Ana Sayfa Blog Sayfa 3072

Nepal, Hindistan, Yemen’de sel ve toprak kayması: 102 ölü

Nepal’de etkili olan yoğun yağış nedeniyle gerçekleşen sel ve toprak kaymalarında en az 49 kişi yaşamını yitirdi. Yetkililer en az 17 kişinin kayıp olduğunu, bu nedenle ölü sayısının artabileceğini açıkladı. Nepal’in güneyindeki tatil bölgelerinde mahsur kalan yaklaşık 500 kişiyi kurtarmak için filler ve sallar kullanıldı.

Çok sayıda yabancının kaldığı Sauraha kentindeki bazı oteller de sular altında kaldı. Elektrik ve telefon hatlarının da kesilmesine yol açan sellerin ardından Kızıl Haç en az 100 bin kişinin yoğun yağıştan etkilendiğini açıkladı. Köprülerin çökmesi, kurtarma çalışmalarını zorlaştırdı.

Başkent Katmandu’nun 155 kilometre güneybatısında bulunan Sauraha’daki bir otel sahibi, turistlerin fillere bindirilerek en yakın havalimanına ulaştırılmaya çalışıldığını aktardı. Nepal Başbakanı Sher Bahadur Deuba ise halka sakin olmaları çağrısı yaptı. Haziran – Eylül arasında gerçekleşen Muson yağmurları her yıl Nepal’de sellere yol açıyor. Yetkililer önümüzdeki günlerde daha fazla yağış beklendiği uyarısında bulundu.

Hindistan ve Yemen de yağışlardan olumsuz etkilendi

Yoğun yağışlar Nepal’in komşusu Hindistan’da da ölümlere yol açtı. Büyük bir toprak kayması nedeniyle iki otobüs, geçmekte oldukları vadideki yoldan uçuruma yuvarlandı. Olayda 45 kişi yaşamını yitirdi. Geçtiğimiz Perşembe günü Yemen’in Taiz vilayetini vuran şiddetli yağışlar nedeniyle meydana gelen selde 8 kişi hayatını kaybetmişti.

 

(BBC Türkçe)

Burkina Faso’daki Aziz İstanbul cafesine kanlı terör saldırısı

Batı Afrika ülkesi Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da Aziz İstanbul adlı cafe terör saldırısına hedef oldu. Saldırıda en az 20 kişinin öldüğü, 8 kişinin de yaralandığı bildirildi. T.C. Dışişleri Bakanlığı, saldırıda bir Türk vatandaşının öldüğünü, birinin ise yaralandığını açıkladı. Bakanlığın internet sitesinden yapılan açıklamada, “Saldırıda hayatını kaybedenlerin ailelerine ve kardeş Burkina Faso halkına başsağlığı, yaralananlara acil şifa diliyoruz” ifadeleri yer aldı. Terörist saldırıyı kınayan Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye son yıllarda uluslararası terörün hedefi haline gelen Burkina Faso’ya desteğini ve dayanışmasını sürdürecektir.” mesajını paylaştı.

Saldırıya uğrayanlar arasında Türk vatandaşlarının yanı sıra ABD, Kanada ve Ukrayna vatandaşlarının da bulunduğu belirtildi.

Dün (13 Ağustos) TSİ 23.00 dolayında meydana gelen saldırıya ilişkin açıklamalarda bulunan Burkina Faso İletişim Bakanı Remi Dandjinou, Vameh Kurumah Caddesi’ndeki cafeye ve yakınlarındaki Hotel Splendid’e yapılan saldırıyı “terör saldırısı” diye nitelendirdi,  iki teröristin güvenlik güçleri tarafından öldürülmesinin ardından operasyonun sona erdiğini kaydetti.

Görgü tanıkları, otomatik silahları bulunan saldırganların cafenin bulunduğu sokağa pikap cinsi bir araçla geldiğini ifade etti. Saldırının başlamasıyla silah seslerinin 6 saat süresince duyulduğu belirtildi.

