Ana Sayfa Blog Sayfa 3171

Bonn İklim Değişikliği Konferansı 2017 bugün başladı

UNFCCC’nin (İklim Değişikliği Üzerine Birleşmiş Milletler Çerçeve Sözleşmesi) 1995’den beri her yıl, Taraflar Konferansı’nda (COP) iklim değişikliğiyle başa çıkma konusundaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere buluştuğu ve her yıl Almanya’nın Bonn kentinde gerçekleşen iklim değişikliği konferansı bugün (8 Mayıs) başladı.

UNFCCC İklim değişikliğinin, dünya çapında bir tehdit olduğunu ve dünya çapında bir eylem gerektirdiğini kabul eden devletler tarafından, 1992 Dünya Zirvesi’nde kabul edilmiş olan uluslararası çevresel anlaşma.

UNFCCC’nin amacı, “Atmosferdeki sera gazı yoğunluğunu, iklim sisteminine tehlikeli boyuttaki insani müdahaleyi engelleyecek düzeyde sabit tutmak”

Anlaşmanın tarafları(anlaşmayı imzalamış olan ülkeler), 1995’den beri her yıl, Taraflar Konferansı’nda (COP) iklim değişikliğiyle başa çıkma konusundaki ilerlemeyi değerlendirmek üzere buluşuyorlar. Her yıl, COP’lar arasında ve her zaman Bonn’da gündemi ilerletmek üzere UNFCCC toplanıyor.

2015’de kabul edilen ve iklim değişikliği ile mücadle konusunda en önemli adımlardan biri sayılan Paris Anlaşması da bu çerçevenin bir parçası.

Bonn’da yol haritaları çiziliyor

Paris Anlaşması’nın kabul edildiği 2015 Taraflar Konferansı, “Karar COP’u” olarak anılırken, Paris Anlaşması’nın onaylanmasından hemen sonra Marakeş’te gerçekleşen COP22 “Eylem COP’u” olarak anılıyor.

Geçen yıl, Marakeş’te Paris Anlaşması’nın nasıl uygulanacağı üzerine kurallar ve şartları belirleyen bir “kural kitabı” ve “ilerleme programı” üzerine anlaşılmıştı.

Paris Anlaşması’nın güvenliğini sağlama ve hızlı bir şekilde uygulamaya konmasına alışma görevin Marakeş’ten Bonn’a geçmiş durumda.

Bonn’da taraflar ilerleme programını 2018, COP24’e kadar tamamlamak üzere çalışmalarını arttıracak.

Bonn’dan gelecek taleplerin, yakın zamanda yapılacak olan G7 ve G20 görüşmeleri ile Petersburg Görüşmesi(Almanya – Rusya ilişkilerini geliştirmeye yönelik görüşmeler) için de beklentileri belirlemesi bekleniyor. Ayıca gelecek yıl Fiji’de yapılacak olan COP23 için de öncelikler Bonn görüşmelerinde belirlenecek.

Bir Trump daha korkusu atlatıldı

Fransa’da seçimin de sonuçlanması ile düne kadar yaşanan bir Trump vakası daha gerginliği de son buldu. Pek çok katılımcı, Marine Le Pen’i Trump’ın Fransız versiyonu olarak tanımlarken, seçilmesi ihtimali düşük olsa da Amerika’da olduğu gibi bir süprizle karşılaşılma olasılığı vardı.

Emmanuel Macron’dan ise Fransız STK’larının beklentisi çok yüksek değil. Macron’u rüzgar nereden eserse oraa yönlenebilir olarak tanımlıyorlar. Bundan sonra Macron’u iklim adaletine doğru yönlendirmek için daha çok çalışmak gerektiği konusunda herkes hemfikir.

 

Haber: Elif Cansu İlhan

(Yeşil Gazete)

Doğa İçin Çal’ın sekizinci parçası Levent Yüksel ve Cem Yılmaz’ın da katılımı ile ‘Hayde’

Doğa İçin Çal projesinin sekizinci çalışması yayınlandı. Levent Yüksel ve Cem Yılmaz gibi isimlerin yer aldığı yeni projede Hayde şarkısı seslendirildi.

