Ana Sayfa Blog Sayfa 3193

Anayasa hukukçusu Serkan Köybaşı: Referandum sonucu meşruiyet tartışmasına kapalı, toplumda bölünmüşlük artar

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi için dün yapılan referandumda ‘Evet’ oylarının 55 milyon seçmenin sandığa gittiği seçimde yalnızca 1 milyon 200 bin gibi bir farkla ipi göğüslemesinin gelecekte ne gibi sorunlara yol açabileceğini anayasa hukukçusu Yrd. Doç. Serkan Köybaşı ile konuştuk.

Referandumda ‘Evet’ oylarının toplumsal uzlaşmanın sağlanmadığı’ yorumlarına yol açması ve sistemin gelecekte sorun yaratıp yaratmayacağına ilişkin Yeşil Gazete’nin sorularını yanıtlayan Bahçeşehir Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Yrd. Doç. Serkan Köybaşı, sonucun meşruiyet tartışmasına kapalı olduğunu ancak toplumda psikolojik bir sorun oluşturarak bölünmüşlüğün artacağını belirtti.

Serkan Köybaşı’nın Yeşil Gazete’nin sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Serkan Köybaşı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin referandumun yapılabilmesi için TBMM’de yüzde 60 çoğunluk yani 330 oy şartı aranırken, toplumsal uzlaşma metni olarak kabul edilen anayasanın değişikliği için yüzde 50+1 salt çoğunluğun kabul edilmesi meşruiyet tartışması yaratıyor mu? Bir başka deyişle, referandumda da yüzde 60 gibi bir oranda kabul oyu, meşruiyet tartışmasının önüne geçmesi için değişiklik için gerekli değil miydi?

Hayır. Hukuken gerekmiyordu. Meşruiyet açısından da bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Referandumlar, genelde, %50 üzerinden işleyen mekanizmalardir. (Aksi için özel hüküm gerekir ve bu istisnadır.) Jean-Jacques Rousseau’ya göre genel irade yani toplumun iradesi bu şekilde ortaya çıkar. Fransız Anayasa mahkemesi de referandumun egemenlik sahibi milletin ifade biçimi olduğunu söyler ve %50+1’in kararını denetleyemem der. Meclisteki yüksek oran yaşama organının egemen değil, egemenliği kullanan organlardan biri olmasından kaynaklanıyor. Orada normal. Referandumda normal olansa %50+1’dir.

– Peki bu denli köklü bir değişikliğe toplumun yüzde 49’unun hayır demesi, gelecekte bir sorun oluşturabilir mi? Oluşturursa ne gibi sorunlar açığa çıkabilir?

Psikolojik bir sorun oluşturur. Bölünmüşlük artar. Ancak hukuken bir sorun çıkmaz. Anayasa toplumu birleştiren bir metin olması gerekirken aksi yönde işleyen bir metne dönüşür. Ama zaten 82 anayasası, anayasacılık geleneklerine aykırı şekilde bireyi ve toplumu iktidara karşı koruması gerekirken devleti topluma ve bireye karşı koruyan bir metindi. Yani geleneklere daha en baştan tersti. Bu terslik artarak devam eder.

– Olası bir kriz kördüğüm halini alabilir o halde. Oylanan pakette revizyon yapılması mümkün mü?

Tabii ki. Sistem çok hassas bir hale geldi. Hayır pakette ancak yeni bir anayasa değişikliği ile revizyon yapılabilir.

(Can Bursalı – Yeşil Gazete)

İstanbul’dan Ankara’ya yürüyecek: Referandum şaibeli, CHP pasif kalmasın, oylarımıza sahip çıksın

Hülya Şen bu sabaha kadar İstanbul’da aile hekimi olarak çalışıyordu. İşinden istifa etti. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) mühürsüz pusulaların da geçerli sayılacağını açıklaması ve sonucun da kılpayı “evet” çıkmış olması nedeniyle referandumun şaibeli olduğunu düşünüyor.

Doktor Hülya Şen, bu durumu protesto etmek için bugün İstanbul’dan Ankara’ya, YSK binasının önünde bitecek bir yürüyüş başlattığını açıkladı. Bugün ilk etapta Tuzla’ya varmayı hedefliyor…

BBC Türkçe’den Rengin Aslan’ın sorularını yanıtlayan Şen, talebinin var olan kuralların işletilmesi olduğunu söyledi.

