Ana Sayfa Blog Sayfa 2793

Selahattin Demirtaş AİHM’ye başvuracak

Edirne Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP’nin eski genel başkanı ve Cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş, serbest seçim hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) başvurmaya hazırlanıyor.

Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Demirtaş’ın ‘serbest seçim hakkının’ ihlal edildiği tespiti talebiyle yarın AİHM’e başvuru yapılacaktır” denildi.

Avukat Karaman, Twitter üzerinden yaptığı bir sonraki paylaşımda ise HDP’nin “mağdur sıfatı ile başvuruda bulunabileceğini” düşündüğünü dile getirdi.

Demirtaş, Twitter üzerinden seçim sonuçlarını değerlendirdiği açıklamasında, seçim kampanyasını cezaevi koşullarında yapmak zorunda olmasının, seçimin en büyük adaletsizliği olduğunu belirtmiş ve bu yönüyle sonuçların meşruiyetinin tartışılacağını dile getirmişti.

Demirtaş’ın avukatları, HDP’nin cumhurbaşkanı adayının tahliye edilmesi istemiyle Ankara 19’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuş, ancak talep reddedilmişti. Bunun üzerine karara itiraz eden avukatlar, bir üst mahkeme olan Ankara 20’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurmuştu.  Mahkemenin, bir alt mahkemenin kararını onamasının ardından Demirtaş, Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) bireysel başvuruda bulunmuştu. Ancak Selahattin Demirtaş, 19 Haziran’da Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, “AYM, avukatlarımın tahliye başvurusunu henüz görüşmedi bile. Halen ölü taklidi yapıyorlar. AYM, dosyamı ele almaya korkar hale getirildi” demişti.

Kasım 2016’dan beri cezaevinde bulunan Demirtaş hakkında “Terör örgütü kurma, yönetme, örgüt propagandası, suç ve suçluyu övme” iddialarıyla açılmış birden fazla dava var. Tutuklu yargılanan Demirtaş’ın 142 yıla kadar hapsi isteniyor.

 

(DW Türkçe)

Ekoloji, 68 ve Yeşiller – Murat Bjeduğ

Ekolojik mücadele, çok eskilere giden tarihe sahip bir mecradır. 68, yeni bir tarihsel olgudur; Yeşiller ise çok yeni ve dünyayı çok etkilemiş bir siyasi / toplumsal harekettir.

Ekoloji odaklı savaşımın siyasallaşarak Yeşiller adını alması ve 70′ lerde hem mali finans oligarşisinin hem de gelişmiş kapitalist ülkelerin kendi iç sanayi burjuvazisini sarsan; tarihsel haklılıkları karşısında sus pus eden- bence- devrimci cenahta sayılması gereken çıkışıyla 68 doğumludur; 68 i temsil eder.

Çevreciler adı verilen ve çevre koruma ekseninde hareket eden ilk çıkışlar saf ekoloji ile tanımlanabilir. Farklı arealarda ama bir zincirin halkaları bütünselliğinden uzak ekolojik mevzi direnişleri yer yer kırılmalara da uğrayabiliyordu. Ama Yeşiller; çevre sorununun kapitalist endüstrileşme ile doğayı mahvederken giderek insanlığa biyosferin tahammül sınırlarını aşan aç gözlülüğü ve küstahlığıyla karşı karşıya kalındığını gösterdi. Gidişatın bir ekolojik infilake doğru yöneldiğine dair tezleri, kıyamet haberciliği ile gerçek ötesi feveranlar muamelesi gördü.

Yeşiller, ilk başlarda idrak edilemeyen önermeleri ve eleştirilerinin ciddiye alınmamasına takılmadan, siyasi harekete dönüşüp insanları etkilemeye başladılar. Daha ziyade, sorunun vuku bulduğu yerlerde ki eylemleriyle, desantralize ve çok parçalı yapılardan müteşekkil özellikleriyle tüm dünyanın nazar-ı dikkatini celbettiler. Bu tarihsel evrede, Die Grünen – batı alman Yeşiller partisi, tam manasıyla esin verici lokomotif idi.

68 dalgası geri çekilmeye yüz tutarken Yeşillerin yanısıra  68 doğumlu başka çıkışlar da dünyayı epeyce meşgul etti. Silahlı mücadeleyi ve şehir gerillası tipi örgütlenmeyi benimseyen yapılar bir anda arenaya fırladılar. En bilinenleri sıralamak icap ederse: Almanya’ da rote armee fraktion, ABD’ de weather underground, İtalya’ da brigatte rosse, Japonya’ da Japanese armee, Uruguay’ da Tupamaros

Bu örgütler;  şiddet konusunda uzmanlaşmış militer devlet departmanlarının ustaca provokasyon ve imha yöntemlerinin çökertmeye matuf atakları neticesinde 5-6 yıl içinde etkilerini yitirdiler. Varlıkları, onlarca soru işaretleri bırakan, karanlık ve aydınlatılmasından hala o ülkelerin devletlerince bilhassa imtina edilen eylemlerinin nedensellikleri öylece kalakalarak son buldu.

Yeşiller ile bu örgütleri aynı yazıda anmamın nedeni önderliklerinin 68 kalkışmasında da önde gidenler ve yakın arkadaş olmalarındandır. Bir yarılma yaşanmış bir kesim kuramı anlaşılması zor sözcükler yığını diye umursamayarak doğrudan silahlı şehir gerillasına ve şiddete yönelirken başka bir grup ise şiddeti mahkum ederek, teoriyi ekoloji ve endüstriyel kapitalizmi ve hatta reel bürokratik sosyalizmi de eleştirerek apayrı bir kulvarda mücadeleyi sürdürme iradesini pratiğe geçirmiştir.

Yeşiller Almanya’ da ”Parti olmayan parti ” şiarıyla, şu ilkeler etrafında teşkilatlandılar:

  • Ekolojik
  • Toplumsal
  • Şiddetsiz
  • Taban demokrasisi

Bu ilkeler, Stalinist komünist partiler gibi kımıldamayan kayaların, geleneksel tezlerini iyiden iyiye marjinaleştirdi. Klasik devrim anlayışı yani, üretim araçlarının mülkiyetinin el değiştirmesi ya da devletleştirilmesinin olmaması bu partilerin (KP) daha 68’in en alevli zamanlarında ”Bu sahte devrimcilerin maskelerini indirelim” şeklindeki  sloganları, o partileri, burjuvazi ile aynı saflara düşürdü.