Son birkaç yıldır çok sayıda şiddet olayı yaşanan Burkina Faso’nun başkenti Vagadugu’da 2016’nın Ocak ayında benzer bir saldırı gerçekleşmiş 30 kişi hayatını kaybetmişti. El Kaide tarafından üstlenilen o saldırılarda bir restoran ve otel hedef alınmıştı.

 

(BBC Türkçe)

 

 

 

 

 

Gazeteci Murat Çelikkan cezaevine uğurlandı!

Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan 676 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kapatılan Özgür Gündem’in Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yaptığı gerekçesiyle açılan davada, 1 yıl 6 ay hapis cezası alan Murat Çelikkan, bugün cezaevine teslim oluyor.

 

Gazeteciler ve hak örgütlerinden arkadaşları Murat Çelikkan’ı dün gece toplanarak uğurladı. Geceye Çelikkan gibi Özgür Gündem’in Nöbetçi Genel Yayın Yönetmenliği yapan gazeteciler Nadire Mater, Tuğrul Eryılmaz, Yıldırım Türker, Mehmet Güç ve sanatçı Deniz Türkali, Çelikkan’ın direktörü olduğu Hakikat, Adalet, Hafıza Merkezi çalışanları, hak savunucuları ve gazeteci arkadaşları katıldı. Murat Çelikkan arkadaşları tarafından “Dışarıdaki antidemokratik ve baskıcı hayattan kurtulmak için içeriye kaçtığı” şeklinde esprilerle uğurlandı.

Çelikkan 45 gün cezasını ceza infaz kurumunda geçirdikten sonra denetimli serbestlikten yararlandırılmazsa, infaz yasası gereği 13 ay boyunca Türkiye’nin tutuklu gazetecilerinden biri olacak. Mahkeme Çelikkan’a verdiği cezayı “Yeteri kadar pişmanlık göstermemiştir” diyerek ertelememişti.

Murat Çelikkan kimdir?

Murat Çelikkan 25 yıllık gazetecilik hayatı boyunca muhabirlik, editörlük, köşe yazarlığı ve yayın yönetmenliği gibi çeşitli görevler üstlendi. Türkiye insan hakları hareketinde aktif olarak yer alan Çelikkan, İHD, Af Örgütü – Türkiye, Helsinki Yurttaşlar Derneği ve Türkiye İnsan Hakları Vakfı’nın kurucusu oldu ve yönetim kurullarında yer aldı. Kürt meselesi ve medya etiğiyle ilgili projelerde çalıştı. Çelikkan, 2010 yılından bu yana Hafıza Merkezi’nin kuruluş çalışmalarında yer alıyor.

 

Ne olmuştu?

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada mahkeme, 16 Mayıs 2017 tarihinde Çelikkan’ı “terör propagandasına” ilişkin Terörle Mücadele Kanunu 7/2 maddesince mahkum etmişti. Bülent Dalkıran (mahkeme başkanı), Pınar Gezen Atanian ve Kadri Arslan’dan oluşan mahkeme heyeti, “Sanığın duruşmadaki davranışları ile yeteri kadar pişmanlık göstermemiş olması nedeniyle” diyerek cezada indirime gitmemiş ve cezanın ertelenmesi yönünde bir karar da vermemişti.

Murat Çelikkan 17 Mayıs 2017 günü yapılan duruşmasındaki savunmasında nöbetçi yayın yönetmenliği yaptığı gün gazetede çıkan üç haberin neden “suç” sayılamayacağını anlatmıştı.

Savunmasını şu sözlerle tamamlamıştı:

“Haber veren, gazetecilik yapan ve ifade özgürlüğünü savunan insanları cezalandırmak ve mahkum etmek sadece o insanlarla sınırlı kalmayıp demokratik düzeni de yaralamaktadır.

“Mahkemeniz vereceği kararla sadece beni değil, Türkiye’de barışı, demokrasiyi, basın özgürlüğünü yani Türkiye’nin demokratik, çoğulcu bir toplum olma tasavvurunu aklayacak ya da cezalandıracaktır. Bu nedenle aslında bu davanın hiç açılmamış olması gerektiğini düşünmekle beraber beraatimi talep ediyorum.”

