıktı

Fotoğrafta, rakamlar yarışma sonundaki dereceleri gösterirken mavi renk temiz yarışanları, siyah renk ise doping yapanları simgeliyor

2012 Londra Olimpiyatları’nda 1500 metre finalinde altın madalyayı Aslı Çakır Alptekin, gümüş madalyayı Gamze Bulut almıştı. Türkiye’nin tarihte ilk defa böyle bir başarıya imza attığı uzun süre gündemde kalmıştı.

Yarışın ardından Aslı Çakır Alptekin, Gamze Bulut, yarışta dördüncü olan Rusyalı Tatyana Tomashova, beşinci olan Etiyopyalı Abeba Aregawi, yedinci olan Belaruslu Natallia Kareiva ve dokuzuncu olan Rusyalı Kostetskaya’nın da dopingli olduğu belirlendi.

Yarışı önde tamamlayan ilk dokuz atletten altısının dopingli çıkması nedeniyle, Londra Olimpiyatları kadınlar 1500 metre finali spor tarihine geçti.

Altın madalyanın, yarışı üçüncü olarak bitiren Maryam Yusuf Jamal’e geçeceği tahmin ediliyor.

 

(Bianet)

Geri dönüşü olmayan yola girildi: Brexit resmen başladı

İngiltere, Lizbon Anlaşması’nın 50’nci maddesini işleme koyarak, 44 yıllık üyeliğin ardından Avrupa Birliği’nden (AB) ayrılma (Brexit) sürecini resmen başlattı. “İngiltere için tarihi an” manşetini atan İngiliz basını, Başbakan May tarafından imzalanan mektubun AB Konseyi Başkanı’na verilmesiyle Brexit sürecinde artık “dönüşü olmayan bir yola girildiğini” belirtti.

İngiltere’nin AB Daimi Temsilcisi Tim Barrow, Başbakan Theresa May imzalı, birlikten ayrılmayı düzenleyen Lizbon Anlaşması’nın 50’nci maddesini işleten mektubu, Belçika’nın başkenti Brüksel’de AB Konseyi Başkanı Donald Tusk’a yerel saatle 13.20’de verdi.

Tusk, sosyal medya hesabından, “Dokuz ay sonra İngiltere Brexit sürecini başlattı” açıklamasını yaptı. Böylece, İngiltere’nin geçen sene haziran ayında yapılan referandumun sonucu çerçevesinde birlikten ayrılması süreci de resmen başlamış oldu.

Tim Barrow, mektubu bu çantayla getirdi

İki yıl sürmesi bekleniyor

Taraflar, bir sonraki aşamada ayrılma anlaşmasının maddelerine ilişkin müzakerelere başlayacak. İki yıl sürmesi öngörülen süreç, İngiltere ve AB’nin üzerinde anlaşacakları metnin, hem İngiltere Parlamentosu hem de Avrupa Parlamentosu tarafından onaylanmasıyla tamamlanacak.

AB Konseyi Başkanı Tusk, cuma günü AB’nin Brexit yol haritasının taslağını açıklayacak. Taslağın, 29 Nisan’da yapılacak İngilteresiz AB liderleri zirvesinde kabul edilmesi durumunda, müzakerelere geçilecek.

AB’nin, önceki taahhütlerinden dolayı İngiltere’ye yaklaşık 60 milyar euro’luk bir fatura çıkarılacağı belirtiliyor. Söz konusu faturanın, müzakerelerde en tartışmalı konulardan biri olması bekleniyor. Ayrıca İngiltere’de yaşayan birlik vatandaşları ile AB ülkelerinde yaşayan İngiltere vatandaşlarının Brexit sonrası durumları da diğer zorlu konular olarak öne çıkıyor.

23 Haziran 2016’da yapılan referandumda halkın yüzde 52’si AB’den ayrılma yönünde oy kullanmıştı. Geçen süre zarfında, AB sık sık İngiltere yönetiminden 50. maddeyi bir an önce işletmesini istemişti. İngiltere, 1973 yılında birliğe katılmıştı.

(Hürriyet)

Sicilya Demir Spor kızlı erkekli sahada

Üniversitedeyken en çok ilham aldığım hocalarımdan biri olan fotoğraf hocam Delizia sayesinde kızlı erkekli futbol takımı Sicilya Demir Spor’la tanıştım. Delizia’nın her anı bir sosyal sorumluluk projesine, bir yardıma ya da bir ilham haline çevirme yeteneği var! Sicilya Demir Spor’u, üniversitede beraber çalıştıkları yakın arkadaşı Ayşegül Hoca ile birlikte kadınlarla erkekleri bir araya getirmek ve birlikte kolektif çalışmayı tecrübe etmek için kurmuşlar. Toplumsal cinsiyet sebebiyle yıkıma uğrayan her şeye hayır diyorlar futbol oynayarak. Toplumsal cinsiyet adaleti için erkekleri de işe katıyor, elini taşın altına koymasını istiyorlar ve beraber mücadele pratiği geliştiriyorlar bu şekilde.