Yeşillerin endüstriyalizme reddiyeci eleştirileri ve yegane yol olmadığına dair görüşleri, sanayileşmenin sosyalist ülkelerce de tartışmasız hedefler arasında baş köşede bulunmasının inanıldığı gibi hayırlara vesile olamayacağı somut ama çok kahredici örneğiyle doğrulandı. Sovyet sosyalist Rusya bünyesindeki Ukrayna’nın Çernobil kentinde çalışan nükleer santralın patlaması, 9.000 insanın feci şekilde ölmesinin, kentin çöküşünün daha fazla gizlenememesi ile peşin kabuller sorgulanmaya başladı. Çünkü nükleer santrallerin mülkiyeti değildi belirleyici olan, işlevleri ve müsebbibi olan sonuçlar ile insanlık ve doğayı yıkıma götürecek tehlike potansiyelleriydi.

Sızan radyasyon bulutları sınır tanımıyordu; radyasyon bulutları karadenize de yağmur oldu, indi. Bulgaristan üzerinden Galler’e kadar ulaştı. Yeşillerin uyarılarının, çığlıklarının haklılığı üzücü sonuçlarla kanıtlandı. ”Şimdi aktif olmazsan yarın radyo–aktif olursun” sloganı hayat tarafından doğrulandı ama bir sismik şok etkisi yaratsa da kapitalizm ve enerji sorunu nükleer santrallerle çözüm bulma inadı yaşanan ve ileride de yaşanacak olan felaketlere rağmen sürdü.

Güçlü argümanları, endüstriyel tüketim toplumunun yegane seçenek olduğu savının, zihinlerdeki yerleşik ön kabul ve konsensus konumunu derinden sarsılmasını sağladı. Eleştiri ve alternatif önerileri, genel kabullerin tamamen olmasa da kayda değer ölçüde ya terk edilmesine ya da seslerine kulak verilmesine neden oldu.

Diyebiliriz ki, silahlı mücadeleden çok daha kalıcı izler bıraktı, uzanımları bugünlere kadar geldi. Her parti gibi Yeşil partiler de parlamentolara girmeyi önemsediler. Alman Die Grünen’in seçim başarısı aynı ölçekte değilse de İtalya, Finlandiya, Avusturya, Hollanda, İsviçre ‘de de görüldü. Bu ülkelerde de Yeşil partiler parlamentoya girdiler.

Esasen Die Grünen yani Almanya’daki Yeşiller partisi idi, dünyayı etkileyen esin veren.

Bunun analizine eğilince en öne çıkan sonucu, Alman 68’inin önde gelen isimleri 68 alevinin sönümlenmeye yüz tutmasının hemen akabinde, Rudi Dutschke, Petra Kelly, Daniel Cohn Bendit gibi isimlerin 68 deneyim ve birikimlerini seferber ederek aynı mücadele motivasyon ve enerjisiyle Yeşillere katılması tahmin bile edilemeyen bir güç kattığıdır.

Ancak parlamentoya girişle beraber ‘parti olmayan parti’ anlayışı aşındı, içeriden gelen eleştirilerle 68 idealleri terk edilmeye başlandı; kurumsallaşan bir parti haline yönelindi. Bu aşamada partide iki kanadın kıyasıya iç tartışmalarına, çekişmelerine ve mevzi almasına içimiz acıyarak tanık olduk. Bu uğursuz süreç sonunda kazananın Fundoslara (Fundamentalistler) karşı, realoslar (gerçekçiler) olmasıyla sonuçlandı.

Realosların yönetim erkini almasıyla parti bildik düzen partilerine benzemeye başladı, radikal ve devrimci özünden fersah fersah uzaklaşılması tercih edildi.

O parlak on yılın sonunda (1970- 80) Die Grünen giderek çevreci sosyal demokrat parti kılıfına girdi. 68’liler partiden koptu. Rudi öldü.  Heyecan yitip gitti. Kızıldan Yeşile akış tersine döndü. Yeşil partinin uluslararası boyutta etki yaratan kuramcılarından Rudolf Bahro partiden hala ikna olmadığım nedenler ileri sürülerek ihraç edildi ve bugünlere gelindi. Bu son paragraf 1980 – 2018 yıllarına tekabül eden bir panoramadır.

Başta saydığım altın ilkeler zayıflayan titreşimler halinde belleklerde kaldı.

Ardı sıra da ”Elveda başkaldırı”, ”Elveda proletarya” nidalarıyla umutlar ne zaman geleceği kestirilemeyen bir başka bahara ertelendi; kuğu son ötüşünden sonra Simurg olmak için kanatlandı.

Yeşillerin Türkiye serencamı ise ayrı bir yazıda tartışılacak.

 

Murat Bjeduğ

İsveç milli takımı futbolcusu Jimmy Durmaz’dan ırkçı ölüm tehditlerine yanıt

Dünya Kupası’nda Almanya-İsveç maçı 1-1 eşitlikle devam ederken 90+5’te yaptığı faulle Alman futbolcu Toni Kroos’un serbest vuruştan gol atmasına yol açan İsveçli futbolcu Jakup Jimmy Durmaz, tepkilerin ölüm tehditleri boyutuna varması üzerine bir basın açıklaması yaptı.

2012-14 arası Gençlerbirliği’nde top koşturan Türkiye kökenli İsveç vatandaşı Jimmy Durmaz, Rusya’nın evsahipliğindeki 2018 FIFA Dünya Kupası’nda oynanan Almanya-İsveç maçının 2. yarısının sonlarına doğru oyuna girdi.

Son şampiyon Almanya Dünya Kupası’ndan elenme ve İsveç gruptan çıkmayı garantileme yolundayken yaptığı hatayla gidişatı tersyüz eden Durmaz’ın Instagram hesabına ırkçı yorumlarla ölüm tehditleri bırakıldı, ailesi ve çocukları bile tehditlerden nasiplerini aldı.

