Ana Sayfa Blog Sayfa 3046

Barış masasından suikast planlarına – Ergun Babahan

Bu yazı artigercek.com sitesinden alındı

Türkiye’de okuyamayacağınız bir kitabı okuyup bitirdim: 2005-2015 Türkiye-PKK görüşmeleri.

Gazeteci arkadaşım Amed Dicle, Türkiye’nin 2000’li yıllarına Avrupa Birliği müzakereleri, demokrasi, insan hakları, çoğulculuk, yakın geçmişin karanlık yüzüyle yüzleşme gibi konularında olduğu gibi damga vuran, geleceğe umutla bakma imkanı veren ‘Barış müzakerelerini’ kaleme almış.

Kitapta, masanın devrilmesinde Türkiye tarafının bakışı olmaması, elbette önemli bir eksiklik olarak kalmış ama bugünün koşullarına bunun gerçekleşmesini beklemek gerçekçi bir yaklaşım olmaz tabii ki.

Meselenin özü itibariyle, iki tarafın da muhatabına tam olarak güvenmediği, bir sonra ki niyet ve hamlesinden kuşku duyduğu bir süreçten geçmiş ve bugün içinde bulunduğumuz karanlık çukura yuvarlanmış bulunuyoruz.

Görüşmeler devam ederken AKP’nin bölgede kalekollar inşasına devam etmesi, PKK’nin bölgeye silah ve mühimmat yığması bu güvensizliğin açık göstergesi.

Ayrıca, müzakere sürecinde AKP’nin fiili ortağı olan Cemaat’in Kürt meselesi, PKK ve görüşmeleri yürüten MİT Müsteşarı Hakan Fidan’a olan tutumu, görüşmelerin başarısızlığa mahkum olmasına önemli bir başka etken olmuş bence. (Cemaat’in Hakan Fidan’a ilk günden itibaren yaklaşımının nedenleri, üzerine gidilmesi gereken en önemli konuların başında geliyor bence.)

Türkiye’de bugün demokrasi mücadelesi veren kesimler, başta CHP olmak üzere, bunu Kürt meselesini yok sayarak yapmaya çalışıyor. CHP’nin AKP’nin reformcu dönemdeki tavrından farklı olarak Kürtleri yok sayması güçlü bir demokratik cephenin ortaya çıkıp güçlenmesini engelliyor.

Bu tablo, sadece Cumhurbaşkanı Erdoğan ve AKP’nin elini güçlendirmiyor; devletin başta Kürt meselesi olmak üzere, varlık nedeni gördüğü meselelerde doğru bildiğini hiç bir kısıtlamaya uğramadan hayata geçirmesi sonucunu doğuruyor.

Bugün Türkiye’nin AKP muhalifi kesimlerinin, 1915 Anadolusu’nda İttihatçılara muhalif kesimlerden farkı yok. Konu devletin bekası olduğunda, gerçeğe gözünü yummakta tereddüt etmiyor.

Aslında, koşullar her açıdan 1900’lü yılların başlarına benziyor. Demokrat kesimlerin naifliği, Türklerin Kürtlerle eşit koşullarda yaşamayı kabul edeceğine inanması, devletin iki halklı bir toplumu içine sindireceğini düşünmesi, Ermeni meselesi, savaş ve parçalanma açısından çok benzeşiyor. Adeta karbon kopyasını yaşıyoruz bir dönemin.

Batı’dan farklı olarak toplumsal aklı devreye sokamayan, esneyemeyen toplumların başına gelenin Türkiye’nin başına bir kez daha gelmesi kaçınılmaz görünüyor.

Devletin kararı kesin: Avrupa’dan uzaklaşmak ve dindar kesimle ittifak içinde Kürt meselesinin önünü kesmek.

Avrupa’dan uzaklaşmak istiyor çünkü devlet hafızası Batı’nın ittirmesi sonucu girişilen reformların koca bir imparatorluğun çökmesine neden olduğuna inanıyor. Osmanlı’ya bakınca, çöken birçok uluslu ve halklı bir devlet yapısını, yükselen milliyetçi dalganın sonuçlarını, iflas etmiş bir ekonomi ve devlet anlayışını görmüyor. Bugün de aynı noktada.

Avrupa Birliği, devletin Batı mantalitesiyle yeniden yapılanması anlamına geliyor. Bu da devlet açısından İspanya’da, Fransa’da, Almanya’da olduğu gibi eyalet sistemi anlamına geliyor. Önce özerk yönetim, sonra bölünme diye düşünüyor.