Şen, şöyle konuştu:

“Kurallar her seçime göre değişmez. YSK madem oy pusulalarını mühürlemeden koyuyorsa, bunun sorumluluğu kime ait? Mühürlemesi gereken vatandaş değildi ki!”

Eylemiyle ana muhalefetteki Cumhuriyet Halk Partisi’ne de bir mesaj vermek istediğini söyleyen Şen sözlerini şöyle sürdürdü:

“CHP’nin de sonuçlarımıza ve oylarımıza sahip çıkmasını istiyorum, gereğini yapmasını istiyorum. Pasif kalmamalarını istiyorum. Çok hızlı bir şekilde seçim sonucunu içselleştirdiler. Ama biz aynı durumda değiliz, biz kabul etmiyoruz.”

“Karıncanın hacca gittiği gibi”

Referandumun iptal edilmesi gerektiğini söyleyen Şen, sembolik değil gerçek bir yürüyüş yapacak. Günde 20-30 kilometre yürüyebileceğini, sağlığının da buna müsait olduğunu söylüyor.

Peki özellikle olağanüstü hal koşulları altında kısıtlanan gösteri ve yürüyüş hakları düşünüldüğünde yürüyüşünü gerçekleştirebilecek mi?

Hülya Şen bu soruya bir anekdot ile yanıt veriyor:

“Karınca ‘Hacca gideceğim’ demiş. Demişler, ‘Mekke çok uzak nasıl gideceksin sen bu halinle?’ ‘Olsun’ demiş, ‘Yolunda ölürüm’ ama yola çıkmış. Bunun gibi. Bilmiyorum. Zaten bugün itibariyle birçoğumuzun bilmediği bir sürü şey var. Ama yola çıkmaya kararlıyım.”

Şen, ayrıca anayasa referandumunun olağanüstü hal koşulları altında yapılmış olmasına da tepkili. “OHAL koşullarını bana sormak yerine, OHAL koşullarında anayasa referandumuna götürene ne demeli acaba? Hangisi daha mantıklı? OHAL koşullarında anayasa konuşulabilir mi?” diye soruyor.

Ailesinin tamamının Hülya Şen’in yürüyüşünden haberi yok. Yanında sadece 23 yaşındaki büyük kızı olan Şen, “Sizin haberinizle öğrenecekler” diyor.

(BBC Türkçe)

‘Hayır! Daha bitmedi’: İstanbul’da 3 farklı noktada eylem çağrısı

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne ilişkin oylama sürerken Yüksek Seçim Kurulu’nun “Mühürsüz oylar geçerli sayılır” kararıyla şaibeli hale gelen referandumdaki sonuçların gerçeği yansıtmadığını iddia eden Birleşik Haziran Hareketi, bugün saat 19.30’da Beşiktaş, Kadıköy ve Bakırköy’de tencereli, tavalı, düdüklü eylem çağrısı yaptı.

Birleşik Haziran Hareketi, yurttaşları İstanbul’da 3 farklı noktada ‘Hayır! Daha bitmedi. Memleketimize sahip çıkıyoruz’ demeye çağırdı.

Bu akşam 19.30’da Beşiktaş’taki Kartal heykeli, Kadıköy’deki Süreyya Operası önü ve Bakırköy Özgürlük Meydanı’nda gerçekleştirilecek buluşmaya ilişkin HAZİRAN’dan yapılan açıklamada ”Tencere, tava ve düdüklerimizle oradayız” denildi.

(Yeşil Gazete)

Azerbaycan, Pakistan, Cibuti, Bahreyn, Katar ve Gine’den referandum tebriği

Anayasa referandumunun resmi olmayan sonuçlarına göre yüzde 51,18 oranla “evet” sonucunun çıkmasının ardından Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a çeşitli ülkelerden tebrik mesajları geldi.

Anadolu Ajansı’nın Cumhurbaşkanlığı kaynaklarına dayandırdığı habere göre ilk mesaj Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’den geldi. Aliyev, halk oylamasının “Evet” zaferiyle sonuçlanmasından dolayı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı tebrik etti.

Erdoğan’ı kutlaya diğer ülkeler ve liderleri ise şöyle:

Katar Emiri Hamad bin Khalifa Al Thani, Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas, Bahreyn Kralı Hamad bin Isa Al Khalifa ve Gine Devlet Başkanı Alpha Condé, Tunus’taki İslamcı Nahda Hareketi (Yeniden Doğuş) lideri Raşid Gannuşi, Hamas Siyasi Büro Başkanı Halit Meşal, Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Usame en-Nuceyfi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı, anayasa değişikliğine ilişkin halk oylaması sonucundan dolayı tebrik etti.