“İsveçliyim ve İsveç için oynamaktan gurur duyuyorum”

Türkiye’den göçen Süryani bir ailenin çocuğu olarak İsveç’te doğmuş olan 29 yaşındaki Durmaz, İsveç takımının Rusya’daki kampında gazetecilere şu açıklamayı yaptı.

”Performansım için beni eleştirebilirsiniz, ama bunda da bir çizgi vardır ve bu çizgi aşıldı. Beni tehdit ettiğinizde, bana ‘blatte’ (esmer yabancılara yönelik bir hakaret) dediğinizde, ‘Arap şeytanı’, ‘terörist’, ‘Taliban’ dediğinizde, sınırı aşmış olursunuz. Böyle şeyleri yapanlar kim? Bunlar tümüyle kabul edilemez. Ben İsveçliyim ve İsveç için oynamaktan gururluyum. Hiçbir ırkçının bu gururu mahvetmesine izin vermeyeceğim. Irkçılığın hiçbir türüne itibar etmemeliyiz.”

İsveç milli takımından tam destek

Takım arkadaşları da Durmaz’a sahip çıktı. İsveç milli takım teknik direktörü Janne Andersson, takımın Durmaz’ın ‘yüzde 100’ arkasında olduğunu duyurdu.

İsveç’in forvet oyuncusu John Guidetti, ”Durmaz’a yapılan yorumlar aptalca. Sahada bulunduğu süre içinde en iyisini yapmaya çalıştı. Şansız bir frikiğe neden oldu, o frikik de dramatik bir şekilde gol oldu” dedi.

İsveç’in yıldız oyuncularından Albin Ekdal da futbolcuların maçları takım olarak kazanıp kaybettiklerini, takım arkadaşının suçlanmasına anlam veremediğini dile getirdi.

Federasyondan soruşturma

İsveç Futbol Federasyonu Başkanı Håkan Sjöstrandi, ”Durmaz’a yapılan tehditleri gözardı edemeyiz. Tehditlerle ilgili soruşturma açıldı” açıklaması yaparak ekledi:

”Dünyanın en iyi takımlarından birine karşı çok iyi maç çıkardık. Taraftarlarımızın hayal kırıklığını anlıyorum ama hiçbir şey bu davranışları haklı çıkarmaz.”

 

(Sputnik, Guardian)

 

İklim değişikliği ile mücadelede önemli adım: Ülkeler hedef büyüttü

Geçtiğimiz hafta küresel iklim eylemi konusunda Berlin ve Brüksel iki üst düzey toplantıya ev sahipliği yaptı.

9. Petersberg İklim Diyalogu için, Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 35 ülkeden bakan ve temsilciler Berlin’de buluştu.

Petersberg’de Paris Anlaşması’nın somut adımlarla etkin bir biçimde uygulanması için taahhütlerini yenileyen ülkeler, yıl sonunda düzenlenecek olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı’nda anlaşmanın uygulama kurallarının oluşturulması hakkında görüş birliğine vardılar.

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 24) Polonya Katowice’de düzenlenecek.

Toplantıda Almanya Başbakanı Angela Merkel, 2020 yılına kadar kamu iklim finansmanını 2 katına çıkarmaya ve Yeşil İklim Fonu’nu desteklemeye devam edeceği sözünü verdi.

Almanya, gelişmiş ülkelerin Yeşil İklim Fonu’nu doldurmaya devam etmesi ve 2020 yılına kadar yıllık 100 milyar dolar kaynağın oluşması için çaba gösterecek.

Ayrıca, COP 24 Başkanı Michal Kurtykay ve Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki de COP24’te Paris Anlaşması Kural Kitabı sürecinin başarı ile tamamlanacağının teminatını verdi.

Hedef büyütün çağrısı

20-21 Haziran’da Brüksel’de düzenlenen İklim Eylemi için Bakanlar Buluşması’na ise Birleşik Krallık, Kanada, Fransa, Almanya, Meksika, Rusya, Avustralya, ABD, AB ve Çin gibi 36 ülkeden üst düzey temsilcileri ve bakanları katıldı.

Aralarında Almanya, Norveç, Meksika ve Şili’nin bulunduğu 23 ülke Deklarasyon yayınlayarak, 2050 sonrası sıfır emisyon için 2050 stratejilerini en kısa sürede yayınlayacaklarını açıkladılar.

Marshall Adaları Cumhurbaşkanı Hilda Heine, iklim değişikliği ile mücadelede 2020 itibariyle ülkelerin iklim eylemlerinde hedef büyütmeye çağırdı.

 

(Yeşil Gazete)

Meclis’e girmeye hak kazanan 17 milletvekili adayı LGBTİ haklarını savunacak

LGBTİ+ Hakları Taahhütnamesi’ni ve LGBTİ+ Hakları Sözleşmesi’ni imzalayan 17 milletvekili adayı Meclis’e girdi.

Genç LGBTİ+ Derneği, 24 Haziran Cumhurbaşkanı ve 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi için LGBTİ+ Hakları Taahhütnamesi hazırlamıştı.

Taahhütname; LGBTİ+ haklarının korunması, iyileştirilmesi ve Meclis gündemine taşınmasına ilişkin maddelerden oluşuyor.

Ayrıca nefret dilinin kullanılmayacağına dair söz isteyerek imzaya açılmıştı:

“Milletvekili seçilmem hâlinde;

Eşitlikçi ve özgürlükçü bir anlayışla, LGBTİ+ hak ve özgürlüklerinin korunması ve iyileştirmesi amacıyla sivil toplum örgütleriyle karşılıklı fikir alışverişinde bulunacağıma,

Ayrımcılık karşıtı bir mevzuatın hazırlanması için çalışmalar yürüyeceğime,

Nefret söylemi ve nefret suçları ile mücadeleye destek olacağıma;

Toplumsal cinsiyet eşitliğine duyarlı bir bütçe için çabalayacağıma;

LGBTİ+’ların yaşam, eğitim, barınma, sağlık, çalışma, adalete erişim, ifade özgürlüğü ve diğer hak taleplerini ve sorunlarını Meclis gündemine taşıyarak görünür kılacağıma;

Yapacağım konuşmalarda ayrımcı veya ötekileştiren bir dil kullanmayacağıma,

LGBTİ sivil toplum örgütleri nezdinde, tüm LGBTİ+ yurttaşlara söz veriyorum.”