 

(Diken)

 

 

 

Türkiye’nin en büyük lisanslı GES projesinin ÇED raporu kabul edildi

Van’da inşa edilmesi planlanan ve Türkiye’nin en büyük lisanslı güneş enerjisi santrali projesi olan Arısu GES projesi için hazırlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu kabul edildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 11 Ağustos 2017 günü yapılan yazılı açıklamaya göre rapor 10 gün boyunca kamuoyu görüşüne açık olacak.

Gün Güneş Enerjisi Elektrik Üretim ve Ticaret A.Ş., TEİAŞ tarafından 29 Nisan 2015 tarihinde düzenlenen kapasite tahsis yarışmasında Van bölgesinde gerçekleştireceği proje için 45 MW’lık kapasite hakkı elde etmişti.

Şirket bu hak için MW başına 1.915.000 TL olmak üzere toplamda 86.175.000 TL’lik katkı payı ödeme taahhüdünde bulunmuştu.

Arısu GES, 6 paket ve 3 tekli başvuru halinde toplamda 49 güneş enerjisi santrali projesi için 585,90 MW’lık kapasite tahsis edilen yarışma sürecinde en yüksek kapasiteyi elde eden proje olmuştu.

Şirket aynı zamanda 29 Ocak 2015 tarihinde gerçekleşen 2. Paket yarışmada da Büyükalan-1 GES projesi için Antalya bölgesinde 23,40 MW’lık kapasite hakkı elde etmişti.

 

(Solar.ist)

‘Nuriye Semih Yaşasın’ diyen Beşiktaş taraftarına tutuklama

Beşiktaş ile Konyaspor arasında Samsun’da oynanan Süper Kupa maçında “NuriyeSemih yaşasın” pankartı açan Beşiktaş taraftarları arasında bulunan Volkan Çalışkan tutuklandı.

Beşiktaş taraftar grubu ‘Beleştepe’, OHAL KHK’sıyla ihraç edildikleri işlerine dönmek için yaptıkları açlık grevinde 158 günü geride bırakan tutuklu akademisyen Nuriye Gülmen ve öğretmen Semih Özakça’ya destek olmak için ‘Nuriye Semih yaşasın’ pankartı açmıştı. Samsun Valiliği, siyah-beyazlı taraftarlar hakkında ‘terör örgütü propagandası’ iddiasıyla soruşturma başlatmıştı.

Beşiktaş taraftar grubundan destek çağrısı

‘Beleştepe’, Facebook hesabından yaptığı açıklamada, hakkında yakalama kararı çıkarılan 17 kişiden birinin tutuklanarak Sincan Cezaevi’ne gönderildiğini duyurdu. Grup, yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:

“Konyaspor maçında #NuriyeSemihYaşasın dedikleri için haklarında yakalama kararı çıkartılan 17 arkadaşımızdan biri Volkan Çalışkan bugün gözaltına alınmış ve tutuklanarak Sincan cezaevine gönderilmiştir. Vicdan yargılanamaz, insanlar ölmesin demek suç olamaz, hepimiz tek yüreğiz ve haykırıyoruz ‘kimse ölmesin, yaşasın hayat.’ Dostlar lütfen bu süreçte yanımızda olun, birlikte ses verelim bu hukuksuzluğa…”

 

(Diken)

Cerattepe’de doğa katliamı: 2 bin 500 ağaç artık yok

Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkisi’nde maden sahasının yol açtığı tahribat görüntülendi. Bianet’ten Nilay Vardar’ın haberine göre, Cerattepe’de halkın çeyrek asırdır mücadele ettiği, yaptırmamak için 245 gün boyunca nöbet tuttuğu maden projesine onay çıkmasının ardından başlayan çalışmalar şimdiden ciddi çevre tahribatlarına yol açtı. Kendine has doğasıyla korunması gereken Artvin Cerattepe’de Cengiz Holding’e ait Eti Bakır şirketi sekiz aydır maden faaliyetlerini sürdürüyor.

