Ana Sayfa Blog Sayfa 2772

İspanya’da “tecavüz tanımı” için yeni yasa teklifi

İspanya’da merkez sol hükümetin Başbakanı Pedro Sanchez, tecavüz davalarındaki muğlaklıkların sona ermesi için ‘açıkça rıza gösterilmeyen seksin tecavüz sayılmasını’ öngören yeni yasa teklifinde bulundu.

Sanchez, parlamentoda açıkladığı yasa teklifiyle açıkça rıza olmadan cinsel ilişkiye girmenin tecavüz sayılmasını ve suç kapsamının değiştirilmesini önerdi.

İspanya’da tecavüz suçlarıyla ilgili tartışma, 2016’da Pamplona’daki San Fermin Boğa Güreşi festivalinde bir grup tarafından cinsel saldırıya uğrayan kadının davasında verilen kararla başladı.

Kendilerine ‘Kurt sürüsü’ diyen beş erkek saldırıyla ilgili açılan davada genç kadına ‘cinsel saldırıda, cinsel istismarda bulunmaktan’ suçlu bulunmuş ‘ tecavüz suçlamasından’ beraat etmişti.

Suçun tecavüz olarak tanımlanmamasına tepki gösterenler sokaklarda protesto gösterileri düzenledi. Beş erkek ise haklarında verilen dokuz aylık hapis cezasına temyize taşıdı. Temyiz süreci ise henüz sonuçlanmadı.

İspanya Başbakanı Sanchez, “Baylar, Bayanlar, açıkça, ‘Hayır’ demek, ‘Hayır’ anlamına gelir, eğer ‘Evet’ demiyorlarsa, bu da ‘Hayır’ anlamına gelir” dedi.

Başbakan Pedro Sanchez’in kabinesinin çoğunluğu kadınlardan oluşuyor.

Yasa teklifiyle ilgili ilk açıklama geçen hafta Başbakan Yardımcısı ve Eşitlik Bakanı Carmen Calvo’dan geldi. Calvo, “Yalnızca ‘Evet’ demek, ‘Evet’ anlamına gelir” yaklaşımıyla, ‘bireyin özerkliğinin, özgürlüğünün güvenceye alınacağı ve cinselliğinin yanı sıra bireye de saygı gösterileceğini’ söyledi.

Yasa, İsveç’te 1 Temmuz’da yürürlüğe giren ve kişinin sözlü veya fiziksel açıkça rıza göstermesini zorunlu kılan yasayla benzerlik gösteriyor.

İsveçli savcılar artık, tecavüz davalarında karar alırken vakanın ‘ tecavüz ‘ olarak tanımlanması için şiddet uygulandığına ve bireyin savunmasız olduğuna dair kanıt göstermek mecburiyetinde olmayacak.

Benzer yasal uygulamalar İngiltere ve Almanya dahil birçok Avrupa ülkesinde de geçerli.

Kendilerine “Kurt sürüsü” adını veren José Ángel Prenda, Antonio Manuel Guerrero, Ángel Boza, Alfonso Jesús Cabezuelo ve Jesús Escudero 2016’da Pamplona’daki ünlü Boğa Güreşi Festivali sırasında 18 yaşında bir kadına tecavüz etmekle suçlanmıştı.

Mahkeme ise kararına gerekçe olarak savcılık makamının 5 kişinin, etrafını sardıkları genç kadınla, onun rızası olmadan cinsel ilişkiye girdiklerini ve ona karşı şiddete başvurduklarını kanıtlayamamalarını göstermişti.

Bir WhatsApp grubu üzerinden organize olan “Kurt sürüsü” ise saldırıyı görüntülemişti.

 

(BBC Türkçe)

8,5 aydır cezaevinde bulunan Osman Kavala’dan ilk fotoğraf

Osman Kavala’nın Ramazan Bayramı nedeniyle gerçekleşen açık görüşte eşiyle birlikte fotoğrafı yayınlandı. Kavala, 1 Kasım 2017 tarihinden bu yana cezaevinde bulunuyor.

osmankavala.org adresinden paylaşılan fotoğrafta “1 Kasım 2017 tarihinden bu yana, 260 gündür Silivri Cezaevi’nde, hakkındaki suçlamaları bilmeden ve bir iddianame olmaksızın kalmaya devam eden Osman Kavala, geçtiğimiz hafta Ramazan Bayramı nedeniyle gerçekleşen açık görüşte, eşi Prof. Dr. Ayşe Buğra Kavala ile birlikte” dendi.