Kocaeli LGBTİ+ İnisiyatifi de Kocaeli’de milletvekili adayları için hazırladığı “LGBTİ+ Hakları Sözleşmesi”ni imzaya sunmuştu.

İnisiyatifin hazırladığı LGBTİ+ Hakları Sözleşmesi’nde “milletvekili adayları cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği hakları dahil olmak üzere tüm insan haklarının korunacağına ilişkin” taahhütte bulunuyor.

İmzacı 17 aday Meclis’te

Taahhütname’yi ve Sözleşme’yi imzalayan 17 Milletvekili adayı 27. Dönem Milletvekili Genel Seçimi ile meclise girdi.

İmzacı ve seçilen isimlerin tam listesi şöyle:

Ahmet Şık (HDP İstanbul)

Erkan Baş (HDP İstanbul)

Filiz Kerestecioğlu (HDP Ankara)

Kani Beko (CHP İzmir)

Kemal Peköz (HDP Adana)

Murat Çepni (HDP İzmir)

Oya Ersoy (HDP İstanbul)

Ömer Faruk Gergerlioğlu (HDP Kocaeli)

Özcan Purçu (CHP İzmir)

Pervin Buldan (HDP İstanbul)

Selin Sayek Böke (CHP İzmir)

Serpil Kemalbay (HDP İzmir)

Sezgin Tanrıkulu (CHP İstanbul)

Tacettin Bayır (CHP İzmir)

Tuncay Özkan (CHP İzmir)

Tülay Hatimoğulları (HDP Adana)

Züleyha Gülüm (HDP İstanbul)

 

(Kaos GL)

Hindistan’dan 100 gigawatt’lık güneş santrali yatırım planı

Geçtiğimiz hafta Hindistan Enerji Bakanı R.K. Singh ülkenin 100 gigawatt’lık güneş enerjisi ihalesi yapmayı planladığını söyledi.

PV Tech tarafından doğrulanan rapora göre ihale güneş panellerinin de ülkede üretilmesi şartı taşıyabilir.

Hindistan 2015’teki planında 2022’ye kadar 100 gigawatt güneş enerjisi ve toplamda 175 gigawatt yenilenebilir enerji üretme hedefi belirlemişti.

Bu 100 gigawatt’lık yeni ihale, ülkenin 2030 ya da 2035 hedefi için olabilir.

Ülkenin güneş enerjisi kapasitesi şu anda 24,4 gigawatt.

Ancak ülkenin güneş enerjisi sektörü ABD’ye göre daha küçük olsa da aslında hızla büyüyor.

Kamu hizmeti tabanlı hüneş enerjisi kapasitesi geçtiğimiz yıl yüzde 72 artış gösterdi.

Hindistan’da yaşayan Columbia Üniversitesi Küresel Enerji Politikası Merkezi görevlisi Johannes Urpelainen, 100 gigawatt’lık ihalenin tek bir devasa enerji santrali için değil, daha küçük birden fazla proje için olabileceğini söyledi.

 

(Dünya Halleri)

24 Haziran sonrası: Yeni başkanlık sisteminde ne olacak?

Referandumda kabul edilmesinin ardından seçimle birlikte hayata geçecek olan cumhurbaşkanlığı hükümet sisteminde cumhurbaşkanı yürütmenin başı olarak kararname çıkarma ve bütçe yapma hakkına sahip olurken, TBMM’yi çok partili bir dönem bekliyor.

Geçtiğimiz yıl yapılan 16 Nisan referandumuyla Türkiye’nin yeni bir yönetim sistemine geçmesi kabul edilirken, içinde “Cumhurbaşkanı’nın bir partiye üye olabilmesine ilişkin” düzenlemenin de bulunduğu bazı değişiklikler referandumun ardından hemen uygulamaya girmişti.

Yeni yürütme sistemi ve parlamento yapısıyla ilgili çoğu düzenlemenin hayata geçmesi için ise genel seçimin yapılması gerekiyordu.

1-) Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilecek

Yeni sistemde başbakanlık kaldırılırken, yerine “devletin başı” sıfatıyla cumhurbaşkanı yürütme yetkisini kullanacak. Cumhurbaşkanı bu çerçevede kendi yardımcılarının yanı sıra bakanları da atayacak, yürütmeye ilişkin konularda da “cumhurbaşkanlığı kararnamesi” çıkarabilecek.

Ancak temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle, siyasi haklar ve ödevler cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemeyecek. Anayasada kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve kanunda açıkça düzenlenen konularda da cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarılamazken, cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde kanun hükümleri uygulanacak.

2-) TBMM aksi karar alırsa kararname düşecek

TBMM’nin aynı konuda kanun çıkarması durumunda da cumhurbaşkanlığı kararnamesi hükümsüz hale gelecek.

3-) Afet halinde OHAL ilan edilebilecek

Cumhurbaşkanı, “doğal afet, ağır ekonomik bunalım, savaş, savaşı gerektirecek durumların baş göstermesi, seferberlik, ayaklanma, kuvvetli kalkışma, şiddet hareketlerinin yaygınlaşması” gibi hallerde OHAL ilan edebilecek.

4-) TBMM OHAL’i kaldırabilecek

Ancak TBMM gerekli gördüğü takdirde olağanüstü halin süresini kısaltabilecek, uzatabilecek veya olağanüstü hali kaldırabilecek.

5-) OHAL dönemi kararnamesi farkı

OHAL döneminde çıkarılacak cumhurbaşkanlığı kararnameleri, olağan dönemdeki sınırlamalara tabi olmayacak ve bu çerçevede cumhurbaşkanı temel hak ve hürriyetlerle ilgili de kararname düzenleyebilecek.

Öte yandan OHAL sırasında çıkarılan cumhurbaşkanlığı kararnamelerinin üç ay içerisinde Meclis’te görüşülerek, karara bağlanması gerekiyor. Aksi halde olağanüstü hallerde çıkarılan cumhurbaşkanlığı kararnameleri kendiliğinden yürürlükten kalkıyor.