Maden için açılan galerinin yaşlı ormanların kalbini delik deşik ettiği gözlemlendi. Şimdiden 2 bin beş yüz ağaç kesildi. Dereler kirlenmeye başladı. Köylüler tarım ve hayvancılığın kirli sulardan olumsuz etkilendiğini söylüyor. Maden bölgesine yakın yaşayanlar gece gündüz süren patlama seslerinden şikayetçi. Ama Artvinliler tüm OHAL baskısına rağmen mücadelede kararlı.

Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Cerattepe’de yapılacak maden çalışmaları doğrudan 25 bin Artvinlinin üstüne çökecek. Bütün tozlar buraya yağacak. Atık sular buraya akacak. Ve burası çok ciddi bir heyelan bölgesi MTA’nın kendi raporlarında da var. Burada maden yapılırsa heyelan olmaması imkansız.” diyor.

Kurdoğlu, maden ve teleferik dahil yaklaşık 60 bin ağaç kesileceğini söylüyor. Ancak, ağaç sayısı üzerinden yürütülen tartışmaya karşı tarafın “ama 5 katının dikeceğiz” diyerek karşılık verdiğini hatırlatarak “İsterseniz bin beş yüz katı ağaç dikin, 300 yılda yetişen orman ekosistemiyle sizin diktiğiniz fidan aynı olamaz” diyor ve ekliyor.

“Hatila Milli Parkı’na 1992’de maden açmak için bir pens attılar. Aslında maden alanı şu anda milli park sınırında olmalıydı. Bu park dahilinde 900 çeşit bitki var. Bunlardan 90’ı endemik. Bazıları tehlike altındaki nadir endemik. Ama ÇED raporlarında anlı şanlı hocalarımız `endemik türleri başka yere taşıyacağız` diyor. Yahu başka yere taşınsa o zaten endemik olmaz.”

Tahribat vahim

Yeşil Artvin Derneği ve İstanbul Artvinliler Derneği tarafından düzenlenen, aralarında gazeteci belgesel yapımcılarının da bulunduğu 30 kişilik grup bölgede incelemelerde bulundu. Basın mensupları vatandaşlarla da görüşerek bölgedeki son durum hakkında bilgi aldı.

Taşlıca köyünde yaşayan 79 yaşındaki Mevlüt Altuntaş kanallardaki kirlenme nedeniyle ektikleri sebzelerin veriminin düştüğünü anlattı.

Taşlıca Köyü Kooperatif Başkanı Hasan Yaşar, bölgede arıcılık faaliyetinin de yapıldığını belirterek şunları söyledi: “Tarım Bakanlığı’ndan destekli 2 bin 200 kovanda bal üretimi yapıyoruz. Bölgede 25 bin koloni arının yaşayacağı kadar nektar var. Hatila Vadisi’nde hayat sürdüğü sürece arıcılık projesi yılda 4 milyon lira ülke ekonomisine katma değer sağlar. Ama burada madencilik projesi yapılırsa arıcılık yoğun bir şekilde etkilenecek.”

Hatila Vadisi’ndeki Gavut Deresi mevkisine giden basın heyeti, Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan’la görüşerek bilgi aldı. Karahan, daha önce derenin berrak aktığını, ancak madencilik faaliyeti sonrası suyun kirlendiğini belirterek “Konuyu yetkili tüm kurumlara bildirdik. Suç duyurusunda bulunduk. Bize ‘Hiçbir sorun yok, her şey yolunda’ cevabı geldi” diye konuştu.