Zaman zaman kendi içlerinde, zaman zaman da başka takımlarla maç yapan Sicilya Demir Sporlular, her perşembe halı sahadalar. Onlarla futbol oynamanın basit iki kuralı var: Kadın erkek birlikte olmak ve fair play, yani adil oyun, hırslara yenilmeden, hilesiz, oyun için oyun! Ve tabii ki keyif almak, sporu hissetmek.

Ne acayip bir isim Sicilya Demir Spor!’ diye soruverdim Delizia’ya ve bir anda ilham veren bir hikâyenin içindeydim! ‘Sicilya’, Delizia’nın memleketine ithafen söyleniyor, ‘Demir Spor’ da Türkiye’nin sol-muhalif taraftar gruplarından Şimşekler Grubu’nun futbol takımı Adana Demir Spor’a ithafen.

”Gerçek bir sentez” diye düşündüm ve bir anda hayal ettim: Herkesin kendiyle ilgili bir şeyler keşfettiği, sosyalleştiği ve güçlendiği bir ortam.

Sicilya Demir Spor’u bir Perşembe maçlarında yakaladım. Delizia, Ayşegül Hoca ve takımın diğer 2 oyuncusu Bekir ve Burcu’ya aynı 5 soruyu sordum:

Ne zamandır futbol oynuyorsun? Hücumcu musun, savunan mı, oyun kuran mı?

Futbol senin için ne anlama geliyor? Sicilya Demir Spor senin için ne demek?

Kadın-erkek beraber sahada olmak neden? Ne iş yarıyor bu?

Kendinle ilgili neler keşfediyorsun sahadayken?

En son neye hayır dedin?

İşte cevaplar:

“Eğitim sistemimiz, yaşamımız rekabet etme ve kazanmak üzerine”

Bekir Aşık

-Çocukluk yıllarımdan itibaren futbol oynarım. Küçük yaşlardayken sokak aralarında arkadaşlarla oynardım. Lise yıllarımdan itibaren de halı sahada futbol oynamaya başladım. Genelde kaleci olmayı istiyorum. Kaleci olamadığım zamanlarda ise savunmada oynamayı tercih ediyorum.

-Futbol, hem oynamaktan hem de izlemekten keyif aldığım bir spor dalı. Aslında hayata nasıl bakıyorsam, nasıl yaşamaya çalışıyorsam, futbola da o şekilde bakıyorum. Futbol haricindeki yaşantımda arkadaşlarımla keyifli vakit geçirmeye çalışıyoruz. Etrafımdaki insanlarla karşılaştığımız sorunları, yine o insanlarla dayanışarak ve tartışarak ortak bir çözüm yolu bulmaya çalışıyoruz. Yani benim için önemli olan birbirimizle ‘ölesiye’ rekabet etmek değil, dayanışmak ve kolektif bir akıl yaratarak, sorunlara çözüm yolu aramaktır. Futbola da böyle bakıyorum. Sporun, daha spesifik olarak,  futbolun özünün de bu yapıda olduğunu düşünüyorum. Takım arkadaşlarımla dayanışma içerisinde kolektif hareket ederek, rakibe de saygı göstererek, kaliteli bir zaman geçirme faaliyeti olarak bakıyorum futbola. Özetle, hayat benim için ne anlama geliyorsa futbol da o anlama geliyor.

Sicilya Demir Spor’da da bu anlayışı gördüm. Hayatın her alanında bize dayatılan rekabet ve kazanma hırsı yerine dayanışma, yaptığın işten keyif alma, takım arkadaşına ve rakibe saygı gösterme gibi önemli değerlerin olduğu bir takım, Sicilya Demir Spor.

-Benim için futbolda kadın-erkek ayrımı yok. Futbol oynarken ‘ölümüne’ rekabet eden, kazanmak için her yolun mubah olduğunu düşünenlerle, takım arkadaşına ve rakibe saygı gösteren, ‘fair play’i ön plana çıkaran ve keyifli zaman geçirmek için bir araya gelen insanlar arasında bir ayırım var. Ortak değerler etrafında bir araya gelmiş insanlar var.

Hayatın her alanında olduğu gibi kadın erkek omuz omuza birlikte ortak değerleri geliştirebilir. Kadın ve erkeğin bir arada sahada olmasıyla, futbolun bir erkek sporu’ olmadığı daha iyi anlaşılıyor bence.. Ama şunu da kabul etmeliyim ki kadın arkadaşlarımla birlikte oynarken daha özenli oynuyorum ve bu şekilde ‘fair play’ daha fazla ön plana çıkıyor.

-Ben de çocukluğumu ve gençliğimi bu ülkede geçirdim. Eğitim sistemimiz, yaşamımız rekabet etme ve kazanmak üzerine. Sicilya Demir Spor ile yaptığım her maçta bu yönlerim, bazen ortaya çıkıyor. Maçlar, bu olumsuzlukların giderilmesi için birer fırsat benim adıma.

-Her hafta Sicilya Demir Spor ile maç yapmak da hayır demek, bence. Rekabete, kazanmak için her yolu mubah gören ve fair play’e önem vermeyen anlayışa hayır demiş oluyoruz, Sicilya Demir Spor’daki arkadaşlarımla, kadın erkek birlikte.

