Ana Sayfa Blog Sayfa 3047

Meksika’da 8 büyüklüğünde deprem!

Meksika açıklarında 8,1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Amerikan Jeoloji Merkezi, depremin ülkenin güneyinde yer alan Chiapas eyaleti açıklarında yaşandığını açıkladı. Depremde ikisi çocuk 5 kişinin hayatını kaybettiği belirtiliyor. Reuters, depremin merkezinin Pijijiapan kasabasının 123 km güneybatısı olduğunu ve derinliğin ise 33 km olduğunu aktardı. Depremin başkent Mexico City de dahil olmak üzere çok sayıda kentte hissedildiği belirtildi.  Deprem nedeniyle başkentte elektrik kesintileri yaşandığı belirtiliyor.

Tsunami uyarısı

Guatemala sınırına oldukça yakın olan bir bölgede oluşan depremin ardından tsunami uyarısı yapıldı. Bölge ülkeleri Guatemala, Honduras, El Salvador ve Kosta Rika’nın da tsunami riski altında olduğu duyuruldu.

Meksika’nın Sivil Savunma Dairesi, 8.1 büyüklüğündeki depremin 1985 yılında ülkede yaşanan ve çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketinin ardından ülkede yaşanan en şiddetli deprem olduğunu belirtiyor.

(BBC Türkçe, AP)

Türkiye’nin dört bir yanından çevre aktivistleri Barış Manço Kültür Merkezi’nde buluşuyor

Termik Santraller ile insan hakları arasındaki ilişkiyi inceleyen Yeryüzü Derneği, 9 Eylül Cumartesi günü İstanbul Barış Manço Kültür Merkezi’nde “Termik Santraller ve İnsan Hakları Sempozyumu” düzenliyor. Sempozyum’a Türkiye’nin dört bir yanından çevre mücadelesinde aktif olarak görev alan yerel hareket temsilcileri de gelip termik santrallerin olduğu bölgelerde günlük yaşamda karşılaşılan hak ihlallerini paylaşacak, kendi hikayelerini aktaracaklar. Johnathan Hankins 7 farklı bölgeden gelen yerel hareket temsilcileri veriler üzerinden konuştuğumuz kömürlü yaşamı kendi deneyimleri üzerinden kamuoyu ile paylaşacak. ADIDAS Yeezy Boost 350 V2 Sempozyumda Kazdağları’ndaki Çırpılar Köyü’nden gelen eski köy muhtarı Hüseyin Soylu da bir konuşma yapacak. Hüseyin Soylu bölgede yapılmak istenilen santrale karşı 65 muhtardan imza toplayarak başlattığı direniş ile doğa savunucularının yakından tanıdığı bir isim.

  • Adidas Superstar Blu Uomo
  • Bu direniş ile birlikte başlayan kampanya sonrası ÇED İnceleme Denetleme Kurulu (İDK) toplantısı ertelenmişti. Zapatillas ROSHE ONE Ancak, gelinen son durumda 13’ Eylül Çarşamba günü Ankara’da yeni bir İDK toplantısı yapılacak. asics meskie do biegania Hüseyin Soylu, bu yeni İDK’ye karşı ses çıkarılmasını sağlamak amacı ile Kazdağları’ndan bir video ile doğa savunucularına destek çağrısında bulunmuştu. Yeryüzü Derneği tarafından düzenlenecek “Termik Santraller ve İnsan Hakları Sempozyumu”na dair tanıtım bülteni ise şu şekilde:

    Çevre hareketi, haklarını konuşmak için İstanbul’da toplanıyor

    Çanakkale’den, Kütahya’ya, Adana’dan Zonguldak’a yerel çevre mücadelesinin temsilcileri, termik santraller ile insan hakları arasındaki ilişkiyi tartışmak için bir araya geliyor. Yeryüzü Derneği’nin düzenlediği Termik Santraller ve İnsan Hakları Sempozyumu 9 Eylül 2017 tarihinde Barış Manço Kültür Merkezi’nde düzenleniyor. Termik santrallerin kurulduğu bölgelerde yerel halkın karşılaştığı sorunları hak temelli tartışmayı planlayan etkinlikte, Termik santrallerin yerelde yarattığı insan hakları ihlalleri tartışılacak. asics pas cher Kömürlü termik santral yakınlarında yaşayan yurttaşların paylaşımda bulunacağı etkinlikte aynı zamanda ortak neler yapılabileceği konuşulacak. Ezekiel Elliott OSU Jersey Etkinliğe, onlarca termik santralin yapılması planlanan İskenderun Körfezi’nden, 1960’lardan beri termik santral gölgesinde yaşayan Seyitömer ve Zonguldak’tan, kömür tehditti altındaki Kazdağları’ndan ve daha bir çok farklı şehirden yurttaşlar katılıp yaşam alanlarında karşılaştığı sorunları paylaşacak.