Coşkun Aral: Bir doğa katliamının başındayız

Grup maden sahasının güney galerisine alınmadı. Kuzey galeriye ise sınırlı biçimde inceleyebildi. Su kaynaklarının kirlendiği ve tünelden çıkan hafriyatların çevreye yayıldığı gözlendi. Galeri için ağaç kesilerek açılan orman alanları ve çıkarılacak madenin taşınacağı teleferiğin orman içine kurulan ayakları fotoğraflandı. Cerattepe gezisindeki heyette yer alan belgesel yapımcısı Coşkun Aral, doğaya saygı gösterilmesinin önemine değinerek şöyle konuştu: “Bakır madenine ilişkin tünel kazımasında bile, buranın muhteşem coğrafyasında var olan nehirlere derelere akıtılan kimyasal atıklar bölgenin tüm yaşamını etkileyecek. Bir doğa katliamının başındayız.”

İstanbul Artvinliler Vakfı Başkanı Mustafa Melek, grubun henüz hazırlık aşamasında olan madenin doğaya verdiği zararları gözleriyle görme imkanı bulduğunu ifade etti. Melek, “Hummalı bir çalışma var. Ancak çalışmanın bu aşamada dahi bariz bir şekilde olumsuz etkileri görülmeye başladı” dedi.

Ne olmuştu?

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan aldığı ‘ÇED Olumlu’ kararı Rize İdare Mahkemesi tarafından iptal edilen maden şirketi, 2 Haziran 2015’te bakanlıktan yeniden ‘ÇED Olumlu’ kararı almıştı. Bunun üzerine harekete geçen Yeşil Artvin Derneği öncülüğündeki 751 kişi ve 61 avukat, 8 Temmuz 2015’te Rize İdare Mahkemesi’nde, ikinci raporun yürütmesinin durdurulması ve iptali istemiyle davası açmıştı.

Yeşil Artvin Derneği avukatları ve uzmanlarının görüşlerinin ardından Cengiz Holding’in avukatı söz alarak davanın reddini talep etmiş; bunun üzerine Yeşil Artvin Derneği avukatı Bedrettin Kalın, reddi hakim talebinde bulunmuştu.

Rize İdari Mahkemesi’nin verdiği açıklamalı kararda projenin devlet ormanı alanda yapılmasında mevzuata aykırı bir durum olmadığı belirtilirken, “Devlet ormanlarında gerekli iznin alınmasıyla madencilik faaliyetlerinin gerçekleştirilmesinin mümkündür. Dava konusu madencilik projesi için gerekli izinler alınmıştır” denmişti.

Danıştay, Artvin’in Kafkasör Yaylası Cerattepe Mevkii’nde Cengiz Holding’e ait Eti Bakır A.Ş.’nin madencilik faaliyeti yürütebileceğine dair idare mahkemesinin kararını geçen ay onamıştı.

 

(Bianet, Diken)

Sri Lanka, 2037 yılına kadar yeni kömür santrali planlamıyor

Climate Change News’te Karl Mathiesen imzası ile yayınlanan haberi Yeşil Gazete ekibinden Sıla Özkavaf’ın çevirisi ile paylaşıyoruz

***

Sri Lanka’da hükümet elektrik otoritesi, kömürün sağlık ve çevre üzerindeki etkisinin, dengeyi doğal gaz ve yenilenebilir odaklı gelecek lehine çevirdiğini belirtti.

Colombo’nun geleceği kömür enerjisine dayanmayacak. (Fotoğraf: Ocsi143 / Wikimedia Commons)

Sri Lanka’nın elektrik düzenleyicisi, kömürün çevresel ve sosyal maliyetlerini ekonomik bulmaması sonucu önümüzdeki yirmi yıl boyunca yeni kömür santralleri kurulmasını reddetti.

Plan, ülkenin Paris iklim anlaşmasında verdiği 2030’dan sonra sisteme yeni kömür enerjisi eklememe taahhüdü uyarınca, Sri Lanka’da kömürden enerji üretiminin sona erdiğini etkin olarak gösteriyor.

Kamu Hizmetleri Komisyonu’na (PUC) verilen ilk tavsiyede, Seylan Elektrik Kurumu (CEB) Sri Lanka için en düşük maliyet seçeneğinin, artan talebi karşılamak üzere altı yeni kömür santrali inşa etmek olduğu çıkarımını yapmıştı.