Bu tabloyu ilk dile getiren ve bugünkü siyaseti dile getiren Milli Güvenlik Kurulu eski Genel Sekreteri Tuncer Kılınç olmuştu: Neden sürekli Batı’ya bakıyoruz, Rusya, Hindistan, İran ve Çin ile iş birliğini düşünmüyoruz diyerekten…

Avrupa Birliği reform ve sonuç itibariyle parçalanma olarak görüldüğünden bilinçli bir Avrupa’dan uzaklaşma-kopma politikası izleniyor. Bugün başta Almanya’yı suçlayan AKP kadrolarının bir kısmı da bu gerçeği görüyor ama bu tabloyu değiştirmek için bir şey yapamıyor.

Böyle bir izolasyonun tam da korkulan sonuçlara yol açacağı gerçeği göz ardı ediliyor açıkçası.

İkinci politika ise, ne zaman biteceği bilinmeyen bir savaşa insan gücü ve toplumsal destek bulmaktan geçiyor. CHP tabanın önemli bir kısmı da Kürt meselesinde dindarlardan farklı düşünmüyor, hatta din kardeşliği fikrine yakın olmadığından daha ırkçı olabiliyor.

Üstelik bu savaşta kendisini ‘Beyaz Türk’ olarak tanımlayan kişiler veya çocukları ölmüyor, gariban Anadolu evladı ölüyor. Devlet, sayıca güçlü ve devleti sorgusuz sadakayı olan bu kesim üzerinden yeni bir toplum inşa ediyor.

Barış masasının devrilmesinin sonucunu savaşarak, can kaybederek, demokrasi ve 300 yıllık Batılılaşma politikasından uzaklaşarak ödüyoruz.

Daha da ağır ödemeye devam edeceğiz…

Bu konuyu yazmaya devam edeceğim…

Ergun Babahan – Artı Gerçek

İklim değişikliğine karşı “beyaz” çözüm: Melekler Şehri’nin sakinleri daha az fatura ödeyecek

Mevsim normallerinin üzerine çıkan sıcaklar Los Angeles (Melekler Şehri) halkına zor günler yaşatıyor.

  • ADIDAS ULTRA BOOST
  • İklim değişikliği alanında karar alıcılar somut bir adım atmazken Los Angeles yönetimi sıcaklığı düşürebilmek için radikal planlar üzerinde çalışıyor. chaussure Asics Gel-Lyte III Los Angeles Belediye Başkanı Eric Garcetti, Chris Jones önümüzdeki 20 yıl içinde kentin ortalama sıcaklığını 3 derece düşürmeyi hedefliyor. Baskets asics pas cher Bunun için kentteki caddeler iklim değişikliğinden korunmak için beyaza boyanıyor.

  • Nike Air Max 95
  • Bu kapsamda kentin caddeleri siyah asfalttan 10 derece daha soğuk tutabilen gri bir boyayla boyanıyor. nike schoenen nederland Uzmanlar tarafından üretilen bu boyayla uçakların ısı ölçen uydulara monte edilmiş kızıl ötesi kameralara yakalanması engelleniyor.“Beyaz” uygulama sayesinde yaz aylarında klima kullanan tüketicilerin faturalarının azalması ve hava kalitesinin artması öngörülüyor. Taylor Martinez College Jerseys   (Popular Science,

    Arakan’dan kaçış sürüyor: Bangladeş’e sığınan Arakanlı sayısı 270 bine ulaştı

    BM İnsani İşler Koordinasyon Ofisi Sözcüsü Leonard Doyle ve BM Mülteciler Yüksek Komiserliği Sözcüsü Duniya Aslam Khan, BM Cenevre Ofisi’nde, Arakan sorununa ilişkin ortak basın toplantısı düzenledi.

    Sözcü Doyle, son günlerde Bangladeş’e gelen 130 bin Arakanlı sığınmacının kayıtlı kamplar ile Kutupalong, Leda ve Balukhali bölgelerindeki 3 derme çatma kampta yaşama tutunduğunu, 90 bin sığınmacıyı bölge halkının misafir ettiğini ve yaklaşık 50 bin sığınmacının da spontane olarak geçici kamplara yerleştiğini belirtti.

    Son iki haftada 270 bin Arakanlı sığınmacının ulaştığı Bangladeş’teki kampların aşırı kalabalık olduğunu bilgisini paylaşan Doyle, sığınmacıların acil insani yardıma ihtiyaç duyduklarını ve durumun “korkunç” olduğunu ifade etti.