6-) Bütçe yetkisi Cumhurbaşkanında

Yeni sistemde bütçeyi de cumhurbaşkanı yapacak. TBMM, cumhurbaşkanının hazırladığı bütçeyi kabul etmezse, bir önceki yılın bütçesi “yeniden değerleme oranı” ölçüsünde artırılarak izleyen yılda uygulanacak. Eski sistemde bütçeyi başbakan başkanlığındaki hükümet Meclis’e sunuyordu.

7-) Hem bakan hem milletvekili olunamıyor

Yeni sistem kişilerin aynı anda hem bakan hem milletvekili olmasını engelliyor. Bu nedenle cumhurbaşkanı kabineye milletvekillerinden birini atarsa, o kişinin milletvekilliği düşecek.

8-) 50 vekil daha fazla

TBMM’deki sandalye sayısı referandumda kabul edildiği üzere artık 550 değil 600 olacak.

9-) Meclis feshedilirse Cumhurbaşkanlığı seçimi de yeniden yapılacak

Cumhurbaşkanı Meclis’i fesih yetkisini kullanırsa, TBMM seçimlerinin yanı sıra cumhurbaşkanlığı seçimlerinin de yenilenmesi gerekecek.

10-) 301 vekil soruşturma açılmasını isteyebilecek

Seçimle yürürlüğe girecek yeni sistemde Meclis tam sayısının yarıdan bir fazlası olan 301 vekilin vereceği önergeyle cumhurbaşkanı hakkında bir suç işlediği iddiasıyla soruşturma açılması istenebilecek.

11-) Soruşturmaya 360 vekil karar verecek

Meclis, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açılmasına üye tamsayısının beşte üçünün yani 360’ının oyuyla karar verebilecek.

12-) 400 vekille yüce divan yolu

Üye tam sayısının üçte ikisi olan 400 vekilin gizli oyuyla cumhurbaşkanı hakkında Yüce Divan’a sevk kararı alınabilecek.

13-) Kanunlar genel kurulda görüşülecek

Yeni sistemde başbakanlık olmayacağı için cumhurbaşkanlığı tarafından hazırlanan tasarı yerine teklif TBMM Başkanlığına sunulacak ve yine aynı şekilde komisyon ile Genel Kurul’da görüşüldükten sonra yasalaşacak.

14-) Referandum için 360 oy

Yeni sistemde anayasa değişikliğinin 600 sandalyeli yeni Meclis’te referanduma sunularak yapılması için 360, referandumsuz yapılması için 400 oy gerekiyor.

 

(Sözcü)

Dünya basını 24 Haziran’ı nasıl gördü?

Türkiye dün Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve 27’nci Dönem Milletvekili Seçimi için sandıktaydı.

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, ikinci kez Cumhurbaşkanı seçilerek Türkiye’de yeni modeli hayata geçirecek ‘Kurucu Başkan’ oldu.

Türkiye’deki cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri yabancı basının da başlıca gündem maddeleri arasındaydı.

İngiltere, Guardian: Erdoğan kendisine güvenen bir tonla konuştu

İngiliz Guardian gazetesi seçimle ilgili gelişmeleri internet sitesindeki canlı anlatım sayfasından aktarıyor. Gazetenin İstanbul muhabiri Kareem Shaheen, Erdoğan’ın Huber Köşkü’nde yaptığı konuşmaya dikkat çekiyor. Shaheen izlenimlerini şöyle aktarıyor:

“Erdoğan, kendisine güvenen bir tonla yeni cumhurbaşkanlığı sistemine geçişle hayata geçirilecek olan bir dizi büyük projeyi sıraladı ve Türkiye’nin kendisine bağımsız bir yol çizeceği mesajını verdi.”

İngiltere, Financial Times: Muhalefet açıklanan sonuçlara itiraz ediyor

Yine İngiliz Financial Times gazetesi, Türkiye’deki seçimler ile ilgili haberini “Destekçileri Erdoğan’ın zafer ilan etme yolunda olduğunu söylüyor” diyerek duyurdu. Haberde, “Erdoğan’ın destekçileri Cumhurbaşkanı’nın 5 yıl daha görevde kalacağını iddia ediyor. Ancak muhalefetin adayı Muharrem İnce Anadolu Ajansı’nın açıkladığı verilere itiraz ediyor” deniyor.

ABD, Washington Post: Yeni yönetim sistemi Erdoğan’a geniş yetkiler tanıyacak

Amerikan Washington Post gazetesi ise haberi “Erdoğan resmi olmayan sonuçların zafere işaret ettiğini söylüyor, muhalefet partisi ‘Manipülasyon var’ diyor” başlığıyla duyuruyor. Erin Cunningham imzalı haberde “Parlamento ve yargı sisteminin otorite alanını daraltmak üzere tasarlanmış olan yeni cumhurbaşkanlığı sistemi, Erdoğan’a geniş yetkiler tanıyacak. Muhalifler, bunun tek adam rejiminin önünü açacağını söylüyor” deniyor.

İsrail:

İsrail’de yayınlanan Haaretz gazetesi “Erdoğan zaferini ilan etti, muhalefet itiraz ediyor” başlığını kullandı. “Türkiye’deki seçim sonuçları AKP’nin genç neslin oyunu kaybettiğini gösteriyor” yorumunu yaptı.

Almanya:

Almanya’da yayın yapan Süddeutsche Zeitung gazetesi “Cumhurbaşkanı Erdoğan seçimi kendisinin kazandığını ilan etti” başlığını attı.

Frankfurter Allgemeine Zeitung, hükümet sözcüsünün, Erdoğan’ın seçimin galibi olduğunu ilan ettiğini yazdı. Haberde seçime katılım oranın yüzde 87 olduğu vurgulandı.

Focus da seçim haberinde “Tüm oylar sayılmadı ama Erdoğan kendini muzaffer olarak ilan etti.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan:

Proto Thema gazetesi, “Erdoğan’ın zaferi: İlk turda başkan seçiliyor, meclisi de alıyor.” başlığını kullanırken, Eleftheros Typos gazetesi, “Türkiye’deki sandıklar, ilk turda Erdoğan’ın zaferini gösteriyor” başlığını seçti. Eleftheros Typos, Erdoğan’ın kolay bir galibiyet kazandığı yorumunda bulundu.

Kathimerini gazetesi ise seçimlerde Erdoğan’ın önde gittiğini duyururken, HDP’nin de yüzde 10’luk barajı aşarak Meclise girmeye hak kazandığını vurguladı.