“Futbol, karakter ve takım çalışması odaklı müthiş bir dayanışma ve kişisel gelişim programı”

Ayşegül Selenga Taşkent

-Kendimi bildim bileli sporun birçok çeşidini yaptım. Babam milli atlet, emekli TRT Spor muhabiri. Tam bir spor aşığı, abimi ve beni 5 yaşında jimnastiğe başlattı. Lisanslı, amatör aklına gelebilecek birçok spor yaptım. Atletizm, badminton, voleybol, yüzme, yoga pilates, futbol. Futbol ile hep amatör ilgilendim. 20 yıl önce de babamların kapalı spor saha maçlarında yine babamın teşviki ile kalecilik yapardım. Yaklaşık 10 küsur yıldır on and off şeklinde oynuyorum. ABD’de kadınlı erkekli oynamayı ve gerçek fairplay’i öğrendim. Türkiye’de son 6 yıldır düzenli oynuyorum. İki sene önce Sicilya Demir Spor’u kurmak istedim.

-Açıkçası endüstriyel futbolu hiç bir zaman sevmedim. Ortaokulda anneannemin Fenerbahçe maçlarını TV den izlediğini ve desteklediğini hatırlıyorum. Ama babamdan dolayı sanırım biz hep her türlü sporu sevdik ama hiç fanatik olmadık.

Kadın erkek futbola ve futbolun nasıl bir spor olduğuna Delizia ile ısındım. Kendisi en yakın arkadaşım ve gerçek bir futbol sempatizani. Hem Delizia’dan dinleyerek hem izleyerek yıllar içinde, futbolun çok anlamlı, karakter odaklı, takım çalışmalı odaklı, hırsları bir kenara bırakarak oynanabilirse ki çok ama çok zor, gerçekten almalı vermeli müthiş bir dayanışma ve kişisel gelişim programı olduğunu gördüm, endüstriyel takım oyunu değil. Ve amatör futbolu, yani çekirdekten karakter ve fair play oyuncusu yetiştirebilme kapasitesini daha çok sevdim. Futbol doğru anlatılır, doğru uygulanırsa gerçekten Arjantin ve dünyanın birçok ülkesindeki gibi ikinci, alternatif, bir din bir düşünme felsefesi olabilir.

İnsanların dış dünyadaki hırsları ve hepimizin hırsına yenilerek hata yapma kapasitesine karşı, sadece kadınların ya da sadece erkeklerin oynayacağı endüstriyel bir oyun değil, kadın erkek karışık takım oyunu olmasını can-ı gönülden desteklemek ve en önemlisi bu düşünceyi Anadolu’nun ücra köylerine götürmek oradaki güzel yüreklere kızlı erkekli futbolu sevdirmek için Sicilya DS’yi kurduk.

“Bu birinin olmadan diğerinin olmayacağı felsefesi”

-Özellikle bizim gibi cinsiyet rollerinin ana rahminde, nüfus cüzdanında, toplumsal dogmalarla belirlendiği ülkelerde kadın erkek her yerde birlikteliğini yaymak çok ama çok önemli. Bu, kadınlar şöyle iyi erkekler şöyle iyi meselesi değil. Bu sadece birliktelik: Dışarda, markette, dolmuş sırasında, futbolda, pazarda, basketbol maçında, sınavda, sporda, emekte, tarlada. Bu birinin olmadan diğerinin olmayacağı felsefesi. Bu, alma verme üzerine kurulu gerçek icraat. Bu birinin diğerinden öğrenmesi, ne olursa olsun birlikte olmak birlikte öğrenmek. Bu kafada yaratılan sterotipleri yıkmak demek. Bizim gibi kapalı toplumların özellikle ücra köylerde kadını erkeği hep bir arada görmeye çok ihtiyacı var.  Bu, yürek demek yüreğin yarısı kadın yarısı erkek ise, futbol da böyle her şey de böyle.

Van’da Umudun Kızları’nı çekerken İran sınırına yakın bir köyde, ben önden gidip röportaj yapıyordum. Delizia, geride kalmış köydeki kızlarla konuşmuş, daha sonra yanıma geldi. O yıllar Türkiye’ye yeni gelmişti: yüzünde kocaman bir şaşkınlıkla şöyle dediğini unutamam: “14 yaşında bir kız bisiklete baktı ve biz buna asla binemeyiz, köy izin vermez”. Sonra düşündüm. Özgürce saçını başını salarak, pedalları bırakıp ayaklarını iki yana açarak, bisikleti bayır aşağı sürüp bahar rüzgârını yüzünde hissetme duygusu demek her çocuğun yaşadığı bir duygu değilmiş. Özellikle toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri izin vermeyince. Ne acı. Bunları duymadan insan bilmiyor. İşte kadın erkek futbolunu en ücra yerlerde yeşertmek demek tüm bu kafadaki toplumsal baskıları, normları, kalıpları kırmaya çalışmak bir yerden başlamak demek.