  • NIKE AIR FOOTSCAPE
  • Termik Santraller ve İnsan Hakları Sempozyumu Tarih: 09 Eylül 2017 10:30 Yer: Barış Manço Kültür Merkezi, Caferağa Mah. nike air zoom schoenen Moda Cad. Nailbey Sok.

    Mersin’de balık çiftliği isyanı: GDO’lu ve yağlı besinler denizleri kirletiyor!

    Mersin sahillerine balık çiftliği kurulması için 2008 yılında başlatılan ancak tepkiler nedeniyle başarısız olan proje yeniden gündemde. Polat Denizcilik Şirketi’nin Silifke’deki Dana Adası mevkiinde kurmak istediği balık çiftliği projesi uygun bulundu ve ÇED süreci başlatıldı.

    Balık çiftlikleri çevreye ve ekosisteme ciddi zararlar veriyor. Balıkları beslemek için verilen GDO’lu ve yağlı besinler denizleri kirletiyor. Çiftlik balıklarının dışkıları ve hastalık taşıyan balıklar deniz hayatının yok olmasına sebep oluyor. Alg nüfusunun da artmasına sebep olan dışkılar sudaki oksijen oranını düşürüyor ve tüm bu nedenlerle su, yaşamı destekleyemez hale geliyor.

    2008 yılında ne olmuştu?

    Pınar Eşkin’in Ekolojist’te yer alan haberine göre, Türkiye’nin sahip olduğu 321 kilometre ile en uzun kıyı şeridine sahip kenti olan Mersin’de, yeni yönetmelik çerçevesinde balık çiftlikleri kurulması konusunda 70 firma, 1 milyar dolarlık yatırım için Mersin’e doğru yola koyuldu. Bunun üzerine  sivil toplum kuruluşları bir araya gelerek önemli bir mücadele sergiledi.

    Mersin Barosu, ‘yatırımlar çevreyi kirletecek’ gerekçesi ile konuyu 13 ayrı dava ile idare mahkemelerine taşıdı. Bir yıl süren tüm davalar kaybedildi. Ardından konu Danıştay’a taşındı ve yatırımlara yönelik yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bu karar ile Mersin, balık çiftlikleri yatırımlarından kurtuldu.

    Ancak bu 10 yıllık süre içerisinde firmalar, adeta cennetten bir köşe olan bakir Mersin koylarında balık çiftlikleri kurmak için girişimlerde bulunmayı ihmal etmedi. Kentteki sivil toplum kuruluşlar ve duyarlı vatandaşların bilinçli yaklaşımı ile bu girişimlerin pek çoğu bertaraf edilse de birkaç firma Ankara’dan onay almayı başardı.

    Polat Denizcilik şirketinin projesi uygun bulundu

    Bu firmalar arasında, Mersin’e 100 kilometre uzaklıktaki Silifke ilçesi Akdere Mahallesi Dana Adası mevkiinde balık çiftliği yapmak isteyen Polatlar Deniz Ürünleri Pet. Tur. Nak. Buz san. ve Tic. Ltd. Şti. Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne başvuru yaptı. Ağ kafeslerde; çipura-levrek yetiştiriciliği yapmak isteyen şirketin, Mersin Valiliği’ne sunduğu proje dosyası incelendi ve proje Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği’nin 17. maddesi gereğince uygun bulundu. Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) süreci 7 Ağustos 2017 tarihi itibariyle başlatıldı.

    Mersin halkı tepkili

    Yaşanan bu gelişmeye Mersin’lilerin tepkisi gecikmedi. Konunun gündeme gelmesi ile birlikte sosyal medyada ve Mersin Valiliği başta olmak üzere yetkili makamlara sitem ve tepkilerini dile getiren Mersin halkı, 2008’de yürütülen mücadeleyi hatırlatarak, kentin bakir sahillerinin balık çiftliklerine heba edilmemesini istedi.

    Dana Adası’nın karşısında yer alan ve kurulacak balık çiftliğine en yakın konumda bulunan Mavikent Konutları’nın Yöneticisi Hayati Yılmaz, Mersin il Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü ile yapmış oldukları görüşmeler sonrasında Dana Adası’nın güneydoğusuna 40.000 kapasiteli bir balık çiftliği kurulacağını öğrendiklerini iletti.

    Özellikle Tisan koyunun kirlilik açısından ciddi tehlike altında olduğunu belirten Hayati Yılmaz, Dana Adası’nın dünyanın en eski tersanesi olduğunu, bölgede 274 adet çekek yeri tespit edildiğini ve 1. derece sit alanı olması nedeniyle bölgenin korunması gerektiğini kaydetti.