Avusturya:

Der Standard gazetesi de Türk seçmenlerin yüzde 87 katılım ile sandıklara yoğun ilgi gösterdiğine işaret ederek, Erdoğan ve AK Parti’nin seçimi önde götürdüğünü kaydetti. Muhalefetin seçimlere ilişkin iddialarına da yer veren gazete, HDP’nin seçim barajı olan yüzde 10’nu aşarak Meclise girdiğine dikkati çekti.

Liberal sağ görüşlü Kurier gazetesi ise seçimin sonucunu “Erdoğan ilk tebrikleri almaya başladı.” başlığıyla duyurdu. Haberde, resmi olmayan sonuçlara göre Erdoğan’ın seçimi önde götürdüğü belirtilerek, Avusturya’da oy kullanan Türk seçmenlerin yüzde 71’inin de önceki seçimde Cumhurbaşkanını desteklediği hatırlatıldı.

Fransa:

Fransa’nın önde gelen gazetelerinden Le Monde, “Türkiye’de seçimler: Erdoğan kısmi sonuçlara göre başta, muhalefet itiraz ediyor.” başlığıyla verdiği haberde, “Kızgın bir muhalefetle karşı karşıya kalan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 15 yıl aralıksız süren iktidardan sonra yeniden seçildi.” diye yazdı.

Haberde, cumhurbaşkanı ve milletvekili seçimleriyle yeni hükümet sistemine geçileceği hatırlatıldı.

“Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçiminde zafer elde ettiğini iddia ediyor.” başlığını atan Le Figaro gazetesi de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yaptığı konuşmada söylediği “Seçimlerin gayriresmi sonuçları belli oldu. Buna göre milletimiz şahsımıza cumhurbaşkanlığı vazifesini ve yürütme görevini tevdi etti.” ifadelerini aktardı.

Kamu yayıncısı France Info, seçimlere ilişkin yayımladığı haberde, “Türkiye: Recep Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turunda zafer elde ettiğini iddia ediyor, muhalefet rakamlara itiraz ediyor.” başlığını kullanırken, CHP’nin seçimde Erdoğan’ın yüzde 50’den düşük oy aldığı iddialarına yer verdi.

İspanya:

İspanya’nın önde gelen gazetelerinden el Pais, “2002’den beri kesintisiz olarak ülkeyi yönetttiğini” vurguladığı Erdoğan’ın yeniden seçilmeyi başarmasını öne çıkardı. Gazete, Erdoğan’ın seçimi yaklaşık yüzde 53 ile kazandığını duyurdu.

Muhalefetin sonuçlara itirazlarına yer veren gazete, seçim sonuçlarının büyük oranda belli olmasının ardından Ankara’da AK Parti Genel Merkezi’nin önünde kutlamaların başladığını bildirdi.

El Mundo gazetesi de muhalefetin seçim sonuçlarını tanıma konusundaki isteksizliğine karşın Türkiye’nin kararını verdiğini ve Erdoğan’ın oyların yaklaşık yüzde 53’ünü alarak cumhurbaşkanı seçildiğini yazdı. AK Parti’nin MHP’ye ile oluşturduğu ittifakın da Mecliste çoğunluğu elde ettiğine dikkati çeken gazete, bunun tarihteki en yüksek oranlardan biri olduğuna işaret etti. Gazete Erdoğan’ın yaptığı ilk açıklamada kullandığı “Demokrasi dersi verdik.” ifadesini de okuyucularına aktardı.

Belçika:

Belçika’nın önde gelen gazetelerinden Le Soir, “Erdoğan iddiayı kazandı.” başlığıyla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçim başarısını duyururken, Türkiye’nin “hiper başkanlık” sistemiyle yönetileceğini iddia etti. Haberde, “Seçimlerin erkene alınmasına rağmen sonuçlar tam da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hayal ettiği gibi oldu.” ifadesine yer verildi.

Flamanca yayın yapan De Standaard gazetesi de “Erdoğan galibiyet ilan etti, muhalefet manipülasyon var diyor” başlığını manşete taşıdı.

Danimarka:

Danimarka’nın köklü ve sol görüşlü gazetesi Politiken, “Sadece bir tur sonunda Erdoğan, hem cumhurbaşkanlığı hem de parlamento seçimlerinden zaferle ayrıldığını bildirdi” ifadelerini kullanırken, ülkenin kamu yayım kuruluşu DR, “Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, seçimlerden zaferle ayrıldığını duyurdu. Muhalefet Erdoğan’ın zaferini tanımıyor.” diye yazdı.

Jyllands Posten gazetesi de seçim haberini “Erdoğan, daha güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamı için yapılan seçimleri kazandığını duyurdu. Daha güçlü bir cumhurbaşkanlığı makamı seçimlerini kazanmak için Erdoğan’a bir tur yeterli oldu.” yorumunu yaptı.

Hollanda:

“Erdoğan, Türkiye’deki seçimlerde hem kazandı, hem kaybetti.” başlığını atan Algemeen Dagblad gazetesi, Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçimini çok rahat kazandığını fakat milletvekili seçiminde çoğunluğu kaybedebileceğini yazdı.

Gazete yüzde 87’lik rekor bir katılım gerçekleşen seçim esnasında ciddi bir sıkıntı yaşanmadığı bilgisine yer verdi.

“Türkiye’de heyecanlı bir seçim akşamı: Sayılarda anlaşmazlık var,” başlığını atan kamu yayın kuruluşu NOS da AA ile kimi “gözlemcilerin” aktardığı sonuçların farklı olduğunu savundu.

RTL Nieuws yayın kuruluşu ise, “Erdoğan birinci turda tekrar seçildi görünüyor.” başlığı ile beklendiği gibi Erdoğan için her şeyin iyi gittiğini ve birinci turda yeniden seçilmesinin kesin gözüktüğünü aktardı.

De Telegraaf gazetesi “Türk muhalefeti seçmenleri protestoya çağırıyor.” başlığı ile “en büyük muhalefet partisi olan CHP’nin halkı YSK binasının önüne çağırdığına” işaret etti.