-Hırsıma yenilmemeyi! Hayatta pek hırslı bir insan olmadığımı düşünsem de futbolda öyle olmadığını görüyorsun. Bunlar mantıksız duygular, onları kontrol etmeyi, yaptığın yanlışlıkları, kolektif çabayı, öğrenmeyi, aklını kullanmayı, herkesin yeteneğine saygı duymayı, kendinde bilmediğin yetenekleri keşfetmeyi, kafa golü atmanın dayanılmaz hafifliğini! Fairplay’i! Görüyor, tadına varıyorsun.

-Haksızlığa hep hayır diyorum. Kime yapılırsa yapılsın, kim tarafından yapılırsa yapılsın. Ama en son tüm bu ideallere uymayacak bir ya da bir kaç davranış varsın olmasın dedim.

“Eğer genç kızlar istedikleri gibi futbol oynayabileceğini bilerek büyürlerse sınırlarının daha ötesindekileri hayal etme cesaretine sahip olurlar”

Delizia Flaccavento

-Her zaman sporu sevdim. Sadece futbol değil, koşmayı ve terlemeyi içeren herhangi bir sporu! Çocukluğumdan beri futbol oynuyorum. Çocukken kızların oturduğu ve erkeklerin futbol oynaşını izlemeyi tercih ettiklerini hatırlıyorum. Diğer kızlarla oturarak erkekleri izleme durumu bana çok adaletsizce geliyordu çünkü ben de koşmak istiyordum. Erkeklerle futbol oynayan tek kız olmaya alıştım. Ortaokulda basketbol oynamaya, üniversitede ise uzun mesafeli koşulara başladım. Futbol benim için hep bir yan spor oldu, özellikle de bir kadına uymayacağını düşünenlere karşı çıkmak için oynadığım. Sahada ben aslında doğal olarak ön alan oyuncusuyum ama çok koştuğum genellikle arka sağ ya da solda oynuyorum. Bu şekilde “ek ön oyuncusu” oluyorum ve bir gol fırsatı olduğunda koşuyorum.

-Benim için futbol toplumsal cinsiyet ayrımcılığına bir hayır deme yöntemi. Neden topa vurmak erkesi bir eylemken voleybol kadınsı? Bunu kim söylüyor ve bu saçmalığı neden pasifçe kabul edelim? Eğer genç kızlar istedikleri gibi futbol oynayabileceğini bilerek büyürlerse sınırlarının daha ötesindekileri hayal etme cesaretine sahip olurlar, sadece sporda değil. Yani benim için futbol kadını güçlendirmenin birçok yolundan biri.

Sicilya Demir Spor, benim için sosyal bir proje; kadın ve erkeğin birlikte çalışarak keyif aldıkları, adil oyunu ortaya koydukları ve sosyal farkındalık kampanyalarını destekledikleri. Bir finansal destekleyici bulmayı ve Anadolu’daki köylere, kasabalara gitmeyi, buralarda küçük yaşlardan büyük yaşlara kadın ve erkeklerin birlikte oynayabilmesini sağlamayı çok isteriz. Bu tabii, şimdilik sadece bir hayal.

-Türkiye’ye 9 yıl önce ilk kez geldiğimde, çok az kadının spor yaptığını gördüm. Genelleme yapıyorum, kadınların daha çok kadınlarla erkeklerinse daha çok erkeklerle arkadaş olduğunu gördüm. Birlikte büyükleri, bir araya geldikleri ve beraber bir şeyler yaptıkları çok fazla alan yok.

Motor sporlarından sonra sanırım en “erkeksi” olan bu sporu, kadın ve erkek beraber oynayarak toplumsal cinsiyet rolleri arasında bir diyalog oluşturabileceklerine inanıyorum. Böylece, toplumsal cinsiyet ayrımcılığının adeta bir uçurum olduğu ve 28 bakandan yalnızca birinin, tabi ki Aile Bakanı o da, kadın olduğu bir yerde, demokrasi desteklenmiş oluyor.

“Erkeklerin daha az bencil olduğunu, kadınların daha çok kendine güvendiğini görüyorum”

-Hayatım boyunda böyle karma sporlar yaptım. Yani, benim için yeni bir şey değil aslında bu şekilde birlikte olmak. Benim için yeni olan şey, bunu Türkiye’de yapmak, erkeklerin daha az bencil olmayı öğrenebildiğini ve daha kolektif çalışabildiğini ve kadınların daha çok kendine güvendiğini görmek. Eğer oyun sertleştikçe kabadayılığa vuran birini görürsem adil oyunun devam etmesi için çok katı oluyorum. Adil oyun yoksa oyun hiç olmamalı benim için. Başkasının hırsı yüzünden birini zarar görmesi kabul edilemez bir şey benim için, skora bakmaksınız eğlenmek, öğrenmek ve beraber olmak için oynanan bu oyunda.