    Hayati Yılmaz, tüm bu nedenlerle bölgenin ÇED’e tabi olamayacağını ileterek, Konya Üniversitesi öğretim görevlilerinin konu hakkında İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne rapor vereceğini belirtti. Ayrıca bölgede balık çiftliği kurulabilmesi için kamu kuruluşları ve yerel halktan izin almanın gerektiğini de kaydetti. Konu ile ilgili Mersin Valiliği’ne dilekçe verdiklerini, bunun yanı sıra yürütmeyi durdurma kararı alınması için dava açılacağını bildirdi. Hayati Yılmaz, duyarlı vatandaşları Mersin Valiliği ve Mersin Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’ne dilekçe vermeye davet etti.

    Dana Adası, dünyada arkeolojik olarak kanıtlanabilen en büyük tersane

    Selçuk Üniversitesi Sualtı Arkeolojisi Bölümü araştırmacıları, 2015 yılında Silifke Müzesi ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın talebiyle Mersin kıyılarındaki dalışa yasak sahaların revizyonu amacıyla su altı çalışmalarına başladı. Silifke kıyılarındaki arkeolojik eserlerin tespiti amacıyla başlayan çalışma sırasında çeşitli arkeolojik batıkların tespiti yapıldı.

    Dünyada ilk kez bulunan, eski çağda savaş gemilerinin silahı olan demir bir mahmuz 35 metre derinlikte bulundu. Ardından kıyıdan yaklaşık 2 kilometre açıkta bulunan Dana Adası’nın çevresinde çalışmalarını sürdüren ekip adanın üzerinde 274 adet çekek yeri belirledi.

    Dana Adası’nın dünyada arkeolojik olarak kanıtlanabilen en büyük tersane olduğunu belirten araştırmacılar, bu tersanenin, M.Ö. 1200’de Geç Tunç Çağı’nda Kilikyalılar tarafından kullanıldığını düşündüklerini belirtiyor.

    Yapıların bir ada üzerinde bulunması; adanın arkeolojik-doğal sit alanı olması, özel mülkiyet bulunmaması ve herhangi bir yapılaşmanın olmaması nedeniyle insan etkili bir bozulma bulunmuyor. Yalnızca doğal etkilerle zarar görmüş alan, dünyada muhtemelen in-situ özelliklerini koruyan çok nadir tersaneler arasında.

     

    (Ekolojist)

    Kamil Koç muavini eşcinsel çifti otobüsten indirmeye çalıştı

    Kamil Koç muavini eşcinsel bir çifti otobüsten indirmek istedi. SF Giants Uniform Gerekçe ise ‘başını omzuna yaslayarak uygunsuz harekette bulunmak”! Kaos GL’nin ETHA’dan alıntılayarak verdiği habere göre Kamil Koç firmasıyla İzmit’ten Ankara’ya seyahat eden Koray Çeliker erkek arkadaşıyla seyahat ederken muavin tarafından otobüsten indirilmek istendi. chaussures nike pas cher 5 Eylül günü İzmit’ten Afyon aktarmalı olarak Ankara’ya seyahat eden Çeliker, yaşadıklarını ETHA’ya anlattı. asics gel quantum 360 runners Erkek arkadaşıyla seyahat ettiğini belirten Çeliker, muavinin yanlarına gelerek “uygunsuz hareketleriniz var” dediğini ve kendilerini otobüsten indirmek istediğini aktardı. Womens Jordan Retro 13 “Uygunsuz hareketin” de başını erkek arkadaşının omzuna koyması olduğunu ifade eden Çeliker, otobüsten inmeyi reddettiklerini kaydetti. Seyahat hakkının engellenmeyeceğini söyleyen Çeliker, “Eğer direnmeseydik bizi bilmediğimiz bir yerde indirip bırakacaklardı. Maglie Houston Rockets Ama direndik, gerekli olan her yere de şikayette bulunduk” diye konuştu. Air Max Pas Cher Çeliker, yaşadıklarını “Cinsel kimliğimden dolayı muavinin kötü muamelesine maruz kaldım” sözleriyle değerlendirdi. Nike Air Max 90 Homme Çeliker, şöyle devam etti: “Şikayet ettim, firmadan özür dilendi ama gerekenin yapılacağını düşünmüyorum. Nike Air Max 2017 Dames wit Çünkü bu tip olaylar çok fazla yaşanıyor.