Osman Kavala, 1 Kasım 2017’de ‘hükümet ve anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs’ suçlamasıyla tutuklanarak Silivri Cezaevi’ne gönderilmişti.

Kavala son olarak uzun tutukluluk hali gerekçesiyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) de başvurmuştu.

 

(Yeşil Gazete)

Bedelli askerlik: 28 gün sürecek, kamu ve özel sektör çalışanları ücretsiz izinli sayılacak

Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) Grup Başkanvekili Mehmet Muş, bedelli askerlik düzenlemesinin de bulunduğu 18 maddelik “torba kanun” teklifini Meclis Başkanlığına sunduklarını bildirdi.

Mehmet Muş, bedelli askerlik yapacak olanların 28 gün askerlik yapacağını söyledi. Anadolu Ajansı (AA) dün geçtiği haberde bu süreyi 25 gün olarak duyurmuştu.

31 Aralık 1993 ve öncesinde doğanların bedelli askerlik yapabileceğini söyleyen Muş, engelli olup da askere elverişsiz olanların da bedelli askerlik yapabileceğini söyledi.

Muş, bedelli askerlik yapmak isteyen kamu ve özel sektör çalışanlarının ise 28 gün ücretsiz izinli sayılacağını duyurdu.

Muş, bedelli askerlikten elde edilecek gelir için, “Buradaki gelir Hazine Bakanlığı’na aktarılacak. Cumhurbaşkanlığı yetkisiyle kullanılacak” ifadelerini kullandı.

Bedelli askerlikten yararlan(a)mayanlar için zorunlu askerlik süresi üniversite mezunu olanlar için 6 ay, diğer kişiler için ise 12 ay.

 

(Bianet)

ODTÜ’lü öğrencilerden sonra Kılıçdaroğlu’na “Tayyipler Alemi” soruşturması

ODTÜ’lü 4 öğrencinin taşıdıkları pankart nedeniyle tutuklanmasının üzerinden kısa bir süre geçmişken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Twitter’dan ‘Tayyipler Alemi’ karikatürünü paylaşan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlattı.

Kılıçdaroğlu dünkü grup konuşmasında ODTÜ’lülere destek vererek şunları söylemişti:

“ODTÜ’nün bir geleneği vardır. Mezun olanların ellerinde vermek istedikleri mesajlar vardır. Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biridir. ODTÜ’de öğrenci olmak ayrıcalıktır. Taşıdıkları pankartlarda hakaret yoktur, zekâ vardır. O pankartların farkına varmak için de zeki olmak gerekir. Zeki değilsen ben ne yapayım? ODTÜ’lüler hiçbir zaman reis, başkan gibi laflar kullanmazlar. ODTÜ’nün özelliği Türkiye’nin en önemli üniversitelerinden biri olmasıdır.”

ODTÜ’nin bu seneki mezuniyet töreninde her yıl olduğu gibi mesaj içeren pankartlar taşınmış, bazı öğrenciler de 14 yıl önce yayınlanan bir karikatüre atıfla ‘Tayyipler Alemi’ başlıklı pankartla yürümüştü.

Pankart nedeniyle ‘cumhurbaşkanına hakaret’ soruşturması başlatılmış, bu kapsamda dört kişi tutuklanmıştı.

“Benim Twitter hesabımdan bugün bu karikatür yayınlanacak” diyen CHP lideri şöyle devam etmişti: “Hitler de böyleydi, Mussolini de böyleydi, eleştiriye tahammül edeceksin. Ben bugün bütün milletvekili arkadaşlarımdan istirham ediyorum, bu karikatürü yayınlasınlar. Benim Twitter hesabımdan bu karikatür yayınlanacak.”

 

(Diken)

Ziraatçi rektör Ege Üniversitesi’ndeki zeytinlik alana asfalt döktürdü

Üniversiteye otopark için zeytinlik alanı asfalta boğdular.