Ama geçen ay yayınlanan kararda, hükümete bağlı Kamu Hizmetleri Komisyonu, yönetim kurulunun çeşitli yakıtların “dışsal maliyetlerini” (sosyal ve çevresel etkilerin ekonomik maliyetleri) dikkate almadığını söyleyerek planı alaşağı etti.

Bu etkiler hesaplamaya katıldığında, Sri Lanka’nın artan talebi kömürle karşılamasının toplam maliyeti 11,9 milyar dolardan 15 milyar dolara yükseliyor. Kömür kullanılmadığında ise, talebi karşılamanın gerektirdiği tutarın 12,4 milyar dolar olacağı tahmin ediliyor.

Kömürün Sri Lanka’daki halk sağlığı ve çevre üzerindeki etkisi şimdiye kadar nicel hale getirilmedi ancak Kamu Hizmetleri Komisyonu, kömürün maliyetinin ekonomik açıdan sürdürülemez olduğunu gösteren deniz aşırı çalışmalara atıflarda bulunuyor.

“Sri Lanka bağlamında, bu tür verilerin olmaması temel eksikliktir. Kamu Hizmetleri Komisyonu’nun kararında belirttiği gibi, “Kesin ve özgül verilerin bulunamaması nedeniyle bu maliyetlerin tamamen göz ardı edilmesi önerilmiyor”.

Yeni plan, önümüzdeki yirmi yıl içinde inşa edilecek 14 doğal gaz yakıtlı santrali devreye sokuyor. Plan ayrıca, düzinelerce rüzgâr, güneş, hidro ve biyokütle projesi kurguluyor.

Fakat komisyon, planda yer alan “yenilenebilir enerji miktarının hükümet tarafından belirlenen politika hedeflerini karşılamak için yetersiz olduğunu” kabul etti.

Önümüzdeki 20 yıl boyunca, Sri Lanka 3,1 GW yeni yenilenebilir enerji ekleyecek. Bu arada 5,4 GW çoğunlukla gaz olmak üzere petrol ve gaz üretimi ekleyecek.

Sri Lanka’nın mevcut talebinin yaklaşık % 40’nın karşılandığı tek bir kömür santrali var. Bu santral sadece altı yaşında ve önümüzdeki 20 yıl boyunca çalışmaya devam edecek.

Kömür uzun süredir, sanayi tarafından elektrik talebini karşılamak ve vatandaşlarının yaşam kalitesini mümkün olan en düşük maliyetle artırmak isteyen gelişmekte olan ülkelere sunulmaktadır.

Fakat Kamu Hizmetleri Komisyonu bu argümanın en azından Sri Lanka’da desteklenemeyeceği sonucuna vardı.

Yakın zamanda, komşu ülke olan Hindistan’da da 2022 ile 2027 yılları arasında yeni kömür santrali inşa etmeyi reddeden elektrik sistemi odaklı bir kalkınma planı yayımladı.

 

Haberin İngilizce Orijinali

Muhabir: Karl Mathiesen

Yeşil Gazete için çeviren: Sıla Özkavaf

 

(Yeşil Gazete, Climate Change News)

Dersim’de orman yangınları büyüyor: Yerleşim yerleri tehdit altında

Dersim’in bir çok bölgesinde 1 haftadır süren ve müdahale edilmeyen orman yangınları giderek yayılıyor. Bazı noktalarda yerleşim yerlerini tehdit etmeye başlayan yangınlara müdahale etmek için giden Dersimlilerin bölgeye girişlerine ‘güvenlik’ gerekçesiyle izin verilmiyor. Polis ekipleri orman yangınlarına dikkat çekmek için yürüyüş yapmak isteyen aralarında Tunceli Milletvekili Alican Önlü’nün de bulunduğu HDP’lilere engel oldu.