    Milyonlarca ton tehlikeli atığın depolandığı Foça Gölyüzü mevkiinde yangın

    Aliağa-Foça arasındaki demir çelik, termik santral, kağıt ve gübre tesislerinin atık ve cüruflarının depolandığı Kozbeyli Gölyüzü mevkiinde yangın çıktı. Milyonlarca ton “tehlikeli atık” sınıfından cürufun depolandığı alanda İzmir’in kuzey ormanları yer alıyor. nike air jordan 12 mujer Bölge aynı zamanda su havzasının ve birinci sınıf tarım arazilerinin olduğu bir yer. Özer Akdemir’in Evrensel’de yer alan haberine göre, İzmir Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü yangının Egedemir Geri Kazanım Madencilik Tesisi bahçesindeki plastik hurda alanında çıktığı belirterek yangının söndürme çalışmasının devam ettiğini, herhangi bir yere sıçramasının söz konusu olmadığını ileri sürdü. Viking Kağıt’ın atıkları mı? Gölyüzü mevkiine komşu Horozgediği Köyü’nün Eski Muhtarı Özcan Bora yangının gece başladığını ve Viking Kağıt Fabrikasından getirilen atıkların gömüldüğü alanın yandığını söyledi. Daha öncede cürufların içine Aliağa yakınlarındaki Viking Kağıt Fabrikası’ndan getirilen atıkların gizlice gömüldüğüne dair açıklamalarda bulunan Bora, “Ben bu durumu Aliağa Belediyesi’ne bir dilekçe ile bildirmiştim. asics gel quantum 180 męskie Bir süre durdu bu işlem ama sonra yeniden devam etti. Bu atıkların içinde yanıcı çok sayıda madde var ve çok zehirli olduğuna dair raporlar bulunuyor” dedi. “İzmir sahipsiz” Foça Çevre Platformu (FOÇEP) Yürütme Kurulu Üyesi Bahadır Doğutürk yıllardır bu bölgenin ne kadar büyük bir tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söylediklerini aktararak şöyle konuştu: “2010 yılında alınan bir kararla İzmir’in kuzey ormanlar akciğerleri içine dökülen bu zehirli, tehlikeli atıkların ne denli büyük bir çevre katliamı olduğunu dile getirdik. Geçen sene 15 Mayıs tarihinde yapılan büyük eylemi neden bu alanda yapmış olduğumuzun önemi bir kez daha anlaşıldı.” Yanan malzemenin ne olduğu konusunda bile net bilgi sahibi olmadıklarını belirten Doğutürk sözlerine şu şekilde devam etti: “Kamyonlar üstünde alevli bir şekilde alana dökülen cüruf ve tufaller bugünün habercisiydi. Uyarılarımız dikkate alınmadı, üstelik buradan alınan bu tehlikeli atıklarla yol yapılmaya devam ediliyor. Foça köy yolları ve Yeni Foça sahil düzenlemesinde yine bu malzemeler kullanılarak yaşam alanlarının içine sokuluyor. nike air max pas cher Konu hakkında açtığımız davalarda bilirkişi adı altında gelenlerin sahteciliğine sığınarak kamuoyunda saklanan gerçekler şimdi gün yüzüne çıkıyor. Hiçbir usulsüzlük ilelebet gizli kalmaz. İzmir’in kuzeyinde kirli oyunlar oynanıyor.

  • ZX 700
  • İzmir sahipsizdir.” Tehlikeli atıkları parke taşı yaptılar! TÜBİTAK’ın bölgede milyonlarca ton bulduğunu belirttiği cürufların “tehlikeli atık” olduğuna dair raporu var. Jordan CP3 Horozgediği ve Ilıpınar Köyleri arasına depolanan bu atıkların her geçen gün büyümesinin ardından geçtiğimiz yıllarda İzmir Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve bölgedeki fabrika sahipleri bu cürufların yol yapımı için dolgu malzemesi, bordür ve parke taşı yapımı ile eritilmesini öngören ortak bir projeye imza atmışlardı. Fjallraven Kanken Big İBB’nin “Cüruf sorununa çevreci çözüm” diyerek sahiplendiği ve bölge patronlarından da övgüler almıştı.

  • FREE 5.0
  • TÜBİTAK ise bu atıkları “tehlikeli atık” olarak sınıflandıran bir rapor hazırlamıştı. Ardından bilirkişi raporu hazırlanmıştı. EGEÇEP, Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Ayşegül Pala, aynı üniversitenin Maden Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Maglia Tracy McGrady Dr.

  • Nike Air Max 2017 Dames
  • Turan Batar ve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesinden Prof. Dr. air max noir Musa Avcı’dan oluşan bilirkişiler hakkında “Gerçeğe aykırı bilirkişilik veya tercümanlık suçu”nu işlemekten suç duyurusunda bulunurken başsavcılık “O ifade sehven yazılmıştır” diyerek suç duyurusu hakkında takipsizlik verdi.