İzmir Ege Üniversitesi’nin sınırları içinde bulunan Ziraat Fakültesi öğrencilerinin de eğitim gördüğü zeytinlik alana asfalt döküldü.

Asfaltı görenlerin, AKP’nin eski Edirne milletvekili olan Ege Üniversitesi Rektörü Necdet Budak’a tepki gösterdiği iddia edildi.

Ege Politik’te yer alan habere göre,  öğrencilerin eğitimi için ayrılmış zeytinlik alanın otopark yapılacağı öne sürüldü.

Ziraat Fakültesi öğrencilerinin eğitim için kullandığı alana asfalt dökülmesi kararını veren Prof. Dr. Necdet Budak, göreve Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi tarla bitkileri bölümünde araştırma görevlisi olarak başlamıştı.

 

(T24, Diken)

Donald Trump Rusya’nın ABD seçimlerine müdahale ettiğini kabul etti

ABD Başkanı Donald Trump, önceki açıklamalarının aksi yönde bir açıklama yaparak, ABD istihbarat servislerinin Rusya’nın 2016 Başkanlık seçimlerine müdahale ettiğine dair ulaştıkları sonucu kabul ettiğini söyledi.

Trump, Pazartesi günü Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’le yaptığı açıklamada, Rusya’nın böyle bir müdahalede bulunması için bir neden görmediğini belirtmişti.

Trump’ın bu açıklamaları sadece Demokrat Parti değil Cumhuriyetçi Parti içinde de tepkilere neden olmuştu.

ABD Başkanı, dün yaptığı açıklamadaysa bu konuşması sırasında hata yaptığını, Rusya’nın seçimlere müdahale etmemesi için bir neden görmediğini söylemek istediğini belirtti.

ABD’nin istihbarat servislerine “güven ve desteğinin” tam olduğunu söyleyen Trump, ABD’deki seçim sürecinin güvenliği için güçlü bir şekilde harekete geçeceğini söyledi.

 

(BBC Türkçe)

Televizyondan yayınlanan bisiklet yarışları iklim değişikliğinin etkilerini de belgeliyor

The Ecologist’de Brendan Montegue imzasıyla yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Merve Genç’ın çevirisi ile paylaşıyoruz

***

Gent Üniversite’sindeki araştırmacılarının Ekoloji ve Evrim Metotları (Methods in Ecology and Evolution) dergisindeki yazısında iklim değişikliğinin ağaçlar üzerindeki etkisi yaklaşık 40 yıllık Flaman Bisiklet Turu televizyon çekim arşivleri analiz edilerek belirlendi.

Araştırma ekibi, Flemenk yayın kuruluşu VRT’den temin ettiği 1981 ve 2016 arasındaki video çekimlerini inceleyerek ve sadece pedallara değil Belçika’da gerçekleşen bu yıllık yol bisikleti yarışının en bilinen çıkış etaplarındaki çalılara ve rota boyunca yer alan diğer belirli noktalara odaklandı.

2009 Ronde van Vlaanderen – Tour of Flanders yarışı sırasında Koppenberg Tepesi

Çevre bilimciler ağaçların yapraklanma ve çiçeklenme zamanlamalarının yakın zamanda gerçekleşen sıcaklık değişikliği yüzünden daha erken gerçekleştiğini buldu.. Yarış gününde (genellikle Nisan başında gerçekleşen) ne kadar yaprak ve çiçeklerin olduğunu tahmin etmeye çalışarak ve çalışma sonuçlarını bu iklim verisine bağladılar.

Güneş ışığından çiçeklenmeye

1990’dan önce neredeyse tüm ağaçlar bahar yarışı sırasında yaprak vermiyordu. Bu yıldan itibaren her yıl daha da fazla tamamıyla yapraklanmış ağaçlar (özellikle manolya, akdiken, gürgen ve huş ağaçları) televizyon çekimlerinde görünür hale geldi. Bu değişikliğin bölgenin artan ortalama sıcaklıklarıyla (1980’den itibaren 1.5°C artmıştır) ilintili olduğu belirtiliyor.

Araştırmanın başındaki Gent Üniversitesi’nden Prof. Pieter De Frenne erken yapraklanan ağaçların bazı türler için daha hızlı geliştikleri ve daha fazla ahşap ürettikleri için iyi haber olduğunu söyledi.