Doğa İçin Çal ekibi sekizinci parçaya dair yapılan açıklamada projenin başından bu yana 39 müzisyenin katılımı ile 28 şehir ve  17 ülkenin çekimlerde yer aldığını belirtti.

Hayde’nin yayınına dair Doğa İçin Çal ekibinden yapılan açıklama şu şekilde:

“2009 Yılında Divane Aşık Gibi yola çıktık ve Doğa İçin Çal 8 ile yolculuğumuza devam ediyoruz.

Doğa İçin Çal 8 projesinin yapımında 17 Ülke dolaştık ve toplamda 20.000 km den fazla yol katettik.

Bu projeye Türkiye’den ve Dünyadan 39 müzisyen gönüllü olarak destek verdi. Hepsine desteklerinden dolayı çok çok çok teşekkür ederiz.”

 

(Yeşil Gazete)

Arjantinli kadınlardan kadın cinayetlerine karşı çadırlı işgal eylemi

Her 18 saatte bir kadının öldürüldüğü Arjantin’de kadınlar, Arjantin ve Latin Amerika’da devam eden sistematik kadın cinayetlerinin devlet katında görünür olması ve kadın kırımının önlenmesi için hükümetin acilen harekete geçmesi talebiyle Perşembe günü (4 Mayıs) Buenos Aires’te bulunan Ulusal Kadın Konseyi önünde çadır kurarak işgal eylemi başlattılar.

Kadın ve insan hakları hareketlerinden protestocuların kaldığı çadırlar, Kadın Konseyi başkanı Fabiana Tuñez ile kadın örgütleri arasında yapılan toplantı sonrasında, Kadına Yönelik Şiddete karşı yürütülen Ulusal Kampanya çerçevesinde kuruldu.

Kadına yönelik şiddet ve kadın kıyımı konusunda daha ciddi bir adım atması için hükümete baskı yapan kadın örgütleri, hükümetle yapılan toplantıların endişelerini gidermediğini söylediler. Kadın örgütleri hükümetin bu konuyu daha fazla görmezden gelmeye devam etmesi durumunda Başkanlık Sarayı’nın hemen köşesinde yer alan çadırların kaldırılmayacağını belirttiler.

Kadın örgütleri, kadın kırımına karşı acil yasa çıkarılması, kadın sığınma merkezlerinin iyileştirilmesi, şiddete uğramış kadınların başvuracağı temsilciliklerin açılması ve iş gücü olanaklarının sağlanması ile kadına yönelik şiddeti ve kadının nesneleştirilmesini teşvik eden medya organlarının cezalandırılması ve yeniden düzenlenmesi de dahil olmak üzere konseye 17 maddelik bir liste sundular.

Kampanya ayrıca cinsel sağlık ve kürtaj programlarının geliştirilmesinin yanı sıra kadın ve trans cinayetlerinde yitirilenler için bir dizin oluşturulması çağrısında da bulunuyor. Yol boyunca uzanan renkli çadırların olduğu işgal alanında, basın konferansı, panel, atölye ve açık radyo etkinlikleri düzenlendi.

Eylemcilerden Sabrina Bruno, hükümetin “kadın cinayetlerinin önlenmesi ve ortadan kaldırılması için bir program sunmadığını” belirterek, “Gerçekler çok açık; eskiden her 30 saatte bir kadın cinayeti meydana gelirken, 2017 yılında bu rakam 18 saatte bir kadın cinayetine ulaştı,” diyor.

Arjantin’de bulunan Wanda Taddei Enstitüsü tarafından yayımlanan Şubat raporunda, kadın cinayetlerinin yüksek olduğu Arjantin’de 2017’nin ilk dört ayında, 57 kadının öldürüldüğü belirtiliyor. Dünya genelinde en yüksek kadına yönelik şiddet oranı olan 25 ülkeden 14’ü Latin Amerika’da yer alıyor. Birleşmiş Milletler’e göre, bölgede meydana gelen kadın cinayetlerinin yüzde 98’i hakkında herhangi bir dava açılmıyor.

Kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine karşı “Ni Una Menos / Bir Kadın Daha Eksilmeyeceğiz” şiarıyla başlayan kadın protestoları, Arjantin ve Latin Amerika’da giderek daha çok yaygınlaşıyor.