    Irma kasırgası Dominik Cumhuriyeti’nde bulunan Acun Ilıcalı’nın Survivor setini vurmak üzere

    Atlantik Okyanusu’nda batıya doğru ilerlemeye devam eden Irma kasırgası Barbuda, St. Barthélemy, St. Martin, Anguilla, British Virgin Adaları’nda saatte 300 kilometreye yakın hızda doğrudan karaya vurduktan sonra Amerikan Virgin Adaları’nın ve Porto Riko’nun çok yakınından geçerek ciddi maddi zarara ve can kaybına neden oldu.

    Irma kasırgasının son durumu. Kasırga Dominik Cumhuriyeti’nden geçiyor.

    Irma kasırgasının şu ana kadar 8 kişinin ölümüne, Barbuda adasının %95’inin yıkılmasına, diğer adalarda da ciddi hasara neden olduğu bildiriliyor.

    Atlantik okyanusunda bugüne dek görülen en kuvvetli tropikal fırtına olan kategori 5 Irma kasırgasının bugün Turks ve Caicos ile Dominik Cumhuriyeti’nden geçmesi bekleniyor.

    Survivor seti Dominik Cumhuriyeti’nin kuzey doğusunda bulunuyor.

    Acun Ilıcalı’nın çektiği Survivor yarışma programının seti de Bahama adlarının kuzey doğusunda bulunan Las Terrenas kenti yakınındaki bir deniz kenarında şu anda hazırlanıyor. Önümüzdeki iki saat içinde Bahama Cumhuriyeti’ni vurması beklenen Irma kasırgasının yeni sezon için hazırlanmakta olan Survivor programının setine de büyük zarar verebileceği bildiriliyor.

    İklim değişikliği okyanus sıcaklıklarını artırarak, deniz seviyelerini yükselterek ve ısınan atmosferin daha fazla nem tutmasına neden olarak tropikal fırtınaların şiddetlenmesine, etkisinin atmasına ve şiddetli yağışlara neden oluyor.

    (Yeşil Gazete)

    Feminist yazar ve aktivist Kate Millett hayatını kaybetti

    ‘İkinci dalga feminizm’in en önemli temsilcilerinden ve ‘Cinsel Politika’ kitabıyla bilinen yazar, akademisyen, aktivist ve heykeltraş Kate Millett (82), dün gece Paris’te hayatını kaybetti.

    Kate Millett, 1934’te ABD’nin Minnesota eyaletindeki St. Paul kasabasında doğmuştu. İrlanda kökenli Katolik bir ailenin üç kızından biri olan Millett, 1956’da Minnesota Üniversitesi’ni, 1958’de Oxford Üniversitesi İngiliz Edebiyatı Bölümü’nü bitirmişti.

    Japonya’da heykeltraşlık serüveni

    Millett, 1961’de heykeltraşlık konusunda çalışma yapmak için gittiği Japonya’da tanıştığı heykeltraş Fumio Yoshimura’yla 1965’te evlendi ve 20 yıl evli kaldı.

    1960’lı yıllarda Barnard College’de İngilizce öğretmeni olarak çalıştığı sırada yurttaşlık hakları konusuyla ilgilenmeye başlayan Millett, Irk Eşitliği Kongresi’ne ve Ulusal Kadın Örgütü’ne katıldı.

    Doktora tezi: ‘Cinsel Politika’

    Bu etkinlikleri yüzünden işten çıkarılınca Columbia Üniversitesi’nde doktora çalışmasına başladı. Kadınlara yönelik baskıların, ataerkil düzenin kadına yakıştırdığı ikincil konumun edebiyat ve felsefedeki örneklerini irdelediği doktora tezi, 1970’te Sexual Politics (Cinsel Politika, Payel, 1973) adıyla yayımlandı. Kate Millett bu kitabının ülkede yarattığı geniş yankı ile 31 Ağustos 2017 yılında ‘Time’ dergisine kapak olan ilk feminist kadın oldu.

    Bu kitap, sokak kadınlarının sorunlarını ele aldığı bir sonraki kitabı The Prostitution Papers (1971, Sokak Kadınları, Payel, 1975) ile birlikte, onu Kadın Özgürlüğü hareketinin öncüsü konumuna getirdi. Bu nedenle çeşitli saldırılara uğrayan Millett, deneyimlerini 1974’te ilk yaşamöyküsü Flying’de (Uçmak, Pencere, 1996) sergiledi.

    Hintli bir kadına olan sevgisini anlatarak lezbiyen yönünü açığa vurduğu ikinci yaşamöyküsü Sita 1977’de, evlatlık verildiği ailede öldürülen bir kızın dramını anlattığı sosyolojik nitelikli The Basement (Bodrum) 1979’da yayımlandı.

    İran’daki kadın hakları mücadelesini deneyimledi

    Şah’ın devrilmesinden sonra kadın haklarını örgütlemek için gittiği ve kısa sürede Humeyni yandaşlarınca kovulduğu İran’daki kadın hakları mücadelesini anlattığı Going to Iran (İran’a Gitmek) 1981’de yayımlandı.