Hollanda’da yayın yapan NRC Handelsblad gazetesi “Erdoğan siyasi zaferini ilan etti ancak muhalefet pes etmeyecegini açıkladı” başlığını attı. Seçim kampanyasının çok çekişmeli geçtiğini belirtti.

İsveç:

İsveç devlet televizyonu SVT ilk haberlerini ”Erdoğan kazanma yolunda.” anonsu ile duyurdu. Daha sonra sandıkların yüzde 70’inin açıldığını belirten SVT “Erdoğan’ın oyların yüzde 55’ini, Muharrem İnce’nin de yüzde 29’unu aldığını” ifade etti.

İsveç’in en büyük gazetesi Aftonbladet ”Erdoğan kazanmak üzere.” başlığı ile duyurduğu haberde, oyların yarısının sayıldığını, Erdoğan’ın yüzde 55 oyla önde gittiğini ve en yakın rakibi Muharrem İnce’nin ise yüzde 28’de kaldığını belirtti.

Macaristan:

Macaristan’ın en çok izlenen televizyonu Hir TV seçim haberini ”Erdoğan yönetmeye başlayabilir.” başlığı ile verirken, an itibarıyla oyların yüzde 90’ının sayıldığını ve ikinci tura gerek kalmadan Erdoğan’ın ilk turda yüzde 50’nin üzerinde oy alarak cumhurbaşkanlığını ilan ettiğini duyurdu. Haberde, muhalefet partilerinin itirazlarına da yer verildi.

Macar Haber Ajansı (MTI) da ”Erdoğan Cumhurbaşkanlığı seçiminde zaferini açıkladı.” başlığıyla verdiği haberde, Erdoğan’ın zaferini ilk turda ilan ettiğini duyurdu. MTI, CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Bülent Tezcan’ın, seçimlerin ikinci tura kaldığı şeklindeki iddialarına da yer verdi.

Magyar İdök gazetesi ise ”Hükümet partisi Mecliste çoğunluğu kaybetti.” başlığıyla verdiği haberde, AK Parti’nin ancak müttefiki MHP ile Mecliste 347 sandalyeye sahip olmasının beklendiğini bildirdi.

İsviçre:

İsviçre’nin ulusal yayın yapan tek ve en büyük gazetesi Blick, internet sayfasından Türkiye’deki seçimleri “Erdoğan kazandığını ilan etti.” başlığıyla okuyucularına duyurdu.

Haberde, Türkiye’nin 24 Haziran seçimleriyle köklü bir sistem değişikliğine gittiğinin altı çizildi.

Bulgaristan:

Bulgaristan Ulusal Televizyonu (BNT) Türkiye’deki seçim sonuçlarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı ikinci bir 5 yıllık başkanlık dönemine doğru “yolladığını”, parlamento seçiminin sonuçlarının ise “Erdoğan’a parlamentoda güçlü bir oy çoğunluğu sağlayan, konforlu yeni bir başkanlık dönemi sağlayacağını” bildirdi.

Cumhurbaşkanı adaylarının sandık başındaki açıklamalarına da yer veren BNT, Erdoğan’ın, Türkiye’nin demokratik bir devrim gerçekleştirdiğini ifade ettiğini aktardı.

Türkiye’deki seçimin Bulgaristan’da önde gelen haberlerin arasında yer aldığını belirten BNT, izleyicilerin katıldığı haftalık oylamasında seçimin “haftanın en önemli haberi olarak” ortaya çıktığını açıkladı.

Bulgaristan Ulusal Radyosu (BNR) ve ülkenin en büyük özel televizyon kanalı BTV ise Türkiye’deki seçim sonuçları ile ilgili olarak Türkiye’de yaşayan Bulgaristan göçmenlerinin beklentilerine geniş yer verdi.

Çin:

Çin haber ajansı Şinhua, “Kritik seçimlerde kesin zafer Erdoğan’ın” manşetiyle gördüğü haberinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda anketlerde tahmin edilenden daha fazla çoğunluğu elde ettiğine dikkati çekti. Yeni sistemde başbakanlık makamının kaldırıldığı, cumhurbaşkanlığı makamının hem hükümetin hem ülkenin başı olduğu vurgulanan haberde, Türkiye’de yaklaşık 60 milyon seçmenin oy kullandığı kaydedildi.

Çin Komünist Partisinin resmi yayın organlarından “Global Times” gazetesi de “Erdoğan ve ittifakı, cumhurbaşkanı ve parlamento seçimlerini kazandı.” başlığını kullandığı haberinde seçim sonuçlarına yer verdi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçim akşamı yaptığı konuşmasına da yer ayıran gazete, seçimden sonra yeni cumhurbaşkanlığı sisteminin uygulanacağına işaret etti.

Japonya:

Japonya’nın Kyodo haber ajansı da seçimi “Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’deki cumhurbaşkanı seçiminde zafer ilan etti” başlığıyla görerek Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2003’ten bu yana iktidarda olduğuna değindi.

Erdoğan’ın icracı cumhurbaşkanlığı dönemine hazırlandığını aktaran Kyodo, Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ile mecliste çoğunluğu sağladığını belirtti.

Japon haber televizyonu NHK, “Erdoğan’ın yeniden seçilmesi, muhtemelen bölgeyi etkileyecek” başlığını kullandı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 15 yıldır Türkiye’yi yönettiğini vurguladı.

Haberde “Zafer, Erdoğan’a yeni anayasal şartlarda her zamankinden daha fazla güç verecek.” ifadeleri kullanıldı.

Endonezya:

Endonezya haber ajansı Antara, “Erdoğan, cumhurbaşkanı seçiminde başarılı oldu” başlığını attığı haberde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yüzde 52,7’lik oy oranıyla kazanmasına dikkati çekti.

“Erdoğan seçim zaferini ilan etti” başlığını kullanan “Kompas” gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın hızlı oy sayımı sonucunda oyların yüzde 50’den fazlasını aldığını ve gelecek 5 yıl için cumhurbaşkanı seçildiğini yazdı.

Tayland:

“The Bangkok Post” gazetesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’deki seçimlerde çifte zafer kazandığını vurguladığı haberinde, Türkiye’deki seçmenlerin ilk kez hem cumhurbaşkanı hem de parlamento için oy kullandığını belirtti.