De Frenne, “Ancak yapraklar aynı zamanda gölgeler. Ne zaman ağaçlar yıl içerisinde erken renklense (fışkırsa) daha uzun süre boyunca gölge sağlarlar ve bu da diğer hayvan ve bitkileri hatta tüm eko-sistemi etkiler. Bu ağaçların altında gelişen bazı çiçekler yeterince güneş ışığı alamadığı için çiçeklenemeyebilirler. Sonuç olarak haşereler bal özü alamadan ayrılabilir ve yeterince güneş banyosu yapmakta zorlanabilirler” diye ekledi.

Açık hava konserleri

Feneloji (periyodik olarak tekrarlayan doğal olayları, yapraklanma ve çiçeklenme gibi, inceleyen bilim dalı) çoğunlukla olağan tür ve ya olağan coğrafi bölgelerdeki verileri örnekleyerek uzun süreli gözlemlere ve tekrarlanan fotoğraflara dayanır.

Bu çalışmada, arşiv kayıtları araştırmacılara Flaman Bölgesindeki bakir kalmış on iki değişik ağaç türünün kayıtlarının incelenmesini ve feneloji cevaplarının sunulabilmesi için gerekli uzun vadeli bilgi seti oluşturulmasını sağlamıştır.

Prof. De Frenne “Metodumuz aynı zamanda diğer önemli ekolojik ve evrimsel araştırmalarda örneğin ağaç sağlığı, göl ve nehirlerdeki su seviyesi ve istilacı türlerin yayılımı gibi konularda da bilgi toplamak için de kullanılabilir. Sadece geçmişten bilgi toplayıp bir araya getirerek iklim değişikliğinin türler ve ekosistemler üzerindeki gelecek etkilerini tahmin edebiliriz” dedi.

Bisiklet yarışlarının televizyon çekimleri bu yarışların nispeten sabit rotalarının oluşu ve global olarak organize edilmesi sebepleriyle bu araştırmalara oldukça katkıda bulunmakta ve özellikle az araştırma yapılmış değişik tür ve bölgelerin incelenmesine olanak sağlamaktadır.

Prof. De Frenne araştırmacıların aynı zamanda diğer yıllık olayların (maraton, golf turnuvaları, ralli yarışları ve açık hava konserlerinin ve ya ağaçlarla çevrili ikonik simgesel yerlerdeki haber çekimleri gibi) video materyallerinden yararlanabileceklerini belirttiğini de ifade ediyor.

Pieter De Frenne, Lisa Van Langenhove, Alain Vandriessche, Cedric Bertrand, Kris Verheyen ve Pieter Vangansbeke tarafından Methods in Ecology and Evolution dergisinde yayınlanan “Televizyon çekimi video arşivlerininin iklim değişikliğine fenoloji cevaplarının ölçülmesi için kullanılması” başlıklı araştırmayı ingilizce olarak şu linkte bulabilirsiniz.

 

Makalenin İngilizce orijinali

Haber: Brendan Montegue

Yeşil Gazete için çeviren: Merve Genç

 

(Yeşil Gazete, The Ecologist)

64 gündür direnen Flormar işçilerinden mesaj: Biz kadınlar istersek yaparız ve başaracağız!

Gebze Organize Sanayi Bölgesi’nde yer alan Flormar kozmetik firmasında sendikalaştıkları gerekçesiyle işten çıkarılan çoğu kadın 127 işçinin 15 Mayıs’tan bu yana fabrika önünde sürdürdükleri eylem devam ediyor.

Eylemdeki işçilerden Gülperi Güldali ve Ayşe Güldali verdikleri mücadeleye ilişkin Mezopotamya Haber Ajansı’na değerlendirmelerde bulundu.

“Davamızı kazanana kadar her gün gülüşlerimizle, sevincimizle orada olacağız”

Gülperi Güldali, yetkililerin eylemlerini görmezden geldiğini ve işverenlerin de bu anlayıştan güç aldığını vurgulayarak şunları dile getirdi:

“Biz patronlar tarafından ezildiğimiz için bizim çalışmış olduğumuz primler patronların cebine giriyor. Biz patronun cebini besliyoruz. Patronlar da devletin cebini besliyor. Bu türlü ilerlediği için de devlet bizim yanımızda değil patronların yanında oluyor. Devlet patronların yanında olmamış olsaydı Gebze Organize Sanayi Bölgesi’ndeki servis araçları zaten firmanın önünde olmazdı. Çünkü patronlar da birbirini tutup besliyor. Buraya servis araçları koyarak bizleri yıldırmaya çalışıyorlar. Ama biz yılmayacağız. Davamızı kazanana kadar her gün gülüşlerimizle, sevincimizle orada olacağız.”