    İki kez akıl hastanesine kapatılan Millett, 1990’da yayımlanan The Loony Bin Trip’i (Tımarhane Yolculuğu) buradan yola çıkarak yazdı. Ve bu kitap kapatılmayı, deliliği, depresyonu ve “normal” yaşamı sorgulayan cesur bir kitap olarak nitelendi.

    Kadın Sanatçılar Kolonisi

    Millett’ın ‘Fahişelik Dosyası’ adlı kitabı da Türkçe’ye çevrilmiştir.

    Kate Millett bu kitabında seksin ağır bir iş olduğu, her şeyin bir bedeli olduğu ama hiçbir şeyin değerli olmadığı bu alemde yaşayan kadınların gerçek öykülerini kendi ağızlarından kaleme aldı.

    Poughkeepie’de bir çiftlik açan Millett, Kadın Sanatçılar Kolonisi kurdu. Her sanat dalından konukları ağırlayan çiftliğin masrafları yetiştirilen noel ağaçlarından sağlandı.

     

    (Evrensel)

     

     

    Organik atıklar boşa gitmeyecek: Antalya’da atıklardan elektrik üretilecek

    Genova Enerji’nin Antalya’nın Döşemealtı ilçesinde kuracağı biyokütle tesisinde günde 95 ton organik atık elektriğe dönüşecek.

    Sabiha Kötek’in Enerji Günlüğü’nde çıkan haberine göre, Genova Enerji Elektrik Üretimi Arıtma Tesisleri Denizcilik İnş. Taş. İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Antalya İli, Döşemealtı İlçesi, Çıplaklı Mahallesi, Organize Sanayi Bölgesi, 3. Etapta bulunan yaklaşık 10 dönümlük sahada Biyokütleden Elektrik Enerjisi Üretim Tesisi kurulup işletilmesi planlanıyor.

    Yaklaşık 24 milyon TL yatırımla hayata geçirilecek tesiste, günde 95 ton taze kesilmiş çimen ve yeşil atıklar, sebze ve meyve atıklarından oluşan organik atıktan anaerobik parçalanma ile üretilen biyogaz elektrik enerjisine dönüştürülecek. Böylece yılda 23 milyon kWh elektrik ile 23 milyon kWh değerinde ısıl enerji elde edilecek. Sahada toplam 12 kişi istihdam edilecek.

    Faaliyet alanı Antalya’ya yaklaşık 24,4 km, Döşemealtı’na 8 km, en yakın yerleşim yeri olan Çıplaklı Mahallesi’nde bulunan meskene ise kuş uçumu 252 metre uzaklıkta bulunuyor.

     

    (Enerji Günlüğü)

     

    Tutuklu Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser kimseyle görüşemiyor

    Büyükada’da gözaltına alınan İnsan hakları savunucularından Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser’in avukatı Erdal Doğan, adidas zx Eser’in birinci dereceden hiçbir yakını olmadığından 5 Temmuz’dan beri haftada bir yalnızca bir saat avukatı görüşebildiğini ve bunun dışında hiç kimse ile görüştürülmediğini söyledi. adidas superstar uomo miglior prezzo Doğan “İdil’in ailem dediği arkadaşlarının tüm ziyaret başvuruları OHAL/KHK’leri nedeniyle reddediliyor. New Balance 996 hombre Tutukluluğa yapılan tüm başvurular alay edilircesine ve hiçbir gerekçe gösterilmeden otomatikman reddediliyor” dedi. AIR MORE UPTEMPO İdil’i göremeyen ve ailem dediği arkadaşlarının İdil’e ancak gazetede yayınladıkları ilanla ulaşmaya çabaladıklarını belirten Doğan,

  • asics gel kinsei 6 uomo
  • İdil Eser’in Aralık 2016 tarihinden beri iki ayrı kanser riski nedeniyle sağlık kontrolü altında olduğun belirtti. Nike Air Mag Doğan açıklamasını şöyle bitirdi: “Keyfi soruşturma,

    Bay bay permafrost, seni tanıyamadık

    Türkiye’de yaşayan bizler için permafrost pek tanıdık bir ortam değil. Onur Çalışkan’a göre Türkiye’nin %3’ü periglasiyal yani permafrost alanların çevresindeki buzulun çözülmesiyle oluşan iklim özelliğine sahip bölge. Fakat çoğumuzun bu duruma aşina olmadığını iddia etmek yanlış olmaz. Hızlıca permafrost nedir ile başlayabiliriz. Permafrost sürekli donmuş toprak anlamına geliyor ve kuzey yarım kürenin kabaca %24’ü permafrost özelliğe sahip. Kesin olmak için en az iki yıl boyunca tüm yıl boyunca donmuş haldeki toprak için bu ifade kullanılıyor.