    Şiddet durdurulsun çağrısı

    Sözcü Khan da Arakan Müslümanlarının temel insan hakları ve özgürlüklerden mahrum yaşadıklarını belirterek, bu insanların vatanlarını terk etmesine neden olan şiddet olaylarının acilen durdurulması çağrısında bulundu.

    Arakan’daki “devletsiz” Müslüman azınlığın onlarca yıldır aşırı fakirlikle boğuştuğuna ve ayrımcılığa maruz kaldığına dikkati çeken Khan, son günlerde bölgede başlayan şiddet nedeniyle Arakan Müslümanlarının canlarını kurtarmak için Bangladeş’e sığınmak zorunda kaldıklarını kaydetti.

    Khan, Arakan’dan kaçmaya çalışan Müslümanların öldüğüne dair haberlerden endişe duyduklarını vurgulayarak, kamplara ulaşan Müslümanların da açlıktan ve yorgunluktan bitkin düştüğünü söyledi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi ve beraberindeki heyet Bangladeş’te

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan ve beraberindeki heyet, Arakanlı sığınmacıların Bangladeş’te barındıkları Kutupalong Kampı’nı ziyaret etti. Emine Erdoğan’a, oğlu Bilal Erdoğan’ın yanı sıra Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya ile AK Parti İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Ravza Kavakcı Kan da eşlik etti.

    Heyette, ayrıca, TİKA Başkanı Serdar Çam, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, Kızılay Genel Müdürü İbrahim Altan, TÜRGEV Başkanı Arzu Akalın ve KADEM Başkanı Sare Aydın da yer aldı.

     

    (Yeşil Gazete)

     

     

    Zonguldak’ta köylülerin direnişi ÇED toplantısını iptal ettirdi!

    Zonguldak’ın Çaycuma İlçesi Çayır ve Güdüllü Köyü mevkiinde özel bir şirket tarafından yapılması düşünülen kalker ocağı ve kırma eleme tesisi projesi için gerçekleştirilecek ÇED toplantısı köylülerin protestosu nedeniyle yapılamadı.

    Yeliz Alagöz’ün Pusula Gazetesi’nde çıkan haberine göre, Ekşioğlu Madencilik Otom. Taş. Ocakları Hazır Beton Yapı Malz. İnş. Taah. San. Ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Çaycuma İlçesi Çayır ve Güdüllü Köyü mevkiinde yapılması planlanan kalker ocağı kırma eleme tesisi halkı bilgilendirme toplantısı Zonguldak Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü yetkililerinin katılımı ile Güdüllü Köyü Merkez Camii önünde gerçekleştirildi.

    Toplantıya; CHP Çaycuma İlçe Başkanı Tuncay Akyol, Çaycuma TEMA Temsilcisi Seçkin Ünsal, Zonguldak Çevre Koruma Derneği Başkanı Ahmet Öztürk, Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdür Vekili Şenol Yücel ve köy muhtarları katıldı.

    Köyde çevreye zararlı herhangi bir tesis istemediklerini söyleyen Çayır ve Güdüllü halkı cami önünde toplanarak toplantıya engel olmak istedi.  Toplantıya katılan Zonguldak Çevre ve Şehircilik İl Müdür Vekili Şenol Yücel açılış konuşmasını gerçekleştirdi.

    ‘Taş ocağı istenmiyoruz” diyerek slogan atan köylüler toplantıyı alkışlarla protesto etti.

    Jandarmanın geniş güvenlik önlemleri aldığı toplantıda vatandaşlar  proje hakkında gerçekleştirilecek sunuma izin vermedi. Bunun üzerine Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri tarafından tutanak tutularak toplantı sonlandırıldı.

    Ayrıca köylüler tarafından Valiliğe verilmek üzere bin adet imza toplandı. Toplantıya katılan CHP Çaycuma İlçe Başkanı Tuncay Akyol; “ Çayır Köyüne yapılması düşünülen taş cağı bilgilendirme toplantısına halkımız ile beraber katıldık. 80 yıllık geleceğimizin birileri para kazansın diye çevremizi ve doğamızı tahrip edilmesine izin vermeyeceğiz. Bu bölgedeki köy sakinlerimiz ile beraber sonuna kadar bu tesisin kurulmaması içim mücadele edeceğiz” diye konuştu.