Destek ve dayanışmanın kendilerini güçlendirdiğini söyleyen Güldali, “Daha büyük coşkuyla fabrikanın önüne gelir olduk. Onlar tarafından destek görmek bize yalnız olmadığımız hissettiriyor” dedi.

Hala fabrikada çalışan birçok üyelerinin olduğu bilgisini de veren Güldali, “Birçok işçi sendikaya üye olmaya devam ediyor. Bizleri yıldıramazlar. Biz işçiler istersek her şeyi yaparız. Bizim firmanın üretimini durdurabilecek gücümüz var. Bizler üretimsiz de yapabiliriz. Patronlar üretimsiz yapamaz ve biz istersek üretimi durdurabiliriz. Bu bizim elimizde olan bir şey. Biz değil patronlar korksun” diye konuştu.

“Biz kadınlar istersek yaparız”

Bir diğer Flormar işçisi Ayşe Güldali de patronların gücünü devletten aldığını belirterek, “Patronlar demek devlet demek. O yüzden bizim anayasal hakkımıza karşı çıkarak bizi işten çıkarttılar. Bu da devletin desteğinden kaynaklı oldu. Ama onların birbirine destek olması demek bizim yenileceğimiz anlamına gelmiyor. Biz kazanacağız. İnanıyoruz, başaracağız” dedi.

Kendilerine verilen desteklere de değinen Güldali, “Maddi manevi herkes yanımızda oldu. Biz bu yola inanarak çıktık. Kazanacağız. Çünkü bizim arkamızda Petrol İş gibi güçlü bir sendika var. Flormar’ın reklamında da dediği gibi biz kadınlar istersek yaparız ve başaracağız” diye belirtti.

20. gün: LGBTİ ve kadın örgütlerinden Flormar direnişine destek

 

(Karınca, Mezopotamya Haber Ajansı)

Babasından kalan araziyi yaralı hayvanlar için rehabilitasyon merkezine çevirdi

Kıbrıs Taşkent’te bir doğa parkı yaralı hayvanlara ev sahipliği yapıyor.

Hazal Ocak’ın Cumhuriyet’te çıkan haberine göre, 2014 yılında babasından kalma 220 dönümlük araziye Kıbrıs Taşkent Doğa Parkı ve Yaban Hayatı Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi’ni kuran Kemal Basat (38), ekip arkadaşlarıyla birlikte kâr amacı gütmeden yaralı yaban hayvanlarını kurtarıyor.

Bu parka gelen yaralı yaban hayvanları, tedavi edildikten sonra doğaya bırakılıyor. Basat’ın parkı kurma amacı ise doğa, insan ve çocuklar.

Parkın içinde Yaban Hayat Kurtarma ve Rehabilitasyon Merkezi ve Taşkent Piknik Alanı var. Gölet Projesi gibi birkaç projenin çalışmaları da sürüyor.

Merkezde 25 kişilik bir ekip çalışıyor. Merkez için ayrıca bir de 1190 numaralı Yaban Hayat Destek Hattı’nı kuruldu. Buradan gelen telefonlara göre gidip yaralı ve hasta hayvanları merkeze getiriyorlar. Hayvanları tedavilerinin ardından doğaya bırakıyorlar.

Kıbrıs Taşkent Doğa Parkı’nın yetkilileri 

Merkez KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığı ile de 10 yıllık bir protokol imzalamış. Çevre yasasına göre hayvanları kurtarma, barındırma, rehabilitasyon ve tedavi konusunda yetkilendirilmiş.