-Politikadan başka, değil mi?! Birçok kez kadınlara karşı erkeklerin oynamak isteyen birçok takım arkadaşıma hayır dedim. Onlara göre bu, kadınların kendilerini geliştirmeleri için bir fırsat! Buna kesinlikle inanmıyorum ayrıca, bu aynı toplumsal cinsiyet rollerinin ayrışmasının tekrarlanması demek. Biz Sicilya Demir Spor olarak asıl bununla mücadele etmeye çalışıyoruz. “Kadınla birlikte erkek” mottomuz boşuna değil.

“Sicilya DS, benim için farkındalık demek, eşitlik demek”

Burcu Cokberkit

-Küçüklüğümden beri oynuyorum aslında ama kızlarla 15 senedir oynuyorum. 3 yerde de oynuyorum ama ben oyun kurucu olarak oynamayı seviyorum.

-Benim için futbol deşarj olma ve pozitif olarak yüklenmek demek. Oynamaya başladığım anda kendimi çok iyi hissediyorum. Sicilya DS, benim için farkındalık demek, eşitlik demek

-İki cinsin de aynı şeyi yapması büyük başarı, kavga etmeden centilmence oynamak çok anlamlı. Kızların da erkekler gibi futbol oynadığını görmek, başarılı olmak çok güzel.

-Ben de yorulmadan onlar gibi oynayabiliyorum hatta yeri geliyor daha iyi oynayabiliyorum diyor insan.

-Maalesef pek hayır diyenlerden değilim,  kullanmadığım bir kelime ama gelecekte neye diyeceğimi biliyorum.

 

Röportaj ve fotoğraflar: Pelin Atakan

(Yeşil Gazete)

 

Asbestli yıkımla gündeme gelen Havagazı Fabrikası için tescil talebi

Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Ankara 2’nci İdare Mahkemesi’nin Havagazı Fabrikası yerleşkesinin tescilini kaldırma kararını iptalinin ardından harekete geçti. Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğü’ne bir yazı yazan Mimarlar Odası Ankara Şubesi, tescil işlemlerinin başlatılmasını talep etti.

Konuya ilişkin açıklama yapan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, tescil davasının 11 yıl sonra sonuçlandığını belirterek, “Mahkeme verdiği kararla Havagazı Fabrikası yerleşkesinin tescilinin kaldırılması kararını iptal etti. Daha önce bilim dışı uygulamalar ve yapılan yıkımla halkın sağlığı tehdit edildi. Kültür Bakanlığı’na mahkeme kararını göndererek, ivedilikle alanın ve yapıların tescil etmesini istedik“ dedi.

Belleklerimizin formatlanmasına izin vermeyeceğiz

Ankara, Maltepe Havagazı Fabrikası’nın Cumhuriyet’in kuruluş yıllarına tanıklık eden önemli bir endüstri mirası olduğunun altını çizen Candan, “Önemli bir kent ögesi olarak korunarak gelecek nesillere aktarılacak ve kent belleğine katkıda bulunacaktır. Cumhuriyet’in izlerinin tanıkları olan yapıların yıkılarak belleklerimizin formatlanmasına izin vermeyeceğiz” dedi.

(BirGün)

7 metrelik pitonun karnından insan cesedi çıktı

Endonezya polisi bir piton yılanının karnında ceset bulunduğunu açıkladı.

Sulawesi adasında palmiye çiftliğine giden Akbar Salubiro adlı işçinin Pazar günü ortadan kaybolduğu bildirildi.

BBC’ye konuşan polis yetkilileri, 25 yaşındaki Salubiro’yu ararken dev bir yılan bulduklarını ve işçiyi yuttuğundan şüphelendiklerini söyledi.

7 metre uzunluğundaki ağlı piton yılanının karnı kesilince içinde Salubiro’nun cesedi bulundu.

Dünyadaki en uzun sürüngen olan ağlı pitonlar, bütün olarak yutmadan önce avlarını boğuyorlar.

Pitonlar çok nadir olarak insanları öldürüp yiyor ancak küçük çocukları ve hayvanları yuttukları vakalar yaşanıyor.

Batı Sulawesi polisi sözcüsü Mashura, köylülerin Akbar Salubiro’nun 24 saattir kayıp olduğunu polise bildirdiğini açıkladı.

Mashura “Akbar’ı bulmayınca köylüler bir hendekte hareketsiz bir yılan görmüşler. Yılanın Akbar’ı yuttuğunu düşünmüşler. Yılanın karnını kesince Akbar’ın yılanın içinde olduğunu görmüşler” dedi.

Brawijaya Üniversitesi’nden Nia Kurniawan bu boyuttaki pitonların vahşi köpekler ya da yabani domuzlar gibi büyük avlar arayacağını söyledi.

Bu tür pitonlar insanların yaşadığı yerlere yaklaşmıyor ancak bu hayvanlar için palmiye çiftlikleri iyi bir avlanma sahası olabiliyor.

(BBC Türkçe)

Kendi kendini şarj edebilen çevreci otobüsler yola çıkıyor

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşımın hizmetine sunacağı sessiz, çevreci ve ekonomik özellikleriyle fark yaratacağı belirtilen 20 yeni full elektrikli otobüs için 2 Nisan Pazar günü tören düzenlenecek.

İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin toplu ulaşımın hizmetine sunacağı sessiz, çevreci ve ekonomik özellikleriyle fark yaratacağı belirtilen 20 yeni full elektrikli otobüs için 2 Nisan Pazar günü tören düzenlenecek.

Türkiye’nin ilk full elektrikli otobüs filosunu kurmak için yola çıkan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin satın aldığı tamamen yerli teknolojiyle üretilen 20 elektrikli otobüs, 2 Nisan Pazar günü yapılacak törenle hizmete girecek. Türkiye’de ilk kez uygulanacak yeni sisteme geçiş aşamasında, bu otobüsleri kullanacak 100 şoföre, hareket memurlarına ve teknik personele eğitim veren ESHOT Genel Müdürlüğü, güzergahlar üzerinde bir ayı aşkın süreyle test sürüşleri gerçekleştirdi. Sürücüler elektrikli otobüsleri en ekonomik ve randımanlı kullanmayı öğrendi. İzmir’in yol güzergahları da otobüslerin yazılımlarına eklendi.

İzmirlilere hizmet verecek elektrikli otobüsler birçok açıdan mevcut otobüslere göre avantajlı. İşte ana hatlarıyla yeni otobüslerin fark yarattığı noktalar:

Ekonomik

İzmir’in elektrikli otobüsleri ile birlikte yakıt maliyetleri en aza indirilecek. Elektrikli otobüsler kilometrede sadece 25 kuruş harcayacak. Ayrıca eğimli arazilerde iniş sırasında ve fren yapıldığında, otobüsler enerji yüklemesi sağlayarak daha fazla kilometre yapabilecek. Gün içinde hiç durmadan 250 kilometre yol alabilecek olan yeni otobüsler, klima açıkken 13 saat, klimasız 16 saat hiç durmadan çalışabilecek. Otobüsler, yokuş aşağı inerken enerji üretip kendi kendilerini şarj edebilecek.

Sessiz ve konforlu

Fosil yakıt tüketen otobüslerin motorlarının yarattığı sarsıntı ve gürültü yeni otobüslerde bulunmuyor. Elektrikli otobüsler çalışır durumdayken hemen hiç ses çıkarmıyor, harekete geçtiğinde ise sadece tekerleklerinin dönmesinden kaynaklanan ses duyuluyor.

Uzun ömürlü

Doğa dostu otobüslerin kullanım ömrü akaryakıtla çalışanlara göre çok daha uzun. Motor aksamında yıpranma daha az olduğu için yedek parça ve bakım maliyetleri de aynı oranda azalıyor.

Cep telefonları için şarj soketi, özel koltuk

Egzoz dumanı ve motor gürültüsünü ortadan kaldıran yeni otobüslerde yolcuların cep telefonlarını şarj edebilmesine imkan tanıyan USB soketler de yer alıyor. İzmir’e özel dizayn edilmiş, kente özgü motifler taşıyan koltuk döşemeleri ise dikkat çekiyor.

Çevreci

Ulaşımda çevreci teknolojinin devreye girmesiyle birlikte egzoz gazının yarattığı hava kirliliği ortadan kalkacak. Enerjiyi sürdürülebilir kaynaklardan sağlamayı hedefleyen Büyükşehir Belediyesi, karbon ayak izini azaltırken, aynı zamanda kurum olarak en büyük gider kalemi olan enerjiyi sıfır maliyet ile elde etmeyi hedefliyor. Böylece hem temiz bir İzmir hedefine büyük bir katkı sağlanacak hem de belediyeye kaynak yaratılacak.

KCK davasında Ahmet Türk’ten Hatip Dicle’ye 99 kişiye toplam 1109 yıl hapis cezası!

8 yıldır devam eden ve 154 kişinin yargılandığı KCK Ana Davası’nda karar çıktı. 55 sanığın beraat ettiği davada 99 kişiye toplam bin 109 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verildi. Dava süresince yaşamını yitiren 4 kişinin dosyası ise düşürüldü.

2009 yılında yerel seçimlerin ardından “KCK” adı altında başlatılan operasyonlarda tutuklanan Kürt siyasetçiler, belediye eş başkanları, meclis üyeleri, insan hakları savunucuları, gazeteci ve aydınların bulunduğu 154 siyasetçinin 8 yıldır yargılandığı KCK Ana Davası’nda karar çıktı.

Diyarbakır 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde dün son savunmaların alınmasının ardından bugün saat 16.00’da karar için mahkeme salonu hazır edildi. Tutuklu ve tutuksuz hiç bir sanığın katılmadığı duruşmada 100’ü aşkın avukat hazır bulundu.

55 kişinin beraat ettiği davada, 99 kişiye toplam 109 yıl 10 ay 22 gün hapis cezası verildi.

dihaber’de yer alan habere göre ceza alan isimler ve aldıkları cezalar şöyle:

DBP Eş Genel Başkanı Yüksek’e 21 yıl hapis cezası

DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, eski Van Milletvekili Kemal Aktaş, HDP PM üyesi Bayram Altun, Mehmet Taş, Gazeteci Ahmet Birsin, Serdar Kızılkaya, HDP Genel Merkez Saymanı Hüseyin Yılmaz, DBP MYK üyesi Salih Akdoğan, Turan Genç, DBP PM üyesi Çimen Işık, Zühre Bozacı, Mehmet Selim, Herdem Kızılkaya, Ramazan Morkoç, Senanik Öner, Mehmet Nimet Sevim, Mehmet Akın, Lütfü Dağ, “örgüt yöneticisi olmak” iddiasından 21’er yıl hapis cezası.