     

    (Pusula Gazetesi)

     

    Tarım Bakanı’ndan fipronilli yumurta açıklaması: Sorun yok, amaç Türkiye’yi zor duruma düşürmek

    Ankara’nın Polatlı İlçesi’nde düzenlenen Ankara Tarımsal Sulama Çalıştayı programına katılan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, gazetecilerin sorularını yanıtladı. New Balance 998 męskie Batı basınında çıkan AB ülkelerindeki zehirli yumurtanın Türkiye’de de olduğu yönündeki iddialara yanıt veren Bakan Fakıbaba, şunları söyledi: “Bazı batı ajanslarına göre Türkiye’de zehirli (fipronil) yumurta olduğu iddia edildi. Fjallraven Kanken Ben her şeyden önce hekimim, insan sağlığının ne kadar önemli olduğunu bilen birisiyim. Şu ana kadar en küçük bir sorun yok, yarın ne olur onu bilemeyiz tabi. Andrew Luck – Stanford Cardinal Biz zaten yumurtayı ihraç ediyoruz, 148 milyon dolarlık ihracat yapıyoruz. Bizim almış olduğumuz yumurtalar damızlık yumurtadır. air max Bunların kontrollerini yapıp öyle alıyoruz. Bir hekim olarak bu işin üzerinde ciddi bir şekilde duruyorum. Sacramento Kings Şu ana kadar zehirli yumurta tespiti yapılmamıştır. NMD Adidas Dames beige Yumurta sektörü batıda zor durumdadır, Türkiye’yi de zor duruma düşürmek bu sektöre sürülen bir leke gibi. new balance femme 996 bleu et or Sanki Türkiye’yi bu sektörde ekonomik olarak vurmak istiyorlar. New Balance buty męskie Bizim sıkıntımız yok, ihracat yapıyoruz. Womens Air Jordan 10 Eğer bir şey olursa vatandaşlarımıza bunu en önce ben açıklarım.” Alman Haber Ajansı DPA, zehirli yumurta salgınından henüz etkilenmemiş dört AB ülkesinin Litvanya, Portekiz, Kıbrıs ve Hırvatistan olduğunu, ABD, Rusya, Güney Afrika ve Türkiye de zehirli yumurtaların bulunduğu 40 ülke arasında yer aldığını yazmış, AB üyesi ülkelerden tarım bakanlarının konuyla ilgili 5 Eylül’de Estonya’nın başkenti Talinn’de toplanacaklarını aktarmıştı.

    HDP’li milletvekili Ayhan Bilgen’e tahliye

    Silivri Cezaevi’ndeki HDP Kars Milletvekili Ayhan Bilgen tahliye edildi. Aylık tutukluluk değerlendirme duruşması bugün yapılan Bilgen, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, 6- 8 Ekim Kobane olayları öncesinde HDP MYK’sinin yaptığı sokağa çıkma çağrısına ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında gözaltına alınıp, serbest bırakıldıktan bir gün sonra tekrar gözaltına alınmıştı. Parti sözcüsü 31 Ocak’ta tutuklanmıştı. Bilgen’in ilk duruşması 8 Ağustos’ta görülmüştü.

    4 Kasım 2016’dan bu yana hangi HDP’li vekiller tutuklanmıştı?

    HDP’nin 1 Kasım seçimlerinde meclise giren 59 milletvekilinin 9’unun tutukluğu devam ediyor. Bugüne kadar 30 milletvekili gözaltına alınıp serbest bırakılmıştı.

    1. Selahattin Demirtaş
    2. Figen Yüksekdağ (vekilliği 21 Şubat’ta düşürüldü)
    3. Selma Irmak
    4. Abdullah Zeydan
    5. Gülser Yıldırım
    6. Çağlar Demirel
    7. Ferhat Encü
    8. İdris Baluken
    9. Burcu Çelik Özkan

     

    (140journos, Yeşil Gazete)

    Emek Sineması’nı yıkan Grand Pera AVM filme taşındı: “Grand Pera Yalnızlığı”