AA’daki habere göre Cibuti Cumhurbaşkanı İsmail Ömer Guelleh, Erdoğan’ı telgraf yoluyla tebrik etti.

Eski Tunus Cumhurbaşkanı Muhammed Munsif Merzuki, Türkiye’deki anayasa değişikliğinin, halk oylaması ile kabul edilmesinin, “halkın 15 Temmuz’a cevabı” olduğunu belirtti.

Mısır Müslüman Kardeşler Teşkilatı (İhvan) sözcüsü Talat Fehmi, “Türk halkını referandum sonuçlarından dolayı tebrik ediyoruz. Türk halkı dünyaya yeni bir demokrasi dersi vermiştir. O da halkın desteğini arkasına alan liderin bütün güçlükleri aşacağı gerçeğidir” ifadelerini kullandı.

Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin ve Başbakan Navaz Şerif, Türk mevkidaşlarına gönderdikleri tebrik mesajlarda, iki ülke arasındaki tarihi kardeşlik bağının gelecekte de güçlenerek devam etmesinin ümit edildiğini kaydetti.

 

(Bianet)

Belçika’da siyasetçilerden ‘Evetçi Türklerin çifte vatandaşlığı iptal edilsin’ çağrısı

Anayasa değişikliği referandumunda yüzde 80’e yakın “Evet” oyu çıkan Belçika’da, Türkiye kökenlilerin çifte vatandaşlığının iptal edilmesi tartışması yeniden gündeme geldi.

BBC Türkçe’den Yusuf Özkan’ın haberine göre hükümet ortağı Flaman Hıristiyan Demokrat Partisi’nin (CD-V) milletvekillerinden Hendrik Bogaert, Türkiye’de totaliter bir rejimi destekleyenlerin çifte vatandaşlığına son verilmesini istedi.

Belçika’daki Türkiye kökenlilerin büyük çoğunluğunun totaliter bir sisteme destek verdiğini belirten Bogaert, bunun “kabul edilemez” olduğunu söyledi.

Bogaert, “Bu böyle devam edemez. Hemen şimdi, çifte vatandaşlığı kaldırın” dedi.

Öneri bir süre önce hükümet ortağı Yeni Flaman İttifakı (N-VA) tarafından gündeme getirilmişti.

Belçika hükümeti, “Ankara’nın uzun kolu” diye nitelendirdiği Diyanet İşleri’ne bağlı camilerin ruhsatını iptal ederek, devlet yardımını kesmek istiyor.

Wilders: ‘Evet’ diyenler topluca Türkiye’ye dönsün

Geert Wilders

Hollanda’da ana muhalefetteki aşırı sağcı Özgürlük Partisi (PVV) lideri Geert Wilders de, yüzde 75 oranında “Evet” oyu veren seçmenleri, topluca Türkiye’ye dönmeye çağırdı.

Referandum sonuçlarını, “Türkiye, daha fazla İslamofaşzimi ve totaliterliği seçti” diye değerlendiren Wilders, Twitter’da, “Hollandalı Türkler topluca evet verdi” haberini paylaştı.

Aşırı sağcı lider, “Evet şimdi de topluca Türkiye’ye dönün. Eğer Hollanda’daki özgürlüklere rağmen Türkiye’de diktatörlüğü seçiyorsanız burada işiniz yok. Güle güle” dedi.

Sosyalist Parti (SP) Milletvekili Saadet Karabulut, Türkiye’de seçmenin yarısının “Hayır” dediğini belirterek, “Buna rağmen Erdoğan zaferini ilan edemez. Ülke, kemiklerine kadar bölündü” değerlendirmesinde bulundu.

Pazar günü gerçekleştirilen anayasa değişikliği referandumunda Avrupa’da en fazla “Evet” oyu, yüzde 79,4 ile Belçika’da çıkmış, referandum propagandası nedeniyle diplomatik kriz yaşanan Hollanda ise yüzde 76,7 ile “Evet” oylarının en fazla olduğu ikinci Avrupa ülkesi olmuştu.

 

(BBC Türkçe)

AB ve ABD’nin raporunu beklediği AGİT: YSK’nın kararı hukuka aykırı, referandum eşit olmayan şartlarda yapıldı!