Necdet Atalay, Ercan Akyol, Ercan Sezgin, Mazlum Tekdağ, Olcay Kanlıbaş, Mükail Karakuş, Temer Tanrıkolu, Ümit Aydın, Seda Akbaş Can, Ali Şimşek, Şinasi Tur, Ahmet Makas, eski Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş, Tuncay Korkmaz, Gazeteci Tayyip Temel 18’er yıl ceza.

Hatip Dicle’ye 9 yıl hapis cezası

DTK Eşbaşkanı Hatip Dicle, Sara Aktaş, Zülküf Karatekin, Pero Dündar, Abbas Çelik, Yüksel Baran, Ahmet Erden, Cibrahil Kurt, Nadir Bingöl, Hasan Hüseyin Ebem, eski HDP milletvekili Yurdusev Özsökmenler, Nihayet Taşdemir, Pınar Işık, Elif Kaya, Pelgüzar Kaygısız, Zahide Besi, Musa Farisoğulları, Adil Erkek, Mahmut Okkan, Burhan Karakoç, 9’ar yıl hapis cezası.

DTK Eşbaşkanı Leyla Güven, eski DEP Milletvekili Selim Sadak, görevden uzaklaştırılan tutuklu Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Fırat Anlı, DBP Eş Genel Başkanvekili Gülcihan Şimşek, eski Batman Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan, Dersim Belediyesi eski Başkanı Songül Erol Abdil, eski Suruç Belediye Başkanı Ethem Şahin, eski Kızıltepe Belediye Başkanı Ferhan Türk, görevden alınan Viranşehir Belediyesi Eşbaşkanı Emrullah Cin, Şeyhmus Bayhan, Abdullah Akengin, Mehmet Tari, Hasan Üner, Celal Yoldaş, Ahmet Ertak, Fikret Kaya, Aydın Budak, Hasan İraz, Ahmet Zirek, Engin Kotay, Nuran Atlı, Kerem Duruk, Esma Güler, Özlem Yasak, Rojda Balkaş, Mesut Çetin, Ramazan Ödemiş, Ramazan Debe, Muharrem Erbey, Tuncay Ok, Ahmet İlan, Mustafa Doğrul, eski milletvekili Demir Çelik, Önal İsmail Öner’e  “örgüt üyesi olmak” gerekçesiyle 6’şar yıl 3’er ay hapis cezası.

Mustafa Ocaklık, Abdurrahim Tanrıverdi, Osman Ocaklık, Veysi Akar, Nazim Çağlak, Türki Gültekin’e 6’şar yıl 9’ar ay hapis cezası.

Zübeyde Zümrüt’e 5 yıl 2 ay hapis cezası

Serdar Ziriğ, 5 yıl hapis cezası

Murat Tuğrul 5 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası

Mehmet Güzel ve Mehmet Aksünger, 4 yıl 8 ay 7 gün hapis cezası

Görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk 1 yıl 3 ay hapis cezası.

 

(Gazete Karınca)

İskoçya Parlamentosu’ndan 2. bağımsızlık referandumuna destek

İskoçya Özerk Yönetimi Başbakanı ve İskoç Ulusal Partisi (SNP) lideri Nicola Sturgeon’un bağımsızlık için ikinci bir referandum çağrısı İskoçya Parlamentosunda olumlu karşılık buldu. Parlamentoda yapılan oylamada, vekillerin 69’u ikinci bir referanduma destek verirken, 59 milletvekilinden olumsuz yanıt geldi.

İngiliz hükümeti, İngiltere’nin AB’den ayrılık süreci (Brexit) tamamlanmadan İskoçya’nın bağımsızlık referandumuna gitmesine engel olacağını açıklamıştı.

Pazartesi günü Glasgow’da Sturgeon ile görüşen Başbakan Theresa May, ‘şu anda bağımsızlık referandumunun zamanı olmadığını’ söylemişti.

İskoçya, 2014 yılında İngiltere, Galler ve Kuzey İrlanda ile birlikte oluşturduğu Birleşik Krallık’tan ayrılmayı referanduma götürmüş, ancak seçmenlerin yüzde 55’i ayrılığa karşı çıkmıştı. Sturgeon da referandumda İskoçya’nın bağımsızlığı için kampanya yürütmüştü.

Sturgeon geçtiğimiz yıl yapılan AB referandumundan önceki açıklamasında ise, referandumdan “Hayır” sonucu çıkması halinde, İskoçya’nın bağımsızlığı için yeni bir referandum yapılabileceğini söylemişti.

Referandum sonucunda İskoç seçmenler yüzde 62’lik bir çoğunluk ile Avrupa Birliği’nde kalmayı tercih etseler de Birleşik Krallık genelinde Brexit kararı çıkmıştı.