  • Adidas Zx 500 Donna
  • Güney yarım kürede de aslında permafrost mevcut ancak komple buzulla kaplı Antartika için bu ifade kullanılmıyor. Bu sebeple güney yarım kürede yüz ölçüm olarak oldukça az bir alan bu özellikte. İyi de bize ne, donmuş işte toprak diyebilirsiniz. Ancak iklim değişikliği kaynaklı sorunların bir başkasıyla (belki de en kritik olanıyla) karşı karşıyayız. Bu permafrost eriyor ve yapısında yüksek miktarda karbon ve metan bulundurduğu kesin.

    Erime başlıyor

    Başlık yanıltmasın erime çoktan başladı. Fakat biz tüm insanlık olarak bunu yeni yeni anlayabiliyoruz. Mesela permafrostta tahmin edilen ölçeklerde bir çözülmenin yüzyıllar sürmesi gerekiyordu. O da çözülmeye sebep olacak şartları doğa var ederse. Ancak IPCC verilerine göre 21. yüzyılın ortalarında permafrost %20-%35 oranında çözülmüş olacak. Birleşmiş Milletler İklim Programına göre 2080 yılına gelindiğinde %30-%50 arasında çözülme yaşanıyor olacak. Yaşanıyor diyorum çünkü bu bölge sürekli olarak çözülüp tekrar donacak. Çözülmenin asıl sebeplerinden biri ise iklim değişikliği, artan sıcaklıklar ve buna bağlı olarak yıl boyunca dondurucu günlerin azalmış olması. Son yıllarda Kanada’da çözülme vakaları öylesine normal bir hal almış durumda ki ancak ne kadar büyük oldukları haber olabiliyor. Bu kış yayınlanan şu haberde kimse çözülmenin kışın gerçekleşmesine şaşırmamış durumda farkındaysanız. Permafrost içerisinde yüksek miktarda organik materyal ve dünya karbonunun üçte birinin gömülü olduğu tahmin ediliyor. Çözülme ve havanın ısınması organik materyalin ortaya çıkmasına ve çürükçül bakterilerce ayrıştırılmasına ortam sağlıyor. Normal şartlarda çok yavaş gerçekleşecek bu süreçten ötürü bazı uzmanlar 2020’li yıllarda kuzey kutup dairesinin bir karbon yutağı olmaktan karbon kaynağına dönüşme ihtimalinin güçlü olduğuna inanıyorlar. Bu durum turbalık alanlar için de geçerli. Yakın zamandaki bir araştırmanın gösterdiği üzere gelecek on yıllar içerisinde gerçekleşebilecek 1 °C’lik artış yılda 38 ila 100 milyon ton karbonun turbalık alanlardan atmosfere salınmasına sebep olabilecek. Karbon tabii ki işin bir yönü. adidas y3 pas cher Diğer ve daha korkutucu kısmı ise permafrost içerisine gömülü olan metan. Metan 20 ila 25 kat daha yüksek karbondioksit eşleniği sera gazı etkisine sahiptir. Bilim insanlarının hesapları bu permafrost içine gömülü metan miktarı konusunda farklı sonuçlara ulaşmakta, sonuçlar 7,5 ila 400 milyar ton karbondioksit eşleniği sera gazı arasında değişmektedir. Ayrıca 2006 tarihli bir çalışmaya göre buzul göllerinde beklenenin beş katına kadar metan salınımı gözleniyor. Konunun bizim açımızdan tekrar gündeme gelmesi ise New York Times’ın 23.08.2017 tarihli haberi. Bilim insanlarının keşfettiğine göre Alaska’nın permafrostu beklenden iki kat hızla çözülüyor. Ortaya çıkacak karbondioksit eşleniği sera gazının ise gelecek birkaç yüzyıl boyunca küresel sıcaklığı en az 0,94 °C arttırması bekleniyor. Canotta Phoenix Suns Sonuç olarak ne kadar karbon gömülü dersiniz permafrost ve çevresinde. Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezine göre 1,4 gigaton. Bu değer atmosferde hali hazırda bulunan karbondan kat ve kat fazla. Tüm bu veriler ışığında permafrost ve onun çözülmesi konusuna rahatlıkla saatli bomba benzetmesi yapılabilir. Bunun sebebi bilim insanlarının iddia ettikleri iklim değişikliğinin tepe noktası konusu. Duyunca iddia sizin için iddia olmaktan çıkacak artık. İddia şu ki, gezegeni yeteri kadar ısıtırsak permafrostun çözülmesi, buzulların erimesi, okyanusların asitlenmesi ve diğer birçok iklim değişikliği fenomeni artık insan etkisine ihtiyaç duymaksızın hızlanarak ve katlanarak artacak. O durumda artık karbon salmayı bırakmışız, bırakmamışız beyhude.