Malezya:

“The Star” gazetesi, “Erdoğan, seçimlerde çoğunluğu kazandı” başlığıyla verdiği haberde Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçiminde oyların yarısından fazlasını aldığını yazdı.

Singapur:

“The Strait Times” gazetesi de gelişmeleri, “Erdoğan, cumhurbaşkanlığında ikinci dönemini kazandı” başlığıyla okurlarına duyurdu.

 

(BBC Türkçe, Mynet)

Demirtaş: Tek bir geri adım atmadan, ilkelerimiz etrafında mücadelemize devam edeceğiz

HDP’nin tutuklu cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş 24 Haziran seçim sonuçlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.Demirtaş, “HDP’nin Meclis’te yer alması büyük bir başarıdır” ifadesini kullanırken seçim kampanyası sırasındaki yaşamak zorunda bırakıldığı koşulları da, “Diğer adaylar 100 miting yaparken ben 100 tweet atabildim” sözleri ile dile getirdi

Demirtaş Twitter’dan yaptığı açıklamada, “Öncelikle, seçim sonuçlarının hayırlı olmasını diliyorum. Sandığa giderek oy kullanan bütün yurttaşlarımı kutluyorum. Adaletsiz ve eşitsiz seçim yarışında muazzam bir fedakarlık ortaya koyan bütün arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum” dedi.

Demirtaş’ın Twitter’dan yaptığı paylaşımlar şöyle:

“1- Öncelikle, seçim sonuçlarının hayırlı olmasını diliyorum. Sandığa giderek oy kullanan bütün yurttaşlarımı kutluyorum. Adaletsiz ve eşitsiz seçim yarışında muazzam bir fedakarlık ortaya koyan bütün arkadaşlarıma şükranlarımı sunuyorum.

2- OHAL koşulları, baskılar ve orantısız imkanlara rağmen barajı aşan partim HDP’yi de kutluyor, HDP etrafında kenetlenen halk iradesini selamlıyorum. Bu koşullarda HDP’nin Meclis’te yer alması büyük bir başarıdır.

3- Halkımızın demokratik siyasete olan güveni ve inancı, bizler için barış ve özgürlükler adına mücadeleyi sürdürmenin, demokratik siyasette ısrar etmenin talimatıdır.

4- Meclis içinde ve dışında, bütün sivil alanlarda, halkın çıkarları için en kararlı mücadeleyi sürdürmeye devam edeceğiz. Seçilen ve seçilemeyen tüm aday arkadaşlarını emeklerinden dolayı kutluyor, hepsine başarılar diliyorum.

5- Özellikle gençlere ve kadınlara, bu kampanyada üstlendikleri öncü rol nedeniyle, ayrıca teşekkür ediyorum. Tek bir geri adım atmadan, ilkelerimiz etrafında mücadelemize devam edeceğiz.

6- Tutukluluk koşullarında kampanya yürütmek zorunda bırakılmam, seçimin en büyük adaletsizliğiydi. Bu yönüyle her halükarda, sonuçların meşruiyeti haklı olarak tartışılacaktır.

7- Diğer adaylar 100 miting yaparken ben 100 tweet atabildim. Buna rağmen, halkım için elimden geleni yapmaya çalıştım. Rolümün ve misyonumun gereğini yerine getirme gayreti içinde oldum. HDP’yi Meclis’e taşıyarak kısmen başarılı olduğuma inanıyorum.

8- Ancak eksik ve yetmezliklerim de olmuştur. Bundan dolayı da halkımın affına ve geniş yüreğine sığınıyorum. Konumum ne olursa olsun, yılmadan mücadeleye devam edeceğimin de bilinmesini istiyorum.”

 

(T24, Yeşil Gazete)

Meksika’da seçimler öncesinde 100’den fazla siyasetçi öldürüldü

Meksika’da 1 Temmuz’da yeni cumhurbaşkanı, senato ve belediye başkanlarının belirleneceği genel ve yerel seçimler öncesinde şimdiye kadar 18’i belediye başkanı adayı 100’den fazla siyasetçi öldürüldü.

Perşembe günü bir belediye başkanı adayının öldürülmesinin ardından Ocampo kasabasının polis müdürü ve tüm polis memurları gözaltına alındı.

Solcu Demokratik Devrim Partisi’nin belediye başkan adayı Fernando Angeles Juarez de, Perşembe günü evinin önünde silahlı saldırıya uğradı. Juarez, Ocampo kasabasının bağlı olduğu Michoacan eyaletinde bir hafta içinde öldürülen üçüncü siyasetçi oldu. Çok az siyasi deneyimi bulunan 64 yaşındaki Juarez başarılı bir işadamıydı.

Juarez’in yakın arkadaşı Miguel Malagon El Universal gaztesine yaptığı açıklamada “Bu kadar yoksulluk, eşitsizlik ve yolsuzluğu görmeye dayanamadı ve seçimlerde yarışmaya karar verdi” dedi.

Polis federal ajanlara direndi

Cumartesi günü kasabaya gelen federal ajanlar, polis memurları tarafından engellendi.

Bunun üzerine takviye güçlerle Pazar sabahı kasabaya dönen ajanlar, düzenledikleri baskınla 27 polis memuru ve polis müdürü Oscar Garcia Gonzalez’i gözaltına aldı.

Bu kişiler elleri kelepçelenerek sorgulanmak üzere eyalet başkenti Morelia’ya götürüldü.

Organize suç örgütleriyle bağlantıları olduğu öne sürülen Gonzalez ve polis memurlarının belediye başkanının öldürülmesinde rolü olduğundan şüpheleniliyor.

Meksikalılar 1 Temmuz’da yeni cumhurbaşkanı, senatörler ve kongrenin alt kanadı temsilciler meclisi üyelerini seçecek.

Yerel düzeyde ise 3 bin politikacı seçim yarışına katılıyor.

Haziran ayında 24 saat içinde üç kadın siyasetçi öldürülmüştü.

Tijuana kentinde Colegio de la Frontera Norte üniversitesi profesörü Vicente Sanchez Reuters’a açıklamasında “Suç örgütleri yeni hükümette iktidar ağlarını sağlam tutmaya çalışıyor, bu yüzden saldırıları arttırıyorlar” demişti.

 

(BBC Türkçe)