Sturgeon ise “İskoçya halkı referandumda Avrupa Birliği’nden ayrılmak istemediğini açıkça belirtmiştir. Ben de onların bu temennisini gerçekleştirmeye kararlıyım” diyerek ikinci bir bağımsızlık referandumunun masada olması gereken bir seçenek olduğunu vurgulamıştı.

İskoçya’nın ayrılık kararı alması halinde İngiltere ile aralarındaki 1706’dan bu yana devam eden ortaklık da son bulmuş olacak.

 

(BBC Türkçe)

Filmmor Kadın Filmleri Festivali 31 Mart, 1-2 Nisan’da İzmir’de

15. Uluslararası Gezici Filmmor Kadın Filmleri Festivali, İzmir Kadın Dayanışma Derneği ve Bağımsız Kadın İnisiyatifi ortaklığıyla 31 Mart, 1-2 Nisan’da İzmir, DESEM’de olacak.

Filmmor İzmir programında öne çıkan filmler şöyle:

• Tereddüt – Clair-Obscur / Yeşim Ustaoğlu
• Zeytin Ağacı – The Olive Tree / Iciar Bollain
• Başkasının Evi – House of Others / Rusudan Glurjidze
• Tam Gözlerimi Açarken – As I Open My Eyes / Leyla Bouzid
• Toz Bezi – Dust Cloth / Ahu Öztürk
• Çok Uzak Fazla Yakın – Far Away Too Close / Türkan Derya
• Ateş – Fire / Deepa Mehta
• Feminist Değilim Ama… – I’m Not a Feminist But… / Florence Tissot, Sylvie Tissot

İzmir programında ayrı “Ve Masum Küstah Fettan” ve “Avantürün Kraliçesi Birsen Kaya” filmleri, yönetmenleriyle Türkiye Sinemasında Kadınlar özel etkinliği var.

Filmmor ekibinin tüm kadınlara bir çağrısı da var:

15. Filmmor Kadın Filmleri Festivali tüm şehirlerde ücretsiz, tüm kadınlar davetli, bol buluşmalı, dayanışmalı, Gülten Akın’lı: “Aç avuçlarını sesini yükselt, gel dirilt değiştir”

 

(Yeşil Gazete)

Samsung, geri topladığı telefonların çevre dostu imhasını kabul etti

Greenpeace, Samsung’un batarya arızası nedeniyle geri topladığı Galaxy Note 7 cihazların çevre dostu bir şekilde geri kazanımı ve imhası için başlattığı kampanyada zafere ulaştı.

Samsung, Greenpeace’in taleplerini kabul etti. Buna göre Samsung geri çağrılarak toplanan ürünlerin doğaya daha az zarar verilerek yeniden kazanımı ve imhası için şu adımları izleyecek:

· Geri çağrılan telefonlar geri kazanımları sağlanarak satılacak ya da kiralık telefon olarak kullanılacak;

· Cihazların yarı iletken ya da kamera modülleri gibi kurtarılabilir bileşenleri yeniden kullanılacak ya da satılacak;

· Metaller, “çevre dostu yöntemlerle” sökülecek.

Greenpeace Doğu Asya Küresel Kampanya Sorumlusu Jude Lee bu kazanımın dünyanın dört bir yanından insanların verdiği imzalar, Samsung CEO’suna gönderdiği mailler ve düzenlediği gösteriler sayesinde elde edildiğinin altını çizerek, “Bu zafer, bu konuda harekete geçen herkesin zaferi. Aynı zamanda elektroniklerin üretimi ve imhasında izlenen yöntemlerin değiştirilmesi yolunda atılmış önemli bir adım” dedi.

Samsung aynı zamanda akıllı telefonların çevre dostu şekilde geri dönüşümünü sağlamak için Avrupa Birliği tarafından yürütülen yeni araştırmaya katılacağını da açıkladı.

ABD’de ortalama bir akıllı telefonun yaklaşık 2 sene kullanıldığına dikkat çeken Lee, “Böylece tüm dünyada giderek büyüyen bir e-atık yığını oluşuyor. Bu sürdürülebilir bir şey değil. Samsung ve Apple gibi diğer şirketler de tamiri, geri dönüşümü ve iyileştirmesi daha kolay telefonlar üretmeliler” dedi.

Galaxy Note 7 modeli batarya sorunları nedeniyle piyasadan çekilmiş ve 4.3 milyon cihazın imha edilmesine karar verilmişti. Greenpeace bu noktada devreye girerek, geçtiğimiz Kasım ayında Samsung’tan bu imhanın çevre dostu bir şekilde gerçekleştirilmesini, mümkün olan parçaların geri dönüşümünün sağlanmasını talep etti. Bu konuda başlatılan kampanya kapsamında geçtiğimiz Şubat ayında Barcelona’da düzenlenen “Mobil Dünya Kongresi” sırasında Greenpeace İspanya, Samsung’un basın toplantısı sırasına da müdahale ederek, talepleri dile getirmişti.

(BirGün)