 

(İsyandan.org, Telesurtv.net)

Belediyeye atanan kayyum Şehir Tiyatrosu’nu kapattı, 27 yıllık oyuncu köfteci oldu

İçişleri Bakanlığı’nın Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’ne atadığı kayyum, oyuncuların sözleşmelerini yenilemedi ve 1990 yılından bu yana faaliyet yürüten Şehir Tiyatrosu’nu kapattı. Bir çok tiyatro oyunu ve dizelerde rol alan sanatçı Vural Tantekin işsiz kalınca, ailesini geçindirmek için köfteciliğe başladı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Başkanı Gültan Kışanak’ın tutuklanmasının ardından yerine atanan kayyumun kapatmasından sonra, bazı oyuncu arkadaşlarının kurulan özel tiyatroya geçtiğini belirten Tantekin, “1990’da kurulan ve Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 2’nci kadrolu şehir tiyatrosu kapandı. Biz de işsiz kaldık. Tabi yaşamımızı idame etmek isteyince sanat biraz geride kalıyor. Çocuklara bakmak, faturaları ve kiraları ödemek zorundasın. Köfteci açtım. Bu da bir sanat. Yani yemek de sanat” dedi. Tantekin’in işyerinin duvarlarını oyunlarda ve dizilerde birlikte rol aldığı ünlü oyuncular ile çektirdiği fotoğraflarla süsledi.

Kayyum 27 yıllık tiyatroyu kapattı

Büyükşehir Belediye Başkanı Gültan Kışanak ve eş başkan Fırat Anlı’nın 25 Ekim’de gözaltına alınıp tutuklanmalarından sonra İçişleri Bakanlığınca Belediye’ye atanan kayyum, 1990 yılından beri faaliyet yürüten Şehir Tiyatrosu’nu kapattı. Görev alan 31 tiyatro oyuncusunu da sözleşmelerini yenilenmeyerek işten çakardı. Oyuncuların işten çıkarılması ve tiyatronun kapanmasından sonra bir kısım oyuncular özel kurulan ‘Amed Şehir Tiyatrosu’na geçti, bazıları ise işsiz kaldı. İşsiz kalan tiyatro oyuncularından biri de ulusal kanallarda bir dönem yayınlanıp reiiting rekorları kıran dizelerde de oynayan Vuran Tantekin oldu. Diyarbakır Büyükşehir Tiyatrosunda 27 yıl oyunculuk yapan ve Haldun Dormen’in yönettiği oyunlarda oynayan, Mahsun Kırmızıgül, Beren Saat, Behram Şimşek, Mehmet Akif Alakurt, Siren Ertun, Cansu Dere, İlyas Salman ve Menderes Samancılar gibi ünlü oyuncularla Berivan, Sıla, Aşka Sürgün ve bir çok sinema filminde oynayan Tantekin, tiyatronun kapanması ile Diyarbakır’da, ‘Goşto’ (Etçi) adlı bir köfteci dükanı açtı.

Vural Tantekin, duayen tiyatrocu Haldun Dormen’le birlikte…

“Çocuklara bakmak, faturaları ödemek zorundasın”

Köfteci dükanında güveç, kuru fasulye, çifköfte gibi yiyecekler satan Vural Tantekin, 27 yıl Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde, 2 yıl da özel tiyatrolarda oyunculuk yaptığını belirterek şunları anlattı:

“Şimdi ise köftecilik yapıyorum. 1990’da kurulan Türkiye Cumhuriyeti tarihinin 2’inci kadrolu şehir tiyatrosu kapandı. Birçok arkadaşım Amed şehir tiyatrosu adı altında tiyatro yapıyor. Tabi yaşamımızı idame etmek isteyince sanat biraz geride kalıyor. Çocuklara bakmak, faturaları ve kiraları ödemek zorundasın. Ondan ötürü böyle bir şeye yeltendik. Bu da bir sanat. Yani yemek de sanat.”

İşyerinde etkinlikler de planlıyor

İşyerinde haftanın bir günü şiir dinletisi ve Dengbej gibi etkinlikler düşündüğünü kaydeden Tantekin, “Umarım başarılı oluruz. Şuan mecburiyetten yapıyoruz. Açılırsa dönerim. Ama bu şartlarda tiyatronun yeniden açılacağına ihtimal vermiyorum” diye konuştu.