    Yeteri kadar korkmadınız mı?

    Bunlar küresel iklim değişikliği konusunda kötü haberlerdi. Rashad Jennings Özellikle dünyanın Harvey kasırgasına şaşırdığı (biz pek şaşırmadık) ve İrma kasırgasından korktuğu (biz dehşete düştük) bir zamanda. Daha korkutucu olan başka konu ise permafrostun çözülmesi ile ortaya çıkan hastalıklar. Permafrost karbon ve metan yanında milyonlarca yıllık organik mataryal ve yüksek miktarda ölü canlı da barındırmakta. new balance 1400 femme Bunlar arasında insanların henüz tanışmadığı virüsler ve mikro organizmaların olduğunu iddia etmek yanlış olmayacaktır. nike free run 2.0 homme Bunun kayıtlara geçen bir örneği Sibirya’da Yamal yarımadasında 2016 Ağustos ayında ölen 12 yaşındaki çocuktur. Aynı olayda en az 20 kişi daha hastaneye kaldırılmış ve hepsine de Antrax’a teşhisi konulmuş. Teoriye göre bir ren geyiği en az 75 yıl önce Antrax’tan ölmüş ve permafrost içine gömülmüş. 2016 yılında kayıtlara göre yaklaşık 2,000 ren geyiği daha enfekte olmuş ve sonuç olarak hastalık bir miktar insana da buluşmayı başarmıştı. Boris Revich ve Marina Podolnaya’nın 2011 tarihli çalışmaları bu ihtimali daha net bir şekilde ortaya koymakta. Çalışmalarına göre eski salgın hastalıklar, özellikle 18. Adidas ZX 750 Heren ve 19. yüzyılın salgınlarında ölen kurbanların gömüldüğü eski mezarlıklar ölümcül salgınların yeni kaynakları olabilirler. Örneğin bilim insanları Alaska permafrostu içerisinde İspanyol nezlesinin RNA parçalarını keşfetmişlerdi. 2014 yılında yapılmış başka bir çalışma ise Sibirya’da keşfedilmiş ve 30,000 yıldır permafrost içerisidne 30-35 metre derinlikte donmuş halde bulunan Pithovirus sibericum ve Mollivirus sibericum virüsleri. Bilim dünyası bu tür virüslere süper virüs diyorlar çünkü sıradan mikroskoplarla bile görülebilicek kadar büyükler. Konuya dönersek virüsler ortam sıcaklığında derhal aktif ve bulaşıcı hale geçmişler. Şanslıyız ki bu virüsler sadece tek hücreli canlılara bulaşıyorlar. Konuyu herkesin anladığınu düşünüyorum. Daha derli toplu ve yazının bu bölümünün büyük kısmı için kullanılan bir kaynak olarak BBC haberi önerebilirim.

    Başka ilginç sonuçlar da var

    Yani en azından bana ilginç tabii, yerel halkın çok korktuğu kesin. Batagaika krateri ilk kez 25 yıl önce ortaya çıkmış. Yerel halkın inandığına göre bölgedeki ağaçları 1980’ler ve 1990’lar boyunca kesince krater ortaya çıkmış. Bir çeşit cezalandırıldıklarını düşünüyorlar. Bu sebeple ‘Cehenneme Açılan Kapı‘ olarak da isimlendirilmiş. Bilim insanlarına göre bir konuda haklılar, toprağın serin kalmasını sağlayan yalıtıcı bitki örtüsünü kaldırınca permafrostun çözülmesi başlamış. Ancak bu bölgede çözülme o kadar hızla yaşanıyor ki 25 yıl kadar bir sürede krater 90 metre derinleşmiş ve her yıl 20 metre genişlemeye devam ediyor. Ve kraterin altında daha metrelerce permafrost olduğu düşünülüyor. Çözülme devam ettikçe ortaya çıkan hayvan iskeletleri de cabası. Tabii hayvan demişken, bulunan en korunmuş mamutlar hep Sibirya permafrostundan çıktılar. Bedenleri gerçek tüyleriyle kaplı olarak bulunan bu hayvanları ilk gördüğüm zaman hayretler içinde kaldığımı hatırlıyorum. Ama bilim bu tabii boş durmayarak hayvanları diriltme planlarına girmiş durumda. adidas superstar 2 uomo Konuya çok girmeden yine hayretler içinde olduğumu belirterek yazıyı bitireyim. İnsan türü kendi yok oluşuna doğru hızla giderken, zaten yok olmuş bir türü yeniden yok olmaya davet ediyor gibi hissediyor ve anlıyorum.