AGİT gözlemcileri düzenledikleri basın toplantısında “Türkiye referandumu, eşit olmayan şartlar altında yürütüldü” ifadeleri kullanıldı.

AGİT’in açıklamasında, “Referandumda iki taraf eşit şartlara sahip değildi, ‘Evet’ kampanyası medyayı domine etti” de denildi. AGİT, YSK’nın mühürsüz oyların da geçerli olacağına dair aldığı son dakika kararı için ise “Hukuka aykırı” değerlendirmesini yaptı.

Referandumun Avrupa Konseyi standartlarına uygun olmadığının altının çizildiği açıklamada “Demokratik süreç için hukuki altyapı yetersiz” denildi.

Toplantıda, 55 milyon yurtiçi seçmenin kayıtlı olduğu ama özellikle Güneydoğu Anadolu’da evlerinden kaçmak zorunda kalan kişilerin ya da ülkeden kaçanların adres değişikliği nedeniyle oy kullanamadığını belirtildi.

Toplantıda ayrıca şu ifadelere yer verildi:

“Anadolu Ajansı’nın nasıl daha önce seçim sonuçlarını verebildiğini hala araştırıyoruz. YSK’ya Anadolu Ajansı’nın kaynağının ne olduğunu sorduk ama cevap alamadık.

AGİT’e halka verilen bilgiden başka bilgi verilmedi. Medya yandaşlığının seçim sonuçlarını etkileyip etkilemediğini söyleyemeyiz ama uygulanabilir uluslararası standartlarını çiğnedi diyebiliriz.”

(Yeşil Gazete)

‘Evet’ çıkarsa şirketi kapatırım diyen AKAM’ın sahibi: En çok mühürsüz oy Doğu ve Güneydoğu’da çıktı!

Referandumdan ‘Evet’ çıkması halinde anket şirketini kapatacağını açıklayan Avrasya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi’nin (AKAM) sahibi Kemal Özkiraz, dediğini yaptı, şirketi kapattı.

Yenildiği için değil anket yapmanın anlamsız hale gelmesi nedeniyle bu kararı aldığını belirten Özkiraz “1 milyon oyun iptal edildiği, 2.5 milyon oyun mühürsüz kullanıldığı bir ülkede doğruyu bilip bilmediğimize, yanılıp yanılmadığımıza emin olamadığımız bir ortamda anket yapmanın ne anlamı var” diye sordu.

“Mühürsüz pusulaların tamamında ‘Evet’ çıktı”

Özkiraz, Yüksek Seçim Kurulu’nun mühürsüz zarf ve oy pusulalarının da kabul edilmesi kararının gölgesinde sonuçlanan referandum sonuçlarını Gazeteduvar’dan Nergis Demirkaya’ya değerlendirdi.

Anayasa değişikliği referandum sonuçlarını hile iddialarını dikkate almadan okuyamayacağını söyleyen Özkiraz şunları ifade etti:

“Benim partilerden, sandık gözlemcilerinden aldığım bilgiler, mühürsüz oy pusulularının tamamında ‘Evet’ çıktığı yönünde. Böyle bir şey tesadüfle açıklanamaz. YSK’nin acilen kaç mühürsüz oy pusulasının kabul edildiğini açıklaması gerekiyor. Bu seçim sonucunu etkilemeyecek sayıda olsaydı zaten YSK açıklar, kimse de itirazını sürdürmezdi. Belli ki mühürsüz oy pusulaları bu seçim sonucunu belirlemiştir. Bazı kaynaklar 2- 2.5 milyon oydan bahsediyor. Bu da katılıma göre yüzde 6 gibi bir orana tekabül ediyor. 900 bin oyun geçersiz sayıldığı bir yerde mühürsüz oy pusulası gerçekten bu kadar fazlaysa ortada bir hile var demektir. Hileli bir seçimi okumak nasıl doğrudur bilemiyorum.”

“En çok mühürsüz oy Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı yerlerde”

YSK Başkanı Sadi Güven, referandum oylaması sonrası yaptığı iki açıklamada da kabul edilen mühürsüz oy sayısını ve dağılımını vermedi. Özkiraz’a göre ise bu oyların büyük kısmı doğu illerinden: “Benim edindiğim bilgiler en çok mühürsüz oy pusulasının Güneydoğu’da, Kürt nüfusunun yoğun yaşadığı yerlerde olduğu yönünde. YSK bunu açıklamalı. Hangi bölgede ne kadar mühürsüz oy pusulası vardı? Bunların kaçı evet, kaçı hayır çıktı. Seçimin sonucuna etki edebilecek düzeyde mi?”