Vural Tantekin’in açtığı köfteci dükanının duvarını ise, bugüne kadar oynadığı tiyatro oyunları ve televizyon dizilerinde çektirdiği fotoğraflar süslüyor.

(BirGün)

Edirne’de taş ocağı isyanı: Oksijen yerine toz solumak istemiyoruz!

Edirne’nin Mecidiye Köyü bölgesinde açılması planlan 2 yeni taş ocağına karşı çıkan köylüler, yürütmenin durdurulması istemiyle yargıya başvurdu.

Binlerce turistin dalış için geldiği Saroz Körfezi’nde bulunan bölgede turizm ve tarım alanlarının zarar göreceğini belirten köylüler “Oksijen yerine toz solumak istemiyoruz” diyor.

2006’da Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından “Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi” ilan edilen bölgede açılmak istenen 2 yeni kalker ocağından toplamda 710 bin ton taş çıkartılması planlanıyor. Ancak Mecidiye sakinleri, 20 hektarlık sahayı etkilemesi planlanan iki yeni ocağın, çevre ve insan sağlığına olumsuz etki yapacağı gerekçesiyle yürütmeyi durdurma talebiyle Edirne İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Mahkeme tarafından geçtiğimiz günlerde ara karar verildiğini dile getiren Trakya Platformu Sözcüsü Avukat Bülent Kaçar, kalker ocakları için ÇED raporu gerektiğini ancak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ‘ÇED gerekli değil raporu’ verildiğini, bu kararın iptali için davacı olduklarını söyledi.

Kaçar, “Mahkeme tarafından verilen ara kararda proje alanlarının niteliklerinin araştırlması talep edildi. Her iki ocak, hem sahile çok yakın mesafede hem de ormanlık alana zarar verecek bir alanda açılmak isteniyor. Kalker taşı çıkartmak isteyen özel firmaların proje tanıtım dosyalarında ocak sahasının denize mesafesi 1100 metre olarak gösteriliyor. Ne var ki, açılması planlanan ocakların denize mesafesi 400 ve 850 metrede” dedi.

 

(Milliyet)

“Yüzleşme/ Confrontation” belgeselinin ilk gösterimleri 11- 13 Mayıs’ta İstanbul’da

Yönetmen Nejla Demirci’ nin 2013 yılında çekimlerine başladığı “Yüzleşme” belgeseli 400 hastayla yapılan görüşmelerin, 44 yaşında meme kanserine yakalanan Ebru Semra Demirbaş’ ın hikayesiyle örüldüğü bir güçlenme hikayesi.

Filmdeki karakterler, meme kanseri olan kadınlara yalnız olmadıklarını ve yaşamın içinde yeniden var olabileceklerini; geleceğe umutla bakmak için pek çok sebep bulunduğunu anlatıyorlar.

Meme kanserinin neden olduğu zihinsel algı, bedensel algı ve yakın çevre iletişimine odaklanan “Yüzleşme”, Ebru’nun meme kanseri teşhisinin ilk aşamalarıyla başlıyor.

Teşhisi takiben, Ebru’nun meme kanseriyle mücadelesi öncelikle ameliyat ve kemoterapi süreciyle karşımıza geliyor. Uzun hastane koridorları ve tedavinin bitmeyecek gibi gelen döngüsü, Ebru’da şok, şaşkınlık ve nihayetinde direnç yaratıyor.

Hastalığın değişik evreleriyle birlikte Ebru’nun iç dünyasındaki gelgitler, dansla terapi seanslarında kendine yeni bir anlatım buluyor. Ebru, kimi zaman yalnız, kimi zaman hastalığın üstesinden gelmiş destekçileriyle birlikte dans ediyor, kendisine yaklaşıyor, hastalıkla baş etmenin yollarını arıyor.