 

Dersim’in merkez, Nazimiye, Hozat, Ovacık ve Mazgirt ilçesine bağlı 10 ayrı ormanlık alanlarda güvenlik güçlerinin yürüttüğü operasyonlar nedeniyle çıkan orman yangınları sürüyor. Bir haftadır etkisi giderek artan orman yangınlarına müdahale edilmeyince, Dersim’de bir araya gelen 50 gönüllü orman yangınının yaşandığı merkezdeki Kutuderesi bölgesine yangın söndürmek için gitmek istedi. Ancak gruba güvenlik güçleri tarafından arazide mayın olduğu gerekçesiyle izin verilmedi.

Orman yangınlarının yoğunlukta olduğu Geyiksuyu bölgesinde bir çok köy ve mezranın büyük tehlike altına olduğu öne sürülürken, Ovacık ilçesine bağlı Kuşluca ve Yaylagünü, ile Hozat ilçesindeki Aliboğazı ve Mazgirt Hıran Ormanları bölgesindeki yangınların köylüler ve diğer bölgelerden gelen vatandaşlar tarafından kontrol altına alındığı ve bu bölgedeki yangınların sönmek üzere olduğu belirtiliyor.

 

Yangınların tehlikeli boyutlara ulaştığı kent merkezindeki Kutuderesi vadisi bölgesindeki yangınların giderek büyüdüğü ve daha geniş alanlara yayıldığı öğrenildi. Orman yangınlarının meydana geldiği bölgelerin sarp ve araç ulaşımının olmaması nedeniyle karadan müdahale edilemediği de gelen bilgiler arasında.

Tunceli Vadisi Milli Parkı’nda tahribat büyük

Yangınların olduğu bölgeye gazeteciler ile birlikte giden Tunceli Barosu Başkanı Barış Yıldırım, orman yangınlarının artık çok tehlikeli boyutta olduğunu, Munzur Vadisi Milli Parkı’nda çok ciddi tahribatların meydana geldiğini söyledi.

 

(Gazete Duvar)

Trump’tan ırkçılara karşı utangaç eleştiri

ABD’nin Virginia eyaletine bağlı Charlottesville kentinde aşırı sağcı ve ırkçı grupları protesto gösterisi kanlı bitti. Kent yönetiminin Amerikan İç Savaşı sırasında Konfederasyon ordusunun komutanı olan General Robert E. Lee’nin heykelinin kaldırılması planı üzerine Charlottesville’de toplanan aşırı sağcı göstericiler ile karşıt göstericiler arasında şiddet olayları yaşandı.

Protestoculara otomobille saldırı

Bir sürücünün ırkçı grubu protesto eden göstericilerin arasına dalması sonucu en az bir kişi yaşamını yitirdi. Olaylarda bazıları ağır olmak üzere en az 19 kişinin de yaralandığını açıkladı.

Otomobili göstericilerin üstüne süren 20 yaşındaki sürücünün yakalandığı ve gözaltına alındığı belirtildi. Olayla ilgili soruşturmayı Federal Soruşturma Bürosu (FBI) üstlenirken zanlıyla ilgili “ikinci dereceden cinayet, kasten yaralama, ölümlü kazada durmama” şüphesi bulunduğu açıklandı.

Charlottesville’de ırkçılarla, ırkçılık karşıtı göstericiler arasında yaşanan şiddet olaylarında da en az 16 kişi yaralandı.

Yaşananların ardından açıklama yapan Virginia Valisi Terry McAuliffe “beyaz ırkçılar ve Nazilerin” kentte “nefret, düşmanlık ve şiddet” yaydığını ifade etti.

Kentte cumartesi günü bir helikopterin düşmesi sonucu da en az iki polis memuru hayatını kaybetti. Helikopterin düşüş sebebi ve kentte yaşanan olaylarla bağlantısıyla ilgili inceleme başlatıldı. Charlottesville Kent Konseyi polise gereklilik halinde sokağa çıkma yasağı uygulama yetkisi verdi.