“Ortaya çıkan iddialar ve somut bazı videolar üzerinden muhalefetin hemen harekete geçip seçimin durdurulmasını istemesi gerekirdi” diyen Özkiraz, bundan sonrası için bir değişiklik beklemediğini söyledi.

“Anket yapmanın anlamı kalmadı”

Özkiraz, şirketi kapatma karararıyla ilgili de şunları söyledi: “1 milyon oyun iptal edildiği, 2.5 milyon oyun mühürsüz kullanıldığı bir ülkede doğruyu bilip bilmediğimize, yanılıp yanılmadığımıza emin olamadığımız bir ortamda anket yapmanın ne anlamı var. Gerçekten hile yapıldıysa, bu nedenle sonuçlarımız saptıysa, sonuçlarımızı değiştirebilen bir güç varken sonuç aramanın anlamı ne? Hilesiz bilenler varsa bu durumda da demek ki biz bu işi beceremiyoruz.”

“Dün ÖSYM bugün YSK çöktü”

Türkiye’de güvenilir iki kurumundan biri olan ÖSYM’nin 5 yıl önce, YSK’nin ise bugün çökertildiğini söyleyen Özkiraz, “Ne sorunsuz sınav yapabiliyoruz ne de sorunsuz seçim yapabiliyoruz. Sorunsuz sınav ve seçim yapılamayan ülkede geleceği nasıl doğru okuyabiliriz” dedi.

“Büyük şehirlere bakmanın hiçbir anlamı yok artık”

Referandum sonuçları “İstanbul’u alan seçimi alır” efsanesini de bitirdi. İstanbul’un yanı sıra nüfus yoğunluğu çok yüksek olan çok sayıda büyük şehirden çıkan “Hayır” oyu tabloyu değiştirmedi. Özkiraz’ın bu konuda değerlendirmesi şöyle oldu: “Devlet Bahçeli’nin memleketi, geçen seçimed AKP’nin birinci parti olduğu Osmaniye’de iki partinin toplam oy oranı yüzde 88. Ama bu ilde bile ‘Hayır’ yüzde 42 çıktı. Büyük şehirlere bakmanın hiçbir anlamı yok artık.”

“Çalışanları mağdur etmeyiz”

Şirketini kapatma kararı alan Özkiraz, şimdi işsiz kategorisine girdi. “Hayır” çıkacağından emin olduğu için bu konuda plan yapmadığını anlatan Özkiraz, iş arayacağını söyledi. Emek çevrelerinden gelen eleştirileri de yanıtlayan Özkiraz, kapatma sonrası çalışanları da mağdur etmeyecek bir çaba içinde olacaklarını ifade etti.

(Duvar)

Şimdi önümüze bakalım

Bugün 17 Nisan 2017.  Sabah uyandığımızda ülke aynı ülke, yaşadığımız sokaklar aynı sokaklar, mahallemizde gördüğümüz insanlar aynı insanlar, gökyüzü aynı gökyüzü.

Oysa dün yapılan referandumda kaybettik, bundan önce defalarca kaybettiğimiz gibi. Sonuçlar bu ülkeyi ve içinde bulunduğumuz siyasi, sosyolojik yapıyı az da olsa bilenler için şaşırtıcı olmadı.  Temennilerimiz vardı, bir mucize bekliyorduk, o mucize gerçekleşmedi.

YSK’nın son dakika kararıyla mühürsüz oy pusulalarının geçerli sayılmasını ve türlü çeşitli şaibeyi bu referandumun meşru olmadığını ilan etmek için yegane gerekçe olarak görmeyeceğiz. Şairin dediği gibi zarların hileli olduğunu masaya oturmadan biliyorduk. Bu referandumun meşruiyetini en başından beri sorguluyorduk. Ülkenin üçüncü büyük partisinin yöneticilerinin dört duvar arasında etkisizleştirildiğinin, 80’den fazla yörenin seçilmiş başkanlarca değil kayyumlarca yönetildiğinin, basının susturulduğunun, muhalif STK’larının sindirildiğinin, burjuvazinin korkaklığının ve iki yüzlülüğünün farkındaydık.

Bütün bu koşullara rağmen referandumdan kıl payı denilebilecek oranda kayıpla çıkmamız bile ilerisi için ümitli olmamızı engellemiyor.