Tedavisi tamamlandıktan sonra sahalara hızla dönüş yapan, takımını bir üst lige taşıyan futbolcu, antrenör, milli kaleci Nurcan; Hamileyken meme kanseri teşhisi konan, bebeğini kaybetmemek için canla başla çare arayan ve sonuçta sağlıklı bir bebek dünyaya getiren ve üstelik daha lohusa iken deneyimini başka kadınlarla paylaşan Nuray; Heyecanlı, duygusal, ‘kadına ait’ bir hastalığı kabullenmenin çok daha farklı fırtınalarını yaşayan bir erkek Sergun; Mukadder, Emine, Filiz, Cansu, Ayşen…

Hastalığını geride bırakmış olan bu insanlar ve hatta onların yakınları, bu süreçte önemli ve travmatik bir olay olan ‘saç kazıtma’ sırasında, dayanışma duygusuyla bir araya geliyorlar. İkinci kemoterapide buna zorunlu kalan Ebru’yla birlikte saçlarını kazıtarak, bu travmatik deneyimi Ebru için hafifletmeye çalışıyorlar.

https://www.youtube.com/watch?v=Zi6yQ5zWW_c&authuser=0

“Yüzleşme” bir güçlenme hikayesi… Yaşamları ile bize ilham veren bu insanlar, dansla, doğayla, dayanışmayla hayata tutunuyorlar.  Hastalığın olumsuz sonuçlarının üzerine gitmek yerine yaşamın içinde yeniden var olabilmenin yollarına dair ipuçları veriyorlar.

Belgeseli izlemek isteyenler rezervasyon da yaptırabilirler.

Gösterim günleri ve mekanları ise şöyle:

Akbank Sanat Merkezi / Beyoğlu 11 Mayıs Perşembe Saat: 12:50

Notre Dame de Sion Fransız Lisesi Gösteri Salonu / Harbiye 13 Mayıs Cumartesi Saat: 11:40

 

Haber: Ercüment Gürçay

(Yeşil Gazete)

 

İTÜ’de Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Sempozyumu

2009 yılında topluluk buluşmaları halinde faaliyetlerine başlayan ve  2015 yılında Ankara merkezli kurulan Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği (EkoEvo) 11-13 Temmuz 2017’de İstanbul Teknik Üniversitesi’nde Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Sempozyumu düzenliyor.

Ekoloji ve evrimsel biyoloji alanında birçok konuya değinecek olan sempozyum bu senenin açılış konuşmacıları olarak ODTÜ’den iklim değişikliğinin çevre üzerine etkisini araştıran Prof. Dr. Meryem Beklioğlu, Lozan Üniversitesi’nden omurgalıların davranışları ve evrimi hakkında araştırmalar yapan Doçent Dr. Clauss Wedekind ve Moskova’daki Skolkovo Bilim ve Teknoloji Enstitüsü’nden insan genetiği çalışan Prof. Dr. Philipp Khaitovic’i ağırlayacak.

Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Sempozyumu 2017’nin erken kayıtları 31 Mayıs 2017’de sona eriyor. Sözlü sunum veya poster sunumu yapmak isteyen öğrenciler için bildiri gönderim tarihi ise 15 Mayıs’a kadar uzatıldı.

Sempozyum hakkında ayrıntılı bilgi ve kayıtlar için www.eebst17.wordpress.com adresini ziyaret etmek mümkün.

Ekoloji ve Evrimsel Biyoloji Derneği’ni resmi sitesi www.ekoevo.org , facebook ve twitter adreslerinden takip edebilirsiniz.

 

(Yeşil Gazete)

 

Nüfus kaybı yaşayan kasabaya taşınanlara 2 bin Euro verilecek

İtalya’da nüfus kaybı sorunu yaşayan bir beldenin “hayalet kasabaya” dönüşmesini engellemek için, buraya yerleşeceklere 2000 Euro ödenmesi planlanıyor.

Ülkenin kuzeyindeki Liguria bölgesinde yer alan Bormida’da, nüfus yaşlanması ve iş imkanlarının kısıtlılığı gibi nedenlerle nüfus kaybı ciddi bir soruna dönüştü.

BBC Türkçe’den Övgü Pınar’ın haberine göre, nüfusu 400’ün altına inen Bormida’nın tamamen terk edilmiş bir beldeye dönüşmesini engellemek için Belediye Başkanı bir teşvik programı hazırladı.

Belediye Başkanı Daniele Galliano, ikametgahlarını buraya taşıyacak kişilere ev satın almaları ya da kiralamaları karşılığında 2000 Euro ödeme yapmayı planladığını duyurdu.