    Yıkılmaması için yapılan itiraz ve protesto gösterilerinin sonuçsuz kaldığı Emek Sineması’nın “yeni yüzü” film oldu. Emek Bizim İstanbul Bizim inisiyatifi tarafından paylaşılan ve toplumcu gerçekçi bir bakış doğrultusunda hazırlanan “Grand Pera AVM” adlı belgesel Beyoğlu’nun yok edilen kolektif hafızasının bir eleştirisi. Emek Bizim İstanbul Bizim inisiyatifi hazırladıkları belgeseli Vimeo hesaplarından şu mesajla takipçilerine duyurdu. Grand Pera Yalnızlığı from Emek Bizim İstanbul Bizim on Vimeo. Asics Gel Kayano Evo Homme “Emek Bizim İstanbul Bizim inisiyatifi olarak Emek Sineması’nı yerle bir etmesiyle ünlenen Grand Pera AVM’yi filme taşıdık. AVM’ye girdiğimizde insandan çok insan imajları ve balmumundan insan replikalarıyla karşılaştık. İçerdeki çok az sayıda insan vardı, onlar da duvarların ve kolonların ardında kaybolup duruyorlardı. Belgeselde ister istemez ‘toplumsuz gerçekçi’ bir tarz oluştu. adidas neo hombre Filmde yürüyen insandan çok yürüyen merdiven görünmesi de bu yüzden. AVM’deki dükkanların çoğu kiralanmamış bile, binanın yarısı da zaten inşaat hâlinde duruyor. Yukarıdaki sinema kompleksi de tenha. NIKE FREE 5.0 Herhalde bu sekiz salonun tümünün aylık seyirci sayısı, “kimse gitmiyor”, “koltukları yağlı” gibi bahanelerle yıktıkları Emek Sineması’nınkini geçmez. Jason Pierre-Paul Giants Jerseys Salonlar boş, dükkanlar boş ya da zaten yok. Mağaza çalışanlarının sayısı müşterilerden daha fazla muhtemelen. Müşteri diye çektiğimiz insanların bir kısmının, yapacak iş yok diye AVM’de dolanan mağaza çalışanları olma ihtimali yüksek. Dolayısıyla bu belgesel yanıltıcı olabilir; müşterileri fazla göstermiş olabiliriz.

  • CORTEZ
  • Eğer öyleyse, mekân sahipleri kusura bakmasınlar, montajdır deyip geçsinler. 5. katta yaptıkları çakma Emek’te çekim yapamadık, kapalıydı. Çekseydik de kurguya eklemezdik.

  • Memphis Grizzlies
  • Bu film insan yalnızlığını anlattığı için bir sinema salonu mumyasının yalnızlığı filme yakışmazdı. Nike Air Max 90 Pas Cher Pour Homme Şu hâliyle Grand Pera AVM, sırf Emek Sineması’nı yıkmak için tasarlanmış bir işgüzârlık timsali gibi duruyor. nike air max schoenen Metreküp israfı. İçinde in cin top oynuyor. Bir de malumunuz olan bir hayalet var tabii. Zaman hızla akıp gidiyor, her şey unutuluyor.

    Bakan Eroğlu açıkladı: Muğla’daki orman yangını kontrol altına alındı

    Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu, Muğla’da ormanlık alanda 6 Eylül’de çıkan ve kırsal Zeytinköy Mahallesi’ne sıçrayan yangının karadan ve havadan yürütülen söndürme çalışmaları neticesinde kontrol altına alındığını açıkladı. Saatteki hızı 50 kilometreyi aşan şiddetli rüzgarın da etkisiyle yayılan yangında 61 ev kül oldu 7 büyükbaş, 6 küçükbaş hayvan ve 3 eşek öldü. Arıcılığın yapıldığı bölgedeki 11 bin arı kovanından 1500’ü tamamen yandı.

    Bölgede incelemelerde bulunan Menteşe Kaymakamı Caner Yıldız, vatandaşların yaralarını sarmak için acil olarak hasar tespit çalışmalarına başladıklarını ve kısa zamanda maddi yardımda bulunacaklarını söyledi.

    Saat 13.45 sıralarında nedeni henüz belirlenemeyen yangın rüzgarın da etkisiyle kısa sürede büyümüş, bölgeye sevk edilen amfibik uçaklar, söndürme helikopteleri, çok sayıda arazöz ve dozerlerle yangına müdahale edilmişti. Yangında dumandan etkilenen 22 köylü ve 6 orman işçisine ambulanslarda acil müdahalede bulunulmuştu.