Referandum sonucunun ülkenin muktedirlerini ne kadar mutlu ettiğini bilmiyoruz ama işlerinin bundan sonra daha da zor olacağını  biliyoruz. Nüfusun yarısının onaylamadığı bir yapısal değişikliği nasıl uygulayabilecekleri sadece bizim değil, Türkiye’yi çeşitli nedenlerle yakından izleyen dış çevrelerin de yakın takibi altında olacak.

Önümüzdeki günlerde  referandum sonuçları üzerine epeyce tartışacağız. Ve görünen o ki çok yakın bir gelecekte ülkenin siyasi yapısı ister istemez yenide şekillenecek.

Gelecekteki siyaseti belirlemekte temel belirleyici olacağa benzeyen ilk ve en görünür referandum sonucu  seçmenlerin en az yarısının önceliğinin demokrasi olmadığıdır. Bu gerçeği tüm çıplaklığıyla tespit etmeden yapılacak tüm  tartışmalar beyhudedir. Demokrasinin temel değerleri olan kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler uyumu adı altında pazarlanan tek adam yönetimine ülke nüfusunun yarısı rıza göstermiştir. Durum bu kadar nettir ve net olduğu ölçüde iç acıtıcıdır. Bu durumu eğitimsizlik gibi, yoksulluk gibi, körü körüne milliyetçilik gibi faktörlerle açıklamaya çalışanlar olabilir ama nedenler bir başka tartışmanın konusu olabilir.

Ancak bu tespiti yaptıktan sonra ileriye dönük bir yol haritası çıkarılabilir. Demokrat olmak zordur, demokrasiyi içkinleştirmek daha da zordur. Kendini demokrat olarak görenler bu veriler ışığında kısa vadede kalıcı bir seçim başarısının imkansızlığını göreceklerdir.

Referandum sonrası toplumun yarısını sarmalayan umarsız ruh halinden bir an önce kurtulup nelerin yapılabileceğini ve bizim neler yapabileceğimizi bugünden konuşmaya başlamamız gerekiyor.

Evet, ortada çözülmesi gereken bir problem var ve biz bir şekilde bu problemi çözmeden bu ülkede huzur içinde yaşayamayız. Şimdi her şeyi ama her şeyi yeniden sorgulama, geçmişin bizi kısıtlayan düşünsel formasyonunu gözden geçirme ama en önemlisi umutsuzluğa kapılmama zamanı.

 

Mahmut Boynudelik

HDK: Referandum sonuçlarını tanımıyoruz!

Halkların Demokratik Kongresi (HDK), YSK’nın oylama sürerken “Mühürsüz oylar geçerli sayılır” açıklamasıyla tartışma yarattığı ve sonucunun şaibeli olduğu iddiaları gündemde olan referandumun sonuçlarını tanımadığını bildirdi.

Halkların Demokratik Kongresi, İstanbul’da yarın düzenleyeceği basın toplantısının duyurusunda, “Bizler Halkların Demokratik Kongresi olarak, YSK eliyle müdahale edilen ve bütün süreci eşitsiz koşullarda örülen meşru olmayan bu referandum sonucunu tanımıyoruz.” ifadelerini kullandı.

HDK, referandumda ‘Hayır’ın ve ‘Hayır’ mücadelesini yürütenlerin kazandığını belirtti.

Referanduma ilişkin yarın basın toplantısı düzenleyeceğini bildiren HDK, toplantının saat 12:00’da İstanbul’daki HDK bürosunda yapılacağını duyurdu.

(Yeşil Gazete)

Referandumun ardından ilk icraat: OHAL uzatılıyor!

CNN Türk’ün izleyicilerine “son dakika” olarak servis ettiği haberde, bugün toplanacak Bakanlar Kurulu’nda, 15 Temmuz’daki darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hâl (OHAL) uygulamasının bir kez daha uzatılması kararının verileceği iddia edildi.

Üçüncü kez uzatılacak OHAL için, Bakanlar Kurulu’ndan önce Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) toplanacağı, buradan çıkacak “tavsiye kararının” Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanacak Bakanlar Kurulu toplantısına iletileceği ileri sürüldü.

Söz konusu kararın açıklanması durumunda OHAL, 20 Temmuz 2017’de birinci yılını dolduracak.

Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli de, bugünkü MGK toplantısında OHAL’in uzatılmasının konuşulacağını kabul edilmesi halinde sürecin devam edeceğini söyledi.

(Cumhuriyet, T24, CNN Türk)