İstanbul’da doğan Kıbrıs’ta büyüyen, ABD’de bilgisayar mühendisliği okuduktan sonra Kıbrıs’a geri dönen Kemal Basat, merkezin kuruluş hikâyesini şu sözlerle anlatıyor:

“Uluslararası Vahşi Yaşam Konseyi’nin çıkardığı kitabı örnek alarak buradaki yaban hayvanları için minimum standartları oluşturmaya başladık. Gerekli izinlerimizi aldık. Protokollerimizi imzaladık ve 27 odalı bir yaban hayat rehabilitasyon merkezi kurduk. Her hayvanın ihtiyaç duyduğu minimum kafes büyüklüğünü, genişliğini, yüksekliğini, içinin düzenini bu kitaptan faydalanarak oluşturduk. Birinci hedefimiz hasta, yaralı, yardıma muhtaç hayvanları burada tedavi ve rehabilite ettikten sonra doğaya bırakmak üzerine kurulu.”

İletişim ve internet üzerine çalışmalarını sürdüren Basat, merkezin maddi giderlerinin nasıl karşılandığı sorusunu şu şekilde yanıtlıyor:

“Taşkent Doğa Parkı kendi kendine yetemiyor şu an. Sürdürülebilir olması ve giderlerini karşılayabilmesi için bir piknik alanı ve küçük bir restoran gibi çalışmalarımız var. Buradan elde edeceğimiz gelirle operasyon giderlerini karşılamayı planlıyoruz. Şu an ben karşılıyorum. Çocuklarımıza daha güzel ve doğa dostu bir Kıbrıs bırakmak için çalışıyoruz. Sanki her şey insan için hayvanların hiçbir özgürlüğü yok. Hayvanlarla ilgili bir farkındalık yok. Doğanın dengesini bozuyoruz. Bunu değiştirmek istiyoruz.”

 

(Cumhuriyet)

İklim değişikliği başmüzakerecisi Mehmet Emin Birpınar Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı oldu

Türkiye Cumhuriyeti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı teşkilat şeması güncellendi.

Bakanlığın resmi sitesinde yer alan bilgiye göre, Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcılığı görevine tayin edildi.

Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar kimdir?

Konya’da 1966 yılında doğan Prof. Dr. Mehmet Emin Birpınar, 1988 yılında İstanbul Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Yüksek lisans ve doktora eğitimini de Yıldız Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Anabilim Dalı’nda tamamlayan Prof. Dr. Birpınar ayrıca, 1991 yılında İtalyan Üniversitesi’nde, 1994 yılında ise Hollanda Delft Teknoloji Üniversitesi’nde inşaat mühendisliği alanında yüksek lisans eğitimi aldı. 2009 yılında ise Profesör unvanını alan Mehmet Emin Birpınar, halen Yıldız Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyeliği yapıyor.

2013 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığında Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Prof. Dr. Birpınar, bu göreve atanmadan önce 2011-2012 yılları arasında İstanbul Çevre ve Şehircilik İl Müdürü; mülga Çevre ve Orman Bakanlığı’nda ise 2003-2011 yılları arasında İstanbul İl Çevre ve Orman Müdürü olarak görev yaptı.

Prof. Dr. Birpınar, kısa adı Barselona Sözleşmesi olan Akdeniz’in Kirliliğe Karşı Korunması Sözleşmesi’nin 2013 yılı Aralık ayında İstanbul’da gerçekleştirilen 18. Taraflar Toplantısında 2014-2015 dönemi için büro başkanı olarak seçildi. 9 Nisan 2015 tarihinde Prof. Dr. Birpınar ayrıca, Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi uyarınca gerçekleştirilen uluslararası iklim değişikliği müzakerelerinde Türkiye’yi temsil etmek üzere başmüzakereci olarak görevlendirildi.

Su Mühendisliği Araştırma ve Geliştirme Merkezi (WERDEC), Uluslararası Su Mühendisliği ve Araştırma Derneği (IAHR), İnşaat Mühendisleri Amerikan Cemiyeti (ASCE) üyesi olan Prof. Dr. Birpınar, çeşitli dernek ve vakıflarda yönetim kurulu üyesi olarak da görev yapmaktadır. Ayrıca, bilimsel dergilerde, ulusal ya da uluslararası kongrelerde, yüzden fazla makale, bildiri vs. yayınlamış olup, çeşitli gazetelerde köşe yazarlığı da yapmaktadır.

 

(Hürriyet)