     

    (Yeşil Gazete)

    Peru’da toprak eşkıyaları can aldı: 6 çiftçi palm yağı ticareti uğruna öldürüldü

    Peru’da silahlı 40 kişi, palm yağı üretmek için ‘ele geçirmek’ istedikleri topraklardan ayrılmayı reddeden altı köylüyü vurarak öldürdü. Kendilerinin de ölüm tehditleri aldıklarını belirten yerliler, “Toprak ticareti sorunu karşısında sessiz kalmayı tercih eden devletin ve yerel yönetimlerin köylülerin ölümüne yol açtığını” aktardı. Guardian’da yer alan habere göre Ucayali’nin Amazon bölgesinin merkezinde bulunan yerel liderler; yaşamını yitirenlerin, “Topraklarını vermeyi reddettiği için Cuma günü hedef alındığını” söylüyor.

    Yasa dışı tomrukçuluğun yaygın olarak görüldüğü Amazon bölgesinde savcı olan Jose Luis Guzmán da “Bölgesel yönetim içerisinde yer alanların bu işin içerisinde yer aldığının açıkça görüldüğünü” aktarıyor. Guzmán, yetkililerin sahte tapular dağıttıklarını; bunun da onları bu suçta doğrudan sorumlu hale getirdiğine dikkat çekiyor.

    Gözlemcilere göre asıl tehlike palm yağının ortaya çıkışıyla beraber arazilerinin haksızca ele geçirilmesinin, şiddetin ve ormansızlaşmanın artacak olması. Buna rağmen Peru hükümeti, toprağın böyle kullanılmasının ormanları tehdit etmediğini öne sürerek yayılmayı teşvik ediyor.

     

    (Gazete Karınca)

    Irma Kasırgası Florida’ya ilerliyor: Ölü sayısı 14’e yükseldi

    Atlantik’te bugüne kadar oluşan en şiddetli kasırga Irma, hızını kesmeden yoluna devam ediyor. Karayipler’de büyük bir yıkıma yol açan kasırga en az 14 kişinin ölümüne neden oldu.

    Antigua, Barbuda, Turks ve Caicos adalarıyla ABD’ye bağlı Virjin Adaları büyük hasar aldı. İçme suyu şebekelerinin zarar görmesinden dolayı salgın hastalık riski arttı. İngiltere toprağı olan Turks ve Caicos adalarının açıklarında, dalga boyları 11 metrenin üzerine çıktı. Hala 2010’daki büyük depremin yaralarını sarmaya çalışan Haiti’de de Irma Kasırgası nedeniyle altyapı hasarları oluştu. Takım adaların en büyüğü Grand Turk adasında evlerin çatıları uçarken, yerleşim yerlerinin büyük kısmında sel felaketi yaşandı. Yerel havalimanlarında meydana gelen hasarlar nedeniyle insani yardım ulaştırma konusunda da sıkıntılar yaşanıyor.

    Irma ABD’ye doğru ilerlerken, Florida eyaletinin sahil bölgelerinde yaşayan yaklaşık 500 bin kişinin tahliye ediliyor. Kasırganın Pazartesi günü Florida’ya ulaşması bekleniyor. Saatte 300 km hızla ilerleyen Irma’nın hızı ana karaya yaklaştıkça bir miktar azaldı ve saatte 270 km’ye geriledi. Ancak kasırga hala en tehlikeli seviye olan kategori 5 olarak sınıflandırılıyor.

    Kızılhaç: 26 milyon kişiyi etkileyebilir

    Kızılhaç örgütü, şu ana kadar 1,2 milyon kişinin Irma Kasırgası’ndan etkilendiğini, ilerleyen günlerde bu sayının 26 milyona çıkacağını söyledi. Örgüt ayrıca temiz suya erişimin kesildiği bölgelerde salgın hastalık riskinin ortaya çıktığını da ifade ederek, “Afet nedeniyle hayatını kaybedenlerin sayısının artması muhtemel” dedi.

    Bahamalara doğru ilerleyen Irma’dan en çok etkilenecek bir sonraki kara parçasının ise Küba olacağı ifade ediliyor. Küba’da en büyük hasarı vermesi beklenen sahil şeridindeki otellerde kalan binlerce turist, iç bölgelere taşındı.

    Jose Kasırgası büyüyor

    Irma’yı Jose ve Katia adlı kasırgalar takip ediyor. Üçüncü kategoriye yükselen Jose Kasırgası Atlantik’in ortasında, Barbuda’ya 900 mil uzaklıkta, Karayipler’e doğru ilerliyor. Hızı saatte 145 km olan Jose’nin büyük bir kasırgaya dönüşeceği tahmin ediliyor. Atlantik Okyanusu’nda yıllar sonra aynı anda üç kasırga aynı anda görülüyor.

     

    (BBC Türkçe, VOX, Yeşil Gazete)