Güvenlik gerekçesiyle iptal edilmişti

Virginia Valisi Terry McAuliffe, General Robert E. Lee’nin Charlottesville’deki heykelinin kaldırılmasını protesto etmek isteyen ırkçı grupların gösterisini başlama saatine kısa bir süre kala güvenlik gerekçesiyle iptal etmişti.

Ancak yasağa rağmen aralarında ırkçı Ku Klux Klan örgütü üyelerinin de bulunduğu birçok aşırı sağcı ve karşıt gösterici kentte karşı karşıya geldi. Taraflar birbirlerine tahta sopa, şişe ve demir çubuklarla saldırırken polis tarafları ayırmak için göz yaşartıcı gaz kullandı.

Bazı aşırı sağcı göstericilerin Hitler selamı verdiği, ırkçılığın ve köleliğin sembolü olarak görülen konfederasyon bayrağı taşıdığı, bazı göstericiler ise Trump’ın seçim sloganı olan “Amerika’yı yeniden güçlü yapalım” sloganını kullandığı görüldü.

Trump’a tepki, Beyaz Saray’dan açıklama

New Jersey’in Bedminster düzenlenen gaziler gününde konuşan Başkan Donald Trump “tarafların çoğunun sergilediği nefret, bağnazlık ve şiddeti en güçlü biçimde kınadığını” söyledi. Trump “Amerika’da bu tür şiddet hareketlerine yer yok” şeklinde konuştu.

Aralarında Cumhuriyetçi Partililerin de bulunduğu birçok kişi ise Trump’ın açıklamasında yaşanlardan aşırı sağcıların açık bir şekilde sorumlu tutmuş olmamasını eleştirdi.

Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio “Başkanın Charlottesville’deki olayları oldukları şekilde yani beyaz ırkçı terör olarak tanımlaması çok önemli” şeklinde konuştu.

Bu eleştiriler üzerine Beyaz Saray’dan açıklama geldi. Beyaz Saray Sözcüsü, Trump’ın her tür “şiddet, bağnazlık ve nefreti” kınadığını ve bunun “beyazların üstünlüğünü savunanları, Ku Klux Klan, Neonaziler ve tüm aşırılık yanlısı grupları” da kapsadığını ifade etti.

Beyaz Saray Sözcüsü şu ifadelere yer verdi:

“Başkan dünkü açıklamasında her türden şiddet, bağnazlık ve nefreti kınadığını güçlü bir biçimde söyledi. Elbette bu beyazların üstünlüğünü savunanları, KKK, neonazi ve tüm aşırılık yanlısı grupları da içeriyor.”

 

(Deutsche Welle)

Barzani ABD’ye rağmen referandumda kararlı

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Mesud Barzani’nin danışmanlarından Hoşyar Zebari, 25 Eylül’de gerçekleşmesi planlanan bağımsızlık referandumunda kararlı olduklarını açıkladı.

Fransız haber ajansı AFP, Mesud Barzani’nin ofisi de yazılı bir açıklama yaparak ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson’un kendilerinden referandumu ertelemelerini talep ettiğini, Barzani’nin ise “Kürdistan bölgesinin halkı buna karşılık garantiler ve gelecekleri için alternatifler talep eder” diye yanıt verdiğini aktardı.

AFP’ye göre bazı Iraklı Kürtler, bağımsızlık referandumunun Bağdat’a karşı diğer konularda müzakerelerde kullanılacak bir kart olması amacıyla ilan edildiğini düşünüyor.

Referanduma ABD’nin yanı sıra bölgede Kürt nüfusuna sahip olan Türkiye, Irak, İran ve Suriye de karşı çıkıyor.

Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nde (IKBY) muhalefetin başını çeken Goran (Değişim) Hareketi, 25 Eylül’de yapılması öngörülen bağımsızlık referandumunun ertelenmesini istemişti.

Bu hafta için Barzani ile telefonda görüşen ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson, bağımsızlık referandumunun bölgede IŞİD’le mücadele gibi önceliklerin arka planda kalmasına yol açacağı çekincesini iletmişti.

(BBC, Yeşil Gazete)