Bormida’da belediyeye ait evlerin de büyüklüklerine göre 50-120 euro arası, İtalya standartlarına göre çok düşük olan ücretlerle kiraya verilmesi planlanıyor. Ev satın alacaklara ise düşük ücretlerin yanı sıra vergi kolaylıkları da öneriliyor.

Bu teşvik paketi henüz belediye meclisinden onay almasa da Başkan Galliano’nun Facebook hesabına talep yağmaya başladı. Galliano’ya yalnızca İtalya’dan değil, Hindistan, Kanada ve ABD gibi birçok ülkeden de mesaj geldi.

“Mütevazı da olsa bir iş garantisi verirseniz sorun yok”

Kimileri hemen Bormida’ya taşınmaya hazır olduğuu söylerken kimileri de buradaki iş imkanlarını sorgulamaya başladı. Bir Facebook kullanıcısı Galliano’ya, “Sevgili Belediye Başkanı, Bormida’ya taşınmaya hazırım, üstelik 2000 Euro’dan da vazgeçebilirim. Fakat havayla beslenemem. Bir ailem, iki küçük çocuğum var. Eğer bana, mütevazı da olsa bir iş garantisi verirseniz sorun yok. (ciddiyim)” diye yazdı.

Öte yandan Bormida’ya taşınmaya niyetlenenlere yerel halktan, ancak stresten uzak, sakin, doğal bir yaşamı tercih edenlerin burada mutlu olabilecekleri uyarısı geldi. Denizden 420 metre yükseklikteki bu ücra beldenin doğası ve yemekleri güzel olsa da “yapılacak pek bir şey olmadığının” da dikkate alınması tavsiye edildi.

İtalya’da geçen yıl yayımlanan bir raporda, nüfus yaşlanması ve iş sebepli göç gibi nedenlerle 2430 köy ve kasabanın yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğu belirtilmişti.

(BBC Türkçe)

Umuda yolculuk Akdeniz’de sulara gömüldü: En az 80 mülteci yaşamını yitirdi

Libya’dan İtalya’ya doğru yola çıkan mülteci botu Akdeniz açıklarında battı, 80 kişi hayatını kaybetti.

İtalyan haber ajansı ANSA, Avrupa’ya göçün en yoğun görüldüğü Libya ile İtalya arasında çalışan İtalyan sahil güvenliğine ait Fiorillo devriye gemisinin önceki gün denizden birçok mülteci kurtardığını duyurdu.

Geminin Pozzallo limanına getirdiği göçmenlerin anlattıklarıysa bölgede yeni bir facianın yaşandığını ortaya koydu.

Göçmenler, ifadelerinde birkaç gün önce Libya’dan 120 kişiyle Akdeniz’e açıldıklarını fakat bir süre sonra fazla yük nedeniyle botun su alarak bir süre sonra battığını anlattı. Denize düşen göçmenlerden yaklaşık 40’ının kurtulduğu ancak 80 kişinin ise denizde can verdiği ifade edildi.

Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

(Diken)

Belge Yayınları’na Dev-Sol iddiasıyla polis baskını

Gazeteci yazar Ragıp Zarakolu ile Ayşenur Zarakolu’nun kurduğu Belge Yayınları dün polis tarafından basıldı, 2 bin kitaba el konuldu.

40 yıldır muhalif çizgide yayıncılık yapan ve defalarca baskına uğrayan, birçok kitabı hakkında dava açılan Belge Yayınları bu sefer Dev-Sol bağlantısı olduğu iddiası ile basıldı. Yayınevinin Cağaloğlu’nda bulunan yerine gelen polisler, “bandrolsuz kitap ihbarı var” iddiasıyla hem yayınevinde hem de depoda arama yaptılar.

‘Devletsiz Kürtler’ ve ‘Ölümden Zor Kararlar’ adlı kitaplar için toplatma kararı olduğunu söyleyen polisler, yayınevinde bulunan, 1980’lerden, 1990’lardan kalma kitapları, toplatma kararı olmadığı halde alıp götürdüler. Yaklaşık 2000 kitaba el koyan polisler, yayınevi çalışanı Mehmet Ali Varış’ı gözaltına alıp daha sonra serbest bıraktı.

(Cumhuriyet)